PDA

: Dersim Katliamý


wengesodiri
18-09-2006, 12:42 PM
Dersim Katliamý
1934’te çikarilan Iskan Yasasi’ni Dersim’de uygulayamayan devlet, 1935’te Tunceli Kanunu çikardi. Bu kanunla birlikte vali ve komutan, belediye baskanini atama dahil sinirsiz yetkilerle donatildi. Özel Tunceli Mahkemeleri kuruldu. Agir bir vergi yasasi çikarildi.
Bu baski ve asimilasyonlara karsi Dersim halkinin isyani giderek büyümekteydi.
1936 yilinin Ocak ayinda yürürlüge giren 2884 sayili, Tunceli’nin Idaresi Hakkinda Kanun’la, bu seçilmis bölgeye diger illerden farkli bir statü getirildi.
Dersim, Bingöl, Elazig ve Erzincan illerini içine alan Dördüncü Umumi Müfettislik bölgesi olusturuldu ve basina Korgeneral Abdullah Alpdogan tayin edildi.
Dersim ilinde hizli bir insaat faaliyeti basladi. Yollar açildi, köprüler ve karakollar kuruldu.
Hasanan asiretinden Seyit Riza ve Koçgirili Aliser gibi bölge liderleri bu karakollarin insasina karsi çiktilar.
Seyit Riza, diger asiretleri toplantiya çagirdi.
Bölgede gerginligin tirmanmasi üzerine, 1936 kisinda, Tunceli askeri kusatma altina alindi, bölgeye giris çikis yasaklandi.
1937 yilinin 21 Marti’nda, Newroz gecesi, Harçik Çayi üzerindeki köprünün yikilmasiyla ayaklanma baslamis oldu.
Bu Dersim isyaninin baslangiç tarihiydi:

wengesodiri
18-09-2006, 12:42 PM
Dersim imha harekatinin baslangici (1936)
Alpdogan bir duyuru ile Dersim, Elazig ve Çapakçur illerinin sikiyönetim bölgesi oldugunu bildiriyor ve bütün halki birtakim korkunç sözlerle tehdit ediyordu.
Teftislerin sonunda Dersim adinin Tunç Eli adiyla degistirildigini bildiriyordu. Ikinci bir açiklama ile de Çemisgezek'in Amutka, Ovacik'm Burnak ve Pulur, Hozat'in Karaoglan ve Mazgirt ilçesinin Mamikan merkezlerinde birer askeri kisla ve bu kislalari birbirine baglayacak birçok askeri karakol yapilacagi ilan ediliyordu.
Dersimliler bu çalismalimin hedefini anlamis ve Dersim için idam sehpalari hazirlanmakta oldugunu sezmislerdi.
Ne yazik ki görevi üzerine alan Dersimli askeri kaymakam emeklisi Hidir ve Palulu Abdurrabman adli iki Dersimli olmus ve bunlar Ovacik'ta kisla binasinin yapimina baslamislardi. Müteahitlerin Dersimli olmasi nedeniyle yöredeki Dersim asiretleri kendilerine engel olmuyor ve binalardan amacin ne oldugunu anlamalarina karsin, Dersimlere özgü bir kendine güvenme Ile bu girisimleri ciddîye almiyorlardi.
Korkunç gelecek beliriyordu. Dersimli asiret reisleri toplantilar ve görüsmeler yapiyorlardi. Herkes durumun nezaketini anlamisti. Fakat ne yazik ki geceli-gündüzlü devam eden görüsmelere karsin, reisler arasinda tam bir fikir birligi, ortak bîr faaliyet plani üzerinde anlasma oliisamiyordu.
Asiretler arasindaki eski sürtüsmeler ve anlasmazliklar birligin olusmasina önemli bir engel yaratiyorlardi. Bu nedenle ancak birbiri ile dost olan asiretler kisim kisim, bölge bölge anlasmalar yapabiliyorlardi.
Basta Seid Riza oldugu halde Yukari Abbasan, Ferhadan, Kara-balyan asiretleriyle Bahtiyar, Yusufan, Demenan, Haydaran ve kismen de Kalan asiretleri kuvvetli ve siki bir birlik kurabilmislerdi.
Ovacik, Kocan, Semkan, Mazgirt, Pülümür ve Nazimiye bölgelerinin asiretleri tamamen tarafsiz ve sadece gözlemci durumda kalmaya, Hozat asiretleri ise hükümete teslim olmaya karar vermislerdi. Bu asiret reisleri Elazig'a gelmis, Alpdogan'a katilmis, hükümetin her türlü önerilerini kabul edeceklerini bildirmislerdi.
General da bu ikiyüzlülerin içlerini anlamis oldugundan basvurularina Önem vermemis ve onlara kendisi için önemli olan seyin Seid Riza'nin Elazig'a gelmesinin oldugunu bildirmisti.
Alpdogan emekli Hidir'i bir taraftan kislalarin yapiminda kullaniyor, diger taraftan da Seid Riza'yi kandirarak Elazig'a getirmekle görevlendiriyordu.
Sözü geçen Hidir, Seid Riza'ya vaadlerde bulunuyor, güvenceler veriyor ve kendi kisisel çikarlarini saglamak ve generalin yanindaki yerini saglamlastirmak için Seid Riza'yi Elazig'a getirmeye canla basla çalisiyordu.
Bir aralik Hidir'i gördüm. Dersim hattinda düsüncesini sordum. "Bizim için biricik çare kayitsiz-sartsiz silahi terkederek hemen Türk hükümetinin her türlü emirlerine boyun egmektir" dedi.
"Türk hükümetinin amaci bizi imha ve sürgün etmektir" dedigimde, "Sürgün hayirlidir, savunmanin ise hepimizin toptan mahvolmamiza neden olacagina kusku yoktur" demisti.
Hidir, General Alpdogan'dan aldigi güvence üzerine tekrar Dersim'e gitmis ve Seid Riza'yi kandirarak Elazig merkezine getirmeyi ve general ile görüstürmeyi basarmisti. Bir firsat bularak ben de Seid Riza ile görüsmeyi basarmistim. Seid Riza bana General Alp gan'in düsüncesinin çok kötü olduguna tam anlamiyla inandigi111 nedenle direnmekten baska hiçbir çare kalmadigim, Türk ordularinin Dersimlilerle basa çikamayacaklarini, fakat her olasiliga Karsibenim bir an Önce Türkiye disina çikarak durumumuzu büyük ve adil devletlere duyurmami Önerdi.
Seid Riza Elazig'a geldiginde general ile yalnizca görüsmüs ve bu görüsmelerde baska hiçbir Dersim önderi hazir bulundurulinamisti. Zaten o Elazig'da ancak yirmidört saat kalarak Dersim'e dönmüstü. Bu süre içinde Seid Riza'nin zekasi Alpdogan'm bütün ruhunu anlamaya yetmis ve edindigi izlenimi asiretlere duyurmustu.
Bir süre sonra Alpdogan, kurmay binbasi ve istihbarat reisi olan Sevket'i Dersim'e göndermisti. Bu kisi asiretlere konukluga gitmek bahanesiyle ilk Önce Hozat ve daha sonra da Ovacik merkezine giderek oradan yanina aldigi bir-iki asiret reisi ile birlikte Seid Riza'nin bölgesine gitmek istemisse de, Seid Riza buna razi olmamisti. Sevket almis oldugu bilgilere dayanarak, Seid Riza'nin Öteden beri hasmi ve arazi sorunundan aralarinda ciddi kavgalar olan kardesinin oglu Rehber'e konuk olmak üzere Haçili köyüne gidecegini bildirmis ve Rehber'in gönderdigi korumayla Haçili'ye giderken karsisinda arkadasini Aliser'i bulmustu. Aliser, Sevket'in Rehber'in yanma gidecegini daha önceden sezerek, acele Rehber'in yanina giderek Sevket'i kabul etmemesini söylemisti. Onun kendisiyle amcasi arasina ayrilik koyacagini bildigi için bu konuda Rehber'i uyarmaya çalismak aniaciyîa Seid Riza'nm yanindan Haçili'ye gelmisti. Sevket Rehber'in yaninda bir gün konuk olmus ve ertesi gün Rehber'i yanma alarak Elazig'a getirmis, general ile konusturmustu. General, Rehber'e birçok vaadde bulunmus, paralar vermis, kisacasi amcasi Seid Riza'ya karsi cephe almasini saglamayi basarmisti. Seid Riza bü'tün bu olaylardan haberdar olmustu.
Alpdogan yayinladigi genel bir duyuru Ile bütün Dersim asiretlerinden 200 bin martin tüfegi istiyordu. Bu sayiya her asiret nüfus yogunluguna göre katilacakti. Dersinililer yapilan duyuruyu anla-'nazliktan geliyor ve ellerinden geldigi kadar savunma hazirliklarinda bulunuyorlardi.
Kurmay Binbasi Sevket, Hozat asiretlerinin arasinda durmadan Basmakta, aynhk ve sürtüsmeler çikarmaya çalismaktaydi. Yapti Propagandalarda hükümetin bütün önlemlerinin Dersim'in yola getirilmesi için alindigini, basta yola getirileceklerin Seid Riza ve taraflari olan asiretler oldugunu, diger asiretler de silahsizlandirildiktan sonra yerlerinde serbest birakilacaklarini söylüyordu.
Hain Rehber de her konuda Sevket'le isbirligi yapiyor ve bir taraftan da amcasi Seid Riza'ya ve asiretlerin halkina sadik görünmeye çalisiyordu. Hükümeti aldatmakta oldugunu ileri sürüyor ve sonuçta amcasiyla isbirligi yaparak Türk ordulariyla çarpisacagini ve asiretlere karsi ihanette bulunmayacagini bildirerek ikiyüzlü bir politika izliyordu. Ayni zamanda da Elazig ve Hozat kahvelerinde Sevket'in her defasinda kendisine beser bin lira verdigini övünerek anlatiyor, bosbogazlik ederek foyasini meydana koyuyordu.
Bu sirada Demenan ve kismen de Nazimiye asiretleri sinirlarinda yapilmak istenilen askeri karakol binalarina hücum ederek, daha tamamlanmadan bu binalari tahrip ederek askerleri silahtan arindirmaya baslamislardi.
Seid Riza ise Gerenal Alpdogan'a Dersim hakkindaki kanunun ortadan kaldirilmasini ve Dersim için özel ve ulusal haklan saglayan saygideger bir idarenin olusturulmasini devamli istiyordu. Bu öneriye karsi General Alpdogan jandarma alayini ve dokuzuncu firkayi Dersim'in sinirlarina ayiriyor ve Diyarbakir'dan her sabah onar tane uçak gelerek Dersim'in üzerinde uçuyordu.
Ailik sessizlik bozulmus ve ortalik karismis oldugundan her tarafta çatismalar baslamisti.
Kis basmis oldugundan savas uzun sürmemis ve Dersim kapali kaldigi için çatismalara son vermek zorunlulugu ortaya çikmisti.

wengesodiri
18-09-2006, 12:44 PM
Dersim Savasi (1937)
1937 yilinin ilk baharinda her tarafta Türk faaliyeti baslamisti. Merkezlere yakin bulunan DersimlIler toplanilarak kitalara sevkedi-liyorlardi. Kislalarin yaptirilmasina yeniden baslanmisti. Savas uçaklari silahsiz bölgeleri bombaliyordu.
Silah toplamak bahanesiyle Yusufan asiretinin üzerine askeri bir müfreze gönderilmisti. Bu müfrezenin askerlerinden bazilari fakir bir kiza tecavüz etmislerdi. Bunu haber alan asiret reisinin oglu Findik, askeri müfrezeye hücum ederek bölge disina püsDersimmeye zorunlu kalmisti. Bu nedenle Mazgirt bölgesinde çarpismalar baslamisti.
Seid Riza'nin oglu Bra Ibrahim, Hozat'a gelerek Abdullah Alpdogan idaresinin yöneticileriyle iliskiye geçmis ve yapilmakta olan askeri harekatin adil bir sekilde yapilmasini babasi adina dilemisti. Bra Ibrahim geri dönerken Kurmay Sevket'in hazirlamis oldugu bir plan geregince Kirgan asireti sinirlari içinde Dest köyünde konuk bulundugu evde gece uyurken feci bir sekilde öldürülmüstü. Genç evladinin kahpece öldürülmesine üzülen Seid Riza, Kirgan asiretinin merkezi olan Sin köyünü kusatarak katillerin teslimini dilemisti. Türk generali bu hakli istegi yerine getirmedigi gibi, Bra Ibrahim'in katilleri Kurmay Sevket'in korumasina alinarak ödüllendirilmislerdi.
Bu siralarda Suriye'ye siginan Dersim yurtseverlerinden ve Hasanan asireti reislerinden Mehmet Emin Bey'in oglu Fasih, bir Dersim fedai müfrezesiyle Diyarbakir'a oniki kilometre uzaklikta Kara köprü bölgesinde Türk karakollarina rastgele bir baskin yapmisti.
Ankara hükümeti bu olayi da Dersimle ilgili göstererek içisleri bakanini Diyarbakir'a göndermis ve Diyarbakir kolordusunu da Yusiifan asiretine hücum ettirmisti. Diger taraftan da Elazig'dan firka kumandani Ismail Hakki kuvvetleri Seid Riza'nin bölgesine hücuma baslamislardi. General Alpdogan Kirgan asiretini kandirmayi basarmis ve bu gafil asiret Türk kuvvetlerine rehberlik yapmisti.
Seid Riza ile birlikte Bahtiyar asireti de savasa girmek zorunda kaldigindan harp alani genislemisti. Çatismalar Hozat'in Bahtiyar, Yukari Abbas, Karabal ve Ferhat asiretleriyle Nazimiye ilçesinin Haydaran, Mazgirt ilçesinin Demenan ve Yusufan asiretlerinden olusan yedi asiret üzerinde siddetlenmisti. Geride kalan asiretler ise tarafsiz kalmislardi.
Dersimler saldiriya geçmis ve Ismail Hakki kuvvetlerini Hozat yönünde gerilemeye zorunlu birakmislardi. Bu durum nedeniyle Erzurum-Erzincan kolordulari da harekete geçmisti. Diyarbakir'dan yedinci kolorduya bagli uçak birligi de Elazig'a getirilmis, savas alaninda zehirli ve bogucu gaz bombardimanlarina baslanmis ve Dersimliler bir Türk tankim tahrip etmeyi basarmislardi.
Türk hükümeti Bati illerinde yerel seferberlik Ilan ederek 26, 27, 28 dogumlulari silah altina almis ve General Ismet Inönü, Dersimdeki kitalari teftise gelmisti.
Seid Riza, General Alpdogan'a yeniden basvurmus ve Dersim ulusal haklarina saygi gösterilmek ve oglunun katilleriyle ortaklarinin yasanin pençesine teslim olunmasi kosuluyla askeri kuvvetlerden alinan savas araç-gereçlerini ve esir edilen subaylarla, erleri geri göndermeye razi olacagini bildirmisti. Alpdogan ise bu öneriye karsi, Seid Riza ile mücadele ortaklarinin 80 bin mavzerle birlikte kayitsiz sartsiz teslim olmalarindan baska çareleri olmadigini bildirmisti.
Harp yeni bir siddet asamasina girmis, taraflar çok büyük kayiplar vermeye baslamislardi. Türkler teslim olan fakir ve silahsiz halki tamamen imha ediyorlardi.
Bu sirada Seid Riza'nin kardesinin oglu Rehber Hozat yöresinde penami köyünde tarafsizligim ilan ederek Türklerle iliskisini korumaya devam ediyordu.
Dersim kamuoyunu aldatmak için Türkler Rehber'in Hozat'tan kaçarak asi kuvvetlerle isbirligi yapmakta oldugunu resmi bir açiklama ile duyuruyorlardi. Rehber bir kisim adami ile ilk önce Bahtiyar asiretiyle birlesti. Rehber bir Türk casusu olarak Dersimler arasina girmisti ve Dersim kuvvetleri hakkinda elde ettigi bilgileri günü gününe Türklere ulastirdigi anlasiliyordu.
Rehber amcasi Seid Riza'ya haber göndererek elini öpüp af dilemekte oldugunu, Türk hükümetinin planlarini anladigindan nefret ettigini ve Türk ordulariyla çarpisacagini bildirdigi zaman Seid Riza bu sözlere inanmadigini belirtmisti. Diger asiret reisleri ise Seid Riza'nin bütün açiklama ve israrlarina karsin Rehber'e Inanmis ve bati cephesinde savasmak üzere Rehber'in gelmesine razi olmuslardi.
Rehber düzenledigi plan geregince Aliser'in idaresindeki bölgede amcaogullarindan olup, aldatmayi basardigi Misto Sure'nin torunu Vankli Efendi'yi yanina alarak Türklere karsi harbe baslamisti. Zaten Rehber'in savasçiligi, silahsorlugu, cesareti ve barbarligi Dersimler tarafindan biliniyordu.
Harbin agirlik merkezi Seid Riza'nin üzerinde olup, savas planlarini da Aliser düzenliyordu. Bu nedenle General Alpdogan'nin tek amaci Aliser'i imha ettirmekti. Bu amacin gerçeklesmesi için Rehber obes gün süreyle savasa katilmisti. Kahpe ve kurnaz Rehber Seid Riza'dan baska diger bütün reislerin, hatta Aliser'in bile güvenini kazanabilmisti.
Seid Riza'nin karargah merkezi Holvori, Vank, Aliser'in ise Agdat idi. Tujik dagi eteginde bir magarada ailevi bîr siginagi da vardi. Rehber her zaman Aliser ile iliski kurdugundan Seid Riza'nin bütün planlarini Ögrenmisti.
Daha fazla insan kaninin dökülmesini önlemek amaciyla Seid Riza Aliser'in Iran veya Irak'a siginarak Fransa ve Ingiltere hükümetlerinin yardimini dilemesini kararlastirmisti. Bu karari Ögrenen Rehber, Aliser'in savas alanindan uzaklasacagi günden bir gün önce sekiz silahli arkadasiyla birlikte Aliser'in ziyaretine gitmisti. Bu ani ziyaretin nedenini soran Aliser'e, aç ve yorgun oldugundan birkaç saat dinlenecegini söylemisti. Zavalli Aliser konuklarina yiyecek hazirlarken namert ve alçak Rehber onun üzerine ansizin ates etmis ve bu essiz Dersim kahramanini sehit etmisti. Sasiran esi kendisini kocasinin üzerine atarak "Aman kavala mi mekujin" (aman arkadasimi vurmayin) diye bagirmis ve ölmüs oldugunu görünce tabancasini çekerek hain Rehber'e ates etmis, mermi Vankli Efendi'nin tepesine isabet ederek cansiz düsürmüs, fakat alçakligin sonuna kadar gitmeye karar vermis olan Rehber silahini Aliser'in benzersiz esine, bu kahraman Dersim kizina da yönelterek onu da kocasinin cesedinin üzerine cansiz düsürmüstür.
Dersimlilerin ve Insanligin yüzkarasi olan ve Dersim kurtulus savaslari tarihinde adi sonsuza kadar lanetle anilacak olan alçak Rehber, beyinlerinde Dersim bagimsizlik ve kurtulus güneslerini tasiyan Aliser ve esinin baslarini kestirmis, torbalara koydurmus ve ayni günün gecesinde adi geçen bölgeden kaçarak gizli parolayi verip Türk bölgesine geçmistir. Sehitlerin baslari taniyanlar tarafindan iyice teshis edildikten sonra hain Rehber bunlari Elazig'a getirmis ve resmi dairesinde Alpdogan'a teslim etmistir. Elazig Türkleri bile bu olayi nefretle karsilamislardir.
Aliser'in ve esinin sehadeti, Seid Riza ile Dersim asiretleri üzerinde pek derin bir üzüntü ve tepkiye neden olmustur. Rehber haini ise artik yüzündeki maskeyi atarak açiktan açiga Türk istihbaratinin emrinde çalismaya baslamistir.
Burada öykümüze bir ara vererek sehit Aliser'in yasam Öyküsünü vermeyi yerinde buluyoruz.

