PDA

: Kerbela'nın İntikamı TEVVEBİN


Rojaazme
25-09-2006, 07:28 AM
Kerbela'nın İntikamı

TEVVEBİN

Kerbela'nın İntikamı

Emevi padişahı Yezid, 10 Ekim 680'de Kerbela'da İmam Hüseyin'i şehit ettirmişti. Fakat, Emevi yönetimine Zübeyr'in oğlu Abdullah da isyan etmiş, Mekke'ye hakim olmuştu. Yezid, bu isyanı bastırmak isterken 683 yılında öldü. Yerine getirilen oğlu Muaviye (Küçük Muaviye) hilafetin kendilerinin değil Ali ailesinin (Ehlibeyt'in) hakkı olduğunu söyleyince Mervan tarafından zehirletilerek öldürüldü (683). Hilafet makamına Mervan geçti ama bu kez de o 684'te yatağında boğularak öldürüldü.

Bu kargaşa ortamında İmam Hüseyin'in yandaşları Kufe'de bir araya gelerek öc almaya karar verdiler. 683 yılında başlayan bu eylem, İmam Hüseyin'i Kerbela'da yalnız bırakan ve bunun acısını-utancını duyan insanlar tarafından yönlendiriliyordu. Önderliği ise Süredoğlu Süleyman yapıyordu. Bunlar, İmam Hüseyin'in öcünü almak için 684 yılında Kufe yakınlarındaki Nahile bölgesinde toplanmaya başladılar. Sayıları giderek 17 bini bulmuştu. (İbn Kesir, c.8, s.406). İmam Hüseyin'i yalnız bıraktıkları için suçluluk duyan ve tevbe etmek için harekete geçen bu intikamcılara Tevvebin adı verilmiştir. Bunlara Medain Valisi Hüzeyfeoğlu Sad da katılmıştı.

Süleyman'a bağlı güçler, İmam Hüseyin'in kabrini ziyaret edip ağladılar ve orada bir gün boyunca dua ettiler. Sonra da Emevilerden öç almak için Şam üzerine yürüdüler. Aynülverda'da Süleyman'ın güçleri kendilerinden kat kat fazla Şam ordusuyla kahramanca savaştılar. Savaşta Süleyman şehit oldu (684). İki ordu da geri çekildi. Tevvebin, Kufe'ye döndü.

Bundan sonra isyancıların liderliğini Ubeyd es Sakafi oğlu Muhtar üstlendi.

Muhtar, Kufe'de siyasi çalışmalar yapıyordu. O, Emevilerin başbakanı Ziyadoğlu Ubeydullah'tan intikam almaya çalışıyordu. Bunun için de Hazreti Ali'nin yaşayan oğlu Muhammed Hanefi'yi imam ve mehdi ilan etmiş, onun adına biat almaya başlamıştı. Kufe'deki Ali yandaşları böylece Süleyman ve Muhtar yandaşları olmak üzere ikiye bölünmüştü.

Ubeydullah, bunu öğrenince onu yakalatıp önce hapse attırmış, sonra da Kufe'den sürmüştü.

Muhtar Kufe'den Hicaz'a gitti ve orada halife kabul edilen Zübeyroğlu Abdullah'ın en büyük komutanlarından birisi oldu. Muhtar, Yezid'in ölüm haberini alınca yeniden Kufe'ye döndü. Muhtar, Kufe'de, Ehlibeyt'ten yana olduğunu, onların öcünü almak ve ışığını yaymak üzere geldiğini, Muhammed Hanefi'yi de imam tanıdığını söylüyordu.

Muhtar, Süredoğlu Süleyman'ın başlattığı hareketin yanlış olduğunu, onun tecrübesizliği sonucu yenileceklerini de dile getiriyordu.

Bu sırada Kufe'de Zübeyroğlu Abdullah'ın adamları hakim idiler. Tehlikeli siyasal girişimi yüzünden hapse atılan Muhtar'ı, araya Ömer'in oğlu Abdullah girerek serbest bıraktırdı.

Bundan sonra Muhtar yenilgiye uğramış Tevvabin güçlerini örgütledi. Bu arada Şii güçleri etkilemek için Muhammet Hanefi ile bağlantısını sürdürüyordu. Bu bağı kullanan Muhtar, dönemin ünlü askerlerinden ve Hazreti Ali'nin başkomutanlarından Eşter'in oğlu İbrahim'i de yanına çekti.

