PDA

: Şah İbrahim Veli Ocağı


Diyar
27-02-2007, 04:06 AM
Şah İbrahim Veli Ocağı
Şah İbrahim Veli 1365-1447 tarihleri arasında yaşamıştır. Anadolu'yu üç kere ziyaret eden Şah İbrahim Veli'ye Anadolu kırsal alanındaki insanların Hacı Bektaş Veli hatta ondan daha çok saygı gösterdikleri söylenmektedir. Hatta Şah İbrahim Veli'nin kerametleri arasında Anadolu'ya her gelişinde bir göz yumup açıncaya kadar geniş bir coğrafyayı dolaştığı inancı da bulunmaktadır. Bu gelenek halen Anadolu'da cemlerde ve özellikle Şah İbrahim Veli talipleri arasında yaygındır.

Malatya'nın Mezirme Köyü ise doğrudan doğruya Şah İbrahim Veli'nin kendi ocağı olarak tanınmaktadır (Karadirek Dergahı). Yüzlerce yıldır varlığını bu köyde sürdüren bu ocak geleneğin günümüze kadar gelmesinde çok önemli bir yere sahiptir.

Karadirek Dergahı:

Halk arasında Şah İbrahim, Şah Safi ya da Şah Veli'nin elinde asa olarak getirdiğine inanılan, iki metre uzunluğunda, normal bir direk kalınlığında olan siyah renkli direğe Karadirek denilir. Karadirek'in bulunduğu tekke de bu adla anılır. Şah İbrahim Veli Dergâhı adlarıyla da anılır.

Şah Veli'nin, "Bunları gören beni görsün." diyerek bıraktığı üç emanet vardır. Bunlar dergâhı, pabucu ve hırkasıdır. Karadirek Dergâhı, Cumhuriyet dönemine kadar Erdebil Tekkesi'nin bir kolu gibi işlevini sürdürmüş, tekkeler ve türbeler kapatıldığında yıktırılmış, simge olan Karadirek parçalanarak yaktırılmıştır. 1957 yılında çeşitli yerlerden gelen yardımlarla, Arguvan'ın Çavuş köyünden Cuma ve Aziz Genç kardeşlerin ustalığı ile üçüncü kez yenilenmiş; mihrap ve delil yerlerindeki kesme taş yapılar eski yapıdan iki örnek olarak güneydeki duvara konulmuş, büyük bir odadan oluşan dergâhın üç yanı basamaklarla donatılmıştır. Sekiz ağaç direk üzerine kurulu binanın giriş kapısı üzerinde Aşılık yöresinden getirilmiş iki metreye yakın turuncu renkli taşta şu yazı kazılıdır: "Mescid'i Şerifin 3. İnşası 7.4.1957"

Ballıkaya'nın, yer kayması nedeniyle yer değiştirmesi üzerine, 1994'te yeni yerleşim yerinde temeli atılan Karadirek Cem Kültür Evi hemen hemen tamamlanmak üzeredir. Burada, 240 m2'lik oturumlu cem odası, konuk odası, kütüphane, idare, misafirhane, yemekhane, kesimevi bölümleri bulunur. Ağaçlandırma çalışmasıyla çevre düzenlemesi kalmıştır.

Karadirek'e, adakları olanlar, felçliler, rüyasında görenler, çocuğu olmayanlar, hastalar ve benzeri konumlarda Alevi-Sünni ayrımı yapılmadan birçok insan gelir. Eşiğine niyaz edilerek girilir, sohbet edilir, kurban getirilmişse hazırlanır, etli pilâv yapılır ve gelenlere sunulur. Yemekten sonra yemek duası yapılır. Bakım ve onarıma harcanmak üzere para verirler. Bazı hastaların yatıya kaldığı, bazen de kısır cem yapıldığı olur.

Vayloğ Dede:

1895 yılında Ballıkaya'da doğan Mustafa Tuna, Şeyh İbrahim Ocağı'ndan Deli Mürteze'nin oğludur. Vayloğ Dede adıyla tanınmıştır. Başkalarının düşüncelerini okuma, gaipten haber verme gibi konularda mucizeleri olduğuna inanılır. Herkesle içli dişli olması, babacan davranışları ve ünlü "İçindeki babayı çıkar." deyimini kullanması ile tanınır. Çocuğu olmayan birçok kadının onun duası ile çocuk sahibi olduğuna inanılır. Bu çocuklarda, onun sakat gözü ve parmağı ile divanelik özelliklerinin görüldüğü söylenir. Aynı zamanda bu çocuklara Vayloğun Nazarlaması adı verilir.

1972 yılında vefat etmiş, Orta Mezarlığa konulmuştur. 1986'da vefat eden yeğeni Divana ile 1991'de vefat eden yeğeni Satı Özerol'un mezarları, onun mezarının sağ yanına kazılmıştır. Sivaslı Zeynep Bakır adlı kadının Divana Abidin'i rüyasında görmesi üzerine üç mezarın üzerine bir bina yaptırmasından birkaç yıl sonra oğlu, iki dedenin mezarını köyün yakınındaki tarlasının başına taşımış, taliplerin desteği ile türbe hâline getirilmiştir. Hem mezarlar, hem de ocağı anılarak ziyaret edilir, kurbanlar kesilir.

Şah İbrahim Veli taliplerinin Anadolu'da yayılma alanları ile ilgili olarak verilen bilgiler ocağın çok geniş bir coğrafyaya yayıldığını göstermektedir. Bunlar arasında Denizli, Manisa, Aydın, Sivas, Çorum, Erzurum, Tokat, Amasya, Suriye'de Halep ve Şam gelmektedir.

1- Ocağa Bağlı Yerleşimler ( Malatya)

Ocak üyelerinden derlenen bilgilere göre ocağa bağlı yerleşimler şunlardır:

Malatya-Hekimhan'da: Kozdere, Üğürcük, Çanakpınar, Karaköcek(bir bölümü), Mihail, Köylü, Merzirme, İğdir, Saz(bir sülâle)

Malatya-Arguvan'da: Aşağı Sülmenli, Yukarı Sülmenli(bir bölümü), İsaköy(bir bölümü), Kızık, Eymür, Akviran, Asar(bir bölümü)

Malatya-Yazıhan'da: Fethiye kasabası(bir bölümü), Eğribük(bir bölümü),[1] Çermige (bir bölümü)

Malatya-Doğanşehir'de: Karaterzi[2]

Malatya-Arapkir'de: Gebük, Eynir, Çiğnir, Semeyi

Malatya-Kuluncak'ta: Alvar, Başören, Bicir köylerinin çok az bir bölümü

dinamit44
10-03-2007, 11:38 AM
öncelikle teşekürler.....
biraz noksan olmuş gibi.

şah kalender
26-11-2007, 10:29 AM
Pir Dergahındaki ON İKİ posttan olan kahveci postu bu ocağa aittir.

