PDA

: a.dan z. ye alevilik ........


Rojaazme
11-09-2006, 09:34 AM
Kavram Olarak Alevi kelimesi ne anlama geliyor?



Alevi kelimesi Hz. Ali taraftarı, Hz. Ali yanlısı anlamına geliyor. İslamiyet içerisinde Hz. Ali´yi sevenlere Alevi denilmektedir.
Alevi kavramının oluşum tarihi Hz. Ali`nin yaşadığı dönemde baslar. Hz. Ali daha yasarken bile Ali taraftarı Alevi diye bilinen kişiler vardı. Yani Alevi kavramını dolayısıyla Aleviliği başka yönlere çekme gayreti içerisinde olanlar Alevi kavramını ya Hz. Ali`den çok önceki bir döneme ya da Hz. Ali`den çok sonraki bir döneme ait olduğunu söylüyorlar. Bu her iki iddia da yanlıştır. Doğrusu; Alevi kavramı daha Hz. Ali hayattayken oluşmuştu. Fakat o zamanlar çok dar bir cevre için kullanılıyordu. Ancak tarihsel süreçte Hz. Ali taraftarları çoğaldı ve böylece Alevi kavramı genelleştidan z. ye alevilik ........

Bazı ideolojik saplantıları olan, tarihsel ve toplumsal gerçekliğimizi kabul etmeyen, art niyetli, ön yargılı yaklaşımların sahibi olan kişilerce verdiğimiz cevapların anlaşılmayacak olması bizler acısından anlaşılır bir durumdur. Bizlerin bu çalışmayla amaçladığı inançsal, tarihsel, siyasal, toplumsal etkileri de hesaba katarak Alevilik ve Alevilerle ilgili temel sorulara verdiğimiz cevapların bilinmesidir. Bu cevaplarda inanç gerçekliğimiz, felsefemiz, kültürümüz, tarihimiz, yaşam biçimimiz, sorunlara çözüm önerilerimiz var. Yine bu cevaplarda yaşamsal Aleviliğin nasıl olması gerektiği yönünde işaretler var.
Çalışmamız ön yargısız bir şekilde incelendiğinde anlamlı sonuçlara ulaşılacağı kesindir.
Çalışmamızı Hak Erenlerin yolunu layıkıyla sürenlere ithaf ediyoruz.
Erenler Aşk İle.

Rojaazme
11-09-2006, 09:35 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Alevilik İslamiyet içindeki bir mezhep midir?

Cevaba geçmeden mezhep kelimesi ne anlama geliyor ona bakalım. Mezhep kelimesi Arapça olup “tutulan yol” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Alevilik İslami bir mezheptir. Ancak hemen belirtelim ki İslamiyet eşittir Sünnilik veya Şiilik değildir. Yine Alevi inancına dar mezhepsel bir tanım Alevililerce asla kabul görmemiştir. “Sorma be birader mezhebimizi/Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır” deyimi Alevi inancının mezhepsel tanımı astığının simgesidir.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak bazı art niyetli kimseler Aleviliği İslam’dan ayırmaya çabalamışlardır.

Aleviliği kendi grupsal, ideolojik, bölgesel, etnik çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen kimseler Aleviliği bu düşünceye hizmet edecek şekilde tahrif etmişlerdir. Yine Emeviler döneminde doruğa çıkan ve daha sonraları da devam eden Alevi düşmanlığı da Aleviliği İslam dairesi dışında görmüştür. Onlara göre, onlar gibi düşünmeyen herkes İslam dışıdır. Bu düşüncenin çok yanlış olduğu ve çok acılara sebebiyet verdiği ortadadır.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak tekrar tekrar ısrarla belirtelim ki İslamiyet salt Sünnilik değildir. İslamiyet’i eşittir Sünnilik olarak algılayanlar İslamiyet’i bazı biçimsel kurallara indirgeyerek Aleviliğin İslam dışı bir inanç olduğu sonucuna varıyorlar. Halbuki varmaları gereken sonuç “Alevilik Sünnilik değildir ama Sünnilik ve Şiilikten farklı bir İslam inancıdır” sonucu olmalıdır.

Rojaazme
11-09-2006, 09:35 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Aleviler Allah´a inanırlar mı?

Aslında sorulmaması gereken bir soru bir soru ancak art niyetli kimselerin bulandırdığı kafalar netleşmek zorunda.

Her şeyden önce Alevilik bir inançtır. Bundan hareketle belki de Allah´a en çok inanan, Allah´ın birliğini kabul eden topluluklardan biridir Aleviler. Cem törenine katılanlar bu durumu açıkça görebilirler. Yine binlerce Alevi deyişinde, şiirinde bu açıkça görülür.

Aleviler Allah´a inanırlar, hem de bütün benlikleriyle Allah´in varlığına, birliğine bağlıdırlar. Ancak kimse Alevilerin Allah´a inançlarını Sünni ve ya başka inançtan insanınkiyle kıyaslamaya ve böylece yanlış sonuçlara ulaşmaya kalkışmasın.



Aleviler peygamber olarak kimi kabul ederler?

Aleviler Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul ederler.

Aleviler bütün peygamberler bağlıdırlar.

Son peygamber olan Hz. Muhammed´e bağlılıkları ve inançları sonsuzdur.

Bazı iftiralar sonucu Alevilerin Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul etmedikleri düşüncesi oluştu. Bu tamamen Alevi inancına terstir. Hz. Muhammed, Alevilerin inandıkları, bağlandıkları peygamberdir.

Hz. Muhammed son peygamberdir. Bu doğruyu kimse yanlışa çevirerek, yeni peygamberlikler uydurarak, Hz. Muhammed´in yolundan giden Alevilere yamamaya çalışmasın.

Tekrar belirtelim ki, birilerinin art niyeti ve birilerinin de cehaleti Alevileri bağlamaz

Rojaazme
11-09-2006, 09:36 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Hz. Ali´nin Alevi inancındaki yeri nedir?

Alevi demek; Hz. Ali yanlısı, taraftarı, seveni demektir. Bundan da anlaşılacağı üzere Hz. Ali´nin Alevi inancındaki önemini, yerini anlatmaya gerek yok. Ancak ne var ki bazı kimseler tarih boyunca ve günümüzde de Hz. Ali sevgisini, bağlılığını ya yanlış anladı veya hiç anlamadı. Alevilerin Hz. Ali´ye olan sevgileri, bağlılıkları onun peygamber olduğu anlamında değildir. Aleviler için peygamber son peygamber Hz. Muhammed´dir.

“Hz. Ali´nin Alevi inancındaki yeri nedir?” diye sormak her ne kadar abes gelse de anlaşılır bir durumdur. Çünkü Hz. Ali´nin adından gelen Alevi kavramı ile kendisini ifade eden bu topluma çok çeşitli tahribatlar yaşatılıyor. İşte bunun içindir ki Hz. Ali taraftarları Alevilere “inancınızda Ali´nin yeri neresidir” diye soruluyor. Bize düşen usanmadan doğrularımızı anlatmaktır



Aleviler namaz kılarlar mı?

Aleviler ve namaz konusunu bir kaç boyutuyla ele almak gerekiyor. Çünkü Alevilerin sürekli olarak maruz kaldığı soruların başında “neden namaz kılınmıyor” sorusu geliyor.

Her Alevi mutlaka ömrünün birden fazla döneminde “siz Aleviler neden namaz kılmıyor, camiye gitmiyorsunuz?” sorusuyla karşılaşmıştır

Bilindiği gibi namaz Farsça bir kelimdir. Namaz kelimesin Kuran´da ki karşılığı salat´tir. Salat ise dua, tanrıyı içten anıp selamlama anlamına geliyor. Allah´i içten anıp selamlamanın, duanın ise biçimi, sekli yoktur. Dua, insanin Yaratıcı ile beraberliğidir. Bunun için belli bir saat, mekan, kural yoktur. İnsan istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde dua edebilir, Yüce Yaratıcısına şükür edebilir. Yüce yaratıcıyı anmak, Yaratıcıyla dolu olmak, bir araya gelmek için belli bir zaman dilimi yoktur. Bu her an olmalıdır ve her anda mümkündür. İbadeti belirli zamanlarla sınırlayan kendisini biçimsel kurallar ve şekillerden arındırmamış demektir. Böylesi şekilsel bir kuşatma ise yaşamın gayesine ters bir durumdur

Rojaazme
11-09-2006, 09:36 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Bazıları ibadeti biçimsel kurallarla sinirliyor. Çokça tekrarlamak durumunda kaldığımız gibi biz Alevilerde ise ibadeti kalıplaştırmak yoktur. Elbette ibadette belirli kurallar olması gerekiyor. Özellikle toplumsal olarak yerine getirilen ibadetin kuralları vardır. Ancak inancın temelidir gibi bazı yanlış uygulamalarla sırf ibadet olsun diye ibadet, ibadetin gayesini yok saymak demektir. Biz Alevilere dayatılanda budur. Deniliyor ki; “Aleviler illa camiye gidin, namaz kilin”. Amaç burada ibadet ise Aleviler zaten toplumsal olarak Cem de ibadetlerini yerine getiriyorlar. Aleviler kimseye, “Cem evine gelip Cem ederek ibadet edin” gibi bir dayatmanın sahipleri değiller. Aleviler “herkesin inancı kendisine” ilkesi ile hareket ederken başkaları ısrarla Alevilere dayatmalarda bulunuyor. Hem de inançsal anlamda temeli olmayan gerekçelerle.

