soreş
11-09-2006, 09:51 AM
Merhaba Canlar.Bir Alevi Sitesinde bulduğum parçayı paylaşmak istiyorum.
Parça Alevilerde ölü geleneğini anlatıyor ve öncelikle kendi akrabalarımdan örnek vermek istiyorum, yorumda bulunmak istiyorum
Ben Sivaslıyım.Koçgiri ve Zerikan Aşiretlerinden bir Aleviyim.Bizde biri öldüğü zaman hemen hemen tüm yakınlarımız ve akrabalarımız ölü evinde toplanırlar.Bizim yörelerde yaşlılardaki geleneksel giyim genellikle Siyah ve Tonları olduğundan tam bir matem havası görünümündedir.Kadınlar genelde bir odaya toplanır ağıtlar yakarlar, erkekler ise cenaze işleriyle ilgilenir.Ölü ailesi Kurban kesecekse kurbanını keser ve pişirilerek herkese dağıtılır.Dede çağırılır Kuran okutulur ve Cenaze Cemevine götürülür.Tüm akrabalarla Cemevine gidilir ve Cemevinde ölü yıkanırken kadınlar Ağıt yakarlar devamlı Türkçe / Kürtçe karışık..
Bu matem havası uzun bir süre devam eder ve benim gördüğüm en büyük dayanışma cenazelerde olmuştur..
Daha sonra hersene mezar törenleri düzenlenir Haziran aylarında ve her sene yılın belli zamanlarında Mezarlar ziyaret edilerek ağıtlar yakılır...
Birim yörenin kadınları genelde bu tip giyinir.
http://img353.imageshack.us/img353/479/goruntu5677uvca7.jpg
Alevilerde Ölü Geleneği
Alevilikte mücerretlik yoktur. Doğurganlık, üretim, paylaşım, katılımcılık, çoğulculuk, özgürlük ve eşitlik temeldir. Hayat mücadeledir: Doğum, evlenme, ölüm yaşamın önemli birer evresidir.
Çorum, Amasya, Samsun. Ordu, Yozgat, Tokat bölgesinde “Su Selası”nda “Hitit gelenek ve göreneği” aynen Alevi inanç ve töresine geçmiştir. Malatya yöresinde mukim Alevi Kürt Atma Aşiretinde ölen Aşiret Reisi veya efradı ile bir zengin şahıs ise onun için Koç veya Teke Kurban edilerek 7 gün “ölü aşı” şöleni verilir ki, bu da“Hitit gelenek ve göreneği”nde dini ayin töreninin bir ürünüdür. Atûfî Hayreddin Hızır’ın çiftliğinin olduğu ve bugün üç köyün bulunduğu yörede Hitit Höyükleri ve kalıntıları vardır. Hakk’a yürüyen bir kimse (kadın veya erkek) daha naaşı gömülmeden bir “Dar / Toprak Kurbanı” tığlanır. Ölen kişi fakir ise cemaat kendi arasında para toplayarak kurban keser ve borçlarını öderler. Cenaze evden çıkarken “Su Selası” denilen dini törenle “Hüseynî makamında” Teslim Abdal’ın bir nefes söylenerek uğurlanır ve ardından bir barkaç / kova su dökülerek ölen şahıs “dar-ı bekaya” yolcu edilir.
Cenazenin defnedildiği (sırlandığı) günü akşamı ölen şahıs, “Dâra Çekilir” , ve “Ölü Dârı Erkânı ve Cemi” düzenlenir. Dersim bölgesinde ölü dârına “Meyyit Cemi” denmektedir. Samsun-Terme’nin Sivaslılar Köyü’nde kadınlar ayakta yas içinde çeneleri fındık çubuklarına dayalı olarak dara dururlar. Ölen şahsın musahibi ile birinci derecede ki akrabaları ilk gün dede tarafından batînen sorgulanır, sorumluluk ve yükümlülük altına sokulurlar. Meftanın insanlara borcu-alacağı varsa ödenir. İncinen varsa rızalığı alınır. Ölen şahıs “kul hakkı”yla “dar-ı beka”ya gitmez. Bu dünyada aklanır-paklanır, durulur-arınır ya da düşkün olarak gönderilir. Dede ölen insan için şu özdeyişi söyler: “Eğer önünde ki kadifeyse onu sen dokudun. Yok eğer Diken’se onu da sen diktin” bu çerçevede mevta sorulsun sorgulansın.
Birinci günü kesilen kurban pişirilerek “ölü aşı” yemeği verilir. 40. cı günü ise; “Dârdan İndirme Erkânı / Cemi” düzenlenerek, “toplumdan rızalık” alınarak, Hakk’a yürüyen dârdan indirilir. Kırkıncı günü yine yemek verilir. Bu cemde ölen şahıs aklanır ya da “ulu divan”a bırakılarak “uhrevi dünya”ya yolcu edilir.
Alevilikte 1- 40 gün arası geçen zaman aralığı “berzah alemi” olarak anılır kı; bu ölen şahsın son “görgü cemi”nin yapıldığı bir dönemi kapsar. Alevilikte ölüye telkin yoktur.