Cevrigül
16-02-2009, 05:04 PM
Sayın Canlar,
Şah İbrahim Veli konusunda yazılanlar başka sitelerden kopya yapılmış. Olsun. Belki konuyla yeni tanışanlar için bir ön bilgi olabilir. Keşke bu yazının hangi siteden alıntı yapıldığı konusunda kaynak gösterilse.. Değil mi?
Saygılarımla...
memet ÇAMUR

Hidayet Coban
17-02-2009, 05:10 AM
Valla! Demekki Ben Bu Ocaktanim....
$ah! Ibrahim Veli Ocagi...
Malatya_Kuluncakta,(Kazamiz),Alvar,Ba$ôren,Bicir.. (Bol Akrabalarimiz Vardir)

Ednakul
18-02-2009, 03:35 AM
Degerli Canlar;
buarada Sah ibrahim Veli ocagina bagli olan oymak ve obalarin bilgiler sunmak istedim.Alintidir:

Anahtar Kelimeler: Sheikh İbrahim, Salmanlı, Demirci, Çanakçı, Dedeşli, Evci, İlmin, Geygel Merzirme

Bu yazıda, Şeyh İbrahim Ocağının talibi olan oymak ve obaların sosyal ve coğrafî kökenleri sunulacaktır. Ayrıca; Ocağın merkezi olan Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Merzirme (yeni adı Ballıkaya) köyünün tarihine yer verilecektir. Büyük bir tartışma konusu olan ocak kurucusunun kimliği ve ocağın hiyerarşik konumu bu yazının kapsamı dışındadır.

Şeyh İbrahim, üyeleri ve talipleri Anadolu’nun birçok yerine dağılmış bir ocak olduğundan titizlikle araştırılması gereken bir yapıya sahiptir. Ocağın bu dağınıklığı, bizi ayrıntılarda bazı yanılgılara düşürebilir. Özelikle ocağa bağlı köylerin listesinde bazı yanlışların olabileceğini peşin olarak kabullenmek gerekir. Bu yanılgı bizim değil, kaynak kişilerin tutumunun bir sonucu olacaktır. Buna karşın biz yine de ocağa bağlı olarak sunulan, ancak ocağa bağlı olmayan köy sayısının birkaç taneden fazla olmadığını düşünüyoruz. Asıl belirtmemiz gereken, ocağa bağlı olup da saptayamadığımız köylerdir ki, bu köylerin sayısı fazla olabilir.


Bu yazının konusu, Şeyh İbrahim Ocağına bağlı topluluklarla sınırlıdır. Dolayısıyla, ocak kurucusunun kimliği bu yazının kapsamı dışındadır. Ocağın dede ocakları hiyerarşisindeki konumu, yani, pir-mürşit yapılanması ve Safevilerle kurumsal ilgisi olup olmadığı da kapsam dışındadır.


1- Ocağa Bağlı Yerleşimler


Ocak üyelerinden derlenen bilgilere göre ocağa bağlı yerleşimler şunlardır:


Malatya-Hekimhan’da: Kozdere, Üğürcük, Çanakpınar, Karaköcek(bir bölümü), Mihail, Köylü, Merzirme, İğdir, Saz(bir sülâle)


Malatya-Arguvan’da: Aşağı Sülmenli, Yukarı Sülmenli(bir bölümü), İsaköy(bir bölümü), Kızık, Eymür, Akviran, Asar(bir bölümü)


Malatya-Yazıhan’da: Fethiye kasabası(bir bölümü), Eğribük(bir bölümü),[1] Çermige (bir bölümü)


Malatya-Doğanşehir’de: Karaterzi[2]


Malatya-Arapkir’de: Gebük, Eynir, Çiğnir, Semeyi


Malatya-Kuluncak’ta: Alvar, Başören, Bicir köylerinin çok az bir bölümü


Sivas-Kangal’da: Mamaş, Sinekli, Hamal, Yellüce,[3] Karanlık, Bulak, Yortan[4] köylerinin bir bölümü


İçel’de: Yenice, Kefeli
Denizli’de: Dereköy, Dereçiftlik


Aydın’da: Sarıcaova[5]


Maraş’ın ve Manisa-Akhisar’ın bazı köyleri[6]
Merzirme kökenli bir dedenin[7] verdiği bilgiye göre Amasya’nın Küçük Kızılca, Kalfalı, Geygel köylerinde ocağın talipleri vardır.


Aynı kaynağa göre Pazarcık’taki Demirciler adlı topluluk ve Geygel köyü Şeyh İbrahim Ocağının talibidir. Demirciler, Yozgat ve Çorum yöresindeki Salmanlı topluluğunun bir koludur. Aşağıda bu topluluklar hakkında bilgi sunulacaktır.


Kangal’ın Hamal köyündeki Merzirme kökenli bir ocak üyesinin verdiği bilgiye göre ocak üyeleri, Gaziantep, Kilis, Oğuzeli, Pazarcık, Maraş ve Suriye’ye de görüme giderdi.[8]


Çorum’daki bir ocak üyesinin verdiği bilgiye göre, Çorum’daki Körkü, Kamışlı, Evci-yeni-kışla, Dedeşli, Çanakçı, İmat, Çağşak, Elemen, Dereköy, Yeniköy, Hacıbey, Ferhatlı, Zekerhacı (Şekerhacı); Yozgat’ta Darıcı; Amasya’da Halifeli; Tokat’ta Ballıdere, Eskişehir’de Kayapınar köyleri Şeyh İbrahim Ocağının talibidir.[9] Yıldızeli’nin Ergele (yeni adı Doğanlı) köyünde ocağın hem talipleri hem de üyeleri olduğu söylenmektedir.[10]


Ocağın Asıl Adı Şah İbrahim Değil, Şeyh İbrahim’dir.


Konumuz olan Dede ocağı, son yıllarda Şah İbrahim olarak telâffuz ediliyorsa da ocağın geleneksel adı, Şeyh İbrahim’dir. Şeyh, dede ocaklarının tarih sahnesine çıktığı coğrafyanın adı olan Cezire’deki[11] Türkmenlerin komşu Arap aşiretlerinden aldığı bir sözcüktür. Türkmenlerde boy ve oymak başkanına boy beyi ya da Araplardaki gibi şeyh denirdi. Yani, şeyh sözcüğü yalnızca dinsel bir unvan değil, göçebe birimin başkanının da unvanıydı.[12] Nitekim, aşağıda görüleceği gibi Şeyh İbrahim Ocağı üyelerinin birçoğu yüzyıllarca ağa olarak nitelenmiştir.


Ocak üyelerinin Hacı Bektaş Ocağından aldığı icazetnamelerde de şeyh sözcüğünün kullanıldığı görülmektedir. 1894 tarihli icazetnamede, “Şeyh İbrahim Veli evlâdından Gazi oğlu Bende Ağa’nın oğlu Musa Dede” ibaresi kullanılmıştır. 1742 tarihini taşıyan bir belgede ise “Şeyh İbrahim Sultan evlâdından Murteza Halife ve Veli Halife” ibaresi yer almaktadır.[13]


Şeyh adı taşıyan ocak yalnızca Şeyh İbrahim değildir. Örneğin, Örneğin, Şeyh Şazeli böyle bir ocaktır. Şeyh Çoban, Şeyh Beyazı Veli gibi ocaklar da şeyh adı taşımaktadır.