Amacımız burada Alevilerle Sünniler arasındaki inanç farklılığını bütün boyutlarıyla tartışmak değildir. Amacımız ısrarla Alevilere dayatılan “günde beş (5) kez namaz kilin böylece iyi bir Müslüman olursunuz” gibi inancı biçimsel kurallara indirgeyen, hatta neredeyse bunu inancın özü sayan mantığın yanlış olduğunu belirtmektir. Namaz, neredeyse birileri tarafından inancın asıl gayesi haline getirilmiştir. “günde beş vakit namaz kılan kişi iyi bir insandır ve yaşamı anlamına uygun yasayan kişidir, kılmayan ise münafık, kafir kişidir” gibi bir anlayış ortaya çıkmıştır. Aleviler asırlardır bunun inancın özüne ters bir tutum olduğunu belirtmişlerse de, siyasi anlamda iktidarda olmadıklarından dolayı seslerini kimseye duyuramamışlardır. İnancın asıl özünü takip edip uygulamak yerine gösteriş için yapılan fiillerle zamanını harcayanlara Maun suresinde söyle ikaz edilmektedir: “Dini yalanlayan gördün mü? İste yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İste namaz kılanların vay haline, ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar, ve ufacık bir yardımı da engellemektedirler”. Biz Alevilerce anlaşılması gereken en önemli nokta burasıdır.

Konun daha iyi anlaşılması ve doğrularımızın bilince çıkarılması için bazı tekrarları yapmak durumunda kalıyoruz. Konuya hakim olanların anlayışına sığınıyoruz.

Önceki satırlarda da belirtmeye çalıştığımız gibi namaz Farsça bir kelimedir. Kuran da ki karşılığı Salat´ir. Salat´in anlamı ise Allah´i içten anıp selamlama ve duadır. Bu gün egemen Sünni anlayışın günde beş vakit kıldığı ve Alevilere dayattığı ve neredeyse dinin temeli saydığı namaz ibadetinin Kuran da beş vakit olduğu yönünde acık bir beyan yoktur. Madem namaz inancın özü sayılacak kadar önemli bir ibadet neden Yüce Yaratıcı bu konuda acık ve kesin hükümler ortaya koymasın?

Aleviler namazı ret etmiyor. Nitekim Cem ibadetinde halka namazı seklinde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ancak bu namaz hiç bir şekilde egemen Sünni anlayışın namazıyla benzer değildir. Bazıları çıkıp diyebilir ki: “su kadar milyon insan namazı böyle kılıyor da siz Aleviler neden farklı anlıyor ve uyguluyorsunuz?” Hemen belirtelim ki çoğunluk her zaman doğru yapıyor anlamına gelmez.

İbadetle amaçlanan kişinin kendini yenilemesi, arındırması ve sosyal dayanışmayla kişiliğini tamamlamasıdır. Maun süresi böyle bir anlama sahip. İbadet için ibadet, gösteriş için yapılan ibadet nafile ibadetlerdir.

Alevi ibadet anlayışı biçimsellikten uzak içtenliği esas alır. Al-i İmran Suresi 191. Ayetinde “Onlar; ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah´i anarlar”. Bakara s Suresi 239. Ayeti: “Eğer korkarsanız, (namazı) yaya yahut binekte iken kilin”. Bu ve benzer ayetlerde de anlaşılacağı üzere Allah insanlara içten ibadet etmeyi emrediyor.

Birileri kabul etsin veya etmesin, Alevilerin ibadet anlayışı bu minval üzeredir.

Rojaazme
11-09-2006, 09:37 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Cem nedir?

Cem Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır.

Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir.

Cem'in kaynağı Kırklar Cem'idir.

Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan en önemli unsur; Cem de bulunanların ayni zamanda toplumda hesap vermekle yükümlü olmalarıdır. Cem de bulunalar bir birlerinden Razı Olma k zorundalar.

Cem de bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan Cem'e başlanmaz.

Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir DEDE´nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz, düşkün kimseler giremez.

Cem ibadetini kısa bir şekilde tanımlamak mümkün değil. Bu anlamda Cem'in ne olduğunu ve nasıl uygulandığını tam manasıyla kavramak için en yakındaki Cem evine gidip bilgilenmek gerekiyor

Rojaazme
11-09-2006, 09:37 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Dedelik nedir, Dedenin görevleri nelerdir.?

Dede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Dedelik ise kendine has bir is yapısı/hiyerarşisi bulunan bir kurumdur.

Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır.

Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur.

Dede talipleri eğiten, yol gösterendir.

Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir.

Dedelik kurumunun kendisine özgü bir yapılanması var. Bu yapılanma (mürşit-rehber bağlamında) gereği her dede ayni zamanda başka bir dedenin talibidir. Nasıl ki talip bir yanlışa düştüğünde yada hata yaptığında dedesine sığınıyorsa, ayni şekilde dede de talibi olduğu dedesine (mürşidine) sığınıyor. Böylece mükemmel bir denetim mekanizması kurulmuş oluyor. Bu mekanizma halkalar misali bir birine bağlı. Yani bir dedenin görevini layıkıyla yapıp yapmadığını mürşidi tarafından denetlenir.





Herkes Dede olabilir mi?

Dedelik kurumu asırlardan beri var olmuş bir kurumdur. Çok zorlu koşullarda ağır baskılar görmüştür dedeler. Buna rağmen Alevi inancını bu güne değin gelmesini sağlamışlardır. Bu misyonlarını geliştirerek günümüzde de sürdürmekle yükümlüdürler.

Gelelim cevaba: İsteyen herkes dede olamaz. Öz manasıyla dede olmak için Evladı Resul olmak gerekiyor. Yani soyunun Hz. Muhammed ve Hz. Ali´den olması gerekiyor. Ancak hemen belirtelim ki Alevi inancında Yol, yolu kuranında üstündedir. Eğer bir bölgede Evladı Resulden bir dede yoksa ve durum zamanla Yolun bozulmasına sebebiyet verecekse durum değişiyor. Bu manada gerekli bilgi birikimine, yolun edebine, ahlakına uygun olan bir kişi Dergah´tan icazet almak şartıyla dedelik yapabilir. Nitekim tarihte böylesi durumlar çok olmuştur. Evladı Resulden olmayan bir çok kişi Dergahtan gerekli eğitimi aldıktan sonra dedelik yapabilmişlerdir.

Rojaazme
11-09-2006, 09:38 AM
--------------------------------------------------------------------------------

On İki Hizmet nedir?

On İki Hizmet, Cem ibadeti sırasında görevli on iki kişinin yerine getirdiği hizmetin adıdır. On İki Hizmet olmazsa Cem de olmaz.

Cem de On İki Hizmet sahipleri tarafından yerine getirilen On İki Hizmet, sembolik olarak algılansa da özde çok derin manalara ve gerçeklere işaret ediyor. Dolayısıyla On İki Hizmet çok önemlidir. On İki Hizmeti biçimsel bazı kurallar algılamamak gerekiyor. Sembolize ettiği hizmetlerin derin felsefi, toplumsal, inançsal boyutları vardır.

On İki Hizmetin dağılımı su şekildedir:

1. Dede(Mürşid)

2. Rehber

3. Gözcü

4. Çerağcı(Delilci)

5. Zakir(Aşık)

6. Ferraş(Süpürgeci)

7. Sakka(İbriktar)

8. Kurbancı(Sofracı)

9. Pervane

10. Peyik(Davetçi)

11. İznikçi(Meydancı)

12. Bekçi

Rojaazme
11-09-2006, 09:38 AM
--------------------------------------------------------------------------------

İnsan-ı Kamil kime denilir?

Dört Kapı Kırk Makam da sonuncu kapı olan Hakikat kapısına ulaşmış ve böylece Hakikati kavramı olan insana İnsan-ı Kamil denilir.

Bir insanin manevi anlamda ulaşabileceği en üst boyut İnsan-ı Kamil´lik boyutudur. İnsanin gerçek manada insan olduğu, Hakikat sırrına ulaştığı, canlı cansız her şeyin gizemine vakıf olduğu aşamadır İnsan-ı Kamil´lik. İnsan, aşama aşama giderek ve bütün kapılara ve makamlara ulaşarak İnsan-ı Kamil olur.

Rojaazme
11-09-2006, 09:39 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Erenler kimlerdir ve Eren kime denir?

Eren, kendini Hak yoluna adayan ve bu yolda bir çok makamı aşarak bazı sırlara vakıf olan kimseye denir. Erenler Hak sırına vakıf olmuş, İnsan.ı Kamil mertebesine ulaşmış kişilerdir. Ancak günlük dilde Erenler kavramı karşıdaki kişiyi yüceltmek, dikkat çekmek, kırıcı olmadan uyarmak içinde kullanılıyor. Yine bilge, olgun, alim, inançlı kimselere de deniliyor.



Enel Hak ne anlama geliyor?

Enel Hak kavramını ilk olarak Hallacı Mansur kullanmıştır ve bu kavramı sık sık tekrarladığı için çok ağır işkenceler altında katledilmiştir.

Enel Hak kavramı Arapça olup kelime manasıyla “ben Hakkım, hakikatım, gerçeğim” anlamına geliyor. Enel Hak; Hakla Hak olmak, insanin kendisini aşması ve Hakka yakınlaşması, Hakkla bütünleşmesidir. Bu manada inancı bir şekiller, biçimler, dogmalar bütünü olarak algılayanlar Enel Hak kavramını da farklı algılamış ve yorumlamışlardır. Hallacı Mansur ve daha sonraları Seyyid Nesimi'nin şahsında dile getirilen bu anlayışın yeteri kadar anlaşılmadığı ve taşıdığı felsefi derinliğin -biçimsel boyutuyla da olsa- onu sahiplenenler tarafından dahi doğru bir şekilde alglanmadığını görüyoruz. Hallacı Mansur ve Seyyid Nesimi'yi katledenlerin Enel Hak'kı anlamamalarını ve düşmanlıklarının sebebi bir noktada anlaşılır bir durumdur. Ancak Hallacı Mansur'u sahipleniyor görünenlerinde Enel Hak'kı yeterince algılamadıklarını görmek kabul edilmemesi gereken bir durumdur. Umulur ki Hallacı Mansur ve Seyyid Nesimi'nin yolunu sürdürüyor iddiasında olanlar Enel Hak'kın bilincine varırlar.

Rojaazme
11-09-2006, 09:39 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Duaz nedir? Deyiş nedir?

Duaz, Duazdeh'in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup on iki (12) anlamına gelmektedir.

