PDA

: Alevilik Nasıl Doğdu ?


kimyager89
06-04-2007, 11:20 AM
Aleviliğin kökeni genel olarak Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında yaşanan gelişmelere dayanmaktadır. Ancak Anadolu Aleviliği ele alınırken islamöncesi ve sonrası birçok farklı dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçırmamak gerekmektedir.Önce Aleviliğin doğuşuna yolaçan gelişmeleri görelim:

Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında ortaya çıkan kimin halife olacağı sorunu, Alevi-sünni meselesinin ilk tohumlarını atmıştır. Hz. Muhammed daha sağlığında birçok kez Hz. Ali’nin halefi olacağını vurgulamıştı. Hz. Muhammed’in soyu, kızı Hz. Fatıma’yı eş olarak verdiği Hz. Ali’den devam etmişti.Hz. Muhammed Mekke’ye Hicret ettiği zaman da ailesine ve işlerine bakmak üzere Hz. Ali’yi yerine bırakmıştı. Üstelik Peygamber Hz. Ali’nin katıldığı hemen hemen bütün savaşlarda onu komutan olarak atamıştır.

Bilindiği üzere Hz. Muhammed Veda Haccı dönüşünde (632) Gadîru Hum adlı yerde beraberindeki müslümanlarla konaklayarak bir konuşma yapmış ve bu konuşmasında kendisinden sonra amcasıoğlu ve damadı Hz. Ali’nin müslümanlara önder yani halife tayin olduğunu ifade etmişti. Orada aralarında İkinci Halife Ömer’in de bulunduğu müslümanlar bundan dolayı Hz. Ali’yi kutlamışlardı.

Ölmeden önce Hz. Muhammed “Bana bir kalem ve kağıt getirin size bir vasiyet yazdırayım ki, benden sonra ihtilafa düşmeyesiniz.” demiş ancak bu isteği yerine getirilmemiş ve Peygamber vasiyetini yazamadan vefat etmişti. Daha sonra Hz. Ali ve diğer aile üyeleri Peygamberin defin işleriyle uğraşırken, Ebu Bekir ve Ömer’in de aralarında bulunduğu ensar ve muhacirin ileri gelenleri iktidar kavgasına başlamışlardı bile. Bu iktidar mücadelesi Ebu Bekir’in halife olması ile sonuçlanmış, daha sonra sırasıyle Ömer ve Osman halife olmuşlardır. Sonuç olarak bu üç kişinin halifelikleri, deyim yerindeyse Peygamberin Ehli Beytine rağmen gerçekleşmiş, bu nedenle yüzyıllardır tartışılagelmiştir. Hz. Ali ve Hz. Fatıma bu halifelikleri onaylamamakla birlikte, iktidar uğruna gerginlik yaratmaktan da kaçınmışlar, bu haksızlığı sineye çekmeyi uygun görmüşlerdir.

Alevi-Sünni meselesinin ilk çıkışı özetlemeğe çalıştığımız bu halifelik meselesine dayanır. Ehli Beytin başına gelenler ve bunlardan en önemlisi Kerbela Olayı ise Aleviliğin siyasal ve düşünsel bakımlardan daha da olgunlaşmasına ve Araplar dışındaki diğer uluslar arasında da yayılmasına neden olmuştur.Şimdi bu gelişmeleri görelim:

Osman’ın halifelik dönemi (644-656), daha önce tohumları ekilmiş bulunan bölünmelerin, problemlerin su yüzüne çıktığı bir dönem olmuştur. Halife Osman’ın yönetiminde akrabalarına, yani Emevi ailesine gösterdiği aşırı yakınlık ve valiliklere onları tayin etmesi ve diğer suistimaller ona karşı Irak, Mısır, Hicaz ve Surite’de yoğun bir hoşnutsuzluk duyulmasına yolaçmıştır. Valileri halka kötü davranıyor olmalarına rağmen onları koruyucu bir tutum takınmış, sonuçta Mısır, Basra ve Kûfe’den yola çıkan gruplar Halife Osman’ın evini kuşatarak onu öldürmüşlerdir.(656)

Üçüncü Halife Osman’ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali halifeliği sahabenin ısrarları üzerine kabul etmiştir. Hz. Ali iç karışıklıkların çok yoğun olduğu bir dönemde ve bu karışıklıkları sonlandırmak amacıyla halifelik görevini kabul etmiştir. Daha önce Osman’ın aleyhinde bulunmuş olan Hz. Muhammed’in eşlerinden Ayşe, Talha ve Zübeyr, Hz. Ali’nin halife olması sonrasında onu Osman’ın ölümünden sorumlu tutarak Cemel savaşına yolaçmışlardır. Cemel Savaşı Hz. Ali’nin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Hz. Ali bu olaydan sonra Şam’da hüküm sürmekte olan ve kendisine biat etmeyi reddeden Şam Valisi Muaviye sorununun çözümüne girişti. Muaviye, Hz. Ali’yi Osman’ın ölümünden sorumlu tutuyor ve Şam’da bunun propagandasını yapıyordu. Hz. Ali’nin uyarıları sonuçsuz kalınca Hz. Ali ve Muaviye Orduları arasında Sıffin Savaşı (657) başlamış oldu. Hz. Ali’nin ordusu savaşı kazanmak üzereyken, Muaviye’nin yakın adamı Amr İbn-ül As’ın, askerlerin mızraklarının ucuna Kuran sayfalarını bağlatarak “Allahın kitabı sizinle bizim aramızda hakem olsun.” diye bağırtması sonucu Hz. Ali’nin ordusu saldırıyı durdurdu. Bu şekilde Amr’ın hilesi işe yaramış ve iki taraftan hakemler seçilmiş, bir sonuca ulaşılamamıştır. Burada Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan bir grup da Hariciler adını almışlardır. Böylece müslümanlar Hz. Ali yandaşları, Muaviye yandaşları ve Hariciler olmak üzere üçe bölünmüş oluyorlardı. Hz. Ali vefatından önce Haricilere yönelik askeri bir harekat düzenlemiş, önemli bir bölümünü yok etmişti. 24 Ocak 661’de ise Hz. Ali, İbn Mülcem adlı bir harici tarafından uğradığı saldırı sonucunda şehid olmuştur.

Bu şekilde Emevi hükümdarı Muaviye iktidara yönelik siyasal amaçlarını ne pahasına olursa olsun elde etmeye uğraşmış, Sıffin’de Hz. Ali’ye yenileceğini anlayınca hileye başvurmuş ve Hz. Ali’nin vefatı ile Emevi saltanatını kurma amacına ulaşmıştır. Hz. Ali’nin vefatı sonrası Şam ve Mısır dışında bütün eyaletler Hz. Hasan’a biat etmişlerdi. Muaviye kendi iktidarı için tehlikeli saydığı Hz. Hasan’ı zehirletmekten de çekinmedi. Muaviye, Ehli Beyte ve Hz. Ali yandaşlarına her türlü eziyeti yaptırmış, camilerde Hz. Ali’ye lanet okutmuş ve kendisinden sonra oğlu Yezid’in halife olmasını sağlamak yoluna gitmişti. Hz. Hasan’ın zehirletilmesiyle Yezid’in önünde en büyük engel olarak Hz. Hüseyin bulunmaktaydı.

Yezid ilk iş olarak Medine Valisi ve akrabası Velid’e bir mektup yazarak, özellikle Hz. Hüseyin’in muhakkak kendisine uymasının sağlanmasını, bunu reddederse öldürülmesini emrediyordu. Doğal olarak Hz. Hüseyin’in Yezid gibi bir zalime itaat etmesi mümkün değildi. Hz. Hüseyin, Muhammed Hanefi’nin de tavsiyesiyle 4 Mayıs 680 gecesi, bütün aile fertlerini yanına alarak Mekke’ye gitti. Ayrıca, Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini ve Mekke’ye gittiğini öğrenen Kûfeliler de Hz. Hüseyin’e elçiler göndererek Kûfe’ye davet ile kendisini halife olarak tanıyacaklarını bildirdiler. Bunun üzerine Hz. Hüseyin amcaoğlu Müslim’i uygun bir ortam sağlamak için Kûfe’ye gönderdiyse de Müslim Yezid’in adamlarınca yakalanarak idam edildi. Hz. Hüseyin Mekke’den Kûfe’ye doğru yola çıktığı sırada Müslim öldürülmüştü.

Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbela’ya geldiklerinde hem susuz bırakılmış, hem de binlerce kişilik ordu tarafından sarılmış durumdaydılar. Yezid’in Kûfe valisi Ubeydullah, Hz. Hüseyin’in geri dönmek, Yezid’le görüşmek veya islam sınırlarından birine gitmek isteklerinden hiçbirini kabul etmedi. Esasen onun görevi Yezid’in emrini yerine getirmek, yani Hz. Hüseyin’i öldürmekti. Çünkü biliyordu ki Hz. Hüseyin yaşadığı sürece efendisi Yezid’e rahat yoktu. Sözde müslümanlardan oluşan koskoca bir ordu iktidar uğruna kendi dinlerini kuran Peygamberin torununu ve ailesini katletmeye kararlıydı.

Nihayet 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) günü Hz. Hüseyin son hazırlıklarını yaptı ve Yezid’in ordusuna yaklaşarak hitab etmek istediyse de, bu anlamlı konuşma Yezid’in ordusunu pek etkilemedi. Çok dengesiz bir şekilde başlayan savaşta Hz. Hüseyin’in 23 süvari ve 40 piyadeden oluşan savaşçıları öğleden sonraya gelindiğinde gittikçe azalmış bulunuyordu. Hz. Hüseyin de bu az sayıda insanla yaya olarak savaşıyordu. Sonunda Şimr’in emriyle her yandan hücum edilerek Hz. Hüseyin şehid edildi.Sonra çadırlar yağma edildi, hasta olan İmam Zeynel Abidin de öldürülmek istendiyse de engellendi. Bu çirkin savaşın en küçük kurbanı ise daha altı aylık bir bebek olan Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Asgar’dı. Hz. Hüseyin tarafında şehid olanlar yetmiş iki kişi idi.

Kerbela olayı yüzyıllara damgasını vurmuş bir tarihsel olaydır. Bu olay o zamanki müslüman memleketleri halklarını o kadar etkiledi ki Emevi saltanatı kökünden sarsıldı. Kerbela Olayı İran ve Hicaz’da duyulunca halkta Emevilere karşı büyük bir kin oluştu ve isyan hareketleri başgösterdi. Yezid’in Mekke ve Medine’ye saldırması ise bardağı taşıran son damla oldu. Özet olarak , camilerde Hz. Ali’ye küfür ettirilmesi, önce Hz Hasan’ın daha sonra da Hz. Hüseyin ve ailesinin ki Peygamberin soyu onlardan devam ediyordu, acımasızca öldürülmeleri, Emevi Hanedanına karşı muhalif bir düşünsel ve siyasal temeli olan bir harekete yolaçtı. Bu harekete Hz.Ali yandaşlığı veya Alevilik demek mümkündür.


Kaynak:www.alevibektasi.org

egeli alihan
06-04-2007, 12:01 PM
alevi canlarimiz artik bunu bilmeli saygilar

muyoo
15-04-2007, 01:17 PM
eline sağlık

fataLibra
27-04-2007, 12:56 AM
Bu bizim tarihimiz değil.

İddialar insanları doyurmaz.

fataLibra
27-04-2007, 01:19 AM
arap olmadığımız bir iddia mı sence :D

Nedir yani?
• 1400 yıl önce Arap ataların olabileceği bir gerçek olamaz mı?
• Hz. Musa Kazım soyunun arap olduğu halde Horasan'a gidip Türklerle, Kürtlerle etkileşime giremez mi?
• Sosyololojik bazda bir soyun safiyeti olamayacağı bir yalan mı?

ferhat_gs
27-04-2007, 06:16 AM
arap olmadığımız bir iddia mı sence :D

Arap olmadığın bir iddaa değil gerçektir.Ama hz.muhammed ve diğer peygamberler geldiği ırkın halkını üstün kılmamıştır.Çünkü onlar bütün alemler için gönderilmiştir.Senin bu dediğine bakılarak yorum yapılırsa sanki islam sadece arapalra gönderilmiş ve arap ırkından başka ırkların kabul edemeyeciği bir şeymniş gibi oluyor.

umitcem
27-04-2007, 02:11 PM
Alevilik Arap DEGILDIR !! Arapdan gelmez.

Sevgili canlar, gunumuz haliyle Araplarin hali ortadadir. Necef merkezli, kum-deve-kervan topraklarinda Alaeviligin sahip oldugu hiçbir Temeli bulamazsiniz.

Ne Ali doneminde, nede kendisinden çok sonralari Necefde hiçbir CEM yapilmamisdir. (40lar cemi gibi sanal bir olgu temel alinamaz, çunku hiçbir islam kaynagi bundan bahsetmez) Necefde hiçbir dede, Pir, Mursit olmamisdir. Necefde hiçbir zaman SEMAH çekilmemisdir. Necefde BEN aliyim (HAKKIM) Ali benim (HAKKIM) denmemisdir. Necefde Pir sultanlarin, Nesimilerin, Kaygusuzlarin yasama olanagi yokdur.

Necefde hz Ali ile dogan ALICILIK (Alicilik diyorum) isim anlamiyla "SII-SIA" olaak adlandirilmisdir. Daha sonra Imami Cafer ile Caferilik olarak kendi içinde bolunur. Bu Caferi ve SIIler Anadolu Alevisi ve Aleviligi ile yakindan uzakdan Alakadar olamaz.

