dede1
28-05-2007, 12:28 PM
Koçubaba’nın kimliğini öğrenmek için öncelikle Hacı Bektaşi Veli’yi tanımak yerinde olur.
Hacı Bektaş-ı Velî , İbrahim-al-Sâni diye anılan Seyyid Muhammed’ in oğludur.
Seyyid Muhammed, Musa-l-Sâni’nin oğludur.
Musa-l-Sâni, İbrahim Mükerrem –al-Mucab’ın oğludur.
İbrahim Mükerrem –al-Mucab ile Sultan-ı Horasan Aliyy –ibn-i Musa-l-Rıza kardeştir.
Aliy-al-Rıza, İbrahim–al- Mucab, Abbas, Kasım, Hamza’nın Analarının adı, Necmet-al-Nesevviye’dir.
İmâm –Aliyy-al –Rıza’nın kardeşi olan İbrahim–al- Mucab, İmâm Musa-l-Kâzım’ın oğludur.
Musa-l-Kâzım, İmâm Cafer-i Sâdık’ın oğludur.
İmâm Cafer-i Sâdık, İmâm Muhammed-i Bâkır’ın oğludur.
İmâm Muhammed-i Bâkır, İmâm Zeynel Abidin’in oğludur.
İmâm Zeynel Abidin, İmâm Hüseyin oğludur.
İmâm Hüseyin ise, Aliyy-al-Murtaza oğludur, anası Hz.Muhammed’in kızı Fatımat-al-Zehra’dır. Dedesi, Muhammed Mustafa’dır. Hacı Bektaş-ı Velî soyunun peygambere dayanması nedeniyle, Seyyid’dir.
Horasan halkı İbrahim–al- Mucab’ı melik yaptılar. İbrahim–al- Mucab’ın, Musa-l-Sâni, İshak, Davut,Yahya, Harun, İbrahim–al-Rıza, Tayyar, Cafer, Ali Hasan adlarında on oğlu vardı. İbrahim–al- Mucab’ın ölümünden sonra Musa-l-Sâni tahta geçti. Bölgenin tanınmış ve saygın ailelerinden birinin kızı olan Zeynep ile evlendi Zeynep Hatun’un vakti gelince çocuğu doğdu. Doğan çocuk, atası İbrahim–al- Mucab’a benzediği için . İbrahim–al- Sâni adını verdiler. Çocuğa iyi bir eğitim verdiler.
İbrahim–al- Sâni 14 yaşına geldiğinde babası Musa-l-Sâni öldü. İbrahim–al- Sâni tahta geçti. İbrahim–al- Sâni yörenin ileri gelenlerinden Şeyh Ahmed’in kızı Hatem ile evlendi. 24 yıllık evlilikleri boyunca çocukları olmadı. Memleketin ulularını toplayarak büyük bir meclis oluşturdu ve dualar edildi.O gece Hatem Hatun’la birleşti. Hatem Hatun gebe kaldı. Vakti gelince bir oğlan dünyaya getirdi. Adını “Bektaş” koydular.
İbrahim-al-Sâni, Bektaş’a iyi bir eğitim aldırdı. Hace Ahmet Yesevî’nin halifelerinden Şeyh Lokman-ı Parende’yi Bektaş ’a hoca tayin ettiler. Horasan erenleri, Hünkâr’a biat ettiler. Hünkâr onların kisvelerini, fahirlerini giydirdi. Lokman-ı Parende kendi fahrini çıkarıp Hacı Bektaş-ı Velî’nin önüne koydu. Hacı Bektaş-ı Velî, onun fahrini de tekbir edip başına giydirdi.
İbrahim–al-Sâni ‘nin ölümü üzerine Nişabûr padişahlığını Hacı Bektaş-ı Velî, Hünkâr’a arz ettiler. Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî, dünyevi işlerden çekildiği için ibadete koyuldu ve kabûl etmedi.
