PDA

: Hacı Bektaş Veli Hakkında Yazılmış Bir Menakıpname..


asli_33
18-02-2007, 01:03 AM
HACI BEKTAŞ VELİ HAKKINDA YAZILMIŞ BİR MENAKIBNÂME VE BU MENAKIBNÂMEDE BELİRTİLEN ANADOLU'DAKİ ALEVİ OCAKLARI

Baki Yaşa ALTINOK

ÖZET
Bu makalede Hacı Bektaş Veli hakkında yazılmış bir menakıbname tanıtılmaktadır. Bu menakıbnameden hareketle Alevilik ve Anadolu’daki Alevi ocakları hakkında bilgi verilmektedir.

ABSTRACT
In this article, the menakibname written about Hacı Bektaş Veli is introduced. Commercing from this menakıbname, information about Alevism and Alevi families is also give.

Anahtar Kelimeler: Hacı Bektaş Veli, Alevilik, menakıbname.

Key Words: Hacı Bektaş Veli, Alevism, menakıbname.

Aşağıda tam metnini verdiğimiz Vilayetnâme, Anadolu'daki Alevi ocaklarıyla Ahmet Yesevî, Lokman Perende ve Hacı Bektaş Veli bağlantılarını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca Hacı Bektaş'ın iki evlilik yaptığını, üç oğlu ile iki kız çocuğu olduğunu, vefatından sonra yerine kimlerin geçtiğini ve bunların kaç yıl dergahta postnişinlik yaptıklarını bildirmesi bakımından da önemlidir.

Vilayetnâme'yi, Yanbolulu Ali Turâbî Baba, Hacı Zülfikar Çelebi'nin defterinde yazıya çektiğini bildirmektedir. Zülfikar Çelebi, M. 1605-1667 yıllarında yaşamış ve Hacı Bektaş Dergahı’nda postnişinlik yapmıştır. Vilayetnâme'nin aslından yazıya çekiliş tarihi ise aşağıda da görüleceği gibi M. 1848'dir. Bu da eserin ilk yazılış tarihi ile son yazıya çekiliş tarihi arasında ortalama 250 yıllık bir zaman dilimi olduğunu gösterir. İlk yazılış tarihinden günümüze 400 yıl, ikinci yazıya çekiliş tarihinden de 155 yıl geçmiştir. Bu nedenle eser ve eserde verilen bilgiler geçmişe ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. M. 1849-1868 yıllarında Hacı Bektaş Dergahı’nda on dokuz yıl postnişinlik yapan Turâbî’nin eserinde kendisi de bir dedebaba olmasına rağmen bu ocağın kurucusu Sersem Ali Baba'dan ve dedebabalık müessesesinden hiç bahsetmemesi oldukça ilginçtir. İyi bir şair ve kalem erbabı olan Turâbî Baba, belki de eserin özüne dokunmadan aynen aktarmayı daha uygun görmüştür.

Turâbî Baba'nın postnişin olduğu dönemlerde, Hacı Bektaş Tekkesinde Seyyid Cemaleddin evlatlarından Abdüsselâm Halifeye verilen aşağıdaki icazetnâme de, aşağıdaki velayetnamede geçen soy şeceresini doğrulamaktadır.

"....... Halife-i Zaman Hacı Bektaş-ı Veli kutlu sırrı aşikar hazretlerinin dergahında postnişin Turâbî El-Hac Ali Baba Allah ömrünü uzun etsin. Ondan sonra yerine geçen Seyyid Şeyh Feyzullah Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Ali Celaleddin Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Veliyiddin Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Muhammed Hamdullah Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Feyzullah Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Abdüllatif Efendi. Ondan Sonra Seyyid Şeyh Bektaş Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Elhac Feyzullah Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Ali Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Elvan Efendi. Ondan sonra Abdülkadir Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Hüseyin Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Hacı Zülfikar Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Yusuf Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Kasım Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Hasan Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Bektaş Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Kalender Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Mürsel Bâli. Ondan sonra Seyyid Şeyh Resul Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Bektaş Efendi. Ondan sonra Yusuf Bâli Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Mahmud Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh İskender Efendi Ondan sonra Seyyid Şeyh Genç Kalender Efendi. Ondan sonra Seyyid Şeyh Resul Bâli. Sultan-el Budala açık delil sahibi, Allahın akıl ermeyen sırlarını bilen Balım Sultan. Ondan sonra Mürsel Baba Sultan. Ondan sonra Seyyid Şeyh Hızır Lâle Sultan. ..... Ondan Sultanlar Sultanı Yüce Şeyh Semadani Alemlerin Kutbu, Allah ilimlerini bilen Hünkar Hacı Bektaş Veli Horasani Allah gizli ve açık sırlarını kutlasın. İbn Sultan İbrahim Sani. İbn Sultan Musa Sani. İbn Sultan İbrahim Mükerrem Mucab. İbn İmam Musa Kazım. İbn İmam Cafer Sadık. İbn İmam Muhammed Bakır. İbn İmam Zeynel Abidin. İbn İmam Hüseyin. İbn İmam Ali Keremallahü Veçhe tarikatta bu yolun nice kapılarını açan. Bu yolda olan Hacı Bektaş Veli. Onun mürşidi Havace Ahmet Yesevi. İbn Muhammed Hanefi. İbn İmam Ali. Havace Ahmet Yesevi. Onun mürşidi İmam Ali İbn Musa-Rıza. Onun mürşidi İmam Musa Kazım. Onun mürşidi İmam Cafer Sadık. Onun mürşidi İmam Muhammed Bakır. Onun mürşidi İmam Zeynel Abidin. Onun mürşidi İmam Hüseyin. Onun mürşidi İmam Ali Kerremallahü veçhe. Onun mürşidi Hazreti Sultan Fahri Kainât ve Mefhari Mevcûdât Muhammed Mustafa S.A. Ecmaîn. Onun mürşidi Cebrail Emin Haktan haber getirip götüren. Onun mürşidi Rabbül Âlemin Celle Celâlühü ve Amme Nevâlühü.

asli_33
18-02-2007, 01:03 AM
1- Hâdimü'l-Fukâra El Hac Turâbî Ali Dede postnişin, Hz. Hacı Bektaş Veli.


2- Hâdimü'l-Fukâra Seyyid-Şeyh Feyzullah Efendi, evladı Hacı Bektaş Veli.