Konumuz olan ocağın asıl adının Şeyh İbrahim olmasına karşın biz, metinde kaynak kişilerin nitelemesine bağlı kalmak kaygısıyla Şah İbrahim adını da kullandık.
Kaynak:http://www.sahibrahimveli.com Hmaza Aksüt

Hidayet Coban
18-02-2009, 04:34 AM
Sayin Ednakul! Can!
Gerçi Ara$tirmi$ Degilim Genede Bu Bilgiler Için,Te$ekkür Ederim..
Ama Birkez Daha Söylemi$ Idim,Bir Daha Söyleyeyim..
Bizde Kesinlikle Elhamdürillah! Aleviyim Denmez...
Yani Arkasi Önü Olmayan..
""Aleviyim""Denir...
Madem Bu Bilgileri Vermek Iyi Niyetini Gösteriyorsun..
Profilini Degi$tirmeni Dilerim..
Aksi Taktirde Bu Bilgilerin Art Niyetli...
Asimile Yanlisi Oldugunu Dü$ünürüm...
Saygi ve Sevgilerimle...

Ednakul
18-02-2009, 04:38 AM
degerli can benimlen derdin ne anlayamadim.Kisisel seyleride niye buraya yazdinizida anlayamadim.Birde ayni ocakdanmisik :) .Size bunun cevabini verdim ve baska birsey söylemem lüzümsüz.

Hidayet Coban
18-02-2009, 04:55 AM
Bunun Ki$isellikle Ne Alakasi Var Can!
Bu Duru$ Kesinlikle Bir Asimilasyon Duru$udur..
Ve Kimse Gelipte Ayni Ocaktaniz Diye Bunun Dogrulugunu Söyleyemez...
Tekrar Ediyorum..
Bizde;
Elhamdürillah! Aleviyim Denmez...
Elhamdürillah! Müslümanim Dersiniz,O! Sizin Bileceginiz..
Ama Biz;
""Aleviyiz""
Deriz..
Ve Hiç Zahmet Etmeyin..
Önüyle Arkasini $u Veya Bu Sebeple Doldurmayin..
O! Sizin Önemsiz Sandiginiz $ey Kesinlikle Bir Asimile Politikasidir..
Bilerek Veya Bilmeyerek,Alet Oluyorsunuz..
Ayni Ocaktanisak,Degerlerimize Lütfen Özen Gösteriniz...
Sevgi ve Saygilarimla..

Ednakul
18-02-2009, 05:14 AM
2- Merzirme Köyünün Tarihi


Yukarıda da belirttiğimiz gibi ocağın merkezi, Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Merzirme (yeni adı Ballıkaya) köyüdür. Anadolu’nun dört bir yanına dağılmış olan ocak üyelerinin tümü Merzirme köyü kökenlidir. Dedelerin bu köye ne zaman ve nereden geldiği konusunda çeşitli söylentiler vardır:


a- Merzirme köyüne ilkönce üç dede gelmiştir ve bunlar görev bölümü yapmıştır. Şıhı Dede, hastaları, özellikle felçli hastaları iyileştirmeyi; Şah Veli Dede, pirlik hakkı toplamayı; Cura Dede ise görgüyü üslenmiştir. Bunların geliş yeri Isfahan ve Erdebil’dir.


Bunlardan Cura, Dede Garkın Ocağı ad vurma geleneğinde de yer alan adlardandır. Örneğin; 1822 ve 1823 tarihli iki belgede “Dede Garkın evlâdından Cura Mehmed Baba” ve “Seyyid Şeyh Cafer Dede bin Cura Dede” ifadeleri yer almaktadır.[14]


b- Ocak üyelerinden Başağa, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Keskin[15]’den Merzirme’ye gelip yerleşmiştir. Başağa’nın üç oğlu olmuştur: Ali Ağa, Abidin Ağa, İbşir Ağa[16]. Dedelerin ağa olarak nitelenmesi, Dede Garkın Ocağı üyelerinde de rastladığımız bir durumdur.[17] Çorum’daki Şeyh İbrahim Ocağı üyelerinin büyük bir bölümü de ağa olarak nitelenmektedir. Keskin’den gelen dedelerden önce de köyde dedeler vardı.


c- Merzirme köyünden başka bir kaynak kişiye göre, Şah İbrahim, Şah Veli’dir. Şah Veli, Erdebil’den Elazığ’ın Sün köyüne gelmiş, buradan da Arguvan’ın Eymir köyüne gelmiştir. Daha sonra Hekimhan’ın Kozdere köyüne gelen Şah Veli, sonunda, kendisine bağlı üç beş talibin bulunduğu Merzirme köyüne gelip yerleşmiştir. Yedi kez Kerbela’ya gitmiş, Kerbela’ya son gidişinde oğlu Şah Hüseyinle vedalaşarak pabucunu ve asasını bırakmış ve bir daha Merzirme’ye gelmemiştir.[18]


ç- Arguvan köylerinden Yukarı Sülmenli’de, Şeyh İbrahim Ocağı dedelerinin soyuna Şıhlı denmektedir. Resmî kayıtlarda Şeyhlü olarak adı geçen Şıhlı, Bozulus Türkmenleri arasında yer alan etkin bir topluluktur.[19] Bunların ilk yurdu, Bismil’deki Şeyhlu-i Büzürk ve Şeyhlu-i Küçük köyleriydi.[20] Şeyhlü’nün bir kolu Safevi Devletinin kuruluşunda yer aldı. Çaldıran savaşında ölen korucubaşı Sarı Pire ile kardeşi Menteşe Sultan, Şeyhlü’dendi.[21] Şeyhlü’nün bir kolu sonraki yüzyıllarda Keskin yöresindeki Bozulus mandesi içinde yer aldı. Bunlar, Çaşnigir köprüsü yakınlarında ve Aksaray’da kışlıyor, Erciyes dağında yaylıyordu.[22] Obanın bir kolu ise Yeni-İl Türkmenleri arasındaydı.


Merzirme köyüne Keskin’den geldiği söylenen dede grubu Keskin’deki bu Şeyhlilerden olabilir. Tüm bu bilgilere karşın Şıhlı adı, köye ilk olarak gelen üç dededen biri olduğu söylenen Şıhı Dede ile de ilgili olabilir.


d- Merzirme köyüne gelen ilk dede Şah Veli’dir. Şah Veli, talipleriyle birlikte Horasan’dan gelmiştir[23] ve yedi oğlu olmuştur.


e- Şah İbrahim Veli, XIV. yüzyılda Çorum ve Yozgat üzerinden Mezirme’ye gelmiştir. Çorum’da bir ölüyü diriltmiştir. Çorum ve Yozgat'ta talip edinerek beraberinde getirdiği Karadirek’i, Mezirme’ye dikmiştir. Erdebil’in bağlantısı olan Karadirek tekkesini kurmuştur. Orada bulunan yedi Türkmen topluluğunu talip edinmiştir. Bunlar Sülükoğulları, Küroğulları gibi topluluklardır. Şah İbrahim Veli bir müddet sonra tekrar Erdebil’e gitmiştir.


f- Şah Veli Dede, oğlu Şah Hüseyin[24] ile Merzirme’ye gelmiştir. Erdebil’e yedi kez gidip gelmiştir. Son gidişinde oğlu Şah Hüseyin’i Mezirme’de bırakmıştır. Şah İbrahim'in Yaylası’na birkaç topluluk yerleşmiştir. Bunlar, on sekizinci yüzyılda Keskin’den Mezirme’ye gelen taliplerdir.


g- Merzirme’ye ilk gelen dede grubu Ceneferlerdir. Bunlar, talipleriyle birlikte Horasan’dan gelmiştir.


