:
bunları biliyor muyuz??????
*Türküce*
24-09-2006, 06:59 AM
Ulkemizde, Din görevlisi memur sayısının.. 87.000 oldugunu,
- Cami sayısının... 77.000 oldugunu,
- Her 345 kişiye bir cami düştügünü.
- Halen inşaatı devam 1140 cami oldugunu,
BUNA KARSILIK......
- Ulkemizde, Okul sayısının 67.000 oldugunu,
- Eğitim SEN'e göre 200 bin, Hükümete göre 96 bin öğretmen açığı oldugunu!
- Hastane sayısının 1220 oldugunu,
- 60 bin kişiye bir hastane düştügünü,
- Sağlık Ocağı sayısının 6300 olduugunu (Alt yapıdan yoksun, çoğunda hekim yok),
- Doktor sayısının 77.344 oldugunu,
- Her 870 kişiye 1 doktor düştügünü,
- Türkiye'de hastanelerde sadece 189 bin yatak kapasitesi bulunurken, aynı anda 26 milyon kişinin camilerde namaz kılabildiğini.
- Buna rağmen önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde yeni yapılması gereken sağlık kuruluşu/hastane sayısı 30-40 arası ifade edilirken, inşaatı sürmekte olan cami sayısının 1340'a ulaştığını.
- Türkiye'de her 345 kişiye bir cami düşerken, 60 bin kişiye bir hastane düştügünü.
- Almanya'da 70 bin Sağlık Kuruluşuna karşı sadece 8 bin kilise, Fransa'da ise 60 bin sağlık kuruluşu ve sadece 9 bin kilise oldugunu.
-Almanya'da 11 bin 332, Fransa'da 4 bin kütüphane varken, 70 milyon nüfusu olan Türkiye'de bu sayının sadece 1435 oldugunu.
- Turkiye'de sadece 13 ilde Devlet Tiyatrosu oldugunu,
- Diyanete bağlı Kuran Kursu sayısının ise 82 ilde mevcut olup sayısının, 3 bin 852 oldugunu,
- Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) yaptığı araştırmaya göre, 14..403 tane cami yaptırma derneğinin bulunduğu,
Türkiye'de, maalesef sadece 1 opera, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği bulundugunu.
Bu durumda , geleceğin nerede arandığını.http://www.alisevilmezmi.com/forum/Smileys/default/huh.gif
- Türkiye'de 14.403 Cami yaptırma ve kuran kursu derneği varken, " Dini faaliyetleri kontrol - altında tutmak icin kurulan " DİB'na ne gerek oldugunu !
- DİB'nın 1997 yılında 66 trilyon olan bütçesinin, 2006 yılında 1.2 katrilyona çıktıgını.
- 8 Bakanlığın bütçesinin, Diyanet İşleri Başkanlığından daha az oldugunu.
- Dört bakanlığın toplam bütçesi ve 22 Üniversitenin toplam bütçesi ise DİB bütçesine eşit oldugunu.
Çok acı.
345 kişiye bir cami düşüyor ancak ortalama bir sınıfta tıkış depiş 40 kişi okuyor. Geleceğimize yazık onlara ayıp ediyoruz. :(
*Türküce*
24-09-2006, 07:05 AM
evet yukarda ki yazıyı okuyunca kendi geleceğimden ve daha doğrusu türkiyenin gidişinden endişe ve kaygım daha da cok arttı..arkadaşlar anlasılan ülkenin durumu allaha kalmış ki..hiçbir ülkede verilmeyen değer veriliyor dine,din işlerine..ee bu yazıyıda nasıl noktalamak yakışır..allah sonumuzu hayır etsin..buyrun yorum sizin...
A.adar
24-09-2006, 07:08 AM
ee birileri okuyunca ders çıkarır emeğine sağlık
güzeldost
24-09-2006, 07:13 AM
gerçekten çok acı ülkemiz bu kara cahiller tarafından mahvediliyor ne yazıkki ülkemizin, bizim ve bizden sonraki nesillerin sonu mualakta, egitim ve saglıga deger vermemiz gerekir ama malesef
ozkan_gunduz
24-09-2006, 11:05 AM
burası turkiye
ve bunlarda turkiye gercekleri pek yadırgamamak gerekir aslında
turkiye için cok normal seyler bunalr helede su naki hukumet zamanında cok daha normal sayılır oldu
son zmaanlrda yasananlar hep birlikde izliyoruz
bir camide bir imam birini vuruyor vuranıda gene aynı cemaat linc ediyor
ve basbakan ne diyor
neden bassalıgı dilemiyorsunuzda henuz kesinleşmemiş bir olay hakkında nasıl boyel tek taraflı konuabliyorsunuz diyor
anlayacagınız gunumuz turkiyesinde hiç de anormal olmayan seyler
wengesodiri
24-09-2006, 11:06 AM
normal doğal sıradan hiç şaşırmaya gerek yok....
