:
Otman Baba
yolcu_58
25-09-2006, 11:06 AM
OTMAN BABA
Otman Baba adı her zaman Sarı Saltuk, Kızıl Deli Sultan gibi batıda tekke kurmuş pirlerle birlikte anılır. Tekkesi Bulgaristan sınırları içinde bulunan Hasköy’dedir. ölümünün hemen ardından kendi adına yazılmış Otman Baba Vilayetnamesi’yle ünlenmiştir. Bu Vilayetname yol evlatlarından Küçük Abdal tarafından kaleme alınmıştır. Bu yol evladı Otman Baba’nın yolunu iyi öğrenmiş, onun tarikatının yollarını, geleneklerini, tekkesinde neler yaptığını, neler yapmak isteyip de yapamadıklarını çok iyi bilen bir halifesidir. Bu velayetnameye göre Şeyh Otman Baba yedi dilimli taç giyer, bunlardan iki dilimlisi Elifi Horasani, dört dilimlisi de Hüseyini taç diye adlandırılmıştır.
Otman Baba’nın doğumu konusunda yeterli bilgi bulunmamasına karşın onun l478’de Hakka yürüdüğü hakkında kayıtlar vardır. Bu büyük Kızılbaş pirinin görüşleri Avrupa topraklarına yayılmış, çeşitli bölgelerde tekkesinde yetiştirdiği öğrencileri vardır. Bu öğrencileri Baba’nın görüşlerini Alevi Bektaşi felsefesi çerçevesinde yaymışlardı.
“Kızılbaşların yayılma bölgesi, Romanya ‘da Babadağ’dan başlayarak bütün Karadeniz kıyısınca uzanır. Kuzey-doğuda Silistre ‘yi, Dobruca, Kubrat, Razgart, Rusçuk, Targovişte, Sliven, Yaınbol, Otman Baba taif1sinin bulunduğu Haskova Kırcali ile Rodop dağlarına ve Balkanların en büyük Kızılbaş merkezi olan ünlü Kızıl Deli tekkesinin bulunduğu Yunanistan ‘da Dimetoko ‘ya kadar Deliormcın bölgesini içine alır” (MELİKOFF, İrene: Uyur iken Uyardılar, s.140 )
Balkanlar’da Alevi yerleşimi ve genişlemelerı içinde payı bulunan pirlerden bir tanesi şüphesiz ki Otman Baba’dır. Otman Baba, Sarı Saltuk, Kızıl Deli Sultanlar olmasa idi Balkanlarda insansal fikirlerin, yani özü insan diyen,eşit üretip,eşit paylaşım yapan fikirler belki de uzun bir süre yayılma olanağı bulamayacaktı.
Balkanlar’da Alevi yerleşimi ve yayılmacılığı bir gereklilik olmuştu.
Aleviliğin yedi ulu ozanlarından birisi Otman Baba’nın okulundan yetişmişti. Bu konudaki görüşü yine Melikoff’a bırakalım “Yemini 1494-95 doğumlu olmalıdır. Bu tarih tarikate doğuş tarihi de olacaktır. Çünkü İbrahim Baba’nın müridi olan Yemini Akyazılı Otman Baba ‘nın tarikatındandı
Vilayetname’de Otman Baba şöyle anlatılmaktadır. “Ela gözlü, yassı yağırnılı, kızıl benzi vardı. Mücessem heybetli, nazan ibretli, zahiri kuvvetli, batın nihayetsizdi.
Otman Baba’nın asıl adı Hüssam’dır. O’na cömertliği nedeniyle de Gani diye de çağırırlarmış. Bazan isminin başına Şah kelimesi de kullanılarak Şah Hüsam Gani de derlermiş. Babalık mertebesine gelince de Otman Baba diye anılır olmuş. Adı ne olursa olsun birşey farketmez. Ancak Otman Baba’nın yaptıkları hizmetler ve yetiştirdikleri öğrenciler Rumeli topraklarını adeta fethetmiş gibidirler. Adı Hüsam Gani de olsa bunlar bu babanın adının duyulması için hiç de fark etmeyecekti.
