PDA

: Hz. Ali’nin Şiirlerinin Sanatsal ve Edebi Niteliği


Rojaazme
11-09-2006, 10:10 AM
Ali düzyazı kitaplarında olduğu gibi, şiirlerinde de öğütçü, yol gösterici ve eğitici bir anlayışı sergiler. Arapça’nın bütün anlatım olanaklarından yararlanır, sözcük oyunlarına başvurur, şaşırtıcı imgeler, imgeler üretir. Bu alanda oldukça ustadır. Onun işlediği konular; sevgi, dine bağlılık, yiğitlik, erdem, eli açıklık, dayanışma ve eşitliktir. İslam öncesi Arap şiirinin bütün gelenekleşen çizgisini izlemekten çekinmez. Hz. Ali, bir ozan olarak; bu tür konularda “gerçekçi ve yaşama sıkı sıkıya bağlı”dır. Düşlere bağlı kalmayarak tanığı olduğu olayları tüm çıplaklığıyla açıklar. Ali’nin “Yedi Askı”dan esinlendiği de gözden kaçmamaktadır.

Hz. Ali’nin şiirleri; onun çağını, düşüncelerini, eğilimlerini, duygularını yaşamın olaylarıyla birlikte verirler. Siyasal olaylar ve gelişmeler bütün çıplaklığı ve çelişkileriyle birlikte şiirlere yansımıştır. Al’nin şiirleri İslam dininin ortaya çıkış ve gelişme koşullarını, dalgalanmaları tüm somutluğuyla gösteren yaşanmış belgelerdir. Ali de tüm çıplaklığıyla olayların içinde biridir. İslam dinini yaymadaki en önemli rol üstlenişi görülür. Halife seçimi türü olaylar da bu şiirlerde ve söylevlerinde genişçe yer almıştır. Bu şiirlerde Ali’nin gönüldeşliği, eliaçıklığı, erdemliliği, insanlara davranış biçimi, kahramanlığı, adilliği geniş yer tutar. Ali’nin şiirlerindeki başarısında dilinin özlülüğü de rol oynar.

Ali’nin şiirlerinin bugüne dek öğretim kurumlarına sokulmayışı, örnek olarak gösterilmeyişi şaşılacak şeydir.

Eyuboğlu’na göre Ali’nin şiirleri tümü, “özgünlük bakımından etkili bir buluş sayılmaz”. Ancak sözcüklerin seçimi, dizelerin anlam bakımından birbirine bağlanması oldukça ustacadır. “Şiirindeki başat etki dilinin gücüdür”. Şiirini, “düşüncelerinin aracı” olarak kullanmıştır. Döneminin sanatında görülen temasal çelişkiler, Ali’nin şiirlerine de yansımıştır. Ali’nin kahramanlığı şiirlerinde de açıkça görülür. Ali’nin yiğitliği, korkusuzluğu türünde özelliklerinin tümü, “din düşmanlarına karşı sergilenen duygularla örülmüştür”.

Ali’nin şiirlerine yansıyan ve tarihe ışık tutan bir başka konu da; Peygamber’in ölümünden hemen sonra çevrelerindeki Müslümanlar arasında bir çözülmenin başlaması, geçimsizliğin yüze vurması, neredeyse yoldan sapmalara varan gerginliklerin ortaya çıkmasıdır. Kimi dizelerde bu olumsuz gelişmeler çok açıkça görülür.

Ali’nin şiirlerinde gerçeklik, toplumsal örtü altında yalınca verilir. Ali ne ölçüde ulvileştirilirse ulvileştirilsin, bir yerde onda “doğal denetim” ön plandadır. Şiirlerde ulvileştirilmiş Ali’nin yerini, insan Ali almıştır. Şiirlerde, gerçeklik ayakları üzerine basmaktadır

Rojaazme
11-09-2006, 10:11 AM
Ali’nin şiirlerinde İslam’ın doğuş yıllarında Mekke- Medine- Küfe’deki egemen olan yaşam anlayışının, varolan ahlâksal yaşamın niteliği kolayca görülür. Bütün bunlar destanımsı bir havayla anlatılır. İlk çağlardaki Mezopotamya’daki “Gılgamış”, Hindlilerdeki “Ramayana”, Greklerdeki “Homeros”, Araplardaki “Yedi Askı”da görülen destansallık özelliği Ali’nin şiirlerinde kendini ortaya koymuştur.

Ali’nin şirleri bugüne dek eğitim kurumlarına girmemiştir. Toplum bu şiirlerde oldukça uzak kalmıştır. Halk kesimi bilmediği gibi, nedense aydınlar da bu şiirleri bilmemektedir. Ali, halk tarafından destansı özellikleriyle ve cenkleriyle bilinir. Demek ki, halk onu kahramanlıklarıyla sevmiş ve benimsemiştir.

Ali, şiirlerinde sürekli Peygamber Muhammed’in izinde olduğunu vurgular. Bu yola, sonraları “sünnet” denmiştir. Ali’ye karşı olanlar da bu “sünnet”in temsilciliğini yaptıklarını savunmaktadırlar. Bu da şiirlerin içeriğiyle çelişir. Doğallıkla Ali, şiirlerini yalnızca “şiir” olsun, “sanat” olsun veya bireysel doyuma ulaşmak için yazmamıştır. Düşüncelerini ve Peygamber’in yolunu bildirmek, tanıtmak ve göstermek için yazmıştır. Çünkü Ali, Muhammed-Ali Yolu’nun kurucusu ve sürdürücüsüdür. Bu da şiirlerinin asli konusu olmuştur.