wengesodiri
18-09-2006, 12:45 PM
Dersim Savasi (1937)
Savas bütün siddetiyle devam ediyor ve agirlik merkezi Bahtiyar asiretinin üzerine yüklenmis bulunuyordu. Seid Riza bizzat savas alanindaydi. Türk askeri kuvvetleri Dersim ormanlarini atese vermis oldugu için yanginlar Dersim bölgesinin birçok yerini sarmis ve geceleri dehset verici yanardag manzarasi olusturuyordu.
Kureysan asireti de Seid Riza'nin yardimina kosarak savasa katilmisti. Bahtiyar asireti reisi Sahin harbi idare ediyordu. Hain Rehber, Bahtiyar asireti arasinda bulundugu zaman onun kandirislarina kapilmis olanlardan Pirço'nim oglu Hidir'in hakikaten hainlerin safina geçmis bulundugunu olaylar kanitlamakta gecikmedi.
Sahin Aga haftalarca uykusuz kaldigindan bir-iki saat uyumak zorunda oldugunu Hidir'a bildirmis ve uyanincaya kadar nöbet beklemesini önermisti. Sahin uykuya dalar dalmaz melun Hidir, Sahin'in basina bir kursun sikmis, onu yerli yerinde sehit etmisti. Ihanet ortagi Rehber'in yaptigi gibi, o da Sahin'in basini kesmis, gece karanligindan yararlanarak asiret bölgesinin disina çikmis, dogruca Hozat'a giderek Sahin'in basini kumandanina teslim etmis, kendisinin affedilmesini dilemisti. Ama düsman hesabina katilligi seçmis olan bu alçak ve arkadaslari Hozat'tan döndüklerinde önlerinde pusu kurmus olan sehit Sahin'in kardesi ve amca çocuklari tarafindan mitralyöz atesiyle imha edilmislerdi.
Kiymetli önderini kaybetmis olan Bahtiyar asireti, güçlü düsman kuvveti karsisinda bir süre dayandiktan sonra dayanma gücü kirilmis, kismen yenilmis ve kismen de imha edilmistir. Bu sekilde bu bölge düsman isgali altina geçmis ve sag kalan bir kisim kuvvet Seid Riza asiretine katilmistir.
Seid Riza'mn küçük oglu Hüseyin Resik savas sirasinda uçak sarapneliyle yaralanmisti. Bunu haber alan Türk Istihbarat reisi Sevket, Seid Riza'nin büyük esine haber göndererek kendisiyle görüsmek istedigini bildirmisti.
Seid Riza'nin küçük esine karsi olan büyük esi Elif Hatun, Sevket'in görüsme önerisini kabul etmis ve bu görüsme sonucunda zavalli yasli kadin aldatilarak, yarah oglu Hüseyin'i Elazig'a götürüp tedavi etmek üzere Sevket'e emanet etmisti. Sevket yarali çocugu Elazig merkez hastahanesine yatirmis ve tedavi ettirecek yerde babasinin planlan hakkinda bilgi vermesi için kendisine hayli iskence yaptirdiktan sonra, bu cesur aslan yavrusundan hiçbir sey alamayacagini kestirince kendisine bir annenin emanet biraktigi bu çocugu idam ettirmistir.
Elazig askerle dolmus, bir mahser manzarasi sergiliyordu. Her tarafta hummali hazirliklar, geceli-gündüzlü Dersim'e dogru akan asker, savas malzemesi ve tank atimi görülüyordu.
Seid Riza bölgesini terke mecbur olmus, tarafsiz kalan asiretler arasina geçerek bunlari da harekete katmaya ve savas alanini genisletmeye çalisiyordu.
Türkler Tujik dagi eteklerini tamamen isgal etmis ve buralarda ellerine geçen Dersim halkim merhametsizce Öldürmüslerdi. Tujik dagi eteklerinden Iksor vadisindeki büyük magaralara siginmis olan binlerce çocuk, kadin ve kiz; magaralarin agizlari genelkurmayin emir ve denetimi altinda çimento ile kapatilarak öldürülmüslerdi. Tiirk askeri tarihinin yüz kizartici bu olayinin belgeleri Genelkurmay dosyalarinda mevcut, planlarda bu magaralara 1,2,3, seklinde numaralar konularak isaret edilmis haritalardir. Birtakim magaralarin da agizlarinda ates yaktirilarak içeriye bogucu duman verilmis ve Içindeki zavallilardan birçogu dumandan bogularak ölmüs, bogulmamak için canlarim disari atanlar ise süngtilenerek Imha edilmislerdir.
Bahtiyar ve Kureysan asiretlerinin kadin ve kizlarindan büyük kismi da seref ve namus düsmani Türk'ün eline düsmemek için kendilerim uçurumlardan sarp taslar üzerine veya Munzur ve Parçik sularinin kurtarici derinliklerine atarak Dersim kadinina yakisir bir serefle ölmüslerdir.
Tarihin amansiz cilvelerinden birisi de ulusuna, ulusal davasina ihanet edenlerin bizzat hesabina hareket ettikleri kuvvetler tarafindan cezalandirilmis olmalaridir ki; bunun bir Örnegi de Kirgan asiretinin sonudur.
Kirgan asiretinin Türklerin kandirmalarina kapilarak Seid Riza'-um oglu Bra Ibrahim'i Türkler'in hesabina kahpece öldürmüs olduklari hatirlarda olsa gerektir. Iste, bu asiret de SeId Riza ve Bahtiyar asiretleri kuvvetlerinin çekilmesinden sonra da Türklere güvenerek yerlerinde kaldiklari için, Türk kuvvetleri tarafindan imha edilmis ve reisleri Sal oglu Salman ile esi Hatice de birçok iskencelerle karsilastiktan sonra Sin köyünde kursuna dizilmislerdir, Kir-gan asiretinden orduya siginanlar da birer birer toplatilarak; erkekler bulunduklari yerde kursuna dizilmis, kadin, kiz ve çocuklar samanliklara kapatilarak atesle yakilmislardir. Iste, Türke güvenen ve ulusuna ihanet eden bu asiretin feci sonu...
Türkler Kirganlilarm yerlerini askeri karargah yapmislar, meydanda kalan hayvanlarini orduya vermisler ve esyalari soygunculukta benzersiz olan Türk askerleri tarafindan yagmalanmistir.
Seid Riza'nin Koçan asireti bölgesi dahilinde Uzun Mese noktasinda bulundugunu sezen Türk kuvvetleri, bu nokta üzerine uçak bombardimani ve topçu hazirligindan sonra siddetli bir hücum yaparak bölgeyi sarmislardi. Durumun ciddiyetini gören Seid Riza bir yarma hareketiyle çemberi kirmayi ve Ovacik yönüne çekilmeyi basarmisti. Fakat bu basari çok pahaliya malolmustu. Çünkü Kozluca muharebesi adiyla anilan bu savasta Seid Riza ile birlikte savasa katilan küçük esi Besi ve büyük oglu Seyh Hasan, üç torunu ve bin kisiye yakin kuvveti sehit düsmüslerdi. Bu bölgelerde Türkler için kis mevsiminde savasmak olanaksizdi. Bu nedenle çarpismalara ara vermek zorunlulugu vardi. Sessizlik mevsiminde hile yoluyla çalismanin amaca daha çok uygun oldugunu kararlastiran ordu kumandani, Munzur daglarinda mevzilenmis olan Seyit Riza'ya Erzincan valisi araciligiyla haber göndererek Dersimlilerin isteklerinin kabul edilecegini, simdiden bütün orduya ateskes emri verilmis oldugunu, aslinda Dersim'in tek basina olan bazi asiretleri disinda diger asiretlerin üzerine henüz askeri hareket yapilmadigini, yapilmasina da gerek görülmedigini ve olusan zararlari ödemeye hazir olduklarim bildirerek Seid Riza'yi Erzincan merkezine getirmeyi basarmis ve orada yanindakilerle birlikte tutuklamisti (5 Eylül 1937).
Seid Riza tutuklu olarak vilayet konagindan çikarilirken etrafinda bulunan halka, "serefsiz ve yalanci hükümet" sözlerini söylemek ten baska hiçbir sey diyememistir. Erzincan'dan Elazig'a sevkedil-mis ve askeri harp divanina verilmistir. Yargilamasi yapilirken verdigi ifadede; ulusal amaç ugruna çalistigini, her yaptigi isle vicdaninin sesine uydugunu, milletinin ve vataninin yüksek çikarlarindan ve hürriyetlerinden baska amaç gütmedigini, yetmis yasini geçmis bir ömürden sonra da milli bir borç ugrunda ölümü pek degerli bir sonuç bildigini, üyesi oldugu ailenin hiçbir zaman yabanci islemlerine, dis propagandalarina kulak asmadigim ve asirlardan beri sadece vatani duygular ugrunda çalistigini, ama basarili olamadigini cesaret ve gururla söylemistir.
Harp divani baskani tarafindan yöneltilen sorular arasinda en çok dikkati çeken, güya Seid Riza'nin yaninda Rus kurmay subaylarinin bulundugu, Ruslarin ona cephane ve silah gönderdigi ve buna benzer birtakim hurafelerdi. Türkler tarafindan güya Koçan asiretleri içinde Ingiliz ve Fransiz kurmay subaylarinin bulunduguna iliskin çikarilan yalan haberlerin amaci ise silahsiz Dersim halkina karsi yapilan zulmü hakli göstermek ve bu sekilde dünya kamuoyuna Dersim ulusal harekelini bir yabanci tesvikinin ürünüymüs gibi göstererek aldatmakti.
Yargilama uzun sürmemisti. Seid Riza'ya idam kararini açiklamislardi. Seid Riza karari cesaretle dinlemis ve idamina iliskin son sözleri isitince yüzünde sevinç isaretleri görülmüstü. Seid Riza'nin küçük oglu Resik Hüseyin de ledavi edilmekte oldugu hastahane-den ayni gece alinarak babasi ve amcaogullari ile birlikte idam edilmisti. Bu vatan sehitlerinden baska ayni gece Yusufan asireti Reisi Kanber, Kureysan asireti reisi Seid Hüseyin ve Ali agalarla diger üç kisi idam edilmislerdir.
Dersim'in bagimsizligi ve Dersim ulusunun Özgürlügü davasi ugrunda sehit olan bu 11 Dersim kahramani hakkinda 10 Kasim 1937 tarihinde verilen idam karari, 18 Kasim 1937'de Elazig'in Bugday Meydani'nda safakla birlikte infaz edilmisti. Seyit Riza idam edilirken yüksek sesle, "75 yasindayim, sehit oluyorum. Dersim sehitlerine karisiyorum. Dersim yeniliyor, fakat Dersimlük ve Dersim yasayacaktir. Dersim genci intikam alacaktir. Kahrolsun zalimler! Kahrolsun kahpe ve yalancilar!" sözlerini Zaza diliyle söylemis ve bu essiz Dersim kahramani ölümü korkusuzca karsilamistir. Bu arslanin yavrusu Resik Hüseyin de babasina dönerek, "Baba Dersim ulusu sag olsun" demistir.
Bu 11 kutsal Dersim sehidinin cenazeleri daragaçlanndan indirilerek Elazig sokaklarinda halka gösterildikten sonra yakilmistir.
Bu nedenle Seid Riza'nin yasam öyküsünü asagiya almayi kutsal bir borç sayiyorum.

wengesodiri
18-09-2006, 12:46 PM
Büyük Dersim Kahramani Seid Riza
Seid Riza Dersim'de dogmustur ve Dersim'In önderlerinden Seid Ibrahim'in ogludur. Seid Riza'nm soy durumunu açiklamak için önce Seid Ibrahim'in kim oldugunu bilmek gerekir.
Seid îbrahim bati Dersim'in Seyh Hasana» asiretinin kabile reisleri, yani Ocak sülalesinden sürüp gelen ve Dersimlerce en asil sayilan bir ailenin ogludur. Tarikat noktasindan da en yüksek derece olarak Rehber mertebesine varmis oldugu için kendisine Seid unvani verilmis. Bu sekilde gerek asalet yönünden ve gerekse manevi yönden Dersirn'in Seyh Kasanan asiretlerinin hepsi kendisini asiretlerinin bas evladi olarak tanimistir.
Dersim'in kuzey-dogu bölgesinde Dersimlilerin asil atalari adma armagan edilen Kaimen Sor ve Lirtik bölgelerinin Deri Ari köyünü Seid Ibrahim kendisine merkez yapmigii. Dört erkek çocugu olup bunlardan en küçügü Riza'ydi. Seid Ibrahim, oglu Rzza'da gördügü zeka ve kararlilik nedeniyle O'nü çok severdi. Bu nedenle ölümünden sonra asiretlerin idare Önderligini Riza'ya biraktigini vasiyetinde belirtmisti.
Dersimliler Seid Ibrahim'e baba anlamina gelen "Babo" ünvam-nmda veriyorlardi ve bunda hakli Idiler. Çünkü Seid îbrahim zamaninda Dersim tamamen bagimsiz bir durumda ve Türk hükümetinin zulüm ve ihtiraslarindan uzak bir halde tutmustu.
Merhum Seid Ibrahim ögrenimini büyük atam Colik Oglu Mehmet Ali Efendi'den görmüstü. Mehmet Ali Efendi, Seid Ibrahim'e Dersimlük düsüncesini telkin eden essiz bir Dersim bilginiydi. Seid Ibrahim oglu Riza'yi ayni düsünce ile egitmisti.
Dersimler Seid Riza'ya 'Rizo' ve 'Rayber' ve babasinin oglu anlamina gelen 'Lace Babayi' ünvanlanyla seslenirlerdi. Sahsinda tavir ve hareketlerinde Dersim karakteristigi, Dersim civanmertligi ve Dersim fizyonomisinin bütün özellikleri görülmekteydi.
Babasinin ölümünden sonra Lirtik'ten göç ederek Tujik dagi ete-gindeki Agdal köyüne yerlesmisti.
Seid Riza neseli ve sakayi seven birisiydi. Asiret üyeleriyle sakalasmaktan ve en küçük kisiye bile hizmet etmekten zevk duyardi. Kendisini ziyarete gelenleri, kim olursa olsun karsilamaya kosar, yoksullara yardim eder ve herkese elinden gelen iyiligi yapardi. Kendisi de zaten devamli fakirdi. "Ben fakir bir Rizo'yum" derdi. Asiret üyeleriyle bir sofraya oturur; güler, ikramda bulunur, yaslilara hürmet gösterir, küçüklere bir kardes gibi davranir ve bütün Dersimler'in kardes olduklarini tekrar ederdi.
Seid Riza hem büyük bir Dersim ve hem de yüksek ruhlu bir insandi. KIbir ve azamet gösterenlerden nefret ederdi. Asiret üyeleri gibi giyinir ve onlardan ayrilacak hiçbir isaret tasimazdi. Alçakgönüllülügü o kadar genisti ki hirs, kin ve düsmanlik tasimazdi. Asireti içinde bütün bireylerin yasayis biçimlerinde maddi ve manevi bir esitlik ve düzen kurulmasina dikkat ederdi. Genel toplantilarda, bütün Dersimler'in sürekli bir aile ve ocak evladi olduklarini ve kardeslik baglariyla birbirlerine bagli bulunduklarini, saadet ve felakette ortak olduklarini propaganda ederdi. Dersimlügün tutsakliktan kurtulmasi, bagimsiz ve hür bir vatana sahip olmasi için her Kürdün çalismaya ve gerektiginde ölmeye borçlu oldugunu ilan ederdi.
Seid Riza tam bir insandi demistik. Bunun kuru bir sözden ibaret olmadigini bu büyük Kürdün özellikle Türk zulmünden kaçip Dersim'e siginan onbînlerce çaresiz Ermeni'ye gösterdigi koruma ve öz kardes uygulamasi en açik kanitlardan birisidir.
Her iste asiret üyeleriyle tartisir ve görüserek onlarin oylarini almadan asla girisimde bulunmazdi. En basit bir Kürdün bile fikir ve yorumuna önem verirdi. Bunu bir öraek olayla anlatmaktan kendimi alamiyorum.
Sejd Riza'mn bir çesme basinda Erzincan Valisi Ali Riza ve Ankara'dan gönderilen Erzincan Milletvekili ve Müftüsü Haci Fevzi ile tartistigini geçen bölümlerde yazmistim. Bu tartismalar arasinda çesme basindaki büyük bir dut agacinin üzerinde dut yemekte olan ve ayni zamanda Türk heyetiyle yapilan tartismalara kulak veren Seid Riza'nm genç hizmetçisi Kumo, bir aralik agacin üzerinden söze karisarak ve Zaza diliyle Seyit Riza'ya, "Rayber Rizo fikirleriniz dogru degildir" demis ve efendisini elestirmeye koyulmustu. Seid Riza basim yukari kaldirip dut agacinin üzerindeki Kumo ile bir hayli tartismada ve bilgi alisverisinde bulunmustu. Bu konusma toplantida hazir bulunan binlerce Insanin ve hatta Türk heyetinin hayret ve dikkatini çekmisti. Zaza diliyle yapilan bu tartisma sonunda Seid Riza hizmetçisi Kumo'ya, "Oglum senin sözlerin ve düsüncelerin daha uygundur" demis ve bundan sonra Türk heyetiyle yaptigi tartismalarda, Kumo'nun fikirlerini ileri sürmüstür. Dünya demokrasisine en güzel bir örnek olmaya layik bu olay bütün asiret üyelerinin alkis tufaniyla karsilanmisti.
Bu bir tek Örnek Seid Riza'nm ne kadar halkçi ve ne kadar büyük bir demokrat oldugunun en açik bir Örnegidir.
Seid Riza Erzincanlilara güvenir ve Hozat Elazig merkezlerinden rahatsiz oldugu zamanlar Erzincan merkezine basvururdu. Iste, bu güveni nedeniyle kendisine Erzincan'in verdigi söz ve vaade inanarak Erzincan merkezine gitmis ve orada yukaridaki satirlarda bildirdigim sonla karsilasmisti.
Seid Riza yasinin ilerlemis olmasina karsin saglam bünyeli, dinç ve çevikti. Özel egitimini merhum babam Ibrahim Efendi'den görmüs ve yüksek zekasi sayesinde bilgilerini genisletmis biriydi. Hayatim milleti ugruna harcamis olan bu essiz Dersim kahramanina allan rahmet etsin.

wengesodiri
18-09-2006, 12:49 PM
1938 Dersim katliami:
1938 yili ilk baharinda Türk ordulari ardi arkasi kesilmeyen bir çalismayla seri atesli ve büyük çapli toplar, tanklar, uçaklar ve nehirlerde kullanilacak geçit ve insaat araçlari hazirlamakta ve bunlari Dersim'in etrafina yigmaktaydilar.
Dersimlilere gelince, hiçbir taraftan yardim görmeyerek sadece serefle ölmeyi kararlastirmis ve imanlarina dayanmis bulunuyorlardi.
Kiirtler'in uygar dünyaya, büyük ve küçük devletlere yaptiklari basvurular hiçbir sonuç vermemis, hiçbir tepki yaratmamisti. Insanlik denilen Insafsiz varlik, tarihî bîr milletin hayatinda sekillenecek olan kanli sahneye seyirci kalmaya ve zalimlere sessizlikle destek olmaya karar vermisti sanirsin.
Türkiye hükümeti Cenevre ve Lozan Baris Konferanslari sonucunda azinliklarin haklarina saygi gösterecegine söz vermis oldugu için bu söze sadik kalmasi kendine tavsiye edilmistir gibi insafsiz bir yanitla, uluslararasi diplomasi kendini vicdani sorumluluktan kurtarmis ve Dersim milletini avutmak haksizligina düsmüstü. Oysa Türkiye'de bulunan yabanci siyasi temsilciler ve konsolosluklar araciligiyla bütün devletler hazirlanan katliami görüyor ve günü gününe olaylara tanik oluyorlardi. Örnegin Londra Radyosu "Türkiye'de milli hak ve bagimsizlik davasi ugrunda Dersim Dersimleri savasiyorlar" diye yayinda bulunmasina ve bazen de Türk kuvvetlerinden az sayidaki Dersim azinligina karsi hücumlarina isaret etmesine karsin, dünya barisinin devamini ve zayif milletlerin haklarinin korunmasini üstlenen Cenevre Milletler Meclisi hiçbir seyden haberi yokmus gibi sessizligini koruyordu.
Türkiye Basbakani'nin Dersindiler hakkinda Türk parlamentosundaki degisik konusmalari, artik yapilmasi kesinlesmis olan imha planim tamamen açikliyor ve hatta Türkiye milletvekillerinden Yunus Nadi'nin yayinladigi Cumhuriyet Gazetesi 30 Haziran 1938 tarih ve 5000 sayili baskisiyla Türkiye Basbakani Celal Bayar'in söylevini inceleyerek, "Dersim1 de askeri harekat yapacagiz" baslikli yazisinda sunlari yaziyordu:
"Türkiye hükümeti bu sene Dersim meselesini tekrar ele alacak ve bu mintikada askeri mahferler yapacagiz, köprüler insa edecegiz ve mektepler açacagiz. Arzu ediyoruz ki, askeri hareketler de tevakkuf etmeksizin devam etmekle bulunsun. Geçen sene büyük kuvvetlerimizi mezkur mintikada tahsil ettik ve bazi mintikalarda müsademeler oldu. Bu sene de azmedilen mesele ayni mintikada askeri harekatlara devam ve yoketme tatbikati yapmaktir. Söyle ki; ordularimiz pek yakin bir zamanda Dersim mintikasinda manevralar yaparak ve ondan sonra bu mintikanin sakinlerini tamamen kaldiracak ve bu meseleyi esasindan kesecektir" diyor ve "Türkiye Basbakani'nin Millet Meclisi'nde verdigi söylevin anlami budur" diyordu.
Oysa eski Basbakan Ismet Inönü 1937 yilinda Seid Riza'mn idami nedeniyle yaptigi açiklamada, "Dersim meselesini ortadan kaldirdik, son verdik; Dersim sorunundan kurtulduk, Dersim'i her türlü askeri hareketlerle temizledik" diyerek, dünya kamuoyunu aldatmisti.
Bu duruma göre, Celal Bayar'in 1938'deki demeci ve Türk ordularinin yeniden Dersim'e hareket hazirligi yapmasi Inönü'nün 1937 yilindaki demecini yalanlamakla beraber, Dersimlilerin ulusal savunmaya devam ettiklerinin ve Türk ordularina tamamen bas egmemis olduklarinin açik bir kanitiydi.
Celal Bayar'in bir taraftan Dersim'in kalkindirilmasi için köprüler yapilacagindan ve okullar açilacagindan sözederken diger taraftan DersIm'e kesin askeri harekat yapilacagindan bahsetmesi, sözlerinin ilk cümlelerinin dünya kamuoyunu aldatmak için yapilan bir hile oldugunu ve hazirlanan katliami maskelemek için bir temdin girisimi süsü verilmek istenildigini anlamak güç bir sey degildi.
Basbakan Celal Bayar'in bu hilesine yabanci politikacilarindan bir çogu aldanmis ve hatta Sam'da çikan "El Ihbar" gazetesi 13 Temmuz 1938 gün ve 419 sayili nüshasinda Londra'dan aldigi çevirisi asagida yazili haberi yayinlamisti.