Kaynak: Gülag Öz
Rojaazme
25-09-2006, 11:11 AM
bu makaleyi daha önçede okumuştum yinede okumak güzeldi elinize sağlık can.
yolcu_58
25-09-2006, 11:13 AM
bu makaleyi daha önçede okumuştum yinede okumak güzeldi elinize sağlık can.
teşekür ederim saolun begenmenize sevindim
Mustafa Kemal
27-10-2006, 06:29 AM
http://static.ideefixe.com/images/101/101497_2.jpg
Şevki Koca: Odman Baba Vilayetnamesi Vilayetname-i Şahi Gö’çek Abdal
Odman Baba Vilayetnamesi Vilayetname-i Şahi Gö’çek Abdal
Bu çalışmamıza referans tekil eden eser;
Göçek Abdal (Köğçek Abdal, Küçük Abdal, Göğçek Abdal gibi isim ve mahlaslar ile de anılır) ismiyle ma’ruf, Od’man Baba’ya muti bir derviş’in yine Vilayetname’de bizzat kendisinin bildirdiğine göre, Od’man Baba’nın vefatından altı yıl sonra Hicri takvim ile 888 (Miladi 1484) yılında, kaleme alınmıştır. Mevcut esere, “Vilayetname-i Şahi” veya “Vilayetname-i Sultan Baba” isimleri de denilmektedir. Söz konusu eser’in dominant kimliği olan Od’man Baba; Hacı Bektaş Veli kültür organizasyonuna dahil, Yesevi inanç sistematiğinin tasavvufi ve sosyal diaspora’sının Anadolu ve Balkan toprakları içindeki misyoner tipolojisinin, özgün bir örneğidir. Bir diğer bilinen ismi ise, Hüsam (keskin kılıç) olup, yine kendisine, kerem-mürüvvet ve bereket anlamlarına gelen Gani mahlas’ı da verilmiş olup, Od’man Baba dışında Hüsam Şah Gani olarak da anılmaktadır. Tarihsel verilere göre, Şücaaddin Veli ismiyle bilinen Şüca Sultan’ın çağdaşı olarak kabul edilmektedir. Öte yandan Cenab-ı Hakk’ın Celal esmasının müteradifi olan ateş’e benzetilerek, kendisine; Od’man (Ateş-adam) denmesi, kısaca “Vahdet-i mevcud” olarak anılan irade’nin yekliği düşüncesinin pratike edilme postülatıdır.
Vilayetname’den (Velayetname de denilir) elde edilen bilgilenmeye göre, Od’man Baba’nın vefat tarihi, Hicri 882 yılının, Recep ayının sekizinci günü olup, miladi takvim ile 13 ağustos 1478 tarihinde denk gelmektedir. Ve yine vilayetname’deki ifadeye göre, Fatih Sultan Mehmet’te, Od’man Baba’nın ardından iki yıl, sekiz ay sonra, miladi takvim ile 3 Mayıs 1481 tarihinde Hakk’a yürümüştür. Od’man Baba’nın, Rum’a geliş tarihi, Hicri 833 olarak tesbit edilmiştir.