Duaz, cem ayinlerinde söylenen ve On İki Imamlarin adlarının geçtiği deyişlerdir. Bu deyişlerde Ayrıca On İki Imamlarin yani sıra basta Hz. Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevi ulularinin adları gecmektedir.

Duaz icin “deyişler”lerdir tanımını yaptık. Anlaşılır olması için böyle bir tanım uygundur. Ancak duaz bir nevi dua olarak da algılana bilinir.

Şüphesiz Alevilik ve Aleviler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duaz'in, nefes'in, türkü'nün, deyiş'in farklı anlamlara sahip olduğu açikardır. Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş; Aleviliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır. Yoz ve yobaz üretimden farklı olunduğunun anlaşılması için Deyiş en uygun tanımlımadır.

Rojaazme
11-09-2006, 09:40 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Mersiye nedir?

Mersiye, Kerbela vakasını işleyen, Ehlibeyte ve On İki İmamlara bağlılığı, sevgiyi dile getiren bir şiir türüdür. Özelikle Muharrem Ay'ı boyunca söylenen ve Ehlibeyt taraftarlarının olduğu her coğrafyada ve her dilde söylenen ağıtlar bütünüdür mersiyeler. Mersiyelerde zalim olana, haksız olana bir öfke var. Yine mazlum olana, haklı olana bir sevgi ve sempati var. Mersiyeleri salt ağıt boyutuyla algılamak eksiklik olur. Mersiyeler bu noktada bilinç taşımasıdır. Aynı zamanda ne kadar da zaman geçmiş olursa olsun iyinin unutulmayacağının ve kötünün, zalimin her daim lanetleneceğinin göstergeleridir. Edebi açıdan, Ehlibeyte bağlı olanlar için bir edebi zenginliktir.



Düşkünlük nedir?

Düşkünlük bir ceza sistemidir. Alevi toplumunun bunca ağır baskı koşullarına rağmen, birliğini koruyarak bu günlere gelmesinde işlevi göz ardı edilemeyecek bir sistemdir.

Cem ibadeti, bilinen klasik ibadet anlayışlarından farklı bir ibadettir. İbadetle beraber toplumsal meselelerinde çözüme kavuştuğu bir, bir araya gelinmedir.

Cem de insan sadece Allah'a ibadet etmekle kalmayıp topluma da hesap vermekle yükümlüdür. Bu anlamda da Alevi inancı diğer bütün inançlardan önemli farklılıklar taşıyor.

Egemen olanların mahkemelerine gitmeyen Aleviler kendi yargı sistemlerini geliştirdiler. Düşkünlükte bu sistemin önemli ayaklarından birisidir. Öyle ya da böyle bir kişi suç işlemişse bu kişi Dede'nin denetiminde yargılanır. Cem de gerçeklesen bu yargılamaya Cem de bulunan herkes oyları, görüşleri ile katılırlar ve böylece ortak bir karara varılır. Halkın direkt katılımıyla gerçekleşen bir “Halk Mahkemesi”dir bu. Suçun ağırlığına göre bir ceza verilir. Düşkünlük, verilen cezalarin en büyüklerinden birisidir. Düşkün olan kimse toplumdan dışlanır. Düşkünlüğü ve dışlanma süresini halk ortak bir karar ile aldığında Alevi toplumunda suç oranı minimum düzeyde kalmıştır. Toplumdan tecrit edilip dışlanmak çok büyük bir ceza olduğundan, o kişiyi başka toplumlarda içine almazlar. Böylece bir çok suç, daha işlenmeden önüne geçilmiş olur.

Düşkünlük kavramı günümüzde daha çok çıkarcı ve ahlaksız kimseler için kullanılan genel bir kavram şeklini almıştır. Ancak düşkünlüğün çıkış noktası ve asıl anlamı yukarı da izah etmeye çalıştığımız çerçevededir

Rojaazme
11-09-2006, 09:40 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Muhabbet Cem'i nedir?

Muhabbet Cem'inin önemi, işlevi günümüzde çok artmıştır. Öz itibariyle Muhabbet Cemlerinin asıl işlevi genç insanları Görgü Cem'ine hazırlamaktır. Günümüzde ise Muhabbet Cemlerinin işlevi çok daha büyüktür. Her tür yozluğun dayatıldığı, değerlerin anlamsızlaştırıldığı, ilişkilerin çıkar çelişkisi etrafında şekillendiği günümüzde Muhabbet Cemleri adeta bir insani olana dönüş programıdır.

Adından da anlaşılacağı gibi Muhabbet Cemleri, muhabbetin olduğu, insani duyarlılığın olduğu, yaşamın anlam ve değer kazandığı bir nurani iklim ortamıdır. Bu atmosferdeki enerji his edilir olmaktan çıkıp insanı başka boyuta, başka alemlere götürür. Götürür ve tekrar özünü bulan insanı sağlamlaştırmış olarak geri getirir. İnsanın en çok da ihtiyaç duyduğu bu değil mi? Yani insan sadece fiziki görüntüsüyle değil, ruhuyla, duygularıyla, düşünceleriyle... yani bir bütün halinde insan olmalıdır.

İnsani olan ne varsa kirletiliyor, anlamsızlaştırılıyor. Sürekli yapay mutluluklar, güdülerin doymak bilmez dürtüleri pompalanıyor. Böylesi koşulların hakim olduğu bir ortamda insani olanın sağlam kalması mümkün değil. Sağlam olmak isteyen ve hayatı anlamlandırmak isteyenlerin sığınağı Muhabbet Cemleridir. Bu muhabbetler bir başlangıçtır. Sonsuz, sınırsız lezzetler,manzaralar diyarına yolculuğun başlangıcı. Perşembe'yi cuma'ya bağlayan gece böylesi bir nurani atmosferin en ideal anıdır.



Zülfikar neyi sembolize ediyor?

Züfikar'in neyi sembolize ettiğine geçmeden önce Züfikar'in ne olduğunu açmamız gerekiyor. Zülfikar, Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali'ye armağan edilen ucu çatal kılıcın adıdır. İnancımıza (Aleviliğe) göre Zülfikar savaş öncesi gökten inmiştir. Hz. Muhammed'de bu gökten inen kutsal kılıcı Hz. Ali'ye hediye etmiştir.

Zülfikar, asırlardır adaletin sembolü olarak işlevini sürdürmeye devam ediyor.

Zülfikar, Hz. Ali'nin kişiliğiyle bir bütünlük haline gelmiştir. Hz. Ali'yi Zülfikarsız düşünmek mümkün değildir.

Zülfikar'ı salt bir savaş aracı olarak görmemek gerekiyor. Zülfikar, gerçek adaletin, hakkaniyetin, doğruluğun, mertliğin sembolidir.

Günümüzde Zülfikar Alevi olmayı (dışsal/zahiri anlamda da olsa) sembolize ediyor. Özelikle de Alevi gençliği Zülfikar'ı kolye şeklinde takıyor. Bu “Aleviyim” demenin, kimliğini Zülfikar'ın tarihsel misyonuyla açıklama biçimidir. Olmadık baskılara maruz kalan Alevinin kimliğini sembolize ediyor Zülfikar. Elbette boynuna her Zülfikar kolyesi takan kişi Alevi değildir. Alevi ise dahi bazıları Zülfikar'ın taşıdığı misyondan, Zülfikar da sembolleşen adalet anlayışından habersizdir. Bütün bunlara rağmen Zülfikar günümüzde Alevi kimliğini simgesel, biçimsel de olsa dışa yansıtıyor.

Rojaazme
11-09-2006, 09:43 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Muharrem Orucu nedir?

10 Ekim 680 de Hz. Ali'nin oğlu ve Hz. Muhammet'in torunu Hz. Hüseyin ve sevenleri (toplam 72 kişi) Kerbela'da acımasız bir şekilde katledildiler.
Aleviler bu acı olayı kınamak için, her yıl Muharrem Ayının onuncu gününden başlamak üzere, 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hz. Hüseyin`in şahsında Ehlibeyte bağlılıklarını dile getirirler ve ayni zamanda zalimin zulmünü lanetlerler .

Muharrem orucunun bir diğer özelliği de insanin kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını-doğrularını, eksilerini-artılarını hesaplaması ve bütün bunların sonucunda daha iyiye, doğruya, güzele yönelmesidir. Muharrem orucu, bütün bu özellikleriyle önemli bir ibadettir.



Muharrem Orucu nasıl tutulur?

Kurban Bayramının 1. gününden başlayarak 20 gün sayılır. 20. günün akşamı Muharrem Orucu için niyet edilir ve oruç başlar. Niyet edildikten sonra gün doğumu ile gün batimi arasındaki sürede hiç bir şey yenilmez ve içilmez. Gün batimi ile iftar açılır.

Oruc süresince (12 gün boyunca) düğün,nişan,sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez, Kerbela Şehitleri'nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Su saf olarak içilmemektedir. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay,kahve,meşrubat,meyve suyu,ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır).

Muharrem orucunun on ikinci günü ise On iki İmamlar 'in anısına on iki çeşit gıdadan oluşan Aşure Çorbası pişirilerek komşulara dağıtılır ve böylece o yılki Muharrem Orucu noktalanır.

Rojaazme
11-09-2006, 09:44 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Aleviler Ramazan orucu tutarlar mı?



Aleviler, Sünni Müslümanlardan farklı olarak Ramazan ayında sadece üç gün oruç tutarlar. Alevilere göre Ramazan orucunun bir ay olduğu yönünde Kuran da hiç bir açık beyan yoktur.







Nevruz Bayramı Aleviler için ne anlama geliyor ve Aleviler Nevruzu nasıl kutlarlar?



Nevruz; Farsça bir kelimedir ve yenigün (yeni/nev gün/ruz) anlamına geliyor. Miladi takvime göre 21 Mart günü Nevruz günüdür.

Nevruz, Alevi toplumun önemli bayramlarından biridir. Yine Nevruz bayramı, salt Aleviler için değil hemen hemen bütün doğu toplumları için önemli bir gündür.