Anadolu Aleviligi burada Ali ve Necef ile dogmamisdir. Burada araplarin içinde dogan Ali ve Alicilik Anadolu ALevilerine ancak 1000 yil sonra, yani 16. Safavi doneminin Sah Hatayi etkilesimleri ile girer. bu donemde Anadolu Alevileri uzerinde Sah Hatayice yapilan SII islam propagandalari ile Aleviler Islam motiflerini SEMBOLIK olarak dislarina giymeye baslarlar.

Bu baslamada ne islamin, ne imanin nede ibadetin hiçbir sartini almaz. Aldigi tek olgu Ali ve Ehlibeyt sevgisi ile birkaç olaylardir.

Bunlari alisda asla olduklari gibi almadilar. Olduklari gibi almalari kendi oz inançlarini terkedip Islam inancini benimsemekdi. Onlar bunun yerine kendi oz inançlarini islamlasmis Osmanli sinirlari içinde yasama olanagi bulabilmek için islamin bu sii alici motifleri ile suslediler.

Osmanlinin zulmunden kurtulmak için Sah Ismail Hatayiyeye inandilar. Bu kisaca;

Sah=ALI, ALI=KURTULUS.

egeli alihan
27-04-2007, 03:51 PM
aleviligin yolu asirlardan beri beli kimse kalkmasin denistirmeye mahalede profesor eksildi galiba oyunlar oynanmaya baslandi 1990 beri burda herkes konussabili dogru yanlisi alsinlar kitabi okusunlar en dogrusu bu aleviligin dogusu

umitcem
28-04-2007, 04:13 AM
aleviligin yolu asirlardan beri beli kimse kalkmasin denistirmeye mahalede profesor eksildi galiba oyunlar oynanmaya baslandi 1990 beri burda herkes konussabili dogru yanlisi alsinlar kitabi okusunlar en dogrusu bu aleviligin dogusu

Asirlar derken son 1400 yillik Arap tarihinden bahsediyorsan, bu 1400 yillik Arap Tarihini ya tanimiyor yada taniyamamissin demekdir.

1400 yillik ne Islam tarihinde ne Ali ile baslayan siilik, Caferilik ve 12 imamlar tarihinde, nede Ehlibeyt Tarihinde "gunumuz anadolu Aleviliginin hiçbir temel ve yasantisini goremeyiz. Onlarda Alevilik teolojisinin, sosyal ve kulturel yasamlarinin hiçbir izine rastlanilmaz.

14 asir içinde gelisen siyasal olgularla Islamdan kopan ALicillik Sii ve Caferilik olarak ikiye ayrilir.

Bunlarin içinde Alevilik asla olmamisdir.

Aleviligin tarihi 14 asirdan daha gerilerine, Sumerlere ve ilk batin-ezoterik inançlara kadar gider.

umitcem
28-04-2007, 06:50 AM
Kardeşim burayı biraz açıklarmısın?

Alevilik Islam kiyafeti içinde yasanmis bir batini-ezoterik inanç sistemidir. Ezoterik inanç sistemleri ISLAMdan binlerce yil once Anadolu ve Mezepotamya topraklarinda Roma donemi çok Tanrili donemlerde, Hristiyanligin, Masonlugun, Zerdustlugun, Mazdekçiligin, Hurremiciligin ve hattda Ahle Hakliginda, Yezidiligin, Suryaniligin temellerini olusdurur.

Tek tanrili ve semavi dinlerin inisinin ardindan bu batini ezoterik inançlar egemen olan diyer ana dinlerin bunyesi içinde onLARDAN GORUNEREK kendi içlerinde yasamislardir. Ornegin Ahlehaklik, ornegin Yezidilik, ornegin masonluk, ornegin tapinak sovalyeciligi ve ornegin ALEVILIK.

http://www.hermetics.org/ezo-nasil.html

Bu adresde Ezoterizm ile birkaç bilgiye sahip olabilrsin.

Aleviligin sahip oldugu birçok deger ve ibadet rituellerine islamda asla rastlayamazken EZOTERIK inanç sisteminde bir bir karsilasilir.

Bakin, 12 rakami;

Alevilikde 12 Imam ve ALI
Hiristiyanlikda 12 Havari ve Isa
Yezidilikde 12 Hanedan
Tapiankçilarda 12 Sovalye.

Bakin, 3 ler;

Alevilikde hak-muhammed-ali = ali
Hiristiyanlikda baba-ogul-kutsalruh = kutsal ruh
Bu teslisleri dahada çogaltabiliriz.

TESLIS ezoterik inanç sistemlerinin TANRI-INSAN anlayisidir. Teslisi olusduramak içn bir uçlu gerekir. Uçlu birleserek terrar BIRI verir. Burada uç aslinda BIRIN yansimasidir. Uç birdir.

Koken itibari ile Teslis kavramin ilk defa Filon adindaki bir Yahudi tarafindan Iskenderiyede bulunuldugu biliniyor. Filonun yaymis oldugu bu dusunceye gore Tanri yeryuzunde gorulemiyecek kadar buyukdu. Onun yeryuzunde gorulebilip insanlarla iliskilenmesi için yine bir insana ihtiyaci vardir. Bu insan, ondan aldigini diyerlerine iletebilirdi.

Tanri ile direk iliskiye giren bu insan gunumuz bir çok dininde OGUL, yada kutsal ruh olarak anilir. Kutsal ruhun bir diyer ismide Ruhul Kudus deniyorki, bu kelimede direk Kudus sehriyle alakalidir.

Teslis inancinin tarihi baslangici Yahudilere denk geliyor. Buda Alevilik ile Yahudilik arasindaki bir baska iliski. Yahudilerin topraklarinda dogan Teslis inanci durmadan geliserek ISAnin gelmesi ile inen Hristiyan dininde baba-ogul-kutsal ruh (ruhu'l-kudus) sekline girecekdi. Hiristiyanligida etkileyen bu teslis inanci ayni zamanda anaolu-mezepotamyada dogup yasanacak olan bir çok inancinda (kizilbaslik, ahle hakli, yezidillik...) temel çikis noktasidir.

Kizilbaslikda bilinerek yda bilinmeyerek Islama birebir ters dusen bu teslis inancina HAK-MUHAMMET-ALI =ALI seklinde inanilir. Bu birlesdirme uçu bir, biri uç olur. Yani, uçunun toplami birini yani ALIYI verir. Tanri yeryuzunde insanlara ulasabilmek için Alinin, yani INSANIN bedenine girmisdir.

Ben dahi nesne bilmezem
Allah bir Muhammed ALi
Ozum gurbete salmazam
Allah bir Muhammed Ali
Hatayi..

Hatayi bu yolda sirdir
Sirrin verenlerde erdir
Ayda sirdir, gunde sirdir
Allah bir Muhammed ALi
Hatayi

Ali Muhammeddir Muhammed Ali
Muhrunu, lutfunu demisiz beli
Anlayasin bu erkani bu yolu
Kirklar meclisine varabilirsen

Yol içinde yol ararsan
Yol Muhammed Alinindir
Yetmis iki dil içinde
Dil Muhammed Alinindir.
Pir Sultan

Ben dahi nesne bilmezem
Allah bir Muhammet Ali
Özüm gurbete salmazam
Allah bir Muhammet Ali
Ol nur idi uç mursidin atasi
Allah asik Muhammeddir putasi
Allah bir Muhammed Ali otesi
Ol zaman uç isim bir olmadi mi?

Ali, tum deyislerdede goruldugu gibi Hak-Muhammed-Ali uçlemesiyle yine kendisini yani ALiyi verirken, Tanrisalliga ulasiyordu. Alevilik bunuda soyle anlatir;

Ali evvel Ali ahir, Ali batin Ali zahir
Ali tayyib Ali tahir, Ali göründü gözüme

Ali candır Ali canan, Ali dindir Ali iman
Ali RAHIM Ali RAHMAN, Ali göründü gözüme
hilmi dede

Alevilik inancindaki teslisin Islami isim ve ozelliklede MUHAMMET ALI ekseninde sekillenmesi, onlarin adiyla anilmasi, 15. ve 16. yylardan sonrasinda gorulur. Bu yuzyillardan once hibir teslis uçlemesinde ne Allaha rastlanir, ne Muhammede, nede ALiye.

Bunlar, Alevilik inancina Safevi etkilesimleri ile Sah Hatayi tarafindan entegre edilip duzenleniyor. Sah Hatayi bu Anadolu Kizilbasliginin içine kendi ulkesinde koyu Islam Siiligini yasadigi halde sadece isimsel ve simgesel anlamlarda gerek cem ibadetine olsun, gerek Semah ibadetine olsun, gerek ezoterik anlamlarda kullanilan 3ler, 4ler, 5ler, 12 ler 40lar, 366lar terimlerine islami isim (ali, huseyin, hasan, fatima ana, 12 imamlar, ...) ve olaylarla (kerbela olayi, deve olayi, siilik olayi, kadir hum vakkasi) ekler.

Sah tarafindan Alevilik inancina eklenilen bu islami isim, simge ve olaylar Aleviligin kendi bazinda yasadigi ezoterizm olgularinin uzerlerine giydirilir.

Zamanin Alevi inancli halki bir Kurtarici gozuyle bakdiklari Sah Hatayiye inararak inançlarini yonlendirmesine izin verirler. Bunun ayni zamandada siyasi nedenleri vardir. Giderek kati islami benimsemeye baslayip kendinden olmayanlari ezme politikasi gudmeye baslayan Osmali tabani Alevilerin inançlarini surdurmelerinde birebir bir potansiyel tehlike olmaya devam eder.

Tum bu nedenlerden dolayi, hem Saha olan baglik hemde Osmanliya karsi alinacak bir tedbir geregi Safevi etkilesimlerine yonelinir. Burada SAHa inanmak ALIYE, inanmakdi. ALI ise Kizilbaslarin yeni inançlarinda Hak ve Muhammetle tanrislasdirdiklari INSAN teslisinin yeni bedeni olacakdi.

Içde halen eski inançlarla yasanilirken, disda islam kilifi giyilmis olunur.

Disda Islam gorunurken içde Batin-ezoterik inanca devam edilir.

fataLibra
28-04-2007, 07:28 AM
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=23968

Adreste benzetme yaptığınız konuları irdelenmişi var.
Ayrıca; Alevilikteki üçleme olan "Allah-Muhammed-Ali" deki fikrini anlamış olduğunuzu sanmıyorum:


Allah bir Muhammed Ali
'den kasıt nedir?
Yorumsuz olarak vereyim;
"Allah birdir, Muhammed Ali diyerek;"
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=24225

Hıristiyanlıktaki üçlemenin(Trinty) sonucu bir olana varmaktır..
Alevilikteyse yerler ayrıdır.

Aslına bakılırsa şuradaki cümlenizden Alevilik hakkında nasıl bir fikir portresine baktığımı düşünüyordum:
Kizilbaslikda bilinerek yda bilinmeyerek Islama birebir ters dusen bu teslis inancina HAK-MUHAMMET-ALI =ALI seklinde inanilir.

Zannetmiyorum ki kalıpsallaşmayı yaratan felsefi-sosyolojik doktirinler inanç gibi bilimle aynı kefeye koyulmaması gereken (şayet havada kalan sonuçlara ulaşan) bir alanda tezlerini bu yol üstünden gitsin.

Kaldı ki araştırmalar derinleştikçe ve uzun bir bekleyişin ardından biliyoruz ki Aleviliğin ve ibadetinin ilk tarihleri hicri 138 yıllarına kadar dayandırılabilmektedir. [ Prof.Dr. Bernard Lewis' - The Origins of İsmailism]

Şimdi asıl soru şu:

Aleviliği İslam içinde görmeyenin ibadeti ne üstünedir? veya asıl merak ettiğim kendisini ne olarak görmektedir?

yolahürmet
28-04-2007, 08:15 AM
Bu bizim tarihimiz değil.


Arapız ya da başka bir ırkdanız ne önemi var ? Yoksa Ergenekon'dan Tanrı Dağı'dan olduğumuzu mu iddia edeceksin sen de ?

beyza92
28-04-2007, 10:08 AM
tesekkkür ederim

umitcem
28-04-2007, 12:05 PM
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=23968

Adreste benzetme yaptığınız konuları irdelenmişi var.
Ayrıca; Alevilikteki üçleme olan "Allah-Muhammed-Ali" deki fikrini anlamış olduğunuzu sanmıyorum:



'den kasıt nedir?
Yorumsuz olarak vereyim;
"Allah birdir, Muhammed Ali diyerek;"
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=24225

Hıristiyanlıktaki üçlemenin(Trinty) sonucu bir olana varmaktır..
Alevilikteyse yerler ayrıdır.

Aslına bakılırsa şuradaki cümlenizden Alevilik hakkında nasıl bir fikir portresine baktığımı düşünüyordum:


Zannetmiyorum ki kalıpsallaşmayı yaratan felsefi-sosyolojik doktirinler inanç gibi bilimle aynı kefeye koyulmaması gereken (şayet havada kalan sonuçlara ulaşan) bir alanda tezlerini bu yol üstünden gitsin.