Bunlar, 685 yılında “Hüseyin'in intikamını alalım!” parolasıyla eyleme başladılar. Muhtar ordusunun komutanlığını Eşteroğlu İbrahim yapıyordu. Bunlar, önce Kufe'deki İbn Muti'nin kuvvetlerini yendiler, şehri ele geçirdiler. Muhtar, bundan sonra Irak ve Horasan'daki şehirlere kendi komutanlarını ve valilerini gönderdi. Kufe'ye hakim olan Muhtar, İmam Hüseyin'in katillerini aratmaya, bulduklarını öldürmeye başladı.

Emevi başbakanı Ziyadoğlu Abdullah bunlara karşı 80 bin kişilik orduyla harekete geçince, Muhtar, İbrahim'i ona karşı gönderdi. Bunun üzerine Kufeli Emevi yandaşları isyan ettiler. Bunlar şehrin ileri gelenleri idiler ama sonunda yenildiler ve içlerinden Hüseyin'in katline karışanlar öldürüldüler.

Kaçanlar arasında İmam Hüseyin'in katillerinden Zülcevşen oğlu Şimr de vardı. Muhtar, Muhafız Kuvveti Komutanı Ebu Emre'yi onun arkasından gönderdi. Ebu Emre lanetlik Şimr'i yakalayıp öldürdü.

Kufe'deki Hüseyin katilleri bir bir yakalandı. Muhtar bunların kiminin ellerini ayaklarını kestiriyor, kimisini ateşe attırıyor, kimisini oklarla delik deşik ettiriyordu.

Kerbela'da Şimr'in işaretiyle İmam Hüseyin'in başını kesen Yezid el-Esbahioğlu Havla da Ebu Amre tarafından ele geçirildi ve öldürüldükten sonra cesedi yakıldı. Hüseyin'in katillerinden Üseydoğlu Abdullah da feci biçimde öldürüldü. Bundan sonra İmam Hüseyin'i şehit eden ordunun komutanı Sadoğlu Ömer ele geçirildi ve başı kesildi

Rojaazme
25-09-2006, 07:29 AM
Bu arada Mekke'de egemen olan Abdullah, Muhammed Hanefi'yi zindana atmış ve “Eğer bana itaat etmezse onu yakacağım.” demişti. Muhtar adamlarını yollayıp Muhammed Hanefi'yi zindandan kurtardı.

686 yılında İbrahim ordusu Hüseyin'in şehit edilmesinde birinci derecede rolü olan Ziyadoğlu Ubeydullah'ı öldürmek üzere harekete geçti. İkisinin ordusu Musul civarında karşılaştı. İbrahim, savaş sırasında Ubeydullah ile karşılaştı ve ona bir kılıç vurdu. İbrahim'in bu darbesi ile katilin vücudu ikiye ayrılmıştı (İbn Kesir, c.8, s.451). Tevvabin güçleri burada Emevi ordusunu bozguna uğrattı.

Daha sonra Emevi karşıtı güçler birbirlerine girdiler. Mekke'de egemen olan Abdullah, kardeşi Musab'ı büyük bir ordu ile Muhtar'ın üzerine gönderdi ve onu öldürttü.

İbrahim, Kufe'de değildi ve çatışmada tarafsız kalmıştı. Kendisi Emeviler tarafından da çağrıldığı halde, O, Abdullah'ın tarafına geçmiş ve Emevilere muhalefetini sürdürmüştür.

İbrahim, 690 yılında Emevi padişahı Abdülmelik'in ordusuyla savaşırken şehit olmuştur.

Tevvebin hareketi kısa sürede sönüp gitse bile, bu isyan sonucunda Kerbela katliamına katılanlar cezalarını daha bu dünyada iken çekmişlerdir.

Tevvebin hareketi, İslam tarihinde, Alevi (Şii) hareketinin en açık biçimde ortaya çıktığı eylemler dizisi olarak yerini almıştır

Rojaazme
25-09-2006, 07:29 AM
Dördüncü İmam:

İMAM ZEYNELABİDİN

İmam Hüseyin'in oğlu olan dördüncü İmam Zeynelabidin, bir söylentiye göre miladi 656, diğerine göre ise 658 tarihinde doğmuştur. Annesinin, Şehrbanu olduğu söylenir.

