PDA

: Aleviliğin Oluşum Tarihi ...


Rojaazme
21-03-2007, 01:35 PM
www.karacaahmet.com


Aleviliğin tarihi İslam'ın ilk dönemlerine dek uzanır. Haz. Muhammet, sağlığında kendisinden sonra İslam dünyasına önderlik edecek kişi olarak Hz. Ali'yi görüyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'sen sonraki ilk müslamandı. Hz. Ali, peygamberlerin amcasının oğlu e birlikte büyüdüğü, kardeşi gibi sevdiği bir kişiydi. Hz. Muhammet vefatından önce bazı hadislerinde ve çeşitli yerlerde yaptığı toplantılardaki konuşmalarında kendisinden sonra ümmetine yol gösterecek kişinin, rehberin, Ali olması gerektiğinin üstünde durarak vurguluyordu. Hz. Ali, Hz. Muhammet'in canı gibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğinde Hz. Muhammet'in çok sevdiği değerli varlığı sevgili kızı Fatma ile Ali'yi evlendirmesiydi. Hz. Muhammet'in erkek çocuğu olmamıştı. O'nun soyu sevgili kızı Fatma ile Ali ile olan evlilikten olacak çocuklar ile devam edecekti. Ali'yi kendisinden sonra Müslümanlara önderlik edecek en uygun kişi olarak görüyordu. Hz. Muhammet bir hadisinde; "Ulular Ulusu Allah, Peygamberleri ayrı ayrı ağaçlardan (soylardan) yarattı. Benimle Ali'yi aynı ağaçtan yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir. Hasan ve Hüseyin meyveleri, Şiamızda yapraklarıdır. Kim bu ağacın dallarından birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helak olur." (1) der. Hz. Muhammet cemaatle sohbet ederken kendisinin de insan olduğunu bir gün bu diyardan göç gideceğini ifade ettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür. "Size iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İlki Allah'ın kitabı, diğeri Ehlibeytim. Size Ehlibeytime uymanızı öğütlerim" dedikten sonra sözlerini birçok hadis kitabında yeralan şu sözlerle sürdürür. Ehlilbeyt'i yani kendi aile çevresini kastederek, "Onların önüne geçmeyin, yani onların hükümlerinden başka bir hüküm vermeye kalkmayın, yoksa helak olursunuz… (2) der. Hz. Muhammet bir başka hadisinde de, "Ben ilmin şehriyim, Ali Kapısıdır, şehri dileyen kapıya gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır, hikmeti dileyen kapıya gelsin" (3) der. Gene Ali ile ilgili başka bir hadislerinde de Hz. Muhammet şöyle diyor: "Ali bendendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-I emri isem, Ali'de onun mevlasıdır. Ali insanların hayırlısıdır. Kim bunu kabul etmezse, gerçektende kafir olmuştur…" Hz. Muhammet Kuran-I Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ise bir hadisinde şöyle anlatıyor. "Ali, Kuran iledir ve Kuran Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya kadar ayrılmazlar." (4) Ali'nin kişiliği ile ilgili bir hadisinde ise; "Ümmetimin enileri ve gerçek hüküm vereni Ali'dir. Allah'ım O nereye dönerse, nereye varırsa O'nunla beraber ol…" Hz. Muhammet kendisinden sonra yerine Hz. Ali'nin görevlendirildiğini bir başka hadisinde şöyle açıklıyor; "Ali benim bilgimin kapısıdır; tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir; O'nu