Alevi söylencelerinde Nevruz gününde gerçeklesen önemli olaylar söyle sıralanır:

Dünya kuruluşunu bugün tamamlar.
Hz. Muhammed’e nübüvvet bugün ihsan edilir.
Hz. Ali’nin bugün doğmuştur
?????????Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür.
Hz. Muhammed, bugün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra Müslümanların önderi (imamı) ilan eder.
Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür.
Bugün Haci Bektaş veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Rum Erenlerinin Şah-ı Velayeti karşıladıkları gündür.
Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırklar Bayramı” olarak ta bilinir.
Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir. O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır.
Bugün Hz. Adem Peygamberin yaratıldığı gündür.
Alevi toplumu Nevruzu inancı esas alarak kutlarken, bir çok toplumda Nevruz gününe başka anlamlar yükleyerek kutlar. Her toplum kendisine özgü bir anlatımla Nevruzu tanımlar ve yine kendisine özgü bir şekilde kutlar. Alevi toplumu ise Nevruz bayramını su şekilde kutlar:
?????????Nevruz bayramı erkanı sabahtan başlar. Toplu olarak sabah yemeği yenecekse, önce Dede bir dua okur ve herkese süt ikram edilir ve kahvaltı yapılır. Daha sonra dargınlar barıştırılır. Hasta ve yoksullar ziyaret edilir, gönülleri alınır. Yeni ölmüşlerin evlerine taziyeye gidilir. Türbe ve mezarlıklar ziyaret edilir. Nevruz şenliklerinin yapılacağı ev ve kır yerleri önceden saptandığı için, bu yerlerde tüm hazırlıklar tamamlanır. Yaşlılar için ayrı bir mekanda, gençler için ayrı bir alanda muhabbet sofraları kurulur. Gençler kırlarda şenlikler yaparlar, halaylar çekerler, ateş üstünden atlayarak dilekler tutarlar. Genç kızlar ve oğlanlar karşılıklı mani söylerler...
Nevruz Bayramı akşamı “Meydan” açılır. Taliplere “Nasip” verilir. Cem evinde toplanılır. Tüm canlar hazır olduktan sonra , saat 20.00 civarında Nevruz Erkanının icrasına başlanır.

Rojaazme
11-09-2006, 09:44 AM
Musahiplik nedir?



Musahipliğin temeli dayanışma ve paylaşmaya dayanır. Musahiplik Alevi inancının en önemli kurumlarından biridir. Musahiplik arkadaşlık ötesi bir birlikteliktir.

Musahipler arasında ayrı gayrı bulunmaz. Babailerin deyimiyle "musahipler yarin al yanağından gayrı her şeyde ve yerde ortaklardır". Yine meşhur bir Alevi deyimiyle "musahip musahibini ateşten alandır". Musahiplik zordur, zor olduğu kadar da şereflidir. Musahiplik günümüzdeki anlamıyla "sigorta"dır. Musahipliğin tarihçesi Hz. Muhammed’in hicretinin birinci yılında Müslümanların sayısının çoğalmasıyla geliştirdiği bir birlikteliktir. Musahiplik Kuran-ı Kerim’in şu ayetleriyle açıklanmıştır:

Enfal sur esi ayet 72-73, "Onlar ki inanıp hicret ettiler ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular, işte bunlar, bir birilerinin dostu ve yarıdırlar .

İnkâr edip küfre sapanlar ise bir birilerinin yarıdırlar. Eğer böyle yapmaz (birbirinize dost ve yakın olmaz) sanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat meydana gelir".

Bu ayetlerle Hz. Muhammed hicret edenleri ve hicret edenleri kabul edenleri birbirine kardeş yaptı. Aleviler bu doğrultuda bunu geliştirdiler.

Musahiplik, bazılarının belirttiği gibi tarihte kalan bir kurum değildir. Musahipliğe insanların günümüzde daha çok ihtiyaçları vardır. Çünkü insanlar tarihte olduğu gibi günümüzde de düşünsel ve yaşamsal sorunlarla boğuşmaktalar. İşte bu boğuşmayı kazanmak için insanların musahiplere ihtiyacı vardır. Beraberliğe, kardeşliğe, paylaşmaya ihtiyacı vardır.

Rojaazme
11-09-2006, 09:45 AM
Kızılbaşlık nedir ve Kızılbaş kimdir?

Her ne kadar bazıları bir yanılgı içine girip Kızılbaşlığı Alevilik içinde bir kol olarak görseler de esasında Kızılbaşlık Aleviliğin ta kendisidir. Kızılbaş kavramı tarih boyunca ve günümüzde Alevileri aşağılamak, karalamak ve küçük düşürmek için kullanılmıştır. Alevilerin düşmanları Kızılbaşlığı Alevileri küçük düşürmek maksadıyla kullandıkları oranda Aleviler Kızılbaş kavramına sahip çıktılar .

Kızılbaş kelimesi kızıl başlık takan anlamına geliyor. Tarihçesi Uhut savaşına kadar uzanır. Uhut savaşında Hz. Ali kendisini Hz. Peygambere siper ettiği sırada başından yaralanır. Bu savaştan sonra Hz. Ali’ye Kızılbaş denmiştir. Yine Sıffın savaşında Hz. Ali’nin taraftarları başlarına kırmızı başlık takmışlardır. Alevi devleti olan Safevi ordusunun askerleri de başlarına kızıl başlık takarlardı.

Alevi düşmanları Alevi kavramını kullanmazlar, onun yerine Kızılbaş kavramını kullanırlardı. Bunu Alevileri aşağılamak amacıyla yaparlardı. Aleviler ise Kızılbaşlığı sahiplenip, kendilerini öyle de ifade ederlerdi.

Sonuç olarak bilinmelidir ki; Kızılbaşlık Alevi inancı içindeki bir kol veya tarikat değildir. Kızılbaşlık Alevi düşmanlarının Alevileri aşağılamak maksadıyla kullandıkları bir terimdir. Ve Kızılbaşlar bütün Alevilerdir, Kızılbaşlıkta Aleviliktir.

Rojaazme
11-09-2006, 09:45 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Bektaşilik nedir?

Hacı Bektaşı Veli adına kurulan, Hz. Ali ve On İki İmam sevgisine dayanan Anadolu ve Balkanlarda yayılan günümüzde de varlığını sürdüren önemli bir Alevi tarikatıdır/örgütlenmesidir.

Bektaşiliğin doğuşu 1240 yılına dayanır. Babailer isyanının bastırılmasından sonra Baba İshak’ın halifesi olan Hacı Bektaşı Veli etrafında toplananlar Hz. Muhammed’i mürşit, Hz. Ali’yi rehber, Hacı Bektaşı Veli’yi de pir olarak kabul ettiler.

Bektaşilik genel anlamda Alevi inancını oluşturan Hz. Ali, On İki İmamları esas almasının dışında eski Türk kültürünü ve Anadolu inançlarının bazı olumluluklarını da alarak gelişmesini tamamladı.

Bektaşiliği kurumlaştıran kişi Balım Sultan’dır. Bektaşilik idare bakımından iki kola ayrılır. Babaganlar ve Çelebiler. Babaganlar kendilerinin Hacı Bektaş’ın "yol evladı" olduklarını belirtirler. Babaganlar daha çok kentlerde örgütlendiler. Çelebiler kendilerini Hacı Bektaş’ın "bel evladı" olduklarını belirtirler. Çelebiler daha çok kırsal alanda örgütlendiler. Bütün bu çelişkilere rağmen Bektaşilik gelişmesini sürdürdü. Osmanlı ordusunun özel birlikleri olan Yeniçerilerin tamamına yakını Bektaşi’ydi. Padişah II.Mahmud Yeniçeri ocağını kaldırırken Bektaşiliği de yasaklamayı ihmal etmedi (1826).

Bektaşilik günümüzde Alevi inancının en önemli öğesi niteliğindedir. Bir çok Bektaşi kuralı Alevi inancı içinde kabul görmüştür. Hacı Bektaşı Veli’nin Türbesi de bulunan Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesi bu anlamda sadece Bektaşiler için değil, bütün Aleviler için önemli bir merkez konumundadır.

Rojaazme
11-09-2006, 09:46 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Kerbela ne anlama geliyor?

Kerbela günümüzde Irak sınırları içinde yer alan bir bölgenin adıdır.

Kerbela’yı önemli kılan; Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu üçüncü İmam Hüseyin’in 680’de Emevi halifesi Muaviye oğlu Yezid’in askerleri tarafından Kerbela’da şehit edilmesidir. Bu insanlık dışı katliam tarihe "Kerbela Olayı" olarak geçmiştir.



Kerbela Olayının Aleviler için önemi nedir ve Kerbela Olayı nasıl gelişti?

Kerbela olayı aradan asırlar da geçse unutulmayacak kadar derin, anlamlı, öğreticidir.

Kerbela, iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalın, karanlık ile aydınlığın hesaplaşmasıdır. İmam Hüseyin burada kutsallığı, mazlumu, aydınlığı temsil etmektedir.

Kerbela Olayı’nın kökeni Hz. Peygamberin veda hacı’na ve yazılmayan vasiyetine kadar gider. Bilindiği gibi Hz. Muhammed peygamberliğini açıkladıktan sonra İslamiyet hızla gelişti. Bu gelişme Mekkeli müşrikleri telaşlandırdı. Onlar Hz. Muhammed’e olmadık engeller çıkardılar. Hz. Muhammed bütün bu engelleri aştı. Hz. Muhammed bütün bu müşriklerin, putperestlerin çıkardığı sorunlar ve engellerle mücadelede en büyük yardımı Hz. Ali’den görüyordu. Hz. Ali Peygamberin yanında eğitim almış, İslamiyet’i ilk kabul etmiş ve ayni zamanda Peygamberin kızı Hz. Fatma ile evlenerek Peygamberin soyunun sürdürücüsü olmuştu. Hz. Ali Kuran’da geçen ve onlarca hadiste geçen Ehlibeyt’tendir. Ehlibeyt Hz. Muhammed’in ailesi demektir. Ehlibeyt Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşmaktadır.