Görüldüğü gibi, dedelerin Merzirme’yi yurt tutmasının ayrıntıları hakkındaki söylentiler birbiriyle uyumlu değildir. Ancak, bunların tümünde ortak olan eren Şah Veli’dir. Bu söylentilerin tarihsel gerçekle ne ölçüde uyumlu olduğu, bu yazının kapsamı dışında olduğundan konuyla ilgili yorumu başka bir yazıda ele alacağız.


Merzirme köyünde talipler de vardır. Taliplerin bir bölümü Salmanlı oymağındandır.


Konunun burasında on altıncı yüzyıl tahrir kayıtlarında Merzirme köyüne bakmak yararlı olacaktır. Söz konusu yüzyılda Merzirme, Arguvan nahiyesinde yer alan bir köydü. 1520 ve 1530 yazımlarında köyün vergi nüfusu, 10 hane + 1 mücerred = 11 idi. 1547 yazımında nüfus, 15 hane + 4 mücerred = 19 idi.[25] 1560 yılında bu sayı, 21 hane + 16 mücerred = 37 idi.

Ednakul
18-02-2009, 05:18 AM
3- Ocağa Bağlı Bazı Toplulukların Tarihi


Bir ocağın tarihini araştırırken, ocağın talip topluluklarının tarihini de kesinlikle araştırmak gerekir. Çünkü; boy, oymak, oba biçiminde karşımıza çıkan talip topluluklarla dedeler aynı ortamda hareket etmektedir. Bilim kamuoyunun son yıllarda benimsediğinin tersine, gerek kurucu erenler, gerekse dedeler marjinal kişiler değildir. Yani bu kişiler, üyesi olduğu ya da sorumluluğunu üstlendiği bu birimlerin dışına çıkarak Kalenderiler, Vefailer, Haydariler gibi köy köy ya da kent kent rastgele gezen insanlar değildir. Dedelerin bu topluluklardaki görevi hukuk uygulayıcılığı ve dinsel rehberliktir. Yerleşik göçebelikte oluşan bu yapı, köylülüğe geçişte de büyük oranda korunmuş ve günümüze ulaşmıştır ki; bu çok ilginçtir.


Bu saptamadan hareketle bu bölümde, ocağa bağlı topluluklardan bazılarının sosyal ve coğrafî kökenlerini inceleyeceğiz. Kuşkusuz, ocağa bağlı topluluklar bunlarla sınırlı değildir. Ancak, biz bunların içinden en ünlülerini izleyerek ocağın sosyal ve coğrafi kökeni ile bu toplulukların kökeninin uyumunu sorgulayacağız.


a- Selmanlı / Salmanlı


Ocağın en büyük talip grubu olan Selmanlı oymağı Nusaybin kökenlidir. Selmanlılar günümüzde Kahramanmaraş, Yozgat, Çorum, Sivas ve Malatya yörelerindedir. Kahramanmaraş’taki Demirciler, Salmanlı oymağındandır. Salmanlılar, Bozok’ta geniş bir alanda yurt tutmuştur. Yozgat’ın ve Çorum’un birer nahiyesi Selmanlı adını taşımaktadır. Yozgat’taki Karayakup köyü, Çorum’un Sungurlu ilçesinin Kamışlı, Çukurluköy ve Körkü köyleri Salmanlı topluluğundandır.[35]


Sivas’ın Kangal ilçesinde de hatırı sayılır bir Selmanlı nüfusunun barındığı anlaşılmaktadır. Yakın zamana kadar Kangal’daki Şeyh İbrahim Ocağı dedeleri Çorum’un köylerine görüme gitmekteydi.[36]


Malatya’daki Selmanlı köyleri şunlardır: Arapkir’de, Semeyi (Boğazlı), Gebük; Hekimhan’da Merzirme, Kozdere; Yazıhan’da Asar.[37] Bunlardan başka, Tarsus’un Bağlarbaşı, Mersin’in Dalakdere halkı da Selmanlıdandır.[38]


Selmanlı oymağından olan bir ozanın deyişinin konusu, Merzirme’ye ilk gelen dede olduğu söylenen Şah Veli’yi imdada çağırmaktır. Şah Veli Dede ve talipleri Horasan’dan gelirken kafile başkanı Tozanlıoğlu adlı birisiymiş. Tozanlıoğlu’nun kundakta bir oğlu varmış. Bebek, katarın en gerisinde ve bir devenin üzerindeki çadırdaymış. Deveyi de Tozanlıoğlu’nun karısı çekiyormuş. Deve bir uçurumdan yuvarlanmış. Kadın ağlamaya başlamış. Tozanlıoğlu kafilenin bir sonunu bir önünü denetliyormuş. Biricik oğlunun düştüğü durumu görünce Şah Veli Dede’yi imdada çağırmış:

Gurbet elde bir hâl geldi başıma
Gel bize yetigör Şah Veli Dede’m
Kimim yok kimsem yok sora hatırım
Gel bize yetigör Şah Veli Dede’m

Şah Veli Dede’min Ballı Kayası[39]
Katara düzülmüş türlü mayası
Kerbela’da yatan kerem ağası
Gel bize yetigör Şah Veli Dede’m

Yaz gününe konar Değirmioba
Sahil ellerinde kalmazım tövbe
Güllüce dağında[40] Şah Kulu Baba
Gel bize yetigör Şah Veli Dedem

Yen içinde sürün yolun doğrusun
İçinizde koman surat uğrusun
Sen ezelden Şah İbrahim oğlusun
Gel bize yetigör Şah Veli Dede’m

Yükseğine çıkıp öttüğüm gibi
Çağıran kullara yettiğin gibi
El-aman diyenler(e) el attığ(ı)n gibi
Gel bize yetigör Şah Veli Dede’m

Bize de Selmanl(ı)oğlu derler ezelde
Garip başa bir hâl geldi bu demde
Akdağ’ı, Tocahdere’yi[41] dolaş da
Gel bize yetigör Şah Veli Dede’m


Bu yakarış üzerine Şah Veli Dede, imdada yetişiyor. Devenin yuvarlandığı yere inen Selmanlılar, çocuğun sapasağlam olduğunu görüyorlar. Bu şiirin farklı öyküleri de vardır. Mersin’deki Salmanlılarca üretildiği söylenmektedir. Şiirde adı geçen Değirmioba köyü Mersin’dedir ve halkı Alevi’dir.