Nişabûr’da, İbrahim–al-Sâni’nin Tanrının rahmetine yürümesiyle birlikte boşalan padişahlığa Hacı Bektaş-ı Velî ’nin amcası olan Seyyid Hasan Ata getirildi.
Seyyid Hasan Ata’ nın kimliğinin araştırılmasında önemli olan noktalardan birisi de Seyyid Ali Sultan (Kızıl Deli)’nın babası olmasıdır.
Hasan Basri Erk, Mir’at-il Makasıt’a dayanarak bu konuda şunları yazmaktadır:
“Horasan erenlerinden Seyyid Hasan ATA’nın oğlu Seyyid Ali Sultan’ın (Dimetoka’da meftun) yanına Mürsel Baba’yı da alarak Dimetoka’ya gelmiştir. Onlar orada bir zaviye inşa edip yerleşmişlerdir. Bir söylentiye göre doksan yaşlarında iken, Seyyid Ali Sultan tarafından verilen izin ve işaret ile mücerredliği bırakıp evlenmişler ve Balım Sultan bu evlilikten doğmuştur” 1 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftn1)
Murat Sertoğlu ,Tercüman gazetesinde yayınlanan 277 nolu Hacı Bektaş Velî tefrikasında;
“Seyyid Ali Sultan’ın diğer adı Timurtaş değil, Emir Ali Ali-yyül-a’lâ’dır. Mahlası Kızıl Deli’dir. Seyyid Ali ilk defa Süleyman Paşa’larla Gelibolu’ya geçmiş, Dimetoka savaşlarına katılmış, I. Murad ile Kosova, Yıldırm ile Niğbolu muharebelerinde bulunmuştur. Yine aynı çağda Timurtaş veya Demirtaş adında bir evliya vardır. Seyyid Ali,Horasanlı Hasan Ata’nın oğlu; Timurtaş ise Hacı Bektaş Velî yolunun güzeştelerinden Taptuk İmre’ nin çocuğudur.” diye yazmaktadır.
Seyyid Hasan Ata, kerâmetini göstermiştir ve sınavdan başarıyla çıkmıştır. Düşer yollara…Türk düşüncesini ve İslâmı yaymak için görevlendirildiği yere bugünkü türbesinin bulunduğu yere (Koçubaba’ya ) gelir.
Koçu Baba’yla ile ilgili olarak anlatılan söylencelerin birinde;
“Koçu Baba’nın türbesinin bulunduğu yere geldiğinde düşmanları ile yaptıkları savaşta şehit düştüğü bu nedenle bölgeye gömüldüğü, Koçu Baba’ nın şehit düşmesi üzerine kız kardeşi Hanım Ana’ nın önderliğinde savaşa devam ederek bölgeyi ele geçirerek yerleşmiş oldukları ” ifade edilmektedir.2 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftn2)
Koçu Baba’ nın yerleşmiş olduğu topraklar, 1261 yılından itibaren Türk boylarının denetimi altına girmiştir. O halde, Seyyid Hasan Ata’nın bu bölgeye gelişi ile ilgili olarak, Seyyid Hasan Ata’nın bu bölgede yerleşen Türklerin lideri olması nedeniyle zaman dilimi olarak 1261 yılı ve onu izleyen yıllardır denilebilir. Bu tarihi biraz daha geriye çekmekte mümkündür. Seyit Hasan Ata, askerî bir kişilikten öte bir gönül eridir. Bölgedeki yerleşik halkın Türkleşmemiş olanları dahi Koçu Baba’ya gönülden bağlanmışlardır. Halk arasında dile getirilen söylenceler bunu dile getirir. Çankırı yöresinde yaşadıkları bilinen Ermeni kökenli olduğu ifade edilen Elekçi Baba, Koçu Baba’ya ilk biat edenlerdendir. Bu durum şunu gösterir. Bölge tamamen Türk boylarının denetiminde olmasa bile, Horasan Erenleri bölgede irşad faaliyetlerini sürdürmektedir.