Hz. Muhammed’in Medine’ye hicretinden sonra İslam dini gelişmeye devam etti. O kadar gelişti ki, Mekkeli putperestler bile Müslüman oldular. İşte bu putperestlerin içinde Mekke’nin en zengin kişilerinden biri olan Ebu Süfyan da vardı. Ebu Süfyan ve benzerleri İslam’a Peygambere inandıkları için Müslüman olmadılar. Onlar gelişen İslamiyet’in maddi değerlerine sahip olmak için Müslüman oluyorlardı. Hz. Muhammed bütün bunları görüyor ve ona göre de önlem alıyordu. Hz. Muhammed çok açık bir şekilde kendisinden sonra Müslümanların önderinin (Halifesinin) Hz. Ali olması gerektiğini beyan etmiştir. Ama bütün bunlar hiçe sayıldı. Hz. Muhammed’in vefatından sonra bu eskinin putperest, müşrik bezirganları bir ara geçiş dönemi hazırladılar. Bu dönemde sırasıyla Ebubekir, Ömer ve Osman halife oldular. Daha sonraki dönemde ise Hz. Ali halife oldu. Hz. Ali’nin halifeliği daha baştan engellenmiş ve onun aşağılanması, yiğitliğinin, fedakârlığının basitleştirilmesi sağlanmıştı. Hz. Ali bütün bu oyunlara karşı doğru bildiği Hak yolundan şaşmamış, dünya malına, paraya pula tamah göstermemişti. Hz. Ali kendisine yapılan onca haksızlığa karşın sabır göstermiş, İslam toplumunun içine nifak sokulmasın diye, kan dökülmesin diye insanları doğruluğa davetini sürdürmüştür. Ama ne yazık ki, Hz. Ali’nin bütün bu çabalarına karşın dünya malına tamah gösterenler, gözünü iktidar hırsı bürümüş olanlar bunu anlamıyordu. Nitekim Ebu Süfyan oğlu Muaviye yaptığı bin bir dalavere ve haksızlıkla kendisini halife ilân ediyordu. İslamiyet’i bir iktidar aracı olarak görüyordu. Muaviye Hilafeti de babadan oğula geçecek bir kurum olarak şekillendiriyordu. Muaviye dönemindeki Emevi saltanatı salt Hilafet için değil, aynı zamanda kendi iktidarlarına hizmet edecek bütün din dışı gelenekleri, töreleri, adetleri din adına kurallaştırıyor, kurumlaştırıyordu.

Hz. Ali ve Ehlibeyt var gücüyle bütün olumsuzlukları gidermeye çalışıyor, insanları gerçeğe davete devam ediyorlardı. Ama Muaviye acımasızdı. Hz. Ali şehit ediliyor, ardından ikinci imam Hasan zehirlettirilerek şehit ediliyordu. Bu arada Muaviye ölüyor, yerine oğlu Yezid geçiyordu. Yezid kendi iktidarı için İmam Hüseyin’i tehlikeli görüyordu. Çünkü İmam Hüseyin Ehlibeyttendir. Yani Hz. Peygamberin torunu, Hz. Ali’nin oğluydu. O, doğruluğun, hakkın, adaletin, gerçeklerin yılmaz savunucusuydu.

Bu arada Emevi saraylarında din dışı ne varsa din adına meşru gösteriliyordu. Halk isyan ediyor ama Emevilerin kurduğu askeri teşkilat halka göz açtırmıyordu. İşte Küfe halkı da baskılardan bıkmıştı. Küfeliler her gün İmam Hüseyin’e davet üstüne davet gönderip, kendisini halife olarak kabul ettiklerini belirtiyorlardı. İmam Hüseyin engin öngörüsüyle Küfelilerin ihanet edebileceklerini biliyor buna karşın kendi sorunluluğunun gereğini yerine getireceğini söylüyordu. Ve İmam Hüseyin yakın aile çevresi ile Küfe’ye varmak için yola çıkıyordu. Emevi saltanatının sürdürücüsü lanetli Yezid bu durumu haber alıyor ve önüne engeller çıkarıyor, onu öldürmek için planlar kuruyordu. Yezid ve taraftarları Küfelilerden Hz. Hüseyin taraftarlarını baskı altına aldılar. Bazılarını ise rüşvetle ve çeşitli vaatlerle İmam Hüseyin’den bağlılıklarını vazgeçirdiler. İmam Hüseyin’in ailesi yaklaşık 70 kişiden oluşuyordu. Buna karşın Yezid’in ordusu ise binlerce kişiden. Yezid’in komutanları, İmam Hüseyin’e Yezid’e biat etmesini ve böylelikle onu bırakacaklarını söylediler. İmam Hüseyin asla zalime biat etmeyeceğini, boyun eğmeyeceğini ve gerekirse bunun için şehit olacağını defalarca tekrarladı.

Rojaazme
11-09-2006, 09:46 AM
İmam Hüseyin dediği gibi yaptı ve Yezid’e biat etmeyerek, onurlu bir şekilde direnerek şehit düştü.

Kerbela Olayı İslam’da safları netleştirmiştir. Zalime asla biat edilmeyeceğini göstermiştir. Alevilik inancında Kerbela Olayı büyük bir öneme haizdir. Aleviler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, adları ne olursa olsunlar, Hz. Hüseyin’e bağlıdırlar. Onun için oruç tutarlar, yas tutarlar. Onun çektiği acıları bir nebze de olsa hissetmek için çile çekerler. Aleviler sadece yas tutarak İmam Hüseyin’i anmazlar. Aynı zamanda ondan her defasından bir şeyler öğrenirler. Dünya döndükçe, insanlar varoldu kça Kerbela unutulmayacak

astokomlu
19-09-2006, 09:10 AM
emeğine sağlık can.. eyvallah..

Yelizn
19-09-2006, 09:18 AM
Emeğine sağlık..

aliekber
27-09-2006, 11:49 AM
Değerli bir çalışma can kutlarım

Sadece cem evinin işleyişi hakkında kurban ve lokma olayı işlenmemiş...

Bu çok önemli bir ibadettir ki bu vesileyle yoksul, gariban nasiplenir ve böylece Kuran'ın özüne ne kadar sadık oluşumuz apaçık ispatlanır...

Hem ibadet ediliyor hem yoksul, gariban bu vesileyle nasip bulabiliyor, ve bu uygulama dünya dinlerinin hiç birinde yok gibi...

Yoksulu, garibi, fakiri , yolda kalmışı korumak İslam'ın temelindedir ve anlaşılıyor ki bu emirler cem ibadetiyle sabitlenmiştir...

Katılan canlar ne kadar cömert olurlarsa , nasiplenen fakir ve gariban da o ölçüde faydalanacaktır...

Emeğin kabul olsun uslubu, imla özeni, konuların hakimiyeti bu güne kadar okuduklarımın en iyilerinden , tekrar helal olsun diyorum

Rojaazme
13-10-2006, 06:13 AM
sizlerde sağolun canlar allah allah ey vallah.

Av.A.Guvercin
14-10-2006, 04:08 AM
Guzel bir calisma her seyi kisa kisa anlatmis ve fazla derinlige neden nizinlerine girmeden yapmis, yani aleviligin el kitabigibi olmus saniki;

Alevilikle bir sey ogrenmek isteyen bir insan ilk baktiginda reference kitabi olarak kullanabilir. Yani Sunnilerin namaz hocasi var ya

Alevilerin adina ne dersek, aslinda biraz daha dusunulup boyle bir kitabin hazirlanmasi icin calismalar yapilsa ve o da bizim canlarik her seyikisa kisa aciklayan el kitabi olsa daha iyi olacaktir.

Ayrica bu guzel duaz i da canlarla paylasiyorsun ne kadar guzel

“Allah Allah! Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan ve çağırdığınız pirden şefaat göresiniz! Cenabı Hakk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Sultan Allah’a kul, Muhammed’e ümmet ve Ali’ye talip eyleye! Bu yoldan, bu dardan ve didardan ayırmaya! Ceddi cemalımız yaramaza, uğursuza ve pirsize duş getirmeye! Şeytanın şerrinden, gafil gadadan-görünmez beladan koruya! Cenabı Allah hayırlı devlet, hayırlı evlat, hayırlı rahmet ve bereket ihsan eyleye! Darınız niyazınız kabul ola, gerçeğe hüüü!â€

Simdi biz sana duani verelim;

Dil bizden nefes Sahi Merdan Dan ola;

Yuregine saglik, guzel bir calisma.

hak muhammet Ali calismalarini ehli beyt e hizmet hanesine kaydeyleye

Ellerin zorda yuregin darda kalmaya

Hunkar yaninda olup yol gostere

Allah Allah

Eyvallah

Rojaazme
14-10-2006, 09:25 AM
Guzel bir calisma her seyi kisa kisa anlatmis ve fazla derinlige neden nizinlerine girmeden yapmis, yani aleviligin el kitabigibi olmus saniki;

Alevilikle bir sey ogrenmek isteyen bir insan ilk baktiginda reference kitabi olarak kullanabilir. Yani Sunnilerin namaz hocasi var ya

Alevilerin adina ne dersek, aslinda biraz daha dusunulup boyle bir kitabin hazirlanmasi icin calismalar yapilsa ve o da bizim canlarik her seyikisa kisa aciklayan el kitabi olsa daha iyi olacaktir.

Ayrica bu guzel duaz i da canlarla paylasiyorsun ne kadar guzel

“Allah Allah! Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan ve çağırdığınız pirden şefaat göresiniz! Cenabı Hakk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Sultan Allah’a kul, Muhammed’e ümmet ve Ali’ye talip eyleye! Bu yoldan, bu dardan ve didardan ayırmaya! Ceddi cemalımız yaramaza, uğursuza ve pirsize duş getirmeye! Şeytanın şerrinden, gafil gadadan-görünmez beladan koruya! Cenabı Allah hayırlı devlet, hayırlı evlat, hayırlı rahmet ve bereket ihsan eyleye! Darınız niyazınız kabul ola, gerçeğe hüüü!”