asli_33
24-09-2006, 11:08 AM
Türkü _kiz emegine sağlık ..yukardaki tablo gösteriyorki
"tehlikenin farkındamıyız"tablo farketmemizi sağlıyor ..irtica ivme kazanıyor ..heryeri işgal ediyorlar ..sadece Ordu hariç
Diyar
25-09-2006, 12:09 AM
gercekten cok aci!
Gökmen
25-09-2006, 02:56 AM
Bu verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim,ülke gerçeği böyle, ancak bu durumdan anlaşılıyor ki kimse şikayetçi değil,zaten şikayet mevzu olmasın diye atılan temeller üzerinde inşa edilmiş; bütün bu fazla görünen ve eksikliği belirtilenler.Hakimiyet Allah'ın dır ancak devletleri insanlar yönetir.
Dostluk
04-10-2006, 03:04 PM
Çoğumuzun kabul etmediği bu tablo gün geçtikçe dahada kötü hale geliyor.Ben suni olmama rağmen bu kadar camiden rahatsızım.Özellikle son iktidarla bazı yeşil alanlar kapatılarak cami yaptırılması olayın daha da üzücü yanı.Bu nasıl değişir bilmem ama mutlaka değişmeli.
meymano24
01-11-2009, 10:13 AM
Türkiye'de kaç okul var? 67 bin...
Kaç hastane var? 1220...
Kaç sağlık ocağı var: 6 bin 300... Peki kaç cami var? 85 bin...
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor. Peki kaç kilise var? 270...
Kaç Cem evi var? 100.
Türkiye'de kaç doktor var?
77 bin...
Peki kaç din görevlisi var?
90 bin...
Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.
Türkiye'de kaç kütüphane var? 1435...
Almanya'da kaç kütüphane var? 11 bin...
Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var? 13...
Kaç kentte kuran kursu var? 81...
Bu kursların toplam sayısı kaç? 3852...
***
Türkiye'de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane "cami yaptırma derneği" var?
35 bin...
***
İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar?
783 trilyon...
Ulaştırma Bakanlığı'nın?
678 trilyon...
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın?
677 trilyon...
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın?
632 trilyon...
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın?
280 trilyon...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın?
249 trilyon...
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın?
404 trilyon...
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...
22 üniversitenin toplam bütçesine denk...
Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
1997'de 66 trilyon.
1998'de 119...
1999'da 180...
2000'de 270...
20oı'de 302...
2002'de 553...
2003'te771...
2004'te 1 katrilyon...
2005'te 1 katrilyon...
2006'da 1,3 katrilyon...
2007'de 1.7 katrilyon... (Can Dündar'ın "Neden" programından alıntıdır.)
varın 2007-2009 u siz tahmin edin...
Anket kaynağı : 'Turan Eser'
Daglıdede
01-11-2009, 10:34 AM
doğrudur
diini genel olarak en önde görerek yaşayan toplumların ve ülkelerin gelişmesi çok geride ortadogu ülkelerin yaşam şekilleri diine çok önem verdikleri için yaşam şartları oratada
ama batı batıda diin pek çok kullanılmaz ve hep sömürgeci olarak yaşarlar
bizim ülkemizinde bu vasıflarda olması normal çünkü diin e dayalı bir yöntetimiz var
Fukara-i Abdal
01-11-2009, 12:01 PM
DAğlıdede Vatikan ve diğer olayların sürmesi aslında KATOLİKLERİ hiçe saymak olmamalı ama bir zamanlar Batılı ülkelerde yaşanan bu gericilik simdi Ortadoğuda var ...
Eskiden hatta Melekler ve Şeytanlar diye bir film var izlemeni tavsiye ederim..Ullamanitiler falan yani GAalile'nin öldürülmesi gibi..
şimdi hersey TAM TERSİ yapanalar DİNCİler değil DİNİ kullanan Kişiler !
meymano24
01-11-2009, 12:31 PM
Diyanet İşleri Başkanlığı Amerika Birleşik Devletleri`nde atağa geçiyor. Türkiye Washington`da 60 dönüm arazi satın altı bile...