Bu bölge, 1416 yılında, Candaroğlu Beyliği üzerine yapılan seferler sonucu Kalecik, Tosya ve Çankırı ile birlikte Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.
Koçu Baba ile ilgili olarak, Seyyid Hasan Ata’nın koç beslediği ve konuklarına koç keserek ikrâm ettiği koç kurbanlarından dolayı kendisine Koç’lu Baba denildiğine ilişkin söylenceler de bulunmaktadır.
Seyyid Hasan Ata ile ilgili olan söylencelerin birinde;
“Koç donuna girer. Kesilerek pişirilir. Dergâhta bulunanlar pişirilen koçu yiyerek karınlarını doyururlar. Kemikler toplanıp derisinin içine konulur ve tekrar canlanır” denilmektedir.
Başka bir söylenceye göre;
“Hacı Bektaş-ı Velî ’nin bulunduğu bir cem’ de çerağ uyanmaz. Hacı Bektaş-ı Velî “Yetiş Koçu Babam” deyince, Seyyid Hasan Ata tek vücut iki kafa şeklinde gelerek kerâmet gösterir”.
Bu olaydan sonra da Koçu Baba’nın adı Çerağ Sultan olarak anıldığı söylenir..
Cenet-i Ali Ala kapılarının bekçisidir koçi baba. Mana görevi budur.
Hünkarın kapısına kurbanlar getirilir mübarek koç kılığına girer bende pire kurban olayım der... Lakin Pirim Ulu Hünkarın gözünden kaçmaz bu ...
Hünkar; Ya koçu baba pir dergahının zaten kurbanısın, Bu sıfatla bize kurban olmaya mı geldin deyip. sıbtı insan olasın der...
o anda Koçi baba ete kemiğe bürünür insan donuna yerişir... Böyle güzeldir koçi baba...
1 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftnref1)Tarih Boyunca Alevîlik Hasan Basri Erk Sf: 33.
2 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftnref2)Tamer Yenikaya-Kütahya
Hacı Bektaş-ı Velî , İbrahim-al-Sâni diye anılan Seyyid Muhammed’ in oğludur.
Seyyid Muhammed, Musa-l-Sâni’nin oğludur.
Musa-l-Sâni, İbrahim Mükerrem –al-Mucab’ın oğludur.
İbrahim Mükerrem –al-Mucab ile Sultan-ı Horasan Aliyy –ibn-i Musa-l-Rıza kardeştir.
Aliy-al-Rıza, İbrahim–al- Mucab, Abbas, Kasım, Hamza’nın Analarının adı, Necmet-al-Nesevviye’dir.
İmâm –Aliyy-al –Rıza’nın kardeşi olan İbrahim–al- Mucab, İmâm Musa-l-Kâzım’ın oğludur.
Musa-l-Kâzım, İmâm Cafer-i Sâdık’ın oğludur.
İmâm Cafer-i Sâdık, İmâm Muhammed-i Bâkır’ın oğludur.
İmâm Muhammed-i Bâkır, İmâm Zeynel Abidin’in oğludur.
İmâm Zeynel Abidin, İmâm Hüseyin oğludur.
İmâm Hüseyin ise, Aliyy-al-Murtaza oğludur, anası Hz.Muhammed’in kızı Fatımat-al-Zehra’dır. Dedesi, Muhammed Mustafa’dır. Hacı Bektaş-ı Velî soyunun peygambere dayanması nedeniyle, Seyyid’dir.
Horasan halkı İbrahim–al- Mucab’ı melik yaptılar. İbrahim–al- Mucab’ın, Musa-l-Sâni, İshak, Davut,Yahya, Harun, İbrahim–al-Rıza, Tayyar, Cafer, Ali Hasan adlarında on oğlu vardı. İbrahim–al- Mucab’ın ölümünden sonra Musa-l-Sâni tahta geçti. Bölgenin tanınmış ve saygın ailelerinden birinin kızı olan Zeynep ile evlendi Zeynep Hatun’un vakti gelince çocuğu doğdu. Doğan çocuk, atası İbrahim–al- Mucab’a benzediği için . İbrahim–al- Sâni adını verdiler. Çocuğa iyi bir eğitim verdiler.