Kaldı ki araştırmalar derinleştikçe ve uzun bir bekleyişin ardından biliyoruz ki Aleviliğin ve ibadetinin ilk tarihleri hicri 138 yıllarına kadar dayandırılabilmektedir. [ Prof.Dr. Bernard Lewis' - The Origins of İsmailism]

Şimdi asıl soru şu:

Aleviliği İslam içinde görmeyenin ibadeti ne üstünedir? veya asıl merak ettiğim kendisini ne olarak görmektedir?

sevgili arkadasim,

Alevilik inanç sisteminin sahip oldugu içbir degerin islam içinde temeline rastlanilmaz. bunun ne bilimle nede teolojiyle dayanaklari vardir.

teslis kavrami, Alevilikdeki TANRI inancinin anlatimidir.

Teslisde tum fdiyer batin ve ezoterik inançlarda oldugu gibi uçun birlesdirilmesi ile yapilir.

allah muhammed alidir ali.

burada Ali Allah ve Muhammedin yeryuzune yansiyan bedenlesmis halidir.

Bir çok alevi deyisinde Alinin RAHMAN ve RAHIM liginden bahsedilir.
Bu Islamin Allah inanciyla Aleviligin Tanri inanci arasindaki en buyuk farkdir. Bu iki fark birbirine birebir tersdir.

Teslisde Aliyi sevdim Muhammedden dolayi degil, "Muhammed Allah ile ALinin yansimasidir" anlatilmak istenilir.

Bunun tarihini islam içinde bulamayiz.

Aleviligin sahip oldugu Tanri-Insan anlayisi Islamdaki Allah-kul anlayisi ile karisdirmamak lazim. Karisdirildigi vakit islamin, imanin ve ibadetin sartlarida kabullenilmek zorunluluguyla karsi karsiya kalinilir, ki buda Alevilik ana teolojisine birebir ters duser.

fataLibra
28-04-2007, 12:06 PM
O Kur'an da ne aradığınla alakalıdır.. Sen Türkü koruyucu bir ayet aramışsın demek ki. Veya alperen ocağında öyle öğretiyorlardır.
Hangi ayette geçiyormuş Türkü köpek yapanı uyar diye. Yok değilse Kur'anı ağzına alma!

sevgili arkadasim,

Alevilik inanç sisteminin sahip oldugu içbir degerin islam içinde temeline rastlanilmaz. bunun ne bilimle nede teolojiyle dayanaklari vardir.

teslis kavrami, Alevilikdeki TANRI inancinin anlatimidir.

Teslisde tum fdiyer batin ve ezoterik inançlarda oldugu gibi uçun birlesdirilmesi ile yapilir.

allah muhammed alidir ali.

burada Ali Allah ve Muhammedin yeryuzune yansiyan bedenlesmis halidir.

Bir çok alevi deyisinde Alinin RAHMAN ve RAHIM liginden bahsedilir.
Bu Islamin Allah inanciyla Aleviligin Tanri inanci arasindaki en buyuk farkdir. Bu iki fark birbirine birebir tersdir.

Teslisde Aliyi sevdim Muhammedden dolayi degil, "Muhammed Allah ile ALinin yansimasidir" anlatilmak istenilir.

Bunun tarihini islam içinde bulamayiz.

Aleviligin sahip oldugu Tanri-Insan anlayisi Islamdaki Allah-kul anlayisi ile karisdirmamak lazim. Karisdirildigi vakit islamin, imanin ve ibadetin sartlarida kabullenilmek zorunluluguyla karsi karsiya kalinilir, ki buda Alevilik ana teolojisine birebir ters duser.

Sevgili dostum. Bulamayız dediğin ibadetin kaynağını verdim.
Tek cümlede kaynaktaki bölümden bahsetmek gerekirse; İsmaili ibadetinin bugün kü cem törenlerinin ibadet ritüelleriyle kesiştiğini (dönerek ve bir ritm içinde) görebiliriz.

Ali'nin, Alevilikte Tanrı vasfı kazanmış olmasıysa bugün ve burada hiçbir dede soylu kişi tarafından kabul görmemektedir. Geçmiştense bir örnekle:


Hak Erenler Bir Araya Derilse
Cümle Aşıklara Nasip Verilse
Aşikare Hak Gözüyle Görülse
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

Şah Hatayi'm Hak Bil Tuttuğum Eli
Zahirde Batında Hak Gördü Seni
Gerçek Erenlerden Aldım Haberi
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

7 ululardan Hatayi...
Burada sizin dediğiniz gibi bir anlam çıkarabilirdim.
Hak'k(isim) ile Hak(fiil)kı ayıramasaydım. ;)

umitcem
28-04-2007, 12:45 PM
O Kur'an da ne aradığınla alakalıdır.. Sen Türkü koruyucu bir ayet aramışsın demek ki. Veya alperen ocağında öyle öğretiyorlardır.
Hangi ayette geçiyormuş Türkü köpek yapanı uyar diye. Yok değilse Kur'anı ağzına alma!



Sevgili dostum. Bulamayız dediğin ibadetin kaynağını verdim.
Tek cümlede kaynaktaki bölümden bahsetmek gerekirse; İsmaili ibadetinin bugün kü cem törenlerinin ibadet ritüelleriyle kesiştiğini (dönerek ve bir ritm içinde) görebiliriz.

Ali'nin, Alevilikte Tanrı vasfı kazanmış olmasıysa bugün ve burada hiçbir dede soylu kişi tarafından kabul görmemektedir. Geçmiştense bir örnekle:


Hak Erenler Bir Araya Derilse
Cümle Aşıklara Nasip Verilse
Aşikare Hak Gözüyle Görülse
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

Şah Hatayi'm Hak Bil Tuttuğum Eli
Zahirde Batında Hak Gördü Seni
Gerçek Erenlerden Aldım Haberi
Hak Deyip Tuttuğum Yoldan Ayrılmam

7 ululardan Hatayi...
Burada sizin dediğiniz gibi bir anlam çıkarabilirdim.
Hak'k(isim) ile Hak(fiil)kı ayıramasaydım. ;)

Sevgili dost, hikaye ve hurafecilikle ALAVILIGI anlayamayiz. Cem deyip Cemi semahi Islama baglamak pek aki kari bir çikar yol degil. Tum inançlarin birbirinden etkilendikleri ana pencereler vardir.

Bakalim mi Cem ve 12 hizmet li Semaha ilk olarak nerede rastlayabiliyoruz?


gunumuz aleviliginde

Pir
Rehber
Gözcü
Ceragci
Zakir
Süpürgeci
Kurbanci
Sakaci
Semahci
Peyik
Tarikci
Kapici

MO 5000 SUMERLILERDE AYIN-CEM ve 12 ler.


Arabaci
Kahya
Mübasir
Silahtar
Müzisyen (balagci (bir muzik aleti))
Kusbaz
Keci cobani
Dalyan Denetcisi
Ulak(haberci)
Tahil Denetcisi
Mabeyinci
Kapi Bekcisi

Bir Sumerolog olan Samuel Kramerin Sumer tablatlerinden çikardigi bu 12 hizmete sunuda ekleyelim.


Sümerolog, Samuel Noah Kramer, "Sümerliler" adli yapitinda bes bin yil öncesine ait Sümer silindir tablatinde Ayin-i Cem olusumunu özetle söyle anlatmaktadir.

"Gudea, bir dizi ilahin yardimiyla, tapinagi(cem evini) temizledi.( Ayin-i Cem) töreninde kullanilacak olan tüm yiyecekleri (Lokma), adak ve ickileri(demleri) ile tütsüleri(Cerragi,Kandili) hazirledi. Bunun ardindan tapinagin gereksinimlerini karsilayacak bir grup Tanri'yi (12 hizmet görevine) atama isine gecti)
Kaynak Samuel Noah Kramer , Sümerliler; sayfa 186.

Kaynak Lütfü Kaleli,
Sah Hatayi ve Pirsultan.
Sumerolog Samuel Noah Kramer.

gunumuz 12 hizmetli Cemi ile mo 5000 yilinda sumerler zamaninda yapilan cemle aradaki ana benzerlik noktasi Cemin temelinin buradan çikdiginin, dolayisiylada Anadolu kadim inanci olan Aleviligin buralara degin uzandiginin bir gostergesidir.

Ismaililierdede bunca açik ve kanitlanmis bir olgunun olmadigi bilindik.

Bir diyerana nokta ise Sumerlerin ezoterik batini inançli olmalari.

Sumerliler hersyin SU dan yaratildigi fikrine inanirlardi. Onlarda Ates-Toprak-Su= Su seklinde bir teslis vardi.

Bu ayni zamandada dunyanin yaradilis olayi olan BINBAnG'di. Patlamadan sonra olusan su da ilk canlilar belirir ve diyer tum canlilar bu canlidan tureyerek gunumuze degin gelir.

Isde bunun Alevice bir ACIKLANISI

HArabi
Vahdetname

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk'a hiçbir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik

Kendisinin ismi henüz yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kiyafeti resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik

Allah ile burda birlestik
Nokta-i amaya girdik birlestik
Sirr-i Küntü kenzi orda söylestik
Ismi serifini Rahmen eyledik

Asikar olunca zat ü sifati
Kûn dedik var ettik bu semavati
Birlikte yarattik hep kainati
Nam u nisani cihan eyledik

Yerleri gökleri yaptik yedi kat
Alti günde tamam oldu kainat
Yarattik içinde bunca mahlûkat
Erzakini verdik ihsan eyledik

Asilsiz fasilsiz yaptik cenneti
Huri gilmanlara verdik ziyneti
Türlü vaidlerle her bir milleti
Sevindirip sad u handan eyledik

Bir cehennem kazdik gayetle derin
Laf atesi ile eyledik tezyin
Kildan gayet ince kiliçtan keskin
Ustune bir kopru mizan eyledik

Gerçi Kün emriyle var oldu cihan
Ars-i Kürsü gezdik durduk bir zaman
Bos kalmasin diye bu kevnü mekan
Ademin halkini ferman eyledik

Irfan olan bilir sirri müphemi
Izhar etmek için ism-i azami
Çamurdan yogurduk yaptik ademi
Ruhumuzdan bir ruh revan eyledik

Adem ile Havva birlik idiler
Ne güzek bir mekan bulduk dediler
Cennetin içinde bugday yediler
Surduk bir tarafa puyan eyledik

Adem ile Havvadan geldi çok insan
Nebiler Veliler oldu mümayan
Yüzbin kerre doldu bosaldi cihan
Nuh Naciyullaha tufan eyledik

Salihe bir deve eyledik Ihsan
Kayanin içinden çikti nagehan
Pek çoklari buna etmedi iman
Anlari hak ile YEKSAN eyledik

Bir zaman Eshabikefhi uyuttuk
Hazreti Musa'yi Tur'da okuttuk
Siti çulha yaptik bezler dokuttuk
Idrise biçtirip kaftan eyledik

Süleyman'i dehre sultan eyledik
Eyyub'a acidik derman eyledik
Yakub'u aglattik nalan eyledik
Musayi Suayba çoban eyledik

Yusuf'u kuyuya attirmis idik
Misir'da kul diye sattirmis idik
Zeliha'yi ona çattirmis idik
Zellesinden bendi zindan ayledik

Davut peygambere çattirdik udu
Kazadan kurtardik Lût ile Hûd'u
Bak ne hale koyduk nar-i Nemrud'u
Ibrahime bag u bostan eyledik

Ismail'e bedel cennetten kurban
Gönderdik sad oldu Halilürrahman
Baligin karnini bir hayli zaman
Yunus peygambere mekan eyledik

Bir mescide soktuk Meryen Anayi
Pedersiz dogurttuk orda Isa'yi
Bir Agaç içinde Zekeriyya'yi
Biçtitip kanina rizan eyledik

Beytimukaddeste Kudüs sehrinde
Nehri Seria'da Erden nehrinde
Tathir etmek için günün birinde
Yahyayi Isayi uryan eyledik

Böyle cilvelerle vakit geçirdik
Bu enbiya ile çok is bitirdik
Baska bir Nebiyyizisan getirdik
Anin her nutkunu Kuran eyledik

Kuffari Kureysi ettik bahane
Mehmet Mustafa geldi cihane
Halki davet etmek için imane
Murtazayi ona ihvan eyledik

Ana kiyas olmaz asla bir nebi
Nebiler sahidir Hakk'in habibi
Biz ani nebiyyi ihsan eyledik

Hak Muhammed Ali ile birlesti
Hep beraber kabekavseyne gittik
O makamda pek çok muhabbet ettik
Leylerelesrayi seyran eyledik

Bu sözleri sanma he insan anlar
Kus dilidir bunu Süleyman anlar
Bu sirri müphemi arifan anlar
Cunku cahillerden pinhan eyledik

Hak ile hak idik biz ezeliden
Ta ruz-i Elestte Kalubelide
Mekan-i Hüda'da bezm-i celide
Cemalini gorduk iman eyledik

Vahdet alemini bilmeyen insan
Insan suretinde kaldi bir hayvan
Bizden ayri degil Hazreti Süphan
Bunu Kiran ile ayan eyledik

Sözlerimiz bizim pek muhakkaktir
Dogan ölen yapan bozan hep Haktir
Her nereye baksan Hakki mutlaktir
Ahvali vahdeti beyan eyledik

Vahdet sarayina giren için
Hakki heykelyakin görenler için
Bu sirri Harabi bilenler için
Birlik meydaninda cevlan eyledik

fataLibra
28-04-2007, 01:00 PM
Cem deyip Cemi semahi Islama baglamak pek aki kari bir çikar yol degil. Tum inançlarin birbirinden etkilendikleri ana pencereler vardir.Unutmayınız ki pencereler olmadan da aynı yöne bakan inançlarda vardır;
İnka ve Mısır piramit ve Aztek tapınakları gibi. Güneşe ve Gökyüzüne olan ibadet için kurdukları ibadette kullandıkları methodlar bile aynı olduğunu bugünün ileri matematiğiyle çözülüyor.(Piramid mimari ölçütlerinin aynı olması gibi)
Fakat daha birbirini keşfedememiş 2 ayrı toplum olduğu su götürmez.

kemerandal
28-04-2007, 01:44 PM
Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardir
Cagirma meclis-i riyaya bizi
Biz serbet bilmeyiz dolumuz vardir

Biz muftu bilmeyiz fetva bilmeyiz
Kil u kal bilmeyiz ifta bilmeyiz
Hakikat baginda hata bilmeyiz
Sah-i merdan gibi ulumuz vardir

Bizlerden bekleme zuhd u ibadet
Tutmusuz evvelden rah-i selamet
Tevalla olmaktir bize alamet
Sanma ki sagimiz solumuz vardir

Ey zahit surete tapma hakki bul
Sah-i velayete olmusuz hep kul
Hakikat sehrinden gecer bize yol
Baska sey bilmeyiz Ali'miz vardir

Nesimi esrari fas etme sakin
Ne bilsin ham ervah likasin hakkin
Hakk'i bilmeyene Hak olmaz yakin
Bizim Hak katinda elimiz vardir.

