PDA

: Hz. Ali’nin Anlamı


Talip
24-09-2006, 11:03 PM
Ali’nin Anlamı

Erdoğan Aydın

Bu kritik sorunu aydınlatmak için gönül rahatlığıyla başvurabileceğimiz kaynak, Alevilerin gerçek inanç önderleridir. Anadolu Aleviliğine ilişkin sapla samanı birbirinden ayırabilmek için başvuracağımız bu kaynak, Onu bin yıl öncesinden başlayıp olgunlaştırarak bugünlere taşıyan, bu uğurda bedel ödeyip yolu tanımlayan, kimsenin kendilerinden daha çok Alevi olduğunu iddia edemeyeceği inanç önderleridir.
Bu noktada Pir Sultan Abdal’ın deyişlerinde de çokça geçen, “Hak Muhammet Ali” ifadesinin gerçek anlamını bulmaya çalışarak başlayalım: Sıklıkla kullanılan bu nitelemeyi, Allah, Peygamberi Muhammed ve ardılı Halife Ali bağlamında, önem sırasına göre dizilmiş üç farklı şahıs olarak yorumlayanlar çıkmaktadır. Bu yorumdan hareketle de Aleviliğin, en önemli önderlerinden olan Pir Sultan’ın şahsında “İslam'ın doğrudan yansıması” olduğunu, hızını alamayanlar ise Aleviliğin “İslam'ın özü” olduğunu söylemektedirler. Peki, ama keyfiyet bu mudur gerçekten? Değildir! Değilse, bunun açıklaması, her türden muğlâklıktan uzak bir açıklıkla yapılmak zorunda.
Anadolu Aleviliği nezdinde Ali, gerçekte Muhammed’in kuzeni ve damadı Ali midir? Kuşkusuz Onu da içermektedir. Bununla birlikte, büyük bir kesinlikle gösterileceği gibi ondan ibaret değildir. Bakın Virani, söz konusu soruyu nasıl yanıtlıyor:

“Evvel odur âhir odur / Tayyip odur tahir odur
Batın odur zahir odur / Ali Ali Ali Ali”

Görüldüğü gibi burada “Ali”, kuzen-damat Ali anlamında değil, aşkın bir varlık anlamında tanrısallık içeren bir kavramdır. Evvel (ön, ilk), ahir (en son), tayyip (iyi, güzel), tahir (temiz), batın (iç, gizli, görünmeyen), zahir (görünen) hep “Allah’ın nitelikleri, adlarıdır. Oysa Virani bunları Ali’de görüyor, tanrının Ali olduğunu söylüyor. Şiirde geçen evvel, âhir, tayyip, tahir, batın, zahir sözleri yalnızca Allah için söylenebilir” (İsmet Zeki Eyüboğlu, Alevilik Sünnilik İslam Düşüncesi, Der Y., 1989, s. 79). O halde Virani’de Ali, kuzen-damat Ali değil, kuzen Ali’nin suretinde de görünmüş olan Allah’tır. Burada “Ali”, mutlak bir kesinlikle Allah’ın adıdır.

XVI. yy.da aynı zamanda Bektaşi Dergahı’na da Postnişin olan Sersem Ali Baba:

“Sabah seherinde virdim budur bu
Allah bir Muhammed Ali’dir Ali
Zikrim olan lailaheillallah
Allah bir Muhammed Ali’dir Ali” diyor.

Açıklıkla görüldüğü gibi tek ve mutlak olan Allah’tır, Allah ise Muhammed Ali’dir, Muhammed Ali ise Ali’dir. Kuşkusuz bu ve benzeri tüm deyişlerde, aynı zamanda bir söz oyunu olarak Hak, Muhammed, Ali üçlemesi söz konusudur. Ancak bu üçleme, zaman zaman üç ayrı şahsiyetten söz edermiş gibi yaparken, gerçekte tek bir tanrısal varlık anlamında vahdet-i vücudu ifade etmektedir.
XVI. yy. ozanlarından Kul Şükri, “Muhammed Ali’dir, Ali Muhammed” derken, “peygamber Muhammed’le ‘Mehmet Ali’, ya da Muhammed Ali olarak da anılan Ali’yi özdeş sayıyor” (İ. Z. Eyüboğlu, Age. s. 82). Esasen mecaz ve takiyyeye yoğun bir şekilde başvurulmasını sağlayan şeriatçı baskı atmosferinde kurulmuş sözde bile, Aleviliğin gerçek düşüncesini anlamak kolaydır. Nitekim Pir Sultan, sofu baskısıyla polemik içinde kendini anlatırken; “Sofu mezhebimizi ne sorarsın / biz Muhammed Ali diyenlerdeniz” diye başladığı sözünü; “Muhammed Ali'dir Kırklar'ın başı / anı bilmeyenin nic(e)'olur işi” diyerek, Muhammed Ali’den kastının Kırkların başı olan Ali olduğunu netleştirmektedir. Deyişin devamında ise, ola ki buna rağmen yanlış yorumlar üretebilecek olanlara karşı da, “biz tüccar değiliz alıp satmayız /.../ biz Muhammed Ali diyenlerdeniz” ifadesiyle, Muhammed Ali, mesleği tüccarlık olan tarihsel şahsiyet Muhammed’den net olarak ayrıştırılmaktadır.
Bu anlamda Pir Sultan’ın, “Hak Muhammed Ali geldi dilime / Mürvet günahıma kalma ya Ali” deyişinde de görüldüğü gibi, birinci dizede ayrı şahsiyetler şeklinde yoruma da açık olan ifade ikinci dizede yardımcı, kurtarıcı olarak Ali’de özdeşleşir. Esasen birinci dizenin de doğru okunuşu Hak Ali, yani Tanrı Ali’dir, çünkü Ali’nin gerçek adı da Muhammed Ali’dir. (İ. Z. Eyüboğlu, Age. s. 79). Ali ise burada kuzen-damat Ali’nin adını içermekle birlikte, esas olarak onun kimliğinde de kendini gösteren Allah’ın kendisidir.