wengesodiri
18-09-2006, 12:50 PM
"Türkiye'de Dersim isyani siddetlendi. Dersimler Türk kitalarina hücum ettiler ve yenilgiye ugrattilar" basligi altinda söyle deniyordu:
"Londra- Dünkü gazeteler Türkiye'de Dersim bölgesinde siddetli isyanlarin çiktigim degisik kaynaklardan aldiklari bilgilere dayanarak yaziyorlar. Dersimler, Türk birliklerine hücum ederek yenilgiye ugrattilar. Türkler'den birçok yarali ve ölü var. Bazi inanislara göre bu isyanlar Rusya'nm para ve silahlariyla beslenmektedir. Bu isyani bastirmak için Türkiye hükümeti büyük askeri kuvvetler göndermistir. Dersim'm bütün bölgelerinde bildiriler dagitilarak bütün Dersimler birlige davet edilmekte ve Türk boyundurugundan kurtulmak için çarpismalari istenmektedir."
Bu gibi haberlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktu. Çünkü 1936 yilindan beri mahsur kalmis olan Dersimlilerin Rus hükümetiyle iliski kurmasina elbette olanak yoktu ve olamazdi.
Dersim hakkinda hazirlanmis olan katliama herhangi bir sekilde engel olabilirler düsüncesiyle, Türkiye hükümeti disarâ'da bulunan mülteci Türk siyasetçilerinden dahi kuskulanarak ara bir kararla af Ilan etmis ve bu gibi kisilerin de Türkiye'ye getirilmesini saglamisti. Nitekim bu olay da Dersim ve Dersim sorununa azami bir önem verildiginin kanitidir.
Bu af karariyla 1938 yili Temmuzu'nun sonlarinda Suriye'de bulunan Refik Halit, Ali Hilmi ve arkadaslari da (ki bunlar arasinda aslen Dersim olanlar da var) Türkiye'ye dönmüslerdi.
Türkiye hükümeti Dersim'i asi ve saldirgan göstermek ve aldigi önlemlere bir savunma süsü vermek için yabanci basma asilsiz haberler yaymaya devamda kusur etmiyordu. Bunlardan birkaçini asagiya aliyoruz.
Beyrut'ta çikan "Errabita-Essarkiye" gazetesinin 30 Temmuz 1938 gün ve 623 sayili nüshasinda; "Dersim bölgesinde siddetli çatismalar" basligi altinda su haber veriliyordu:
"Atina- Türkiye'den gelen haberlere göre, Dersim bölgesinde on günden beri siddetli çatismalar devam etmektedir. Birçok kabile harbe katilmistir. Türkiye hükümeti savaslara büyük askeri kuvvetler göndermis ve bu kuvvetlere top, uçak, projektör ve büyük tanklari da katmak zorunda kalmistir. Dersimler bu kuvvetlere toptan hücum etmislerdir. Türkler, Dersim Dersimleri'ni Dersim daglarinda sarmayi basaramamislardir."
Dersim'in savunma savasim bir isyan içeriginde göstererek, dünya yayin ve basinina haberler yayarak Türk hükümetinin yaptigi hile bazen ters sonuçlar veriyordu. Buna örnek olarak Sam'da çikan ve Arap kamuoyunun yayini olan "Elifba" gazetesinin 4 Agustos 1938 gün ve 5252 sayili nüshasinda, "Dersim'de Dersim isyani" ve "Türkiye Basbakani'mn açiklamalari isyanin varligini kanitliyor" basligi altindaki su yazilari gösterebiliriz:
"Uzun zamandan beri talgraf ve dünya ajanslari haberleri devamli Türkiye'nin Dersim bölgesinde Kür! hareketinden sözetmek-tedir. Isyanin yeniden bas göstermis olduguna ayrica isaret edilmektedir. Oysa Türkiye hükümeti böyle bir durumun oldugunu resmen yalanlamaktadir. Geçen yil bu isyanlarin bastirildigi bildirilmekte ve Dersim'de emniyetin hüküm sürdügü eklenmesine karsin, Türkiye Hükümet Baskam Celal Bayar'in Türkiye Millet Meclisi'-nde dün yaptigi ve radyolardan yayinlanan açiklamasina göre, Ankara Hükümeti'nin simdiye kadar isyani bastirmayi basaramadigi ve gerçegi kamuoyundan gizlemis oldugu anlasiliyor. Çünkü hükümet baskani, Dersim bölgesinde büyük askeri manevralar yapilacagim ve Dersim'de son günlerde çikan isyanlari bastiracagim ve bu amaçla üç büyük ordunun hemen Def sim e gönderilecegini bildirmekle birlikte, bu ordularin tank ve uçaklarla donatilmis bir sekilde manevralara katilacagini açiklamistir... Bu dehsetli açiklama halka gerçegi anlatmis ve Dersim'de isyanin varoldugunu itirafla birlikte, durumun pek tehlikeli oldugunu da kanitlamistir."
Türkiye hükümeti bir taraftan dünya kamuoyunda karisiklik yaratmaya devam ederken, diger taraftan da yapilan zulümleri dünya uygarligina bildiren ve Türkiye sinirlari disinda bulunan Dersim aydinlan hakkinda da siyasi Türk temsilcileri araciligiyla yabanci devletler disisleri bakanliklarina basvurmus ve bunlarin Türkiye'ye teslimlerini istemisti. Uluslararasi hukuka aykiri olan bu istek hiçbir devlet tarafindan kabul edilmemis ve Dersim aydinlarinin çalismalan-na engel olunmamistir.
Türkler, Dersim sorununun ortak bir tehlike olduguna komsu devletlerden bazilarini kandirmayi basarmis ve maalesef bunlarla birlikte Dersimler aleyhinde ortak önlemler alinmisti. Bu konuda Sam'da çikan, "El Amel-El Kavim" gazetesinin 7 Agustos 1938 gün ve 52. sayisinda Istanbul, Atina ve Bagdat muhabirlerine dayanarak verdigi asagidaki haberler sorunun Önemini açiklamaktadir.
"Tehlikeli anlasmalar..."
"Dersimler Türk ordularina hücum ederek bir kismini yendiler. Bu nedenle Irak, Iran ve Türkiye birbirlerine yardima karar verdiler."
"Istanbul- Dersim isyani siddetlendiginden, Dersim'e 3. Kolordu Türk askeri daha hareket etmistir. Isyani bastirmak için yeniden çatismalar baslamistir."
"Atina- Siddetli sansüre karsin, aldigimiz dogru ve degerli bilgilere göre, Dersim Dersimleri, Dersim daglarinda Türk kuvvetlerini kirmislar ve birçok silah, cephane ve yiyecek elde etmislerdir. Bu zaferin üzerine tarafsiz kalmis olan kabileler de kadin, kiz ve hatta çocuklariyla savasa katilmislardir. Türkiye hükümeti orduya devamli yardim göndermektedir."
"Bagdat- Dersim fitnesini bastirmak üzere Hamit Sapçi kumandasindaki askeri birlikler Sesler bölgesine gönderilmistir. Üç devlet sinirlari arasinda Dersim isyan hareketinin genislememesi için karsilikli önlemler alinmasi konusunda Irak, Iran ve Türkiye hükümetleri arasinda görüsmeler sürmektedir."
Yukaridaki yayinlardan çikarilabilecek biricik anlam; Dersim vatanini ellerinde bulunduran üç devletin bu ulusu imha için ortak bir plan çizmis olduklaridir. Bu plani uygulamak için de yabanci tahriki ile çikmis bir Dersim isyanindan sözederek, yapilacak katliami dün ya medeni halklari karsisinda maskelemek hedefinin takip edilmekte oldugudur. Çünkü çoktan beri ortak bir plan hazirlamis olan bu devletler, Dersimler'in dis dünya ile iliskilerini tamamen kesmis olduklari için Dersimler'iti Ruslar'dan yardim görmüs olmasini ileri sürmeleri akil ve mantikla alay etmelerinden baska bir sey degildi.
Gün geçtikçe Türk ordularinin Dersimler'in ölüm-kalim mücadelesi karsisindaki basarisizliklari dikkati çekmeye baslamisti. Bunun en açik kanitlarindan birisi Sam'da çikan ve o zaman hükümetin yan resmi organi olan "El Kabes" gazetesinin 13 Agustos 1938 gün ve 1470 sayili nüshasinda Atina muhabirine dayanarak verdigi asagidaki haberdi: "Dersim'de Dersim isyani canlandi." "Hükümet manevralar bahanesiyle ordular gönderiyor." "Atina-(Sark-El-Arabi)- Siddetli sansüre karsin Türkiye'de çikan Dersim isyani hakkinda kiymetli bilgi alinabilmistir. Yeni ve büyük kuvvetler yeniden Dersim üzerine gönderilmistir. Türkiye hükümeti tela§ içindedir. Dersim isyanini bastirmak amaciyla Türkiye hükümeti yillik askeri manevralarini Dersim bölgesinde yapmaya karar vermistir. Bu durum Türk hükümetinin askeri, siyasi ve mülki makamlarinin ne derecede korkunç bir durumda bulunduklarim ve Dersim isyaninin ne kadar önemli oldugunu göstermektedir. Bu manevralar aracigiliyla güdü/en amacin, isyan bölgesinin temizlenmesi oldugunu hükümet itiraf etmistir. Alinan son haberlerden anlasildigina göre, Türkiye hükümeti Dersim memleketinde toplumsal bir kalkinma gerçeklestirmek için hiçbir karar almayi basaramamistir."
Dersim Dersim, varligini ve ulusal serefini korumak için o kadar cansiperane çarpisiyor ve bu ölüm-kalim savasinda o kadar harikalar gösteriyordu ki, o zaman Türkiye'yi idare eden basbakan ve disisleri bakani bizzat savas alanina gelmis ve mücadeleyi yakindan izlemek geregini görmüslerdi. Dersim bütün dünyadan tecrit edilmis, kendi talihine birakilmis olarak umutsuz biçimde çarpisiyor ve damla damla ölüyordu. Kahraman bir milletin bu ölümüne medeni dünya seyirci duruyordu. Türk zalimlerinin üstün kuvvetleri karsisinda aslanlar gibi dövüsen bir avuç Dersim kahramaninin yarattigi harikalar, Avrupa basini tarafindan bir din gericiligi, bir yabanci tahriki diye gösterilmeye devam edip gidiyordu.
Türk ordulari Türkiye'nin her tarafindan Dersim yönüne hareket etmis ve her türlü askeri modern malzemeyle donatilmis olan bu kuvvetler, silahsiz denilebilecek kadar ilkel silahlarla kendini koruyan Dersim Dersimi öldürmeye çalisiyordu.

wengesodiri
18-09-2006, 12:51 PM
Dersim'in tamamen imhasi planini maskeleyen manevra sorununun bir bahaneden ibaret oldugunu, bu manevraya askeri islerle ilgisi olmayan basbakan ve disisleri bakaninin da katilmasi kanitlamisti. Bu konuda Istanbul'da çikan "Cumhuriyet" gazetesinin 24 Agustos 1938 gün ve 5130 sayili nüshasinda yayinlanan su haber dikkati çekmektedir:
"Basbakan ile Disisleri Bakani dün Elazig'a hareke! eltiler. Celal Bayar manevralarda kalarak Zafer bayraminda Istanbul'a dönecektir. Dün Özel bir vagon Ankara ekspresine baglanarak kentimizden Elazig'a dogru hareket etmistir. Basbakan hareketinden Önce Dolmabahçe Sarayi'nda büyük sef Atatürk'e saygilarini sunduktan sonra yaninda Disisleri Bakam Tevfik Rüstü Aras oldugu halde, 'Akar' motorüne binerek saat ondokuzda Haydar Pasa'ya geçmistir. Aldigimiz bilgilere göre Basbakan Celal Bayar bu sabah Ankara'da ancak bir-iki saat kalacaktir. Basbakani tasiyan özel vagon baska bir lokomotif tarafindan Elazig'a götürülecektir. Basbakan'm alana ulastigi gün büyük manevralarda görev alan karsilikli ordular birbirine kavusmus olacaktir."
Ayni gazetenin ayni nüshasinin baska bir sütununda; "Dersim Manevralari- Hareket bu sabah safakla beraber baslayacaktir" basligi altinda su haber yayinlanmistir:
"Elazig-23- Özel muhabirimizden: Bütün hazirliklari tamamlanmis bulunan Üçüncü Ordu'nun büyük manevralari yarin (bugün) safakla birlikte baslayacaktir. Bir haftadan beri Genelkurmay Baskani Fevzi Çakmak ile Üçüncü ördü Müfettisi Orgeneral Kazim ve diger kumandanlarin katilimiyla manevralarin iliskisi teshil edilmistir. Hareketa motorlu birliklerle hava filolarimiz da büyük oranda katilacaktir."
Ayni gazetenin bir gün sonraki 5131 sayili nüshasinda ise, "Dersim manevralari dün sabah basladi. Basbakan Ankara'da kisa bir dinlenmeden sonra Elazig'a hareket etti" basligi altinda su haber yayinlanmisti:
"Ankara -24- (AA) Elazig'a gitmekte olan Basbakan Celal Ba-yar, beraberinde Disisleri Bakani Tevfik Rüstü Aras oldugu halde bu sabah Anadolu ekspresiyle kentimize gelmis ve istasyonda kisa bir dinlenmeden sonra seyahatma devam etmistir. Basbakan istasyonda Büyük Millet Meclisi Baskani Abdülhalik Renda ile Bakanlar Ismet Inönü, milletvekilleri, Milli Savunma, Büyük Erkani Harbiye ve diger bakanlar tarafindan karsilanmis ve ugurlanmistir. Içisleri Bakani, Parti Genel Sekreteri Sükrü Kaya Basbakana eslik etmektedir.'"
Ayni gazetenin ayni nüshasinin baska bir sütununda ise;
"Elazig-24- (Özel olarak giden arkadasimizdan) Dersim bölgesindeki büyük askeri manevralar bu sabahtan itibaren baslamistir. Manevra alam Elazig-Dersim-Palu bölgesidir. Görev alan ordular, ilk temasi bu gün ögleden evvel yapmislardir. Bu ilk harekata hava kuvvetlerimiz de katilmislardir. Harekat sahasinda Maresal Fevzi Çakmak'la Milli Savunma Bakam Kazim Özalp'da hazir bulunmuslardir. Basbakanimiz Celal Bayar yarin aksam beklenmektedir."
Yakin Dogu'niin en önemli gazetelerinden olup Beyrut'ta yayinlanan Fransizca "L'Orient" gazetesi de, 7 Agustos 1938 tarih ve 26 sayili nüshasinda su makaleyi yayinlamisti:
"Dersim isyani 13 yasinda.
Ihtilal hareketinin hazirlayicisi Seyh Said asildi, ama savas asla durmadi"
"Dersim isyani 13 yasindadir. Onüç yildir Dersim halki silahim terketmemistir. Mus ovalarindan Ararat'a, Dersim daglarina kadar Dersim asiretleri küçük gruplar halinde Türk alaylarina karsi direnmektedirler.
isyan bastinlamamistir. fakat Türk Genelkurmay'i onu bastirmaya karar vermistir. Ankara'nin bu konudaki kararini 'Havas' dogrulamaktadir.
Istanbul 2 Agustos- Dersim bölgesinde yapilmakta olan manevralara paralel olarak Dersimler'in sik sik isyan etmekte oldugu Dersim bölgesinde meydana gelen yine karisikliklara karsi imha önlemleri alinacagini Basbakan haber vermistir.
Birçok tank ve uçakla takviye edilmis üç kolordu derhal hareket edecektir.
Dersim isyani nasil dogdu?
1925'îe Türk Cumhuriyeti'nin kaderi Fethi Bey'in elindeydi. Ilk büyük yenilik uygulamaya konulmustu. Fethi hükümetinin muazzam olacagi belli olan bir ise devamla görevli oldugunun anlasildigi sirada Seyh Said Mus ve Sason bölgelerinde Dersim isyan bayragini çekiyordu.
Ankara heyecan içindedir. Isyani derhal bastirmak gerek. ismet Pasa iktidara çagrilmis ve Fethi Bey elçi olarak Londra'ya gönderilmistir.
Türk ordusu genis çapli bir harekete baslamistir. Mus ovasinda baslayan meydan savasi aylardan beri devam etmektedir. Ordu büyük kayiplar vermis, operasyon hazineye 25 milyon liraya malolmustur.
Parlamento endise içindedir. Hükümet sinirlenmistir. Nihayet isyanin önderi Seyh Said ele geçirilebilmis ve Diyarakir'da meydan yerinde asilmistir.
isyan ortadan kaldirilmistir, daha dogrusu Ankara milletvekilleri ve gazetecileri öyle sanmaktadirlar.
Dersim beyleri Izmir yöresine sürgün edilmislerdir. Asilerin köyleri yakilmis, reisler cezalandirilmistir.
Fakat Dersimler Seyh Said' i inkar etmemislerdir. Savas sessizce devam ediyor. Seyh Said'in kani intikama çagiriyor. Her gün ordu ile asiler arasinda çarpismalar yapilmakta ise de Ankara bundan resmen haberdar görünmemektedir.
Dersim isyaninda Fethi Bey bir rol oynamis midir?
Fethi Bey Londra'dan geri çagrilmistir. Onun meslegini Kemalist Partisi tamamiyle reddetmistir. O intikamini alacaktir ve buna araç Türkiye'de ilk muhalif parti olarak kurulan Terakki Perver Partisi'dir. Bu yeni grup tarafindan genis bir propaganda yapilmistir. Fethi Bey'in tezini desteklercesine Büyük Dersim Sefi Ihsan Nuri Pasa Ararat'taki kendi taraftarlarim ayaklandirmayi basarmistir. Dersimler çok sayida modern savas silahlarina, cephane ve paraya sahiptirler. Sovyetler Ihsan Nuri'yi destekliyor. Karahan oradan geçmistir.
Türk ordusu Ararat daglarini kusatarak bu ikinci isyani sonuçsuz birakmayi basariyorlar, imha hareketi zalimcedir. Adana'da birçok asi asilmistir. Asiretlerden çogu toptan sürgün edilmistir.

wengesodiri
18-09-2006, 12:52 PM
Türk-Iran Pakti
Türk halkinin bu isyana unsurunu iyi kontrol edebilmek Için Ankara Tahran'la uyusuyor. Ararat'i olusturan iki büyük dagin Küçük ve Büyük Ararat'in kontrolünü Türkiye'ye terkeden bir Türk-Iran pakti imzalanmistir. Stratejik üstünlük saglandiktan sonra esasa yönelik düzeltmelere baslanmistir. Doga illeri emrinde askeri ve idari uzmanlar bulunan ve Genel Müfettislik adini tasiyan askeri bir valinin yönetimine birakilmistir. Diledigini yapabilmek yetkisine sahip olan bu generalin merkezi Diyarbakir'dir. Lyauiey düzeyindeki Fransiz insaatçilari gibi bu general da köyler, okullar yapimina baslar, insaati gelistirir. Çünkü insaat yolunda giderse her sey yolunda gider.
Balkanli Türk göçmenlerini sevkedip bu bölgelere yerlestirmek için Ankara'dan izin alir. Dersimleri darmadagin eder. Iskan kanunu meclisten geçmistir. Bu kanunun hükümlerine göre hükümet Türk olmayanlari, Türklerin çogunlukta oldugu yer/ere dagitmak yetkisine sahiptir. Fakat bu usul felç olur. Balkanlar'dan gelen göçmenler bu yörenin iklim kosullarina dayanamayarak tarlayi takimi birakarak kaçarlar.
Üçüncü isyan
Ankara yeni önlemlere basvurmaya girismisse de, çok geç kalmistir. Dersim daglari halki isyan halindedir.
1936 yili içindeyiz ve isyanin bastirilmasi ordunun bir yillik bir çaba harcamasini gerektirmektedir. Hava kuvvetleri seferber edilecektir. Genel Kurmay'm elinde bulunan her çesit modern harp silahi bu yörede denenecektir.
Simdi de 1937 yilindayiz. Ismet Pasa Türk Meclisi kürsüsünden su resmi açiklamada bulunuyor: 'Dersim sorunu çözümlenmistir.'
Gerçekte de sorun çözümlenmise benziyor. Idari düzenlemelere baslaniyor. Dersim yeniden vaftiz olunarak adi degisiyor. Yasa ona 'Tunç EH' adini takmistir. Bu ile askeri bir vali atanmis ve sikiyönetim devam etmektedir. SeidRtza'nm hedefleri.
Hükümetçe tasarlanan düzeltmelerin uygulama alanina konmasi için bir sükunet devresinin baslamasi beklenmektedir. Bu sirada öncekilerden daha siddetli olan dördüncü Dersim isyani patlamistir.
Celal Boyar halki sükunete çagiran su açiklama ile ise baslar: 'Ey Dersim halki, eger silahlarinizi ierkederseniz, sizin için kollarimiz hazirdir. Merhametimiz büyüktür, fakat gazabimiz daha büyüktür. Dilediginizi seçmek sizin elinizdedir,'
Bu açiklama geçen 28 Mayis'ta yapilmistir. Seid Riza'mn yegenleri Hüseyin ve Halil aganin oglu Hasan, Yusufan asireti reisi Fertik Aga gibi yigit gençleri Dersimler kendilerine reis seçmislerdir. Onlar mücadeleye devam edeceklerdir. Bagimsizliklarini, özerkliklerini istemektedirler ve bu gibi amaçlarin gerçeklesmesi için girisilen mücadeleden geri dönülemez.
Dersim kaynasma halindedir. Her taraftan takviye kuvvetleri yetismektedir. Dersim alaylari Irak, Cezire ve Iran yönlerinden gelmekte olan gönüllü birlikleriyle kabarmaktadir.
Acaba Dersimler Dersim bölgesini manevra için Celal Bayar'm gönderdigi motorize alaylara, hava kuvvet/erine ve 3. Kolordu'ya karsi sonuna kadar dayanabilecekler mi?
Dersim isyani bir kez daha sonuçsuz kalacaktir. Fakat tohum ölmeyecektir. Simdiki önderler birbiri ardi sira düsecekler, yerlerine baskalari gelecek ve Dersim isyani devam edecektir."
"El Kabes" gazetesinin bundan önce kitabimiza almis oldugumuz haberleriyle Fransizca "L'Orienf gazetesinin yukaridaki makalesi Dersimier'in moralinin çok yüksek oldugunun yabanci gözüyle incelenmis kanitlandir.
Görülüyor ki Ankara, Türk yöneticileri, Türk ordularinin tamamini Dersim'in üzerine göndermis ve en deneyimli gererallerini harekati yönetmekle görevlendirmisti. Yine Türk devletinin en büyük yöneticileri harekati yakindan izleyebilmek için Dersim bölgesine kadar gelmislerdi.