İbrahim–al- Sâni 14 yaşına geldiğinde babası Musa-l-Sâni öldü. İbrahim–al- Sâni tahta geçti. İbrahim–al- Sâni yörenin ileri gelenlerinden Şeyh Ahmed’in kızı Hatem ile evlendi. 24 yıllık evlilikleri boyunca çocukları olmadı. Memleketin ulularını toplayarak büyük bir meclis oluşturdu ve dualar edildi.O gece Hatem Hatun’la birleşti. Hatem Hatun gebe kaldı. Vakti gelince bir oğlan dünyaya getirdi. Adını “Bektaş” koydular.
İbrahim-al-Sâni, Bektaş’a iyi bir eğitim aldırdı. Hace Ahmet Yesevî’nin halifelerinden Şeyh Lokman-ı Parende’yi Bektaş ’a hoca tayin ettiler. Horasan erenleri, Hünkâr’a biat ettiler. Hünkâr onların kisvelerini, fahirlerini giydirdi. Lokman-ı Parende kendi fahrini çıkarıp Hacı Bektaş-ı Velî’nin önüne koydu. Hacı Bektaş-ı Velî, onun fahrini de tekbir edip başına giydirdi.
İbrahim–al-Sâni ‘nin ölümü üzerine Nişabûr padişahlığını Hacı Bektaş-ı Velî, Hünkâr’a arz ettiler. Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî, dünyevi işlerden çekildiği için ibadete koyuldu ve kabûl etmedi.
Nişabûr’da, İbrahim–al-Sâni’nin Tanrının rahmetine yürümesiyle birlikte boşalan padişahlığa Hacı Bektaş-ı Velî ’nin amcası olan Seyyid Hasan Ata getirildi.
Seyyid Hasan Ata’ nın kimliğinin araştırılmasında önemli olan noktalardan birisi de Seyyid Ali Sultan (Kızıl Deli)’nın babası olmasıdır.
Hasan Basri Erk, Mir’at-il Makasıt’a dayanarak bu konuda şunları yazmaktadır:
“Horasan erenlerinden Seyyid Hasan ATA’nın oğlu Seyyid Ali Sultan’ın (Dimetoka’da meftun) yanına Mürsel Baba’yı da alarak Dimetoka’ya gelmiştir. Onlar orada bir zaviye inşa edip yerleşmişlerdir. Bir söylentiye göre doksan yaşlarında iken, Seyyid Ali Sultan tarafından verilen izin ve işaret ile mücerredliği bırakıp evlenmişler ve Balım Sultan bu evlilikten doğmuştur” 1 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftn1)
Murat Sertoğlu ,Tercüman gazetesinde yayınlanan 277 nolu Hacı Bektaş Velî tefrikasında;
“Seyyid Ali Sultan’ın diğer adı Timurtaş değil, Emir Ali Ali-yyül-a’lâ’dır. Mahlası Kızıl Deli’dir. Seyyid Ali ilk defa Süleyman Paşa’larla Gelibolu’ya geçmiş, Dimetoka savaşlarına katılmış, I. Murad ile Kosova, Yıldırm ile Niğbolu muharebelerinde bulunmuştur. Yine aynı çağda Timurtaş veya Demirtaş adında bir evliya vardır. Seyyid Ali,Horasanlı Hasan Ata’nın oğlu; Timurtaş ise Hacı Bektaş Velî yolunun güzeştelerinden Taptuk İmre’ nin çocuğudur.” diye yazmaktadır.
