soreş
11-09-2006, 10:08 AM
www.alewiten.com
Amucalarda Muharrem Matemi ve Aşure
1. Giriş
Amuca ve Amca, kelime anlamıyla baba kardeşidir. Amuca kabilesiyle ilgili yazılı kaynaklarda pek bir bilgi bulunmamaktadır. Tarih kayıtlarında kabilenin adı "Ammiler", "Emminler", "Amuga", "Amuca" ve "Amuca oğulları" olarak yer almaktadır. Genelde Trakya ve Bulgaristan'da yaşayan etnik ve dini bir cemaat özelliğini taşıyan Amucaların etnik kökeni, Oğuz-Türkmen boylarına götürülmektedir. Amucalar günümüzde genelde Bektaşi bir topluluk olarak tanınmaktadırlar.
Yüzyıllar boyu nesilden nesile geçen günümüze kadar çeşitli evrelerden geçerek gelen inançlarımız günümüzde değişmektedir. Toplumlar ne kadar değişse de yine de kabuk değiştirmeleri çok zaman almaktadır. Örneğin, Amucaların bir kısmı, 1868 yılında Şeyh Bedreddin tarikatından Bektaşiliğe geçtiklerinde, uyguladıkları ortak kurallarda bunu görüyoruz. Bu tür uygulamalar onları birbirine bağlamış, bağlarını koparmamışlar.
Umumiyetle Müslüman Türklerde Altay Şamanlığının gelenekleri, yüzyıllar boyunca unutulmamıştır. 10. yüzyıl başlarında İslamiyeti kabul etmeye başlayıp, 11. yüzyılın ilk yarılarında tamamen Müslüman olarak Horasan'a geçen Selçuklu Oğuzları, Dede Korkut hikâyelerinden anlaşıldığına göre, 15. yüzyılda birçok Şamanist geleneği muhafaza etmişlerdir.
Matem törenlerinde ölünün bindiği atın kuyruğunu kesmek, kurbanlar kesmek, aş vermek, kırkını senesini anmak, aynen uygulanmıştır. Bu Oğuzların torunları olan bugünkü Anadolu ve Balkan Türkmenleri arasında, eski inanç ve geleneklerinden derin izlere rastlamak mümkündür. Bunlar albastıdan ulu ağaçlara, yatırlardan bilinmeyen güçlere kadar aynen uygulanmış ve onlara inanılmıştır.
2. Hz. Ali Orucu
Hz. Ali'nin Hakk'a yürüdüğü gün Amucaların Bektaşilerinde, her Ramazan ayının 16. günü akşamından başlayarak beş gün Muharrem Orucu tutulur. Bu beş günde Muharem ayında uyulan tüm kurallar geçerlidir. Oruç bu beş günde Ramazan Orucu gibi değildir. Beş gün içinde su ve sulu gıdalar yenilmez. Orucu mayasız tuzsuz çörek ve tuz ile tutarlar. Kan ve kana benzeyen yiyecekler yenilmez ve içilmez. Hayvani gıdalardan yenilmez. Karı-koca ilişkileri, her türlü şenlikler, düğün ve benzeri toplantılar kesinlikle yapılmaz. Gülmek ,aynalara bakmak ,süslenmek kesinlikle yasaktır. Çamaşır değiştirilmez. Ramazan ayının 16. günü tüm canlar bir mürşidin evine toplanıp meydan açar ve çerağlar uyarılır, namazlar-niyazlar kılınır. Matem muhabbeti yapılır. Bu beş günde semah dönülmez, hayvan kurban edilmez. Oruca niyet, bu gece başlanır. Bu geleneğimiz Kırklareli ve köylerinde halen yapılmaktadır.
Günümüzde halen Kırklareli ve yöresinde Amucaların Bektaşi kesimlerinde her Ramazan ayının 16. günü akşamı, belli merkezlerde toplanılıp muhabbetler açılır. Meydan açılışları normal muhabbetlerden farklı olarak, matem erkânına göre icra edilir. Aslında Ali Haydar Harpaslan baba Kırklareli'nin Yenibedir köyünde muhabbet esnasında, Hz. Hüseyin için bir matem orucu olmasına rağmen, Hz. Ali için bir matem orucu eksikliği duyulduğundan bu uygulamanın Bektaşiler tarafından yapıldığı anlattı.