wengesodiri
18-09-2006, 12:53 PM
Dersim üç yildan beri bu muazzam Türk ordularina karsi savasmakta ve hiçbir yardim görmemekteydi.
1937 yili sonlarinda Suriye'de bulunmakta olan sehit Seyh Said merhumunun kardesi Seyh Abdullah'in beraberinde bulunan mülteci Kül'distan kahramanlariyla birlikte Suriye'den hareket ederek Dersim savasçilarina katilmak için giderken, Diyarbakir yöresinde Türkler tarafindan pusuya düsürülerek arkadaslariyla birlikte sehit düsmesine, Türkiye'den kaçak olarak gelmis olan bir yüzbasinin ihaneti neden olmustu.
Dersim yöresinde büyük manevralar bütün siddetiyle devam ediyordu. Teslim olan Karabal, Ferhat ve Pilovank asiretleri tamamen imha edilmislerdi. Asiret reislerinden Kangooglu Mehmet Alî ve Aliser Agaoglu Cems.it, Hozat caddesinde Mustafa Pasa köprüsünde kursuna dizilmislerdi.
Bu asiretlere üye kadin, çocuk ve ihtiyarlar samanliklara doldurularak yakilmisti. Öteden beri hükümete boyun egen Piivank ve Asagi Abbas asireti üyeleri ve aileleri de In ve Inciga vadilerinde bütünüyle kursuna dizilmislerdi. Irgan köyünde de bütün kiz ve kadinlar toplattirilarak üzerlerine petrol serpilip feci sekilde yakilmislardi. Hükümete boyun egen ve orduya teslim olan Seyh Mehme-dan asiretinin merkezi Kheç köyüne gece bir baskin düzenlenmis ve bir tek kisi bile ayrilmadan milralyöz ve top bombardimaniyla halk imha edilmisti. Hozat merkezindeki boyun egmis Dersimler ve Karaca seidlei'inin halki aileleriyle birlikte Hozat kislasi civarina getirilmis ve makinali tüfek atesiyle imha edilmislerdi. Vahset o dereceye varmisti ki, birçok yasli insanin süngü ile gözleri oyulmus ve tüyler ürpertici canavarliklarla öldürtülmüslerdi.
Silahli asiretler daglara siginarak, arasi kesilmeyen topçu atesine ve uçak bombardimanina karsi korunmaya çalisiyorlardi. Teslim olan Maz-giit ilçesinin Kureysan asireti üyeleri de tamamen süngüden geçirilmisti.
Binlerce genç kadin ve kiz Türk canavarlarina namuslarim teslim etmemek için kendilerini Mimzur suyuna atip intihar ederek Dersim serefi ugruna ölüyorlardi. Munzur ve Firat nehirleri üzerinde günlerce Dersim'ün bu kutsal sehitlerinin cesetleri yüzmüstü. Bölgeyi top ve uçaklarin saçtigi zehirli gaz bombardimanlari kesif bir sis tabakasi altina almis, yasayan hiçbir yaratik kalmamis, yanan evlerin ve ormanlarin manzarasi cehennemi bir hal sergiliyordu.
Dersim 1938 yili Eylül ve Ekim-Kasim aylarinda tarihinin en çetin ve acili günlerini yasamistir. Dersimi: Dersim kadin ve kizlar. Türklerin eline geçmemek için kafile kafile kendilerini uçurumlardan atarak ve kursunla intihar ederek ölümün kucagina atiliyorlar ve bu kadin kahramanliklari düsman saflarinda bile hayretler uyandiriyordu. Binlerce Dersim kizi arasinda iffet ve namusunu koruma ugurunda kendini Iksor uçurumlarindan atarak sehit olan 14 yasindaki kizim Fato da vardi.
Sehir ve köylerde ele geçirilen bütün Dersim gençleri geceleri evlerinden alinarak degisik sekillerde imha edilmislerdi. 1937'de askere alinip Türk bayragi altinda hizmet etmeye devam eden Dersimliler de içinde yer aldiklari birliklerden seçilerek ayricaliksiz kursuna
dizdirilmislerdi. Bunlar arasinda Diyarbakir uçak karargahinda askeri yazicilik yapmakla olan kardesim Hidir tutuklu olarak Pertek merkezine getirilmis ve Dersim'de tutulan diger kardeslerim Riza ve Ismail ile birlikte Mercimek bölgesinde kursuna dizilmislerdir.
Saldiran üç ordunun birlesmele-riyle tarama hareketinin devam ettigi sürede gerek teslim olan ve gerekse tutuklanan kadin, kiz, erkek; bir yasindan yetmis yasina kadar merhametsizce mavzer ve makinali
tüfek yaylim atesiyle imha edilmislerdir.
Köyler tamamen yakilmis ve ordu bölgelerinde canli-cansiz hiçbir iz birakilmamistir. Bütün hayvanlara el konarak orduya maledilmistir.
Harekat sahasinin agirlik merkezi Hozat, Çemisgezek, Ovacik ve MazgIrt ilçeleri oldugundan bu bölgelerde yapilan zulüm derecesinde bir vahset ve acimasizligin Örnegine dünya tarihinde ender rastlanilir.
Askeri harekat sahasinda bulunan Erzurum Kolordu Kumandani ve Türklerce "Hababam" adiyla taninan Tevfik Pasa, yapilan zulmü elestirerek adil ve insani bir hareketin gerçeklestirilmesini ordu kumandanligindan rica etmis ve hemen Dersim'den alinarak Ankara'ya gönderilmis, ve sorguya çekilmistir. Ayni kolordu subaylarindan binbasi Hayri, Dersimli Dersim kafilelerinin mitralyöz atesine tutulmalarini dürbünle seyrederken, annelerinin kucaklarinda bulunan zavalli Dersim yavrularina kursun isabet edince hoplayip firlamalari manzarasi bu subayin beynini o kadar yaralamis ki, bahtsiz çocuklardan birini kendi öz çocuguna benzetmis ve ani olarak bayilip yere düsmüstür. Bu olay üzerine hastalanan ve delilik belirtileri gösteren bu subay cephe gerisine aldirilmistir. Dersimler hakkinda reva görülen bu zulmün dehsetinin bir düsman subayinin sinirlerini bozmus olmasi, Türk cinayetinin korkunçlugunun derecesini ölçmek için en açik kanittir.

wengesodiri
18-09-2006, 12:54 PM
Türk ordulari Bamasoran, Hormekan, Sadyan, Izolan, Hiran, Balaban, Koziçan asiretleriyle Pülümür, Nazimiye ve Erzincan bölgeleri asiretlerinin üzerine hareket firsatini bulamadan, kar firtinalari baslamis ve bu nedenle ordularin geri dönmesi kararlastirilmisti. Bu çekilme hareketine karsin merkezlerde bir kisim askeri kuvvet birakilmisti.
Kistan sikilip açligin ve sogugun baskisi ile daglardan inerek kasabalarin civarina yaklasmaya zorunlu kalan Dersimler kafile kafile toplanarak iplere baglanmakta ve yaylim atesiyle imha edilmekteydiler. Bunlarin arasindan bir kisim çocuk ve ihtiyarlar seçilerek bati illerine; Ankara, Konya, Eskisehir, Izmir ve diger sahil Illerine sürgün ediliyorlardi.
Ümitsiz Dersim direnisi yer yer devam ediyor ve bazi magaralara siginmis olan Dersim kahramanlari Türk kuvvetlerine karsi ellerinden gelen intikam darbelerini indiriyorlardi.
Sam'da çikan "El Istiklal El Arabi" gazetesinin 6 Eylül 1938 tarih ve 3137 sayili nüshasinda bu gazetenin Carablus Türk sininndan alarak yayinladigi su haber dikkati çekmektedir;
"Dersim Daglarinda"
"Carablus-Sinir (Arabi ajansi) Dersim daglarinda isyan devam ediyor. Bazen sönüyor, bazen yeniden canlaniyor. Onaya çikan fit garip olay askeri merkezlerde önemli bir etki yaratmistir. Söyle kî; 18 günden beri Dersim daglarinin bir magarasinda Türk kitalari bir kisim Dersimleri kusatmislardi. Asiler Seslim olmak ve beyaz bayrak çekmek zorunda kalmislardi. Bunun üzerine Türkler asilere magaradan çikmalarim emretmis ve sayilan yüzseksen kisiden olusan bu kuvvetten bir kismi magaradan çikmislardi. Asi kumandani magara çevresindeki Türk askerlerini görünce küçük bir is/üret vermis ve magaradaki arkadaslari da silahli olarak magaradan çikinca asi kumandaninin verdigi yeni bir isaretle asiler Türk birligine siddetle hücum etmisler ve Türk kuvvetlerini kismen imha ederek ve kismen de kaçmak zorunda birakarak kusatmadan kurtulmuslardir."
Arapça gazetenin verdigi bu habere göre, Dersim kuvvetlerinin, hareket olanagim yitirmis olmalarina karsin Türklere teslim olmanin feci sonuçlarini hesaplayarak kahramanca çarpisip ölmeyi yegledikleri görülmektedir.
Askeri harekat sona erdikten sonra, Pülümür-Koziçan'dan hükümet merkezine gitmis olan asiret reisleri de tamamen bati illerine sürgün edilmislerdir.
Türk hükümeti, askeri harekat bölgesini on yil süreyle yasak bölge ilan etmis ve bir kisim bölgeyi de ayirarak buralari "yerlesim alani" saymistir. Abdullah Alpdogan Pasa'nin olum ile Mazgirt ilçesinin Tursemek nahiyesi bölgesinde Munzur nehri ile Pah sularinin birlesme noktasinda, Mamikan köyü sehir sayilarak burada birçok kisla yaptirilmis ve Tunç Eli merkezi olarak bu köye Kalan adi verilmistir. "Kalan" sözü Türklere göre güya Türkçe bir sözmüs, oysa bu söz öz be öz Dersimçe bir sözdür. "Kal", yani ihtiyar sözcügünün "an" birlesik edctiyla, "ihtiyarlar" demektir. O halde bunak ve sersem Türk generalin yeni ad sanarak bu Dersim köyüne verdigi unvan yine bir Dersim adi olmustur.
1938 Eylül, Ekim, Kasim aylari DersIm'in hürriyet ve bagimsizlik mücadelesinin tarihi üzerine siyah perde indiren ve Dersim'In yenilgisini yazan feci bir tarih olmustur. Kahraman Dersim son kursununu attiktan, son fedaisini sehit verdikten sonra seref ve namusla düsmüstür. Türk hükümeti silah kuvvetiyle ve mertçe çarpisarak degil, kahpece ve korkakça hile ve oyunlarla civanmert Dersim'ün iyiniyetini kötüye kullanarak, onun reislerini tuzaga düsürerek imha ettikten sonra, bassiz ve öndersiz kalan Dersim'in kadin ve çocuklarinin üzerine bogucu ve zehirli gaz kullanarak yüzler kizartici kahramanligini (!) uygulama serefsizligine kadar alçalmis, küçülmüs, küçülmüstür.
Yenik ve yikik Dersim'e Türk idaresi baykus kanallarini germis ve insanligin kurallari disinda özel emir ve yasalarla bu yikintiyi idareye baslamistir. Dersimi Türklestirmek amaciyla bazi bölgelerde okullar açilarak Dersim çocuklarina Türkçe okutturmaya, Kültçe konusmayi yasak etmeye çalismis ve bu konuda o kadar vicdansizca hareket edilmistir ki, Dersimçe konusan her çocuga her Dersimçe sözcüge karsilik dört gün okul içinde hapis cezasi uygulamasi kural olarak konulmustur.
Dersim çocuklarina yapilan telkinlerin basinda alalarinin Türk oldugu, babalarinin yanlis olarak Dersimlestikleri ve çocuklarin Dersimlüge yöneltilmesinin yanlis bir sey olup, bu yola Dersimleri yönetenlerin yabancilar oldugu propaganda edilmistir.
Dersim'in çevre yörelerinde okul ve buna benzer egitim kurumlarinin açilmasi söyle dursun, yolcularin gözünden uzak olan bu yörelerde halk kendi haline birakilmis ve her çesit gida, yerlesim ve giyim araçlarindan yoksun olan bu bölge halki açliktan ve soguktan ölmeye mahkum edilmistir.
Türk hükümeti geçit yerlerindeki pek ender yerler disinda, Dersim'in hiçbir tarafinda ne bir yol, ne bir köprü yapmamis, tarim ve ekonomik hiçbir yardim ve kalkinma aracinin kullanilmasini düsünmemistir. Bu bilinçli bir durumdur. Çünkü izlenen amaç, kursunla öldürülemeyen ve hala yersiz, yurtsuz, aç ve çiplak dolasan Kalan Dersimleri beyaz katliam ile ortadan kaldirmak ve bunlarin biraktiklari bahtsiz yetimlere kimliklerini unutturarak Türklestirmek olmustur.
Bulun bu insanlik disi önlemlere karsin Dersim'in an Zaza Kürdü-ne dilini, töresini ve milliyetini uiiullurainayacagini sonunda inanan uygar (!) Türkiye Cumhuriyeti bu bahtsiz Dersim halkini asirlardan beri üzerinde yasadigi ana yurdundan uzaklastirmaya karar vermis ve Dersim halki aç, çiplak, bakmisiz ve perisan bir halde yerlerinden çikartilip bati illerine sürgün edilmislir. Çogunlugu kadin ve çocuklardan olusan bu göçmen kafilelerinin batiya aktikça kuruyan bir insan seli gibi tükenerek, kuruyarak Ege sahillerine kadar ulasabilen kalintilar oralarda Türklerin yaninda köle gibi hizmete verilmislerdir.

wengesodiri
18-09-2006, 12:54 PM
Roma kölelik devrinin bütün zulüm ve gaddarliklarini gölgede birakan Dersim kölelerinin durumuyla uygar dünya ilgilenmemis ve Türkiye denilen Dersim cehennemi içinde dram devam etmistir. Türk diplomatlarini salonlarina uygar ulus temsilcileri diye kabul eden "Bati demokrasisi" bir an bile Dersimler hakkinda yapilan cinayetin hesabini sormaya cesaret edememistir,
Batiya sürülen Dersim göçmenlerinden sag kalanlar, on yil sonra yani 1948 yilinda Dersim'e geri gönderilmislerdir. Fakat bu zavallilarin ne gibi kosullar altinda Ülkelerine dönecekleriyle hükümet asla ilgilenmemistir. Çünkü dönüs kis mevsimine rastlamis ve Dersim daglarina serpilen bu biçareler gidasiz, aç, çiplak bir halde olduklarindan ikinci imha politikasi ürününü almistir.
Dersim'e dönen göçmenlerin durumu ve Dersim'in genel hali hakkinda en çok tanikligi bizzat bir Türk gazetesinin agzindan dinleyelim.
Istanbul'da çikan "Son Posta" gazetesinin yazarlarindan Osman Mete 1948 yilinda Dersim'de yaptigi inceleme ve arastirmalar üzerine sunlari yazmisti:
"Tunç Eli'ne gittim. Burasi eski Dersim'dir. Issiz ve insandan arindirilmis bu yerleri gezdim. Kalan'dan Araraî'a kadar, orada bulunan halk ile konustum. Onlar tahsildardan ve adi bir jandarmadan baska bir hükümet memuru görmemisler. Köylerin içerisine girdim. Bu köyler yaklasik bes kilometrekare genisliginde araziler üzerinde kurulmus ve her ev bir küçük tepe üzerine yerlestirilmistir. Buradaki insanlari görmek ve onlarin yasamlarini ve ruhunu anlamak istedim. Ama maalesef bizim eski zamanimizdan kalmis hiçbir eser göremedim. Sa-naat kesinlikle yoktur, ziraat ve ticaret yoktur. Orada bütün hayatini yüz keçisinin arkasina baglayan çaresiz insanlari gördüm. Tunç Eli, eski Dersim, besinci asri yasiyor ve bugünkü gelisen Türkiye'nin sinirlari içinde bulunmasina karsin yirminci asrin nimetlerinden hiç de yararlanmamis. Nihayet basim döndü ve bir Türk çocugu olarak duygularim yaralandi ve üzüldüm."
"Tunç Eli vilayet merkezi Kalan'dir. Munzur çayi üzerinde kurulmus sadece elli haneden olusan bir yer. Bu bogaz da hiçbir saglikli girisim ve özen görmemis ve yilda burada üç milyon lira yitiyor. Kalan'da bu köy niçin bu kadar uygun olmayan bir yerde kurulmus diye sordum. Bana dediler ki, Dersim olaylari temizlendikten sonra Dersim'de bir il merkezi kurmak için bogazlar komisyonu tarafindan o dönemin müfettislerinden Abdullah Pasa'ya görev verilmis ve Abdullah Pasa diger uzmanlarin fikrine karsin bu yeri uygun görmüs. Uzmanlar itiraz ve sikayette bulunup 'Pasam burada il yapilir mi ve buraya milyonlar harcanir mi' demelerine karsin Abdullah Pasa düsüncesinde israr etmis ve il merkezini orada kurmustur.
Burada insanlar sadece keçi gütmekle mesguldürler. Kadinlar özellikle fazla çalisirlar ve erkekler bos otururlar. Söyle ki, Dersim'de insan yasami yüzde seksenbes durmus ve kötürüm haldedir. Fikir yoktur, çünkü okul, medrese yoktur. Medeniyet sartlarinin hiçbir usulü ve zerresi buraya girmemistir. Onbinlerce insanin nüfus kagidi ve kaydi bile yoktur. Doktor yoktur, ilaç denilen bir sey orada bilinmemektedir. Köyleri birbirine baglayan yollar yoktur. Dersim halkindan herhangi biri hükümet denilince sadece tahsildari ve jandarmayi bilir. Bu yörede yüzbindenfazla nüfus yasamaktadir. Bu bayagi ve insanlik disi halin sorumlulugu hükümetimizin düzenledigi heyetlerin olsa gerekir. Çünkü biz hükümet olarak Dersim'den aliyoruz, fakat Dersim'e bir sey vermiyoruz. Bu sorumlu durumu devam ettirmeye hakkimiz yoktur."

wengesodiri
18-09-2006, 01:00 PM
Iste, bir Türk yazarinin kaleminden fiskiran gerçekler... Iste, bir Türk çocugunun Dersim bölgesi hakkindaki inceleme ve duygulari... Iste Türk hükümeti yöneticilerinin medeniyet dünyasina karsi Dersim'i islah ve medeniyet günesine kavusturma formülleriyle isledikleri cinayetlerin sonuçlari, yaptiklari soygunculuk ve hirsizliklarin canli bir kaniti.
Dersim "askeri harekatindan" sonra geçen on yil içinde Türk hükümetinin Dersim bölgesinde yaptigi, daha dogrusu yapmakta oldugunu ilan ettigi yenilestirme girisimleri, zavalli Türk milletine sadece Dersim merkezi için yjlda 3 milyon liraya malolmasina karsin bu paralardan bir santiminin bile amacina uygun harcanmadigi, idare adamlarinin cebine indirildigi ve isin dis görünüsünün göz boyaciligindan baska bir sey olmadigi meydandadir.

wengesodiri
18-09-2006, 01:01 PM
2. DERSIM KATLIAMI 4:

Munzur Dersim'in kirvesidir
Dersimliler Munzur ile Dersim arasindaki iliskiyi söyle özetliyor: "Munzur Dersim'in kirvesidir. Kirvelik bizde kutsaldir. Kirvelik ikrardir. Biz Dersim'e ölümüne bagliyiz. Ikrarimiz bizim en mukkades varligimizdir. O varligi her Dersimli korumak zorundadir."
SAVAS POLAT / OKTAY UÇAR
Munzur Milli Parki ve Dersim'in sonu anlamina gelen barajlar projesine iliskin bölge halki ve Dersim'deki sivil toplum örgütleri ile görüstük. Munzur suyu üzerine kurulacak 8 barajin bölgeye hiçbir getirisi olmadigina dikkat çeken bölge sivil toplum örgütleri ve halk, barajlarin Dersim'deki ekolojik dengede ciddi tahrifatlar yaratacagini belirtiyorlar. Barajlarin tümüyle politik amaçlara hizmet ettigini belirten halk, Dersim'in söz konusu projeyle Dersim'in tarihiyle, kültürüyle, dogasiyla, insaniyla bitirilmek istenildigini ifade ediyor. Halk ayrica, Munzur suyunun Dersimliler için manevi bir önemi oldugunu vurguluyor. Dersim'in köylülerinden Sakine Aytaç, Munzur ile Dersim arasindaki iliskiyi söyle özetliyor: "Munzur Dersim'in kirvesidir. Kirvelik bizde kutsaldir. Kirvelik ikrardir. Biz Dersim'e ölümüne bagliyiz. Ikrarimiz bizim en mukkades varligimizdir. O varligi her Dersimli korumak zorundadir."
Dersim DISK Genel Is Sendikasi Sube Baskani Hasan Çiçek: Ben aslinda uzunçayir baraji göl sahasinda arazisi bagi, bahçesi ve evleri kalan bir barajzedeyim. Bu projelerin esas yapilmasinin nedeni Dersim'i insansizlastirma projesidir. Dersimin arazisi Munzur Vadisi'nin sag ve solunda olan arazidir. Bu araziler suyun altinda kaldigi zaman insanlar da göç etmek zorunda kalacaktir. Bu vadi ciddi bir erozyona ugrar doga güzeligi yok oluyor. Insanlarin olmadigi yerde dogadan söz etmek mümkün degildir, bundan dolayi baraj yapimina karsiyim. Daha dogrusu bu projeler politik projelerdir. Biz Baydami köyünde oturuyorduk bize istimlaktan ödenen para degil 8 kardese, birimize bile yetmedi.
Dersim Egitim Sube Baskani Kemal Tumar: "Bu barajlar kesinlikle yapilmamalidir. Bu projelerin sayisiz zararlari vardir. Ülkenin sayili dogal güzelik bölgelerinde olan Munzur Vadisi'nin imhasi anlamina geliyor. Bu projelerle dogal güzeliklerin yanisira bazi hayvan türlerinin tükenmesi, bitki örtüsünün tahribati, Mili Park sinirlarinin ihlali gibi sayisiz zarardan söz etmek mümkündür . Ancak kayiplara ragmen bu projlerde israr aslinda niyetin politik oldugunun açik ispatidir. Bu yaklasim ayni zamanda demokrasiyi ve halki ciddiye almayan bir yönetim anlayisinin göstergesidir.
Sakine Aytaç/Dersim: "Ben burada baraj istemiyorum. Bu barajlar bizim ziyaretlerimizi ve inancimizi ortadan kaldiriyor. Dersimli kadinlar Munzur'a tapiyor. Bize hayat veren Dersim'i ortadan kaldirmalarina izin vermeyiz. Dersim'i Dersim yapan Munzur'dur. Munzur bir efsanedir. Munzur Dersim'in kirvesidir. Kirvelik bizde kutsaldir. Kirvelik ikrardir. Biz Dersim'e ölümüne bagliyiz. Ikrarimiz bizim en mukkades varligimizdir. O varligi her Dersimli korumak zorundadir. Munzur vadisi korunmadi mi geyikleri nasil görürüz. Menekselerimiz yok olur, bitkiler bitmez... Biz bu barajlara asla izin vermeyiz.

wengesodiri
18-09-2006, 01:02 PM
Dersim Haber-Sen Sube Baskani Muharrem Özer: Yapilmasi düsünülen barajlarin ekonomik ömürleri ve enerji üretimi kaygi vericidir. Barajlar dogayi ve ekolojik dengeyi alt üst etmektedir. Ülkemizde sadece Munzur Vadisinde bulunan bazi bitki ve 100'e yakin canli kelebek, Bülbül, sürüngen türünden hayvanlarin yok olmasina sebep olacaktir. Barajlarla birlikte yaklasik 50 civarinda yerlesim yeri haritadan silinecektir. Bütün bunlar biraraya getirildiginde bu projelerin üretmekten çok, yok etmeye yarayacagi açikça görülecektir.
Zarife Turanyildiz/Dersim: Bir Dersimli olarak bu vadide yapilmasi palanlanan barajlara karsiyim. Bu vadide, akan suyun kendi dogal haliyle akmasinda yanayim. Dogamizi tahrip etmesinler. Munzur suyuna karismasinlar. Ben bu suyun kendi gelenegine hizmet etmesini istiyorum. Munzur bizim ziyaretimizdir. Bizim inancimiza saldirmasinlar. Onlar inancima saldirdikça ben inancima daha da baglaniyorum. Munzur baba, oldugu gibi kalsin Ovacik tatil köyüdür o sekilde inancimiza ve insanlarina hizmet etsin.
Dersim Ses Sube Baskani Hasan Toprak: Dersimde yapilmasi planlanan barajlar Dersimin dogal dengesini bozar. Bozulan dogal denge ile birlikte hayvan türlerinin yok edilmesi anlamina gelir. Bu nedenle Dersim'de yapilmasi düsünülen barajarin Munzur vadisinin yok olmasina neden olacaktir. Bundan dolayi Dersim'de barajlarin yapilmasina karsiyim.
Dersim Genel Is Sendikasi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sen: Dersimlilerin milli degeri olan Munzur Vadisi oldugu gibi kalmalidir. Munzur Vadisi halkimizin ortak bir degeridir. Barajlarin doga üzerinde büyük tahribati vardir. Bu vadi bir hiç ugruna çignenmemelidir. Biz bu vadide alabalik tesisleri, turistik tesisler ve turistik amaçli oteller kurulmasini istiyoruz, su altinda kalmasini degil.
Dersim Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve ÖDP Dersim Il Baskani Yusuf Cengiz: Munzur Mili Parki ve vadisi gerekli turistik yatirimlar yapildigi taktirde yöre halkinin en büyük geçim kaynagi olur. Bu vadi üzerinde olusturulacak Alabalik tesisleri turistuk tesisler kayak merkezleri yöreye büyük bir gelir getirecektir.Ilin ekonomisine büyük bir katkidir. Devletin bu tür yaatirimlar yapmasi gerekirken barajlar yapmasi. Bu dogayi tamamen yok etmektedir. Biz bu barajlarin yapilmasini istemiyoruz Ve bu projeelerde derhal vazgeçilmisini istiyoruz.
Ikinci Tunceli Kanunu
Barajlar Projesi Dersim halki ve sivil toplum örgütlerinin düsüncesi alinmadan gizli planlanip ihaleye açilmistir. Keban'in ömrü zaten bitmis, burada sürekli degil geçici is imkani yaratiliyor ve il disindan ucuz ücretle isçi getiriliyor. Eger ekonomiden söz ediliyorsa Mili Park konumuyla turizm tesfik edilmelidir. Bu kat ve kat gelir saglayacaktir. Kismi elektirik üretimi deniyor, bir cografya ve nesli ender bulunan onlarca canli yok edilecek.Tüm bu degerler denildiginde bunun altinda baska maksatlar çikiyor. Bizce bu ikinci Tunceli Kanunu'dur. Dersim'i Tunceli yapmada eksik kalan tarih ve cografya yok edilmek istenilmektedir. Dersim cografyasi 'dize' getirilmek isteniliyor. Açikçasi Dersim ortadan kaldirilmak istenilmektedir.
Munzur vadisinin Dersim halki için tarihi degeri ve morali vardir. Bu corafya tarihi taze tutuyor. Bu barajlarla birçok ilçenin birbiriyle ve Dersim merkezle iliskisi kesilmek istenilmektedir. Dersim tamamen dagitilmak isteniliyor. çatisma ortaminda mezartaslari toplatildi, ziyaretler bambalandi, yasaklandi ve insanlar göçettirildi. Simdi de barajlar devereye sokularak Dersim ortada kaldirilmak isteniliyor. Halkin kendi kültürünü koruyup gelistirmesine izin verilmezken geçimi olan ormancilik, tarim ve hayvanciilik yok edildi. Halka hizmet deniyor, burada en aci yan, Dersim halkinin eliyle Dersim yok edilmek isteniliyor. Istimlak bedeli ugruna bir iki kisinin eliyle tüm halkin tarihi pazarlaniyor.
Munzur vadisini kurtarmaya yönelik birçok çalisma yürütülüyor. Biz parti olarak tüm bu çalismalara destek sunacagiz. Parti olarak halkla beraber çesitli eylemlikler gelistirecegiz. Disimizdaki çalismalar partimiz ve halkimizla beraber ortaklastirilmali yoksa çalismamiz sonuç almaz. Yurtdisindaki çalismalara çagrilmamiz kaçinilmazdir. Çünkü halkla en genis bagi olan partimizdir. Bu yilki festivalde aktiv görev alacagiz. Dersimi ve Munzur'u kurtarmak için bütün olanaklarimizi seferber edecegiz.
Bilge Munzur / Zuhal Stera
Munzur'a gitmek belki de, oralarda doganlarin dünyanin neresinde olurlarsa olsunlar, en büyük özlemlerinden biridir. Düslerinden bir parça hep oralara aittir. Çocuklugunda yasadigi bir kaç yillik bir zaman parçasi olsa da, tüm anilari yine de kutsaldir. Savrulmustur, bir kez. Agacini, topragini terk etmistir. Yabanci rüzgarlara tutunan bir yaprak gibidir. Kendisine yabanci olan topraklarda kök salmaya, tutunmaya çalismaktadir.
Dogdugu topraklar tarihtir. Attigi her adimda geçmisin sesini duyar. Doga ananin sesini dinler. Yüzyillardir inatla ayakta duran görkemli agaçlarin, daglarin, nehirlerin, vadilerde esen rüzgarlarin sesini dinler.
Rüzgarin sesi o vadilerde yasanmis efsaneleri fisildar. Agaçlar bu sese dansederek karsilik verir usul usul sallarken yapraklarini. Bazen yasli bir Dersim kadininin anlattigi masalla dile gelir, bazen de bir sazin tellerindeki türküde dillendirir kendisini.
Her Dersimli'nin bildigi bir efsanedir Munzur Efsanesi. Daha küçük bir çocukken ögrenir rüzgarin sesini dinlemeyi. Munzuru tanir, onunla dost olur.
Efsaneye göre Munzur bir çobandir. O doganin sesini insanin içindeki söylenmemis duygulari bilendir. Bir bilge, bir doga filozofudur belki de. Munzurun beyi Cemsid yigit bir Dersim kahramanidir. Ve savasa gider. Bir gün Munzur Cemsid in hanimina giderek onun helva istedigini söyler. Cemsid'in hanimi "herhalde Munzur helva yemek istiyor" der ve helvayi yapip Munzur'a verir. Çok kisa bir süre sonra Munzur geri döner ve helvayi beyine verdigini söyler. Hanimin tabagi sormasi üzerine ise, tabagin Cemsid'in yaninda oldugunu söyler. Cemsid savastan döndügü zaman kendisini karsilamaya gelen halka, beni karsilamaya gelmeden önce Munzur'u ziyaret ediniz der ve elindeki tabagi gösterir.
O zaman halk Munzur'un pesinden kosmaya baslar. Munzur elinde bulunan süt dolu kovasi ile kaçarken süt kovasi dökülür. Ve sütün döküldügü yer bir su kaynagina dönüsür. 40 yerden su akmaya baslar. Munzur kendisini de bir kayanin içine birakarak gözden kaybolur.
Orada yasayan insanlar için Munzur suyu kutsaldir. Çogu zaman köylüler Munzur Suyu'nun gözelerinden süt gibi aktigini gördüklerini söylerler. Ana sütü ile bir tutulur, benzetmeler hep bu iliski üzerinedir. Bu da Munzur'a iliskin ikinci bir mitostan kaynagini almaktadir. Munzur Suyu tanriça Anahit'in gögüslerinden akan süttür inanisa göre. Yani tarihi derinligi tanriçalar dönemine kadar gitmektedir; vadinin, Munzur Suyu'nun.
Aralarinda kavga olanlar burayi ziyaret ederken mutlaka barisir, ayni ananin sütünü emmis gibi kardes olurlar. Sözlesmelerde, yeminlerde Munzur kutsal taniktir, onun suyu içilerek yemin edilir, sözler baglayici olur. Ilk ziyarette gelen çocuklara onlari hastaliklardan, kötülüklerden korumasi için kayalarin içindeki kutsal sayilan topraktan (teberik) bir tutam yedirilir, Munzur Suyu içirilir. Orada Dersim kadinlar da kendilerine özgü dualara ederler. Dogaya ilk yakaristir kadinlarin bu dualari.
Evlenenler ilk önce burayi ziyaret eder. Insanlar oralarda bulunduklari zaman ani içerisinde tüm davranislarini, sözlerini oranin kutsalligina göre ayarlar. Dersimli'nin ruhsal sekillenmesinde hem Munzur'un hem diger bütün efsanelerin önemli yeri vardir.
Ve simdi buralar gömülmek, yok edilmek, suyun içinde birakilmak isteniyor. Baraj yapilarak tipki Hasankeyf ve digerleri gibi. Içimizden birseyleri eksiltmek, bizden bir parçayi çalmak istiyorlar. Bizlere kizdigindan midir bilinmez ama, gözelerinin kurumaya basladigi söyleniyor. Munzur'a gitmek, kutsal suyunda yikanmak bir düs ama gerçeklesmeyecek, bir düs olarak kalmamali.
Ve Munzur'un çocuklari olan bizlerin duyarliligi sözlerimizin ötesine gitmek zorunda.

wengesodiri
18-09-2006, 01:05 PM
DERSÝMKATLÝAMININ GÖRGÜ TANIKLARI

Ýhsan Sabri Çaglayangilin Anilari.
http://www.gencalevilerharekati.de/images/dersim1.jpg



Tanju Cilizoglu


Yil 1937 Þükrü Sökmensüer, Atatürk döneminin ünlü emniyet müdürlerinden ,
Birgün beni çagirdi:



-"Atatürk Diyarbakirda, Singeç köprüsünü açmaya gidecek dedi.

O Tarihte Seyit Riza, Dersimim Kurt lideri. Ayni zamanda Petgamber sulalesinden geliyor kendisi. Seyit rizanin birde dini vasfi var.

Firat, Seytan koprusu (1) denen mevkiide dort metreye kadar daralir. Derinligi de deniz gibidir. 17 metre olur. Burada bir kopru yapmislar, Koprunun basinda bir karakol, Karakoldada 33 askerimiz var. Askerlerin basinda Ismail Haki adinda bir yedek tegmen. Yani ihtiyat Mulazim.
Kopruye Dersimliler bir baskin duzenliyorlar. Baskinda karakol yakiliyor ve 33 askerimizde sehit ediliyor.
Iste bu olay Dersim Isyaninin baslamasidir
Ataturk olayla ilgileniyor ve ilgililere kesin talimat veriyor. "bu meseleyi kokunden hallediniz" diye.
Elazigda o donem Muffetis-i Umum-i Abdurahman Dogan pasa var (2)
Malatya Emniyet mudurlugunden birbucuk ay kadar once Ankaraya tayin edilmistim. Vali Ibrahim Etem Akinci sovalye ceteci bir adam. Demirci efeile birlikte Kurtulus savasinda cete kurmus. Vali vekalete sifre cekmis. "emniyet mudurum Ankaraya tayin edildi, biz Elaziga gidip Dersim Harekatini birlikte gormek istiyoruz" diye. O zaman bu isyan olayi ile ilgili turlu rivayetler var.
Uzatmayalim biz Ankaradan musaade istihsal vali Akinci ile birlikte Elazig'a variyoruz. Muffetisi umumi Abdurrahman pasanin misafiri oluyoruz. Istegimizi anlatiyoruz. Kendisine! Dersim harekatini incelemek istiyoruz. Pasa bize "iyiki geldiniz bende yarin orada bir mevkiye gidecegim. Onbes gun once tercuman araciligiyla asiretlerle konustum. Kendilerine Asiretlerin basi olan kisilleri teslim ederseniz harekati durduracagiz, baris yapacagiz dedim. Yarin da son gun. Gidecegimiz mevki boiraz tehlikeli. Ne olacagi belli olmaz. Isterseniz sizide alabilirim" dedi

Yemek yedik. Zeytinyagli sicak bir yemek. Ben aliskin degildim. Hastalandim. Atesim 38. Ama olayida kacirmak istemiyorum. Hasta hasta onceden belirlenen harekat sahasina varmak icin yola ciktik.
Onumuzde ve arkamizda birer kamyon. Biz ortadayiz.Kamyonun birinde askerler var. Digerinde firindan yeni cikmis sicak ekmekler. Yollar devriye dolu.Devriyeler mevzilenmis. Bu arada devriyeler bize hataen ates te actilar. Onlendi.
Gelecegimiz yere geldik. Yuksek bir yerden asagiya indik. Indigimiz yere silahli askerler dizildi. Abdurrahman Pasa muhtemel bir pusuya karsi onlemler aldirmisti. Benim yanimda fotograf makinasi var.
Bir sure bekledik. Ortalarda kimseler yok. Bagirip cagirdik bir tercuman cikti ortaya.
Abdurrahman Pasa:
-Geldinizmi? Dedi.
-Geldik. Dediler.
Ortaya Gogsu bagri acik, uzun boylu levent adamlar cikti.
Abdurrahman pasa gelenlere cuvallarla ekmegi dagitti. Actilar. Hemen ekmekleri kirip yemege basladilar. Kalanlarida koyunlarina soktular.
Pasa onlara sordu:
-Listede yazili olanlari getirecekmisiniz?
-Uc kisi haric on iki kisiyi getirecegiz dediler.
Abdurrahman Pasa: "olmaz" dedi. Onlar da son derece kararli bir bicimde:
-Pasam ne edek olmazsa olmaz dediler.
Asiler daglara siginmislar. Bir mavzerle bir alayi durdurur. Pasa onlara biraz sert: "Devletle bas edemezsiniz"! dedi. Ve ekledi.
-Nicin teslim etmiyorsunuz?
Iclaerinden en uzun boylu olani one cikti:
-Bir kadinin tek kocasi olur. Simdi siz hukumetsiniz. Askeriniz var. Bugun buradasiniz. Sunlari size veririz alir gidersiniz.. Biz yarin yine onlarin eline kaliriz. Bunlar, bu agalar bizim kulumuzu attirirlar. Siz Dersime'e giremiyorsunuz. Jandarmanizi sokamiyorsunuz...
Abdurrahman Pasa durdu. Dusundu. Sonra tercumana sunlari soyledi:
-Ben Kastamonuluyum.Kastamonunun tarihini bilirmisiniz? Sehrin ortasinda bir nehir akar. Etraf birdenbire dag gibi meyillenir. Vaktiyle bir tarafinda Kastlar ote tarafinda Tumanlar varmis. Sehri bunlar kurmus. Bunun icin "KASTUMAN" demisler. Kelime zamanla Kastamonu olmus. Sizin asiretinizde bu gun "DEMENAN". Siz benim akrabamsiniz. Atalarimiz bir yerde bulusurlar.
Yapmayin. Size onbes gun daha izin vereyim. Gidin ve onbesgun sonra bu listedekileri getirin" dedi
O litede Seyit Riza da var. Ve teslim etmeyecekleri uc kisiden biri de Seyit Riza. Bende bu olayin resimlerini cektim.
Erkan-i Harp, Kurmay Albay Neset Bey, Canakkale valisi oldugumda bu zati Canakkale grnizon kumandani olarak buldum.
Asilerle konusmaktan dondugumuzde Nesat Albay bize: "Bu isleri hep Seyit Riza yapiyor, Seyit Riza Peygamber sulalesinden degil. Kendisine Kucukken hastalik gelmis. Ailesine demisler ki bunu kundagiyla kiliseye goturun birakin sabahleyin alin bir seyi kalmaz. (3)
Denileni yapmislar. Birakip sabahleyin almislar. Rivayete gore cocuklar degismis". Nesat Pasa iddia ediyorki Seyit Riza Peygamber sulalesinden degil.
Seyit Riza buyumus. Seytan koprusu'nu yikmis. Dini lider olmus. Dersimlilerin basina gecmis. Dersim Isyanini da o idare ediyormus.
Bu olaylardan sonra Ankaraya dondum. Onbes gunluk ikinci muddet bitmis Abdurrahman Pasaya listedekileri teslim etmemisler.
Aradan Aylar gecti. Seyit Riza ve cevresi yakalandi. Mahkemeleri suruyor. Iste bu sirada Ataturk Diyarbakirdaki yeni yapilan Singec Koprusu'nu acmaya gidecek. Elazig'a da gelecek Karayoluyla Singec Koprusune gececek.