Ali’nin şiirleriyle çevresini, yolunu izleyenleri veya izleyecek olanları yeterince etkilediği söylenemez. Ali’nin kimi dizeleri birer atasözü, özdeyiş niteliği alarak ağızdan ağıza sürdürülmüştür. Bunlar da çoğunluk; bilgelik, doğruluk, erdemlik, eliaçıklık, yardımseverlik, verilen söze bağlılık vb. konularını içerir. Onun “Nehc’ül-Belâga” adlı yapıtında da biraraya getirilen konuşmaları çokluk uyarıları, öğütleri içerir niteliktedir. Peygamber’in “ben bilim kentiysem, Ali de kapısıdır” türündeki sözü nedeniyle Ali bir “bilim öncüsü” olarak görülür. Ancak bu bilimin, “İslam kavramıyla çevrelendiğini” de bilmek gerekir. Yoksa, Ali bir pozitif bilimci değildir. Onun bilimciliğine ve bilim adamlığına, İslamsal bilimlerle sınırlı olarak bakmak gerekir. Yani o Kuran, fıkıh, tefsir, kelâm gibi alanlarda çalışan, düşünce üreten bir İslam bilimcisidir.

Ali şiirlerinde ve söylevlerinde (hutbelerinde) bütün gerçeklerin Kuran’dan kaynaklandığı kanısını sergiler. Onun gözünde doğruluk, erdemlilik, bilgelik ancak “Kuran’a uymak”la nitelenebilir. Bu özellik, onun şiirlerini İslam inançlarını yayma düşüncesiyle yazdığı izlenimini vermektedir. Kuransal ve Muhammedi İslam’ın içtenlikli temsilciliğini üstlenen ve bunu kendisi için tarihsel sorumluluk olarak gören Muhammed-Ali Yolu’nun kurucusu olan Ali, “kaynağını Kuran’da bulan bir inancın ozanı” olmuştur.

Ali’nin şiirlerinde Arap yaşantısının özelliklerini, çöl doğasının niteliklerini yansıtan özgün buluşlar, benzetmeler görülür. Bunların hepsi doğadan ve doğal olandan alınmışlardır. Arap şiirinin özelliklerinden olan; bu “doğadan esinlenme” ve “yaşama ortamının koşullarından etkilenme” Ali’de tümüyle vardır. Özellikle, kullandığı imler çöl doğasının gerektirdiği niteliktedir.

Ali’nin şiirlerinin eski Arap şiirinden esinlenmesi doğaldır. Araplarda şiirin ve edebiyatın bir siyaset yapma aracı olması, bir ideoloji ve amaç sahibi olan Ali’nin şiire yönelmesine ve etkileyici şiirler yazıp söylemesine neden olmuş olabilir. Ayrıca Araplalarda şiir ve belagâtlı söz söylemek ve edebiyat yapmak önemli bir geleneksel damara sahiptir. “Yedi Askı”, Ali’ye ulaşan bir sanat ve şiir damarıdır. Ali’nin şiir söylemesinin “Yedi Askı” ozanlarını anımsatması bu açıdan önemsenmelidir.

Ali, Arap ve İslam toplumunun yetiştirdiği önemli bir şair ve edebiyatçıdır. Günümüzde artık Ali’nin bu özelliği görülmeli ve onun ürünleriyle toplumlar, özellikle genç kuşaklar tanıştırılmalı, şiirleri ve söylevleri okul müfredat proğramlarına konularak çocuklarımızın Ali’den yararlanmaları sağlanmalıdır.

Ali, çağının önemli hatiplerindendir. Etkili konuşan büyük bir “söz ustası”dır. Oldukça ustaca, sanatsal değerli ve içerik bakımından zengin olan şiirleri bu alanda bir araçtır.

O, şiirleri yoluyla davasını ve düşüncelerini savunmuştur

Rojaazme
02-10-2008, 02:09 AM
Ali’nin şirleri bugüne dek eğitim kurumlarına girmemiştir. Toplum bu şiirlerde oldukça uzak kalmıştır. Halk kesimi bilmediği gibi, nedense aydınlar da bu şiirleri bilmemektedir. Ali, halk tarafından destansı özellikleriyle ve cenkleriyle bilinir. Demek ki, halk onu kahramanlıklarıyla sevmiş ve benimsemiştir.

Ali, şiirlerinde sürekli Peygamber Muhammed’in izinde olduğunu vurgular. Bu yola, sonraları “sünnet” denmiştir. Ali’ye karşı olanlar da bu “sünnet”in temsilciliğini yaptıklarını savunmaktadırlar. Bu da şiirlerin içeriğiyle çelişir. Doğallıkla Ali, şiirlerini yalnızca “şiir” olsun, “sanat” olsun veya bireysel doyuma ulaşmak için yazmamıştır. Düşüncelerini ve Peygamber’in yolunu bildirmek, tanıtmak ve göstermek için yazmıştır. Çünkü Ali, Muhammed-Ali Yolu’nun kurucusu ve sürdürücüsüdür. Bu da şiirlerinin asli konusu olmuştur.

Rakoo
02-10-2008, 02:10 AM
eline yüreğine sağlık...