Simdi biz sana duani verelim;

Dil bizden nefes Sahi Merdan Dan ola;

Yuregine saglik, guzel bir calisma.

hak muhammet Ali calismalarini ehli beyt e hizmet hanesine kaydeyleye

Ellerin zorda yuregin darda kalmaya

Hunkar yaninda olup yol gostere

Allah Allah

Eyvallahyüregindeki o essiz ehli beyit sevgisini aşk_ı nıyazlarla ola hakk razı ola allah allah ey vallah

Rojaazme
04-01-2007, 01:07 PM
Değerli bir çalışma can kutlarım

Sadece cem evinin işleyişi hakkında kurban ve lokma olayı işlenmemiş...

Bu çok önemli bir ibadettir ki bu vesileyle yoksul, gariban nasiplenir ve böylece Kuran'ın özüne ne kadar sadık oluşumuz apaçık ispatlanır...

Hem ibadet ediliyor hem yoksul, gariban bu vesileyle nasip bulabiliyor, ve bu uygulama dünya dinlerinin hiç birinde yok gibi...

Yoksulu, garibi, fakiri , yolda kalmışı korumak İslam'ın temelindedir ve anlaşılıyor ki bu emirler cem ibadetiyle sabitlenmiştir...

Katılan canlar ne kadar cömert olurlarsa , nasiplenen fakir ve gariban da o ölçüde faydalanacaktır...

Emeğin kabul olsun uslubu, imla özeni, konuların hakimiyeti bu güne kadar okuduklarımın en iyilerinden , tekrar helal olsun diyorum onları da daha önçe acmıştım can .. okuyup yorum katdıgınız için tşkler can.

gultalip
05-01-2007, 02:02 AM
Emegine saglık can.

AŞK-I MUHABBETLE

hınıslı
05-01-2007, 02:11 AM
Bu çalışma gerçekten çok güzel Bir manifesto,Böylesi lazımdı işte sevgili rojaazme can tarafından çalışma başlatılmış oldu bu yazıya küçük bir kaç ek yapıldımı sanırım her alevinin cebinde taşıyacağı bir rehber olur yüreğine emeğine sağlık sevgili rojzazme can' varolasın....

özgürlüktutkusu
05-01-2007, 04:56 AM
çok degerli bir calışma olmuş can,emegine saglık..

Rojaazme
05-01-2007, 05:49 AM
ey vallah candostlar hakk razı ola hızır herdaim yoldaşımız ola.

alevi angel
05-01-2007, 06:54 AM
emeğine ve güzel, sıcak, temiz yüreğine sağlık can abimmm o:o

Rojaazme
05-01-2007, 06:58 AM
emeğine ve güzel, sıcak, temiz yüreğine sağlık can abimmm o:o
ey vallah candost varolasın...

ALeViQueeN
05-01-2007, 07:01 AM
Tskler abican cok guzel paylasimlar yine :)

Rojaazme
02-03-2007, 09:01 AM
Tskler abican cok guzel paylasimlar yine :)ey vallah canbacım varolasın..

Papatya
14-03-2007, 01:10 AM
Emeğine ,Yüreğine sağlık candost abim..

Çok Teşekkürler...

ceto
14-03-2007, 01:11 AM
yüregine saglık

Rojaazme
14-03-2007, 06:48 AM
ey vallah dostlar...

FirariAsker
02-08-2007, 09:54 AM
EMEĞİNE VE YÜREĞİNE SAĞLIK rojaazme

zerban temel
02-08-2007, 10:07 PM
eline koluna sağlık can
çok doğru söylemişsin
allah senin gönlüne göre versin
12 imamlar yoldaşın
yardımcın olsun

cemalettin
03-08-2007, 05:04 AM
selam,

bu konuyu bugün okudum ve bu görüşlerden dolayı mutluyum.
"rojaazme"ye a'dan z'ye da yazdıklarının tamamı için teşekkür ediyorum.

dilerim her türlü inanç sahipleri bu yazılanlardan birşeyler alırlar ve saplantı haline gelmiş bazı fikirlerinden kurtulurlar.
bazı konuları da bilinçli olarak saptıranlar kendilerine bir çeki düzen verirler ve
halkımın arasına nifak sokma gayretinden vaz geçerler.

geçmiş zamanlarda nasıldı,ne diye anılıyor idi,kimler ilk inananlar idi gibi zihin bulandırıcı araştırmalar ile uğraşmak yerine bu gün Anadolu Aleviliği nedir?insanlığa katkısı nedir? bu ülke insanı nasıl daha huzurlu yaşayabilir?kendi benliğini kaybetmeden,bizden olmayanların buyruğuna girmeden nasıl yaşanabilir?
bu gibi meseleler ile uğraşarak insanlığa fayda sağlamaya gayret içerisinde olurlar,bazı pek meraklı (!) kişiler

ve sonuçta;
her yaradılmışın kendi yaptıklarından sorgulanacağı gerçeği bilinip/öğrenilip
inançlar esasında kimselere sataşılmaz.

...illa Hu

cemalettin
03-08-2007, 05:24 AM
[QUOTE=rojaazme;710]--------------------------------------------------------------------------------

Cem ibadeti, bilinen klasik ibadet anlayışlarından farklı bir ibadettir. İbadetle beraber toplumsal meselelerinde çözüme kavuştuğu bir, bir araya gelinmedir.


Hz.Muhammed zamanında,mescid-lerde yapılan da sanırım aynı idi.
toplumsal meseleler görüşülür,neyin nasıl yapılacağı üzerinde konuşulur,var ise yeni tebliğler iletilir,ila...

bu gün her yörede "cem"usulleri en azından toplumsal anlayışla uygulansa
ne mahkemelere iş/gerek kalır ne de toplum ahlakı böylesine çöküntüye uğrar
kanaatindedir bu fakr...

jaramılali
03-08-2007, 06:34 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Alevilik İslamiyet içindeki bir mezhep midir?

Cevaba geçmeden mezhep kelimesi ne anlama geliyor ona bakalım. Mezhep kelimesi Arapça olup “tutulan yol” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Alevilik İslami bir mezheptir. Ancak hemen belirtelim ki İslamiyet eşittir Sünnilik veya Şiilik değildir. Yine Alevi inancına dar mezhepsel bir tanım Alevililerce asla kabul görmemiştir. “Sorma be birader mezhebimizi/Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır” deyimi Alevi inancının mezhepsel tanımı astığının simgesidir.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak bazı art niyetli kimseler Aleviliği İslam’dan ayırmaya çabalamışlardır.

Aleviliği kendi grupsal, ideolojik, bölgesel, etnik çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen kimseler Aleviliği bu düşünceye hizmet edecek şekilde tahrif etmişlerdir. Yine Emeviler döneminde doruğa çıkan ve daha sonraları da devam eden Alevi düşmanlığı da Aleviliği İslam dairesi dışında görmüştür. Onlara göre, onlar gibi düşünmeyen herkes İslam dışıdır. Bu düşüncenin çok yanlış olduğu ve çok acılara sebebiyet verdiği ortadadır.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak tekrar tekrar ısrarla belirtelim ki İslamiyet salt Sünnilik değildir. İslamiyet’i eşittir Sünnilik olarak algılayanlar İslamiyet’i bazı biçimsel kurallara indirgeyerek Aleviliğin İslam dışı bir inanç olduğu sonucuna varıyorlar. Halbuki varmaları gereken sonuç “Alevilik Sünnilik değildir ama Sünnilik ve Şiilikten farklı bir İslam inancıdır” sonucu olmalıdır.

Emeğine saglık bırayemı(kardeşim)

Saygılar

kocubaba
04-08-2007, 01:56 PM
emegine ve yüregine salık emeklerin zaii olamaya

direj44
06-08-2007, 10:53 PM
teşekkürler canlar..çok güzel olmuş..daha iyisini ve daha fazlasını bekleriz...gönlünüze sağlık

jaramılali
12-08-2007, 02:53 AM
--------------------------------------------------------------------------------

Aleviler Allah´a inanırlar mı?

Aslında sorulmaması gereken bir soru bir soru ancak art niyetli kimselerin bulandırdığı kafalar netleşmek zorunda.

Her şeyden önce Alevilik bir inançtır. Bundan hareketle belki de Allah´a en çok inanan, Allah´ın birliğini kabul eden topluluklardan biridir Aleviler. Cem törenine katılanlar bu durumu açıkça görebilirler. Yine binlerce Alevi deyişinde, şiirinde bu açıkça görülür.

Aleviler Allah´a inanırlar, hem de bütün benlikleriyle Allah´in varlığına, birliğine bağlıdırlar. Ancak kimse Alevilerin Allah´a inançlarını Sünni ve ya başka inançtan insanınkiyle kıyaslamaya ve böylece yanlış sonuçlara ulaşmaya kalkışmasın.



Aleviler peygamber olarak kimi kabul ederler?

Aleviler Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul ederler.

Aleviler bütün peygamberler bağlıdırlar.

Son peygamber olan Hz. Muhammed´e bağlılıkları ve inançları sonsuzdur.

Bazı iftiralar sonucu Alevilerin Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul etmedikleri düşüncesi oluştu. Bu tamamen Alevi inancına terstir. Hz. Muhammed, Alevilerin inandıkları, bağlandıkları peygamberdir.

Hz. Muhammed son peygamberdir. Bu doğruyu kimse yanlışa çevirerek, yeni peygamberlikler uydurarak, Hz. Muhammed´in yolundan giden Alevilere yamamaya çalışmasın.

Tekrar belirtelim ki, birilerinin art niyeti ve birilerinin de cehaleti Alevileri bağlamaz

Eyvallah can

Mutlaka okunması gereken gerçeklerden bir bölüm sevgili genç kardeşlerimin bu tür yazılarıda okumaları dileğiyle

Saygılar

Rojaazme
17-08-2007, 08:56 AM
sagolun dostlar varolun...