KUL NESiMi

umitcem
28-04-2007, 01:50 PM
Unutmayınız ki pencereler olmadan da aynı yöne bakan inançlarda vardır;
İnka ve Mısır piramit ve Aztek tapınakları gibi. Güneşe ve Gökyüzüne olan ibadet için kurdukları ibadette kullandıkları methodlar bile aynı olduğunu bugünün ileri matematiğiyle çözülüyor.(Piramid mimari ölçütlerinin aynı olması gibi)
Fakat daha birbirini keşfedememiş 2 ayrı toplum olduğu su götürmez.

Sevgili kardesim,

Yeryuzunde var olan tum inançlar pencereli yada penceresiz ayni yone bakabilir. Hepsininde birbirine benzer ana ozellikleri oldugu kaçinilmaz bir gerçek.

Ornegin;
hepsinde, tapilmasi gereken bir guç vardir.
hepsinde, bir dini kahraman vardir,
hepsinde bilimin açiklayamayacagi olgular vardir
hepsi, insanla iliskilidir...

bunlari sayfalarca çogaltmakda mumkun simdi.

Bizim tartisdigimiz konu bunlar içinde Aleviligin diyer inançlarla arasinda olan pencerenin farkliligi. Bak yukaridada gordugun gibi 12 hizmetli CEM'i Islamda bulamazken, mo 5000 yillarinda yasamis SUMERLERDE rahatlikla gorebiliyoruz. Bu bize bir pencereden ziyada, alevilik inancinin ana ibadet temeli olan 12 hizmtli cemin ana temel ve çikis yerini gosteriyor.

bir diyer yandan bu olayi irdeleyerek kitaplar dolusu yapitlarolusdurabilinir.

Sumerlerde dini inancda onemli bir yer kaplayan ates-toprak-su teslisiyle herseyin sudan geldigi dusuncesi tum ezotermis inanç ve tasavvuf dusuncesininde TEMELI OLMA neiteligini tasimakdadir.

Diyer yandan sumerlerin bu 12 hizmetli ilk CEMLERINDE ISLAMSIZ, ALISIZ, HUMAMMETSIZ bir ayin yasanmisidir. Yanliz buradada 3ler 4ler 5ler 12ler vardir. bu rakamlar ezotermik inanç siteminde sekillenmis ve daha sonra egemen dinler altinda sembolerle saklanilmisdir.



diyer yandansa,

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk'a hiçbir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik

Kendisinin ismi henüz yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kiyafeti resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik

Allah ile burda birlestik
Nokta-i amaya girdik birlestik
Sirr-i Küntü kenzi orda söylestik
Ismi serifini Rahmen eyledik

Bu alevi dortlugu Aleviligin inanç sistemindeki TANRI-YARATILIS inancinin diyer semavi DINLERIN PEncereleriyle hiçde bagdasmadiginin açik bir gostergesidir.


Açikça soylenildigi gibi;

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik

Alevilikde insan allahdan once varolmusdur. Allahi yaratip kendisine alan INSANDIR.

kemerandal
28-04-2007, 01:59 PM
su noktada dogru söylüyorsun felsefi olarak baktıgımızda inançsal olarak aynı düşünce yapısı vardır.sümerler zamanındaki inançsal biçime alevilik diye bilirmiyiz takıldıgım nokta burası çünkü aleviligin çıkısı malumdur.

kemerandal
28-04-2007, 02:06 PM
Aleviliğin kökeni genel olarak Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında yaşanan gelişmelere dayanmaktadır. Ancak Anadolu Aleviliği ele alınırken islamöncesi ve sonrası birçok farklı dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçırmamak gerekmektedir.Önce Aleviliğin doğuşuna yolaçan gelişmeleri görelim:

Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında ortaya çıkan kimin halife olacağı sorunu, Alevi-sünni meselesinin ilk tohumlarını atmıştır. Hz. Muhammed daha sağlığında birçok kez Hz. Ali’nin halefi olacağını vurgulamıştı. Hz. Muhammed’in soyu, kızı Hz. Fatıma’yı eş olarak verdiği Hz. Ali’den devam etmişti.Hz. Muhammed Mekke’ye Hicret ettiği zaman da ailesine ve işlerine bakmak üzere Hz. Ali’yi yerine bırakmıştı. Üstelik Peygamber Hz. Ali’nin katıldığı hemen hemen bütün savaşlarda onu komutan olarak atamıştır.

Bilindiği üzere Hz. Muhammed Veda Haccı dönüşünde (632) Gadîru Hum adlı yerde beraberindeki müslümanlarla konaklayarak bir konuşma yapmış ve bu konuşmasında kendisinden sonra amcasıoğlu ve damadı Hz. Ali’nin müslümanlara önder yani halife tayin olduğunu ifade etmişti. Orada aralarında İkinci Halife Ömer’in de bulunduğu müslümanlar bundan dolayı Hz. Ali’yi kutlamışlardı.

Ölmeden önce Hz. Muhammed “Bana bir kalem ve kağıt getirin size bir vasiyet yazdırayım ki, benden sonra ihtilafa düşmeyesiniz.” demiş ancak bu isteği yerine getirilmemiş ve Peygamber vasiyetini yazamadan vefat etmişti. Daha sonra Hz. Ali ve diğer aile üyeleri Peygamberin defin işleriyle uğraşırken, Ebu Bekir ve Ömer’in de aralarında bulunduğu ensar ve muhacirin ileri gelenleri iktidar kavgasına başlamışlardı bile. Bu iktidar mücadelesi Ebu Bekir’in halife olması ile sonuçlanmış, daha sonra sırasıyle Ömer ve Osman halife olmuşlardır. Sonuç olarak bu üç kişinin halifelikleri, deyim yerindeyse Peygamberin Ehli Beytine rağmen gerçekleşmiş, bu nedenle yüzyıllardır tartışılagelmiştir. Hz. Ali ve Hz. Fatıma bu halifelikleri onaylamamakla birlikte, iktidar uğruna gerginlik yaratmaktan da kaçınmışlar, bu haksızlığı sineye çekmeyi uygun görmüşlerdir.

Alevi-Sünni meselesinin ilk çıkışı özetlemeğe çalıştığımız bu halifelik meselesine dayanır. Ehli Beytin başına gelenler ve bunlardan en önemlisi Kerbela Olayı ise Aleviliğin siyasal ve düşünsel bakımlardan daha da olgunlaşmasına ve Araplar dışındaki diğer uluslar arasında da yayılmasına neden olmuştur.Şimdi bu gelişmeleri görelim:

Osman’ın halifelik dönemi (644-656), daha önce tohumları ekilmiş bulunan bölünmelerin, problemlerin su yüzüne çıktığı bir dönem olmuştur. Halife Osman’ın yönetiminde akrabalarına, yani Emevi ailesine gösterdiği aşırı yakınlık ve valiliklere onları tayin etmesi ve diğer suistimaller ona karşı Irak, Mısır, Hicaz ve Surite’de yoğun bir hoşnutsuzluk duyulmasına yolaçmıştır. Valileri halka kötü davranıyor olmalarına rağmen onları koruyucu bir tutum takınmış, sonuçta Mısır, Basra ve Kûfe’den yola çıkan gruplar Halife Osman’ın evini kuşatarak onu öldürmüşlerdir.(656)

Üçüncü Halife Osman’ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali halifeliği sahabenin ısrarları üzerine kabul etmiştir. Hz. Ali iç karışıklıkların çok yoğun olduğu bir dönemde ve bu karışıklıkları sonlandırmak amacıyla halifelik görevini kabul etmiştir. Daha önce Osman’ın aleyhinde bulunmuş olan Hz. Muhammed’in eşlerinden Ayşe, Talha ve Zübeyr, Hz. Ali’nin halife olması sonrasında onu Osman’ın ölümünden sorumlu tutarak Cemel savaşına yolaçmışlardır. Cemel Savaşı Hz. Ali’nin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Hz. Ali bu olaydan sonra Şam’da hüküm sürmekte olan ve kendisine biat etmeyi reddeden Şam Valisi Muaviye sorununun çözümüne girişti. Muaviye, Hz. Ali’yi Osman’ın ölümünden sorumlu tutuyor ve Şam’da bunun propagandasını yapıyordu. Hz. Ali’nin uyarıları sonuçsuz kalınca Hz. Ali ve Muaviye Orduları arasında Sıffin Savaşı (657) başlamış oldu. Hz. Ali’nin ordusu savaşı kazanmak üzereyken, Muaviye’nin yakın adamı Amr İbn-ül As’ın, askerlerin mızraklarının ucuna Kuran sayfalarını bağlatarak “Allahın kitabı sizinle bizim aramızda hakem olsun.” diye bağırtması sonucu Hz. Ali’nin ordusu saldırıyı durdurdu. Bu şekilde Amr’ın hilesi işe yaramış ve iki taraftan hakemler seçilmiş, bir sonuca ulaşılamamıştır. Burada Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan bir grup da Hariciler adını almışlardır. Böylece müslümanlar Hz. Ali yandaşları, Muaviye yandaşları ve Hariciler olmak üzere üçe bölünmüş oluyorlardı. Hz. Ali vefatından önce Haricilere yönelik askeri bir harekat düzenlemiş, önemli bir bölümünü yok etmişti. 24 Ocak 661’de ise Hz. Ali, İbn Mülcem adlı bir harici tarafından uğradığı saldırı sonucunda şehid olmuştur.

Bu şekilde Emevi hükümdarı Muaviye iktidara yönelik siyasal amaçlarını ne pahasına olursa olsun elde etmeye uğraşmış, Sıffin’de Hz. Ali’ye yenileceğini anlayınca hileye başvurmuş ve Hz. Ali’nin vefatı ile Emevi saltanatını kurma amacına ulaşmıştır. Hz. Ali’nin vefatı sonrası Şam ve Mısır dışında bütün eyaletler Hz. Hasan’a biat etmişlerdi. Muaviye kendi iktidarı için tehlikeli saydığı Hz. Hasan’ı zehirletmekten de çekinmedi. Muaviye, Ehli Beyte ve Hz. Ali yandaşlarına her türlü eziyeti yaptırmış, camilerde Hz. Ali’ye lanet okutmuş ve kendisinden sonra oğlu Yezid’in halife olmasını sağlamak yoluna gitmişti. Hz. Hasan’ın zehirletilmesiyle Yezid’in önünde en büyük engel olarak Hz. Hüseyin bulunmaktaydı.

Yezid ilk iş olarak Medine Valisi ve akrabası Velid’e bir mektup yazarak, özellikle Hz. Hüseyin’in muhakkak kendisine uymasının sağlanmasını, bunu reddederse öldürülmesini emrediyordu. Doğal olarak Hz. Hüseyin’in Yezid gibi bir zalime itaat etmesi mümkün değildi. Hz. Hüseyin, Muhammed Hanefi’nin de tavsiyesiyle 4 Mayıs 680 gecesi, bütün aile fertlerini yanına alarak Mekke’ye gitti. Ayrıca, Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini ve Mekke’ye gittiğini öğrenen Kûfeliler de Hz. Hüseyin’e elçiler göndererek Kûfe’ye davet ile kendisini halife olarak tanıyacaklarını bildirdiler. Bunun üzerine Hz. Hüseyin amcaoğlu Müslim’i uygun bir ortam sağlamak için Kûfe’ye gönderdiyse de Müslim Yezid’in adamlarınca yakalanarak idam edildi. Hz. Hüseyin Mekke’den Kûfe’ye doğru yola çıktığı sırada Müslim öldürülmüştü.

Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbela’ya geldiklerinde hem susuz bırakılmış, hem de binlerce kişilik ordu tarafından sarılmış durumdaydılar. Yezid’in Kûfe valisi Ubeydullah, Hz. Hüseyin’in geri dönmek, Yezid’le görüşmek veya islam sınırlarından birine gitmek isteklerinden hiçbirini kabul etmedi. Esasen onun görevi Yezid’in emrini yerine getirmek, yani Hz. Hüseyin’i öldürmekti. Çünkü biliyordu ki Hz. Hüseyin yaşadığı sürece efendisi Yezid’e rahat yoktu. Sözde müslümanlardan oluşan koskoca bir ordu iktidar uğruna kendi dinlerini kuran Peygamberin torununu ve ailesini katletmeye kararlıydı.