3. Muharrem Matemi
3.1 Orucun Tayini
Kurban Bayramı'nın Zilhicce ayının onuncu günüdür. Bugünden itibaren 20 gün sayılır. 20. günü yanı Zilhecce'nin otuzuncu son günüdür. O akşam matem orucuna niyet edilir. Ve niyet tercumanı okunur. Ertesi gün Muharrem'in birinci günüdür. Su orucu başlar. Devamlı olarak onuncu günün akş***** kadar (yani Hz. Hüseyin'in şehit olduğu zamana kadar) su içilmez. On Muharrem günü öğleye doğru su iftarı yapılırken, tercüman okunarak oruç açılır. Aslında Kerbela Olayı'nda su, ayın yedinci gününden onuncu günün öğlesine kadar kesilmiştir. Aslı budur. Hürmetten on gün su içilmez.
3.2 Muharrem Matemi
On gün devamlı olarak su içmeden ve eğlencelerden uzak tutularak uygulanan bu matem, insanların şerefine ve masum mazlumlarına, yine insanların kötü zalim olanlarından geriye getirilmesi imkânsız bir facianın kefaretini ödeme duygusu da taşır. Bu matem günleri içinde Bektaşiler, birbirine yolda rastlayınca veya bir meclise girince birbirine niyaz etmezler, sadece "ya İmam" derler. Karşılık olarak "ya Hüseyin" diye cevap verirler. Muharrem ayı içinde birbirine mektup yazmazlar, haberleşmezler, kurban vs. hayvan kesmezler. Matem günlerinde on gün devamlı olarak gece gündüz su içmezler, sulu gıdalar alınabilir. Matem gününde saç sakal tıraş edilmez. Eğlence, düğün yapılmaz. Düğün ve eğlence yerine gidilmez. Çamaşır değiştirilmez. Karı-koca münasebetleri kesilir. Semah dönülmez. Hasta ve seferde bulunanlar, ihtiyarlar Matem Orucu tutmayabilir. Kadınlarda gebelik ve doğum durumunda olanlar yavrusuna süt verme zamanlarında kaza etmek üzere oruç bırakılır. Çok zayıf olanlar esir olanlar, mahkumlar, ağır işçiler için mecburiyet yoktur.
Amuca Bektaşilerinde bir Matem Orucuna başlanması, bir mürşidin ihvanı ile birlikte niyetlenmesi, eskiden beri yapılagelmiştir. Bu şekilde yapıldığı zaman, daha sevap olduğuna inanılmış ve uygulanmıştır. Matem Orucuna niyet edildiği zaman, önce büyük bir tasa su konulur. İçine Kerbela toprağı ve Balım Sultan tuzu atılır. Buna "Cevher" denilir. Bu cevherden üç yudum alınarak oruca niyet edilir. Ertesi akşam bu su ile oruç bozulur. Bu işlem matem bitene kadar tekrarlanır.
Trakya da günümüzde tüm Ehlibeyt'i seven tarikatlar matem ayı olan Muharrem de erkânlarına göre ibadetlerini ve inançlarını serbestçe uygulamaktadırlar. Aşure ayının 7. günü Trakya'daki Amuca kabilesi Babagan kolu Bektaşileri, Hz. Hüseyin'in yedisini, erkân açarak yaparlar. O gece bir mürşid'in veya dervişin evinde canlar toplanır. Oraya gelen canlar yanlarında un, şeker ve bir miktar yağ getirirler. Elde kalan un, şeker ve yağ ile helva yapılır. Bugün de kabile mensupları yedisinde un helvası yapıp konu-komşusuna dağıtmaktadır. Bu olayın, "Hür Gazi helvası"na da bağlandığı halk arasında söylenmektedir. Bazı Kırklareli köylerinde "Hür Gazi pilavı" ve "Hür Gazi helvası" yapılmaktadır.
Halk arasında inanca göre: Hz. Hüseyin Kerbela'daki 7. günün akşamı etrafında sağ kalanları toplayarak bazı şeyleri izah ederek, oradakilere hitaben "Ey inanlar bizi gelecekte kötü olarak anılacak kaderimizin ardından yedimizi yapacak kimse kalmayacaktır. Biz kaderimizin helvasını kendimiz bu akşam yapacağız" der.
Bugün matem geleneklerimizde göçen (vefat eden) bir canın yedisi yapılmaktadır. Aslı bu olay olmamakla ölüm sonrası bazı geleneklerin birçok toplumda birbirine yakın olması nedeniyle araştırılması gerekmektedir.
