Diyar
11-03-2007, 11:09 PM
http://img481.imageshack.us/img481/3964/gazi01ir2.jpg
Tarih 12 Mart 1995. Gazi Mahallesi'nde cemevi, Yavuz, Doğu, Dosdar ve Öntaş kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesi'nin taranması ve Halil Kaya'nın ölmesi Gazi olaylarının başlangıcı oldu. Susurluk sanığı özel timci Ayhan Çarkın'dan, Susurluk kazasında ölen İstanbul eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ'a, Oğuz Yorulmaz'dan, Hanefi Avcı'ya, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'a kadar birçok kişinin katliama adı karıştı
Mahkeme tutanaklarında dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İçişleri Bakanı Na-hit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller gibi üst düzey görevlilerin isimleri yer aldı. Kadiamın sorumluları serbest bırakılırken, Gazi olaylarının mağdurları yargı karşısına çıkarıldı. Adalet kamu vicdanını rahadatan bir hükme imza atamadı.
17 ÖLÜ YÜZLERCE YARALI
http://img224.imageshack.us/img224/9755/kc24syv5.jpg
12 Mart 1995, akşam saat 20.30'da cemevi, Yavuz, Doğu, Dosdar ve Öntaş kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesi'ni taranması ve Halil Kaya'nın ölmesi Gazi olaylarının başlangıcı oldu. Tarama haberini alanlar Gazi Karakolu'na doğru yürüyüşe geçti.
Polislerin kideyi dağıtmak için havaya ateş açması ve cemevi önünde bekleyen Mehmet Gündüz'ün vurularak öldürülmesi öfkenin artmasına neden oldu. Polisin tavrı ertesi gün de devam etti. Birçok ev ve dükkan basıldı. Polisin mahallede kurduğu barikadar askeri birliklerle daha da güçlendirdi.
Cemevi önünde Halil Kaya ve Mehmet Gündüz'ün cenazesini almak için bekleyen 6 bin kişi cenazelerin verilmemesi üzerine saat n.oo'da karakola doğru yürüyüşe geçti.
OLAYLAR ÜMRANİYE'YE SIÇRADI
Ancak, polis barikatı ile engellenen kidenin üzerine ateş açılmasıyla sabah saaderinde 3, öğleden sonra ise 12 kişi öldü. 13 Mart günü kadiamın bilançosu 17 ölü ve yüzlerce yaralıydı. Gazi Mahallesi'nde kadiama dönüşen olayı
protesto etmek için pek çok eylem yapıldı. Polis Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde 15 Mart'ta yapılan protesto eylemlerine silahla müdahale etti; 5 kişi öldü, 20'den fazla kişi yaralandı. Gazi Mahallesi'nde başlayan kadiam Ümraniye'de devam etti ve ölü sayısı 22'ye yükseldi.
TARTIŞILAN YARGI SÜRECİ
Gazi davası İstanbul Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi'nde açıldı, ancak dava kamu güvenliğinin sağlanamayacağı gerekçesiyle Trabzon'a gönderildi. Mahkeme heyeti, müdahil avukadarın dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı'nın tanık olarak dinlenmesi, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ile İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun yargılanması yönündeki taleplerini de reddetti. Avukadar davanın Susurluk olayı ile bağlantı kurulması halinde düğümün çözülebileceğini söyledi. Ancak bu talep de reddedildi.
http://img481.imageshack.us/img481/3964/gazi01ir2.jpg
AİHM MAHKÛM ETTİ
Kadiam mağduru aileler yargılama boyunca 31 kez Trabzon'a gidip geldi. 3 Mart 2000'de haklarında 9 kişinin ölümü, 5 kişinin de yaralanmasına neden olmaktan dava açılan 20 polisten 18'i 'delil yetersizliğinden' beraat etti.