Yine Kul Hüseyin’in,

“Günah ettim şahın darına durdum
Allah bir Muhammed Ali aşkına
Kırklar eşiğine yüzümü sürdüm
Allah bir Muhammed Ali aşkına” deyişinde de ifade edilen şey, tek Allah olan Muhammed Ali’dir.

Devletin ve egemen ideoloji olarak İslamiyet'in basıncı koşullarında bu ifade kullanımlarından giderek bir mecaz üçleme üretilmiş ve savunma mekanizması olarak Hakk’ın, Muhammed’in, Ali’nin sanki hiyerarşik dizilişi kastediliyormuş izlenimi yaratılmış, yani sistematik baskılara karşı bir savunma refleksiyle esasen bir Alevi kavramı ve tavrı olagelmiş olan takiye yapılmıştır. Esasen üçlemenin (teslis) asıl kaynağı görünen Hıristiyan inancında da üç ayrı tanrı değil, tanrının, baba, oğul, kutsal ruh olarak üç ayrı görünümü ve beliriminden söz edilir ve bu üçlemede tekliğe inanılır.

Pir Sultan’ın;

“Şu dünyada benim gönül verdiğim
Birisi Muhammed birisi Ali
Adına şanına kurban olduğum
Birisi Muhammed birisi Ali” deyişi bu mecaz ve takiyeye örnektir. Benzer bir diğer ifadesinde;

“Ay Ali’dir, gün Muhammed
Üç yüz altmış altı sünnet
Balıklar da suya hasret
Çarka döner göl içinde” dedikten sonra, Alevi sırrını şöyle dillendirir:

“Pir Sultan’ım bu bir sırdır
Sırrını saklayan erdir
Ay da nurdur, gün de nurdur
Allah bir Muhammed Ali” diyerek hepsini “nurda” tekleştirir ve buna da Muhammed Ali der. Bir diğer ifadesinde ise bu sırrı daha da netleştirir:

“Yer gök arasına nizamlar kuran
Ak kağıt üstüne yazılar yazan
Engür şerbetini Kırklara ezen
Allah bir Muhammed Ali’dir Ali”

Görüldüğü gibi bu deyişinde olası farklılık izlenimi kaldırır ve üçlemeyi Ali’de tekleşir. Esasen “bu üçlemenin özünde Ali’nin tanrılığı sorunu saklı” (Age. s, 84) olup, işin doğrusu ve aslı, Tanrının Ali diye adlandırılmasıdır. Bir diğer deyişinde:

“Muhammed Ali’nin eli değil mi
Hak bilip tuttuğum el bana yeter
Bu yolun sahibi Ali değil mi
Ali’nin kurduğu yol bana yeter” diyerek Muhammed Ali’nin eli Hak’ın eli denilirken, sonradan yolun sahibi ve kurucusu Ali’ye indirgenir. Nitekim Pir Sultan;

“Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi?
Yaratmıştır on sekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi?” deyişinde, Ali’nin tanrı olduğunu, evreni yarattığını hiçbir muğlaklığa yol açmayacak bir açıklıkla belirtiyor.

Batıni toplulukların Ali ile tanışması öncesinde açık ve genel ifadesini bulan Ene-l Hak / ben tanrıyım) deyimi, XV. yüzyıldan başlayarak Ali’nin Anadolu Aleviliğiyle entegrasyonuyla, daha çok Ali’nin tanrısal özdeşliği bağlamında kullanılacaktır. Yani Ali, Anadolu Batıni geleneğine Tanrı olarak entegre olmuş, Ali tanrının ismi olmuş, bunun sonucunda da ozanların kendilerini ve genel olarak insanı tanrıyla özdeşleştirmesi örnekleri görece azalmıştır. Taçlama Düvazı olarak da okunan deyişinde Kul Himmet’in sözleri, “Lailahe illallah Muhammedül resulullah” (Allah’tan başka Tanrı yoktur ve Muhammed onun elçisidir) şeklindeki İslami kelime-i şahadetin Alevi versiyonunda Ali şahtır ve şah Allah. Aynı zamanda Aleviliğin İslamiyet'ten köklü farkını gösteren bu yaklaşım şöyle ifadelenir:

“Bugün bize pir geldi gülleri taze geldi
Önü sıra kamberi Ali Murtaza geldi
Lailahe illallah İllallah Şah illallah
....