Salmanlı topluluğu, on altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Maraş, Sivas ve Bozok (Çorum, Yozgat, Sivas’ın bir bölümü) yörelerinde göçebe olarak yaşamaktadır. Selmanlıların, Malatya, Menemen gibi yörelerde ise yerleşik olduğu görülmektedir. Bu kayıtlarda Salmanlı’nın Alevi olduğuna ilişkin ifadelere rastlanmaktadır. Örneğin; 1592 yılında Malatya Beğine ve ilgili kadılara yazılan bir emirde şöyle deniyor:

“... taife-i Türkman’dan Selmanlı nam kabile bir yerden (beriyyeden) yaylağa ve yaylaktan beriyyeye gittiklerinde malikanesine mutasarrıf olduğumuz Beksemre nam karyeye geldiklerinde reayanın mal ve erzakların garet ve bazılarını katlden hali değillerdir deyu şekva eylediklerinden etrafı karyelerden gelen cemm-i gafir, taife-i mezbure içün refizilerdir, sebb-i Çar-ı yar-ı güzin edip ehl-i sünnete ve cemaate adavet ve ihanetleri mukarrerdir deyu şehadet eylemekle bu babda her birinüz müstakilen mukayyed olup göresiz arz olunduğu gibi ise mezburları buldurup üzerlerine sabit olan hukuku hükmedip alıverdikten sonra şer ile haklarından gelesiz. 7 şevval 1003 (1592)[42]

Bu Selmanlılar, Sivas’ın Kangal yöresindeki Alacahan’da yaylayan Selmanlılar olmalıdır. Çünkü, 1723 yılında tutulan bir kayıtta, Selmanlı’nın eskiden beri Alacahan yöresinde dolaştığı belirtilmektedir.[43]

Selmanlının bir bölümü, on altıncı yüzyılda Maraş’ın Zamantı kazasının (Kayseri’nin Pınarbaşı yöresi) Kalelüce köyünde kışlıyor ve tarımla uğraşıyordu. Ayrıca; Güvercinlik kazasında[44] Selmen Deresi adlı bir ekinlik vardı. Burası, Selmanlıların günümüzdeki yurdundadır.[45]

Başka bir kayıtta Selmanlının, Maraş Türkmenlerine tâbi olduğu yazılıdır. Bu Salmanlılar, Besni kazasındaki Çekçek köyünde kışlamaktaydı.[46] Bu köyün adı, hem Nusaybin’deki Çağçağ suyunu, hem de Çorum’daki Çağşak köyünü anımsatması yönüyle dikkat çekicidir.

Selmanlı topluluğunun büyük bir bölümü ise on altıncı yüzyılda Bozok’ta yurt tutmuştu ve bir nahiyeye ad vermişti. Burası, Yozgat’ın batısında bugün de Salmanlı adını taşıyan yöredir.[47] Aşağı Kanak nahiyesine bağlı Kırk Pınar ve Karaca Viran; Delüce Özü nahiyesine bağlı Cecelü, Körpelü; Selmanlu nahiyesine bağlı Kara Yakublu gibi köyler Salmanlının yurtlarıydı.[48]

Bunlardan Kara Yakublu obası özellikle dikkat çekicidir. Kara Yakub, Mardin’in Duraclu nahiyesinde, yani Nusaybin yöresinde bir köy adıydı. Yeri tam olarak saptanamayan Kara Yakub köyü, Suriye topraklarında kalmış olmalıdır.[49] Bozok defterinde, Yakublu’nun, Selmanlu obalarından olduğu ayrıca kaydedilmiştir. Ayrıca; Mardin’in güneyindeki Dinabi nahiyesinde Yakub obasının kalıntısı olan Yakub Viranı ve Kızıl Yakub köyleri vardı.[50] Yozgat’taki Karayakup köyü ve Yıldızeli ilçesindeki Yakupköy köyü[51] bu obanın kalıntıları olmalıdır.

1696 yılında Mamalu oymağının iskânı için Sorgun’da düzenlenen bir tutanakta oymağa bağlı Salman Fakılı adlı bir oba yer almaktadır ki; bu oba Salmanlının bir kolu olmalıdır.[52] Selman Fakılı’nın perakendeleri (obadan kopmuş aileler) de aynı yere iskân edildi. Selman Fakılı ve perakendeleri, öteki obalarla birlikte iskândan kaçtılarsa da bir süre sonra yakalanarak iskâna razı oldular. Salmanlı obalarından Yakublu da aynı işleme tâbi tutuldu.[53]

Salmanlı’nın Nusaybin’de kendi adını bıraktığı yerler ise Selman (Til Arus-Gelin Tepesi yakınında) ve Yenice’nin yanındaki Süleyman Hacı / Selman Hacı idi.[54]

Bozok’taki Emlak yöresinin Mescit köyünde günümüzde Salman Baba adlı bir yatır vardır.[55] Ayrıca; Divriği’deki Kara Yakub türbesi bu obanın adını taşımaktadır. Türbe, Erşün ile Odur köyleri arasında olup çevredeki Alevi köylerin ziyaret yeridir.[56]

Salmanlı topluluğunun Menemen yöresinde de izine rastlanmaktadır. 1575 yılına ait bir kayıtta Salmanlı köyü yer almaktadır.[57] Köyün Saruhanlı döneminde de (on dördüncü yüzyılda) var olduğu ileri sürülmektedir.[58] Orta dönem Osmanlı kaynaklarında Danişmendli Türkmenlerinden Süleymanlı topluluğunun (Selmanlı olarak da okunabilir.) Gördük ve Demirci kazaları ile Aydın’ın Tire kazasında iskân edildiği kayıtlıdır.[59] Osmanlı döneminde Selmanlı köyünde yaya askerler ve yamaklar barınmaktadır. Köyde günümüzde yedi sülâle yaşamaktadır ve bunların çok eskiden beri burada yerleşik olduğu söylenmektedir. Sülâlelerden Solaklı[60] ünlü bir Alevi obasının adını taşımakla birlikte, bu adın kökeni, Osmanlı döneminde geri hizmet erbabının bir kolu da olabilir.[61]

Menemen’deki bu köyün Nusaybin kökenli Salmanlılarca kurulduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü; aynı yörede Selmanlının Kara Yakup obasınca kurulan Kara Yakub köyü vardı. Bu köy, 1530 yılında 30 vergi nüfusluydu.[62]

Devlet, Selmanlıyı, Kangal’ın güneydoğusundaki Alacahan’a yerleştirmek için 1729 yılında karar çıkarmış; ancak bu karar, ilgili mutasarrıfın iltiması nedeniyle uygulanmamıştır.[63] (Bu konunun ayrıntısını aşağıda Dedeşli bölümünde sunacağız.)

Bir başka Osmanlı kaydına göre Salmanlı topluluğu Mamalu Türkmenlerindendir ve Bozok sancağının Kocalı kazasına iskân edilmiştir. Bazı kayıtlarda ise, Salmanlı Avşarı’ndan söz edilmektedir.[64] Bu ifadeye bakarak Salmanlının, Avşar obalarından olup olmadığı hakkında bir fikir yürütmek, doğru değildir. Çünkü bunlar, Salmanlı nahiyesindeki Avşarlar olabilir.