Sak-li asgar
18-08-2007, 09:18 PM
Dinini dogru yapan kesim , hic mezhep olurmu ?

sevgi ile saygi ile

uzakdenizlerde
30-08-2007, 05:00 AM
Eline sağlık rehberim,biz kimiz öğrenelim.

Rojaazme
16-09-2007, 11:03 PM
allah allah ey vallah

Şahsenem
16-09-2007, 11:59 PM
emeğinize yüreğinize sağlık. helal olsun.

buraya üye olduğum için şimdi ne kadar iyi bir karar verdiğimi anlıyorum.

bunların hepsi bildiğimiz şeyler ama ucundan köşesinden. anlatılanların bir kısmı kalırken anlatılanların dedelerden duduklarımızın detaylı bir şekilde yazıya dökülmüş olması bilgilerimi pekiştirdi, derinleştirdi. öğrenecek daha çok şey var.

Hz. Ali'nin "bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" cümlesinden hareketle size öğretmenim demek isterim ziraa hiçbir öğretmenimiz okullarda alevilikle ilgili iyi birşey söylemedi. iyiyi güzeli öğreten öğretmen sonsuza kadar unutulmaz bence...

sevgilerimle...

isyan_atesi4268
23-11-2007, 07:47 AM
Çok güzel bir çalışma olmuş gerçekten Can!Ellerine sağlık.Alevîliği İslam dışı ve sapık bir inançmış gibi göstermeye çalışan şer odaklarına iyi bir cevap olmuş.Alevîlik dışında bir Alevîlik yaratmaya çalışan,Hz.Ali(ra) efendimize hakaretler edip kendi Ali'lerini yaratmaya çalışanlar iyi okusun.

Saniyekaraman
24-11-2007, 11:49 PM
bana alevilik nedir diyen arkaşadaşlarıma elimden geldiğince anlatmaya çalışıyordum ama buraya üye olduğumdan beri aslında o kadar da çok şey bilmediğimi anladım çok tşk ederim şimdi bütün arkadaşlarıma bu siteyi öneriyorum bizimle ilgili herşeyin cevabını bulabilecekleri yere..

Caneldeniz
25-12-2007, 03:01 AM
eline yüreğine sağlık yoldaş

bu güne kadar merak ettiğim ve bana defalarca sorulan sorularıın gerçek yanıtlarını bu yazıda buldum çok çok sağol...

astokomlu
27-12-2007, 08:16 AM
Allah Allah! Akşamlar hayır ola, Hayırlar feth ola şerler defola, hizmetleriniz kabul ola. Muratlarınız hasıl ola. Hazır, gaib, zahir batın ayini Cem erenlerinin nur cemallerine aşk ola. On sekiz bin alemle mümin, müslim cümle kardeşlerimizi Muhammed- Ali gülbangından mahrum eylemeye. Allah cümlemizi didarı ehli beyte meşrebi hüseyine nail eyleye Muhammet el mustafa, Aliyyel Murtaza, Cebrail Musaffa, Gözcü Er Mustafa, Gulam Kamber, Çerağcı Cabir Ensar, Selmani Farisi, Bilal Habeşi, Kurbancı Mahmut Ensari, Gulam Kisani, Semahcı Abuzer Gaffari, Fatımatül Zehra, Amırı Eyyar ve İznikci, Hüzeymenin hüsnü himmetleri üzerinizde ola. Saklaya bekleye dil bizden nefes Pirimiz Hünkar Hacıi Bektaş Veli den ola Vaktin imami Veliyettin Efendimizin defterine kayıt ola gerçek erenler demine hu! Mümine Ya

i.c.k
27-12-2007, 02:19 PM
emeğine sağlık

türkügözlüm58
01-01-2008, 12:38 PM
Yüreğine sağlık abisi...Bu güzel yararlı bilgilerin için ne kadar teşekkür etsek azdır..Sağolasın..

Aytekinercan
02-01-2008, 12:20 PM
paylaşımın çok güzel çok çok teşekkür ederim
eline yüreğine sağlık
saygılarımla

cagan
03-01-2008, 03:09 AM
can aylasım ıcın tsk ederızz...ve bazı öğretıcı yorumlarınız ıcın...

Rojaazme
06-04-2008, 12:34 AM
medet allah ya muhammed ya ali

sizlerde sağolun candostlar..

Ebru
10-04-2008, 04:42 AM
Alevilik İslami bir inançtır. Ancak bazı art niyetli kimseler Aleviliği İslam’dan ayırmaya çabalamışlardır.

Aleviliği kendi grupsal, ideolojik, bölgesel, etnik çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen kimseler Aleviliği bu düşünceye hizmet edecek şekilde tahrif etmişlerdir. Yine Emeviler döneminde doruğa çıkan ve daha sonraları da devam eden Alevi düşmanlığı da Aleviliği İslam dairesi dışında görmüştür. Onlara göre, onlar gibi düşünmeyen herkes İslam dışıdır. Bu düşüncenin çok yanlış olduğu ve çok acılara sebebiyet verdiği ortadadır.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak tekrar tekrar ısrarla belirtelim ki İslamiyet salt Sünnilik değildir. İslamiyet’i eşittir Sünnilik olarak algılayanlar İslamiyet’i bazı biçimsel kurallara indirgeyerek Aleviliğin İslam dışı bir inanç olduğu sonucuna varıyorlar. Halbuki varmaları gereken sonuç “Alevilik Sünnilik değildir ama Sünnilik ve Şiilikten farklı bir İslam inancıdır” sonucu olmalıdır.

Hak emeklerini boşa vermeye can, Allah eyvallah.

erzincaliyiz
10-04-2008, 06:40 AM
vallah cok aydinlatici oldu benim için her alevi canin okumasi gerektigini
dusunuyorum cok aciklayici ve ogretici bir paylasim olmus
emegine,yuregine saglik rojaazme can ...

Rojaazme
13-04-2008, 01:11 AM
allah allah ey vallah canlar

kızıl_yanki
01-05-2008, 08:00 AM
cok teşekkür ederm kafamdaki bütütn soru işaretleri söndü sayenizde..

hüseyin yanmaz
09-05-2008, 09:42 AM
Alevilik İslami bir inançtır. Ancak bazı art niyetli kimseler Aleviliği İslam’dan ayırmaya çabalamışlardır.

Aleviliği kendi grupsal, ideolojik, bölgesel, etnik çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen kimseler Aleviliği bu düşünceye hizmet edecek şekilde tahrif etmişlerdir. Yine Emeviler döneminde doruğa çıkan ve daha sonraları da devam eden Alevi düşmanlığı da Aleviliği İslam dairesi dışında görmüştür. Onlara göre, onlar gibi düşünmeyen herkes İslam dışıdır. Bu düşüncenin çok yanlış olduğu ve çok acılara sebebiyet verdiği ortadadır.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak tekrar tekrar ısrarla belirtelim ki İslamiyet salt Sünnilik değildir. İslamiyet’i eşittir Sünnilik olarak algılayanlar İslamiyet’i bazı biçimsel kurallara indirgeyerek Aleviliğin İslam dışı bir inanç olduğu sonucuna varıyorlar. Halbuki varmaları gereken sonuç “Alevilik Sünnilik değildir ama Sünnilik ve Şiilikten farklı bir İslam inancıdır” sonucu olmalıdır.

Hak emeklerini boşa vermeye can, Allah eyvallah.

merhaba kardeş fikirlerinle insanları aydınlatığın için sana teşekür ederim bu konuları tüm insanlarımız okumalı ve bilmeli kolay gelsin

bismişah
09-05-2008, 09:45 AM
haklısınız...yine bir alevi forumunda aleviliğin bir yaşama felsefesi olduğu söylenmişti.bn pek inanmadım...reddettim..peki biz bize nie namaz kılmadığımızı soranlara ne dielim..cevap veremeyince siz islamın dışında yaşıosunuz diolar..

var_olus
09-05-2008, 10:26 AM
arkadsım oncelıkle paylastklarından dolayı tesekkur edıyorm ama metnınde sole bır yazı var 'Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz, düşkün kimseler giremez.' pekı
ama neden???? sımdıden tesekkurler




Cem nedir?


Cem Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır.

Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir.

Cem'in kaynağı Kırklar Cem'idir.

Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan en önemli unsur; Cem de bulunanların ayni zamanda toplumda hesap vermekle yükümlü olmalarıdır. Cem de bulunalar bir birlerinden Razı Olma k zorundalar.

Cem de bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan Cem'e başlanmaz.

Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir DEDE´nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz, düşkün kimseler giremez.

Cem ibadetini kısa bir şekilde tanımlamak mümkün değil. Bu anlamda Cem'in ne olduğunu ve nasıl uygulandığını tam manasıyla kavramak için en yakındaki Cem evine gidip bilgilenmek gerekiyor[/QUOTE]

ali karul
22-05-2008, 09:31 PM
Rojaazme

İnsan-ı Kamil kime denilir?

Dört Kapı Kırk Makam da sonuncu kapı olan Hakikat kapısına ulaşmış ve böylece Hakikati kavramı olan insana İnsan-ı Kamil denilir.

Bir insanin manevi anlamda ulaşabileceği en üst boyut İnsan-ı Kamil´lik boyutudur. İnsanin gerçek manada insan olduğu, Hakikat sırrına ulaştığı, canlı cansız her şeyin gizemine vakıf olduğu aşamadır İnsan-ı Kamil´lik. İnsan, aşama aşama giderek ve bütün kapılara ve makamlara ulaşarak İnsan-ı Kamil olur.



:o Güzel kardeşim sayfalardır okuyorum ama hep aynı şeyler şii yim dene belki bir anlam bulacak yazdıkların .
Ama anadoluda ki alevilikle anlattıklarının hiçbir anlamı olmadıgı gibi birdr yanlış bilgilendirme yapıyorsun.


