PDA

: Turan Eser: ALEVİLER VE SİVİL İTAASİZLİK


alamutlu
19-09-2006, 07:03 AM
Turan Eser: ALEVİLER VE SİVİL İTAASİZLİK
19-09-06


YAZAR: TURAN ESER *

Pir Sultan Abdal’ın ya da Sokrates’in, kendilerine verilen ölüm cezalarından, kendilerini kurtarma imkanları olmasına rağmen, ilkeleri uğruna bunu reddetmeleri buna örnek verilebilir. Birisi Osmanlının zulmüne karşı boyun eğmezliğin simgesi olurken, diğeri düşünce özgürlüğünün savunucusu olarak, toplumsal hafızalarımızda silinmesi mümkün olmayan iz bırakmıştırlar.

“Herkesin suskun olduğu bir cumhuriyette, özgürlüğün varlığı tartışılır.” Montesquieu

Son günlerde, Alevi hareketi içerisinde sivil itaatsizlik kavramı sık sık kullanılmaya başladı. Dolaysı ile tartışmanın ekseninde bazı doğru tespitler, uluslar arası tartışmalardan beslenerek sağlam zemine oturması gerekir. Türkiye’de sivil itaatsizlik tartışmalarının uzun bir geçmişi yok. Bu nedenle de Alevi derneklerinin bazılarından bu kavram, yapılan bazı etkinlik ve eylemlere sıfat olarak eklemlenerek kullanılmaya başlandı.



Bu kavramın ilk olarak, Türkiye’de kullanılmaya ve tartışılmaya başlaması 1990’lı yıllarının başlarına rastlar. Tabii ki bu kavramın birde uluslar arası ölçekte tartışılmışlığı ve yaşanmışlıği vardır. Bu kavram ilk olarak 1948 yılında Amerika’da Thoreau tarafından ortaya atılmıştır. Avrupa’da ise 1980’li yılların başlarından kullanılan bu kavramın, Türkiye’de ilk kez 1992’de ve Alevi hareketi içerisinde 2006’da telaffuz edilmesi, kavramın tam olarak anlaşılması için, tartışmaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

Sivil itaatsizlik kavramı, kitle hareketlerini, protesto ve eylem biçimlerini tanımlamak için yıllardır kullanılmıştır. Bu kavramın vizyonunda ise, demokrasinin derinleştirilmesi ve demokrasi uygulamalarının evrensel değerler ölçüsünde, eşitçe yaşanılmasını sağlamak yatar.

Sİvİl İtaatsİzlİĞİn yaratıcısı Henry Davİt Thoreau kİmdİr?


Thoreau, 1846 yılında, köleliğe karşı muhalefetin yükselttiği hareketin varlığına dikkat çekmek için "kelle vergisini" ödemeyi reddedip bir gece hapis yatmıştır.
Thoreau, kendisine "paraya sıkışıksan vergini ben ödeyebilirim" önerisini geriye çeviren, vergi ödememeyi "bir ilke sorunu" olarak değerlendirip, köleci devlete verilecek desteğin ilkesizlik olduğunu savunan bir kişiliğe sahipti.


Thoreu, daha sonra eylemlerini konferanslar vererek sürdürdü. Bu konferanslarında anlattıkları ”Resistance To Civil Government” yani türkçeye "Sivil itaatsizlik" diye çevrilen manifesto haline gelmiştir.


1862 yılında Concorde kasabasında ölen Thoreu, manifestosunu şu sözlerle açıklıyordu; "Kendimi şöyle bir devlet düşleyerek avutuyorum: Sonunda bütün insanlara karşı doğru olmayı gözeten, bireye sanki komşusuymuş gibi davranan bir devlet! Komşularıyla yurttaşlarının tüm ödevlerini yerine getiren bir avuç kişi, onun işlerine karışmaksızın ne de onunla kuşatılmaksızın kendisinden uzakta yaşayacak olursa, bunu kendi amacına aykırı saymayan bir devlet! Bu tür meyveler veren, bu meyvelerin olabildiğince çabuk olgunlaşıp dökülmeleri uğruna sıkıntı çeken bir devleti Böylesi bir oluşum daha yetkin daha parlak bir devletin yolunu açacaktır. Benim düşlediğim de bu işte. Gel gelelim henüz böylesi yok orta yerde."