Kul Himmet üstadımız bunda yoktur yadımız
Şah-ı Merdan aşkına Hak vere muradımız
Lailahe illallah İllallah Şah illallah”

Durum buyken Aleviliği İslamlaştırmaya çalışanların, “Alevilikte kelime-i şahadet” diyerek, ortalıkta, “Eşhedü En la ilahe İllallah, Eşhedü En Muhammed’ün Resulullah, Eşhedü En Aliy’yün Veliyullah Vasi’yi Resulullah” diye sözler dolaştırmaya çalıştığını da bu arada anımsayalım. Oysa Alevi inanç geleneğinin diğer bir önderi Şah İsmail Hatayi’ye ait diğer bir Taçlamada da şöyle denir:

“Aşkına pirim aşkına illallah / İllallah şahım illallah
Ali mürşit güzel şah / Eyvallah Şahım eyvallah” diye durumu yineler.

Kul Himmet’in deyişleri, Alevi teolojisi ve bu teolojideki Ali’nin anlamı açısından büyük açıklık sergiler:

“Ali ismi dört kitapta okunur / ‘La İlahe illa Ali’ yazılı
Zikr edenler ezazilden sakınır / ‘La İlahe illa Ali’ yazılı”
Kul Himmet’in diğer bir deyişinde Ali Allah özdeşliğini şöyle yinelenir:

“Bir ismi Ali’dir bir ismi Allah
İnkarım yoktur hem vallah hem billah
Muhammed Ali yoluna Allah eyvallah
Ben Ali’den gayrı bir er görmedim”

Kul Himmet’in bu deyişi, Alevi üçlemesindeki Ali’nin, Allah ve aynı zamanda Muhammet Ali olduğunu ve “Ali’den gayrı bir er görmedim” bitirişinde de, aslında üçlemenin, Ali’de toplanan birlemenin görüntüsü olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda Pir Sultan’ın;

“Söyler Pir Sultan’ım söyler / Hakk’ın birliğini birler

Talip
24-09-2006, 11:04 PM
Doğmuş alemler parlar / Nur Muhammed Ali’nindir” deyişindeki Hakk’ın birliği ve birliğin birlenmesi belirlemesi, durumu daha da pekiştirir. Peki ama buradaki Muhammed Ali ifadesi, Kırkların Cemi’nde Muhammed ile Ali’nin gövde bir baş iki bütünleşmesi ve musahip olmasının ifadesi olamaz mı? Takiyye anlamında evet, ama gerçek düşünce anlamında hayır. Çünkü Muhammed Ali’nin, gerçekte Ali’nin ismi olduğunu görmezden gelsek bile, deyişlerinin bütününden iç tutarlılığa sahip bir anlam çıkarma kaygısı güdeceksek, ki işin özünü anlamak ve tutarsız konuma düşmemek açısından bunu yapmak durumundayız; o durumda, tüm deyiş nakaratlarında pekiştirildiği gibi Ali’nin esas, üst, çatı, tek olduğunu ve Allah’ın da, Muhammed Ali’nin de, Ali olduğunu görürüz. Muhammed isminin peygamber Muhammed anlamda kullanıldığı durumda ise, onun Ali’nin hiyerarşik olarak altında yer aldığını görürüz. Kırkların Cemi’nde de olduğu gibi Ali’nin üstte, belirleyici ve tabii tanrısal olması Pir Sultan’ın şu deyişinde daha da belirgindir:

“Pir Sultan Abdal’ım ağladı güldü

Kabe-i Şerif’ten bir nida geldi
Hakkın emri ile dört kitap indi
Okuyan Muhammed yazan Ali’dir”

Hacı Bektaş Makalat’ında yer alan şu ifade Alevilikteki Ali imgesini daha da pekiştirir:

“Selman bir deste gül şaha uzattı
Kendi tabutuna kendisi yattı
Cemm-i Mushaf’tan nikabın attı
Kur’an yok, gördüler Ali’den gayrı”

Yani toplanmış Kur’an’ın üzerinden örtüyü kaldırdıklarında, Ali’den gayrı Kur’an olmadığı görüldü denilmektedir. Ki bütün bu ifadeler, Alevilik nezdinde Ali’nin, Kur’an’ın, Tanrı’nın, Muhammed Ali’nin, Hak Muhammed Ali’nin ismi, ya da tersinden Ali’nin bunların tümü, onların tezahürü olduğunu büyük bir açıklık ve iç tutarlılığı içinde gösteriyor. Dolayısıyla burada gösterdiğimizden farklı bir Ali ve Alevilik tasarımı konusunda iddiada bulunacak olanlar, Aleviliğin (12 İmam ve kuzen Ali gibi sembolleri değil), gerçek inanç önderleri olan ozanları reddettiklerini dürüstlükle açıklamak durumundadırlar. Çünkü çıplak zor uygulanan, Alevilerin kırkar bin öldürüldüğü o hukuksuz dönemlerde bile Alevi inanç önderlerinin terk etmedikleri değerlerini, kendini ifade etmenin çok daha kolay (ve üstelik kapalı-kırsal toplum koşullarının aksine zorunlu) olduğu günümüzde terk edenlerin, artık ortalıkta Alevi önderi-aydını-dedesi olarak dolaşabilmeleri için ar duygularını yitirmiş olmaları gerek.