Kerbela'da hasta olup savaşa girmesine babası İmam Hüseyin izin vermediği için katliamdan kurtulabilmiştir. Hasta olan Zeynelabidin'i, Şimr çadıra girip öldürmek istemişse de buna, halası Zeynep engel olmuştur. İmam Hüseyin soyu kendisinden yürüdüğü için, kendisi Adem-i Sani (İkinci Adem) veya Âdem-i Al-i Aba (Peygamber soyunun başı) adları ile de anılır.

İmamlık belgelerini, İmam Hüseyin, Kerbela'da, Zeynelabidin'e teslim etmiştir. Ondan sonra da sıra ile bu semboller devredilmiştir.

Adalete ve edebe son derece uymasıyla tanınan Zeynelabidin; geceleri yoksul evlerine yüzünü kapatıp yiyecek götürürdü. Kölelik sistemine karşı olduğu için, satın aldığı köleleri özgür bırakırdı. Yemeğini yetimlerle, yoksullarla yerdi.

İmam Zeynelabidin, bilgide döneminin en ileri gelen kişisi durumuna yükselmişti. Halktan büyük saygı görüyordu. Onun etkinliğinden, Emevi yönetimi çekiniyordu. Bu nedenle; İmam Zeynelabidin, 713 yılında, Emevilerden Velid'in saltanatı sırasında zehirlenerek şehit edildi.

Beşinci İmam:

İMAM MUHAMMET BİN ALİYYÜL BAKIR

Babası İmam Zeynelabidin olan İmam Muhammedül Bakır, 675 veya 676 tarihinde doğdu. Bilgide, kendisine engel ve sınır tanımadığı; her bilimsel sorunu açtığı için, yaran, açan anlamında Bakır künyesi ile anılıyordu.

Babasının kurduğu okulda eğitim ve öğretimi sürdüren İmam Bakır; dönemindeki bütün bilginlerin en üstünü sayılıyordu.

Onun zamanında Emevi saltanatının baskısı doruktaydı. Savaşlarda kazanılan ganimetlerle gözü boyanan halk, iktidarın zulmü karşısında sessizdi.

Bu arada Zeynelabidin'in diğer oğlu Zeyd, 737 tarihinde Emevi baskısına karşı isyan etti. Yakalanıp öldürüldü ve cesedi çırılçıplak beş ay asılı bırakıldı.

Alevilik yolu içinde, Zeyd'i tutanlar, bir mezhep meydana getirmiştir. Zeydiyye denilen bu mezhebin yandaşları genellikle Araplar arasından çıkmıştır. Zeydiyye, Sünniliğe oldukça yakın bir çizgidedir.

Zeyd'den beş yıl sonra da oğlu Yahya isyan etti, o da öldürüldü.

Hz. Ali soyunun etkinliğinden çekinen Emevi yönetimi 734 yılında (735 veya 736 da kabul ediliyor...) İmam Bakır'ı zehirleterek şehit ettirdi

Rojaazme
25-09-2006, 07:30 AM
Altıncı İmam:

İMAM CAFER’ÜS SADIK

İmam Sadık, 699 yılında doğdu. İmam Bakır'ın ölümünden sonra Aleviler, Cafer'üs Sadık'ı imam kabul ettiler. Onun dönemi, Emevi saltanatının çöküş yıllarıydı... Arap olmayanlara köle muamelesi yapan Emeviler yüzünden, diğer Müslüman uluslar, genellikle Ehlibeyt yandaşı oluyor ve Hz. Ali soyunu tutuyorlardı. Bu nedenle, Ehlibeyt yandaşları İran'da ve Horasan dolaylarında hızla çoğalıyordu.

İmam Cafer-i Sadık'ın imamlığı, Emevilerin yıkılış ve Abbasilerin kuruluş dönemine denk geldi. Ebu Müslim ayaklanmasının başarıya ulaşmasından sonra, iktidar direksiyonuna Hz. Muhammet'in amcası Abbas'ın soyundan gelenler geçtiler.

Bunlar da Emeviler gibi, ikinci halifeden itibaren Ali evlatlarına işkenceye başladılar.