Od’man Baba’dan sonra, yerine Kutub olarak Hacı Bektaş Veli Dari-gahı Halife Baba’larından Akyazılı Sultan’ın (Akyazı’lı İbrahim Sani Baba) geçtiğine dair bilgilere de, Miladi 1519 yılında (Hicri 952) Akyazılı Sultan ardalarından Yemini tarafından kaleme alınan “Faziletname” isimli eserde, manzum cümleler ile yer verilmektedir. (Yemini’nin Bektaşiy’ye tarikatı kültür argümanlarındaki bilinen ismi de, Hafız Kelam Yemini’dir) Söz konusu şiir (nefes) şu şekildedir;
Sekizyüzseksensekiz olunca hicret
Dem-i fani’dir o şah etti rihlet
Hüsam Şah idi ismiyle o sultan
Gani Baba der idi bazı insan
Nişan-ü kısveti seb-ül mesani
Yerine kutb oldu İbrahim Sani
Resul’ün hicret’inden anla ahir
Dokuzyüz bir içinde oldu zahir
Ki şimdi aleme ol candır kutub
Adı Akyazılı Sultan’dır kutub
Şiir’deki tarihe göre, Hicri 901 (M. 1495) yılında, Akyazılı Sultan’ın Kutub olarak atandığı belirtilmektedir. Ancak, diğer taraftan Yemini’ye göre Od’man Baba’nın vefatı Hicri 888 gösterilmesine karşın, Göçek Abdal Hicri 882 tarihini esas almaktadır. 1997 yılı, Kasım ayında Hakk’a yürüyen, Bedri Noyan Dedebaba Demir Baba Vilayetnamesinde adı geçen Od’man Baba’nın soy zincirini, şu şekilde tesbit etmiştir:
“El-Hüsameddin bin İbrahim; bin İmam Musa Kazım, bin İmam Ca’fer Sadık, bin İmam Muhammed Bakır, bin İmam Zeynel Abidin, bin İmam Hüseyin, bin İmam Ali ve Od’man Baba’nın ismi, Hüsam’dır ve atası, Seyyid Ali’dir. (Bkz. Demir Baba Vilayetnamesi. Doç. Dr. Bedri Noyan. Can Yay. S. 53 İST) Yine aynı eseri karine alan, Bedri Noyan Dedebaba, Od’man Baba’nın yedi terk’li tac ile gezinmesini, soyunun 7’nci İmam olan İmam Musa-i Kazım’a çıkmasına, bağlamaktadır.
Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün, “İlk Mutasavvuflar” isimli ünlü eserinde, Muhiddin Abdal (Kaligralı) isimli bir derviş’in bir dörtlüğünde, Od’man Baba’yı Pir olarak, mürşidi gösterdiğine değinmektedir. Söz konusu kıt’a şu şekildedir;
Şahım da rehberim oldu
Heman kıble’m nur’um oldu
Gani Od’man Pirim oldu
Anın eteğin tuttum ben
Söz konusu Derviş Muhiddin’in Hicri 880 (Miladi 1475) tarihinde kaleme aldığı “Hızırname” isimli manzum eserinde, Od’man Baba ve Akyazılı Sultan hakkında bilgiler mevcut’tur.
16’ncı yüzyıl’da yaşamış olan Feyzi Hasan Baba; kendisi, Od’man Baba Dergahı Postnişini Zati Baba’dan nasib almıştır. (Bkz. Bektaşi Şairleri ve Nefesleri. Turgut Koca Baba İst. Saatli Maarif Kitaphanesi. 1990 Shf. 143) Od’man Baba’nın bir isminin de, Sultan Baba olduğunu belirtmektedir. Konu ile ilgili şiir, şu şekildedir;
Nur-ı Ahmed seyr-i Hayder Hazret-i Od’man Baba
Namı Hüsam Şah Gani’dir bir adı Sultan Baba
Diğer yandan, Rüstem Abdal isimli bir Bektaşi dervişi tarafından (H. 1155-M.1742) tarihinde kopya edilen Onbeşinci yüzyılda yaşamış olan Sadık Ab’dal’ın divanında (Divan-ı Sadık Abdal. Ankara Genel Kütüphanesi. A 15/35 No’da mahfuz) Odman Baba’dan aşağıdaki beyitler ile söz edilir. (Bkz. Bektaşi Şairleri ve Nefesleri. Turgut Koca. İst. Maarif Kitaphanesi. 1990. Shf. 44)
“Dahi mahlas dediler ana Od’man
Anın sen batın ismin anla talib
Ki arifler dediler bil Gani Şah
Gani’dir bi-zeval ol kutb-i galib
Serapa nur idi ol şah-ı zinnur
Hakk’ı buldu erişen ana talib”
Evliya Çelebi, “Seyahatname”sinde Od’man Baba hakkında şu bilgileri kaydetmektedir:
“Od’man Baba, Hacı Bektaş-i Veli tarikatındandır. Musa’yı Kazım’ın soyundan Seyyid Ali’nin oğlu Hüsameddin’in çocuğudur.