Şahkulu Dergâhı son Postnişini Mehmet Ali Hilmi Dedebaba’ya göre “Tanrı Ali’nin kişiliğinde, insan niteliği içinde gözlere açılır. Varlık kavramı altında toplanan ne varsa, baştanbaşa Alidir:

‘Ayine tuttum yüzüme / Ali göründü gözüme
Nazar eyledim özüme / Ali göründü gözüme
...
Ali evvel Ali ahir / Ali batın Ali zahir
Ali tayyib Ali tahir / Ali göründü gözüme’

Bu minval üzere uzayıp giden deyişe göre, “Ali bütün varlıkların özüdür, yaratıcısıdır, Tanrı’ya yükletilen, onda varsayılan bütün nitelikler, yetenekler, yetiler, güçler Ali’de vardır. Ali Tanrı’nın kendisidir. Evreni yaratan da, insanı koruyacak olan da gene Ali’dir. Ali’nin dışında başka bir yüce varlık, görünen güç yoktur” (İ. Z. Eyüboğlu, Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar, s.124)

Benzer bir deyiş de Pir Sultan’da geçer:

Pir Sultan’ım şu dünyaya / Dolu geldim dolu benim
Bilmeyenler bilsin beni / Ben Ali’yim Ali benim
....

Çarşılarda dolanırım / Ben Hakk’ım Hakk’tan gelirim
On ik’İmam’ı Hak bilirim / Dedikleri veli benim
....
Pir Sultan kapında kuldur / Bunu bilmek müşkül haldir
Ali’nin ihsanı boldur / Şah’ı Merdan kulu benim”
Görüldüğü gibi Pir Sultan kendini Ali ile özdeşleştirmekle yetinmemekte, aynı zamanda kendini Ali’nin kulu olarak nitelemekte, yani Ali’yi Allah görmektedir. Aynı şekilde Hak bellendiği söylenen 12 İmam’ın dediği veli benim demektedir. Deyiş bütünlüğü içinde Allah olan Ali, aynı zamanda kendisi de Tanrı olup ve Tanrıdan gelen Pir Sultan olmakta ve tanrı-insan (Ene-l Hak) anlayışına ulaşılmaktadır. Bu yaklaşım ise, hangi türden yorumlanırsa yorumlansın fark etmez, İslam nezdinde kabul edilemez bir “küfür” olmaktadır. Nitekim bir başka deyişinde; “Koparmadım asla kokladım bir gül / Kafir oldum imana geldim” diyerek bu suçlamayı üstlenmektedir.
Benzer bir deyiş, damat-kuzen Ali gerçeğini niteliksel olarak aşan bu Batıni Ali kültünü belki de ilk dillendiren, Ene-l Hak düşüncesini Ali özgülünde belki de ilk şekillendiren ve 1408’de derisi yüzülerek öldürülen ozan Nesimi’de şöyle dillenir:

“Ali evvel Ali ahir, Ali batın Ali zahir
Ali şems-i münevverdir, Ali dilnur ile Enver
Ali’dir her şey için can, Ali’dir yar ile mihman
Ali rahim Ali rahman, Ali’dir cümleye server

Ali sultan Ali sübhan, Ali cennet Ali Rıdvan
Ali dindir Ali iman, Ali’dir sakı-i Kevser
Nesimi’nin dil üç canı, Münevverdir Ali nuru

Ali vâlâ Ali âlâ, Ali’dir server-i safter” (Onur B. Kula, Çoğulcu Düşünce Karşıt Kültür, s.268)

XIX. yy. Kızılbaş şairi Derviş Ali’nin, Ali’yi tanımlayışı şöyledir:

“Yeri göğü arşı kürsü yaratan / Men Ali’den başka tanrı görmedim
Yaratup kulunun kısmetini veren / Men Ali’den başka tanrı görmedim”

Ali Muhammed’dir Muhammed Ali
Gördüm bir elmadır elhamdülillah
Kudret kandilinden nurunu alan, kozmik ehemmiyeti olan Ali, 17. yüzyıl Kızılbaşlarından olan İsmail’in gözünde de Tanrı sayılmaktadır:

Evvel Ali yerin göğün binası
Kudret kandilinden çalınmış mayası” (Mehmet Eröz, Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, s.214)

Dikkat edilirse İslamiyet tanrısından bambaşka bir tanrı tasavvuru ile karşı karşıyayız. Bu fark içselleştirilince, kimi Alevi inanç önderlerince, Ali’den ayrıca Muhammed’e yapılan yollamaların da, gerçekte İslami inancın tezahürü olarak değil, aksine, kendilerini kuşatan ve baskı uygulayan İslamcılara karşı bir ideolojik savunu aracı olarak devreye girdiğini görürüz. Nitekim bu yollamaları daha çok kullanan Kul Himmet şöyle dillenir:

“Muhabbettir Lailaheillallah / Muhabbettir Muhammed Resulullah
Muhabbettir Ali şah Veliyullah / Üç isim manada birdir muhabbet”
Görüldüğü gibi ayrı ayrı ifade edildikleri durumda bile, üç isim sonuçta anlamda birleşirler. Peki bu birleşme fikri aynılık anlamında mıdır? Açıktır ki hayır! Bunu yukarıdaki satırlarda döne döne gösterdik. Nitekim bir diğer deyişinde yine Kul Himmet, tanrının tek ve Ali olduğunu aşağıdaki deyişinde yineler:

“Nice yüz bin yıllar kandilde durdun
Atanın belinden medara geldin
Anın için halkı gümana saldın
Bin bir dondan baş gösterdin ya Ali”

Alevi sırrı bağlamında Ali-Allah, sadece tarihsel Ali donunda değil, aynı zamanda diğer Alevi inanç önderlerinin, Hallac-ı Mansur’un, Nesimi’nin, Yunus’un, Şah İsmail’in, Bektaş-i Veli’nin de suretinde görülür. Nitekim Kul Hasan, bu inancı Bektaş-ı Veli nezdinde şöyle yineler:

“Ali’nin işleri daim sırrınan / Kisvesini kırmızıdan örtünen
Nar içinde Cebrail’e görünen / Hünkar Hacı Bektaş Ali kendidir”
18. yüzyıl Bektaşilerinden Katip ise, bu tanrısal devreye kendini de dahil eder:

“Sırr-ı Bektaşi’yiz ayrı değiliz
Heman sağ gezeriz gayrı değiliz
Birlikteyiz ayrı gayrı değiliz
Bir kimse sayılırız üçümüz bizim”

Bütün bu belirlemelerin üzerinden gerekmiyor gerçi ama, anlamamakta ve tahrif etmekte ısrar edenlere karşı belirtilmelidir ki, Alevilik, Müslümanlıktan temelli farka sahiptir. Bin yıllık baskı ve kuşatmanın etkisiyle kendisine Müslüman demesini esas almamız halinde ise, belirtilmelidir ki, bu “Müslümanlık”, Kur’an’dan ve İslam tarihinden bildiğimiz Müslümanlıktan bambaşka bir Müslümanlıktır.

asli_33
24-09-2006, 11:14 PM
Erdoğan Aydın'ın yazılarını sürekli okurum ..demek ki paragraf aralarına dikkat etmemişim ..dalgınlığıma gelmiştir Etem can ..bu yüzden senden özürdilerim ..ceza puanın haklıdır ..kabahatim benden büyük ..dikkatsizliğimden dolayı tekrar özürdilerim ..çünki yazıyı dikkatli okuyup irdeleyince ne demek istediğini anladım ..iyi ki düzeltme şansımız var ..
Saygılarımla

Ametist7474
29-10-2006, 06:59 AM
sevgili aslı bu yazıya teşekkür ettikten sonra hala alevilik islamın özüdür fikrini savunuyomusun??

mermaid
29-10-2006, 07:01 AM
Emeğin boşa gitmesin can

asli_33
29-10-2006, 09:01 AM
Ametist her zaman yanlışdan dönme şansımız vardır ..ve burda sürekli konu okuyup aktarıyoruz ..okurken dalgınlığıma gelmiş ..beni uyaran Velakad can olmasa,konuyu okuduğumu bile hatırlamayacaktım ..merak etme tekrar 'dan okudum ..senin savına karşı yinede İslamın özüyüz diyorum..düşüncem değişmez ..sadece konu hakkında yaptığım hata afedilmez..umarım Etem ben af eder..

asli_33
29-10-2006, 09:43 AM
Hz. Ali (a.s)’ın mübarek ismini kim seçti?
Hz. Ali (a.s)’ın annesi Esed kızı Fatıma şöyle buyuruyor: Ka'be'den çıkmak isteğimde bir hatif (melek) şöyle dedi: “Ey Fatıma! Bu bebeğin ismini Ali koy. Çünkü Aliyy'ul- A'la (yücelerin yücesi) olan Allah Teala buyuruyor ki; “Ben onun ismini kendi ismimden aldım, edebimle onu edeplendirdim, en derin bilgimi ona öğrettim. O putları benim evimde (Ka'be'de) kıracaktır, evimin üzerinde ezan okuyacaktır, beni takdis ve temcit edecektir (büyültüp ululayacaktır); onu sevene ve onun emrine uyana ne mutlu; ona karşı düşmanlık yapan ve onun emrinden çıkana ise yazıklar olsun” [1]
Hz. Ali’ye neden “Emir’ul- Muminin” diyorlar?
Bu konuda bazıları şöyle demişlerdir:

a) Hz. Ali (a.s), karşısına çıkana galip olduğundan dolayı bu lâkap ona verilmiştir.

b) Hz. Ali (a.s)’ın cennetteki Peygamberlerin makamına ulaşan yüce makamından dolayı, bu lâkap ona verilmiştir.

c) Ka'be'nin putlarını yok ettiğinde, Hz. Peygamber'in omzuna çıkıp onları kırdığından dolayı bu lâkap ona verilmiştir.

d) Hz. Peygamber'den sonra, ilim ve bilgi açısından herkesten yüksekte olduğundan dolayı bu makam ona verilmiştir.
Neden Hz. Ali (a.s)’ın ismi Kur’ân'da açıkça zikredilmemiştir?