Thoreau’ya göre sivil itaatsizlik; “Yönetim siyasetinin ya da yasaların değişmesini isteyen, aleni, şiddetsiz, vicdani, fakat aynı zamanda siyasi olan, yasa dışı bir eylemdir.“

Freeman ise sivil itaatsizliği „bireylere baskı ve zulüm karşısında özgürlüklerini korumak için son çare olarak direnme hakkını tanımaktadır. Bu hak, pozitif hukuka da geçmiştir.“ şeklinde ifade etmektedir. Direnme hakkı, 4 Temmuz 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirisinde ve en geniş ifadesini ise Fransız İhtilali metinlerinde bulmaktadır.

GANDHİ VE DÜNYA’DA SİVİL İTAATSİZLİK

Bu manifestosunun (sivil itaatsizliğin) uluslararası ölçekte, duyulması ve yaygınlaşması, Hindistan'ı İngiliz egemenliğinden kurtarmak için başlayan hareketin önde isimlerinden Gandhi sayesinde olmuştur. Oxford Üniversitesi'nde Thoreau ile tanışan Gandhi, otuz yıl boyunca, sivil itaatsizlik ilkelerinden taviz vermeden, mücadelesini sürdürdü.

Peki somut olarak, Gandhi’nin sivil itaatsizlik eyleminin karakteri nasıldı? Hindistan’da egemenliğini sürdüren, İngiliz yönetiminin, Hindistan halkının tuz yapımını yasaklaması üzerine, Gandhi ve arkadaşları deniz suyunun buharlaştırılması sayesinde elde ettikleri tuz, aslında İngiliz yönetimin yasalarını çiğnemek anlamına geliyordu. Bu olayların ardından Gandhi ve binlerce Hindistanlı hapishanelere konuldu. Gandhi'nin cezaevinde başlattığı açlık grevi bir sivil itaatsizlik eyleminin devamı niteliği taşımaktaydı. İngilizler, Gandhi’nin cezaevinde ölmesini göze alamadıklarından dolayı bırakmak zorunda kaldığı biliniyor. Ancak Gandhi sivil itaatsizliğin sürdürücüsü olarak İngiliz yasasını çiğnemeye devam ederken, tekrar hapse atıldı. Sonuçta, İngiliz yönetimi yasayı kaldırmak zorunda kaldı. Gandhi'nin önderliğinde sivil itaatsizlik eylemleri ve ilkeleri Hindistan’ı bağımsızlığına kavuşturdu. Gandhi sivil itaatsizliğin ilkelerine dair, “Satyagrahi toplum yasalarına aklını kullanarak, kendi özgür istemiyle boyun eğer. Çünkü bunu kutsal bir görev bilir. Ancak, toplum yasalarına bu şekilde titizlikle uyduktan sonradır ki insan, hangi kuralın iyi ve adaletli, hangisinin haksız ve adaletsiz olduğuna karar verebilir. Ancak o zaman insan, çok iyi belirlenmiş durumlarda, bazı yasalara karşı boyun eğmezliğe başvurmak hakkını kazanabilir. … Şuna inandım ki, bir halk yasalara uymamak yoluna başvurmak yeterliliğini kazanmadan önce, onun bütün gereklerini tümüyle öğrenmelidir. … Hiç kimse öyle bulduğu için, mutlak biçimde haklı olduğunu ya da bir şeyin kesinlikle doğru olduğunu ileri süremez. Özgür kararıyla yanlış bulabildiği sürece bu, ancak onun için yanlıştır. Buna göre haksız olduğunu bildiği bir şeyi yapmaması ve her ne olursa olsun bunun sonuçlarına katlanması gerektiği ortadadır. İşte bu, ruhsal gücün kullanılabilmesi için yegâne anahtardır“ değerlendirmesi, kavramın içeriğini daha da zenginleştirmektedir. Thoreau’nun Hint felsefesinden de yararlanarak yazdığı “Sivil İtaatsizlik”i yine bir Hintli (Gandhi) tarafından okunup eyleme dönüştürmesi, ilginçliğin ötesinde, militarist, otoriter yönetimlere karşı “pasif direniş”in sonuç elde etmede ki etkisini göstermesi açısından da önemlidir. Yani şiddetten arındırılmış pasif direnmenin, zafere ulaştırdığı artık bilinmektedir. Türkiye’de, toplumun şiddetle içi içe yaşadığı bu dönemde, Hint felsefesinin, izlerini Alevi öğretisinde görmek mümkündür. Hacı Bektaşi Veli’nin “İncinsen de İnciteme” sözü, bu felsefenin Anadolu’da yansımasıdır.