3- Türbedar: Muhammed Tahir Baba.

4- Hacı Hüseyin Baba.

5- Ekmekçi dergahı İbrahim Baba.

6- Adı geçenin evladı Abdullah Ağa zade Çelebi Ağa.

7- Çelebi Hüseyin evladı Sadi Çelebi.

8- Kalender zade Ali Çelebi.

9- Halil Çelebi evladı İsmail Çelebi.

Vilayetnâme'ye geçmeden önce bu düşünceyi oluşturan tarihî, dînî ve kültürel oluşuma kısaca bir göz atmamız gerektiği kanısındayım.

Alevîlik, Ali'ye mensub olmak anlamına geldiği gibi Hz. Ali'yi sevmek, saymak; her konuda düşünceleriyle, inançlarıyla ona bağlanmak demektir.

Hz. Muhammed'den sonra Hz. Ali'nin ilk halife olmasını isteyen topluluk ise tarihteki ilk Alevileri teşkil etmektedir. Diğer üç halife döneminde hilafetin el değiştirme siyasetini özde benimsemeyerek muhalefette kalan Ehlibeyt ve taraftarları, sonraları iktidarı ele geçiren Emevi Hanedanlarının baskı, zulüm ve kıyımına uğramışlardır.

İran'ı fethettikten sonra Türklerin yaşadığı Türkistan'a giren Emevi komutanlarından İbn Kuteybe ve kan dökücü lakabıyla anılan Haccac'ı zalim Türkistan'da yüzbinlerce Türk'ü çoluk çocuk ayırmaksızın kılıçtan geçirerek kanını akıtmıştır.


Horasanlı bir Türk olan Eba Müslim'in öncülüğünde İranlılarla Türkler, ortak düşmana karşı inançta ve siyasette birleşerek, Ehlibeyt'e ve kendilerine zulmeden Emevi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasileri iktidara taşımışlardı.



Abbasiler döneminde ordu ve devlet kademelerinde önemli görevler üstlenen Türkler, Kerbela kırımından sonra kendilerine sığınan Ehlibeyt'in mazlumlarına derinden saygı ve bağlılık duymuşlar. Bu diyalog neticesinde Müslüman Türk'te Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Ehlibeyt sevgisi doruk noktasına ulaşmış bulunuyordu.


Horasan fatihi İmam Ali Rıza'yla genişletilen Ehlibeytin Türkleri İslâmlaştırma siyaseti Arap ırkçılığını öngörmeyen evrensel bir İslâm inancı idi. Çünkü Hz. Muhammed Kur'an'sal deyimle yalnız Arapların peygamberi değil, bütün insanlığın peygamberi idi. Kur'an ve Hz. Peygamberin söylem ve düşüncelerini kendilerine rehber edinen Ehlibeyt, içiçe birlikte yaşadıkları Türklere Mevali (köle) gözüyle bakmamışlardır. Türk dilini çok iyi bilen bu imamlar, zaman içinde daha da ileri giderek kız alıp vermek suretiyle Türklerle akrabalık bağlarını kuvvetlendirmişlerdir.

Birliktelikler neticesinde eski dinleri Şamanizmi bırakarak Müslümanlığı kabul etmiş olan Türkler bu yeni dînî obo oba, oymak oymak çeşitli derecelerde benimsiyorlardı. Şehir merkezlerinde bütün şartlarıyla benimsenip yerine getirilen İslâm dînî eski gelenek ve göreneklerin henüz canlılığını yitirmediği göçebe toplumlarda ise dîn ve inanışlarla yoğrularak kabul ediliyordu.

Türklerin eski dini Şamanilik’te ruhun ölmezliği tanrıya ve ecdada kurban sunma inançları İslâmiyet’te daha gelişmiş olduğundan bu inançlar Türkler arasında kolay benimsenebiliyordu. Keramet sahibi her derde deva bulan, gaipten haber veren, müşkülleri çözen bilge Türk Kamlarının yerini İslâmın tasavvuf önderleri evliyalar, şeyhler ve imamların almasında da zorluk çekilmiyordu. Bu geçiş neticesinde Türk ata, dede ve babaları hem Şamanlara hem evliyalara hem de imamlara benziyordu. Bu sebeptendir ki Türk Alp (kahramanları) yine zaman içinde İslâmî bir kimlik kazanarak Alp-Eren ismiyle kutsîleştirilmiştir.

Moğolların tazyikiyle savaşa savaşa batıya akan Türkmenler, geçim olanakları sağlamak amacıyla geniş otlaklara sahip Anadolu'yu kendilerine yurt edindiler. Türkmenlerin içinde çok sayıda piri Türkistan Hoca Ahmed Yesevi'nin melâmet neşvesiyle yetiştirdiği mutasavvıf ve gönül erleri bulunuyordu. Onların çabasıyla fütüvvet ehli diye adlandırdığımız Alp-Erenlerin kurmuş olduğu teşkilatların zaman içinde Anadolu'ya yayılmış olması Anadolu'da güçlü bir tasavvuf cereyanı meydana getirmiştir.

asli_33
18-02-2007, 01:04 AM
Fütüvvet hareketi Anadolu'ya geldikten sonra İslâm dünyasının hiçbir döneminde görülmeyen büyük gelişmeler göstererek Ahi teşkilatı dediğimiz yalnız Türklere has bir kuruluş haline dönüşmüştür. Bu birliklerin yöneticisi durumunda olan Ahi Babaları İslâm'a koşulsuz inanmalarına rağmen günlük yaşantılarından eski Şaman'lara çok yakın bir hayat tarzı sürdürüyorlardı. Asıl özünü Türklerin ilk dînî olan Şaman ve Toyon'dan alan Ahiler, Melâmiler ve Bektaşiler, İslâm inançlarını eski dinleri ve gelenekleriyle yoğurarak imanda Ehlibeytin öngördüğü İslâm'a, anane ve gelenekte ise Şaman'a benziyorlardı.

Yukarda belirtilen düşüncelerle Türkistan halkını eğiten bu diyarın Ulu Piri Hoca Ahmed Yesevi'dir. Aşağıdaki Menâkıbnâme'de dile getirildiği gibi Yesevi'nin talebesi Lokman Perende'dir. Şeyh Lokman ise Hacı Bektaş'ı yetiştirmiştir. Bu Alp-Erenlerin düşüncesini Anadolu'ya Türkçe konuşup Türkçe yazan ve Türkçe söyleyen Horasan Erlerinin önderi ve lideri Hacı Bektaş Veli getirmiştir.