C. 7- Bir kaç nedenlerden dolayı Hz. Ali (a.s)’ın ismi Kur’ân'da açıkça zikredilmemiştir:

a) Hz. Ali (a.s)’ın velayet meselesi, bir imtihan vesilesidir, insanlar o vesileyle imtihan ediliyorlar. Bu sözün delili, Ankebut suresinin evvelindeki şu ayettir: “İnsanlar, (yalnızca) iman ettik diyerek sınanmadan bırakılıvereceklerini mi sandılar?”[2] Şia ve Ehl-i Sünnet alim ve müfessirlerinin nakline göre bu ayetten maksat, Müslümanların Hz. Ali (a.s)’ın velayetiyle sınanmasıdır.

b) Hz. Ali (a.s)’ın ismi Kur’ân'da açıkça geçseydi de yine insanlar makam ve dünya sevgisinden dolayı ona muhalefet edeceklerdi. Nitekim Kur’ân'ın bazı ayetine muhalefet etmişlerdir.

c) Kur’ân'ın hükümleri geneldir, detayı Peygamber-i Ekrem vesilesiyle açıklanmıştır. Bir kaç ayette velayet ve imametten de söz edilmiştir, Hz. Peygamber (s.a.a) de onları halka açıklayıp iletmiştir.[3]

Hz. Ali'ye neden “Ebu Turab” diyorlar?
Hz. Ali (a.s) genellikle toprağın üzerinde oturduklarından dolayı, “Ebu Turap” makamıyla meşhur olmuştur.
“Zahir” (Galip) kimin lakabıdır ve bu lakabı neden ona verilmiştir?

C. 12- “Zahir” destekçi, yardımcı, galip olan manalarına geliyor. Bunun Hz. Ali'ye lâkap olmasının sebebi şudur ki, Ebu Talib, Hz. Ali (a.s)’ın birisiyle güreştiğinde onu yıktığını ve ona galip olduğunu görünce; “Zahere Ali” yani Ali galip oldu diyordu, bu yüzden Hz. Aliye “Zahir” dediler.[5]

Hz. Ali (a.s) neden cennet ve cehennemi bölen olarak adlanmıştır?

C. 19- Hz. Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Çünkü Hz. Ali (a.s)'ın sevgisi ve dostluğu imandır, ona buğz ve düşmanlık ise küfürdür. Bundan dolayı O Hazretin gerçek dostları cennete, düşmanları ise cehenneme gireceklerdir. O'na “Kasim’un- nari ve'l cenneti” (Cennet ve cehennemi bölen) denilmesi, işte bu sebepten dolayıdır.” [8]

Gökmen
30-10-2006, 05:39 AM
Sevgili canlar,sanırım sevip de hakkında ileri gitme hali bu olsa gerek,makamına
mevkisine,velayetine cümle evliyanın ser çeşmesi olduğuna,on iki imam'ın atası
olduğuna ve büyüklüğüne,hak ettiği en yüce değere rağmen Hz.Ali'yi Tanrı'nın
yerine koymak ne derece doğru,kerem ve karametine,ilim ve irfanda umman olduğuna,nuruna herşeye ama herşeyine amenna ama bizzat Hz.Ali'nin kendisi
değilmi kendisini Tanrı yerine koyan birini cezalandıran. Şahsen ateşle oynamak
dedikleri şey bu olmalı diye düşünüyorum,bilmediğimiz onca şey varken kimse
sırrına tam olarak eremediği Hz.Ali hakkında bu cüreti göstermek akla ziyan,
deyişlerde ve nefeslerde o nu yücelten söz ve övgüler var doğrudur ancak
o sözleri eden büyükozanların temsil ettiği makam itibariyle hak'kı da hakikati de
çok iyi bilmektedirler,bilmeyen bir kimse bu anlamda yolunu yitirise bunun vebalini kim üstlenecek,Allah'tan çekinmeli haya etmeli insan. Bugün Tanrı ikidir
denir yarın yok denir birliğine inan ettiğimiz yüce Allah'ı seviyorsanız sır edileni
ifşa etmeyin,bilen de söylüyor bilmeyen de, ne bilen bundan kar edecek ne bilmeyen,ancak yolunu şaşıran boşluğa düşecek arada kalacak o zaman kim
üstlenecek vebalini.

esneyen
17-05-2009, 11:59 PM
Burası bir Alevi Forumu mu? Yoksa Aleviliği karalama forumu mu? Bu nasıl bir yazı böyle? Şiirlerden birer 4lük çekip bugünkü mantığa göre yorumlamış arkadaş bir de kendi yorumu üstüne yorum yokmuş gibi büyüklenmiş.