Alevilik senin anlattıgın gibi olsa şiilerden ne farkı kalıyor niye ayrı.?



:) Varlıgın birligi

Varlıgın birligi islamiyetteki gibi yaradan ve yaradılan ayrımı yapmaz bu ayrım birlige ikilik sokmaktır.
Alevilikte tanrı ile insan birdir insan evrendeki her madde gibi tanrının bir parçasıdır kamil insana ulaşınca tanrı ile birleşir insanı kamil olgun insan demektir buda bir hayat boyunca olmaz alevi inancında . bu aynı zamanda enel -hak olarakta geçer


:) Devriye

Devriye alevilikte binbir donda dünyaya gelmek diye adlandırılır .
Kamil insana ulaşana kadar degişik formlarda dünyaya gelir bundan dolayayı alevilikte cennet cehenem yoktur.
İslamda kullar ölünce kıyamete kadar bekler kıyamet günü sorguya çekilir cennete veya ceheneme gider.
Bu bile alevilikle islamın temelde ne kadar ayrı oldugunun kanıtıdır.


:) Ayin-i cem

Ayin-i cem var oluşu anlatır islamiyette yaradılış vardır alevilikte var oluş .
Buda islamiyetten farklı oldugumuzun başka bir kanıtıdır.

Cem muhammed veya ali zamanında mekkede hiç yapılmışmı .rivayetler ve uydurmalar dışında??? onlar müslümandı ve camiye gidiyorlardı.


:) Alevi olmak için ikrar cemine katılmak için bir müsaip bulman gereki alevilik kan bagı ile olmaz.


Aleviligi necef çöllerinde aramak beyhude bir çabadır.


saygılar ali karul

umutçiçeği
22-05-2008, 10:36 PM
Rojaazme

İnsan-ı Kamil kime denilir?

Dört Kapı Kırk Makam da sonuncu kapı olan Hakikat kapısına ulaşmış ve böylece Hakikati kavramı olan insana İnsan-ı Kamil denilir.

Bir insanin manevi anlamda ulaşabileceği en üst boyut İnsan-ı Kamil´lik boyutudur. İnsanin gerçek manada insan olduğu, Hakikat sırrına ulaştığı, canlı cansız her şeyin gizemine vakıf olduğu aşamadır İnsan-ı Kamil´lik. İnsan, aşama aşama giderek ve bütün kapılara ve makamlara ulaşarak İnsan-ı Kamil olur.



:o Güzel kardeşim sayfalardır okuyorum ama hep aynı şeyler şii yim dene belki bir anlam bulacak yazdıkların .
Ama anadoluda ki alevilikle anlattıklarının hiçbir anlamı olmadıgı gibi birdr yanlış bilgilendirme yapıyorsun.


Alevilik senin anlattıgın gibi olsa şiilerden ne farkı kalıyor niye ayrı.?



:) Varlıgın birligi

Varlıgın birligi islamiyetteki gibi yaradan ve yaradılan ayrımı yapmaz bu ayrım birlige ikilik sokmaktır.
Alevilikte tanrı ile insan birdir insan evrendeki her madde gibi tanrının bir parçasıdır kamil insana ulaşınca tanrı ile birleşir insanı kamil olgun insan demektir buda bir hayat boyunca olmaz alevi inancında . bu aynı zamanda enel -hak olarakta geçer


:) Devriye

Devriye alevilikte binbir donda dünyaya gelmek diye adlandırılır .
Kamil insana ulaşana kadar degişik formlarda dünyaya gelir bundan dolayayı alevilikte cennet cehenem yoktur.
İslamda kullar ölünce kıyamete kadar bekler kıyamet günü sorguya çekilir cennete veya ceheneme gider.
Bu bile alevilikle islamın temelde ne kadar ayrı oldugunun kanıtıdır.


:) Ayin-i cem

Ayin-i cem var oluşu anlatır islamiyette yaradılış vardır alevilikte var oluş .
Buda islamiyetten farklı oldugumuzun başka bir kanıtıdır.

Cem muhammed veya ali zamanında mekkede hiç yapılmışmı .rivayetler ve uydurmalar dışında??? onlar müslümandı ve camiye gidiyorlardı.


:) Alevi olmak için ikrar cemine katılmak için bir müsaip bulman gereki alevilik kan bagı ile olmaz.


Aleviligi necef çöllerinde aramak beyhude bir çabadır.


saygılar ali karul


sayın ali karul yazilarinizi okudugum kadari ile sizde aleviligi islam disi gören bir dusuncedesınız ama gercekte yanlin da sızsınız alevılık bal gıbıde islamdir... silaminda özudur...
kurani kerimde verdıgınız bılgıler teorisel olarak belkı dogrudur ama uygulamada yanlıs bugun alevılıgın temelı nı olusturan 12 imam nerden gelme HZ.MUHAMMED KIM HZ.ALİ KİM EYLİBEYT KİM .haybede islam dusmanlarina karsi savasan kım islam hos göru ıle ılk kabul eden kım ..HZ.MUHAMMEDIN SIZE IKI MIRAS BIRAKIYORUM BIRI KURANI KERIM BIRI EHLIBEYTIM DEMEKLE NE ISTEDI .madem alevılık ıslamla alakası yok ..bunlarda bır hayal yalan dolan ...
safsatadan öte bırsey degıl ... sızın demenıze göre .
ama bugun alkevılık ıslamın özudur bunu tum mersıyelerımızde deyıslerımızde gulbenklerde bulabılırsınız ...

saygılarımla

kanlıbey
22-05-2008, 11:46 PM
Canlar bu gün bize "Yol Kardeşi-Musahip" demişler.

Ben her nekadar bu tip ünvanların medyatik ortamlarda kullanılmasına karşı olsamda,canların içinden öyle geçmiş demekki.

Varsın olsun.Biz bu yolda kardeşde oluruz,hizmetkarda.

Bu anlamda yakın köylüm olan -Malatya/Hekimhan/Güvenç Köyü (kendisi 1913 de hakka yürümüştür) ESİRİ BABA ya ait bir nefesi buraya alıyorum.

Saygılarımla.


Ey gaziler bugün seyran içinde
Güvercin donunda geleni gördüm.
Elif taç başında nikap yüzünde
Darı çecde namaz kılanı gördüm

Nasip vermek bize gerçekler şani
Şükür bize nasip verdi bu anı
Cennet meyvesinin kudreti honu
Önümüze sofra sunanı gördüm.

Arıyorlar yol oğlunun ipini
Bir zat gördüm gerçeklerin hepini
Medine'de biten hurma çöpünü
Ak devin bendini çözeni gördüm.

Arafat Dağı'nda hacılar hacda
Bezirgan yük bağlar harami bacda
İresul'e refik olan Miraç'ta
Doksan bin kelamı bileni gördüm.

Kulak verin ESİRİ'nin ahına
Yüzüm sürmeğe geldim Pir dergahına
Fazlı bile bile Keşmir Şahı'na
Özünü pazara salanı gördüm.

nakson
23-05-2008, 12:00 AM
ben aleviliğin bir felsefe bir yaşam tarzı olduğunu düşünüyorum.

*ebru*
23-05-2008, 04:58 AM
Ali Karul Allahın Arslanı Şah-ı Merdan Hz. İmam Ali’ye ali demeyi Rusyada mı öğrendiniz? Yoksa bu sizin kendinize has kişiliğinizden kaynaklanan saygısızlığınız mı?

DenizinTürküsü
08-06-2008, 10:38 AM
Çok güzel, çok besleyici bilgiler...
Teşekkürler...Emeğinize sağlık...

deria
11-07-2008, 02:15 AM
emeğine sağlık...
ben bir alevi değilim ama aleviyim çünkü hepimiz kardeşiz...
benim bildiklerim bana göre yeterliydi ama meğersem hiç bir şey bilmiyomuşum ve hep yanlış biliyomuşum...çok güzel ve mükemmel olmuş..
tekrar emeğine sağlık can...

Azel
30-07-2008, 07:56 AM
Alevilik, konunun başında Rojaazme tarafından nasıl açıklanmış ve konunun sonunda neler konuşulmuş.Tam bir karmaşa ve aslında içinde bulunduğumuz durumun özeti.Bizler dedelerimizden atalarımızdan ilk başta verilen öğretilerle büyüdük, sonra birileri çıktı değiştirmeye kalktı.Hemde yüzlerce yıllık bir tanımı değiştirmeye kalktılar.Bu karmaşadan gençlerin,gelecek nesillerin arınmasını temenni ediyorum.

aleviHAK
12-08-2008, 11:27 AM
alevilik İSLAMDIR!!!!! Özelliklede komunist+asırı türkçü +asırı kürtcü aleviler ,aleviliği islam dışı göstermeye calışıyolar ideolojilerine uymadığı için!!!!!!

Rojaazme
02-10-2008, 12:51 AM
kim ne derse desin as olan bu sözdür....


özünü bilmeyenin sözü hukümsüzdür....

saygılar...

Rojaazme
26-10-2008, 07:11 PM
günçenleme.

Aliheyder
17-06-2009, 05:15 AM
Sayın Rojaazme (http://www.alevileriz.biz/member.php?u=52)
Bilgilendirmeniz için çok Teşekkürler
İyi ki Sitenizde bir üyeyim

kanlıbey
18-06-2009, 10:55 AM
Değerli Canlar..

Hani eski bağlama ustalarının (ki genellikle dede yada aşıkların) şöyle bir sözü vardır.

Mesala dede yada aşık saz çalarken elini pek değiştirmez.

Bazıları ise sürekli gider gelir..

Siz sorarsınız,,

Dede bu aşık neden dolaşıyor diye..

Dede derki..

Ben aradığımı buldum,o ise aramaya devam ediyor.

Bu cümleden olarak alevilikte bulunan "Önce sevgi,önce insandır."

Varsın birileride aramaya devam etsin..

Belki bulunacak başka şeylerde vardır..!!

kumral
06-07-2009, 01:01 AM
Çok güzel bir paylaşım olmuş emeğine sağlık.