dinleyin.." ve "O"na başkaldırmak nifak…" (5) der. Hz. Muhammet, Ebu Talib'in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali'nin omuzlarına koyarak şöyle der; "İçinizde bu benim kardeşimdir, vasiyimdir, halifemdir, artık O'nu dinleyin ve O'na itaat edin." Hz. Muhammet'in Hz. Ali'yi kendisinden sonra halifesi olarak düşündüğünü birçok kaynakta görüyoruz. Hatta gelecekte olacakları önceden görmüşçesine ileride bu konuda bir huzursuzluk çıkması durumunda Hz. Ali tarafının tutulması gerektiğini bir hadisinde şöyle belirtir: "Benden sonra fitne (huzursuzluk) olacaktır. Bu oldu mu, Ebu Talib oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendi. Kıyamette de benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıyk-I Ekber'dir O bu ümmetin Faruk'udur. O müminlerin ulusudur, reisidir." (6) Hz. Muhammet Veda Haccı'nda kendisinden sonra yerine Ali'yi vekil tayin ettiğini şöyle açıklamıştır: "Ben kimin mevlası isem, Ali'de O'nun mevlasıdır. O'na dost alana dost, düşman olana düşman ol, O'na yardım edene yardım et, O'nu horlayanı horla, nerede olursa olsun gerçeği O'nunla beraber kıl.." (7) Hz. Muhammet'in bu açıklamasından sonra; Ebu Bekir, Ömer ve sahabeden önde gelenler Ali'nin veliliğini kutlarlar hatta Ömer; "kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu Ali, bugün benim ve her erkek ve kadın müminin mevlası oldun" diye konuşma yapar. Bu gelişmelerden sonra Hz. Muhammet bu doğrultudaki konuşmasının sonunda "kalk ya Ali" diye Ali'yi ayağa kaldırır ve cemaate şöyle der. "Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim.Senden razı oldum, Ben kimin mevlası isem Ali'de onun mevlasıdır, özünüz doğru olarak O'na uyun…" arkasından; "Allah'ım O'nu seveni sev O'na düşman olana düşman ol" diye ilave eder. Hz. Muhammet vefasından sonra kendi yerine Hz. Ali'yi düşünmesine ve bunu çeşitli vesilelerle açıklamasına karşın kendisinin dünya değiştirmesinden sonra olaylar düşündüğü gibi gelişmemiştir. Hz. Muhammet hasta yatarken durumunun ağır olduğunu fark edince çevresindekilere; "Bana yazmak için bir şeyler getirin. Size bir şey yazdırayım ki, benden sonra asla yol yitirmeyesiniz" (8) der. Peygamberin bu isteğinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda tartışma çıkar. Orada bulunan Ömer ve çevresi Peygamberin kendinde olmadığını, yazacaklarının geçersiz olacağını ve hatta peygamberin "sara nöbeti" geçirdiğini söyleyerek vasiyetin yazılmasına engel olurlar. Böyle olunca Hz. Muhammet vasiyetini yazamadan dünyasını değiştirir. Hz. Muhammet'in vefatı karşısında; başta Hz. Ali ve Fatma olmak üzere yakın çevresi şok olur. Peygamberin ölümü karşısında sevenleri şaşkına dönerler. Bu şaşkınlık atlatılmadan büyük bir üzüntü hali yaşanırken; Hz. Ali, Hz. Fatma, Selman-ı Faris ve aile yakınları acı içinde Hz. Muhammet'in cenaze işleri ile uğraşırken, Ömer etkisi altına aldığı bazı kimselerle Ebubekir'i halife ilan ederler. Arkasından da önüne geleni kılıç korkusu ile Ebubekir'e biat'a zorlar.