Selman’ın bir obası, Diyarbekir eyaletindeki olup Bozulus Türkmenlerindendir. Bilindiği gibi, Diyarbekir eyaleti, Nusaybin’i de kapsamaktaydı.[65] Selman adlı bir başka yerleşim, Savur yöresindeki Bırazi nahiyesindeydi.[66] Bozulus Türkmenleri içinde Süleyman / Selman Hacılu adlı bir oba daha vardı ki; bu oba kuşkusuz, Selmanlı’nın bir koluydu. 1540 yılında 151 hane ve 20 mücerred nüfusa sahip olan oba, Urfa kazasındaki Sanducak köyü ve Cullab nahiyesindeki Diğer Akviran köylerini kurmuştu. Obanın bir bölümü ise on yedinci yüzyıl sonlarında Karaman’a gitmiş, burada yerleşik yaşama geçmiştir. Bunlar zaman zaman Rakka’ya sürgünle tehdit edilmiştir.[67]

Ednakul
18-02-2009, 05:19 AM
Salman Deresi adını taşıyan bir yer Tunceli’nin Hozat yöresindedir. Cemal Abdal Ocağının üyeleri bir zamanlar bu yörede oturmuştur.[68]


Ocağa bağlı köylerden Arguvan’ın Yukarı ve Aşağı Sülmenli köylerinin Salmanlı topluluğuyla ilgisi olmalıdır. Tahrirde bu köyler, “Selman-ı Ülya” ve “Selman-ı Süfla” olarak kayıtlıdır. 1560 tahririnde Selman-ı Ülya köyü 39, Selman-ı Süfla köyü ise 61 vergi nüfusluydu.[69] Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu iki köyde ocağın üyeleri ve talipleri vardır.


Kısacası, Pazarcık, Yozgat, Çorum, Sivas ve Malatya yörelerindeki Salmanlı topluluğu, Nusaybin kökenlidir ve bu topluluğun adı Nusaybin’deki Selman Pak türbesiyle[70] ilgilidir. Salmanlılar, Nusaybin yöresinden hareketlenerek Malatya ve Maraş’a geçmiş, daha sonra, bunlardan ayrılan gruplar, Malatya, Maraş, Sivas, Yozgat, Menemen ve Çorum’a yerleşmiştir.


Selmanlı’nın Nusaybin kökenli olması bir rastlantı değildir. Nusaybin, on ikinci yüzyılda birçok Alevi ziyaretin ve türbenin bulunduğu bir yerdi. Ebu’l Hasan Ali bin Ebu Bekr al-Herevi (ölümü 1215) adlı bir gezginin, 1173-1192 yılları arasında gezdiği yerler hakkında yazdığı El-Ziyara adlı yapıta göre Nusaybin’deki türbe ve ziyaretlerden bazıları şunlardır:


Nisibin şehrinde kendine ait hikâyesi bulunan çiğde ağacı ile Ali bin Ebi Talib’in (Hz. Ali’nin) makamı,


Babu’r Rum’daki (Rum Kapısındaki) mescitte Ali bin Ebi Talib’in elinin izi,


Zeynel Abidin mescidi,[71]


Okçular çarşısında, esirlerin (Kerbela’da esir alınan Hz. Ali’nin kızı ve Hz. Hüseyin’in bacısı Zeynep, İmam Zeynel Abidin ve aile bireyleri) Şam’a götürülüşü esnasında Hüseyin’in başının asıldığı yer olduğu söylenen Meşhedur-Re’s (Baş Ziyaret),


Hüseyin’in kellesinin kanından bir damlanın düştüğü yer olan Meşhedü’n Nukte.[72]


Nusaybin’de günümüze ulaşmış bir Selman Pak Türbesi vardır. On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Turaçlü nahiyesinde Selman Pak adlı bir yerleşim vardı.[73] Turaçlü nahiyesi, Nusaybin ve yöresini kapsamaktadır. Adı geçen yerleşim, şimdiki Selman Pak Türbesinin bulunduğu yer olmalıdır. Nusaybin’de türbesi bulunan Selman-ı Pak’ın,[74] Anadolu Aleviliğinde özel bir yeri vardır. Örneğin; on beşinci yüzyılda yazılan ve Anadolu Alevilerince en çok okunan kitaplardan olan Faziletname’de, Selman-ı Pak’a bir bölüm ayırılmıştır.[75] Ayrıca; Selman-ı Pak, on yedi kemerbesttendir,[76] ve cemde süpürgecidir. Irak’ta, Salman Pak adlı bir bölge vardır.[77]

Ednakul
18-02-2009, 05:21 AM
b- Bir Salmanlı Obası Olan Demirci


Demirci, Salmanlının obasıdır. Örneğin; Pazarcık yöresindeki Demircilerin, Çorum’daki Salmanlı topluluğundan kopma olduğu söylenmektedir. Demircilerin dede ocağı, Şeyh İbrahim’dir.


Anlatılanlara göre, Selmanlı’nın Demirciler kolu Horasan’dan Cenefer Dede ile gelmiştir. Demirciler, Cenefer Dede’nin talibidir. Cenefer, merak konusu bir ad olmakla birlikte, Baraklardaki Delfer’i çağrıştırmaktadır.[78] Cenefer’in doğuşta takılan bir ad olmayıp sosyal bir ad olduğunu düşünmek gerekir. Ceneferlerin eskiden beri Merzirme’de olduğu söylenmektedir.


Demirciler, Safevilerde, Dulkadırlı grubunda yer alan oymaklardandır. Şah Abbas zamanında Fars beylerbeyi Bünyad Beğ bu obadandı.[79]


On altıncı yüzyılda Demircü obasının Anadolu’daki yurtları Dulkadır Devleti topraklarındaydı. Bunlardan en ünlüsü, Elbistan ovasındaki Demircilik kasabasıdır. Demircilik, on altıncı yüzyılda 17 neferanlı bir köydü.[80] Demircilü topluluğu, Hurman nahiyesine bağlı Öyücek Ördeklü, Kürtünlü (den Atlu Hanlu), Kalecik Kaya, Karacaviran köylerinde, Zamantı kazasının Hınzıri nahiyesinde yer alan Tersakan, Kaynar Pınar, Sarım Beğ Viranı (öteki adı Ebul Hayr Kışlası) köylerinde yurt tutmuştu.[81] Ayrıca, Karahayıt nahiyesindeki Geçit Höyüğü köyünde 12 neferanlı bir Demircilü topluluğu vardı.[82]


Demircilerin üç obası Tarsus yöresindeydi. Okçı Demircilü obası, Kusun oymağı içinde; Demircilü obası, Gözne ve Yalak mezralarında tarımla uğraşıyordu. Demircü Halil obası da Gözne mezrasında tarımla uğraşıyordu.


Ceyhan kasabasının güneyindeki yörenin adı olan Berendi nahiyesinde de Demürciler 18 neferanlıydı.


Demirci topluluğunun ilk yurdu, Viranşehir ve Bismil kırsalında, Alevi erenlerin kışlak köylerinin yoğun olduğu yöredeydi. Topluluk burada Demürcü Viranı[83] Demirlü-i Ülya, Demürlü-i Süfla[84] yerleşimlerine ad babalığı yapmıştı. Demirci’nin, Bismil yöresindeki yurdu ise Demürci Viranı idi.[85] Yerleşim adlarındaki viran sözcüğü, topluluğun buraları terk ettiğinin ifadesidir.