Hacı Bektaş Veli Orta Asya'dan Anadolu'ya gelerek Kırşehir yakınlarındaki Sulucakarahöyük (Hacıbektaş)’ü yurt edinmiş. Dergahında yetiştirdiği gönül erlerini Anadolu'nun çeşitli yörelerine göndererek devamlı hareket halinde olan göçebe Türk topluluklarını eğitmede büyük başarı sağlamıştır. Onun düşünceleriyle kurulan ocaklar zaman içinde Anadolu'daki Türk birliğinin sağlanmasında önemli etken olmuştur. Aşağıdaki "Kerâmatı Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli" başlığını taşıyan Menâkıbnâme, bu savımızı doğrulamaktadır.


Kerâmatı Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli (Metnin aslı yazının sonunda verilmektedir.)


Bismillahirrahmanırrahıym
Şükür, minnet ol Tanrı Teâlâya olsun kim bizi yoktan var itti. Ve bizi yaradılmışların kuddusi eylemiştir. Hatemül Enbiyayü ol Mustafavü Mürselinü dinin ulusı kılmıştır. Ehli Beyti kim ol Aliyyel Murtezayı velayet tacı ilen tacı ser eylemiştir.


Kutbül Evliya Hazreti Hünkar Hacı Bekdeş-i Veli Horasani gaddesallahü sırrıl aziz kim Musa Sani İbrahim Mucab oğludur. Anası dahi Hatem Hatun'dur. Hatem bir gice döşekten yaturken gördü ki kendide bir oğlan vücuda gelmiş. Oğlancığın yüzü nuru ayın on dördüne benzer. Oğlancık dile gelip didü Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah ve eşhedü enne Aliyyün Veliyyullah. Hatem dahi Sultan İbrahim Sani'yi haberledi. Pes oğlancığa Muhammed Bekdeş deyü ad virdiler. Pes İbrahim Sani Bekdeş'e ilim tonatmak istedi. Piranı Türkistan Hoca Ahmed Yesevi yetiştirmesi Şeyh Lokman Pirende dirlerdi. Bekdeş Horasaniyi ana ilim donatmaya virdiler. Lokmanı Pirende ana ne öğretmek dilese Bekdeş heman bilirdi. Hünkarın velayetini Sultan İbrahime haber virdiler, ol dahi Hak Teâlâ Hazretine nece şükür niyaz eyledi.


Lokmanı Pirende azmeyleyip Beytullaha vardı. Yoldaşlarına eyitti bugün arefede bizde lezzetlü yağlu bişi bişer, olsada şurancukta yisek didi. Pirendenin bu sözü Bekteş'e malum olunca evin hatununa tepsiye bir niceli bişi koyunki Beytullaha iletem, andan bu sözü işidecek hemenkim bir tepsiye çoklu bişicikler koydular. Bekdeş tepsiyi Pirende'ye sundu. Hali gören Şeyh Lokman şaştı kaldı. Haccını ikmalden sonra Horasan diyarına gelişinde Nişabur halkı ana karşu geldiler. Şeyh Pirende'nin elini öpüp haccını kutluladılar. Lokman dahi Bekteş'in kerametin anlara anlatup, varup Hünkar'a niyaz eyledi. Halk dahi ileri varup Hünkar'ın velayetini tastik ettiler. Daha sonra kim Lokman Perende Sultan’ın ulu dergahın kafir leşkeri dağıtup yerinden otlar bitürdi.

Andan Horasan erleri Bekdeş'in ününü işidüp huzuruna vardılar. Velayetinüz nerden gelür didiler. Hünkar eyitti velayetimüz iki cihan serveri Hazreti Muhammed yolağındayım. Şir'i Rabbül âlemin İmam Ali'nin sırrındayım. Keramet, velayet, kudret Hak Telâlâ'dan bize mirasdur. Velayete düçar olan ol Şir'in borçlu iken devesinü satın alıp girüsün girü viren benim. Erenler hep birlikte eyittiler. Siz Şahın sırrınu işler isenüz onun nişanlarundan bir nişan kim gösteresüz, görelim. Pes Hünkar Veli ol mübarek sağ ilen açup ayasında yeşil beni nişan gösterdi. Onler eyittiler. Ol Şahı Ali'nin kutlu alnında da bir ben nişaneydi. Pes Hünkar mubarek alnını açup gösterdi. Anlar dahi birlikte Bekdeş'e teslim oldular.


Horasan pirleri toplanup sual ettiler. Bu zamanda mürşidimiz kimdür? Bekdeş eyitti, eğer sizden biri susam üzerinde seccade salar ise piriniz ol kişidür. Onlar dahi bunu göze alamadılar. Pes ol Kutbu Cihan Hazreti Hünkar gaddesallahü sırrül aziz, destedüp ol seccadeyi eline heman alup Bismillah, emrillah, kudretullah deyüp susam üzerine saldu. Kudretullah emri üzerine seccade öyle kim boşlukta durdu. Hünkar seccade üzerinde Hak Teâlâ'ya namazın eda eyledi. Kerametin gören Horasan erleri toplaşup gelüp Hünkar'ın pirliğin tastik ettüler.

Hünkar Hacı Bekteş Veli gaddesallahü sırrül aziz, ömri müddetinde bir gün nefsine uymadı. Kimsecikler bir ayıbın görmedi, duymadı. Taharetsiz, abdestsiz bir gez yere ayak basmadı. Hünkar'a babası yerini virdiler. Ol pir kabul itmedi. Sultanlığı emmisi Hasan'a virdiler. Ol dahi Muhammed Sani oğludur.

asli_33
18-02-2007, 01:05 AM
Doksan dokuz bin Horasan ereni başı Hoca Ahmed Yesevi sultanın haymesinde taat eylediğü yirde Hazreti Peygamber'in Allah Teâlâ'da virilen bir çıkısı var idi. Çıkı içinde Tac, Hırka, Sofra, Âlem, Çerağ, Seccade bağlu dururdı. Doksan dokuz bin Türkistan ereni bir gice düşünde pirleri Hoca Ahmed'i gördüler. Ol dahi anlara şöyle vasiyet etti: Bir araya toplaşup çıkıdaki emanetleri şöylekim bir keramet iden sahibine veresüz. Sabah olunca doksan dokuz bin eren Hoca'nın avlusunda toplaştılar. Darı çeci yığub oynaştırmadan seccade atup iki rikat namaz kılmayı dilediler. Hazır duruşanlar bu oyunu göze alamadular. Bu sırada Bekdeş seccadeyi eline aldı. Ol darı çecinin önünde durdı. Bismillah, bi emrillah, bi kudretullah, bi hikmetullah deyub seccadesin saldu. Heman üzerine çıkup darı üzerinde iki rikat namazınu kıldu. Şöylekim bir darı dahi oynaşmadı. Anda hazır olan doksan dokuz bin Türkistan halifesi Veli'nin ululuğunu, keramatını görüp, beli deyip Ahmed Yesevi emanatı çıkını Hacı Bekdeş Veli'ye teslim ettiler.