Sivil itaatsizlik eylemi olarak değerlendirilecek bir kaç uluslararası örnek vermekte fayda var. Çünkü bu örneklere bakıldığında, her eylem türünü kolayca sivil itaatsizlik kategorisine koyamayacağımızı, daha kolayca anlarız.



TOPLUMSAL YARATICILIK VE Danİmarka halkından İKİ sİvİl İtaatsİzlİk ÖrneĞİ

Danimarka halkının tarihte iz bıraktığı iki sivil itaatsizlik ilkesine uygun örneği vardır. Bunlardan biri, İkinci Dünya Savaşında Naziler tarafından işgal edilen Danimarka'da, Nazi yönetiminin, Yahudilere karşı ayrımcı uygulamasına karşı çıkmaktır. Danimarka’daki Nazi yönetimi, Yahudileri, diğer insanlardan kolayca ayırt etmek amacıyla bir uygulama başlatmıştır. Bu uygulamaya göre tüm Yahudiler, elbiselerinin arka kısmında sarı yıldız işaret bulunduracaktı. Danimarka halkı, Yahudilere yönelik bu ayrımcı girişimi ve uygulamayı boşa çıkartmak için, Danimarka kralı dahil herkes, elbiselerinin arkasında sarı yıldızlı giysilerle sokağa çıktılar. Böylece Danimarka’da kimin Yahudi olduğunu anlaşılması mümkün olmadı ve uygulama boşa çıkartıldı.

İkinci sivil itaatsizlik eylemi ise, yine Nazi yönetimi, Yahudilerin tanınmasını imkansızlaştıran bu eylemin başında gördükleri Danimarka kralını gözaltında tutmak için, kralın çok hasta olduğunu iddaa ederek, kralı saraya hapsettiler. Nazi yönetimin bu uygulamasını boşa çıkartmak için farklı bir yöntem bulan Danimarka halkı, kralı ziyaret edip, geçmiş olsun dileklerini iletmek adına, ülkenin hemen her yerindeki çiçekçilere gidip krala gönderilmek üzere buketler hazırlattılar. Ülkenin her tarafından hazırlanan buketler saraya gelmeye başlayınca günlük hayat nerdeyse durma noktasına geldi. Günlük hayatı durduran bu eylem karşısında, Nazi yönetimi kralın aniden iyileştiğini bildirmek zorunda kaldı.


Amerİka’da ırkÇılık karŞıtı Sİvİl İtaatsİzlİk ÖrneĞİ
Amerika'daki ırkçılık karşıtı hareketin en önemli mücadele yöntemi, sivil itaatsizlik eylemleriydi. Irkçılık karşıtı hareketin taraftarları, ırk ayrımı gözeten dükkanlardan alışveriş yapmamayı, bu tip otobüslere binmemeyi ilke olarak benimsemesi, sivil itaatsizlik eylemi niteliğine sahiptir.

Keza, ABD’de gençlerin Vietnam'a gitmeyi protesto etmesi ve askerliğe çağrı belgelerini kitlesel eylemlerde yakma eylemini, birer sivil itaatsizlik örneğidir. Hatta savaş karşıtları, devlete vergi ödemek yerine, sivil itaatsizlik makalesi hediye etmesi önemli örneklerdir.

wengesodiri
19-09-2006, 07:09 AM
“Herkesin suskun olduğu bir cumhuriyette, özgürlüğün varlığı tartışılır.” Montesquieu

bizlerle paylaştığın bu bilgiler için çok teşekkürler ....

wengesodiri
19-09-2006, 07:13 AM
ek olarak...

Nasıl olmalı?
Bir eylemi sivil itaatsizlik olarak nitelememize yol açan unsurlar şöyle sıralanabilir:

1- Şiddetten Arınmışlık:
Şiddet, sivil itaatsizlikle kesinlikle bağdaşmaz. Kişilere (veya geniş anlamda canlılara) ya da eşyaya bilinçli olarak zarar vermeyi hedefleyen, dolayısıyla şiddet içeren bir eylem, sivil itaatsizlik kavramı dışında kalmaktadır. Bu anlamda, sivil itaatsizlikte eyleme katılanlar, şiddet uygulamaktansa, şiddete maruz kalmayı tercih eden bir bilinç düzeyindedir.