Nihayet 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) günü Hz. Hüseyin son hazırlıklarını yaptı ve Yezid’in ordusuna yaklaşarak hitab etmek istediyse de, bu anlamlı konuşma Yezid’in ordusunu pek etkilemedi. Çok dengesiz bir şekilde başlayan savaşta Hz. Hüseyin’in 23 süvari ve 40 piyadeden oluşan savaşçıları öğleden sonraya gelindiğinde gittikçe azalmış bulunuyordu. Hz. Hüseyin de bu az sayıda insanla yaya olarak savaşıyordu. Sonunda Şimr’in emriyle her yandan hücum edilerek Hz. Hüseyin şehid edildi.Sonra çadırlar yağma edildi, hasta olan İmam Zeynel Abidin de öldürülmek istendiyse de engellendi. Bu çirkin savaşın en küçük kurbanı ise daha altı aylık bir bebek olan Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Asgar’dı. Hz. Hüseyin tarafında şehid olanlar yetmiş iki kişi idi.

Kerbela olayı yüzyıllara damgasını vurmuş bir tarihsel olaydır. Bu olay o zamanki müslüman memleketleri halklarını o kadar etkiledi ki Emevi saltanatı kökünden sarsıldı. Kerbela Olayı İran ve Hicaz’da duyulunca halkta Emevilere karşı büyük bir kin oluştu ve isyan hareketleri başgösterdi. Yezid’in Mekke ve Medine’ye saldırması ise bardağı taşıran son damla oldu. Özet olarak , camilerde Hz. Ali’ye küfür ettirilmesi, önce Hz Hasan’ın daha sonra da Hz. Hüseyin ve ailesinin ki Peygamberin soyu onlardan devam ediyordu, acımasızca öldürülmeleri, Emevi Hanedanına karşı muhalif bir düşünsel ve siyasal temeli olan bir harekete yolaçtı. Bu harekete Hz.Ali yandaşlığı veya Alevilik demek mümkündür.

(alıntıdır alevi yaınları)

kemerandal
28-04-2007, 02:12 PM
Anadolu Aleviliği ele alınırken islamöncesi ve sonrası birçok farklı dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçırmamak gerekmektedir((((alıntıdır)
sümerler ve mö 5000 yıllaarda yaşanmış bölüm burdada deginilmiş ve varlıgı kabul edilmiştir alevilik alevilik olarak tanımlanmadan evel sümerlerdede ve sonrasında da anlı anlayış hakimdir.ancak bu kabul edilir bir gerçektirki günümüze gelinceye kadar bir çok dinden ve inanç sisteminden etkilenmiştir ve daha temellendirici bir hal almıştır.

umitcem
28-04-2007, 02:12 PM
su noktada dogru söylüyorsun felsefi olarak baktıgımızda inançsal olarak aynı düşünce yapısı vardır.sümerler zamanındaki inançsal biçime alevilik diye bilirmiyiz takıldıgım nokta burası çünkü aleviligin çıkısı malumdur.

Sevgili can, egerki Aleviligin çikisini malum dedigin ALIYE baglarsan islam kisir donguleri içinden çikamazsin.

Oysaki ALevilik islam ana dini tesolojisinden, islam sosyall hayatindan, islam yasantisindan, islam sekillenmelerinden, islam ibadet ve inançlarindan oldugu gibi uzak ve farklidir.

Oyle degil mi? Bu su goturmez bir gerçek.

(Bir ornek; Hepimiz Aleviliyiz deriz ama hiçbirimiz ne islamin ne imanin nede ibadetin sartialrini uygulariz)

Alevilik tam olarak SUMERLER doneminde bu haliyle yasiyordu diyemeyiz. O donemlerde yasanan inancada ALEVILIK diyemeyiz. Alevilik ifadesi son 200 yildir kullainmaya ve kabul gormeye baslanildi. Ondan once Kizilbaslik kullaniliyordu. Kizilbaslikdan once Rafizilik, Babailik, isikçilar, isik taifeleri... vb çeitli adlandirilmalar olmusdur. Bunlara tarihde rastlamak mumkun. Oyleki Hacim Bektasi Veli bile bir "DAI" dir

Inanç, surekli dongu içinde gelisir. Onune gelen her inançdan birseyler alir. Yanliz bunu alirken oldugu gibi degil, kendi inanç yapisina gore yorumlayip kendi sosyal yapisina gore sekillendirerek alir.

Bu çerçevede;

Sumerden 12 hizmetli CEMi,
Mani dininden DEDELIgi,
Zerdustten ATESI,
Samandan AGAC ve MEZAR KULTUNU...

kemerandal
28-04-2007, 02:15 PM
Sevgili can, egerki Aleviligin çikisini malum dedigin ALIYE baglarsan islam kisir donguleri içinden çikamazsin.

Oysaki ALevilik islam ana dini tesolojisinden, islam sosyall hayatindan, islam yasantisindan, islam sekillenmelerinden, islam ibadet ve inançlarindan oldugu gibi uzak ve farklidir.

Oyle degil mi? Bu su goturmez bir gerçek.

(Bir ornek; Hepimiz Aleviliyiz deriz ama hiçbirimiz ne islamin ne imanin nede ibadetin sartialrini uygulariz)

Alevilik tam olarak SUMERLER doneminde bu haliyle yasiyordu diyemeyiz. O donemlerde yasanan inancada ALEVILIK diyemeyiz. Alevilik ifadesi son 200 yildir kullainmaya ve kabul gormeye baslanildi. Ondan once Kizilbaslik kullaniliyordu. Kizilbaslikdan once Rafizilik, Babailik, isikçilar, isik taifeleri... vb çeitli adlandirilmalar olmusdur. Bunlara tarihde rastlamak mumkun. Oyleki Hacim Bektasi Veli bile bir "DAI" dir

Inanç, surekli dongu içinde gelisir. Onune gelen her inançdan birseyler alir. Yanliz bunu alirken oldugu gibi degil, kendi inanç yapisina gore yorumlayip kendi sosyal yapisina gore sekillendirerek alir.

Bu çerçevede;

Sumerden 12 hizmetli CEMi,
Mani dininden DEDELIgi,
Zerdustten ATESI,
Samandan AGAC ve MEZAR KULTUNU...

can aynı noktalar üzerinde duruyoruz.elbetteki alvi kelimesinin varlıgı ve ayrım halifelik döneminde başlar ve öncasi vardır.aynı şeyleri düşünüyüruz sanırım bu msj atmadan evvlki msj mı okumadın.eyvallalh bra

fataLibra
28-04-2007, 09:55 PM
@umitcem

Yalnıs anladın.

Her inancın ortak amaçları vardır..
Ama örneğini verdiğim gibi bazı inançların kesiştiği noktalarda olabiliyor. Piramitler gibi yani. Veya Cem ve sümerler gibi. Hatta araştırsak belki 12 hizmetli ibadet eden başkaca topluluklarda bulunur.

Umut erdoğan
28-04-2007, 10:25 PM
eline sağlık

tarihci
01-05-2007, 05:08 AM
Bilgi için teşekkürler.
Arap muhabbeti için şunu eklemek istiyorum: Hz. Muhammed'in soyuna baktığımızda sonradan Araplaşanlardan geldiğini görüyoruz (ilmi bir eser olan İslam Ansizklopedisine bakabilirsiniz canlar bunun için.). Kaldı ki çok mu önemlidir bir insanın soyu..? işe, faaliyete bakmak lazım.

seyduna_
20-08-2007, 06:39 AM
emeğine sağlık

emc-2
26-08-2007, 12:55 AM
teşekürler çok güzel bir yazıı

DevlerinNefesi
26-08-2007, 03:05 AM
sadece gülünür bu yazıya

siz kendinizi şii yada caferilerle karıştıryorsunuz herhalde

ha şuvar her kes kendi soyunu araştırsın.
ben orta asyadan gelmeyim aleviyim.

eğer hz muhammedin ehlibeytinin soyundan olduğunu idda eden varsa

araptır. o kişi. şii yada caferidir. alevilik arabistanda doğmadıki alevilik islamdan öncede vardı.

uyanın uyanın bi kendinize gelin

ya_hüseyin
28-08-2007, 09:53 AM
eline yürğine sağlık can...bilgilendirdin bizleri...

erzincanli_ali
11-09-2007, 12:22 AM
tşk cano emeğine yüreğime saglik

mehti313
11-09-2007, 09:08 PM
Asirlar derken son 1400 yillik Arap tarihinden bahsediyorsan, bu 1400 yillik Arap Tarihini ya tanimiyor yada taniyamamissin demekdir.

1400 yillik ne Islam tarihinde ne Ali ile baslayan siilik, Caferilik ve 12 imamlar tarihinde, nede Ehlibeyt Tarihinde "gunumuz anadolu Aleviliginin hiçbir temel ve yasantisini goremeyiz. Onlarda Alevilik teolojisinin, sosyal ve kulturel yasamlarinin hiçbir izine rastlanilmaz.

14 asir içinde gelisen siyasal olgularla Islamdan kopan ALicillik Sii ve Caferilik olarak ikiye ayrilir.

Bunlarin içinde Alevilik asla olmamisdir.

Aleviligin tarihi 14 asirdan daha gerilerine, Sumerlere ve ilk batin-ezoterik inançlara kadar gider.


Sayin Ümitcem
Bilgilerinizi nerden aldiginizi bilmiyorum,ama bilgi diye paylastiginiz seylerin yanlis seyler oldugunu biliyorum.

Alicilik (ne demekse) hareketinin Siilik ve Caferilik diye ikiye bölündügünü söyleyebilmek icin hic bir sey bilmemek gerekir.

Caferiler siidirler.Ama her sii caferi degildir.
Siilik, Siat-ul Alinin kisaltilmisidir. Hz Muhammed(saa)den sonra Hz Ali(as)in imametini,halifeligini kabul edenlerin ortak ismidir Siilik.
Bu acidan bakildiginda Ismaililerin,zeydilerin,Caferilerin siilik semsiyesi altinda bulustugunu kabul etmelisin.

Siilik semsiyesi altinda bulunan diger ekollerle Caferiligin arasindaki en büyük ayrilik,12 Imam inancidir.Bunun icindir ki,Sii-Caferilere Isna Aserriye (Oniki Imam Taraftari) denir.

Eger dikkatinizi cekerse,12 Imam inanci Anadoluda yasayan Aleviler acisindan da cok önemli bir mevkiye sahiptir.
Bunun tesadüf olmadigini görmek gerekir.
Burdan sunu anliyoruz ki,Anadoluda yasayan Aleviler 12 Imam ile,Ehlibeyt ile Caferiler araciligi ile tanismislardir.
Zaten bunu sen de söylemissin.Sah ismailin yapmis oldugu sii propaganda Anadoluda yasayanlarin Alevilik ile tanismasina sebep olmustur.
Kendisinin Caferi oldugunu söyleyen Sah Ismail Anadolu insanini Caferilikle Alevilikle tanistirmistir.
Caldiran savasinda alinan yenilgiden sonra yollarin tekrar ayrilmis olmasi,Caferilik ile Anadoluda yasanan Alevilik arasindaki farklilasmaya neden olmustur.

Sonuc olarak sunu söyleyebiliriz.Anadolu insani Alevilikle,Ehlibeyt ile,12 Imam ile Caferi oldugunu siirlerinde acikca dile getiren Sah Ismail Hatayi araciligi ile tanismistir.
Sah Ismailin ve onun oglu Sah Tahmasbin müridi olan Pir Sultan Abdalin da siirlerinde kendisini Caferi olarak dile getirdigini görebiliriz.

Bugün caferilik ve Caferiler ile keskin bir mücadele icine girenlerin Sah Ismail ve Pir Sultan Abdal ile ayni inanci paylasmadigini acikca söyleyebiliriz.

devrimcihakan
10-11-2007, 11:04 AM
ALEVİLİĞİN OLUŞUM TARİHİ Yazısını üzüntüyle okudum... Baştan aşağı yanlış bilgiler olduğunu üzülerek söylemem gerek.. YAZIDa anlatılan Bektaşiliğin- Anadolu Aleviliğinin- Kızılbaşlığın oluşum tarihiyle uzaktan yakından ilgisi YOKTUR. söz konusu yazıda anlatılan Şİİliğin oluşum Tarihidir. Anadolu aleviliğin oluşum tarihi ise olabilecek en erken tarihini Horasanlı Ebu Müslüm'e, Babek'e, ardından onların takipçileri olan Babailere, Hace Bektaş Veli'ye dayandırmak doğru olan bilgidir.

Alevilik kavramı da yenidir. 1800 yılların başında kullanılan bir kavramdır. Aslında daha köklü olan kavram Babekiler, Ahiler, Bektaşiler, Kızılbaşlardır...

Babaishak ve Baba Resül hareketinede katılan Ahi evren ve Hace Bektaş birer Babekidir...

Hace Bektaş Veli öğretileri kökleşince Bektaşilik- Türkmen-Yörük kavramı yaygın olarak kullanılmış..

Şah İsmail ile birlikte ise Kızılbaşlık yaygın olarak kullanılmıştır...


LÜTFEN ŞİİLerin anadolu Aleviliğini asimile etmeye çalışmasına izin vermeyelim...

Şah İsmail'in hemen ardından gelen oğlu döneminde yoğun bir şii saldırıları, ve propagandasına karşı 500 yıl önce Kızılbaşların verdiği karşı tepki sayesinde bugün bizler iranlı mollalara dönmedik...