Amucalarda Muharrem Matemi ve Aşure
1. Giriş
Amuca ve Amca, kelime anlamıyla baba kardeşidir. Amuca kabilesiyle ilgili yazılı kaynaklarda pek bir bilgi bulunmamaktadır. Tarih kayıtlarında kabilenin adı "Ammiler", "Emminler", "Amuga", "Amuca" ve "Amuca oğulları" olarak yer almaktadır. Genelde Trakya ve Bulgaristan'da yaşayan etnik ve dini bir cemaat özelliğini taşıyan Amucaların etnik kökeni, Oğuz-Türkmen boylarına götürülmektedir. Amucalar günümüzde genelde Bektaşi bir topluluk olarak tanınmaktadırlar.
Yüzyıllar boyu nesilden nesile geçen günümüze kadar çeşitli evrelerden geçerek gelen inançlarımız günümüzde değişmektedir. Toplumlar ne kadar değişse de yine de kabuk değiştirmeleri çok zaman almaktadır. Örneğin, Amucaların bir kısmı, 1868 yılında Şeyh Bedreddin tarikatından Bektaşiliğe geçtiklerinde, uyguladıkları ortak kurallarda bunu görüyoruz. Bu tür uygulamalar onları birbirine bağlamış, bağlarını koparmamışlar.
Umumiyetle Müslüman Türklerde Altay Şamanlığının gelenekleri, yüzyıllar boyunca unutulmamıştır. 10. yüzyıl başlarında İslamiyeti kabul etmeye başlayıp, 11. yüzyılın ilk yarılarında tamamen Müslüman olarak Horasan'a geçen Selçuklu Oğuzları, Dede Korkut hikâyelerinden anlaşıldığına göre, 15. yüzyılda birçok Şamanist geleneği muhafaza etmişlerdir.
Matem törenlerinde ölünün bindiği atın kuyruğunu kesmek, kurbanlar kesmek, aş vermek, kırkını senesini anmak, aynen uygulanmıştır. Bu Oğuzların torunları olan bugünkü Anadolu ve Balkan Türkmenleri arasında, eski inanç ve geleneklerinden derin izlere rastlamak mümkündür. Bunlar albastıdan ulu ağaçlara, yatırlardan bilinmeyen güçlere kadar aynen uygulanmış ve onlara inanılmıştır.
2. Hz. Ali Orucu
Hz. Ali'nin Hakk'a yürüdüğü gün Amucaların Bektaşilerinde, her Ramazan ayının 16. günü akşamından başlayarak beş gün Muharrem Orucu tutulur. Bu beş günde Muharem ayında uyulan tüm kurallar geçerlidir. Oruç bu beş günde Ramazan Orucu gibi değildir. Beş gün içinde su ve sulu gıdalar yenilmez. Orucu mayasız tuzsuz çörek ve tuz ile tutarlar. Kan ve kana benzeyen yiyecekler yenilmez ve içilmez. Hayvani gıdalardan yenilmez. Karı-koca ilişkileri, her türlü şenlikler, düğün ve benzeri toplantılar kesinlikle yapılmaz. Gülmek ,aynalara bakmak ,süslenmek kesinlikle yasaktır. Çamaşır değiştirilmez. Ramazan ayının 16. günü tüm canlar bir mürşidin evine toplanıp meydan açar ve çerağlar uyarılır, namazlar-niyazlar kılınır. Matem muhabbeti yapılır. Bu beş günde semah dönülmez, hayvan kurban edilmez. Oruca niyet, bu gece başlanır. Bu geleneğimiz Kırklareli ve köylerinde halen yapılmaktadır.
Günümüzde halen Kırklareli ve yöresinde Amucaların Bektaşi kesimlerinde her Ramazan ayının 16. günü akşamı, belli merkezlerde toplanılıp muhabbetler açılır. Meydan açılışları normal muhabbetlerden farklı olarak, matem erkânına göre icra edilir. Aslında Ali Haydar Harpaslan baba Kırklareli'nin Yenibedir köyünde muhabbet esnasında, Hz. Hüseyin için bir matem orucu olmasına rağmen, Hz. Ali için bir matem orucu eksikliği duyulduğundan bu uygulamanın Bektaşiler tarafından yapıldığı anlattı.