Demirci, Akkoyunlu devletinde etkin bir obaydı. Bu obadan Ali-yi Demirci, Uzun Hasan Beğ ile Karakoyunlu Rüstem arasındaki savaşta önde gelen komutanlardandı.


Günümüzde, Demircilerin bir bölümü, Malatya’nın Kuluncak ilçesinin Tersahan (yeni adı Konaktepe) köyündedir. Bunlardan kopan bir grup, Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinin Karaözü köyüne/kasabasına,[86] bir başka grup ise Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Cüzüngüt (yeni adı Güzelyurt) kasabasının Çermik mahallesine yerleşmiştir. Yozgat’taki Sarımbeyli köyü halkı da Demirci obasındandır. Çorum’daki Evciyenikışla köyünde de Demircilerin olduğu söylenmektedir. Elbistan’ın Demircilik kasabasına ek olarak, Pazarcık’taki Köprüağzı-demirciler köyü de Kahramanmaraş’taki Demircileri oluşturmaktadır.


Kısacası, bir Salmanlı obası olan Demirci, bağlı olduğu oymak gibi Mardin kökenlidir.[87]


c- Çanakçı


Çorum’daki ocak üyelerinin düzenlediği soy kütüğüne göre, Merzirme köyünden Çorum yöresine gelen ilk dede Başu (Başoğ?) Ağa’dır ve Çanakçı köyüne yerleşmiştir.[88]


Çanakçı, Nusaybin kökenli bir obadır. Tahrir kayıtlarına göre Çanakçılar, Nusaybin yöresini kapsayan Turaçlü nahiyesindeki Çanakçı, Çanakçı Durcu ve Çanakçı Durcu-u Diğer yerleşimlerini kurmuştu.[89] Yine bu yörede, Karakepez nahiyesinde Çanakdepe adlı bir yerleşim vardı.[90]


Öte yandan; Alevi obaların yoğun biçimde yurt tuttuğu Diyarbakır’ın Bismil yöresinde[91] de Çanakçı adlı bir köy vardı[92].


Çanakçı obası, Elbistan’daki Eshabü’l Kef vakfına bağlı Çanakçı ekinliğinde bir süre barınmıştı.[93] Obanın Hısn-ı Mansur (Adıyaman) yöresinde ise Çanakçı Dede adlı bir zaviyesi vardı.[94] Çanakçıların bir kolunun ise Çemişkezek sancağında (Tunceli yöresi) Yukarı ve Aşağı Çanakçı köylerini kurduğu görülüyor.[95]


Çanakçı obası, on altıncı yüzyılda Bozok yöresinde üç yerde barınıyordu. Bunlardan birinci Çanakçı obası, Zünnunoğlu adlı Alevi ayaklanmasını çıkaran Hisar Beğlü oymağı içindeydi. Bozok’taki bir başka Çanakçı obası, Alıkı nahiyesinde ve yine Hisar Beğlu oymağı içindeydi. Bozok’taki bir üçüncü Çanakçı obası, Emlak nahiyesinin (Şarkışla ve Gemerek’te Kızılırmak’ın sağ kıyıları) kuzey kesimindeki Çanakçı köyündeydi.[96]


Merzirme’den Çorum’a ilk gelen dedelerden İsmail Ağa’nın yerleştiği köyün adı Çağşak’tır.[97] Bu ad, Nusaybin’deki Çağçağ çayını anımsatmaktadır.


d- Dedeşli


Çorum’un İskilip yöresinde yurt tutmuş olan Dedeşli topluluğunun bir bölümü, tahrir kayıtlarına göre Maraş yörüklerine bağlı Gündeşli Türkmenleri içindeydi. Bu Dedeşliler, Adıyaman’ın Behisni(Besni) kazasının Beydili köyünde ve Keysun nahiyesinde kışlıyordu.[98]


Dedeşliler, 1711 yılında eşkıyalıkla suçlanarak Rakka’ya sürüldü.[99] 1714 yılında alınan bir kararla Bozok’taki Dedeşlinin, Salmanlıyla birlikte Yeni-İl kalemine alınması yürürlüğe kondu.[100] 1721 yılında150 hanelik bir Dedeşlü obasının, Haleb’in çöl kısmına iskanı için ferman çıkarıldı. Bu Dedeşlüler, eski Darende sakinlerinden Şeyh-oğullarının malikanesi idiler. Bu iskânın başarısız olacağı anlaşılınca karar yürürlükten kaldırıldı.[101]


1730 yılında, Maraş sakinlerinden Gündeşli Türkmenlerine bağlı Dedeşli ve Selmanlı obalarını, Sivas-Malatya yolundaki Alacahan derbendine yerleştirmek için karar alındı. Bu karardan önce, Alacahan’ın eski sakinlerinden olan Salmanlı, Ayubasan,[102] Çöğşürük obalarının da aynı yere iskânı için karar alınmıştı. Bu topluluklara Hasançelebi ile Kangal arasındaki yörenin asayiş görevi verildi. Adı geçen bu topluluklar, 1730’dan 1734 yılına kadar birkaç kez iskandan affedildi.[103] Sonunda bu topluluklar Alacahan’dan kaçtı. Bunun üzerine, 1734 yılında topluluk kethüdaları yakalanarak Sivas kalesine hapsedildi.[104] Devlet bu kez Dede Garkın topluluğunu Alacahan’a yerleştirmek için çaba harcadı, fakat bunda da başarılı olamadı.[105]


Görüldüğü gibi, Dedeşli topluluğu, Şeyh İbrahim talibi öteki topluluklarla aynı coğrafyalarda yaşamış ve aynı geçmişi paylaşmıştır.

Ednakul
18-02-2009, 05:22 AM
e- Evci


Evciler, günümüzde Çorum, Yozgat, Adana ve Denizli’de yaşamaktadır. Denizli’deki Evciler, Alaşehir taraflarındadır. Bunların şeyhlerine hem Gözü Kızıl Oğulları hem de Şah İbrahimli denir. Bunlar, Tahtacı sayılmayan Evcilerdir.[106] Tahtacılar, kendileriyle aynı gruptan olan Evcilerin, Adana’da ve Kayseri’deki Everek, Yaylacı ve Buları taraflarında oturduğunu söylemektedir.[107]


Çukurova’da ve Toros dağlarında oturan Türkmenlerden derlenen bilgilerde ise topak ev denen ve aşiretin düğün ve konuk evi olarak kullandığı çadırı, “Evciler aşiretinin Kızılbaş’ı olan Tatevci oymağı hazırlamaktadır.” (Bilgi verenlerin içinde Alevi olan Honamlı oymağından Çakır İbrahim Ağa da vardır.)[108]


Evci topluluğunun Maraş ve Antep yörelerinde de yurt tuttuğu görülmektedir. Maraş tahrir kaydında, Elbistan kazasının Sarsab nahiyesinde Evci Öyüği adlı bir köy kayıtlıdır[109]. Tarsus’taki Evci obası, Kusun oymağı içindeydi ve Kesri, Dehni, Şemük, Fenk Sırtı, Tagarsak mezralarında tarımla uğraşıyor, İn Oluk’ta yaylıyordu. Öte yandan; Tahtacıların iki ocağından biri olan Yanyatır’ın Ceyhan yakınlarındaki merkezi olan Durhasandede köyünün eski adının Evci olduğu söylenmektedir.