Diyanet, ABD atağında... Washington`a 60 dönüm arazide 800 kişilik cami ve
Türk-İslam kültür merkezi inşa edilecek. Cami, modern mimari tarzında olacak
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu, 8 gün süren ABD gezisinin ardından izlenimlerini anlattı. En önemli proje, Washington`a Türk camii... Türkiye Diyanet Vakfı araziyi buldu. Şimdi mimari proje hazırlanıyor.
DÜŞÜNCE KURULUŞU GİBİ
CAMİ dışında konferans salonu, öğrenci yurtları, kadın ve gençlik merkezleri bulunacak. Türk-İslam merkezi, think-thank kuruluşu gibi çalışacak. Dev projenin iki hedefi var: Birincisi Türkleri, başka ülkelere ait oluşumlardan uzaklaştırmak.
TÜRK MODELi ANLATILACAK
İKİNCİ ve daha önemli hedef ise, İslam`ın Batı`daki olumsuz imajını değiştirmeye katkıda bulunmak. Bardakoğlu, `Müslümanlık için olumlu düşünenler yüzde 10`u geçmiyor. Türkiye`nin birikimini, özgün dindarlığını anlatmak lazım` dedi.
ABD`ye Türk camii
Diyanet`in Amerika`da 60 dönüm arazi aldığını belirten Bardakoğlu, ABD`deki Türklerin bir araya gelebilmesi için 800 kişilik caminin de olacağı bir merkez yaptıracaklarını söyledi
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, 8 gün süren ABD gezisini AKŞAM`a anlattı. ABD`de Kutlu Doğum programlarına katılan, Harvard gibi dünyanın en ünlü üniversitelerinde akademik sunumlar yapan Bardakoğlu, bu ülkede yaşayan Türklerin ülke ile bağlarını kuvvetlendirecek yeni projelerini açıkladı. Kendisinin mütevelli heyeti başkanı olduğu Türkiye Diyanet Vakfı`nın Washington`da 60 dönüm arazi aldığını belirten Bardakoğlu, buraya Türk-İslam Kültür Merkezi Kompleksi kuracaklarını, komplekste 800 kişilik caminin yanı sıra, yurt, kadın ve gençlik merkezleri olacağını söyledi.
Haber: Volkan Yanardağ/Akşam
işte bizim haklarımız.. hakkımız olanlar buralara kadar gidiyorsa işbirlikçiler le
Ben HAKKIMI HELAL ETMİYORUM..!
etmediğimide onlara söylüyorum.
sadabmercangok
01-11-2009, 02:09 PM
sayın meymano24:
Araziyi türkiye diyanet vakfı alıyormuş, sizin haklarınızla ne alakası var bu durumun?
meymano24
02-11-2009, 02:10 AM
sayın meymano24:
Araziyi türkiye diyanet vakfı alıyormuş, sizin haklarınızla ne alakası var bu durumun?
Türkiye Cumhuriyeti anayasal bir hukuk devletidir. Aşağıdaki anayasa maddesinden de anlayacağın üzere tüm vatandaşları eşit haklara sahiptir;
T.C.Anayasasından alıntı:
Alıntı:
X. Kanun önünde eşitlik
Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. (*)
(*) 9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkraya “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiş,bu ibare Anayasa Mahkemesi’nin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
tabi anayasal hakların nasıl kullanılacagına dair kanun ,tüzük, yönetmelikler yapılır ve bunlardan kaynaklı hakları kullanabilmek için birazcık eğitimli olmammız, yada hakların ne olduğunu bilen profesyonellerden yardım almamız gerekir, malum haklarımızı bilmezsek onlardan faydalanmamızda biraz zor olur.
işte senden bu yazdıklarımı okuyarak anayasal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde hak varmıdır?, varsa nasıl aranır? bunları öğrenmeni bekliyorum. Şimdi sen dersinki; benim öğretmenimmisin? yo değilim sadece duyarlı bir vatandaşım.
bizler gibi saf insanlarımızın zaten var olan anayasal inanç özgürlüğünden kaynaklanan haklarını dile getirme çabası içerisindeyim.