Seyyid Hasan Ata, kerâmetini göstermiştir ve sınavdan başarıyla çıkmıştır. Düşer yollara…Türk düşüncesini ve İslâmı yaymak için görevlendirildiği yere bugünkü türbesinin bulunduğu yere (Koçubaba’ya ) gelir.
Koçu Baba’yla ile ilgili olarak anlatılan söylencelerin birinde;
“Koçu Baba’nın türbesinin bulunduğu yere geldiğinde düşmanları ile yaptıkları savaşta şehit düştüğü bu nedenle bölgeye gömüldüğü, Koçu Baba’ nın şehit düşmesi üzerine kız kardeşi Hanım Ana’ nın önderliğinde savaşa devam ederek bölgeyi ele geçirerek yerleşmiş oldukları ” ifade edilmektedir.2 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftn2)
Koçu Baba’ nın yerleşmiş olduğu topraklar, 1261 yılından itibaren Türk boylarının denetimi altına girmiştir. O halde, Seyyid Hasan Ata’nın bu bölgeye gelişi ile ilgili olarak, Seyyid Hasan Ata’nın bu bölgede yerleşen Türklerin lideri olması nedeniyle zaman dilimi olarak 1261 yılı ve onu izleyen yıllardır denilebilir. Bu tarihi biraz daha geriye çekmekte mümkündür. Seyit Hasan Ata, askerî bir kişilikten öte bir gönül eridir. Bölgedeki yerleşik halkın Türkleşmemiş olanları dahi Koçu Baba’ya gönülden bağlanmışlardır. Halk arasında dile getirilen söylenceler bunu dile getirir. Çankırı yöresinde yaşadıkları bilinen Ermeni kökenli olduğu ifade edilen Elekçi Baba, Koçu Baba’ya ilk biat edenlerdendir. Bu durum şunu gösterir. Bölge tamamen Türk boylarının denetiminde olmasa bile, Horasan Erenleri bölgede irşad faaliyetlerini sürdürmektedir.
Bu bölge, 1416 yılında, Candaroğlu Beyliği üzerine yapılan seferler sonucu Kalecik, Tosya ve Çankırı ile birlikte Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.
Koçu Baba ile ilgili olarak, Seyyid Hasan Ata’nın koç beslediği ve konuklarına koç keserek ikrâm ettiği koç kurbanlarından dolayı kendisine Koç’lu Baba denildiğine ilişkin söylenceler de bulunmaktadır.
Seyyid Hasan Ata ile ilgili olan söylencelerin birinde;
“Koç donuna girer. Kesilerek pişirilir. Dergâhta bulunanlar pişirilen koçu yiyerek karınlarını doyururlar. Kemikler toplanıp derisinin içine konulur ve tekrar canlanır” denilmektedir.
Başka bir söylenceye göre;
“Hacı Bektaş-ı Velî ’nin bulunduğu bir cem’ de çerağ uyanmaz. Hacı Bektaş-ı Velî “Yetiş Koçu Babam” deyince, Seyyid Hasan Ata tek vücut iki kafa şeklinde gelerek kerâmet gösterir”.
Bu olaydan sonra da Koçu Baba’nın adı Çerağ Sultan olarak anıldığı söylenir..
Cenet-i Ali Ala kapılarının bekçisidir koçi baba. Mana görevi budur.
Hünkarın kapısına kurbanlar getirilir mübarek koç kılığına girer bende pire kurban olayım der... Lakin Pirim Ulu Hünkarın gözünden kaçmaz bu ...
Hünkar; Ya koçu baba pir dergahının zaten kurbanısın, Bu sıfatla bize kurban olmaya mı geldin deyip. sıbtı insan olasın der...
o anda Koçi baba ete kemiğe bürünür insan donuna yerişir... Böyle güzeldir koçi baba...
1 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftnref1)Tarih Boyunca Alevîlik Hasan Basri Erk Sf: 33.
2 (http://www.alevileriz.org/newthread.php?do=newthread&f=153#_ftnref2)Tamer Yenikaya-Kütahya