Adana’nın Tufanbeyli ilçesine bağlı Evci köyü halkı kuşkusuz bu topluluktandır. Evci köyü halkı Alevi’dir.[110]


Gözü-Kızıl-oğulları esas olarak Sivas’ta olmakla birlikte, Gaziantep’in Milelis köyünde ve Nizip’e bağlı Akçaköy’de oturan Musa Kazım oğulları ile akrabadır.[111] Kâzımlıların ulusu Milelisli Halil Dede’nin, ziyaret amacıyla gittiği Evci’nin Çukurören köyünde[112] ölmesi üzerine yakılan bir ağıt, Evci topluluğuyla bu dede ocağının ilişkisini belirtmektedir:


Bin dokuz yüz kırk bir, eylül on beşi


Bir pazar gününde bitirdi işi


Kıldılar namazın eşi yoldaşı


Koydular tabuta aldı gidiyor


Trene bineyim varayım demiş


Akdağ Yaylası’nı göreyim demiş


Bir zaman Evci’de durayım demiş


Eğlenmedi tezce geldi gidiyor[113]


Çorum’daki Evciler ise Şeyh İbrahim Ocağının talibidir ve üç köyde yurt tutmuştur. Oysa; Yozgat’taki Evciler, başka bir Musa Kâzımlı ocağa bağlıdır. Bu durumu, bir zanaatkâr oba olması nedeniyle Evcilerin her boy ya da oymakta yer almış olmasıyla açıklayabiliriz.


f- Elemen (İlmin)


Yukarıda on dördüncü yüzyılın ilk yarısında yazılmış olan bir kitapta bu topluluğun adının geçtiğine değinmiştik. Günümüzde, Aydın’ın Koçarlı ilçesinde ve Çorum’da İlmin adlı köyler vardır. Aydın’daki köy Tahtacı’dır.[114] Çorum’daki Elemen köyü ise Şeyh İbrahim Ocağının talibidir. Ayrıca; Emlak yöresinde Alaman adlı bir köy vardır ki; konumuz olan toplulukla ilgili olabilir.


İlmin topluluğu, İlemin, Elemen, Enemen biçimlerinde kaydedilmiştir. Malatya tahririne göre, şimdiki Yeşilyurt ilçesinde Yukarı ve Aşağı Enemendik adlı iki köy vardı. On altıncı yüzyılda Yukarı Enemendik köyünde Harbendelü topluluğuna[115] bağlı Alaca-Atlı obası barınıyordu.[116] Günümüzde burası bir yer adı olup çevre köylerin halkınca Elemendik biçiminde telâffuz edilmektedir.


Göçebeler için tutulan kayıtlara göre İl-Eminlü obası, Dulkadır ulusunun Dokuz oymağına bağlı olup Birecik’te (Berriyecik olmalı[117]) kışlıyor ve Malatya yöresinde yaylıyordu.[118]


Yine bu kayıtlara göre İleminli’nin bir kolu, kışlası Diyarbekir olan Bozulus Türkmenleri içindeydi.[119] Elemen adlı başka bir yer, Harput’un Uluabad nahiyesindeydi.[120]


Görüldüğü gibi İlmin, en azından on dördüncü yüzyıla kadar izlenebilen ünlü bir obadır.


g- Geygel


Kahramanmaraş’taki ve Amasya’daki Geygel adlı köylerin Şeyh İbrahim ocağına bağlı olduğunu yukarıda belirtmiştik. Geygel’in anlamı ve sosyal kökeni tartışma konusudur. Malatya’nın Hasançelebi kasabası ve yöresinde kibirli insanlara “Geygel gibi” denir. Merzirme köyündeki dedeler ise bu sözcüğü “Giyin, gel.” olarak açıklamaktadır.


Tahtacılar, Denizli ve Salihli’deki Alcılara, Gegel demektedir. Bala’daki Sünni Bayatlar, Alevi Bayatlara Gegel demektedir.


Tahtacı sayılmayan bu Alcılar, Musa Kâzım evlâdındandır. Bilindiği gibi, Şeyh İbrahim ocağı ve Gaziantep’teki Gözükızıllar, Musa Kâzım evlâdından sayılmaktadır. Eskişehir’in Sarıkavak köyünde de Geygeller vardır.


Geygeller, 1720 yılından önce Malatya’nın Kuluncak ilçesindeydi. 40-50 hane olan bu Geygeller, Darende sakini Şeyh-oğullarının malikanesiydiler. Geygeller için Hama ve Humus’a sürgün kararı çıktıysa da bu karar uygulanamadı.


h- Şekerhacılı


Şekerhacılılar günümüzde Çorum’dadır. Şekerhacı obasının ilk yurdu, Kızıltepe ve Viranşehir yörelerini kapsayan Berriyecik kazasına bağlı Til-Bism nahiyesindeki Şeker, Bismil’deki Şeker Viranı, Diyarbakır yakınındaki Tülekören nahiyesindeki Şeker adlı yerleşimlerdi. Şeker-hacılı, Şeker obasının bir koludur.


Şekerhacı obasının bir kolu, on altıncı yüzyılda Malatya’nın Kuluncak yöresindeki Zekeriya Özü’de barınıyordu.


İncelediğimiz bu oymak ve obalara Çukurlu’yu da ekleyebiliriz. Çorum’daki Şeyh İbrahim talibi olan Çukurluköy’ün adaşları on altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Nusaybin yöresinde sıkça rastlanan adlardandır[121]. Dinabi’de Çukur Viranı; Dihlegi’de Çukurdepe; Öksüzçalı’da Çukurviran; Sahra-i Mardin’de Çukur-Viranı; Karakepez’de Çukur-Viran ve Çukur Viranı; Dıraçlü’de Çukur-Viran ve Çukurviranı; Toğancuk’ta Til Çukur (Çukur Tepesi). Çukurlu-köy’ün kökü çukurdur ve bu ad, coğrafi bir şekil anlamında değildir. Çünkü; köyün adı Çukurköy değil, Çukur-lu-köy’dür. Yani, Çukurlu, bir oba adıdır.


Malatya’daki Şeyh İbrahim Ocağı talipleri arasında Oğuz boylarının adını taşıyan İğdir, Eymür, Kızık, Ağcakınık köyleri vardır. Bu köylerin kurucularının Şeyh İbrahim talipleri olup olmadığı hakkında kesin bilgi olmadığı için adı geçen Oğuz boylarının tümünün Şeyh İbrahim’e bağlılığı kuşkuludur. Çünkü bu köylerde başka dede ocaklarının da talibi vardır.

boyraz
28-08-2009, 04:48 AM
arkadaşlar daha fazla bilgi için www.sahibrahimveli.com adresinden daha net bilgiler alabilirsinzi...