Yine bu sayede, evrensel kültürü, barışı, özgürlüğü, bilimi bin yıldır yaşatıyoruz..

saygılarımla

aliseriati
05-12-2007, 08:22 AM
alevilik tarihçesini çıkartırken neden bu kadar tefrikaya girdiğimizi anlamıyorum..Bir dini bir önceki dinle eşdeğer kılmaya çalışırsanız o dinin fonksiyenerliğini yitirirsiniz..muhammed değil miydi kıbleyi mescidi aksadan messcidi harama çeviren..dinlerde benzerliklerin olması olağandır.unutmamalıyız ki diğer peygamberlerin dini de hakktı.sadece tahrifat yoluna gidildiği için bir çok değişime uğramıştır.biz yine aleviliğin özüyle ilgililenelimmm

umut yarınlarda
10-01-2008, 05:55 AM
yapılan haksızlıklar,suistimalleri alevi olarak herkesin bilmesi gerekir...bilmesi gerekirki bize çok insan çok gerekli,gereksiz soru sormakta ezilmeyip insanlara insanlığı,kendimizi öğretelim....

devrimcihakan
21-01-2008, 02:19 AM
Bektaşiliğin- Anadolu Aleviliğinin- Kızılbaşlığın şiilik tarihiyle uzaktan yakından ilgisi YOKTUR. Anadolu aleviliğin oluşum tarihi Horasanlı Ebu Müslüm'e, Babek'e, ardından onların takipçileri olan Babailere, Hace Bektaş Veli'ye dayandırmak doğru olan bilgidir.

Alevilik kavramı da yenidir. 1800 yılların başında kullanılan bir kavramdır. Aslında daha köklü olan kavram Babekiler, Ahiler, Bektaşiler, Kızılbaşlardır...

Babaishak ve Baba Resül hareketinede katılan Ahi evren ve Hace Bektaş birer Babekidir...

Hace Bektaş Veli öğretileri kökleşince Bektaşilik- Türkmen-Yörük kavramı yaygın olarak kullanılmış..

Şah İsmail ile birlikte ise Kızılbaşlık yaygın olarak kullanılmıştır...


LÜTFEN ŞİİLerin anadolu Aleviliğini asimile etmeye çalışmasına izin vermeyelim...

Şah İsmail'in hemen ardından gelen oğlu döneminde yoğun bir şii saldırıları, ve propagandasına karşı 500 yıl önce Kızılbaşların verdiği karşı tepki sayesinde bugün bizler iranlı mollalara dönmedik...

Saygılarımla

Alperen1
21-01-2008, 06:08 AM
Konuyu başlatan Can,
çalışman için teşekkürler.

Ancak, bu çalışma çok eksiklerle dolu.
Alevilik İslamla başlamamıştır, bu bir.
İkincisi ise sen tarihi Arap yarımadasında kesip atmışsın.
Arapların Alevilikle ilgisi yoktur, bu da üç.

Bunları seni yaralamak için değil, eksik bilginin yarardan çok zarar vereceği gerçeğinden hareketle yazıyorum.

Aynı başlık altında "Alevilerin Asıl Kökleri" adında konu açtım. İncelemeni tavsiye ederim.

http://www.alevileriz.biz/showthread.php?t=40895

Saygılar

GuLSaH
23-01-2008, 06:11 AM
Ellerine sağlık.

Nesin
26-01-2008, 05:01 AM
Alevilik deyiminin tarihi geçmişi 200 yıl öncesini bulmaz.
200 yıl öncesinde ise bugünki tanımıyla Aleviler olarak adlandırılan insanlara Kızılbaş, Işık (-ki aşık deyimi buradan gelmektedir) denilirdi.
Sadece Anadolu'da, Mezopotamya'da değil, Balkanları geçin hatta Fransa'da bile varlıklarını sürdüren insanlardan oluşmuş toplumlardan söz ediyoruz.
Ve Türklüğün, Kürtlüğün, Ermeniliğin ayrışmadığı yani milliyetçilik kavramının henüz ortaya çıkmadığı eski çağlardan söz ediyoruz.

Denilebilir ki Alevilik ve Milliyetçilik kavramları ayrı ayrı kıtalarda da olsa eş zamanlı olarak ortaya çıkmıştır.

Alevilik, köklerine, inanç ritüellerine, kültürüne, yaşam paydalarına bakıldığında kendisini birçok toplumdan ve topluluktan ayıran özellikler taşıyor.

Ne kadar derine inerseniz inin, daha derinlerde kök saldığını görüyorsunuz.

Söz gelimi 7 rakamının; 12 rakamının kutsallığını; Dünyayı, evreni rakamlarla ifade etmenin derinliğini;

Dünyayı ve evreni oluşturan görülebilir herşeyin toplamının Vahdet-i Mevcut'u oluşturduğunu ve yaratıcı kavramının Vahdet-i Mevcut kavramıyla eş olduğunu

gördüğünüzde anlıyorsunuz ki Alevilik Müslümanlıktan, Hristiyanlıktan ve Musevilikten, Zerdüştlükten...tüm bunlardan daha önce var olmuş. Ve kendisinden sonra gelen bu dinleri etkilemiş; kendisinden sonra gelen dinler ise gündemdeki felsefelerle yoğruldukça Aleviliği etkilemiştir.

Alevilik, Müslümanlığın bir mezhebi değildir.

Dinler konusu ile az biraz ilgilenen herkes bilir ki; her dinin şartları vardır.
Dinlerin tümü ortaya çıktıktan sonra mezheplere ayrılmışlardır ama hangi din olursa olsun, kaç mezhebe bölünürse bölünsün herkes üyesi olduğu dinin şartlarını yerine getirirler.

Söz gelimi Hristiyanlıkta bilinen üç mezhebin gittikleri kiliseler bile ayrıdır ama herkes dininin temel gereklerini yerine getirir.

Müslümanlıkta ise 5 şart var.

Kelime-i şahadet getirmek
Günde 5 vakit namaz Kılmak
Oruç Tutmak
Hacca Gitmek
ve Zekat vermek..


Ayrıca bu ritüellerden bazılarını yerine getirirken abdest almak da önemli bir uygulamadır.

Biz abdest almayız, biz namaz kılmayız, biz hacca gitmeyiz, oruç tutmayız, zekat vermeyiz....

Peki nasıl olabilir? Yani bir dinin gereklerini yerine getirmeden, kendimizi o dinin bir kolu olarak nasıl görebiliriz?

serhateris
26-01-2008, 06:11 AM
Bilgiler için saol Can :)

ercanberk
26-01-2008, 01:49 PM
Nesin sen hiç iyi araştıramamışsın. yanlış yazmışsın alevilik hakkında. aleviliğin kökeni İslamiyetin doğuşuyla başlar. İslamiyetten önce mekkede haşimi tarafları ve emevi tarafları vardı. İslamiyetle birlikte ise bu isimler alevi ve sünni olarak değişikliğe uğradı.olayın özü budur.islamın şartlarına gelecek olursak, dünyaya gelmiş geçmiş bütün ilahi dinlerin tek bir şartı vardır.buna islam dini de dahil, " iyi olan ne varsa yapmak, kötülüklerden uzak durmak." tır. namaz da, oruç ta, zekat ta, hac da budur. Lütfen incelemeden, araştırmadan bi şeyler yazmayalım.

fotojenik
02-02-2008, 10:34 AM
Eline Ve Yüreğine Sağlik Arkadaşim Güzel Metin ...
Neden Ikilik Yapariz Herşey Sevgi Ve Hoşgörü Ile Olmazmi?...

alideniz
06-02-2008, 12:48 AM
Alevilik islamdan etkilenmiş bir yaşam biçimidir, Felsefedir. Alevi ismi İslamdan sonra doğmuş olabilir fakat Aleviliğin islamın içinde olduğunu göstermemektedir. Alevlik gerek yaşam biçimleri ile gerek se ibadetleri ile islama tamamen aykırıdır. Sadece baskı altında kalmaktan kurtulmak için simgesel olarak bağlantılıdır. İlk yazıda anlatılan Aleviliğin doğuşu değildir. Temelleri İslamdan çok ama çok öncelere dayanan bir yaşam biçimidir. Ene-l Hakk İslamın bütü kural ve ritüellerine aykırıdır. İslam da bulamazsınız. Alevilik belirli zamanlarda İslam ile harmanlanıp bizlere sunulduğu için böyle algılıyoruz. Ülkemizin eğitim sisteminde dahi bize öğretilip aşılanan İslam öğretileridir. Baskıcı devlet politikası olarak küçüklüğümüzden bu yana beynimize işlenmeye çalışılmıtır. Okudukça ve araştırdıkça Aleviliğin İslam ile alaksız ve tamamen zıt olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Değerli canlar

Bu yazdıklarım benim kendi düşüncelerim olup, hiç kimsenin görüşüne saygısızlık içermemektedir. Ben bu kouların bizi daha çok bölmeye yönelik olarak görüyor ve konuşulmasına çok fazla sıcak bakmıyorum. Her bireyin kendi kafasında bir düşüncesi mutlaka olacaktır. Aleviliğin en güzel yanıda budur. Herkese eşit bakmak. Artık bir olma zamanıdır canlar. Bizi asimile etme politikalarına kendi elimizle alet olmaktan vazgeçmenin zamanı gelmiştir. Öncelikle bu baskıcı zihniyetten kurtulup daha sonra kendi içimizde tartışmalıyız bence.

kumandan
06-02-2008, 03:19 AM
ALEVİLİĞİN DAYANDIĞI TEMEL. Hz.Ali ile Hz.Ayişe nin ikdidar mücadelesi sonucu alevlenmiş. (özellikle Ayişenin sonsuz ikdidar hırsı ve Ali düşmanlığından kaynaklanmıştır.) Emeviler döneminde bir messep olarak yayılmaya başlamıştır. Ancak yüzyıllar önce olan bir ikdidar savaşı uzun yıllar içinde şimdi artık bir inanç, bir yaşam tarzı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne yazık ki bu uzun yıllar içinde çeşitli iktidarlar ikdidarlarını pekiştirmek, yandaş toplamak, yandaşlarını memnun etmek için katliamlar yapılmıştır. İnsanları bu sona götürenler kahrolsun. Ve hala yüzyıllar öncesinden bu güne gelemeyen insanlara da yazıklar olsun....

canbegan
21-02-2008, 09:44 AM
Ümitcem arkadaşa katılıyorum. Alevilik'in kökünü dışarıda aramaya gerek yok. Eğer öyle olsaydı, Alevilik'in Arabistan'da belirtileri olurdu. Herkes şu gerçeği kabul etmeli.Türkiye'nin dışında hiç bir yerde bizim anladığımız anlamda Alevilik bulamazsınız. Sadece İran ve Azerbaycan'da Kırklar(Çeltenler) ve Ehli Haklar diye küçük gruplar var. Fakat bunlarda Anadolu Alevilik'i ile bire bir aynı değil. Bir kısım insanların Alevilik'i yamamaya çalıştıkları Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli doğmadan 43 yıl önce ölmüştür. Kaldı ki Yesevilik'in bugüne ulaşan en temel takipçisi ve savunucusu Nakşibendi tarikatıdır. Alevilik'te Yesevilik'in etkisi olsaydı, bugün Türkistan'da Aleviler olurdu. Bence Alevilik, etnik kimliğine bakılmaksızın Ortodoks sünniliği kabul etmeyen, insanların inancıdır. Tabii ki başka inanç ve yörelerden etkilenmiştir. Süreç içinde gelişerek,değişerek bu günlere gelmiştir. Şiilikle hiç ama, hiç bir ilgisi yoktur. Anadolu'da Alevilerinin yoğun olduğu bölgeye (Sivas-Elazığ-Erzincan-Malatya-Tunceli) bakarsak, yerli inanç ve kültürlerin etkisini görebiliriz. Ayrıca 13. yüz yılda yaşayan Yunus Emre'nin şiirlerini okursanız, Anadolu dışındaki olayların ve kişilerin Alevilik(Kızılbaşlık)'te önemli bir etkilerinin olmadığını görebilirsiniz. Tabii ki Alevilik zamanla çıkarı olan bazı kişiler tarafından,bugün olduğu gibi yozlaştırılmıştır. Alevilik'le ilgili en doğru bilgileri, bu inançla ilgili ekonomik ve sosyal çıkarı olmayan, dürüst Alevi evlatlarından edinmek gerekir.

zaza kazim
24-03-2008, 12:02 PM
paylaşımın için tşkler can saol

alideniz
02-04-2008, 01:57 PM
Ümitcem arkadaşa katılıyorum. Alevilik'in kökünü dışarıda aramaya gerek yok. Eğer öyle olsaydı, Alevilik'in Arabistan'da belirtileri olurdu. Herkes şu gerçeği kabul etmeli.Türkiye'nin dışında hiç bir yerde bizim anladığımız anlamda Alevilik bulamazsınız. Sadece İran ve Azerbaycan'da Kırklar(Çeltenler) ve Ehli Haklar diye küçük gruplar var. Fakat bunlarda Anadolu Alevilik'i ile bire bir aynı değil. Bir kısım insanların Alevilik'i yamamaya çalıştıkları Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli doğmadan 43 yıl önce ölmüştür. Kaldı ki Yesevilik'in bugüne ulaşan en temel takipçisi ve savunucusu Nakşibendi tarikatıdır. Alevilik'te Yesevilik'in etkisi olsaydı, bugün Türkistan'da Aleviler olurdu. Bence Alevilik, etnik kimliğine bakılmaksızın Ortodoks sünniliği kabul etmeyen, insanların inancıdır. Tabii ki başka inanç ve yörelerden etkilenmiştir. Süreç içinde gelişerek,değişerek bu günlere gelmiştir. Şiilikle hiç ama, hiç bir ilgisi yoktur. Anadolu'da Alevilerinin yoğun olduğu bölgeye (Sivas-Elazığ-Erzincan-Malatya-Tunceli) bakarsak, yerli inanç ve kültürlerin etkisini görebiliriz. Ayrıca 13. yüz yılda yaşayan Yunus Emre'nin şiirlerini okursanız, Anadolu dışındaki olayların ve kişilerin Alevilik(Kızılbaşlık)'te önemli bir etkilerinin olmadığını görebilirsiniz. Tabii ki Alevilik zamanla çıkarı olan bazı kişiler tarafından,bugün olduğu gibi yozlaştırılmıştır. Alevilik'le ilgili en doğru bilgileri, bu inançla ilgili ekonomik ve sosyal çıkarı olmayan, dürüst Alevi evlatlarından edinmek gerekir.