Adı Hüsam Od’man’dır. Madendere’sinin kenarında, Edirne’ye giden yolun sağ tarafındaki, ormanlık ve yeşillik yeri yurt edinmiştir. Tekye’deki Kış meydanını ikinci Bayazıd, Yaz meydanını Yahya Paşa oğlu Mehmed Bey yaptırmıştır. Türbesinde; hırkası, seccadesi, tabl ve nakkaresi ve yedi terk’li tac’ı bulunup, korunmuştur.” (Turgut Koca, Bektaşi Tetkikleri, Ş. K.’da mahfuz)
Muhtar Yahya Dağlı, “Bektaşi Tomarı” isimli çalışmasında Od’man Baba’ya ilişkin şu bilgileri vermektedir:
“Mezarı, Edirne, Hasköy (Haskova) ılıcaları yanındadır. Üzerinde Malkoç Oğulları tarafından kubbeli bir bina yapılmıştır. Evvelce Edirne halkı her yıl, arabalar ile gelip ılıcalarda eğlenir ve daha sonra asitane’yi ziyaret ederlermiş.”
Ahmet Yaşar Ocak, “Bektaşi menkıbelerinde İslam öncesi İnanç motifleri” isimli eserinde, (Bkz. Enderun Kitabevi-İst. 1983 Shf. 16) Od’man Baba’nın doğum tarihini, Velayetname-i Şah-i’ye dayanarak, Hicri 780 (M.1379) olarak zikretmektedir.
Ayrıca, Noyan Dedebaba, “Demir Baba Velayetnamesi” önsözünde, Emirçin Od’man Baba’dan söz etmektedir. Tesbiti şu şekildedir;
“Ana, babası bu çocuğu Yesevi dergahına adamış; çocuk kışın şeyhine taze üzüm getirir, keramet gösterirmiş. Çin’den gelen tüccarlar, oradaki bir ejderhanın öldürülmesini rica etmişler. Ahmed Yesevi, bir küçük Od’manın beline tahta kılıç kuşatarak Çin’e yollamış. Od’man ejderi öldürmüş. Bu yüzden Emirçin takma adı verilmiş. Sonradan Rum diyarına yollanmış. Hicri 600 (Miladi 1203) tarihlerinde Rum’a (ya’ni Anadolu’ya) gelip, Bozok Sancağı civarında Od’man Baba Tekkesi adında bir tekke kurmuştur.”
Vilayetname-i kaleme alan Göçek Abdal hakkında vilayetname kapsamı içinde kendisi hakkında verdiği bilgiler dışında, bir malumat tesbit edilememiştir.
Turgut Koca Baba, daha önce adı geçen “Bektaşi Nefesleri ve Şairleri” adlı eserinde, kendisinin Kuran ve Hadis kültürüne hakim bir zat olduğundan söz etmektedir. Şiirlerinde genellikle, mesnevi tarzı ön plandadır. Yazmış olduğu Velayetname’nin, kendi türündeki eserlerin ilki olduğu iddiası varsa da, doğru değildir. Söz gelimi, Bedri Noyan Dedebaba’nın dilimize kazandırdığı bir Hacı Bektaş Veli Vilayetname’sinin tarihsel muhtevası hakkında, yine Bedri Noyan Dedebaba’nın verdiği bilgiler, şu şekildedir:
“Bir yazısında, Hasan Fehmi Bey, Od’man Baba Vilayetname’lerinden, te’lif itibariyle daha ziyade kıdemli olduğunu söylüyor ki, bunu anlamadım. Fakiyr’de bulunan güzel bir ta’lik yazı ve sonunda 24 Mart 1304, 28 Şevval 1305 (1887 M.) tarihinde “Derviş Abd-ün Nebi ez keza-yı Berat” cümlesi ile, yazarın adı ve kopye ediliş tarihi gösterilmiş olan bir Vilayetname-i Hacı Bektaş Veli vardı. Bu Vilayetname’nin, 380 ile 381’nci sahifesinde, şu tarihi kayıt yazılıydı:
Türbesinin üstünü kurşunlayan
Şah-ı Sultan Bayazıd’dır bi-güman
Ömr-ü baht-ın eylesin Allah Ziyad
Ta kıyamet devletiyle baki bad
Hak’ka minnet ahir oldu bu kitab
Var ümidin akıbet ola sevab
Resulün hicreti altıyüzkırkdörtte
İrişmişdi meşanım bu dertte
Yazub nakleyledik bu yadigarı
Cihanda kala bizden sonra bari
Okuyanlar, hayrile yad eylesin
Hakk anı korkudan azad eylesin
Halep şehrinde Baba Bayram
Ravzasında bu kitab oldu tamam
Mustafa Kemal
27-10-2006, 06:30 AM
Kaydı vardır. Fakiyr’deki diğer yazma Velayetnamelerde bu tarih, Yediyüzkırkdört olarak kayıtlıdır. Od’man Baba Vilayetname’si H.888’de yazıldığına göre, Hacı Bektaş Vilayetnamesi, ondan daha eskidir. Esasen Od’man Baba’da, Hacı Bektaş’tan yüzelli-ikiyüz yıl daha sonra yaşamıştır.” (Bkz. Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba, adı geçen, Demir Baba Vilayetname’si.)
Yukarıda, Bedri Noyan Dedebaba’dan alıntıladığımız şiir’in yazarı olan Baba Bayram ile ilgili olarak, Abdülbaki Gölpınarlı, 1958 yılında yayınladığı, Hacı Bektaş Vilayetnamesi önsözünde; “16. yüzyılda Divane Mehmet Çelebi ile Horasan’a giden ve dönüşte Halep’te kalan Bektaşi Baba Bayram’dır” demektedir.
Yine Od’man Baba Vilayetnamesinin, Saru Saltuk ile ilgili bölümlerinde, Hacı Bektaş Veli Vilayetname’lerinde geçen bir rivayet’ten söz edilir. Öyküye göre kaynar kazana giren Saru Saltuk, çok uzaklarda olan Hacı Bektaş’a malum olur ve Sulucakarahöyük’de bir mermer üzerine eliyle su serper ve soranlara “Saru Saltuk’un kazanı” soğuttuğunu söyler,
Bu durumda, Gö’çek Abdal’ın daha önce muhakkak ki bir Hacı Bektaş Veli Menakıbnamesi okuduğu ortaya çıkmaktadır.
Od’man Baba, (1490 sonrası, Balım Sultan tarafından kurumlaştırılan Mücerred “hiç evlenmemiş-kudsal Bekar” Derviş’lik sisteminin, Balım Sultan öncesi de mevcud olduğunun belgesi olmak bakımından ilginçtir) hiç evlenmemiş ve hatta, Vilayetnamenin bir yerinde, mücerred (kutsal bekar) olmayan mürşid’lerin, kutup olmayacağını beyan etmiştir.
Bugün özellikle Balkanlar’da (Deliorman, Dobruca, Tuzluk, Gerlova) adına yolu sürdüren Kızılbaş Sürekleri olduğu gibi (Bkz. Trakya Sürekleri, Şevki Koca. Cem Dergisi. Ağustos 2000 Shf. 54) İstanbul, Firüzköy ve Zeytinburnu semtlerinde, ve Eskişehir yöresinde Seyyid Battal Gazi Türbesi civarında Od’man Baba (Hüsam Şah Gani) süreklerine tesadüf edilmektedir.