2- Evrensel Kabul Gören Hukuksal Değerler ve Toplumsal Etik Yoluyla Motivasyon:
Sivil itaatsizlik, üzerinde uzlaşılmış, bir çoğu uluslararası metinlerde kabul görmüş evrensel hukuki değerlerin (temel hak ve özgürlükler, çevre, hayvan hakları gibi) ve/veya toplumsal etiğin ilkelerinin ihlal edildiği kaygısıyla harekete geçmeyi gerektirir. Buna bağlı olarak, kişisel menfaat hedefli eylemler, kavramın dışında kalır.

3- Yaptırıma Katlanma:
Sivil itaatsizlik olarak nitelenebilecek bir eyleme katılanlar, bu protesto eylemiyle ihlal ettikleri yasanın yaptırımlarına katlanmakta; bunu göze almakta. Yaptırımlara katlanma, "hukuksal düzene" duyulan bağlılık ve güvenin bir göstergesidir. Zira hedef, hukuksal düzeni dışlayan bir toplumsal yapı (bir tür anarşizm) değil, içeriği evrensel ve etik değerlere göre belirlenmiş bir hukuksal düzendir. Bu nedenle, sivil itaatsizlik oluşturan eylemlerde yaygın bir biçimde görülen "tutuklanma," eylemi destekleyen bir öğe olarak algılanmakta.

4- Yasaya Aykırılık:
Sivil itaatsizlik eylemiyle, yukarıda sözü edilen evrensel ve üstün değerlere dikkat çekme kaygısıyla yasa, bilinçli olarak çiğnenmekte.

5- Aleniyet (Kamuya Açıklık):
Sivil itaatsizliğin bir protesto eylemi olması, onun kamuya açık olmasını zorunlu kılar. Kamuya açıklık, eylemin amacıyla bağdaştığı ölçüde, önceden haber vermeyi, katılıma açık olmayı ve eylemcilerin kendilerini ve kimliklerini saklama kaygısı taşımamalarını içerir.

wengesodiri
19-09-2006, 07:15 AM
Sivil itaatsizliğin babası kim?-M.Tamer
http://www.savaskarsitlari.org/images/miniminilogo.gif 17-12-2005 Milliyet (http://www.savaskarsitlari.org/aramasonuc.asp?YayinID=6) http://www.savaskarsitlari.org/images/balon.gif (http://www.savaskarsitlari.org/sozumvar.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=30217&SayfaNo=1) http://www.savaskarsitlari.org/images/atacbuyuk.gif (http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=30217#ilgili) Meral Tamer
"Bir yurttaş, vicdanını bir an için bile olsa, yasa koyucunun eline bırakmalı mıdır? Bırakmalıysa neden bir vicdanı var?"

Yıl: 1846
Yer: Amerika'nın Massachusetts Eyaleti
Olayımızın kahramanı Henry David Thoreau, vergi ödeyerek köleci bir devletin işini kolaylaştırmaya ısrarla karşı çıkmaktadır. Amacı, tutuklanarak içeri girmek ve böylece dikkatleri kölelik karşıtı harekete çekebilmektir.
Sonunda muradına erer. "Kelle vergisi" ödemeyi kabul etmediği için hapse atılır. Ancak vergi borcu, bir akrabası tarafından kendi bilgisi dışında aynı gün ödenir ve cezaevinde sadece 1 gece kalan Thoreau'ya özgürlük yolu görünür.
Thoreau itiraz eder: "Vergi borcumu ödeyen ben değilim, cezaevinde kalmak hakkım." Ancak cezaevinde kalmakta ısrar ettiği takdirde zor kullanılacağı yanıtını alınca, mecburen dışarıya çıkar.
Cezaevinden çıktıktan sonra, eylemlerini ve cezaevine giriş öyküsünü konferanslarda anlatır. Bu anlatılar, daha sonra "Resistance To Civil Government" (Sivil Hükümete Karşı Direniş) başlıklı bir manifestoya dönüşür.