Emniyet genelmuduru Sukru Sokmensuer bey bana diyorki "Ataturk Singec Koprusunu acmaya gidecek. Dersim Harekati bitti. Beyaz donlu alti bin dogulu Elaziga dolmus. Ataturkten Seyit Rizanin hayatini bagislamasini isteyecekler. Buna meydan vermeyelim".
1937 yilinda resmi tatil gunu cumartesi ogleden sonra, Ataturk pazartesi gunu Elazig'a gelecek. Bizden istenenler "asilacak asilsin" ve Ataturk'un karsisina beyaz donlular ciktigi zaman is isten gecmis olsun.
O donemde Elazig valisi Sefik Bey, Savci Hatemi Senihi bey, Emniyet Muduru Serezli Ibrahim bey, Savci yardimcisi arkadasim, Sukru sokmensuer "sivillerden Emniyet Genel Mudurlugunun siyasi subesinden istediklerini al. Ataturkun Istasyondan Halkevine kadar korunmasi da size ait" dedi.Basta Macar Mustafa olmak uzere alti kisi alip yola ciktim. Trenle Elaziga vardim.Emniyet Muduru Ibrahim beye gittim. Savci icin "Kuraldis bir sey yapmaz, Mumkun degil " dedi.

Savciya gittim. Durumu kendisine anlattim. Bana bu konuda hukumettende sifre aldigini, ama mahkemelerin cumartesi tatil oldugunu, tatildeyse sonuc almanin mumkun olmadigini bildirdi. Ve ekledi. "bende mahkemeleri etkileyemem". Oysaki biz mahkemenin kararini Ataturk gelmeden once vermesi ve gereginin yapilmasini, Ataturk geldiginde Seyit Riza meselesinin kapanmis olmasini istiyorduk. Ben bunu halletmek icin hukumet tarafindan buraya gonderilmistim.

Savci yardimcisi hukuktan sinif arkadasim. Bana "sen valiye soyle bu savci rapor alsin gitsin. Ben senin istedigini yaparim" dedi.
Biz mahkemenin tatil gunu islemesini ve alinacak sonucun infazini istiyorduk.
Savci rapor aldi. Arkadasim vekil olarak savcinin yerine gecti.
Mahkeme hakiminin evine gittim. Gittigimde hakim mahkemenin aldigi karari evinde yaziyordu.
Hakimle konustuk. Kendisi karari daktiloya cektirmekle mesguldu. Devir CHP devri. Herkes cekiniyor. Hakim bana: "Cumartesi mahkeme toplanmaz ancak pazartesi gunu mahkeme mahkemeyi toplar karari veririz. Sali gunude idam hukumlerini yerine getiririz" dedi.
O zaman Dorduncu bolgede Temyiz haki yoktu.
Abdurrahman pasa Sikiyonetim kumandani olarak karari tasdik edecek. O da "Yukaridaki karar tasdik olunur" demis basmis bos kagida imzasini. Yukariya "Abdurrahman Poasanin idami" diye yazsaniz kendisi idam edilecek.
Hakime deikki:
Bu dediginiz gun Ataturk geliyor. Maksat hasilolmuyor ki. Hakim "Baskaca bir sey yapilamaz"diyerek kestirdi atti. Bende kendisine sordum:
-Sizin saat besten sonra davaya devam ettiginiz olmuyormu?
-Oooo cok oluyor cevabini verdi.
-Eee sonradan Bes saat ihlal ediyorsunuz da Bastan bes saat ihlal etseniz olmuyormu? Yani pazar aksami sahurdan sonra mahkemeyi acariz.
Hakim:
-Elektrikler kesiliyor dedi.
Onada care bulduk. Otomobil farlariyla hapishaneyi aydinlatiriz. Halkevine luksler koyariz.
Hakim bu defa :
Samiin yok , dedi
Ona da care bulduk. Samiin de getiririz.
-Kac kisi asilacak?
-Onu karardan once soyleyemem dedi. Ama ekledi: "Savci 27 kisinin idamini istedi".
-Biz ona gore mi hazirligimizi yapalim?
-Bilmem dedi.
Ceza infazi kanunu her asilanin ayri bir yerde asilmasini, asilanlarin birbirini gormemesini emrediyordu. Bu sarti da yerine getirmeye calistik. Her meydana dort sehpa kuduk. Vali bir de Cingene cellat buldu. Gece 12:00 de hapishaneye gittik. Farlarla cevreyi aydinlattik Mahkemenin 72 sanigi var.

wengesodiri
18-09-2006, 01:05 PM
BENI ASMAYA MI GELDINIZ ?
Saniklari aldik. Mahkemeye goturduk. Cingene de geldi. Adam basina on lira istedi "Peki" dedik.
Saniklar Turkce bilmiyor. Mahkeme karari acikladi Yedi kisi olum cezasina carptirilmis, saniklardan bazilari beraat etmis bazilarida cesitli hapis cezalarina carptirilmisti.
Kararlar okununca saniklar ilk anda anlamadilar. Idam "tunne" diye bir vaveyla koptu.
Biz Seyit Riza'yi aldik. Otomobilde benimle polis muduru Ibrahim'in arasina oturdu. Jeep jandarma karakolunun yanindaki meydanda durdu.
Seyit Riza Sehpalari gorunce durumu anladi.
-Asacaksiniz; dedi ve bana dondu.
"Sen Ankaradan beni asmak icin mi geldin"? Bakistik. Ilk kez idam edilecek bir insanla yuz yuze geliyordum. Bana guldu.
Savci namaz kilip kilmayacagini sordu.Istemedi. Son sozunu sorduk.
-Kirk liram ve saatim var. Ogluma verirsiniz, dedi.
Bu sirada Findik Hafiz asilirken gormesin diye pencerenin onunde durdum.
Findik Hafiz'in idami bitti. Seyit Rizayi Meydana cikardik. Hava soguktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Riza Meydan insan doluymus gibi, sessizlige ve bosluga hitabetti.
-Evladi Kerbelayimi, Be gunayimi, Ayibo Zulimo, Cinayeta. (Evlad-i Kerbelayiz, gunahsiziz, ayiptir, zulumdur, cinayettir.) dedi.Benim tuylerim diken diken oldu. Bu yasli adam rap - rap yurudu. Cingeneyi itti. Ipi boynuna gecirdi. Sandalyeye ayagiyla tekme vurdu. Infazi yapti.

wengesodiri
18-09-2006, 01:06 PM
DOÐU FACÝASI "DERSÝM "
http://www.gencalevilerharekati.de/images/dersim2.jpg
SON DEVRIN DIN MAZLUMLARI
NECIP FAZIL KISAKÜREK
(Son Devrin Din Mazlumlari, Büyük Doðu Yayýnlari 10. basim, Nisan 1990, adlý kitabýnýn DOGU FACÝASI bölümünden aynen alýnmýþtýr.)
En aþaðý 50.000 müslümanýn kanýný ve canýný ihtiva etmesi bakýmýndan, kalýn hatlarýyle bir harita gibi çizdiðimiz ve þu anda yalnýz ana prensip ve mânasýyle tesbit ettiðimiz bu facianýn, tarihte bir benzeri gösterilemez.
Babalarýný arayan ve yanýna gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocuðun Hozat Kaymakamý tarafýndan süngületilerek babalarýnýn yanýna gönderilmesi... Kendisinin öðretmen ve köy halkýyle alâkasýz bir þahýs olduðunu iddia ederek alevler içinden fýrlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atýlmasý ve karþý -sýnda sigara içilmesi... Buðday saplarý üstünde yakýlan, daha evvel kurþunlanmýþ bütün bir köy halký... Annesinin karnýndan sivri uçlu âletle çýkartýldýktan sonra yaþamakta devam eden ve
hala topuðunda bu sivri uçlu âletin izini taþýyan çocuk... Bir dere içinde boðazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdýn bulunmasý bir hayli zorluða yol açan yirmi mâsum... Ve buna benzer daha neler, dalýa neler!..
Cesetleri deðil, mânalarý muhakeme ve idam eden tarih, bakalým bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kýz, kadýn, hasta, alil müslüman cesedine karþýlýk kaç ferdin mânasý üzerinde ebedî idam karari verecektir?
Elâzýð Ortaokulunda okuyan iki çocuk... Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a geliyorlar ve facianýn tam üstüne düþüyorlar. Hozat yakýnlanndaki köylerine geldikleri zaman babalarý Yusuf Cemil'in öldürtülmüþ olduðunu öðreniyorlar ve aðlama ya baþlýyorlar. Onlara þu karþýlýk veriliyor:
"- Sizi de onun yanýna götüreceðiz!"
Çocuklar odadan sürükletilerek çýkartýlýyor ve jandarma muhafazasýnda gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarnin yanýna gönderilmiþlerdir.
Her evi ayrý ayrý tutuþturulduktan sonra dört bir etrafý ayrýca çalý çýrpý içine alýnýp alev alev yakýlan bir köyden, deli gibi bir adam çýkýp, çalý yýðýnlarý gerisinde manzarayý seyredenlere doðru ilerliyor ve haykýrýyor:
"Durun, ben köy ahalisinden deðilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"
Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler içine atýlmasý oluyor. Adam, evvelâ göðsünün kýllarý tutuþarak alev alev yanarken, çalý yýðýnlari gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasýný içmektedir. (Bu vak'a, bana, 1944 yýlýnda, Eðridir'de askerliðimi yaparken, resmî þahýslar huzurunda, yanan adama karþý sigarasýný zevkle içtiðini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce anlatýlmýþtýr.)
Yusuf Cemil'in köyünden 200 kadýn ve çocuk öldürtülmüþ ve bunlarýn cesetleri buðday saplarý üzerinde yakýlmýþtýr. Öldürülenler arasýnda, Elâzýð'da askerliðini yapan ve o sýrada izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adýnda biri de vardýr. Bu zavallý, mezun olduðunu ve isterlerse hüvviyet ve izin kâðýdýný da gösterebileceðini söylediði halde derdini dinletemiyor ve dört çocuðu ile seksenlik anasý arasýnda, onlarla berabýr, kurþunlanýyor.
Hozat'ýn Karaca köyünden Cafer oðlu Kasým... Bu adam, o tarihten 30 sene kadar evvel Amerika'ya gitmiþ, orada 15 yýl kalmýþ, epeyce para kazanmýþ ve sonra köyüne dönmüþtür. Kasým, Amerika dönüþünde, Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesi
Köprüköy muharebesinde þehit düþen kardeþi Yüzbaþý Þükrü'nün iki çocuklu karýsý Þirin Hatun'la evlenmiþ, Hozata gelip yerleþmiþ, orada bir maðaza açmýþ ve ticarete baþlamýþtýr. Hükûmetle de bazý taahhüt iþlerine giriþmektedir. Dersim hareketi esnasýnda, iþbu Cafer oðlu Kasým, taahhüt bedelinden alacaðý olan 6.000 lirayý tahsil etmek üzere Ovacýk Kaymakamlýðýna müracaat ediyor. Muamelesini tekemmül ettirip parayý kendisine veriyorlar.
Muamele biter bitmez "Seni Hozat'tan çaðýrýyorlar!" diyerek,onu, mahfuzen yola çýkariyorlar. Cafer oðlu Kasým, kasabadan ayrýldýktan bir saat sonra jandarmalara öldürtülüyor. Koynundaki 6.000 lira da, iki alâkalý idare âmiri arasýnda taksim ediliyor.
Zavallýnýn zevcesi Þirin Hatun, o esnada, dört çocuðuyla birlikte, komþularýna oturmaya gitmiþtir. Kadýn, evine döndüðü zaman bir de görüyor ki, kapýsý kýrýlmiþ ve bütün eþyasý etrafa dökülüp saçýlmýþtýr. Haykýrmaya baþlýyor:
"- Yetiþin, evimize eþkiya girdi!.."
Bu feryadýna karþýlýk olarak kadýn, kapýsýnýn önünde, çocuklarýyla beraber öldürülüyor ve dolgun miktarda altýný, parasý ve eþyasý yaðma ediliyor.
Bu arada Hozat'ýn Zýmbýk köyünde (Þekspir)in hayaline bile taþ çýkartacak, bir vak'a cereyan etmektedir. Erkekleri tamamýyle doðranmýþ olan köyün 100 kadar kadýn ve çocuðu, sivri uçlu âletle (süngü) öldürülüyor.Oldurulen kadinlar arasinda biri doðurmak üzere bir gebedir. Bu kadýnýn karnýna giren sivri uçlu alet, barsaklarýný yere döküyor, rahmini parçalýyor ve kendisini öldürüyor. Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çýkan birkaç kadýn, ölüleri gözden geçirirken, bu kadýnýn rahminden düþen çocuðun sag olduðunu dehþetler içinde görüyorlar. Muazzam bir kader cilvesi olarak yaþamakta devam eden çocuðu alýyorlar,emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi" adýný koyuyorlar. Bu kýz bugün hâlâ ayný köyde ve hayattadýr. Sivri uçlu alet annesinin karnýna girip rahmini deldiði zaman da onun topukçuðunda bir yara açmýþtýr ve kýz hâlâ bu yarayý topuðunda taþimaktadýr.

(24 yil evvelki Büyük Doðu 'lardan)

Hozat'ýn Dolantanýr köyünden Veli isminde bir genç, Elâzýð Muallim Mektebinde okuduktan sonra öðretmen olarak Trakya'ya gönderilmiþ, orada evlenmiþ, 3 çocuk sahibi olmuþ ve tam da Dersim hareketi baþlamak üzereyken, karýsý ve çocuklarýyle, yaz tatilini geçirmek üzere köyüne gitmiþtir. Genç muallimin köyü, erkekli ve kadýnlý, çocuklu ve ihtiyarlý doðranýrken, kendisi, karýsý ve çocuklarý da ayný âkýbete mahkûm edilmiþ ve cesetleri yakýlmýþtýr.
Mazgirt Tersemek nahiyesinin halký doðranmakta... Merhamet sahiplerinden biri, birle on yaþý arasýnda 20 kadar çocuðu alýp bir derenin içine saklamýþtýr.Vazivet birden haber aliniyor.
Cocuklarin oldurulmeleri emriveriliyor. Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En katý yürekliler bile, böyle müdafaasýz mâsumlara silâh kullanamayacaklarýný söylemeye mecbur kalýyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete uðruyor ve hayli sýkýntý mevzuu oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden daha karanlýk suratlý bir adam bulunuyor ve bir dere içinde titreþe titreþe bekleyen 20 mâsumun iþi bitiriliyor.
Murat suyunun kandan kýpkýzýl aktýðýný görenler olmustur.
Celâl Bayar'ýn Baþvekil ve Mareþal Fevzi Çakmak'in Genelkurmay Baþkaný bulunduðu 1938 yýlýnda cereyan eden Dersim faciasý, bütünleþtirilmesini okuyucularimizin hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine býraktýðýmýz birkaç teferruat çizgisi halinde budur! Dayandýðý tek sebep de birtakým âsâyiþsizlik ve itaatsizlik bahanesi altýnda, bütün Doðu Anadolu'yu kapsayýcý olarak, o mýntýkanýn bir türlü sulandýrýlamayan koyu Ýslâmi rengidir.
Bir kývýlcým halinde gösterdiðimiz Dersim yangýnýnýn kömürleþtirilmiþ 50.000 cesedinde, kutup þahsiyetler dýþý bir yýðýn olarak din mazlumluðuýýun en çarpýcý levhasýný seyredebilirsiniz.

wengesodiri
18-09-2006, 01:07 PM
http://www.gencalevilerharekati.de/images/1938_dersim1.jpg


http://www.gencalevilerharekati.de/images/1938_dersim2.jpg

wengesodiri
18-09-2006, 01:08 PM
http://www.gencalevilerharekati.de/images/1938_dersim3.jpg


http://www.gencalevilerharekati.de/images/1938_dersim4.jpg


http://www.gencalevilerharekati.de/images/1938_dersim5.jpg

wengesodiri
18-09-2006, 01:09 PM
http://www.gencalevilerharekati.de/images/Halvoriye20302.jpg

þelpe
21-09-2006, 08:52 AM
http://www.gencalevilerharekati.de/images/Halvoriye20302.jpg TIpkI hitler donemi gibi. cok acI. ancak zalim olan kiyar insana...

umut_istanbul
21-09-2006, 10:41 AM
Bu yapýlan katliamý kýnýyorum. Alevi olan her can da kýnamalýdýr. Alevinin canýna zarar gelse çok üzülürüz hepimiz. Çok acý bir fotoðraf

BaRaN_62_
21-09-2006, 12:28 PM
bram helal olsun sana yazan ellerin dert görmesin

srdr_ist
21-09-2006, 01:21 PM
Sormak asýl buna sebeb nedir.
yazýk okumasý yazmasý olmayan bu kadar milleti kandýran vebali yok mu
Her defasýnda kendince devlet kurmaya yeltenenler kimlerdi.

Bu millet ne yaptýðýný biliyor muydu.

Yazýk çok yazýk okadar can þehit oldu elbetteki unutulmaz.
Bizde biliyoruz katliamýn dehþet halini.
Ama jandarmayý içeri kadar bile anldýrmayan yarý baðýmsýz yaþamaya alýþtýrýlmýþ halkýn vebali kimdeeeeeeeee

biati
22-09-2006, 06:22 AM
Ama jandarmayý içeri kadar bile anldýrmayan yarý baðýmsýz yaþamaya alýþtýrýlmýþ halkýn vebali kimdeeeeeeeee

Aleviler ne mahkeme, polis ne jandarma gördüler yaþamlarýnda.
Bütün sorunlarýný kendi içlerinde çözdüler.
Türkiye'de boþ olan tek hapisanenin Hacý Bektaþ'ta ilçesinde olduðunu biliyor muydunuz?
YARIBAÐIMSIZ YAÞAMAKTANSA TAM BAÐIMSIZ ÖLÜRÜZ DÝYEN MUSTAFA KEMALLERDÝR BUGÜN TÜRKÝYE'YÝ EMPERYALÝSTLERDEN TEMÝZLEYEN!

HZ. HÜSEYÝN'DEN KALAN ÝNANCIMIZ ODUR KÝ "ONURLU BÝR ÖLÜM ONURSUZ BÝR YAÞAMDAN ÝYÝDÝR"

TARÝHÝYLE YÜZLEÞEMEYEN TARÝH DIÞINDA KALIR!
BÝZ SUSMADIKÇA KANSIZ, SAVAÞSIZ, ADÝL BÝR DÜNYA MÜMKÜNDÜR.

Sevgiyle...

Yüreðine saðlýk wengesodiri kardeþ

*Can*
23-09-2006, 04:44 AM
Sayýn biati lütfen yazýlarýnýz da büyük harf kullanmayýnýz.Forum kurallarýn da büyük harf yasaktýr bilgilerinize...
Saygýlar...

A.adar
23-09-2006, 06:12 AM
Sormak asýl buna sebeb nedir.
yazýk okumasý yazmasý olmayan bu kadar milleti kandýran vebali yok mu
Her defasýnda kendince devlet kurmaya yeltenenler kimlerdi.

Bu millet ne yaptýðýný biliyor muydu.

Yazýk çok yazýk okadar can þehit oldu elbetteki unutulmaz.
Bizde biliyoruz katliamýn dehþet halini.
Ama jandarmayý içeri kadar bile anldýrmayan yarý baðýmsýz yaþamaya alýþtýrýlmýþ halkýn vebali kimdeeeeeeeee

daha sormamýþsan sana yazýklar olsun o insanlar katedildi ne için inanclarý için kültürleri için yaþam haklarý için yaþam haký kutsaldýr

asli_33
23-09-2006, 09:00 AM
Adar can Srdr_ist eleþtirirken ..bu kadar insanýmýz bu cehenneme sokan nedenleri neden gözetmiyorsunuz ...acaba neden ve ne için Dersim katliamý yapýlmýþtýr ..ne için Ýsyan etmiþiz ..? önce bu sorularýn cevaplarýný arayalým ..neden Seyyid Rýza ..Ýngiliz devletine mektup yazarak yardým istemiþtir..?bu mektupta neden kendisini "Dersim Generali" olarak tanýmlamýþtýr ...Ýngilizler söz vermiþler ve neden yardým etmemiþlerdir..?
Wengesodiri can buna açýklýk getirebilirmisin ..?