Bu dönemde, Cebriyye adı verilen ve her türlü eylemin kaynağını Allah olarak gören, kişinin iradesini sıfır sayan felsefeye karşı, kaynağını Alevi düşüncesinden alan ve kişinin yeryüzüne gelmekle artık eylemlerinin sahibi olduğunu savunan Mutezile felsefesi oluşmuştu. Kişiyi sorumluluğa ortak eden bu anlaşıyın yanı sıra, en önemli akımlardan birisi de tasavvuf olarak ortaya çıkmıştı. Bu anlayışta, yaratan ve yaratılan kavramı kabul edilmiyor; var olan her şeyin Tanrı'nın izafi bir görüntüsünden ibaret olduğu savunuluyordu. Bu akımın Sünni kolu, giderek dünyadan el etek çekmeyi önererek zühdi bir niteliğe bürünürken, diğer kolu; batıni anlayışla birleşerek hukema anlayışını yaratıyordu. Bu anlayışa göre, evren, “hadis-i kadim”, yani en ilk yaratılandır. Melek, şeytan, cin insanın ruhsal durumlarının karşılığıdır... Din ise dünya ve insan yaşamını düzenleyen yasalar bütünüdür.

İmam Cafer, böyle karışık bir felsefi ortamda yetişti ve bütün bilginler tarafından ilmin başı kabul edildi. Ehlibeyt yolunun dönemine göre felsefesini ve kurallarını da sistemleştiren İmam Cafer'üs Sadık'ın bu çalışmaları yüzünden, Ehlibeyt yoluna Caferiyye adı da verilmişti.

Gerek ülkemizdeki çoğunluk mezhebi Hanefilik mezhebinin kurucusu sayılan Ebu Hanife, gerek İmam Malik bin Enes, İmam Cafer'den yararlanmışlardır

Feridüddin Attar, Tezkiretül Evliye adlı kitabında, İmam Cafer ile Hanefi Mezhebinin kurucusu olan Ebu Hanife'nin bir tartışmasını şöyle anlatıyor:

“Bir gün, İmam Sadık, Ebu Hanife'ye sordu: Akıl nedir? Ebu Hanife dedi ki: Akıl odur ki hayrı şerden ayırır. Sadık dedi ki: Bunu, hayvan bile bilir ve yapar. Örneğin; ona yem veren birisiyle onu döven birisini rahatlıkla ayırır... Bunun üzerine Ebu Hanife sordu: Peki sana göre akıl nedir? Sadık dedi ki: Akıl odur ki; iki hayırdan hayırlısını bile. İki şerden de daha ehven olanı ayırabile. Hayrın hayırlısını, şerrin de ehvenini yeğleye...”

İmam Cafer'üs Sadık'ın cennet ve cehennem hakkındaki değerlendirmesini yine Feridüddin Attar'ın kaleminden aktaralım:

“Tanrı'nın bu dünyada da uçmağı (cenneti) vardır; o da afiyettir... Yine Tanrı'nın bu dünyada tamusu (cehennemi) de vardır ve o tamu, beladır.”

İmam Sadık, insanlar için en değerli varlığın kitaplar olduğunu vurgulamak isterken, “Ölünce, çocuklarına kitaplarını miras bırak” demiştir.

İmam Cafer döneminde, Alevi yolunun kurallarının genel çizgilerinin ortaya çıktığı bir gerçektir.

Çağının en önemli bilgini sayılan İmam Cafer'in oğullarından olan İsmail, bir bölüm halk tarafından yedinci İmam (Onlara göre altıncı.) kabul edilmiş ve böylece Alevilikte, Zeydiyye'nin yanı sıra İsmailiyye adı verilen bir akım meydana gelmiştir.

Alevi düşüncesinin Batıni özelliğini vurgulayan ve onu Sünnilik'ten felsefe olarak net biçimde ayıran İmam Cafer'üs Sadık'tır. Bu nedenle, Aleviler, mezhep belirtmek gereğini duyduklarında, Caferi olduklarını söylemişlerdir.