Bir gice düşünde Sultan Hoca Ahmed Yesevi Hazretleri Hünkar'a eyitti, Ya Bekdeş beşaret senindür, bizden nasibini aldun, var seni Rum'a salduk. Orada Sulucaöyüğü yurd edinesün, Rum'da Abdallar, Budalalar, Malamatlar çok durur. Hünkar Bekdeş nasibini alup Lokman-ı Pirende dergahına vardı. Ol ocakta odlar yanar idi. Hazır erenlerden bir er yanan odunlardan bir doğrusunu alup Türkistan erenlerinin gözleri bakup dururken Rum'a attu. Dut ağacundan köseği yanur bir vaziyette Rum'da Hak Ahmed Nureddin Sultan dirler bir er kişi tuttu. Sulucakaraöyük'de bir yire dikti.

Ulu Hünkar icazatın alup Rum'a azmetti. Çok yirleri ziyaretten maada yürüdü Rum'a geldi. Hemenkim Rum erenlerine selam virdi. Elli yedi bin Rum ereni bir mecliste danışurlardı. Ol demde Rum'un gözcüsü Karaca Ahmed er idi. Hünkar'ın selâmı Seyyid Ahmed Nureddin kızı Fatma Bacı'ya malum oldı. Pes Fatma Bacı Hünkar'ın ayaklayın selamın aldı. Erenler sual etti, kimin selamın alursın? Fatma Bacı eyitti Türkistan'dan Rum'a kuvvetli bir er geliyor. Onun selamın alırız didi. Ne tedbir edelimki er Rum'a girmesün, velayetimüz gider didiler. Birisi eyitti tedbir budur. Kanat açup arşa sed edelimki er aşamasun. Cümlesi birbirine kanat bağlayup arşa sed eylediler. Hacı Bekdeş gördü ki yol bağlu. Bismillah ve ya Allah ve ya Kudretullah ve ya Sırrullah deyüp bir güvercin olup arşa ulaştı. Anların setün üstünde pervaz urup geçti. Ol anda Rum erenlerinin kalbine bir ağır korku düştü. Bildiler ki o er Rum'a girdi. Karaca Ahmed'e didiler. Rum'un gözcüsüsün, bak ki o er hangi diyarlarda. Karaca Ahmed murakebe eyledi. Eyitti, Rum'a göz ilettim, her canlu cinsli cinsiyle eş durur. Amma ki Sulucakaraöyük dinen yirde güvercin donunda donanı bir tek güvercin oturup durur. Heybetinden üzüne bakamadım, er andan gayri değildür. Erenler eyittiler, Hacı Dorgul duğan donuna bürünüp pervaz urdu. Karacaöyüğün üzerine vardı. Pençesin hemendem açup güvercini çarpacak sırada Hacı Bekdeş Veli sırrul aziz hemendem bir yiğit er donuna girdi. Hacı Dorgul'u mubarek parmağıyla duttı, bir azim sıktı. Ol zaman Hacı Dorgul yire düşüp heman kim baygun oldı. Bir kim baygunlukta sonra aklı başuna gelüp ayağa kalkup Hünkar'ın elini öptü, nice özürler eyledü. Bu andan Hünkar eyitti "Ey Hacı Dorgul er erin üstüne zalim donunda gelmez. Biz kim Rum'a girerken güvercinden maada zararsuz bir yaratuk bilse idik heman onun sıfatına girer idik, neki andan maada zararsuz bir yaratuk doğmamıştı." O günden sonra Kırşehir ahalisi oğlancıklarına Hacı Doğan adın çok dir oldular. Hünkar Sulucaöyük'te nice hanlar açup, nice kazanlar kurup, nice sofralar yayup, açları duyurdı. Nice dertlilere derman olup, ağlayanı güldürdi. Nice ayıpları örttü, açıkları kim giydirdü. Nice leşkerin kim sırtın sıvadı, nusratlar diledi. Velayeti, keramatı çokdürür. Denizler mürekkep, ağaçlar yazğu olsa kafi değildür, sin irişmez vesselâm.

Hünkar Hacı Bekteş'in Vefatı

Kutbil Evliya Hazreti Hünkar bir gün evradını okudı. Niyaz içün kim halvete girdi. Üç yüz altmış halifesin başına çağırttı. Habib Emircem, Hızır Lâle, Sarı İsmail huzurda idiler.

Sarı İsmail'e eyitti: Sen benim sırdaşumsın. Bugün perşembe, ahirete göçüm hazır oldı. Halveti ört, Hızır gelir beni yıkar, kefenler. Suyumu dök, kefenimi biç. Götürün toprağa yaturın. Fatıma Ana Kadıncığım oğlı Habib yerime otursun. Otuz yıl elli gün hizmet eder. Maada Hızır Lâle geçer. On üç yıl kırk sekiz gün oturur diye vasiyet eyledü. Oğlu Habib Hünkar'ın hırkasıyla yüzünü örttü. Erenler anası Fatma Bacı, Habib Emircem Sultan, Hızır Lâle Sultan, Karaca Ahmet, Sarı İsmail, Resül Baba, Seyyid Cemal, Kızıl Deli, Karadonlu Can Baba, Sarı Saltık, daha niceleri hep gelüp ağlaştular. Habib, Hızır, Sarı İsmail, Cemal Seydi, Aslan Nûş bir elden su döktü. Nikaplı er yıkadı. Kefenlediler. Hızır imam oldı. Nice yetmiş saf durup namazın kıldular. Maada götürüp mezarına koydular. Elli iki gün durdular kim sonra üç yüz atmış eren yurtlarına gerüsün gerü gittüler. Hünkar'ın ölümü devresinde her sene gelüp ulu dergaha niyaz kıldular.

asli_33
18-02-2007, 01:06 AM
Hünkar, doksan bin çerağ uyandırmış, otuz altı bin halife yerine koymuştu. Hünkar ahirete göçünce oğlı Habib Emircem yerine geçti. Halifelerin hepisi Hacı Bekdeş'in vasiyetine uyup her biri bir diyara dağıldu. Üç yüz atmış dergah içinde nice er devran ider idi. Adların saymakla bitmez. Şimdiye dek ışığu yanan halifelerün adların şöyle kim bileler.