A.adar
24-09-2006, 02:04 AM
Adar can Srdr_ist eleþtirirken ..bu kadar insanýmýz bu cehenneme sokan nedenleri neden gözetmiyorsunuz ...acaba neden ve ne için Dersim katliamý yapýlmýþtýr ..ne için Ýsyan etmiþiz ..? önce bu sorularýn cevaplarýný arayalým ..neden Seyyid Rýza ..Ýngiliz devletine mektup yazarak yardým istemiþtir..?bu mektupta neden kendisini "Dersim Generali" olarak tanýmlamýþtýr ...Ýngilizler söz vermiþler ve neden yardým etmemiþlerdir..?
Wengesodiri can buna açýklýk getirebilirmisin ..?

lütfen bu konuda sabýrlý davranýyorum sizde birazda duyarlý olmaya devet ediyorum orda 80bin insanýmýz katetiler bunu siz nasýl içinize sindirebiliyorsunuz çünkü insan ölürüyorlarý birilerinde yardým istemek zorundaydý o acýlarý biz yaþýyoruz halen ,genc kýzlarýmýz sýrf namuslarý kirlenmesin kendilerini munuzurun kayalarýnda atýyorlardý munzurun suyunda boðuyorlardý bunlarý anlarýrken bizlere tüylerimiz diken diken oluyor bir kültür bir dil bir inanc yok olmaya yüz yüz kalmýþtý sen srdr _ist avukatlýðýna soynmuþun bakýyorum srdr_ist yukaradki yazýda o insanlar sanki kandýrlýmýþ birleri için ölmüþler bu bir hakeretir o insanlar inanclarý kültürleri için sehid olmuþlar biz onlarý unutmadýk unutmýyacaðýz

asli_33
24-09-2006, 02:18 AM
Biz burda kimsenin avukatlýðýný yapmýyoruz konuyu saptýrma ADAR can..
Onca insan ne uðruna öldü söylermisin ..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ..kurulmuþ ..ve neden Ýngilizlerden yardým isteniyor ve beklenen yardým yapýlmýyor ben bunu soruyorum ..lütfen þoven ifadeleri býrakýn ..onca insan öldü peki deðiþen ne oldu söylermisin ..*** yüzünden Tunceli ili açýk hava hapishanesine dönüþtü ..geçmiþle yaþamak yerine gelecekte ne yapýlýr onu düþün önçe..topraðýn altýna gireni yeniden diriltmek hangimizin güçü kapsamýnda ..o zaman geçmiþin acýlarý ile yaþayalým gelecek adýna bir þey yapmayalým ..durmadan kin ve nifak tohumu ekelim ..sonrada devlet bizi istemiyor ..buyur kendin ve bizler için yaþanýlasý memleket varsa adres göster..

A.adar
24-09-2006, 02:45 AM
Biz burda kimsenin avukatlýðýný yapmýyoruz konuyu saptýrma ADAR can..
Onca insan ne uðruna öldü söylermisin ..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ..kurulmuþ ..ve neden Ýngilizlerden yardým isteniyor ve beklenen yardým yapýlmýyor ben bunu soruyorum ..lütfen þoven ifadeleri býrakýn ..onca insan öldü peki deðiþen ne oldu söylermisin ..*** yüzünden Tunceli ili açýk hava hapishanesine dönüþtü ..geçmiþle yaþamak yerine gelecekte ne yapýlýr onu düþün önçe..topraðýn altýna gireni yeniden diriltmek hangimizin güçü kapsamýnda ..o zaman geçmiþin acýlarý ile yaþayalým gelecek adýna bir þey yapmayalým ..durmadan kin ve nifak tohumu ekelim ..sonrada devlet bizi istemiyor ..buyur kendin ve bizler için yaþanýlasý memleket varsa adres göster..
peki þöyle sorayým ne için öldüler bu insanlar ya ne ingiliz sen iyimisin orda katedileren ingilizmi orda bir insanlýk facyasý var bir insanlýk aybý yaþanýyor 80 bin insanýn ölümüde bas ediyorum bu ülkede herkesin yaþayabilecek bir ülke bak anadolu bir mozayýktýr farklý inaclarýn farklý ýrklarýn farkýl kültürlerin farklý dilerin bir arada yaþamasý gereken bir coðrafya ortak yaþam tek bayrak bunlarý bu coðrafya bir zenginliktir yoksa dersimde yaþadýðmýz bu acý olaylarda son olurdu bak maraþ corum sivas gazi hepsinide en güzel insanlarýmýz verdik demeki dersim haklý bir mücadeledir öyle birilerin teþfik etiði bir þey deðil

umut_istanbul
24-09-2006, 04:43 AM
Biz burda kimsenin avukatlýðýný yapmýyoruz konuyu saptýrma ADAR can..
Onca insan ne uðruna öldü söylermisin ..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ..kurulmuþ ..ve neden Ýngilizlerden yardým isteniyor ve beklenen yardým yapýlmýyor ben bunu soruyorum ..lütfen þoven ifadeleri býrakýn ..onca insan öldü peki deðiþen ne oldu söylermisin ..*** yüzünden Tunceli ili açýk hava hapishanesine dönüþtü ..geçmiþle yaþamak yerine gelecekte ne yapýlýr onu düþün önçe..topraðýn altýna gireni yeniden diriltmek hangimizin güçü kapsamýnda ..o zaman geçmiþin acýlarý ile yaþayalým gelecek adýna bir þey yapmayalým ..durmadan kin ve nifak tohumu ekelim ..sonrada devlet bizi istemiyor ..buyur kendin ve bizler için yaþanýlasý memleket varsa adres göster..

Ne demek geçmiþe bakmayalým artýk? Dersim katliamýnýn üzerinden yýllar geçti Maraþ, Sivas da katliamlar oldu. Demekki haklý bir mücadeleymiþ bu. Kafayý kuma gömerek ancak gerçeklerden kaçýlýr. Biz gerçekleri gözler önüne sermeliyiz.

Nerdeyse iyiki öldüler diyeceksin sanki haketmiþler demek istiyorsun. O insanlar Masumdu. resmen soykýrým yapýldý orada munzurun rengi kýrmýzý aktý

buket
24-09-2006, 09:24 PM
inanýlmaz bir bilgi vermiþsin ... dersim katliamýný bir çok yerden okumuþtum ama ilk defa bu kadar ayrýntýlý okudum ... emeðine saðlýk

polata
24-09-2006, 10:08 PM
Dersim olaylarýný incelerken veya deðerlendirirken bazý noktalar göz ardý edilmekte.

1937 Dersim olaylarý, devlet ile Aleviler arasýnda mýdýr?
Bu olaylar devletin sistematik bir Alevi katliamý yapmasý mýdýr?
Olaylar Dersim'e komþu olan ve Alevi nüfusu azýmsanmayacak olan çevre illerde neden geliþmemiþ ve katýlým olmamýþtýr?
Dersim olaylarý içerisinde Dersimde yer alan bütün Aleviler yer almýþ mýdýr?
Dersim olaylarý sýrasýnda orada görev alan Alevi asker var mýdýr?

Ve daga bir çok soruyu cevaplamak gerekir ki olaylarýn temelini çözelim.

Malatya, Maraþ ve Çorum olaylarý devlet ile yaþanmamýþtýr. Bu açýdan Dersim ile temelde ayrýlýklarý vardýr. Olaylarýn içerisinde bulunanlar toplumun bir kesimidir. Olaylar siyasi, etnik ve en önemlisi dinsel tabanlýdýr.

Ancak Dersim olaylarý ise devlet ile yaþanmýþtýr. Bu açýdan konuya baktýðýmýzda yukarýdaki soru ve benzerlerini cevaplamamýz gerekir ki bunu bir devletin Alevilere yönelik katliamý olarak görelim.

Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bir anektot vermek gerekir ise, 1921 yýllarýnda (tarih konusundaki bilgiyi yanlýþ hatýrlamýyor isem) Malatya'da Þýhhasan'lý Teslim, Malatya'nýn beylerinden birini öldürür. Teslim idam cezasýna çarptýtrýlacakken Dersim milletvekili Diyap aða devreye girer, Teslim'in aile seceresini Atatürke'e gösterir, olayýn nedenlerini açýklar ve Teslim hapis cezasý ile cezalandýrýlýr. Atatürk'ü, Dersim olaylarý nedeni ile bir anlamda Alevi düþmaný göstermeye çalýþanlarýn dikkatlice irdelemesi gereken bir olay.

asli_33
24-09-2006, 10:41 PM
Polata Abim emegine saðlýk...ben bir soru yönelttim ama karþýlýk olarak duyarsýz olmakla suçlandim ..
Sorum :neden Seyyid Rýza Dersim olaylarý sýrasýnda Ýngiliz hükümetinden yardým talep etti çünki ortada yeni kurulmus bir Türk Devleti varken neden Ýngilizler...burdaki çeliþki düþündürücü..ve böyle bir talep belgesi varmý?
Þimdi ben bu soruyu sordum diye ..ve orda öldürülen o kadar insana acýmamakla suçlandim ..kimse zamaný tekrar geri çeviremez ..önemli olan hatalarý tekrar etmemektir..

asli_33
24-09-2006, 10:44 PM
Adar can senin düþüncene onay vermiyorum çünki sen hala isyan ve kin ateþini canlý tutmakla meþkulsun ...ne kadar bu tür konuda yorumunu okudu isem böyle ..geçmiþle yaþamaktansa geleceðe bakýn ...neler yapmalýyýz onu düþünün ..önce Aleviliðe ve özüne sahip çýkýn ..

A.adar
25-09-2006, 12:01 AM
Adar can senin düþüncene onay vermiyorum çünki sen hala isyan ve kin ateþini canlý tutmakla meþkulsun ...ne kadar bu tür konuda yorumunu okudu isem böyle ..geçmiþle yaþamaktansa geleceðe bakýn ...neler yapmalýyýz onu düþünün ..önce Aleviliðe ve özüne sahip çýkýn ..

anlamadýðýn bir nokta var gelecekte ne var peki seni bu konuda tekrar ayýpladým benim kinle nefretel hiç iþim olmaz ama benden þunu bekliyemezsin bunlarý unut ben bunlarý unutamam sen sitatikocu inkarcý zinyeten medet umuyorsun aramýzdaki fark bu bense bu yapýlanlar neden dersimd yapýldý ve binler aile sürgüne gönderlidi binlerce aile katedildi dersim insansýzlaþtýrdý inglizlerden neden yardým istendi tuturmuþsun bu belgeler mevcutur neden istemiþ çünkü yapýlanlar insanlýk aybýdýr bun hiç kimse inkar edemez hele sen gibi bir alevi olarak karþý çýkman sitatikocu inkarcý zinyetleri haklý göstermen doðrusu beni þaþýrtýyor

asli_33
25-09-2006, 12:28 AM
Senin le polemiðe girmem ..burda asýl statükocu sensin ve geçmiþten medet uman ..Ýngilizler çok büyük fedakarlýk yapmýþ bu topraklar için ..neden kerkükve musul kaybetmiþiz ortada...evet ben Aleviyim ama sizin gibi idealler peþinde koþmam ...acaba iþgal altýndaki topraklarda yaþasanýz böyle düþünürmüydüdüz..ingiliz,fransýz ve italyan sömürge topraklarýnda...

þelpe
25-09-2006, 12:33 AM
Senin le polemiðe girmem ..burda asýl statükocu sensin ve geçmiþten medet uman ..Ýngilizler çok büyük fedakarlýk yapmýþ bu topraklar için ..neden kerkükve musul kaybetmiþiz ortada...evet ben Aleviyim ama sizin gibi idealler peþinde koþmam ...acaba iþgal altýndaki topraklarda yaþasanýz böyle düþünürmüydüdüz..ingiliz,fransýz ve italyan sömürge topraklarýnda...
Unutalim gitsin diyorsun yani oylemi ?

asli_33
25-09-2006, 12:45 AM
Kimse burda unutsun diye birþey söylemedi sayýn þelpe ...neden onca insan kimin uðruna öldü biz bunu soruyoruz..kimse burda bir katliamý desteklemiyor...bir kaç kiþi uðruna onca insana yazýk olmadýmý...
Sizler hala Türkiye Cumhuriyet'ine karþýsýnýz ...bende diyorum size bu kadar nefretle dolu ise içiniz ..bize yaþanacak toprak parçasý gösterin ..
Geçmiþini inkar eden haramzadedir..ama siz þunu yapamýyorsunuz geçmiþi unutmadan ayný olaylarý bu zamana taþýyorsunuz..
geçmiþi unutmayýn yaþanan olaylardan bir ders çýkarýn gelecekte ne yapýlmalý onu düþünün ..benim diyeceðim bu ..

A.adar
25-09-2006, 12:57 AM
Senin le polemiðe girmem ..burda asýl statükocu sensin ve geçmiþten medet uman ..Ýngilizler çok büyük fedakarlýk yapmýþ bu topraklar için ..neden kerkükve musul kaybetmiþiz ortada...evet ben Aleviyim ama sizin gibi idealler peþinde koþmam ...acaba iþgal altýndaki topraklarda yaþasanýz böyle düþünürmüydüdüz..ingiliz,fransýz ve italyan sömürge topraklarýnda...



acaba statükacý benmiyim ben öyle iþgalere deseklemedim senin kafandaki kurgularý bilmiyorum ama verdiðin örenek ne alaka kerküt musul dersiml katlamýyýla ne alakasý var sunu bir kere söyliy bilirmisin dersimde maraþta sivasta gazide corumda aleviler katedildi ve tarihe baktýðýmýzda milyonlarca alevi katlýyamalrý var bunlarý yapan zinyet bir birinin devam eden bir zinyet ama seni bir türlü anlamdým saki bunlarý hak etmiþiz gibi bir görüntü veriyorsun tamada idealer peþinde koþmýyorsun biz ne zaman alevi olarak özgürce bu ülkede ibadetlermiz yerine getirdik hiç bir zaman gerye dön bir bak alevilik hakýnda neler söylediler halen cemevlerine cünbüþevleri diyorlar bu ülkede suniler ibadetlerni özgürce yapabiliyorlar 20 milyon alevi yaþýyor alevi köylerinde zorlan camii yapýlýyor bunlar sana bir þeyler hatýrlatmýyormu benile polimiðe girmiyorsun ama bildiðin bilmediðin her konuya ya konu ekliyorsun yada konuyu saptýrmak için elinde gelenleri hiç ardýna koymýyorsun

þelpe
25-09-2006, 12:59 AM
Sizler hala Türkiye Cumhuriyet'ine karþýsýnýz ...
Neden bunu soyledin anlamadim halbuki beni taniyorsun. benim turkiye cumhiriyetine kar$i olmadigimi biliyorsun ben turkiyedeki bu gunku rejime kar$iyim ! du$unce ozgurlugunun daha fazla oldugu gercek anlamda demokrasinin ve tam bagimsizligin oldugu bir turkiye istiyorum ...

polata
25-09-2006, 01:02 AM
anlamadýðýn bir nokta var gelecekte ne var peki seni bu konuda tekrar ayýpladým benim kinle nefretel hiç iþim olmaz ama benden þunu bekliyemezsin bunlarý unut ben bunlarý unutamam sen sitatikocu inkarcý zinyeten medet umuyorsun aramýzdaki fark bu bense bu yapýlanlar neden dersimd yapýldý ve binler aile sürgüne gönderlidi binlerce aile katedildi dersim insansýzlaþtýrdý inglizlerden neden yardým istendi tuturmuþsun bu belgeler mevcutur neden istemiþ çünkü yapýlanlar insanlýk aybýdýr bun hiç kimse inkar edemez hele sen gibi bir alevi olarak karþý çýkman sitatikocu inkarcý zinyetleri haklý göstermen doðrusu beni þaþýrtýyor
Sn.A.adar,
Statikocu, inkarcý zihniyeti tanýmlar mýsýnýz? Nedir bu zihhinet, kimlere baðlýdýr,, içine neleri alýr?

Statikocu zihniyetin etkisi ile düzenin deðiþmemesi, sistemin devam etmesi ve feodal yapýnýn korunup aðalýk sistemin sürdürülmesi için Dersim olaylarý - veya isyaný - baþlatýlmýþ olamaz mý? Bu durumda statikocu zihniyet olaylarý baþlatan, köükleyenler olamaz mý?

Statikoculuk ayný zamanda olaylarý tek taraflý yorumlamadýrda, Dersim de 1921 ve 1937 de yaþananlarý Aleviliðe baðlamak, Alevi isyaný olarak yorumlamak ve hatta dikte etmekte bir statikoculuk olmuyor mu?

A.adar
25-09-2006, 01:16 AM
Sn.A.adar,
Statikocu, inkarcý zihniyeti tanýmlar mýsýnýz? Nedir bu zihhinet, kimlere baðlýdýr,, içine neleri alýr?

Statikocu zihniyetin etkisi ile düzenin deðiþmemesi, sistemin devam etmesi ve feodal yapýnýn korunup aðalýk sistemin sürdürülmesi için Dersim olaylarý - veya isyaný - baþlatýlmýþ olamaz mý? Bu durumda statikocu zihniyet olaylarý baþlatan, köükleyenler olamaz mý?

Statikoculuk ayný zamanda olaylarý tek taraflý yorumlamadýrda, Dersim de 1921 ve 1937 de yaþananlarý Aleviliðe baðlamak, Alevi isyaný olarak yorumlamak ve hatta dikte etmekte bir statikoculuk olmuyor mu?

dersimde yaþýyanlar kürt alevi deðerli dostum bunlar inanclarý kültürleri dileri için yaþam mücadelesi verdiler bu statükcuysa sen haklýsýn ki yaþam haký kutsaldýr

polata
25-09-2006, 01:27 AM
dersimde yaþýyanlar kürt alevi deðerli dostum bunlar inanclarý kültürleri dileri için yaþam mücadelesi verdiler bu statükcuysa sen haklýsýn ki yaþam haký kutsaldýr
Ýnançlarý için derken hangi inançlarýný kast ettin. Dinsel inançlarý yani Alevilik için mi yoksa siyasi inançlarý için mi?

Sanýrým kastettiklerin sadece Kürt Alevileri. Bu durumda mücadeleleri Alevilik için deðil. Mücadeleleri siyasi ve Kürt etnik kimliði içindi. O zamanda bunu Alevi katliamý olarak yorumlamak yanlýþ olur.

A.adar
25-09-2006, 01:40 AM
Ýnançlarý için derken hangi inançlarýný kast ettin. Dinsel inançlarý yani Alevilik için mi yoksa siyasi inançlarý için mi?

Sanýrým kastettiklerin sadece Kürt Alevileri. Bu durumda mücadeleleri Alevilik için deðil. Mücadeleleri siyasi ve Kürt etnik kimliði içindi. O zamanda bunu Alevi katliamý olarak yorumlamak yanlýþ olur.


siz böyle yorumlamanýz beni gerçekten üzdü bakýn siz kendinizde biliyorsunuki dersimde yaþýyanlarýn %100 alevidirler tabiki dinsel inanclarý için ama bu demek deðlki etnik kimliklerinde vaz gecekler

swat
25-09-2006, 01:40 AM
Ýnançlarý için derken hangi inançlarýný kast ettin. Dinsel inançlarý yani Alevilik için mi yoksa siyasi inançlarý için mi?

Sanýrým kastettiklerin sadece Kürt Alevileri. Bu durumda mücadeleleri Alevilik için deðil. Mücadeleleri siyasi ve Kürt etnik kimliði içindi. O zamanda bunu Alevi katliamý olarak yorumlamak yanlýþ olur.
yanlýþ düþünüyrosunuz nasýl alevii katliamý deðil orada yaþayanlar aleviydi ne için mücadele verirlres versinle ama alevilerdi ...

polata
25-09-2006, 02:24 AM
siz böyle yorumlamanýz beni gerçekten üzdü bakýn siz kendinizde biliyorsunuki dersimde yaþýyanlarýn %100 alevidirler tabiki dinsel inanclarý için ama bu demek deðlki etnik kimliklerinde vaz gecekler
Sn.A.adar,

Dersim olarak kast ettiðiniz yer bugün ki Tunceli ili ise %100 Alevi deðil.

1937 yýlý ve öncesinden bahsediyor isek bu sefer de Dersim denilen bölgenin buðün ki konumunu belirtmek gerekir.

Diðer husus inançlarý için mücadele ettiler diyorsunuz ki benim sorumda bu yönde , hangi inançlarý, dinsel mi, siyasi mi, etniksel mi, feodal düzene baðlýlýk mý? Hangi inançlarý içindi bu mücadeleleri?

Þayet mücadeleleri dinsel inançlarý içinse o zaman neden yakýn bölgelerdeki Aleviler bu isyana katýlmadý? Neden uzak kaldýlar ve desteklemediler? Basit bir örnek verirsek Tuncelide yer alan Küçük Þeyh Hasan Ocaðýna neden baðlý olduðu Malatya da bulunan Büyük Þeyh Hasan ocaðý destek vermedi?

Siz neden olarak dinsel inançlarýný gösterirken asýl gerçeði yani etnik inancý tabiki dinsel inanclarý için ama bu demek deðlki etnik kimliklerinde vaz gecekler cümlenizle iþaretliyorsunuz.

1921 ve 1937 yýllarýnda o günki ismi ile Dersimde yaþananlarýn nedenlerini tümü ile Aleviliðe baðlamak, Alevikle eþleþtirmek ve dinsel inançtan çýktý demek asýl gerçeði görmemek veya göstermemektir. 1937 yýlýndaki olaylar daha doðrusu etnik ve feodal isyan sýrasýnda orada görev yapan Alevi askerlerden yaþananlarýn askeri boyutunu öðrenmek az da olsa mümkün.

polata
25-09-2006, 02:32 AM
yanlýþ düþünüyrosunuz nasýl alevii katliamý deðil orada yaþayanlar aleviydi ne için mücadele verirlres versinle ama alevilerdi ...
Alevi olmalarý baþka mücadele nedenleri baþka. Alevi katliamý, helede devletin Alevi katliamý demek için bazý þartlarýn olmasý gerekir. Aksi halde olaylarýn içerisinde yer alanlar þu inançtaydý demek yeterli deðildir. O dönem ki adýyla Dersim'de bir isyan çýkýyor veya sizin tanýmýzla devlet bir Alevi katliamý yapýyor ancak yaný baþýnda yer alan Elazýð, Malatya, Erzincan, Sivas gibi yerlerdeki Alevilere bir katliam olmadýðý gibi buralardan bir katýlýmda olmuyor.
Devlet alevi katliamý yapmýþ ve buradakilere birþey olmamýþsa bu soru iþareti deðil midir? Oradakiler neden bu isyana katýlmadýlar. Yoksa o ralarda yaþayan Aleviler korkak mýydý?