Mahkeme heyeti, 4 kişiyi öldürmek suçundan Adem Albayrak'a 6 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile 4.5 ay kamu hizmederinden geçici mahrumiyetine karar verdi. Mehmet Gündoğan'a ise 2 kişiyi öldürmekten 3 yıl 9 ay hapis ve 2 ay 15 gün süreyle kamu hizmetlerinden geçici süreyle mahkumiyet kararı verdi. Ancak Yargıtay Albayrak ve Gündoğdu hakkında verilen kararı "Haklarında adam öldürme ile ilgili net bir açıklığın olmadığı" gerekçesiyle bozdu. Ancak aileler ve avukadar Yargıtay kararıyla devletin bir kere daha kendini aklayacağı gerekçesiyle davadan çekildiklerini bildirdi. Dava üçüncü celsede karara bağlandı. Mahkeme heyeti Albayrak ve Gündoğdu'ya 4 yıl 32 ay hapis cezası verdi. Polis memurlarına verilen hapis cezaları af kapsamına alınarak ertelendi.
Aileler AİHM'e başvurdu. Dava, AİHM'de ilk aşamada kabul edilip yargılamaya devam edildi. AİHM'in n yıl önce Gazi Mahallesi ve Ümraniye'de 17 kişinin öldüğü olaylar nedeniyle suçlu bulduğu Türkiye'yi 510 bin Avro ödemeye mahkum eden kararı, kadiamda hayatını kaybedenlerin ailelerinin acılarını dindirmeye yetmedi.
SUSURLUK BAĞLANTILARI
Gazi katliamının Susurluk ile bağlantısı avukatlar ve ailelerin yoğun çabalarına karşın dikkate alınmadı. Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı'nın, İsmetpaşa Caddesi üzerinde 4 kahvehane ve bir pastanenin taranması olayını Yeşil'in gerçekleştirdiği ve MİT elemanı Tarık Ümit'in ortadan kaybolması olayının üzerine gidilmemesi için 'Yeşil'in böyle bir provokasyon yaptığını dile getirdiği açıklamasını defalarca gündeme getirdiler. Özel timci Ercan Ersoy HBB televizyonunda Ayhan Çarkın'Ia birlikte Gazi Mahallesi'nde olduklarını açıklamıştı.
Susurluk olayından DGM'de yargılanan özel timci Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ın Gazi Mahallesi'nde halkın üzerine ateş açtığını gösteren fotoğraflar vardı.
Uzun süre tartışılan bir diğer konu ise kullanılan silahlardı. Sanıkların kullandıkları otomatik silahların mudaka bulunması gerektiği defalarca dile getirildi. Çünkü Adem Albay-rak'ın elindeki uzun namlulu tüfek fotoğrafı, olaylarda sadece beylik silahlarının kullanılmadığı bunun haricinde uzun namlulu silahların da bulunduğunu gösteriyordu. Gaziosmanpaşa Emniyet Müdürlüğü'nden sanıklara böyle silahlar verilmediği söylendi.
Ancak deliller olayların planlı hazırlanmış bir saldırı olduğunu gösteriyordu. Gösterilen deliller ve yapılan açıklamalar katliamda, önceden planlanan bir provokasyonun adım adım uygulandığını ortaya koyuyordu.
Göstericilere polis müdahalesi
Gazi katliamının 12. yıldönümünde İstanbul Gazi Mahallesi İsmetpaşa Cad-desi'nde toplanan ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 150 kişilik grup, Abdullah Öcalan'ın fotoğrafları taşıyarak, çeşitli sloganlar attı. Yolu trafiğe kapatarak yürüyüşe geçen grup, pankartlar ve sloganlar eşliğinde Gazi Cemevi önüne ulaştı. Burada bir süre bekleyen grup, daha sonra yola molotofkokteylleri attı. Çevrede yoğun önlemler alan güvenlik kuvvetleri, bunun üzerine panzerler desteğinde biber gazı kullanarak gruba müdahale etti. Göstericiler de polise taşlarla karşılık verdi. Ara sokaklara dağılan göstericiler ile polis arasındaki kovalamaca, bir süre daha devam etti. Grup, bir polis helikopterinin de havadan destek verdiği müdahale sonucu tamamen dağıtıldı.
Bu olay öncesi başka bir grup da, Gazi Mahallesi'nde 12-13 Mart 1995'te yaşanan olayda ölenleri anmak amacıyla eski karakol önünde toplandı. Ellerindeki, pankart ve sloganlar eşliğinde cemevine kadar yürüdü. Burada ölenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan grup, basın açıklaması yapıldıktan sonra dağıldı.