3. Muharrem Matemi
3.1 Orucun Tayini
Kurban Bayramı'nın Zilhicce ayının onuncu günüdür. Bugünden itibaren 20 gün sayılır. 20. günü yanı Zilhecce'nin otuzuncu son günüdür. O akşam matem orucuna niyet edilir. Ve niyet tercumanı okunur. Ertesi gün Muharrem'in birinci günüdür. Su orucu başlar. Devamlı olarak onuncu günün akş***** kadar (yani Hz. Hüseyin'in şehit olduğu zamana kadar) su içilmez. On Muharrem günü öğleye doğru su iftarı yapılırken, tercüman okunarak oruç açılır. Aslında Kerbela Olayı'nda su, ayın yedinci gününden onuncu günün öğlesine kadar kesilmiştir. Aslı budur. Hürmetten on gün su içilmez.
3.2 Muharrem Matemi
On gün devamlı olarak su içmeden ve eğlencelerden uzak tutularak uygulanan bu matem, insanların şerefine ve masum mazlumlarına, yine insanların kötü zalim olanlarından geriye getirilmesi imkânsız bir facianın kefaretini ödeme duygusu da taşır. Bu matem günleri içinde Bektaşiler, birbirine yolda rastlayınca veya bir meclise girince birbirine niyaz etmezler, sadece "ya İmam" derler. Karşılık olarak "ya Hüseyin" diye cevap verirler. Muharrem ayı içinde birbirine mektup yazmazlar, haberleşmezler, kurban vs. hayvan kesmezler. Matem günlerinde on gün devamlı olarak gece gündüz su içmezler, sulu gıdalar alınabilir. Matem gününde saç sakal tıraş edilmez. Eğlence, düğün yapılmaz. Düğün ve eğlence yerine gidilmez. Çamaşır değiştirilmez. Karı-koca münasebetleri kesilir. Semah dönülmez. Hasta ve seferde bulunanlar, ihtiyarlar Matem Orucu tutmayabilir. Kadınlarda gebelik ve doğum durumunda olanlar yavrusuna süt verme zamanlarında kaza etmek üzere oruç bırakılır. Çok zayıf olanlar esir olanlar, mahkumlar, ağır işçiler için mecburiyet yoktur.
Amuca Bektaşilerinde bir Matem Orucuna başlanması, bir mürşidin ihvanı ile birlikte niyetlenmesi, eskiden beri yapılagelmiştir. Bu şekilde yapıldığı zaman, daha sevap olduğuna inanılmış ve uygulanmıştır. Matem Orucuna niyet edildiği zaman, önce büyük bir tasa su konulur. İçine Kerbela toprağı ve Balım Sultan tuzu atılır. Buna "Cevher" denilir. Bu cevherden üç yudum alınarak oruca niyet edilir. Ertesi akşam bu su ile oruç bozulur. Bu işlem matem bitene kadar tekrarlanır.
Trakya da günümüzde tüm Ehlibeyt'i seven tarikatlar matem ayı olan Muharrem de erkânlarına göre ibadetlerini ve inançlarını serbestçe uygulamaktadırlar. Aşure ayının 7. günü Trakya'daki Amuca kabilesi Babagan kolu Bektaşileri, Hz. Hüseyin'in yedisini, erkân açarak yaparlar. O gece bir mürşid'in veya dervişin evinde canlar toplanır. Oraya gelen canlar yanlarında un, şeker ve bir miktar yağ getirirler. Elde kalan un, şeker ve yağ ile helva yapılır. Bugün de kabile mensupları yedisinde un helvası yapıp konu-komşusuna dağıtmaktadır. Bu olayın, "Hür Gazi helvası"na da bağlandığı halk arasında söylenmektedir. Bazı Kırklareli köylerinde "Hür Gazi pilavı" ve "Hür Gazi helvası" yapılmaktadır.
Halk arasında inanca göre: Hz. Hüseyin Kerbela'daki 7. günün akşamı etrafında sağ kalanları toplayarak bazı şeyleri izah ederek, oradakilere hitaben "Ey inanlar bizi gelecekte kötü olarak anılacak kaderimizin ardından yedimizi yapacak kimse kalmayacaktır. Biz kaderimizin helvasını kendimiz bu akşam yapacağız" der.
Bugün matem geleneklerimizde göçen (vefat eden) bir canın yedisi yapılmaktadır. Aslı bu olay olmamakla ölüm sonrası bazı geleneklerin birçok toplumda birbirine yakın olması nedeniyle araştırılması gerekmektedir.