emreedemen1990
23-03-2007, 06:40 AM
ya kardeş sen nerelisin? merak ettim gerçekten çok güzel bilgiler
teşekkürler

poyrazz
24-03-2007, 12:11 AM
Devamını da isteriz.Teşekkürler.

Rojaazme
27-03-2007, 01:18 PM
ey vallah canlar ..

Big_revolution
27-03-2007, 02:37 PM
Mükemmel bir yazı olmuş...

yAgmur58
18-07-2007, 12:16 AM
Eyvallah abim sağolasın. .

gonca bayraktar
21-07-2007, 01:15 PM
gerçekten devamını da verir misin rojaazme
valla çok güzel devamını da gönderirsen çok sevinirim
TEŞEKKÜRLER...

Rojaazme
01-08-2007, 08:49 AM
sizlerde sagolun dostlar...

jaramılali
05-08-2007, 10:08 AM
Hakikat bilgiler için teşekkürler bırayemı(kardeşim)Ağacın kökü benim Ali dalları budaklarıdır Eyvallah
Emegine sağlık

Saygılar

Rojaazme
06-08-2007, 07:45 AM
Hakikat bilgiler için teşekkürler bırayemı(kardeşim)Ağacın kökü benim Ali dalları budaklarıdır Eyvallah
Emegine sağlık

Saygılar(hakk rajı bo wayemi) allah razı olsun canbacım..

umutçiçeği
06-08-2007, 10:12 AM
can abimm gercekten cok guzel pylasım bılgılendırdıgın ıcın yuregıne saglık var olasın her daim

Rojaazme
24-08-2007, 09:47 AM
hakk razı ola can

karakanat
30-08-2007, 11:28 PM
Aleviliğin oluşum tarihi ta sümerlere kadar uzanmaktadır ,,zira islam dinini düşündüğümüzde de kendisinden önceki tek tanrılı dinleden ne kadar etkilendiği görülecektir........

daravik
05-11-2007, 08:47 AM
teşekürler..bir toplantıda der muhammet size islamiyeti getirdim gelin hak yoluna biat edin . ali dışında kimse islamiyeti kabul etmez Hz Muhammet de bakın bu akrabam ehlibeytim tek varisim ve halifem Ali

uzakdenizlerde
07-11-2007, 12:49 AM
yüreğine sağlık abicim

as_baskan_24_62
07-11-2007, 01:00 AM
"Ulular Ulusu Allah, Peygamberleri ayrı ayrı ağaçlardan (soylardan) yarattı. Benimle Ali'yi aynı ağaçtan yarattı. Ağacın kökü benim, Ali dalları budaklarıdır. Fatma o ağacın verimidir. Hasan ve Hüseyin meyveleri, Şiamızda yapraklarıdır. Kim bu ağacın dallarından birine yapışırsa kurtulur. Yapışmayan helak olur."

Çok güzel bir paylaşım abi, teşekkür ederiz.Emegine ve yüregine saglık.

<Yaren>
07-11-2007, 01:17 AM
çok değerli bi paylaşımdı teşekkürler :)

aydanur
07-11-2007, 01:26 AM
paylasım için teşekküler güzeldii

devrimcihakan
08-11-2007, 01:35 AM
ALEVİLİĞİN OLUŞUM TARİHİ Yazısını üzüntüyle okudum... Baştan aşağı yanlış bilgiler olduğunu üzülerek söylemem gerek.. YAZIDa anlatılan Bektaşiliğin- Anadolu Aleviliğinin- Kızılbaşlığın oluşum tarihiyle uzaktan yakından ilgisi YOKTUR. söz konusu yazıda anlatılan Şİİliğin oluşum Tarihidir. Anadolu aleviliğin oluşum tarihi ise olabilecek en erken tarihini Horasanlı Ebu Müslüm'e, Babek'e, ardından onların takipçileri olan Babailere, Hace Bektaş Veli'ye dayandırmak doğru olan bilgidir.

Alevilik kavramı da yenidir. 1800 yılların başında kullanılan bir kavramdır. Aslında daha köklü olan kavram Babekiler, Ahiler, Bektaşiler, Kızılbaşlardır...

Babaishak ve Baba Resül hareketinede katılan Ahi evren ve Hace Bektaş birer Babekidir...

Hace Bektaş Veli öğretileri kökleşince Bektaşilik- Türkmen-Yörük kavramı yaygın olarak kullanılmış..

Şah İsmail ile birlikte ise Kızılbaşlık yaygın olarak kullanılmıştır...


LÜTFEN ŞİİLerin anadolu Aleviliğini asimile etmeye çalışmasına izin vermeyelim...

Şah İsmail'in hemen ardından gelen oğlu döneminde yoğun bir şii saldırıları, ve propagandasına karşı 500 yıl önce Kızılbaşların verdiği karşı tepki sayesinde bugün bizler iranlı mollalara dönmedik...

Yine bu sayede, evrensel kültürü, barışı, özgürlüğü, bilimi bin yıldır yaşatıyoruz..

saygılarımla

MeLekk
09-11-2007, 11:16 AM
bilgiler için teşekkürler can abim:)

Rojaazme
11-11-2007, 07:53 AM
allah allah ey vallah