üzülmek çözüm değil ya insanlarımızı eğitiriz, yada ebediyyen cehaletle uğraşırız. ben kendi üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.
buda başka bir alıntı:
Alıntı:
Şer'iyye Vekaletini kaldırıp onun görevlerinden bir kısmını deruhte etmek üzere “Diyanet İşleri Reisliği”ni kuran 429 sayılı Kanun (Şer'iyye ve Evkaf ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiyye Vekâletlerinin İlgasına Dair Olan Kanun) 3 Mart 1924’de kabul edildi. Siirt Mebusu Halil Hulki Efendi ve 50 arkadaşının imzasını taşıyan kanunun gerekçesinde şunlar yazılmıştır:
Kanun’un Gerekçesi
“Din ve ordunun siyaset cerayanlarıyla alakadar olması bir çok mehaziri dâîdir. Bu hakikât bütün medenî milletler ve hükümeler tarafından bir düstur-i esasi olarak kabul edilmiştir. Bu nokta-i nazardan yeni bir hayat varlığı temin etmek vazifesini deruhte eden Türkiye Cumhuriyeti, teşkilat-ı siyasiyesinde zaten muhdes olan Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin mevcut olması muvafık olamaz. Şer'iyye ve Evkaf Vekâletinin ilgasına nazaran da bütün Evkafın millete intikal etmesi ve ona göre de idare edilmesi tabii bir neticedir...! (TBMM Zabıt Ceridesi, 2. Devre, c.7, s. 23)
Söz konusu kanunun tamamı 14 madde olup ilk yedi maddesi Diyanet İşleri Reisliği’nin kuruluşu ve Şer’iyye Vekaletinin kaldırılışına ilişkindir. Bu maddelerin TBMM’inde müzakeresi sırasında sadece maddelerde geçen “Umur-i Diyaniyye Riyaseti” ibaresi üzerinde kısaca durulmuş ve bu ad “Diyanet İşleri Reisliği” şeklinde değiştirilmiştir. Maddelerin tümü teklif edildikleri haliyle kabul edilmiş ve Diyanet İşleri Reisliği kurulmuştur.
Kanun, İslâm dininin inanç ve ibadetleriyle ilgili işlerini yürütmek ve dînî kurumların idaresine bakmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde bir Diyanet İşleri makamının kurulduğu; Şer'iyye Vekâletinin kaldırıldığı; Diyanet İşleri Reisi'nin, Başbakanın teklifi ile Cumhurbaşkanı tarafından atanacağı: bu kurumun bütçesinin Başbakanlık bütçesine bağlı olduğu; ülke genelinde bütün cami, mescid ve diğer dînî müesseselerin idaresinin Diyanet İşleri Reisliği’ne verildiği, din görevlilerinin ve müftülerin merciinin Diyanet İşleri Reisliği olduğu ve nihayet vakıfların idaresine bakmak üzere Başbakanlığa bağlı yeni bir birimin oluşturulduğu hükümlerini getirmişti.İlk Diyanet İşleri Başkanlığı’na, 1 Nisan 1924’te, Millî Mücadelede büyük hizmetleri bulunan Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi tayin edildi.
Ayrıca aynı gün TBMM'ce onaylanan 3 Devrim yasasının Cumhuriyetimiz için ne ifade ettiğine kendinde bakabilirsin ,benim bir şey yazmama gerek olmadığını eminim anlayacaksın . google'a "3 devrim yasası" yaz arat, gelen sayfalara baktığında ..Diyanet'in, Vakıflar Müdürlüğü'nün, MİLLİ EĞİTİMİN, Genel Kurmay Başkanlığı'nın aynı gerekçe ile yani;
Siyasetin ya da dinin veya her ikisinin birden askerliğe, eğitim ve öğretime müdahalesinin önüne geçmek, bunların her birini hem bağımsız hem de akla ve ilme dayalı yapabilmek adına gelmiş olduğunu göreceksin. Yani;
(429 Sayılı) Şer'iye Ve Evkaf Vekaletlerinin Kaldırılmasına,
(430 Sayılı) Eğitim-Öğretim Birliği'nin Sağlanmasına (Tevhid-i Tedrisat),
(431 Sayılı) Halifeliğin Kaldırılmasına Ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Toprakları Dışına Çıkartılmasına dair yasaların kabul edilmesine karar verilerek bu kanunlarla
(Günümüz Adlarıyla)
Genelkurmay Başkanlığı,
Diyanet İşleri Başkanlığı,
Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur...
Tarihine göz atarken Diyanet işleri başkanlığının anayasal bir kurum olduğunu öğrenmiş olduk bakalım neymiş Anayasa'da ilgili madde?