Bilesiz kim Hünkar iki hatun aldı. Dünyalık Seyyid Nureddin kızı Fatıma Ana'dandur. Habib Emircem, Hızır Lâle, Seyyid Mahmud, Hatem ve Sakine evladlarıdur. Mahmud baliğ olmadan dünyadan göçti. Hünkar ardından nice gün mahzun oldı. İdris Koca kızı Nuriye Ana ahretlik idi. Badehu Hünkar'ın ulu dergahında iki post durır. Mücerret postı, dünyaluk görmemiş, pâk ve arıdır. Müteehhil postı, evlenür, dünyaya nesiller getirür. Bileler kim ikiside hakdürür. Maada bileler kim anın hizmetin idenler nicedür.


Seyyid Cemal Sultan
Horasandan on iki soydandur. Hazreti Hünkar ona Cemalim der idi. Hünkar kim dârı bekâya göçtü. Cemal Altuntaş'a vardı. Keramatı çoktur. Tekölcük'te bekâ eyledü. Oğulcuğu Asıldoğan Gelibolu'da denizi geçüp çok gazalar eyledü. Şeyh Bedreddin hadisesinden maada oğulcukları şarka gittiler. Muhibleri çokdurur.


Kolu Açık Hacım Sultan
Horasan mülkünden gelmiş idi. Battal Gazi askerinde bir leşkerin nesebinde idi. İyi kıluç çalar idi. Hünkar batın kılıcın ona kuşattu. Bizden destursuz bir iş yapmayasız diye tenbihledi. Ama o miskinlik etti. Kılıcı bir katıra vurdu, heman kim kolları çot oldı. Nedamet getirüp Hünkar'ın himmetiyle kollaru açıldı. Hünkar'dan sonra Uşak-Susuz nam yirde tavattun etti.


Şah İbrahim Hacı
Şah İbrahim Hacı, Horasan mülkünden on iki soydan olup, bade Bozok'ta yurtluk ederdi. Hünkar Hacı Bektaş sürülerini güden İbrahim Hacı'nın başındaki Elifi Hüseyni tacını tekbirledi, giydirdi. Nasibini Hünkar'dan alan İbrahim Hacı, erenlik mertebesine vardı. Üçok ile Bozok arasını gezdikten maada, Şeyh Safi askeri olup Sivas'ta oturdu.


Garib Musa Horasanî
Horasan diyarı Nişabur Niş şehrinden kalkan İbrahim Sani oğlu Mustafa Menteş, Sivas eline geldi. Haramiler ona orda şehitlik şerbeti içirdiler. Bir oğlancığı kaldı. Haktan maada kimseciği yok idi. Hünkar'ın ulu dergahına getirdiler. Nasibini Hünkar'dan alıp Sivas'ta kaim oldu. Adına Garib Musa derler.

Kızıl Deli Sultan
Horasan erenlerinden Seyyid Hüseyin Ata'nın oğlu olup, kafir korkusundan Rum'a azmeyledi. Hünkar'ın bendelerinde ve sakadarı idi. Kırk eren ile Rumeli'nde çok gazalar eyledi. Oğulcukları Rumeli'nde tavattun eder.

Karaca Ahmed Sultan
Kafir korkusundan Horasan'dan Kırşehri'ne gelen doksan bin eren içinde Seyyid Nureddin ile bile gelmiştir. Bu ile gelen kafirden kaçıp Manisa'ya bile giden Karaca Ahmed Sultan, Seyyid Nureddin ile gelip Hacı Bektaş Veli'den nasibini almıştır. Soyu Erzincan'da kaimdir.

Şamaki Aslan Nûş Sultan
Atlas Pûş dirler amma lakin galattır. Oğuzdan Bayındır Han soyundan olup, aslen Şamakili'dir. Muhiblerine Şah Şadili dirler. Hünkar'ın Şerbetçisi idi. Ol sebepten adına Nûş denilmiştir. Hünkar onu Kafkas illerinde yurt ve muhib edinesin deyu gönderdi. Muhibleri Sivas, Malatya ile pek çok ilde kaimdir.

Pirabat Sultan
Pîrab, badehu Kara Pirbat Sultan'da dirler. Hünkar'ın ölümünden sonra Konya'da bir asitane kurup halkı irşad eyledi. Pirin Çerağcısı idi. Bir oğlancığa hayat virdi. Konya kapusında yatar. Oğlancıkları Malatya ve Sivas'ı yurt edindiler.

Sarı İsmail Sultan
Karaca Ahmed ile bile Hünkar'a gelmiş idi. Sarı İsmail, Hazreti Pir'in sırlaruna vakıf özel hizmetlerin görür ve İbriktarı idi. Hünkar'ın Hakka yürümesini mütakip Menteşe-Tavaz dinen mahalde bir kiliseyi büyük tekke eylemiştir. Adına öküz söyleten dirler. Keramatı çokdurur.

asli_33
18-02-2007, 01:07 AM
Resul Baba Sultan
Hazreti Hünkar'ın Ferraşı idi. Hazreti Hünkar'ın vefatından sonra Altuntaş-Beşkarış dinen yirde Beşkarış kafirinin kilisesini tekke eylemişti. Seyyid Cemal'in komşusu olup bu mahalde Dede Çalusı dirler bir yirde kaimdir.