İmam Cafer'üs Sadık, Abbasi halifesi Mansur tarafından 765 yılında zehirletilerek şehit edilmiştir

Rojaazme
25-09-2006, 07:30 AM
Yedinci İmam:

MUSA’L KAZIM

İmam Cafer'üs Sadık'ın oğlu olan Musa'l Kazım, 745 yılında doğdu. Alevi yolunun Hz. Ali anlayışına uygun olarak sürdürücüsü ve öğreticisi imamlardan birisi olarak, geceleri kimliğini gizleyerek yoksullara yiyecek dağıtır, düşkünlere yardım eder; her haraketiyle insanlara örnek olurdu. Şu sözler, onun Tanrı'ya ve insana yaklaşımını göstermesi bakımından anlamlıdır:

“Kulunda suçlar, günahlar çok; ama katında da bağışlamak, güzel lütuf ve ihsan çok...”

İmam Hasan soyundan Hüseyin, Abbasilere karşı ayaklanıp öldürülmüş, başı da halifeye getirilmişti. Halife, bu kişiyi tanıyıp tanımadığını İmam Musa Kazım'a sorunca, İmam çekinmeden, Hüseyin'i övmüştü...

İmam Musa, Harunürreşit zamanında, çoğu günlerini hapiste geçirdi. Sonunda, onun emriyle 799 yılında zehirleyerek şehit ettiler...
http://www.karacaahmet.com/arastirma.asp?id=42

celal
02-10-2006, 09:07 AM
sevgili kardeşim emeğine sağlık.çok merak ettiğim şeylerdi sayende aydınlanmış oldumhttp://www.albumcan.com/CELLONET/2.album

celal
02-10-2006, 09:09 AM
çok teşekürler

Rojaazme
02-10-2006, 11:45 AM
çok teşekürler sagolasın can allah allah ey vallah...

poyrazz
03-10-2006, 09:26 AM
Zehirle öldürme o zamanın en büyük silahımıydı ,İmamların çogu zehirletilmiş..Kalleşçe öldürülmüş.
Teşekkürler.
Sevgilerimle..

Rojaazme
12-12-2006, 12:10 PM
sizlerde sağolun dostlar..

Rojaazme
03-01-2007, 02:26 PM
Zehirle öldürme o zamanın en büyük silahımıydı ,İmamların çogu zehirletilmiş..Kalleşçe öldürülmüş.
Teşekkürler.
Sevgilerimle.. zehirli kılıçlardan çok kehbeler ve kahbeçilik varmış yığit gibi vuruşan olmamış

Rojaazme
17-01-2007, 12:51 PM
Geldi çün mâh-ı muharrem kıldı dehri rûşenâ
Hâtıt-ı uşşâka düştü mâcerâ-yi Kerbelâ
Çünki ol menzil musâhib mecma'-i bahr-i belâ
Teşnedil oldu şehid anda Hüseyn-i Müctebâ
Cem' olup Kûfe diyârında gürûh-i eşkıyâ
Âl ü evlâd-ı Resûl'e gördüler cevri revâ
Bir azim fitne uyandırdı Yezîd-i bî havâ
Söyle vellâhi sezâdır cânına lâ'net sezâ

Ol vefâsız bîrahmler kavl-i mergup ettiler
Kûfe'ye da'vet kılup irsâl-i mektup ettiler
Sanasın bin cân ile cânânı matlup ettiler
Sonra ahdi bozdular akvâli mekzûp ettiler
Sed çeküb mebzul Fırât'ı anda mahcûp ettiler
Bir azim fitne uyandırdı Yezîd-i bî hayâ
Söyle vallâhi sezâdır cânına lâ'net sezâ

Çün bilirdi nûr-i çeşm-i Ahmed-i Muhtâr idi
Vâlid-i Âl-i cenâb-ı Hazret-i Kerrâr idi
Mâder-i bint-i Resûl-i Hazret-i Zehrâ idi
Dâder-i pâk-i Hasen hulk-ı Rıza Hünkâr idi
Nesl-i peygamberliğin âyâ kim ızhâr idi
Bir azim fitne uyandırdı Yezîd-i bî hayâ
Soyle vallâhi sezâdır cânına lâ'net sezâ

Bir takım nâmerdleri munkad edüb fermânına
Ol Livâ-yi nahsı dikti Kerbelâ meydânına
Kahrı müstahsen görüb Âl-i Resûl'ün şânına
Bîgünah mazlumların girdi o zâlim kanına
Mansıb-ı dehri değişti devlet-i îmânına
Tâ be- mahşer lâ'net olsun kendine âvânına
Bir azim fitne uyandırdı Yezîd-î bî hayâ
Söyle vallâhi sezâdır cânına lâ'net sezâ