Evet aynen katılıyorum. Hünkar Bektaş-i Veli nin tarihini saptırmak isteyen ve Aleviliği asimile etme çabaları içinde olan bazı tarihçilerin yalanlarına kanmayalım.

alieren2000
02-04-2008, 10:44 PM
Yukaridaki yazilarda Alevilik islamdan etkilenmis bir yasam bicimidir, felsefedir diyen arkadaslar aslinda aleviligin gercek cikis noktasini inkar ederek alevilik ne bir dindir nede mezhepdir diyorlar. Ve gercekten var olan aleviligi inkar ediyorlar. Aleviligin Hazreti Ali ile basladigini inkar ederek kendilerine göre islamla alakasi olmayan Ali'siz alevilik yaratmaya calisiyorlar.Aleviligin dogusu Hazreti Ali ile baslar, bunu inkar eden aleviligi inkar eder.

duruduru
03-04-2008, 03:05 AM
cok tesekkurler paylaşım için..

haziran69
27-04-2008, 04:09 AM
Yukaridaki yazilarda Alevilik islamdan etkilenmis bir yasam bicimidir, felsefedir diyen arkadaslar aslinda aleviligin gercek cikis noktasini inkar ederek alevilik ne bir dindir nede mezhepdir diyorlar. Ve gercekten var olan aleviligi inkar ediyorlar. Aleviligin Hazreti Ali ile basladigini inkar ederek kendilerine göre islamla alakasi olmayan Ali'siz alevilik yaratmaya calisiyorlar.Aleviligin dogusu Hazreti Ali ile baslar, bunu inkar eden aleviligi inkar eder.

arkadaşıma sonuna kadar katılıyorum.son zamanlarda aleviliği isalmın içinde eritmeye çalışan politikalara paralel olarak büyük bir kesimde hz aliyi alevilikten koparmaya çalışmaktadır.aleviliğin islamdan uzak olduğu görüşüde bana göre yanlış bir görüştür.alevilik tamamen islamın içinden çıkmış ve kendi yol haritasını belirlemiş büyük bir felsefe akımıdır.ama kesinlikle bir din değildir.alevilik her dinden etkilenmiş olabilir.her inanç sisteminden etkilenmiş olabilir.ancak islamiyetin içinde doğmuştur,hz ali ve ehlibeyt ile mayalanmış,yunus emre,hacı bektaş,pir sultan gibi ulularla şekillenmiştir.alevilik islam coğrafyasının,kurana ve hz muhammede itikatı olanların inancıdır.

ali karul
07-05-2008, 08:12 AM
Hararet nardadır sacda değildir.
Keramet baştadır tacda değildir.
Her ne arar isen kendinde ara.
Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir.

Hacı Bektaşi Veli’ye atfedilen bu ünlü Alevi deyişi; kendisini kendi doğasının, kendi coğrafyasının dışında arayanlar için söylenmiştir. Aleviliği Kudüs’de, Mekke’de, Kerbela’da ya da Necef çöllerinde aramanın sonu gelmez beyhude bir uğraş olduğunun, Hünkar’ın dilinden ifadesidir.

Muhabbetci
07-05-2008, 09:27 PM
Hararet nardadır sacda değildir.
Keramet baştadır tacda değildir.
Her ne arar isen kendinde ara.
Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir.

Hacı Bektaşi Veli’ye atfedilen bu ünlü Alevi deyişi; kendisini kendi doğasının, kendi coğrafyasının dışında arayanlar için söylenmiştir. Aleviliği Kudüs’de, Mekke’de, Kerbela’da ya da Necef çöllerinde aramanın sonu gelmez beyhude bir uğraş olduğunun, Hünkar’ın dilinden ifadesidir.

Aleviligi demiyorki ama Haci Bektasi Veli , kendini arama baska yerde diyor...Yani herkes kendinden sorumlu, herkes kendini kend özünde aramasi gerekiyor...
Ömer hayyamin cok güzel bir deyimi aklima geldi

Kabeye gidenler hep Müslüman döndü
bir biz putperest geri döndük!

Aslinda Ömer Hayyamda aynen Haci Bektasi Veli gibi Kabeye gitmeylen Müslümanlik olmicagini dile getirmekde...Arayacagini hep kendinde ara...Bunu zaten tün erenler , dervisler , Pirler söylemisdir...:)

kanlıbey
08-05-2008, 03:03 AM
Yukaridaki yazilarda Alevilik islamdan etkilenmis bir yasam bicimidir, felsefedir diyen arkadaslar aslinda aleviligin gercek cikis noktasini inkar ederek alevilik ne bir dindir nede mezhepdir diyorlar. Ve gercekten var olan aleviligi inkar ediyorlar. Aleviligin Hazreti Ali ile basladigini inkar ederek kendilerine göre islamla alakasi olmayan Ali'siz alevilik yaratmaya calisiyorlar.Aleviligin dogusu Hazreti Ali ile baslar, bunu inkar eden aleviligi inkar eder.



Değerli can

Neymiş bu aleviliğin çıkış noktası.Anadolu dışında benzer bir alevilik gösterebilirmisin.?
Saygılarımla.

ali karul
10-05-2008, 11:17 PM
Sevgili arkadaşlar Aleviligin başlangıcını arayacaksanız bence turna kuşundan başlayın (idris peygamber)



TURNA KUŞU SURETİNDE BİR MÜRŞİT


Aşıp aşıp karlı dağlar gelirsin
Gelişin nerden yalınız turnam
Ben bilirim bizim elden gelirsin
Bir kelam söylesin diliniz turnam

Ağlamışsın gözün dolu yaş ile
Uğramışsın zemherinin kışına
Alıc’ kuşla turnam senin işin ne
Gayrı yaman olur halımız turnam

Gel ağlama göz yaşını sileyim
Ne derdin var ise ben de bileyim
Yalnız kaldı isen yoldaş olayım
Daha çok uzak mı yolumuz turnam

Anonim

Ezoterik öğretiye göre,tüm zamanların en ulu bilgesi Hermes günümüzden 16 000 yıl önce kayıp kıta Atlantis’ten, Musır’a göç ederek burada Nil deltasına yerleşti. Eski Mısır’da Hermes’e Toth adı ile biliniyordu. Sümerliler ona Ningşzidda dediler.Yunanlılar onu kendi tanrılarından ayırmak ve onu üç ayrı yüceliği ile (yüce kıral,yüce mürşit ve yüce erkan kurucusu ) birlikte anmak için ona üç kere yüce Hermes anlamında ‘’Hermes Trismegistus’ ünvanını verdiler. Batini gelenekten gelen Musevi Kabalacılar Hermes’i Yaradılış kitabının gökyüzüne çekilen gizemli peygamberi Enok ile özdeşleştirdiler. Hermes, Kuran’da adı geçen İdris Peygamberdir.

Hermes eski dünyada, ulaşılmaz bilgeliğinden ötürü zaman içinde peygamberlik, kimi zaman da tanrı mertebesine yükseltilmiş, insanlığın belleğinde silinemeyecek izler bırakmış efsanevi bir ermişti. Eski Mısır’da astronomi,mimari,geometri,tip ve teoloji konularında tüm bilgilerin Hermes’e indirildiğine inanılırdı. O terzilerin piriydi. İlk elbiseyi o dikmişti . Hermes yazının efendisiydi. Kutsal sembol yazısı hiyeroglifi o bulmuştu.Hermes, Eski Mısır’da tapınaklarda ve piramitlerin gizli odalarında turna kuşu suretinde bir yazıcı olarak tasfir edildi. Mısır’ın ünlü ‘’Ölüler Kitabı’’nda Hermes “ilahi sözün efendisi ve ilahi sırların sahibi” olarak tanımlanır.

’İlahi Söz’’ün efendisi Hermes ve Hermes’in öğretisine ev sahipliği yapan İskenderiye şehri ile Anadolu Işık insanları arasında erken Hıristiyanları ve.Hıristiyan kilisesini kendi siyasi çıkarları doğrultusunda biçimlendiren Bizans’ı son derece huzursuz ,tedirgin ve rahatsız eden gönül bağı dördüncü yüzyıl ve öncesinde yaşanmış ve sona ermiş geçici bir aşk hali değildi. Akdeniz’in iki yakasını arasında ki bu sıcak köprü,tüm zamanlarda var oldu..

‘’İlahi söz’’ Alevi/Işık terminolojisinde ,gerçeğin sesi ,anlamına gelen‘’ Hakk’ın Nidası’’ yada ,Yaradan’ın sözü, olarak sadeleştirebileceğimiz‘’Şah’ın Avazı’’deyimleri ile ifade edilir.’’İlahi söz’’ün efendisi Nil deryasının ulu bilgesi, Turna Kuşu sureti ile tasvir edilen Hermes’in (İdris Peygamber)’ öğretisi Anadolu’da Alevi sözlü geleneği içinde hala saygın bir yeri vardır. Hemen her yetişkin Alevi insanının ezbere bildiği,Pir Sultan Abdal’ a atfedilmiş ünlü Alevi nefesiAlevi erkanı içinde ona karşı beslenen hürmetin belirgin bir yansımasıdır.



Hazreti Şah’ın avazı ,
Turna derler bir kuştadır.
Asası Nil Deryasında,
Hırkası bir deviştedir.


devamı var.


saygılar ali karul

ali karul
10-05-2008, 11:21 PM
Sevgili arkadaşlar Aleviligin başlangıcını arayacaksanız bence turna kuşundan başlayın (idris peygamber)devamı



Alevi terminolojisinde Turna kuşu Hermes’in kendisini ifade eder.Asa yer belirtir,kişinin asasının bulunduğu yer mekanının olduğu yerdir.Bir kişinin hırkasını giymek onun yolunda olmak ,onun düşünce ve inancını paylaşmak demektir.,Yukarıdaki imge dili ile söylenmiş dizelerde,İlahi kelamın Hermes tarafından seslendirildiği,Hermes’in yurdunun Nil deltasında olduğu,ancak onun Anadolu’da bir derviş tarafından temsil edildiği ifade edilmektedir.

‘İlahi söz’ü yeryüzünde ilk dile getiren bir ‘’ irfan kuşu’’ olarak Alevi sözlü geleneğinde ve Alevi ritüellerinde sık sık karşımıza çıkan.Hermes/İdris peygamber,Mısır ‘Ölüler Kitabı’nda ‘ ilahi sırların sahibi’ olarak da tanımlanmıştır ki, İdris peygamberin bu niteliği Alevi sözlü geleneği içinde de karşımıza çıkar.

İdris nebidedir hakikat sırrı
Işk-ı faş eyleyip, kudretin narı
Nuh Naci’de gezip kuh-i deryayı
Ol demde bildi Haydar-ı kerrari
Anonim ( Arzuman Ocağı)


Turna kuşu simgesi Alevilerin Hermes’e karşı beslediği saygının ve binlerce yıldan bu yana,ona karşı sadakat ile sürdürdükleri bağlılığının ifadesi olarak her zaman Alevi ibadetinin ve Alevi günlük yaşamının içinde olmuştur. Alevi ibadetinin esası ve bütünü olarak niteleyebileceğimiz Alevi Ayin-i Cem’ini görsel bir şölene döndüren evrendeki en büyükten en küçüğe tüm nesnelerin sonsuz döngüsünü stilize eden Alevi semahların en çok bilineni Hermes’in ismi ile anılır . Turnalar semahı adını ondan almıştır.

Alevi sözlü geleneği Aleviliğin kutsal kitabıdır.Alevi sözlü geleneği içindeki dizeler birer ‘’İlahi Söz’’dürler.Ahmet Edip Harabi Alevi sözlü geleneği içinde yer alan dizelerin Aleviliğin kutsal kitabı olduğunu şu dizeler ile ifade eder.


Bu ana değin ta kalü beladan
Haberimiz vardır her maceradan
Harabi^ye ihsan olmuş Hüda’dan
Okuyoruz işte kitabımız var
Ahmet Edip Harabi

Alevi ibadetinde,Alevi Ayin-i Cem törenlerinde ‘’İlahi söz’’ ün yeryüzüne taşınmasına zakirin yada dedenin‘’bağlama’sı aracılık eder. Alevi ibadetinin ayrılmaz parçası olan ve Aleviler arasında ‘’telli ayet’’ olarak da isimlendirilen bağlama ‘’İlahi söz’e ses verendir.ü yere indirendir . Bu yüzden Aleviler ‘’ İlahi Söz’’ü dile getiren , bağlamanın sesinin‘’Turna Kuşu ‘nun (Hermes’in) sesi olduğuna inanırlar.