Abdal Musa Sultan
Hünkar'ın amcası oğludur. Horasan mülkünün Sultanıdır. Pir'in Ayakçısı idi. Her işin görülmesi onun eline verilmiş oluptur. Aşağı Deniz kıyısında Elmalı dinen yirde tekkesi geniştir. Kaygusuz Baba onun elinden yetişmiş idi. Oğulcukları Osmanlı mülküne pek çok hizmet etmiş olup cihangir idi. Muhibleri Asker içinde çok olup, Abdal Musa namında Bursa, Aydın, Elmalı'da tavattun iderler.


Boz Geyikli Dede Kargın
Horasan diyarının ulu sultanlarından Yesevi kolunun, on iki boyun en kudretli elidir. Hünkar'ın eli, ayağı, gözü, kulağı idi. Bir geyik uğru sıra giderdi. Geyik postun giyer, başına vurur öyle gezer idi. Sulucaöyük yakınlarında Kargın Deresi dinen bir mahalde ikamet ider idi. Hünkar Hacı Bekdeş onu irşad içün uzak diyarlara salmıştır. Evlâtları Çorum, Sivas, Malatya, Maraş illerinde tavattun ider.


Karadonlu Can Baba Sultan
Horasan'da on iki boydandır. Saru Saltık ile diyarı Rum'a gelmiştir. Tatar Han'ın Erzincan diyarını talan etmesi üzerine Rum Erenlerinin Sultanı Hünkar Hacı Bektaş Veli, Karadonlu Can Baba'yı Sivas'a Kavus Han'a gönderdi. Halka zulüm etmeyesiz ve de Muhammed dinine dönesiz, sözümüzü tutmaz ise sonu helaktır dedi. Kavus, Hacı Bektaş kimdir diye sual eyledi. Karadonlu Can Baba eyitti Hak ereni dedi. Kavus Han, gelsün de marifetün görelim dedi. Karadonlu Can Baba eyitti, ona diyeceğiz bana diyesüz dedi. Kavus Han keşişüne danıştı. Bir kuvvetli ağu hem kim hazır ittiler, Karadonlu Can Baba bir nefesleyin almadın içti, ağu tabanlarından damladı, huzurda oturanlar hayrette kaldı. Keşiş, bu kuvvetli bir sihir dedi. Can Baba eyitti, böyle bir sihir keşiş göstersin de görelim. Keşiş kulaklarına kadar utandı, Kavus Han eyitti, bir kazana keşiş ile Karadonlu Can Baba'yı koydular, dağların odunların altına attılar, üç gün kaynattılar, açtılarkim keşiş yanmış, ammaki Karadonlu Can Baba bakar oturur. Kazandan çıkardılar can gövdede var. Kavus Han ana eyitti adın Can Baba olsun, askerlerim Hacı Bektaş ve tekkesine asla zarar eylemesün dedi, tembihledi. Erzincan, Sivas, Elaziz, Malatya taraflarında evlatları çokdurur.


Seyyid Mahmud Hayrani
On iki posttandır. Akşehir iline Horasan diyarından gelmiş idi. Erenlerin marifetin işidüp huzura varmak diledi. Nice eren ile kendisi bir aslana bindi bir kim ejderhayı eline aldı. Sulucahöyüge vardı. Hazreti Hünkar'a haber verdiler. Hünkar, Kızılkayaya binüp süvar karşu yürüdü. Mahmud Hayrani gördü kim, Hünkar cansız divar yürütmüş. Hemen hatasın anladı. Ejderha ile aslanı attı. Hünkar'ın huzurunda dervişleri ile niyaza durdu. Bu sırada Hünkar'ın huzurunda aslan ile ceylanın seviştiğün hayran hayran seyre daldı. Hünkar ona Hayran adın virdi. Hünkar'dan izin alıp Akşehir'e gerisün geri gittiler. Hünkar'ın nasihatı üzerine Sultan Alaaddin, Seyyid Eba Müslim Horasani oğullarından Baba Mansur, Hacı İzzeddin Kureyşi, Baba Beyaz'a, Erzincan ile Hısnu-Mansur havalisini yurt bendelik verdi. Kalender hadisesinden mada oğulları bu yerlerde kaimdir.


Sarı Saltuk Sultan
On iki boydandur. Hünkar'ın Kılıçdarı idi. Kırk bin eren ile beraberdi. Denizlerde ve karalarda nice kazalar eyledü. Kendüsine tabi abdallar ile çokca diyarlar fethetti. Bir çok gazavattan sonra urumelindeki Kaligra Hisarında kaldı. Mezarı kayalar üzerinde kaimdir. Şadıllı, Hasan Dede, Cibali Sultan evlatlarının ulu piridir. Ankara, Sivas, Malatya'da muhibleri çokdürur.


Ahi Evran Sultan
Ahi Evran padişah Kayseri'den debbağdı. Ulu Alaeddin onu Konya'ya davet eyledi. Sadettin Konevi ilen muhabbeti ziyade idi. Takim onu Denizli'ye gönderdiler. Hacı Bekdeş kim Sulucaöyüğe gelince, o da Kırşehri'ne geldi. Çokca debbağlık yaptı. Tatar muhalifi olup savaşkan idi. Fütüvvet erbabının serveridir. Bu yüzden şehitlik şerbetin içti. Hünkar ile müsafahası, keramatı çokdurur.

İshak Barak Baba
Horasan'dan on iki soydandur. Çad karyesinde iken Baba İlyas Horasani'ye mülaki olmuş idi. Badehu Hacı Bekdeş Veli'ye muhib olmuştur. Gayet cihangir olup Hünkar'ın dergahında itleri terbiye ider idi. Ol sebepten adına Barak dirler. Muhibleri Sivas'ta olup elan kuvvetlü it beslerler.

Güvenç Abdal
Hünkar'ın tatarı idi. Bir yere nâme iletmek dilese, Güvenç Abdal giderdi. Hindistan, Delhi şehrinde gördüğü âlem güzeline âşık oldı. Hünkar'a dediler, iki aşığu izdivaç eyledi. Hünkar'ın dergahında bir haymada yatarlar. Keramatları saymakla dile gelmez.

Tapduk Emre Sultan
Hacı Bekdeş Sultan'ın ünü her tarafta duyulmuş idi. Emre Sultan eyitti. Erenler meclisinde nasip alup viren Bekdeş ismin görmedik deyüp ulu dergaha gelmedi. Bu sözü üstüne, çırası bir daha kim hiç yanmadı. Hatasın anlayıp Hünkar'ın huzuruna vardı. Hünkar'ın eli ayasındaki yeşil beni görünce, şimdiye değin nasip aldığı el olduğın anlayup, heman kim taptuk sultanım, taptuk sultanım, taptuk sultanım deyü niyaz eyledi. Kızılırmak yanında er Taptuk karyesinde tavattun eylemiştir.