Alıntı:
İ. Diyanet İşleri Başkanlığı
MADDE 136. – Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.
Bu konuda Atatürk'ün ne düşündüğüne dair bir kaynakta verebilirim istersen. biraz uzun ve meşakatli bir konu olduğundan hepsini yazmıyorum. yavaş yavaş algılamak önemli..
Bizim varolan haklarımız elimizden bi şekilde alınıp ve ne şekilde başka başka yerlere gittiğini az çok tahmin edebilirsin sende üstünü kapatmak istemediğin sürece.
bak bi alıntı daha vereyim :
Diyanet İşleri Başkanlığının Görevi:
Madde 1- İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.
Yukarıdaki hükmü Türkçe dil bilgisine göre "virgül" ve "ve" bağlacı ile birbirinden ayrılmış kısımlardan bölersen Diyanetin;
. İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek,
2. din konusunda toplumu aydınlatmak,
3. ibadet yerlerini yönetmek
olmak üzere üç farklı görevi olduğunu ayrıca
Bu görevi anayasa madde 136 da tanımlandığı şekli ile;
"lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek,"
yerine getirmek zorunda olduğunu ve bunlarında 3 Mart 1924 tarihinde ilk demokratik anayasamızıda kabul eden meclisçe kabul edilen kanunun tırpanlanmış hali (eksiği var fazlası yok.) olduğunu öğrenmiş olduk...
1924'teki de bizim meclisimiz 1950'deki de 1985' deki de 2009'daki de, nasıl 1924'te bu kanunlar gökten inmeyip Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki muadillerinin yerine getirildi ise 1950'deki de 1924'teki yasanın esaslarına göre yapıldı.
Senin anlayacağın senin paranla yapıldığını zannettiğin vakıf, cami, medrese (ya da yenilenmiş hali) adına ne varsa tamamı 1924'te milletin malı sayıldı ve millet adına Diyanet ve Vakıflar genel Müdürlüğü sahip çıkıyor.
O günden sonra yapılanlarda şahıs, vakıf ve dernekler tarafından yaptırılanlardır.
bu araştırmaları yaparken bak sana 2008 yılının 2 milyar tl lik bütçesinin 1.8 milyardan fazlası (Çalışanlar ile imam, müezzin ve kayyum maaşları ile diğer giderleri ) personel giderleri için harcanmış diğer carinin detayını bilmiyorum ancak merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı ve 100000' e yakın çalışanı olan bir kurumun yıllık 185 milyon TL idari harcaması olması o kadar da anormal değil. Tabi tüm harcamalarının denetime tabi olduğunu unutmamak lazım.
Kısacası biz zaten ibadethanemizi kendimiz yapıyoruz, vergisini, aidatını, elektriğini, suyunu diğer vakıflara uygulanan indirimlerle aynı şartlarda olmak kaydı ile zaten ödüyoruz.
Personel giderlerine gelince; imam, müezzin ve kayyumları biz çalıştırmıyoruz devrim kanunları gereği devlet çalıştırıyor ki şahısların yaptırdığı çoğu dini uygulamada (mevlit, nikah, Kuran okuma, cenaze vb.) devletin bu memurları nakit para karşılığı hizmet üretirler.
ben vakıf, dernek, kurum, kuruluş adı altında din ile uzaktan yakından alakası olmayan ya da en azından dindarlara karşı bir takım insanların neler yaptığını buraya yazmaya başlasam uykuların kaçar, kendi gözlerinle görsen ve farkına varabilsen ve gerçekten içtenlikle bu devletin ve milletin iyiliğine bunları yazıyorsan oturup ağlarsın, iyiniyetinle onların yanında bulunuyorsan farkındalık şu anda çektiğinden kat kat ağır gelecektir emin ol..
Laikliğin teorisinde Diyanet gibi bir kurumun olamayacağı doğrudur, ancak biz teoride yaşamıyoruz. Atatürk'ün dediği gibi biz toplumsal ve iktisadi hayatımızı bir oluşturalım birileri döker kitaba, teoriye o kadar vaktimiz yokmuş ki önce Diyaneti ve Vakıfları kurmuşuz sonra Hilafet'i ve uzantılarını kaldırmışız.