Od’man Baba Vilayetnamesi dil özellikleri bakımından, halka inmiş halisane bir Türkçe’nin özgün nitelikleri ile bezenmiştir. Betimlemelerdeki, devrik gibi görünen cümleler dahi, tamamıyla halk kokmaktadır. Burgazi’nin “Fütüvvetname”si veyahut Kaygusuz Abdal’ın “Budalaname”si gibi, mensur risalelerde, hep bu türden bir lisan sıcaklığı ile başbaşa kalırız. Ayrıca terim ve kelime zenginliği bakımından da hayli ilgi çekicidir. Gerçek ve otantik bir Türk nesri için örnek teşkil edebilecek, orijinal mahiyette bir çok deyim içermektedir. Öte yandan, az dikkat ile, günümüz insanının dahi rahatlıkla anlayacağı söz konusu cümle ve kelimelere zorunlu olmadıkça, müdahale etmemeye özen gösterdim. Ve giderek bu anlatımdaki görkem’e ancak kendi hususiyeti içinde ulaşabileceği kaygısı ile, müdahale hakkını kendimde göremedim. Öte yandan, Gö’çek Abdal, Od’man Baba’nın İrşad Lisanının da, Oğuz dili ve lehçesi olduğunu, Vilayetname içinde belirtmiş ve yer, yer Oğuz dilinin senkronatif özelliklerine de yer vermiştir.
Doç. Dr. Bedri Noyan Baba; Od’man Baba Vilayetname’lerinden bir nüshanın, dergahlar kapatılmadan önce, Hacı Bektaş ilçesi merkez dergahı kütüphanesinde olduğunu belirtmektedir. (Demir Baba Vilayetnamesi, Can Yay.) Dergahtaki bu nüshanın H. 1173 (M.1759) yılında, kopya edildiğini belirterek, yirmişer satırlı sahifeler halinde, toplam ikiyüzaltmış sahife olduğunu ifade etmektedir.
Ahmet Yaşar Ocak ise, Od’man Baba Vilayetnamesine ilişkin tek nüshanın, Cebeci Halk kütüphanesi, No: 495’de kayıtlı olduğunu belirtse de, 16’ncı yüzyıla ait bir başka nüshanın da, A.Sadık Erzi’de bulunduğunu ancak kaybolduğunu zikretmektedir.
Diğer taraftan, fakir kulunuzun bizzat tanıdığı, halen İstanbul, Zeytinburnu muhitinde mukim sayın Taki Coşkun Bey’de bir adet orijinal yazma nüshanın olduğunu biliyorum. Hatta, Sayın Hakkı Saygı, 1996 yılında yayınladığı oldukça özet olan “Otman Baba Vilayetnamesi”nde, bu nüshayı esas aldığını belirtmektedir.
Velayetname’ye ilişkin kısa ve özet alıntılar, daha önce başta Abdülbaki Gölpınarlı olmak üzere birçok yazar tarafından kamuoyuna sunulmuştur. Yine Hasan Fehmi Bey, 1927 yılında yayınladığı “Otman Baba Vilayetnamesi”nde, oldukça özet bir çalışmaya başvurmuştur. Yine Tarihçi Cemal Kutay 1965 yılı, “Tarih Konuşuyor” adlı derginin değişik sayılarında, söz konusu Vilayetname’den alıntılara başvurmuştur. Hazırlamış olduğumuz bu çalışmaya mesned teşkil eden yazma ise; Ünlü Mücerred Ahmet Sırrı Dedebaba’nın (Kahire, Magaravi yada Kaygusuz Abdal Dergahı, son postnişinidir. Mehmet Lütfi Baba’dan sonra postnişin olmuş ve 30 Ocak 1949 tarihinde, bir araya gelen Mücerred Halife Babalarca Hacı Bektaş Postnişini-Dedebaba, seçilmiş olup, 1965 yılında Hak’ka yürümüştür.) 1950 yılında, İstanbul Erenköy’e geldiği sıralarda, merhum Pederim Turgut Koca Baba’ya sunmuş olduğu bir yazma nüshadan, Turgut Baba’nın kendi el yazısı ile istinsah ettiği kopya’dan, alıntılanmış ve tam tekmil Tek Od’man Baba Vilayetnamesi’dir. Eldeki yazma belgede, Turgut Baba yer-yer Osmanlıca’ya yer vermiş, ancak “esere-ötere” kullanmaksızın kaydetmiştir. Yine zamanın getirdiği tahribat ile Latin harfleriyle yazdığı bölümler de, oldukça zor çözümlenmiştir.