Yunus Emre Sultan
Kızılırmak kenarında Sarıköy dirler bir köy var idi. Kötü kıtlık çekerler idi. Yunus bu köyde ekincilik eder, öküz sürer idi. Hünkar'a varmak diledi, utancından dağ alucı koparup Hünkar'a götürdü. Hünkar'ın dergahına geldi. Huzura ilettiler, Hünkar üç kez nefes virmek diledi amma ki o buğday istedi. Verdiler, gelürken gönlü bulandı. Gerisin Hünkar'ın huzurına vardı kim nefes dilendi. Hünkar, o iş bundan tez Taptuğa virildi. Gitsin nasibini orada alsun didi.

Yunus Taptuğa vardı. Bu dergahta kırk yıl odunculuk edip cezbeye kapıldı. Söylediğini hak içün söyler oldı. Sözlerinin hattı hisabı bilinmez. Kızılırmak kenarında Sarıköy üstünde tevattun eder. Mezarı burda kaimdir.

asli_33
18-02-2007, 01:11 AM
Kudret, Nübüvvet, Velayet, Beşaret, Emanet postların kim beyan eder.

Beyaz Post: Allah; Hakkın Yaratıcı Kudret Eli. Yedi-Beyza (Nur).

Sarı Post: Hz. Muhammed (Ahmed-i-Muhtar); Nübüvvet (Güneş).

Yeşil Post:Hz. Ali (Haydar-ı-Kerrar); Velâyet (Ay).

Kara Post: Ahmed Yesevi (Türkistan Postu); Piri Beşaret (Yıldız).

Gök Post:Lokman Perende (Horasan Postu); Mürşidi Emanet (Cevher).


On iki postu kim beyan eder.

1 - Mürşid Postu: Hünkar Hacı Bektaş Veli.

2 - Rehber Postu: Habib Emircem Sultan.

3 - Türbedar Postu: Hızır Lâle Cüvan.

4 - Aşçı Postu: Karadonlu Can Baba.

5 - Ekmekçi Postu: Seyyid Mahmud Hayranî.

6 - Şerbetçi Postu: Kızıl Deli Sultan.

7 - Nakib Postu: Sarı Saltuk Sultan.

8 - Meydancı Postu: Seyyid Cemal Sultan.

9 - Atçı Postu: Boz Geyikli Dede Karkın.

10 - Kurbancı Postu: Şah İbrahim Hacı Sultan.

11 - Ayakçı Postu: Abdal Musa Sultan.

12 - Mihmandar Postu: Kolu Açık Hacım Sultan

On iki hizmetin kim beyan eder:

- Tarikatçı: Hz. Hasan Mücteba.

2 - Davetçi: Hz. Hüseyin Desti Kerbelâ.

3 - Saki: Hallac-ı Mansur.

4 - Zakir: Seyyid Nesimi.

5 - İbriktar: Sarı İsmail.

6 - Gözcü: Karaca Ahmet.

7 - Çerağcı: Kara Pirabat Sultan.

8 - Sofracı: Garip Musa Sultan.

9 - Meydancı: Barak Baba.

10 - Ferraş: Resül Baba Sultan.

11 - Pervane: Taptuk Emre.

12 - Kapıcı: Güvenç Abdal.

Pes Hazreti Hünkar ol kutbi cihan evliyai serçeşmei Hacı Bekdeş Veli Horasani sırrul azizin burada Vilayetnamesi son kim tamam oldı. Bunı dahi Aziz Yusuf Çelebi oğlı Hacı Zülfikar Çelebi defterinde yazmışdım. Elhac Hafız Mehmed Perişan Dedebaba banisi Yanbolulu Elhac Ali Turâbî Dedebaba kaddesallahü sırrül aziz elinde yazıya çekildi. 13 Zilhicce 1265.

Aslanın ağzında nûş it

Vallahü âlem bissevab,

Temmetil kitab

http://www.hbektas.gazi.edu.tr

alevi angel
18-02-2007, 11:09 AM
emeğine, yüreğine sağlık canım o:o

AsA
18-02-2007, 11:20 AM
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİNE ÇEVİRİSİ
(İcazetname)


İç Kısım
İnsanı sudan yaratan ve onu dişi ve erkek kılan Allah’a şükürler olsun.



Orta Kısım

Yardım Allah’tandır ve zafer yakındır ve sen mü’minleri müjdele Ey Muhammed Ey Ebu Bekir Ömer Osman Ey Ali



Dış Kısım

Muhakkak ki biz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır. Ta ki Allah senin için günahından, geçmiş ve sonraya kalmış olanı bağışlasın ve senin üzerine nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin ve Allah sana pek izzetli bir yardım ile yardımda bulunsun. O, öyle bir yaratıcıdır ki mü’minlerin kalbine sukuneti indirdi. Yâ Allah.



Asıl Metin

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın Adıyla (Başlarım)