Vicdan neye yarar?
Evet, bugünkü konumuz, çağımızın en etkili siyasi süreçlerini üretmiş bir yaklaşım olan sivil itaatsizlik. Gücünün temeli, otoriteye olan direncin pasifist bir ısrarla bütünleşmesine dayanıyor. Amacı devrim "yapmak" değil, bizzat iktidara "yaptırmak".
"İyi ve kötü üzerinde, çoğunluğun değil, yalnız vicdanların karar verdiği bir hükümet olamaz mı?
Bir yurttaş, vicdanını bir an için bile olsa, yasa koyucunun eline bırakmalı mıdır?
Bırakmalıysa, neden bir vicdanı var?
Bana kalırsa önce insan olmalıyız; sonra uyruk.
Amerikalı yazar, düşünür ve çevreci Henry David Thoreau'un 160 yıl önce sorduğu bu sorular, bugün de hala çok geçerli.

Gandi'nin itaatsizliği
Aradan 3 çeyrek asır geçer. Mahatma Gandhi, Thoreau'nun görüşlerini, eski Hint düşüncesi ahimsa (şiddetsizlik, tüm sevgi) ile bağdaştırır. Kabagüçsüz direnme biçimindeki siyasi eylem kuramı, bu temel üzerinde yükselir.
Gandhi'nin uyguladığı yöntem, pasif direniş yoluyla eylem yapmaktır. 1920'de, bütün Hindistan halkına, İngiliz sömürgecilere karşı işbirliği çağrısı yaparak eylemini başlatır. İngiliz sömürgeciliğini yıkmayı başardığında, insanlık tarihi için "şiddetsiz siyasal istemin" bir anıtı haline gelmiştir.
O dönemin kendine özgü koşullarında Gandi sayesinde ortaya çıkmıştır ki:
1) Sömürge toplumlarının kurtuluşu, kabagüç kullanmadan da mümkün olabilir.
2) Sivil itaatsizlik, sadece direnmenin etkili bir aracı olmakla kalmayıp, toplumu tedavi eden felsefi temeli de oluşturabilir.
3) Tek bir bireyin direnişi bile, aynı görüşte olanların peyderpey koyduğu destekle, dünyanın toplumsal ve siyasi yapısının değişmesine yol açabilecek moral güçler geliştirebilir.

Asıl sorun, sivil itaat!
Günümüze gelecek olursak... Amerikalı çağdaş siyasi eylemci ve düşünür Howard Zinn'e göre "En büyük sorun, sivil itaatsizlik değil, tersine sivil itaat; yani bireysel vicdanın, hükümet otoritesine teslim edilmesi. Bu teslimiyet, totaliter rejimlerde görülen dehşete, liberal rejimlerde de vatandaşların, 'demokratik hükümet öyle karar verdi' diye dayatılanı kabullenmelerine yol açıyor..."

A.adar
19-09-2006, 07:18 AM
Freeman ise sivil itaatsizliği „bireylere baskı ve zulüm karşısında özgürlüklerini korumak için son çare olarak direnme hakkını tanımaktadır. Bu hak, pozitif hukuka da geçmiştir.“ şeklinde ifade etmektedir. Direnme hakkı, 4 Temmuz 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirisinde ve en geniş ifadesini ise Fransız İhtilali metinlerinde bulmaktadır.
güzel bir paylaşım emeklerine sağlık can

alamutlu
19-09-2006, 07:24 AM
değerli canlar bilgisayarımdaki problem nedeniyle yazının devamını gönderememiştim. yazının devamı aşağıdaki gibidir.
-------------------------------------------------------------------------

SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİNİ OLUŞTURAN UNSURLAR

Sivil İtaatsizlik felsefesini, ilkeleri ve pratiklerini diğer kah arama eylemlerinden ayırtan bazı temel farklılıklar vardır. Hangi eylem ve mücadele pratiklerinin sivil itaatsizlik kapsamında değerlendirileceği, onu içeren unsurlara göre değerlendirilir. Bu nedenle sivil itiaasizlik pratiklerini oluşturan unsurları ve ilkeleri yakından tanımakta fazda vardır.


