PDA

: Bursada Bektaşilik


Fukara-i Abdal
08-03-2007, 01:34 PM
Bismişah Allah Allah
İslam kültür ve medeniyetinin ayrılmaz bir parçası olan tasavvufun
kendi rengiyle boyadığı şehirlerden biri olan Bursa, Osmanlılar döneminde
bir çok sûfi ve tarikata ev sahipliği yapmıştır. Tasavvuf tarihine isim ve
fikirleriyle damgalarını vuran nice sûfi Bursa'da yaşamış, bazı tarikatlar da
Anadolu'ya yayılırken bu şehri bir “atlama taşı” olarak kullanmışlardır.
Osmanlılar dönemi Bursa'sında faaliyet gösteren tarikatlardan biri de
Bektaşilik'tir. Anadolu merkezli olan Bektaşiliğin, tarikatin pir-i sânisi olan
Balım Sultan'dan (ö.Hacıbektaş 922/1516) sonraki bilinen şekliyle Bursa'ya
ne zaman ve nasıl geldiği bilinmemektedir. Ancak hemen zikredilmelidir ki,
"ilk Bektaşiler" veya "Bektaşiliğin önderleri" denilebilecek ve bazan
Kalenderî, Haydârî, bazan Yesevî, bazan da Vefâî, Hurûfî gibi isimlerle
anılan tarikat zümrelerinin Bursa'nın fethinden itibaren bu coğrafyada
mevcut oldukları bilinmektedir. Özellikle Osmanlı Devleti'nin teşekkülü
sırasında, yani XIII. yüzyıl sonu ve XIV. yüzyıl başlarında, Anadolu
Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra meydana çıkan çeşitli beyliklerde
ve Osmanlı Beyliği arazisinde "Abdal" veya "Baba" lakaplı bir takım
dervişler görülmeye başlanmıştı. Bunlar, Bizanslılar'a karşı yapılan gazalara
katılıyor, müridleriyle birlikte fethettikleri topraklara zâviyeler kurarak o
bölgede yaşayan gayr-ı müslimlerin islamlaşmasına katkıda bulunuyorlardı.
1
Âşıkpaşazâde işte bu gazi dervişlere “Abdalân-ı Rûm” adını vermektedir.
2
Rum abdalları, kaynakların tasvirine göre, genellikle meczub tabiatlı
kimselerdir. Değişik menşelerden gelen inançları arasında az çok Şiiliğe
meyledenleri, hatta yaygın bir Hz. Ali kültü vardır. Bu inançlar onların,
mürid ve halifeleri, diğer bir deyimle ilk Bektaşiler olarak nitelendirilen,
XIV. ve XV. yüzyılın bir kısım heterodoks dervişlerinde daha da gelişme
imkanı buldu. Bu itibarla, Rum abdallarının, Selçuklular’ı uzun süre meşgul
eden Babâî hareketine mensup tabakayı ilk Bektaşiler’e bağlayan ara zümre
olduğu söylenebilir.
3
Balım
Sultan’ın 907/1501 yılında Dimetoka’dan alınıp
Hacıbektaş’taki merkez tekkenin başına getirilmesinden sonraki dönemde
Bektaşilik, Anadolu ve Balkanlar’da yayılıp etkin duruma geçtiği gibi
1 Bursa’da da faal olmuştur.

Nitekim, ileride hakkında bilgi verilecek olan
Ramazan Baba Dergâhı’nın kuruluşu bu tarihten hemen sonraya
rastlamaktadır. İlerleyen zaman içerisinde Bektaşiler Bursa’da başka
tekkeler de kurmuşlar, ya da zaten var olan tekkelere, kendilerine has
gerekçelerle sahip çıkmışlardır.
1850 yılında Charles Mac Farlane adlı bir İngiliz seyyah,
Türkiye’deki yolculuklarının değerlendirmesini yayınlar. Yazar, bu
yolculukları esnasında özellikle Bursa ve Bursa ovasında Bektaşiler’e
kalabalık olarak rastladığını söyler. Bunlar arasında yaşayan bir Bektaşi
Babası’nın ise Antonaki Varsamis adında bir Rum olduğunu belirtir.
5
Bursa’da Bektaşiler’e ait kültür eserlerine gelince: Bu konuda
ulaşılabilen tek bilgi, bugün artık mevcut olmayan ve Çekirge Caddesi
üzerindeki Karagöz’ün mezar taşına yazılı olduğu bildirilen bir gazeldir.
Gazelin sahibi aslen İstanbullu olup, şiirdeki mahlası, Râşid veya Kemterî
olan Râşid Ali Efendi’dir. Bektaşi olan şairin bu gazelinin iki beyti şöyledir:
“Sîreti sûrette mümkündür temâşâ eylemek
Hâil olmaz ayn-ı irfâna basîret perdesi.
Der ki âl-i abâda müstakîm ol Kemterî
Gösterir vahdet ilin kalktıkta kesret perdesi.”
6
Bursa Kütüğü’nde, Bursalı Mehmed Muhyiddin Efendi’nin
Bektaşiler’in aleyhinde bir eser kaleme aldığı kaydı varsa da, diğer
kaynaklarda bu bilgi doğrulanmamaktadır.
7
Ayrıca araştırmalar esnasında
böyle bir eserin varlığı ile ilgili veriye ulaşılamamıştır.
Bektaşiliğin yasaklanması sırasında özellikle üst kademelerde
bulunanların çeşitli bölgelere sürgüne gönderildikleri bilinmektedir. Bu iş
için tercih edilen yerler daha çok medrese kültürünün ağırlıkta olduğu
mekanlardı. O dönemde İstanbul Defterdârı olan İsmail Ferah Efendi,
Bektaşi olduğu gerekçesiyle Bursa’ya sürgün edilmişti. Fakat daha sonra
İsmail Ferah Efendi’nin mazereti nedeniyle sürgün yeri Kadıköy olarak
değiştirilmiştir.
8
Bektaşiler’in fazla etkili olamayacaklarına kanaat getirilerek
Bursa’ya gönderiliyor olmaları, en azından Bektaşiliğin yasaklanması esnasında, Bursa’da bu tarikatin pek de fazla ağırlığının olmadığı
düşüncesini akla getirmektedir. Nitekim konuyla ilgili elde edilen bilgiler bu
tezi destekler mahiyettedir.

Gerçeğe Hü Mümine Ya ALi..

Rojaazme
08-03-2007, 01:43 PM
paylaşımın için tşkler candost.

Fukara-i Abdal
02-03-2008, 05:49 AM
“Sîreti sûrette mümkündür temâşâ eylemek
Hâil olmaz ayn-ı irfâna basîret perdesi.
Der ki âl-i abâda müstakîm ol Kemterî
Gösterir vahdet ilin kalktıkta kesret perdesi.”

Türkü Gözlüm
02-03-2008, 05:52 AM
emeğine verdiğin bilgiler için sağol cano yüreğine sağlık

zaza kazim
24-03-2008, 11:59 AM
paylaşımın için tşkler can dost

ALIce sev
24-03-2008, 12:03 PM
bende Bursa da oturuyorum.ama bunlari bilmiyodum.ögrenmis oldum.paylasimin icin tesekkürler can..saygilarimla

MEDET YA ALI