“Bugün bize pir geldi gülleri taze geldi
Önü sıra kamberi Ali Murtaza geldi
Lailahe illallah İllallah Şah illallah "

Bu deyişi eksik yazmışsın.

Bugün bize pir geldi
Gülleri taze geldi
Önü sıra kamberi
Ali-el Murtaza geldi

Eyvallah Şahım eyvallah
Hak La İlahe İllallah!

Ali bizim şahımız
Kabe kıblegahımız
mihraçdaki Muhammed!
O bizim padişahımız!

------------------------

Kırkların Cemi’nde de olduğu gibi Ali’nin üstte, belirleyici ve tabii tanrısal olması Pir Sultan’ın şu deyişinde daha da belirgindir:

“Pir Sultan Abdal’ım ağladı güldü

Kabe-i Şerif’ten bir nida geldi
Hakkın emri ile dört kitap indi
Okuyan Muhammed yazan Ali’dir”


Sen bu dörtlükten nasıl Hz. Ali'nin Hz. Muhammed üzerinde olduğu kanısına varıyorsun. Hz. Ali Vahiy katibidir! "Neden Ali yandaşısınız?" sorusuna cevap veriyor Pir Sultan!

Aleviliğin düşmanı yezittir! Muaviyedir! Çünkü Hz. Ali'ye ve evlatlarına kıymışlardır. Müslümanlık olmasaydı Hz. Ali ne ifade edecekti? Müslümanlığa ve Hz. Muhammed'e inanmasalardı Hz. Ali sadece sıradan bir arap olmayacak mıydı?

Kabe diyor, 4 kitap diyor Muhammed okudu, Ali yazdı diyor.

Aleviler Hz. Ali'nin ilk halife olması gerektiğini savunur. Çünkü Hz. Muhammed'den velayeti manevi kardeşi olarak onun alması gerektiğini savunurlar.

Yazıda çok düşük bir mantıkla "Muhammed Ali" kelimesi sanki tek birşeymiş gibi öne çıkarılmış.
"Allah bir Muhammed Ali diyerek." Mısrasında Ali sonda olduğu için hepsinin Aliye eşitlendiğini söylemiş. Neye dayanarak? Bu ne şekilciliktir? Allah bir! demiyor mu? Muhammed Ali'den önce gelmemiş mi? Ne mantığı çalıştırıyorsunuz?

Pir Sultan'ım çile Allah'tan
Her ne ki gelirse bile Allah'tan
Kemliğe iyilik kula Allah'tan
Hamza'yı Battal'ı salasın nolur

Al sana Pir Sultan'dan bir dörtlük daha. Hani Ali dememiş? Bu yazıyı yazan şahıs. Sen ALEVİ misin? Alevilerin Hz. Ali'yi Allah olarak gördüğünü sen ne hakla uydurursun. Yeni türemiş bazı kendini bilmezlerin sözlerini burada doğruymuş gibi yazıyorsun. Hiç mi duymadın "Ey kurban olduğum Allah" sözlerini. Hiç mi bir dedenin kız istemesine tanık olmadın. Kaç kere Allah kaç kere Muhammed Mustafa dediğini duymadın mı?

Pir Sultan Abdal'ı senin gibilerin yorumlaması ne acı. Dediğin gibi ölümden sakınmamış biri neyden korkacak? Kimden sözünü esirgeyecek. Kendin yazmışsın Onlar ölümden bile çekinmemişler savundukları şey için diye. Eeee neden savunduklarını gizli yazsınlar o zaman? Sen onların savunmadığı birşeyi onlara mal ediyorsun.

Pir Sultan'dan istediğini bulamayınca Kul Himmet'e geçiyorsun sonra geri Pir Sultan'a bağlayıp ortak fikir çıkarıyorsun ve bu fikri aslında yüzyıllarca gizlemiş Aleviler diyorsun!

Hadi devam edelim...

Pir Sultan'a ait dediğin deyiş Şah Hatai lakabıyla Şah İsmail tarafından yazılmıştır.

Sofu mezhebimin nesin sorarsın
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz
Gözlüye gizli yok ya sen ne dersin
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz

Biz tüccar değiliz alıp-satmayız
Erkan gözetiriz yoldan sapmayız
Gönlümüz ganidir kibir tutmayız
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz

Şah Hatai'im eydür Muhammed Ali
Onlardan öğrendik erkanı yolu
Ali Muhammed'dir Muhammed Ali
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.

Şimdi cehaletini giderdikten sonra devam edelim. Bak mezhep demiş. DİN dememiş. Kalın yazdığım yerlere bak. Muhammed Ali dedikten sonra onlardan öğrendik diyor. İkisinin tek şahıs olmadığını ANLAyabilirsin burdan sanırım.