Allah Allah öyle bedbahtın olub fermanberi
Saymadı asla hukuk-ı Hazret-i Peygamber'i
Bir içim suyu dirîğ etti havâric leşkeri
Sûretâ islâm idi sîrette kâfir ekseri
Olmadı böyle musîbet devr-i âdamdan beri
Yâ nice yaş dökmesin erbâb-ı aşkın gözleri
Bir azim fitne uyandırdı Yezîd-i bî hayâ
Söyle vallâhi sezâdır cânına lâ'net sezâ

Bu Muharremdir zemîn ü âsümân ağlar bu gün
Vakt-i mâtemdir muhibb-i hânedân ağlar bu gün
Eşk-i hasretler döküp de tende cân ağlar bu gün
Âşkının dîde-i giryânı kan ağlar bu gün
Hâsılı feryâd edüb cümle cihân ağlar bu gün
Ağla Hıfzî aşk ile uftâdegân ağlar bu gün
Bir azim fitne uyandırsı Yezîd-i bî hayâ
Söyle vallâhi sezâdır cânına lâ'net sezâ

Hıfzi

destroyer
17-01-2007, 10:04 PM
Sevgili rojaazme güzel bir konu olmuş dost;

Bu intikamı alanlardan allah razı olsun...

Rojaazme
17-01-2007, 11:35 PM
Sevgili rojaazme güzel bir konu olmuş dost;

Bu intikamı alanlardan allah razı olsun...
ey vallah candost

alevi angel
18-01-2007, 08:54 AM
emeğine o güzel yüreğine sağlık... ayrıcada bu güzel bilgilerin için çok teşekkür ederim ROJAAZME o:o

Rojaazme
23-08-2007, 02:15 AM
emeğine o güzel yüreğine sağlık... ayrıcada bu güzel bilgilerin için çok teşekkür ederim ROJAAZME o:o ey vallah can..

Göktürkmen
26-08-2007, 06:12 AM
Allah Allah..Aşk-ı niyazla.. Elin kolun dert görmesin can..

Gizem_bn
26-08-2007, 06:31 AM
Emeğine yüreğine sağlık abim her zamanki gibi aytınlatıcı bilgiler vermişsin....

mehti313
26-08-2007, 06:52 AM
Sayin Rojaazme

Tevabbini tanima acisindan faydali bie yaziyi bizimle paylastigin icin tesekkür ederim.

Selam olsun Hüseyine ve yarenlerine,lanet olsun yezide ve taraftarlarina.

kentyorgunu
26-08-2007, 07:48 AM
Emeğinize sağlık,gerçekten aydınlatıcı oldu.

hakan_bjk
26-08-2007, 08:14 AM
İMAM ZEYNELABİDİN DEN KISA BİR ANEKDOT...

Kerbela faciasından sonra “Ehlibeyt” ile Şam’a götürülen Hz.İmam Zeynel Abidin; mescidde, hatibin Ebu Sufyan soyunu övüp Hz.Ali ve Hz.İmam Hüseyin hakkında kötü sözler söylemesi üzerine Yezid’e; “Benim de minberde Allah’ın rızasını elde edecek, meclis ehline ecir vermesine sebep olacak, birkaç söz söylememe müsâade eder misin?” buyurmuşlardı.

Yezid, müsaade etmek istememiş, fakat meclistekiler Hicaz ehlinin fesahatini duymak istediklerini söyleyip ısrar edince, müsaade etmek zorunda kalmıştı. Bunun üzerine Hz.İmam Zeynel Abidin, minberi teşrif buyurup Allah’a hamd-ü senadan, Hz.Resulullah’a ve “Ehlibeyti”ne salat-ü selamdan sonra şu hutbeyi beyan buyurmuşlardır:

“Ey insanlar, bize altı şey verildi ve yedi şeyle üstün edildik: İlim, hilim, cömertlik, fesahat, yiğitlik verildi ve mü’minlerin gönüllerine sevgimiz ihsan edildi. Seçilmiş Peygamber Muhammed bizdendir; onu ilk gerçekleyen, imanını ilk izhar eden Ali, Cafer Tayyar, Allah’ın ve Resül’ünün Arslanı Hamza ve bu ümmetin, iki torunu (Resulullah’ın iki torunu soyunu sürdüren iki hayırlı ümmet mesabesinde olan oğulları) ve Deccal’ı öldürecek Mehdi bizdendir; bunlarla da herkesten üstün bir makam ihsan edildi bize.