ŞİDDETTEN ARINDIRILMIŞ OLMA ÖZELLİĞİ: Uluslararası literatürlerde sivil itaatsizliğin tanımı konusundaki ortak paydadaki söylemler şöyle; „şiddetten arınmış, evrensel kabul gören hukuksal değerlerin ve toplumsal etiğin yarattığı motivasyonla pozitif hukuk normlarının bilinçli, yaptırımlarına katlanılarak ihlali ile karakterize edilebilen bir protesto eylemidir.“ Dolayısı ile bu tanımı oluşturan unsurlarında açıklığa kavuşması gerekir. Örneğin „şiddetten Arınmışlık“ ile kastedilen, şiddetin kesinlikle, sivil itaatsizlikle bağdaşmayacağı görüşüdür. Yani bir eylemde bilinçli olarak, canlıya ve eşyaya zarar vermek hedefi bulunuyorsa, bu eylemi, sivil itaatsizlik kavramı ile tanımlamak mümkün değildir. Bu koşula göre, sivil itaatsizliğin eylem tarzı olarak benimseyenler, eylem sürecinde, şiddet uygulamaktansa şiddettin hedefi olmayı, Gandhi örneğindeki gibi kabul etmektedirler.
KAMUYA AÇIK OLMA ÖZELLİĞİ TAŞIR: Sivil İtaatsizlik hiç bir örgütün ya da kişinin tekelinde değil, kamuya Açıktır: Sivil itaatsizlik bir protesto eylemidir. Dolaysı ile onun kamuya açık olmasını zorunlu kılar. Kamuya açıklık, eylemin amacıyla bağdaştığı ölçüde önceden haber vermeyi, katılıma açık olmayı ve eylemcilerin kendilerini ve kimliklerini saklama kaygısı taşımamalarını içerir.
HUKUK VE TOPLUMSAL ETİK DEĞERLERİN EVRENSEL KABULÜNE DAYANIR: Ulusal ölçekteki hukuk ve toplumsal etik değerlerin, evrensel olana dönüştürme amacı taşır. Bir çok ülkede, evrensel ve toplusal değerleri yok sayan bir dizi uygulama söz konusu olabilir. Sivil itaatsizlik haklı olarak, yerel ölçekteki hukuksal uygulamaların, evrensel değerler taşımayan yönüne vurgu yapan ve buna karşı çıkma biçimidir. Toplumsal amaç güden bu eylem biçimleri, her türden kişisel çıkarlara kapalıdır.
YASAYA AYKIRILIK İÇERİR: Sivil itaatsizlik yasa karşıtı bir özelliğe sahiptir. Üçüncü madde de belirtildiği gibi, evrensel olanı öne çıkartmak amacıyla, yerel olan yasayı bilinçli olarak çiğner.
SONUÇLARINA KATLANMA ZORUNLULUĞU İSTER: Dördüncü maddedeki yasa karşıtlığı üzerinde sürdürdüğü bilinçli eylemlerin sonucu olarak, yerel uygulamaların cezalarına maruz kalmayı göze alır ve bundan taviz vermez. Pir Sultan Abdal’ın ya da Sokrates’in, kendilerine verilen ölüm cezalarından, kendilerini kurtarma imkanları olmasına rağmen, ilkeleri uğruna bunu reddetmeleri buna örnek verilebilir. Birisi Osmanlının zulmüne karşı boyun eğmezliğin simgesi olurken, diğeri düşünce özgürlüğünün savunucusu olarak, toplumsal hafızalarımızda silinmesi mümkün olmayan iz bırakmıştırlar.

Sivil itaatsizlikten anlaşılması gerek mesaj nettir; evrensel ve toplumsal değer taşımayan, yasaya karşı, siyasi ifade özelliği taşıyan itaatsizlik eylemleridir. Bunun anlamı, kural ya da yasa dışı eylem pratiklerini (yürüyüş, açlık grevi, oturma eylemi, gecekondu yıkımına karşı durma, vb) pasif direniş ile siyasi mesajını şiddetten arındırılmış bir muhalefet özelliği ile sunma girişimidir.

TÜRKİYE’DE SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİ

1991 yılının Ocak ayındaki genel işçi eylemleri sivil itaatsizlik karakteri taşımaktaydı. Şiddete dayanmayan, ama yasaya aykırı bir eylemdi. Bu eylemin diğer özelliği ise ekonomik haklar talebinden daha çok, 12 Eylül yasaları ile engellen temel hak ve özgürlükler rejiminin düzeltilmesi amacına yönelmiştir.