Ahmed Sırrı Babanın, Turgut Koca’ya verdiği orijinal yazma Vilayetname suretinin, yine Vilayetname sonunda verilen bilgiden anlaşılacağı üzre; Omar Kara Kürklü (M.1759) ve Muharrem ayının ilk Pazartesi günü olduğunu belirtiiği nüsha’dır. Öte yandan, Bedri Noyan Dedebaba’nın daha önce bahsettiği, Pirevi kütüphanesinde olup ta bugün için kayıp görünen suret olma ihtimali, yüksektir. Yine bilindiği, Ahmed Sırrı Baba’nın vefatı sonrası, birçok doküman Leiden Üniversitesi kitaplığına, kayıt ile devrolunmuştur.
Vilayetname, altmışaltı Farsça başlık altındaki öykü örgüsü içinde dizayn edilmiş ve almışaltı sayısı ile de huruf-u ebced tekniği gözetilerek, Cenab-ı Hak’kın huruf-u ebced’deki yazılım mazharına denk düşürülmek istenmiştir.
Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre, Od’man Baba Vilayetnamesi, bilinen Vilayetnameler-den en hacimli olanaklarından biri olmaktan maada, Kitab-ı Dede Korkut ile başlayan ve Battalname, Danişmendname ve saltıkname ile devam eden zincirin bir parçasıdır. (Bkz. A. Gölpınarlı, Hacı Bektaş Veli Menakıbnamesi) söz konusu Vilayetname, gayr-ı resmi tarih araştırmacılarının dikkatini çekebilecek, tarihi ve coğrafi öğe ve unsurlar ile doludur. Eserde, Zağra, Kaliğra (Balçıkhisar), Tetova, Tırnova, Eski Edirne, Ağaçdenizi (Deliorman), Akkadınlar (Dulova), Karalar, Selanik, Vardar, Vidin, Yanbolu, Samandra gibi dönemin Osmanlı Balkan’ına ilişkin yöresel bilgiler mevcuttur. Öte yandan, anlatımda öyküler kronolojik bir sıralamaya değil, daha çok olay örgüsüne dayandırılarak ifade edilmiştir.
Vilayetnamede yine, Vahdet-i Mevcud adı ile bilinen, İstidatlar yasasının, teknik terkipleri olan; hulul, ittihad, tecessüd, tenasuh gibi devri kavramların, özellikle Od’man Baba’nın şahsında oldukça sık kullanıldığına tesadüf edilmektedir.
Vilayetname; Vahdet-i Vücud ile Vahdet-i Mevcud arasındaki telesofik farkı göstermesi açısından oldukça ilginç imgeleyim ve betimlemeler içermektedir.
Kısaca, yayın yaşamımızdaki önemli bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu çalışmayı, Kültür Bakanlığımızın katkılarıyla, arzetmiş bulunmaktayım.
Sehvi kusur ve hatalarımız olmuş ise, okuyanlar onaralar ve yüzbin dua ile analar.
yolcu_58
27-10-2006, 02:13 PM
sayın mustafa kemal abi bu güzel bilgileri bizlerle paylaştıgın için saol asın emegine saglık
saygılar
servet ali
03-11-2006, 04:35 AM
BU SÖYLENEN LERİN ÜZERİNE PUANIMIZ ÇOGALMASI ADINA CANLARA SEVGİLERİMİ SAYGILARIMI YOLLUYORUM. Ara,bul.
Kadınları okutunuz.
İncinsen de, incitme.
Murada ermek sabır iledir.
Doğruluk dostluk kapısıdır.
Araştırma açık bir sınavdır.
Eline, beline, diline sahip ol.
Her ne ararsan kendinde ara.
Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
Marifet ehlinin ilk makamı edeptir.
Okunacak en büyük kitap insandır.
İnsanın cemali sözünün güzelliğidir.
Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız.
Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme.
İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
İlim,hakikate giden yolları aydınlatan ışıktır.
Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız.
Fukara-i Abdal
07-10-2008, 05:56 AM
Halep şehrinde Baba Bayram
Ravzasında bu kitab oldu tamam
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.