Alevi nefeslerinde İlahi söz,turna kuşu ve bağlama birbirleriyle öylesine iç içe geçmişlerdir, birbirlerinin içinde öylesine erimişler,kaybolmuşlardır ki , bu üç sözcük adeta aynı öznenin farklı seslerle söylenişleri haline gelmişlerdir.Alevi dedesi sazı eline aldığında ‘ilahi söz,Turna kuşu ve bağlama’ aynı kelimenin içinde tek vücut olurlar


Sazım sana yad düzen mi kurdular
Tellerini haddeden mi süzdüler
Yad el değip perdelerin bozdular
Sarı turnam sinen parelendi mi?




Sana kelam söyler davudi diller
Şu senin sevdana maildir eller
Göğsüne takayım alışkın teller
Sarı turnam sinen parelendi mi

Beş perdeden çalınıyor bağlama
Esip figat ilen sinem dağlama
Bulam ustasını canan ağlama
Sarı turnam sinen yaralandı mı?
Aşık Esiri (Turnalar Semahı)


Turnam gelir bizim elden
Yeni kalkmış Ağırgöl’den
N’lur konuş bizim dilden

Üç telli,dört telli.beş telli turnam
Sen olmaz isen buralarda durmam
Sen olmaz isen ben sensiz olmam
Davut Sulari



Sazım bu sesleri Turnadan m’aldın
Pençe vurup sarı teli sızlatma
Aşık Veysel

Ulu Mürşit Hermes’e bağlılık Alevi inanışının üzeri zarif bir gizemle örtülmüş ana motiflerinden biridir.Üç kere yüce Hermes Alevi erkanı içinde her zaman var oldu.Onun Alevi inanışı içindeki sembollerle korunmuş varlığını ancak bu sırra vakıf olanlar anladılar .Görmezler onu bir uçar kuş sandılar.







saygılar ali karul

Muhabbetci
11-05-2008, 08:49 AM
Sevgili arkadaşlar Aleviligin başlangıcını arayacaksanız bence turna kuşundan başlayın (idris peygamber)
Dünyanın en gürültülü kuşu "Aglayan Turna Kuşu"dur. Bağrişlarını kilometrelerce öteden duyabilirsiniz.(bunlari biliyormuyudunuz kitabindan)

Turna kusunu tutupda hermese baglamak biraz abes kaciyor diye düsünüyorum ama herkesin düsüncesine saygimiz vardir ...

Turna Tasavvufda Candir "Ruhdur" dolaysi ile tüm tasavvufcularda genelde kuslar Ervah alemindeki ruhlari ifade ederler..Bunun yani süre turnanin sesi " aliyyy aliyyy " der gibi cikmakda oldugundan Alevilerde Turna sesinde Hz Aliyi görmek istemislerdir...Hermesle hic bir sekilde alakasi yokdur bu konunun... Haddime düsmeden sana tavsiye edeyim biraz arasdir...

“Yemen ellerinden beri gelirken

Turnalar Ali’mi görmediniz mi?

Havanın yüzünde semah dönerken

Turnalar Ali’mi görmediniz mi?”

Şâhım Hayber kal’asını yıkarken
Nice münkir helâk oldu bakarken
Muhammed Ali mi’râca çıkarken
Turnalar ol şâhı görmediniz mi
(Pir Sultan Abdal)

Diyen Pirimiz ne demek istemisdir acaba?

Bey yarenler be gaziler
Gelen Murtazâ Ali’dir
Yezid’e bâtın kılıcın
Çalan Murtazâ Ali’dir

Turnaya vermiş sesini
İmamlar çeker yasını
Yine kendi devesini
Yeden Murtezâ Ali’dir
Hatâyî

Hesap eyle baharını yazını
Fark idegör ördeğini kazını
Dinleyin turnanın ter-âvâzını
Çağrışurlar İmam Hüseyin deyü
Fakir Ednâ

Devr idüp gezersin dâr-ı fenâyı
Bağdad diyarına vardın mı turnam
Medine şehrinde Fadiıne anayı
Makamı andadır gördün mü turnam
Kul hüseyin

Turna üzerine güzel aciklama ve devami su sitede
http://www.turkmensitesi.com/turna.html

Sonuc turna kusun Hermes ile uzakdan yakindan alakasi görünmüyor Alevilikde..zaten Alevilikde bu tür düsünceler mevcut ise Tasavvufu ne yapacagz bu durumda? Onlar nerden almislardir?

ali karul
22-05-2008, 08:35 PM
[quote=Muhabbetci;557783]
Dünyanın en gürültülü kuşu "Aglayan Turna Kuşu"dur. Bağrişlarını kilometrelerce öteden duyabilirsiniz.(bunlari biliyormuyudunuz kitabindan)

Turna kusunu tutupda hermese baglamak biraz abes kaciyor diye düsünüyorum ama herkesin düsüncesine saygimiz vardir ...



:) Sevgili muhabettci Senin pencerenden bakınca öyle gözüke bilir tabi bunda şaşılacak bir durum yok kırmızı ile yazılan kısım senin gibi düşünenleri anlatıyor.


Ulu Mürşit Hermes’e bağlılık Alevi inanışının üzeri zarif bir gizemle örtülmüş ana motiflerinden biridir.Üç kere yüce Hermes Alevi erkanı içinde her zaman var oldu.Onun Alevi inanışı içindeki sembollerle korunmuş varlığını ancak bu sırra vakıf olanlar anladılar .Görmezler onu bir uçar kuş sandılar.




“… burada bir gizli anlam vardır. Ama o anlam gönülde yazılıdır, dile gelmez. Her kim gönüle yol bulursa, o manayı çözerek kavrarsa hakikatın adamlarından olur.”
Kaygusuz Abdal


Saygılar ali karul

ali karul
22-05-2008, 08:51 PM
Sel gitti kum kaldı. Luvi kültürü bu coğrafyada on bin yıldır varlığını sürdürüyor.

Luviler bu toprakların sesiz sahipleri ve en eski yerlileri aramızda yaşamaya devam ediyorlar. Luvilerin (Kelimeyi özgün hali ile, önündeki ‘A’yı düşürmeden telaffuz edecek olursak Aluvilerin) bugün adına Aleviler dediğimiz inanç topluluğunun ataları oldukları, yadsınamaz ve inkâr edilemez bir doğru olarak geleneksel bilgilerimizi alt-üst ediyor, ezberlerimizi zorluyor.

Hiçbirimiz doğruları ihmal ederek entelektüel dünyanın içinde yer almaya devam etme ayrıcalığına sahip değiliz. Hiçkimse cebindeki bir avuç çöl kumu ile bu muazzam geçmişin, bu görkemli mirasın üzerini ebediyen örtme becerisini gösteremez. Tarih ‘gayri kabil-i rücu’ olarak yaşandı ve çok gerilerde kaldı.

Zaman tünelinde geçmişe yolculuk yapıp, tarihi olayları geleneksel bilgilerimize uygun olarak yeniden biçimlendirmemiz de mümkün değil. Bütün yalınlığı ile birer, birer ortaya çıkan gerçekler karşısında ‘işte sizin geçmişiniz budur’ diyerek önümüze konan hayali ve hamasi safsatalara inanmaya devam etmemiz tarihi değiştirmeyecektir.

Aleviler belleklerini işgal etmiş asılsız bilgilerin hizmetinde olmaktan kurtulmakta pek mahir değiller, belki de bunu pek istemiyorlar. Çoğu zaman, ezberlerinin esaretinde, zihinlerini yormadan yaşamaktan büyük bir tembel keyfi alıyorlar. Daha güvenli bir yaşam arayışı ve kendilerini emniyette hissetmeye duydukları özlem, bu tembel keyfi ile birleşince, yıllar yılı büyük çabalarla devşirdikleri kendilerine huzur ortamı sağlayan yalanlarla vedalaşmak onlara yorucu ve gereksiz geliyor.


Saygılar ali karul

Muhabbetci
23-05-2008, 10:10 AM
[quote=Muhabbetci;557783]

Sevgili muhabettci Senin pencerenden bakınca öyle gözüke bilir tabi bunda şaşılacak bir durum yok kırmızı ile yazılan kısım senin gibi düşünenleri anlatıyor.
benim gibi düsünenler deyince kimleri kast ediyorsun tam olarak?


Ulu Mürşit Hermes’e bağlılık Alevi inanışının üzeri zarif bir gizemle örtülmüş ana motiflerinden biridir.Üç kere yüce Hermes Alevi erkanı içinde her zaman var oldu.Onun Alevi inanışı içindeki sembollerle korunmuş varlığını ancak bu sırra vakıf olanlar anladılar .Görmezler onu bir uçar kuş sandılar.
Hermes ulu mürsit??? Hermez ne zamandan beri Mürsit oldu ?? Hem niye Aleviler hermesden etkilenmis olsun? Belki Misirlilardan etkilenmisdir...Yahuda samanizimden? yahutda baska dinlerden...niye illa Hermes? Ispati? yokdur...Sadece zan :))




“… burada bir gizli anlam vardır. Ama o anlam gönülde yazılıdır, dile gelmez. Her kim gönüle yol bulursa, o manayı çözerek kavrarsa hakikatın adamlarından olur.”
Kaygusuz Abdal


Saygılar ali karul
O gizli manada Hakkin parcasi olan ruhdur..Nurdur...Vahdeti Vücut ,vahdeti mevcutdur...

ALI-EL MURTEZA TALİBİ
15-02-2009, 12:28 PM
Bu yaziyi okudum ve cevap vermeden gecemedim,Bilimsel olarak Alevilikle hic bir ilgi ve alakasi olmayan ezoterizmi Alevilikle bagdastirmissinz ve bence siz dönenlerdensiniz.

Diyar
24-05-2009, 11:58 AM
güncelleme

Muro-can
24-05-2009, 09:00 PM
Güzel bir yazı paylaşılmış ama sonu biraz anlamsız bağlanmış.
Emevi saltanatına karşı çıkanların alevi olduğu vurgusu yapılmış ki bu doğru değil, tarihi iyice incelerseniz sünnet ehli bir çok Allah dostunun emevilera karşı bir tavır içersinde olduğunu görebilirsiniz.

S-e-r-k-a-n
25-05-2009, 05:50 AM
Bu yaziyi okudum ve cevap vermeden gecemedim,Bilimsel olarak Alevilikle hic bir ilgi ve alakasi olmayan ezoterizmi Alevilikle bagdastirmissinz ve bence siz dönenlerdensiniz.peki siz kimlerdensiniz?

masjaron
25-05-2009, 08:05 AM
Bu yaziyi okudum ve cevap vermeden gecemedim,Bilimsel olarak Alevilikle hic bir ilgi ve alakasi olmayan ezoterizmi Alevilikle bagdastirmissinz ve bence siz dönenlerdensiniz.

Alevilikteki bir öğreti Hermetizim (idris peygamber) kaynaklıyken nasıl böyle bir iddaa da bulunuyorsunuz. Gerekçeleriniz nelerdir?

serooo
29-06-2009, 10:14 PM
ben çok merak ediyorum on iki imam camiden camiye koşuyor cami yolunda öldürülüyorlar hain şekilde ama camiiden vazgeçmiyor ve sadece biz ehlibeyt yani muhammediyiz diyor aleviyiz demiyor ama sizler aleviyiz diyorsunuz ki aranızdan çoğu da Kur'an bozulmuş olduğuna inanıyor...yani siz bile içinizde çok bölünmüş ve yanlışlıklara girmişssiniz diye düşünüyorum ve gidin bakın samandağ bölgesiden çıkan kişilerin çoğu üniversitelerde ateistliğe soyunuyor bunların muhakkak bir sebebi olmalı bir şeyler yanlış olmalı ... ya da size göre biz Kur'an a boşuna inanıyoruz neyse sağlık olsun (bütün yaşadıklarını toplasanbir saat etmiyecek zamandan korkunuz)

H. Dilibal
23-12-2009, 11:15 AM
Tarihini bilmek iyidir, gereklidir. Yazılı bir tarih olmayınca ve tarih ozanların şiirlerine dayandırılınca kesin sonuçlara ulaşmak imkansızdır. Bundan önce yazılanların her birini ayrı, ayrı doğru saymakta mantıklı görünmüyor. Peki bu işin içinden nasıl çıkacağız?
Şu anda alevi olduğumuzda anlaşabiliyoruz. Aleviliğin, insanlığa düşünce ve davranış olarak bir zararı olmadığını biliyoruz. Varsa zararı, bilen söylesin. Alevi olarak bilimsel görüşlere açıkmıyız? Evet.
Pirimiz Hacı Bektaş Velinin yoluna ve ilkelerine inanıyorsak,ilimden gidiyorsak, yolumuzun sonu karanlık değildir. En iyi inanç başkalarına zarar vermeyen inançtır. İnsan öldürmeyi emreden bir inanç iyi olamaz. (Tevbe suresi, 5. ayet: Haram aylar geçince müşrikleri bulduğunuz yerde öldürünüz.) İslamlık bu ise neden illa da islam olacağız diye çırpınanların düşüncelerini anlayamıyorum. Bir inancın adı mı önemlidir, yoksa düşünce ve davranış ilkeleri mi?
Nereden gelmiş isek, nelerden etkilenmiş isek sonunda en güzel,en hümanist, en bilime uygun inancı bulmuşuz. Ne mutlu bize.
Adam vurmaz, adam yakmaz.
Ben yoluma kurban olam. (Ali Kızıltuğ)