Bergama'da siyanürle altın arama çalışmalarına, Bergamalı kadınların sık sık sivil itaatsizlik eylemleri ile engelleme amaçlı somut mücadele olarak en önemli örneği temsil etmektedir.

Pir Sultan'ın Osmanlıya karşı direnişi, şiddete dayanmayan, sosyal ve inanç mücadelesini sivil itaatsizliğidir. Bu mücadele Osmanlının tüm haksız uygulamaları ve baskılarına karşı, sonuçlarına katlanılmaktan taviz verilmeyen ve hatta idam sehpasında kurtulmasını şansını bile, ilkesinden vazgeçmediği için, „Açılın kapılar Şah’a gidelim“ diyerek red etmiştir. Pir Sultan'ın halkla bütünleşmiş mücadelesi sivil itaatsizliğin 16 yüzyıldaki en önemli örneklerinden sayabiliriz.



Demokrasinin evrensel değerleri ve hukuk düzenlemeleri, eşitsizlikler ve adaletsizlikler karşı, bireyin ve toplumun kendi haklarını koruması felsefesini içerir. Bireyin ve toplumun bu eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin giderilmesi yönündeki yasal çabalarının sonuçsuz kaldığı durumlarda, hakkını/haklarını korumak için, şiddetten arındırılmış, pasif direnme eylemleri ile hak arama mücadelesine başvurabilir. Bu türde eylem pratikleri genellikle sivil itaatsizlik öğretisine denk düşer.



İtaatsizlik eylemleri aynı, yönetim ve hukuksal sınırlama ve engellemelere karşı olmakla birlikte, aynı zamanda tüm kamuoyunun dikkatini çekmeye ve taraf kazanmaya dönük bir yanı da vardır.



Bergama köylülerinin eylemleri sivil itaatsizlik felsefesine ve ilkelerine en yakın düşen örnek olması açısında önemlidir. Bergama köylüleri bu eylemlerinde yasalara karşı çıkmış, şiddetten arınmış, barışıl eylemler ve gösterileri yapabilmiş, yürüyüş ve protesto özgürlükleri sivil itaatsizlik ilkeleri ekseninde kullanılmıştır.

Türkiye’de sivil itaatsizliğin yaygın bir hale gelemeyişi ve kitleselleşmemesinin bir dizi ideolojik nedenleri vardır. Osmanlıdan günümüze kadar süren iktidarların yönetim anlayışı, dinsel ve etnik kimlik üzerinden yaratılan anlayışla, ümmetçiliği ve itaatkarlığı aşılamak olmuştur. Devletin baskıcı ve otoriter yanı, tüm ideolojik aygıtları ile birlikte, direnme ve hak arama hakkının karşısında, itaatkarlığı ve ümmetçiliği teşvik etmiştir. Hak arama ve sorgulama bilgisinin dışlandığı eğitim sistemi ise buna örnektir.

Türkiye’de sivil itaatsizlik felsefesine ve ilkelerine denk düşmeyen bazı eylemlere, „sivil itaatsizlik“ olarak adlandırmak lüksü oluşmaya başlamıştır. Her eylem ve mücadele biçimlerini sivil itaatsizlik olarak adlandırmak doğru değildir.



Turan Eser

Alevi Bektaşi Federasyonu GYK Üyesi

Alevilerin Sesi Dergisi’nin 97. sayısında (Eylül 2006) yayınlandı.

wengesodiri
19-09-2006, 07:26 AM
Türkiye’de sivil itaatsizliğin yaygın bir hale gelemeyişi ve kitleselleşmemesinin bir dizi ideolojik nedenleri vardır. Osmanlıdan günümüze kadar süren iktidarların yönetim anlayışı, dinsel ve etnik kimlik üzerinden yaratılan anlayışla, ümmetçiliği ve itaatkarlığı aşılamak olmuştur. Devletin baskıcı ve otoriter yanı, tüm ideolojik aygıtları ile birlikte, direnme ve hak arama hakkının karşısında, itaatkarlığı ve ümmetçiliği teşvik etmiştir. Hak arama ve sorgulama bilgisinin dışlandığı eğitim sistemi ise buna örnektir.


cevap verilmiştir...
teşekkürler...

uzakdenizlerde
12-05-2007, 11:18 AM
Ulusal bir sivil itaatsizlik hareketi görmek dileğiyle,yüreğinize sağlık Canlar.