Beni tanıyan tanır; tanımayana da soyumu-sopumu haber vereyim:
Ey insanlar! Benim, Mekke’yle Medine’nin oğlu. Benim, Zemzem’le Safa’nın oğlu. Benim, abasının eteğinde Hacer’ül-Esved’i taşıyanın oğlu. Benim, herkesten daha iyi, daha güzel bir tarzda Hac törenini eda edenin oğlu. Benim, en hayırlı ve gerçek tavâf edip sa’yi ifa edenin oğlu. Benim, en hayırlı ve gerçek Haccedip ''Lebbeyk'' diyenin oğlu. Benim, buraka binip göğe ağanın oğlu. Benim, geceleyin Mescid’ül-Haram’dan Mescid’ül-Aksa’ya varanın oğlu. Benim, Cebrail’le Sidret’ül-Münteha’ya varan zatın oğlu. Benim, hakkında, ''Yaklaştı, yakınlaştı; iki yay kadar kaldı, yahut daha da yakın» denen zatın oğlu. Benim, gökte meleklerle namaz kılanın oğlu. Benim, Allah’ın dilediği, kendisine vahyedilenin oğlu. Benim, Muhammed Mustafa’nın oğlu. Benim, Aliyy’ül Mürteza’nın oğlu. Benim, Allah’tan başka yoktur tapacak deyinceye kadar halkla savaşanın oğlu. Benim, Resulullah’ın huzurunda iki kılıçla savaşanın, düşmana iki mızrakla vuranın, iki kere göçenin, iki bey’atte de bey’at edenin, Bedir’de, Huneyn’de dövüşenin, göz ucuyla bakıncaya kadar bile Allah’a şirk koşmayanın, Mü’minlerin Salihi, Peygamberlerin varisi olanın, dine bid’at katanların köklerini kazıyanın, Müslümanların sevgilisi kesilenin, savaşların nurunun, ibadet edenlerin zinetinin, ağlayanlara baştacı olanın sabırlıların en sabırlısının, Alemler Rabbinin Resûlü Yasin’in (Muhammed’in) soyundan olan, gecelerini ibadetle geçirenlerin en üstünü bulunanın, Cebrail’le güçlendirilen, Mikail’le yardım görenin oğluyum. Müslümanların haremini koruyanların oğluyum; dinden çıkanları gerçekten sapıp zulmedenleri, bey’atten dönüp ahdını bozanları öldürenin oğlu. Benim, Fatımâ’tüz Zehrâ’nın oğlu; Benim, kadınların ulusunun oğlu….”

Bu hutbe; hem Yezid’in yaptığını, hem Hz.Hüseyin’in kıyamını, hem dinin esasını, hem de imanın kudretini gerçeğin azametini göstermiş ve Yezîd’e uyanları hayrete düşürmüş, çoğunu ağlatmış, mescidde bir isyan havası estirmişti.

Alıntı:

Hz.İmâm Zeynel Abidin, sık sık Kerbela hadisesini hatırlar ve kendini tutamaz uzun uzun ağlardı. Böyle kendisini harap edercesine ağlamamasını söyleyenlere şu cevabı verirdi:

Hz.Yakup, oniki oğlundan birini kaybedince ağlamaktan gözlerine ak düştü. Görmez oldu. Halbuki kaybolan oğlu Yusuf sağ idi. Ben ise ''EhliBeyt''ten bütün yakınlarımın şehit düştüklerini gördüm. Bunların acısını yüreğimden nasıl çıkarabilirim?

Yezide binkez Lanet Olsun...

Mevlana Hz derki: Dogru ise ok gibi uzağa atarlar seni eğri ise el üstünde tutarlar seni..

Rojaazme abi yüreğine emeğine sağlık..

Rakoo
24-11-2007, 07:35 AM
eline yüregine saglık can paylaşımın için tşkler.