Ali Muhammed'dir Muhammed Ali derken de bütün Alevi düşünürlerin dervişlerin yaptığı gibi mecazi bir anlam kullanıyor. İkisinin fikrinde ve sözlerinde bir farklılık yoktur diyor! Olmayan mecazları üretirken apaçık mecazları görmezden gelmende bir fesat olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca şiiri yazan Şah Hatai yani Şah İsmail Safevi Devleti'nin lideridir. Yavuz Sultan Selim'in baş düşmanıdır. Yani Osmanlı'daki baskı Şah İsmail'in üzerinde yoktur! Yani korkacağı kimse de yoktur. Şiirlerini de Osmanlı'daki Alevileri yönlendirmek için TÜRKÇE olarak yazmıştır.

Bir de haddi aşarak Allah Muhammed Ali sıralamasını Hristiyanların yaptığı üçlemeyle eşleştirmen var ki içler acısı. Gel biraz daha ders vereyim.

Cemlerde kandil yakılır ve ard arda söndürülür. Şu sözler söylenerek :

Yaradanın nuru aşkına : YA ALLAH! YA ALLAH! YA ALLAH!
Elçiliğin nuru aşkına : YA MUHAMMED! YA MUHAMMED! YA MUHAMMED!
Velayetin nuru aşkına : YA ALİ! YA ALİ! YA ALİ!

Bak nasıl da üçü ayrı ayrı şeyler ve hepsi nasıl da yerli yerinde duruyor.

Şah Hatai'den devam edelim. Al cemlerde okunan bir Şah Hatai deyişi sana.

Şu âleme nur doğdu / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah
Yeşil kandilden nur indi / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Hak Lâ İlâhe İllâllah
İllâllâh Şah İllâllah
Lâ İlâhe İllâllah
İllâllah Şah İllâllah
Sen Ali’msin Güzel Şah
Şahım Eyvallah Eyvallah.

Huri kızların hepisi / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed dinin tapusu / Lâ İlâhe İllâllah
Açıldı cennet kapısı / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Muhammed anadan düştü / Lâ İlâhe İllâllah
Kafirlerin aklı şaştı / Lâ İlâhe İllâllah
Bin bir putlar yere geçti / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Huri kızları geldiler / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed dinin sordular / Lâ İlâhe İllâllah
Nurdan kundağa sardılar / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Muhammed kalktı oturdu / Lâ İlâhe İllâllah
Alemi nura batırdı / Lâ İlâhe İllâllah
Yer gök salavat getirdi / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Şah Hatayi’m ey kardaşlar / Lâ İlâhe İllâllah
Güzel olur hep bu işler / Lâ İlâhe İllâllah
Secdeye indi hep başlar / Lâ İlâhe İllâllah
Muhammed doğduğu gece / Lâ İlâhe İllâllah

Hadi burdaki Muhammed'in de peygamber olmadığını ve Hz. Ali'den hiyerarşik olarak altta kaldığını söylesene!

Şimdi gibip bunca dörtlüğe rağmen nakarattaki Ali sözlerine takılırsan şaşırmam. Çünkü birşeye şartlamışsın kendini illa ki bu çıkacak diye... Ama aklı olanlar oradan ne çıktığını çok iyi bilir.

Hz. Ali hiçbir zaman Hz. Muhammed'le kıyaslanmaz ancak diğer halifelerle kıyaslanır. Yezit ve Muaviye de lanetlenir...

Ehlibeyt demek Hz. Muhammed'in ev halkı demek değil mi? Alevilikte ehlibeyt sevgisi yok mu?

Pir Sultan Abdal'a dönelim.
Ben de bu Dünya'ya geldim giderim
Kalsın benim davam mahşere kalsın
Muhammed Ali'dir benim vekilim
Kalsın benim davam mahşere kalsın.

Yorulan yorulsun,ben yorulmazam.
Derviş makamından ben ayrılmazam.
Dünya kapısından ben sorulmazam.
Kalsın benim davam,mahşere kalsın

Pir Sultan Abdal'ım dünya kovandır.
Gitti adil beyler, kalan avandır.
Muhammed Divanı ulu divandır.
Kalsın benim davam, mahşere kalsın...

Ben şiirleri yorumlamıyorum bak... Onlar zaten yeterince açık! Gizli bir çetenin gizli sırlarını açıklar gibi yazı yazmakla olmaz. Gerçekçi olacaksınız. Hz. Ali'yi sevmekte aşırı gidenler her zaman vardır ama bunu Aleviliğe mal etmeye Aleviliği İslam dışında göstermeye kimsenin hakkı yoktur!

Yani siz deseniz de demeseniz de Alevilik Müslümanlığın bir yorumudur! Hz. Muhammed Peygamberimiz Hz. Ali Şah'ımızdır. Kur'an ı Türkçe olarak yorumlayıp duaları türkçe ediyo olmamız, arap kültürünü dinle karıştırmamamız İslam dışı olduğumuzu göstermez!

Not: Yazı eski ama Google'dan ben ulaşabiliyorsam başkaları da ulaşıyor ve yanlış bilgilendiriliyor demektir...

redyellow
18-05-2009, 04:23 AM
HZ.Ali gibi olanlara, olabilenlere, onun yolunda olanlara ne mutlu, selam olsun hepsine.