Ölen insan düşkünse “Dâr Cemi” düzenlenmez, kurban da tığlanmaz, yemeği yenmez. Şeklen / biçimsel / zahiren, şeriata uygun cenaze namazı kılınarak, toplumdan rızalık alınmadan defnedilir.
www.alewiten.com
Parça Alevilerde ölü geleneğini anlatıyor ve öncelikle kendi akrabalarımdan örnek vermek istiyorum, yorumda bulunmak istiyorum
Ben Sivaslıyım.Koçgiri ve Zerikan Aşiretlerinden bir Aleviyim.Bizde biri öldüğü zaman hemen hemen tüm yakınlarımız ve akrabalarımız ölü evinde toplanırlar.Bizim yörelerde yaşlılardaki geleneksel giyim genellikle Siyah ve Tonları olduğundan tam bir matem havası görünümündedir.Kadınlar genelde bir odaya toplanır ağıtlar yakarlar, erkekler ise cenaze işleriyle ilgilenir.Ölü ailesi Kurban kesecekse kurbanını keser ve pişirilerek herkese dağıtılır.Dede çağırılır Kuran okutulur ve Cenaze Cemevine götürülür.Tüm akrabalarla Cemevine gidilir ve Cemevinde ölü yıkanırken kadınlar Ağıt yakarlar devamlı Türkçe / Kürtçe karışık..
Bu matem havası uzun bir süre devam eder ve benim gördüğüm en büyük dayanışma cenazelerde olmuştur..
Daha sonra hersene mezar törenleri düzenlenir Haziran aylarında ve her sene yılın belli zamanlarında Mezarlar ziyaret edilerek ağıtlar yakılır...
Birim yörenin kadınları genelde bu tip giyinir.
http://img353.imageshack.us/img353/479/goruntu5677uvca7.jpg
Alevilerde Ölü Geleneği
Alevilikte mücerretlik yoktur. Doğurganlık, üretim, paylaşım, katılımcılık, çoğulculuk, özgürlük ve eşitlik temeldir. Hayat mücadeledir: Doğum, evlenme, ölüm yaşamın önemli birer evresidir.
Çorum, Amasya, Samsun. Ordu, Yozgat, Tokat bölgesinde “Su Selası”nda “Hitit gelenek ve göreneği” aynen Alevi inanç ve töresine geçmiştir. Malatya yöresinde mukim Alevi Kürt Atma Aşiretinde ölen Aşiret Reisi veya efradı ile bir zengin şahıs ise onun için Koç veya Teke Kurban edilerek 7 gün “ölü aşı” şöleni verilir ki, bu da“Hitit gelenek ve göreneği”nde dini ayin töreninin bir ürünüdür. Atûfî Hayreddin Hızır’ın çiftliğinin olduğu ve bugün üç köyün bulunduğu yörede Hitit Höyükleri ve kalıntıları vardır. Hakk’a yürüyen bir kimse (kadın veya erkek) daha naaşı gömülmeden bir “Dar / Toprak Kurbanı” tığlanır. Ölen kişi fakir ise cemaat kendi arasında para toplayarak kurban keser ve borçlarını öderler. Cenaze evden çıkarken “Su Selası” denilen dini törenle “Hüseynî makamında” Teslim Abdal’ın bir nefes söylenerek uğurlanır ve ardından bir barkaç / kova su dökülerek ölen şahıs “dar-ı bekaya” yolcu edilir.
Cenazenin defnedildiği (sırlandığı) günü akşamı ölen şahıs, “Dâra Çekilir” , ve “Ölü Dârı Erkânı ve Cemi” düzenlenir. Dersim bölgesinde ölü dârına “Meyyit Cemi” denmektedir. Samsun-Terme’nin Sivaslılar Köyü’nde kadınlar ayakta yas içinde çeneleri fındık çubuklarına dayalı olarak dara dururlar. Ölen şahsın musahibi ile birinci derecede ki akrabaları ilk gün dede tarafından batînen sorgulanır, sorumluluk ve yükümlülük altına sokulurlar. Meftanın insanlara borcu-alacağı varsa ödenir. İncinen varsa rızalığı alınır. Ölen şahıs “kul hakkı”yla “dar-ı beka”ya gitmez. Bu dünyada aklanır-paklanır, durulur-arınır ya da düşkün olarak gönderilir. Dede ölen insan için şu özdeyişi söyler: “Eğer önünde ki kadifeyse onu sen dokudun. Yok eğer Diken’se onu da sen diktin” bu çerçevede mevta sorulsun sorgulansın.
Birinci günü kesilen kurban pişirilerek “ölü aşı” yemeği verilir. 40. cı günü ise; “Dârdan İndirme Erkânı / Cemi” düzenlenerek, “toplumdan rızalık” alınarak, Hakk’a yürüyen dârdan indirilir. Kırkıncı günü yine yemek verilir. Bu cemde ölen şahıs aklanır ya da “ulu divan”a bırakılarak “uhrevi dünya”ya yolcu edilir.
Alevilikte 1- 40 gün arası geçen zaman aralığı “berzah alemi” olarak anılır kı; bu ölen şahsın son “görgü cemi”nin yapıldığı bir dönemi kapsar. Alevilikte ölüye telkin yoktur.
Ölen insan düşkünse “Dâr Cemi” düzenlenmez, kurban da tığlanmaz, yemeği yenmez. Şeklen / biçimsel / zahiren, şeriata uygun cenaze namazı kılınarak, toplumdan rızalık alınmadan defnedilir.
www.alewiten.com