Bu ulkede yasayan 18-19 milyon ALEVI, 2 milyon civarinda Ermeni,Suryani,Hiristiyan,Yahudi yaşıyor
Senin bu konudaki bilgisizliğin yada bilerek kandırılmış olman senin sorunun..
sadabmercangok
02-11-2009, 10:50 AM
Sayın meymano24:
Türkiye Diyanet Vakfı vakıf statüsündedir, yani devlet tarafından değil, bağışlar vs. ile faaliyetlerini yürütür.
Bu vakıf bir arsa alıyorssa alevilerin haklarının yenmesiyle bunun ne alakası olabilir diey sordum ama siz tuttunuz diyanet ile ilgili bir çok şey aktardınız, ama hiç birisinde benim sorumun cevabı yok.
ben kendi paramla bir arsa alırsam nasıl ki sizin haklarınızla ilgisi olmaz ise türkiye diyanet vakfının alacağı arsanın da sizin haklarınızla bir ilgisi olmaz.
Siz türkiye diyanet vakfı denilence bunu sanıyorum devlet kuruluşu sandınız, hayır devlet kurumu değil, özel bir kurumdur, diyanete yardımcı olur, diyanetin devlet bütçesinden karşılanmayan, yetmeyen yerlerine maddi destekde bulunur, öğrencilere burs verir vs.vs.
meymano24
02-11-2009, 11:13 AM
Sayın meymano24:
Türkiye Diyanet Vakfı vakıf statüsündedir, yani devlet tarafından değil, bağışlar vs. ile faaliyetlerini yürütür.
Bu vakıf bir arsa alıyorssa alevilerin haklarının yenmesiyle bunun ne alakası olabilir diey sordum ama siz tuttunuz diyanet ile ilgili bir çok şey aktardınız, ama hiç birisinde benim sorumun cevabı yok.
ben kendi paramla bir arsa alırsam nasıl ki sizin haklarınızla ilgisi olmaz ise türkiye diyanet vakfının alacağı arsanın da sizin haklarınızla bir ilgisi olmaz.
Siz türkiye diyanet vakfı denilence bunu sanıyorum devlet kuruluşu sandınız, hayır devlet kurumu değil, özel bir kurumdur, diyanete yardımcı olur, diyanetin devlet bütçesinden karşılanmayan, yetmeyen yerlerine maddi destekde bulunur, öğrencilere burs verir vs.vs.
benim haklarım kısıtlanıyorsa bana verilmiyorsa ve benim adıma islamı kendilerine göre yorumluyorlarsa, çizgilerini çiziyorlarsa olamazmı??
kendi paranla tabi alınmaz (haram yemediysen)konuyu saptırma.
hak yemek önceden kolaydı,(güçle) . şimdide çok kolay güç kandırmaya dönüştü..
meymano24
02-11-2009, 11:44 AM
Sayın meymano24:
Türkiye Diyanet Vakfı vakıf statüsündedir, yani devlet tarafından değil, bağışlar vs. ile faaliyetlerini yürütür.
Bu vakıf bir arsa alıyorssa alevilerin haklarının yenmesiyle bunun ne alakası olabilir diey sordum ama siz tuttunuz diyanet ile ilgili bir çok şey aktardınız, ama hiç birisinde benim sorumun cevabı yok.
ben kendi paramla bir arsa alırsam nasıl ki sizin haklarınızla ilgisi olmaz ise türkiye diyanet vakfının alacağı arsanın da sizin haklarınızla bir ilgisi olmaz.
Siz türkiye diyanet vakfı denilence bunu sanıyorum devlet kuruluşu sandınız, hayır devlet kurumu değil, özel bir kurumdur, diyanete yardımcı olur, diyanetin devlet bütçesinden karşılanmayan, yetmeyen yerlerine maddi destekde bulunur, öğrencilere burs verir vs.vs.
1- Türkiye'de en az 10 milyon Alevi yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşlarının vergilerinden oluşturulan Diyanet'in bütçesinden Alevilere pay verilmesi neden seni rahatsız etmektedir.??
2- Bir tarafta 70 bin camii, binlerce İmam Hatip Okulu, İlahiyat Fakültesi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Zorunlu Din dersi dururken , diğer tarafta milyonlarca insan, sayısı yüzleri bile bulmayan Cemevleri'ne Diyanetten pay isteyince neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz? Bu tabloya karşı vicdanınız rahat mı?
Damlaesra
02-11-2009, 12:06 PM
yine ilahiyat fakültesine kadro açıldı
yine bize gelmedi kadro ağlasam bize acıyıp açarlar mı artık acaba??
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.