(BirGün)
Tarih 12 Mart 1995. Gazi Mahallesi'nde cemevi, Yavuz, Doğu, Dosdar ve Öntaş kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesi'nin taranması ve Halil Kaya'nın ölmesi Gazi olaylarının başlangıcı oldu. Susurluk sanığı özel timci Ayhan Çarkın'dan, Susurluk kazasında ölen İstanbul eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ'a, Oğuz Yorulmaz'dan, Hanefi Avcı'ya, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'a kadar birçok kişinin katliama adı karıştı
Mahkeme tutanaklarında dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İçişleri Bakanı Na-hit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller gibi üst düzey görevlilerin isimleri yer aldı. Kadiamın sorumluları serbest bırakılırken, Gazi olaylarının mağdurları yargı karşısına çıkarıldı. Adalet kamu vicdanını rahadatan bir hükme imza atamadı.
17 ÖLÜ YÜZLERCE YARALI
http://img224.imageshack.us/img224/9755/kc24syv5.jpg
12 Mart 1995, akşam saat 20.30'da cemevi, Yavuz, Doğu, Dosdar ve Öntaş kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesi'ni taranması ve Halil Kaya'nın ölmesi Gazi olaylarının başlangıcı oldu. Tarama haberini alanlar Gazi Karakolu'na doğru yürüyüşe geçti.
Polislerin kideyi dağıtmak için havaya ateş açması ve cemevi önünde bekleyen Mehmet Gündüz'ün vurularak öldürülmesi öfkenin artmasına neden oldu. Polisin tavrı ertesi gün de devam etti. Birçok ev ve dükkan basıldı. Polisin mahallede kurduğu barikadar askeri birliklerle daha da güçlendirdi.
Cemevi önünde Halil Kaya ve Mehmet Gündüz'ün cenazesini almak için bekleyen 6 bin kişi cenazelerin verilmemesi üzerine saat n.oo'da karakola doğru yürüyüşe geçti.
OLAYLAR ÜMRANİYE'YE SIÇRADI
Ancak, polis barikatı ile engellenen kidenin üzerine ateş açılmasıyla sabah saaderinde 3, öğleden sonra ise 12 kişi öldü. 13 Mart günü kadiamın bilançosu 17 ölü ve yüzlerce yaralıydı. Gazi Mahallesi'nde kadiama dönüşen olayı
protesto etmek için pek çok eylem yapıldı. Polis Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde 15 Mart'ta yapılan protesto eylemlerine silahla müdahale etti; 5 kişi öldü, 20'den fazla kişi yaralandı. Gazi Mahallesi'nde başlayan kadiam Ümraniye'de devam etti ve ölü sayısı 22'ye yükseldi.
TARTIŞILAN YARGI SÜRECİ
Gazi davası İstanbul Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi'nde açıldı, ancak dava kamu güvenliğinin sağlanamayacağı gerekçesiyle Trabzon'a gönderildi. Mahkeme heyeti, müdahil avukadarın dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı'nın tanık olarak dinlenmesi, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ile İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun yargılanması yönündeki taleplerini de reddetti. Avukadar davanın Susurluk olayı ile bağlantı kurulması halinde düğümün çözülebileceğini söyledi. Ancak bu talep de reddedildi.
http://img481.imageshack.us/img481/3964/gazi01ir2.jpg
AİHM MAHKÛM ETTİ
Kadiam mağduru aileler yargılama boyunca 31 kez Trabzon'a gidip geldi. 3 Mart 2000'de haklarında 9 kişinin ölümü, 5 kişinin de yaralanmasına neden olmaktan dava açılan 20 polisten 18'i 'delil yetersizliğinden' beraat etti.