Başarı Allah’tandır ve O hakikat yoluna ulaştırandır. Zorlukların ve felaketlerin perdesini kendisinden başkasının açamadığı, hile ve desiselerin karanlığını kendisinden başkasının bilemediği, faydaların kendisinden başkası tarafından verilmediği, kendisinden başka bir ilaha “ilah yoktur” diye dua edilmeyen, her iki âlemde, mü’minler için kendisinden başka sığınacak biri olmayan, müttakiler yani her iki dünyada da Allah’tan hakkıyla korkanlar için kendisinden başka dayanacak ve sığınacak bir yerin olmadığı, her iki halde de (dünyada ve ahiret hayatında) gerçek ve samimi inananlar için ondan başka istenecek ve ulaşılması arzulanacak birinin olmadığı, tek bir ilah olan, O’ndan başkasına ibadet edilmeyecek olan, yaratılmışların yegane yaratıcısı, onun izni olmadan hiçbir yaratılmışın öncesi ve sonrası olmadığı Allah’a sonsuz şükürler olsun. İşte bu sizin yaratıcınız: herşeyi yaratan ve kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Ondan başka ayıpları örten yoktur, kendisinden başka kimsenin bilmediği bilinmeyenlerin anahtarı ondadır, ondan başka yücelik ve şeref verecek kimse yoktur. Ondan başka tövbeleri kabul edecek kimse yoktur. Suçları ondan başka bağışlayan, günahları ondan başka affeden ve tövbeyi ondan başka kabul eden de yoktur. O, kendisinden başka ilah olmayan, güç ve kudret sahibi olan Allah’tır. Şehadet ederim ki, ondan başka Tanrı yoktur ve O, tek ve ortaksızdır. Yine şehadet ederim ki, vadedilen altında toplanılacak sancağın ve o tatlı havuzun sahibi olan Muhammed (A.S.)’da onun kulu ve peygamberidir. Allah’ın ebedi ve kıyamet gününe kadar daimi olan selamı, ona, onun ruku ve secde halinde daim olan ailesine ve arkadaşlarına olsun. Allah, dosdoğru ve Allah’tan hakkıyla korkan Ebu Bekir’den, iyiyi kötüden ayırmasını bilen temiz insan Ömer’den, iki nur sahibi[5] temiz insan Osman’dan, vefalı ve seçilmiş olan cömert Ali’den, iki faziletli, şerefli, seçkin imam’dan –peygamberimiz için iki göz ve iki kulak kadar değerli olan- Hasan ve Hüseyin’den, peygamberin amcaları, insanların en hayırlıları ve iyilerinden olan Hamza ve Abbas’tan, Muhacirler’den, Ensar’dan, onlara uyanlardan kıyamet gününe kadar, bütün hepsinden razı olsun. Şüphesiz bu belge, faziletli, ilmiyle amel eden, olgun insan Şeyh Hasan oğlu Şeyh Muhammed Karkınî -ki Karkınî diye lakablanan Numan’dan dolayı bu ismi almıştır- nin ortaya çıkardığı şeyleri içine alan belgenin manalarını içermektedir. Benim ve Ariflerin Sultanı Seyyid Ebu’l-Vefa-Allah sırrını yüceltsin- Hazretlerine ulaşanların yanında olması gereken yol, fakirlik yoludur ki, bunun delili peygamberin şu hadis-i şerifidir: “Fakirlik[6], benim onurumdur. Onunla diğer peygamberlere karşı övünürüm.” Yine peygamber efendimiz buyurdu ki, “Günahından bir daha işlememek üzere tövbe eden onu hiç işlememiş gibidir.”

Ey irfan yoluna girmek isteyen, ey marifet yolunun yolcusu, ey ihsan sahibi kişi, Allah seni başarının nurlarıyla desteklesin ve gerçeklik içkisinin en temizinden sana versin. Zahid, ibadet ehli, faziletli Şeyh Muhammed Karkınî –Allah aziz ruhunu kutsasın- ki ona başlangıçtan sonsuza kadar dualar olsun. O, şeyhlerin şeyhi, Allah aşkından coşanların başıdır. O, ariflerin tacı olan seyyid Ebu’l-Vefa’nın müritlerine, halifelerine ve tüm fakirlik elbisesini giyip bu yola başkoyanlara görev vermek, onları görevden almak, onlara bağışda bulunmak ve onlardan yardım almak yetkisine sahiptir. O, tövbe edenlerin tövbesini almak, onlardan söz almak, vefa hırkası giydirmek, onlara, temiz insan, ibadet ve taat ehli olan, faziletli, olgun, fakir ve miskinlerin babası, efendilerin efendisi, cömertlik ve mutluluk madeni Seyyid İbrahim’in oğlu Seyyid Muhammed’in emriyle Allah yolunda kuşak bağlamak için halifelik görevini üstlenmiştir. Ona bu görev, vaktinin en üstün ve en seçkin kişisi Seyyid Haşim diye lakablanan Seyyid Ahmed’ten, bu fakirlik erkanı ona da Seyyid Cemaleddin Yusuf’tan, ona da Seyyid Şerafettin İshak’tan, ona da Seyyid Nizamettin Veys’ten, ona da Seyyid Şerafettin Hüseyin’den, ona da Seyyid Minaettin Abbas’tan, ona da Seyyid Nurettin Osman’dan, ona da Seyyid Salih’ten, ona da Seyyid Hamis’ten, ona da amcası Seyyid Tacü’l-Arifin Seyyid Ebu’l-Vefa-Allah sırrını yüceltsin- ‘dan, ona da bu erkan Şeyh Muhammed Şenbekî’den, Ona da Ebu Bekr el- Herevî’den, ona da Şeyh Muhammed en-Nihrevani’den, ona da Şeyh Abdullah et-Teskerî’den, ona da Şeyh Hasan el-Basrî’den, ona da iki Hasan’ın babası vefekar, cömert, seçilmiş olan Ali-Allah onu şereflendirsin-’den ona da selamın ve duanın en iyisine layık olan Kureş kabilesinden olan ve Haşimi kolundan gelen peygamber efendimizden, ona da kardeşi Cebrail aleyhisselamdan, ona da İsrafil aleyhisselamdam, ona da Mikail aleyhisselamdan, ona da levh-i mahfuz denilen Allah’tan başka kimsenin bilmediği o levhadan devredilmiştir. Bunlar levh-i mahfuzda Allah’ın izniyle önceden yazılmıştır. Selam ve duanın en güzeli peygamber efendimize ve onun şerefli ailesine ve arkadaşlarına olsun. Allah bize yeter o ne güzel bir vekildir. Ya Allah, ya Rahman(esirgeyen), ya Rahim(bağışlayan), ya Kerim(cömert). Bu bölüm tamam oldu.


teşekkürler emeğine sağlık bu gönderdiğimde imam hüseyin efendimizin dağıttığı icazetnamesinin başlık bölümü türkçeye çevrilmiş hali.....

Rojaazme
18-02-2007, 11:43 AM
emegine yüregine sağlık aslı can..

Fukara-i Abdal
30-06-2009, 01:36 AM
Horasan'dan Ruma Zuhur Eyleyen,
Varmı Hacı Bektaş Veli'den gayri,
Otuz Altı Bini İrşad Eyleyen,
Varmı Hacı Bektaş Veli'den gayri !

Okunması Gerekn çok güzel bir yazı !

Yüreğine Sağlık..