Mahkeme heyeti, 4 kişiyi öldürmek suçundan Adem Albayrak'a 6 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile 4.5 ay kamu hizmederinden geçici mahrumiyetine karar verdi. Mehmet Gündoğan'a ise 2 kişiyi öldürmekten 3 yıl 9 ay hapis ve 2 ay 15 gün süreyle kamu hizmetlerinden geçici süreyle mahkumiyet kararı verdi. Ancak Yargıtay Albayrak ve Gündoğdu hakkında verilen kararı "Haklarında adam öldürme ile ilgili net bir açıklığın olmadığı" gerekçesiyle bozdu. Ancak aileler ve avukadar Yargıtay kararıyla devletin bir kere daha kendini aklayacağı gerekçesiyle davadan çekildiklerini bildirdi. Dava üçüncü celsede karara bağlandı. Mahkeme heyeti Albayrak ve Gündoğdu'ya 4 yıl 32 ay hapis cezası verdi. Polis memurlarına verilen hapis cezaları af kapsamına alınarak ertelendi.
Aileler AİHM'e başvurdu. Dava, AİHM'de ilk aşamada kabul edilip yargılamaya devam edildi. AİHM'in n yıl önce Gazi Mahallesi ve Ümraniye'de 17 kişinin öldüğü olaylar nedeniyle suçlu bulduğu Türkiye'yi 510 bin Avro ödemeye mahkum eden kararı, kadiamda hayatını kaybedenlerin ailelerinin acılarını dindirmeye yetmedi.
SUSURLUK BAĞLANTILARI
Gazi katliamının Susurluk ile bağlantısı avukatlar ve ailelerin yoğun çabalarına karşın dikkate alınmadı. Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı'nın, İsmetpaşa Caddesi üzerinde 4 kahvehane ve bir pastanenin taranması olayını Yeşil'in gerçekleştirdiği ve MİT elemanı Tarık Ümit'in ortadan kaybolması olayının üzerine gidilmemesi için 'Yeşil'in böyle bir provokasyon yaptığını dile getirdiği açıklamasını defalarca gündeme getirdiler. Özel timci Ercan Ersoy HBB televizyonunda Ayhan Çarkın'Ia birlikte Gazi Mahallesi'nde olduklarını açıklamıştı.
Susurluk olayından DGM'de yargılanan özel timci Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ın Gazi Mahallesi'nde halkın üzerine ateş açtığını gösteren fotoğraflar vardı.
Uzun süre tartışılan bir diğer konu ise kullanılan silahlardı. Sanıkların kullandıkları otomatik silahların mudaka bulunması gerektiği defalarca dile getirildi. Çünkü Adem Albay-rak'ın elindeki uzun namlulu tüfek fotoğrafı, olaylarda sadece beylik silahlarının kullanılmadığı bunun haricinde uzun namlulu silahların da bulunduğunu gösteriyordu. Gaziosmanpaşa Emniyet Müdürlüğü'nden sanıklara böyle silahlar verilmediği söylendi.
Ancak deliller olayların planlı hazırlanmış bir saldırı olduğunu gösteriyordu. Gösterilen deliller ve yapılan açıklamalar katliamda, önceden planlanan bir provokasyonun adım adım uygulandığını ortaya koyuyordu.
Göstericilere polis müdahalesi
Gazi katliamının 12. yıldönümünde İstanbul Gazi Mahallesi İsmetpaşa Cad-desi'nde toplanan ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 150 kişilik grup, Abdullah Öcalan'ın fotoğrafları taşıyarak, çeşitli sloganlar attı. Yolu trafiğe kapatarak yürüyüşe geçen grup, pankartlar ve sloganlar eşliğinde Gazi Cemevi önüne ulaştı. Burada bir süre bekleyen grup, daha sonra yola molotofkokteylleri attı. Çevrede yoğun önlemler alan güvenlik kuvvetleri, bunun üzerine panzerler desteğinde biber gazı kullanarak gruba müdahale etti. Göstericiler de polise taşlarla karşılık verdi. Ara sokaklara dağılan göstericiler ile polis arasındaki kovalamaca, bir süre daha devam etti. Grup, bir polis helikopterinin de havadan destek verdiği müdahale sonucu tamamen dağıtıldı.
Bu olay öncesi başka bir grup da, Gazi Mahallesi'nde 12-13 Mart 1995'te yaşanan olayda ölenleri anmak amacıyla eski karakol önünde toplandı. Ellerindeki, pankart ve sloganlar eşliğinde cemevine kadar yürüdü. Burada ölenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan grup, basın açıklaması yapıldıktan sonra dağıldı.
(BirGün)