Alevi olmak ile mücadelenin ne için olduðu ayný mý? Þu anda terör örgütünde yer alan Aleviler var, sizin tezinize göre onlarýn eylemlerinde ölmeleri nedenlerinden dolayý deðil Alevi olmalarýndan ötürü bana üzüntü vermeli. Hayýr bu teziniz akýl ve mantýða aykýrý.

A.adar
25-09-2006, 02:47 AM
Sn.A.adar,

Dersim olarak kast ettiðiniz yer bugün ki Tunceli ili ise %100 Alevi deðil.

1937 yýlý ve öncesinden bahsediyor isek bu sefer de Dersim denilen bölgenin buðün ki konumunu belirtmek gerekir.

Diðer husus inançlarý için mücadele ettiler diyorsunuz ki benim sorumda bu yönde , hangi inançlarý, dinsel mi, siyasi mi, etniksel mi, feodal düzene baðlýlýk mý? Hangi inançlarý içindi bu mücadeleleri?

Þayet mücadeleleri dinsel inançlarý içinse o zaman neden yakýn bölgelerdeki Aleviler bu isyana katýlmadý? Neden uzak kaldýlar ve desteklemediler? Basit bir örnek verirsek Tuncelide yer alan Küçük Þeyh Hasan Ocaðýna neden baðlý olduðu Malatya da bulunan Büyük Þeyh Hasan ocaðý destek vermedi?

Siz neden olarak dinsel inançlarýný gösterirken asýl gerçeði yani etnik inancý cümlenizle iþaretliyorsunuz.

1921 ve 1937 yýllarýnda o günki ismi ile Dersimde yaþananlarýn nedenlerini tümü ile Aleviliðe baðlamak, Alevikle eþleþtirmek ve dinsel inançtan çýktý demek asýl gerçeði görmemek veya göstermemektir. 1937 yýlýndaki olaylar daha doðrusu etnik ve feodal isyan sýrasýnda orada görev yapan Alevi askerlerden yaþananlarýn askeri boyutunu öðrenmek az da olsa mümkün.

eðer resmi belgelere göre deðerlendirirsen size hak veririm ama birde dersimde yaþýyanlar var katlýyamda sað kurtulanlar var bunlar anlatýyorlar bu alevi askerler bilgilerni suna bilirmisiniz dersim katlyamýn siyasý feodal isyan görmrniz sizin görüþünüz ama biz dersimliyiz onlarýn torunlarýyýz aleviyiz devlet orda adný ne koyarsan koy bir katlýyam yapmýþtýr katlýyam yapanlarý haklý gösteremezsin dresimin alevi olmadýðýný söyliyorsun ýrklarý farklý olan var ama inaclarý alevidir

polata
25-09-2006, 02:58 AM
eðer resmi belgelere göre deðerlendirirsen size hak veririm ama birde dersimde yaþýyanlar var katlýyamda sað kurtulanlar var bunlar anlatýyorlar bu alevi askerler bilgilerni suna bilirmisiniz dersim katlyamýn siyasý feodal isyan görmrniz sizin görüþünüz ama biz dersimliyiz onlarýn torunlarýyýz aleviyiz devlet orda adný ne koyarsan koy bir katlýyam yapmýþtýr katlýyam yapanlarý haklý gösteremezsin dresimin alevi olmadýðýný söyliyorsun ýrklarý farklý olan var ama inaclarý alevidir
Sn.A.adar,

Bir düzleme hizasýndan bakarsak çizgi üzerinden bakarsak alaný görürüz. Ben olaylar iyidir, birþey yaþanmamýþtýr, kötü þeyler olmamýþtýr demiyorum.

Ancak yaþanan her kötü olayý devlete yüklemek ne derece doðrudur. Kötü eylemlerde bulunan kiþiler mi yoksa devlet mi sorumludur?

Dersim isyanýnda orada askerlik görev yapanlara örnek vermem gerekir ise hem annemin hemde babamýn babalarý o sýra orada askerlik görevlerini nedeni ile bulunmuþlardýr.

Konuyu deðerlendirmek açýsýndan bir kaç mesaj önce yazdýðým sorularý cevaplamak bence yerinde olacaktýr.

Bu arada ben o günki ismi ile Dersim'in Alevi olmadýðýný hangi yazýmda söyledim. Yazdýklarýmý dikkatli okursanýz %100'ü Alevidir demek yanlýþ olur dedim.

Olayý siz Alevi olduklarý için yorumluyorsunuz bende o halde neden o bölgeye çok yakýndaki Aleviler katýlmadý diye temel bir soru soruyorum. Ýnsanlarýn Alevi olmasý isyanýn Alevi olmasý anlamýna gelmez. Bu noktada hataya düþüyorsunuz.

Derviscemal
25-09-2006, 03:03 AM
Sevgili dostlarým,
bu olayý 90 yaþýndaki dedem den dinlediðimde dersim katliamnýn onun diliyle Dersim Kýrýmý alevilere yapýlmýþ bir kýyýmdýr. Kaldýký o zamanda Erzincan ýn alevi köylerinde yani dedemlerin yaþadýðý bölgede sunni inancýný taþýyan insanlar bile bir grup olmuþ hazýr beklemektelermiþ. Alevileri paylaþmýþlar malesef. Ve dersim kýrýmýný yapanýn Mustafa Kemal olmadýðýný adýnýda söyledi onu tekrar öðrenip sizinle paylaþam. Odur dediðini kendisinden dinledim. Hatta daha ötesi kamerayla görüntüledim.

Dersim Kýrýmý alevi inancýný taþýyan insanlarý hedef almýþ tarihin sayfalarýna kara leke olrak geçmiþ bir vakadýr..

A.adar
25-09-2006, 03:13 AM
Sn.A.adar,

Bir düzleme hizasýndan bakarsak çizgi üzerinden bakarsak alaný görürüz. Ben olaylar iyidir, birþey yaþanmamýþtýr, kötü þeyler olmamýþtýr demiyorum.

Ancak yaþanan her kötü olayý devlete yüklemek ne derece doðrudur. Kötü eylemlerde bulunan kiþiler mi yoksa devlet mi sorumludur?

Dersim isyanýnda orada askerlik görev yapanlara örnek vermem gerekir ise hem annemin hemde babamýn babalarý o sýra orada askerlik görevlerini nedeni ile bulunmuþlardýr.

Konuyu deðerlendirmek açýsýndan bir kaç mesaj önce yazdýðým sorularý cevaplamak bence yerinde olacaktýr.

Bu arada ben o günki ismi ile Dersim'in Alevi olmadýðýný hangi yazýmda söyledim. Yazdýklarýmý dikkatli okursanýz %100'ü Alevidir demek yanlýþ olur dedim.

Olayý siz Alevi olduklarý için yorumluyorsunuz bende o halde neden o bölgeye çok yakýndaki Aleviler katýlmadý diye temel bir soru soruyorum. Ýnsanlarýn Alevi olmasý isyanýn Alevi olmasý anlamýna gelmez. Bu noktada hataya düþüyorsunuz.


bakýnýz deðerli dostun erzincanda ayný aþireten olduðumuz bir aile dersim isyaný sýrasýnda bir kaç sürgün yaþamýþtýr orda katlýyam olmamýþtýr ama alevi köyler binlerce sürgün yaþamýþtýr bunlarý size belgeleriyile suna bilirim

BaRaN_62_
25-09-2006, 11:28 PM
deðerli dostlarým biz bize anlatýlanlarý sizlerle paylaþýyoruz yani o dönemde yaþamýþ nenelerimizin dedelerimizin bize anlattýklarý olaylar böyle cereyan ediyor.Yanlýþ veya doðru önemli olan bu olayýn var olduðu ve geçmiþimizin kanayan bi yarasý olduðu ve kanamaya da hala devam ediyor.Ayrýca o dönemde komutan olan bi nurcunun hatýralarý var okumanýzý tavsiye ederim...

hacý hulusi= http://www21.brinkster.com/miyaheqi/...ID=3&Rn d=265

umut_istanbul
26-09-2006, 01:13 AM
Geçmiþte bu acý olaylar yaþanmýþ. Binlerce insanýmýz katledilmiþ ama bizde kin yok. Bu tarz bir olayýn olmamasý için elimizden geleni yapacaðýz. saygý duyacaklar artýk alevi toplumuna

polata
29-09-2006, 01:39 AM
bakýnýz deðerli dostun erzincanda ayný aþireten olduðumuz bir aile dersim isyaný sýrasýnda bir kaç sürgün yaþamýþtýr orda katlýyam olmamýþtýr ama alevi köyler binlerce sürgün yaþamýþtýr bunlarý size belgeleriyile suna bilirim
Sn.A.adar,

Elbetteki isyan sonrasýnda sürgünler olmuþtur. Sizinde yazdýðýnýz gibi bu sürgünler Tunceli iline komþu olan illerde bulunan ve isyana katýlan aþiretlerle baðlý olan yan kollar ve aileler de meydana gelmiþtir. Bunlar olmamýþtýr, bir þey yaþanmamýþtýr demek yanlýþ olur.

Benim ifade etmek istediði Dersim olaylarý bir Alevi baþkaldýrýsý, isyaný veya Alevilere yönelik olarak devlet tarafýndan baþlatýlan bir harekat olup olmadýðý mý? Yoksa bu isyanýn temelinde yatan nedenin etnik kimlik ve bu kimliðe baðlý feodal düzen midir?

Ýsyanýn önderi kabul edilen Seyyid Rýza, Þeyh Hasan ocaðýnýn rehber dedesidir. Peki Þeyh Hasan ocaðýnýn kurucusu olan Þeyh Hasan Türk müdür Kürt müdür? Seyyid Rýza'nýn kökeni Þeyh Hasan'a dayandýðýna veya dayandýrýldýðýna göre bu soru onun içinde geçerlidir.

Dersim isyaný sýrasýnda her iki dedemde o bölgede askerlik görevini yapmaktadýrlar. Ancak bir dedem Þeyh Hasan'ýn kardeþi Þeyh Ahmet soyundan gelmektedir. Seyyid Rýza, Þeyh Hasan ocaðýna baðlý ve o soydan gelmesine karþýn neden Malatyada bulunan ocak merkezi ve bu ocakla ayný kökten gelmekte olan Elazýð sýnýrlarý içinde bulunan Þeyh Ahmet ocaðý destek olmamýþtýr.

Þeyh Hasan Türkmen olduðuna göre, onun soyundan gelen Seyyid Rýza nasýl Kürt veya Zaza olur?

Aslýnda Dersim isyanýný incelediðimiz zaman karþýmýza çok sorular çýkmaktadýr. Bu sorular ve onlara vereceðimiz cevaplar Alevi tarihi açýsýndan da önemlidir. Yukarýda ki soruyu geniþletmek mümkündür. Þeyh Hasan, kardeþi Þeyh Ahmet ve hatta ocak kurucularýnýn hepsi Türkmen olduklarýna göre nasýl olurda seyyid olurlar diye düþünebiliriz. Ayný þekilde geçen forumda açýlan bir konuda sorduðum gibi Tuncelide yer alan ocak ve aþiretlerin ismi neden aynýdýr, bu ocaklara ismini verenler Türkmen iken nasýl aþiretler Kürt veya Zaza olmuþlardýr?

Kýsaca Dersim isyanýný incelerken aslýnda karþýmýza farklý ama derin sorular çýkmaktadýr. Ve çogu zaman bunlara verilen cevaplar birbiri ile çeliþmektedir. Önemli olan tarihsel sorulara verilecek cevaplarýn birbiri ile çeliþmemesidir. Ancak o zaman doðruluðu kabul edilebilir.

A.adar
29-09-2006, 01:54 AM
Sn.A.adar,

Elbetteki isyan sonrasýnda sürgünler olmuþtur. Sizinde yazdýðýnýz gibi bu sürgünler Tunceli iline komþu olan illerde bulunan ve isyana katýlan aþiretlerle baðlý olan yan kollar ve aileler de meydana gelmiþtir. Bunlar olmamýþtýr, bir þey yaþanmamýþtýr demek yanlýþ olur.

Benim ifade etmek istediði Dersim olaylarý bir Alevi baþkaldýrýsý, isyaný veya Alevilere yönelik olarak devlet tarafýndan baþlatýlan bir harekat olup olmadýðý mý? Yoksa bu isyanýn temelinde yatan nedenin etnik kimlik ve bu kimliðe baðlý feodal düzen midir?

Ýsyanýn önderi kabul edilen Seyyid Rýza, Þeyh Hasan ocaðýnýn rehber dedesidir. Peki Þeyh Hasan ocaðýnýn kurucusu olan Þeyh Hasan Türk müdür Kürt müdür? Seyyid Rýza'nýn kökeni Þeyh Hasan'a dayandýðýna veya dayandýrýldýðýna göre bu soru onun içinde geçerlidir.

Dersim isyaný sýrasýnda her iki dedemde o bölgede askerlik görevini yapmaktadýrlar. Ancak bir dedem Þeyh Hasan'ýn kardeþi Þeyh Ahmet soyundan gelmektedir. Seyyid Rýza, Þeyh Hasan ocaðýna baðlý ve o soydan gelmesine karþýn neden Malatyada bulunan ocak merkezi ve bu ocakla ayný kökten gelmekte olan Elazýð sýnýrlarý içinde bulunan Þeyh Ahmet ocaðý destek olmamýþtýr.

Þeyh Hasan Türkmen olduðuna göre, onun soyundan gelen Seyyid Rýza nasýl Kürt veya Zaza olur?

Aslýnda Dersim isyanýný incelediðimiz zaman karþýmýza çok sorular çýkmaktadýr. Bu sorular ve onlara vereceðimiz cevaplar Alevi tarihi açýsýndan da önemlidir. Yukarýda ki soruyu geniþletmek mümkündür. Þeyh Hasan, kardeþi Þeyh Ahmet ve hatta ocak kurucularýnýn hepsi Türkmen olduklarýna göre nasýl olurda seyyid olurlar diye düþünebiliriz. Ayný þekilde geçen forumda açýlan bir konuda sorduðum gibi Tuncelide yer alan ocak ve aþiretlerin ismi neden aynýdýr, bu ocaklara ismini verenler Türkmen iken nasýl aþiretler Kürt veya Zaza olmuþlardýr?

Kýsaca Dersim isyanýný incelerken aslýnda karþýmýza farklý ama derin sorular çýkmaktadýr. Ve çogu zaman bunlara verilen cevaplar birbiri ile çeliþmektedir. Önemli olan tarihsel sorulara verilecek cevaplarýn birbiri ile çeliþmemesidir. Ancak o zaman doðruluðu kabul edilebilir.

bunu verdiðin blgiler için kanýtlar varmý? özür diliyorum ben bu bilgileri ilk kez okuyorum

sinan boztepe
29-09-2006, 02:01 AM
Dersim olayýný anlayabilmemiz için geçmiþi iyi deðerlendirmemiz gerekir.
Ýlk önce, þahsým adýna bir takým konulara aydýnlýk getirmek istiyorum. Benim soyum Horasandan Dersime, Dersimden Antebe, Antepten Maraþa, Maraþtan Malatyaya sürgün ediliyor. Dersimden sürgün ediliþimizin tarihi Yavuz sultan selim dönemidir. Sürülmemeizin tek nedeni ALEVÝ olmamýzdýr. Osmanlýdan öyle bir tekme yemiþiz ki, nefesi Malatyada almýþýz.

Þimdi Cumhuriyet dönemine bakalým. Dersimde de ayný seneryo oynandý. Bu katliyamý ahmet yaptý, mehmet yaptý orasý önemli deðil. Çünkü zihniyet ayný zihniyet. Amaç Alevileri baský altýnda tutmak. Ýþte Dersim gerçeði budur. Tamamiyle Alevi katliyamýdýr. Dersimliler keffinden o topraklarý terk etmedi. Zorla sürüldüler.

polata
29-09-2006, 02:05 AM
bunu verdiðin blgiler için kanýtlar varmý? özür diliyorum ben bu bilgileri ilk kez okuyorum
http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=634

http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=536

http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=637

http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=2701

http://www.alevileriz.org/showthread.php?t=1349

Bu linklerdeki yazýlar en azýndan bir kaynak olacaktýr.

soreþ
01-10-2006, 04:51 AM
Dersim katliamýnýn amaçlarýndan biri Aleviler katletmektir.

þelpe
01-10-2006, 09:35 AM
Dersim katliamini mara$ corum ve sivas olaylarindan ayiri tutmamaLIyIz canlar.
Dersim olayida digerleri gibi alevi katliamidir...

Hasret58
09-11-2006, 10:58 AM
arkadaþlar makaleden anladýðým kadarýyla olayda dersim halký yerine düþünen bikaçtane aþiret aðasýndan bahsediliyor bu insanlar kendi otorotelerini koruyabilmek için dersim halký yerine düþünmüþ karar almýþ ve cezasýný dersim halký çekmiþtir bunu bu yazý yý foruma koyan arkadaþ görmüyormu koçkiri isyaný da ayný temele dayanmýþtýr bolgedeki otoritesini ankarayla paylaþmak istemeyen aliþan bey ve adamlarýnýn cezasýný koçkiri halký çekmiþtir
ve bu aþiret aðalarýndan dersim kahramanlarý diye bahsediliyor bunu yazan arkadaþ demekki hala feodal bi yaþam biçimi istiyor amaç nedir
dersim halkýnýn kýyýmýndan sorumlu tutulmasý gereken bu aþiret aðalarý deðilmidir
sizin istediðiniz özgürlük anlayýþýyla hareket edersek dersim bi devlet olsun kürtler bi devlet olsun ülkedeki diðer azýnlýklar da kendilerine birir devlet kursun ve özgür olalým kardeþ kardeþ yaþayalým kimsede bize dokunmasýnýn çünkü biz kardeþlik barýþ istiyoruz onlarda bize dokunmaz bizde kendi kendimize yaþayalým gidelim dersimede özgürlükçü ve barýþçý dersim çumhuriyeti diyelim ne güzel oldu dunya gulluk gulistanlýk oldu dersim özgür oldu
bumudur istediiniz yada nedir ben anlayamadým
turkiyede bi kuttuluþ savaþý yapýlmýþ osmanlý yýkýlmýþ yeni bi devlet kurulmuþ ama dersim halkýna dokunmayýn bizim þu aðamýz var bu aðamýz var biz okulda istemeyiz karakolda mahkemede bizim aðamýz bize yeter iki sandýk mermiyle savaþa girer ve kazanýr haklýsýnýz aslýnda olmasý gereken buydu ama zalim turkler geldi herþeyi mahvetti aðamýzý paþamýzý oldurdü.
arkadaþlar olaylarý iyi tahlýl edelim

dersim çýkarmalarýnda ölen dersim halkýný saygýyla anýyorum
bu ölümlere sebep olan bazý ismi deðer dersim kahramanlarýnýda kýnýyorum
siz hala anlayamadýnýz bu ülkede önce okuyup yetiþeceksin sonra o ordularý dersime gönderenlerin yerine geçeceksin ve ordularý çevireceksin baþta sen olacaksýn
aþiret deðil devlet yöneteceksin
isteklerini ateþli konuþmalar yapýp sokkaklarda baðýrmak yerine meclise girip fikirlerinin gerçeðine uygun yasalar yapacaksýn sen dersim halýkýna hangisini yaparsan daha faydalý olursun düþün bu bugunun türkiyesinde butun aleviler için geçerlidir atatürküde artýk alevi katýlý olarak göstermekten vazgeçin lütfen bunun kimseye bi yararý yok
bu ayaklanmadan çýkarýlacak ders bu ayaklanmanýn öcunu almak için yeniden ayaklanmak deðil ordularý oraya salan veya ordularýn baþýnda bu kýyýma sebep olanlarýn yerine geçmektir
saygýlarýmla

Türkmen
09-11-2006, 11:12 AM
Dersimde ölen tüm canlarý rahmetle anýyorum. Keþke böyle bir olay hiç yaþanmamýþ olsaydý. yerel derebeylerin inatla sürdürdüðü hatalarýn cezasýný maalesef masum halk çekmiþtir. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter / merkezi yapýsýný bir türlü kabul etmeyen yerel otoritelere ta 1938'e kadar tahammül edilmiþtir.

Ama el insaf hiç bir devlet kendi otoritesini tanýmayanlara sonuna kadar hoþ görüyle bakamaz.

evet hiç bir sebep de binlerce insanýn ölümünü meþru kýlamaz.

ancak bu olayý bahane ederek ve ölen canlarýn manevi hatýralarýný istismar ederek Alevi toplumunu devlet ve Atatürk karþýtý bir çizgiye çekme çabalarý bence çok ayýp. Bu çabalar bölücü örgüt tarafýndan da maalesef kullanýlýyor.

Lütfen Dersim yarasýný kanatmayalým.

Lütfen kindarlýðý býrakalým.

Bu toplumun kan davasýna ihtiyacý yok. Barýþa ihtiyacý var.

Ben bir Türkmenim. DERSÝM'de can verenlerin ezici çoðunluðu Horasan'dan gelme aþiretlere mensup Türkmenlerdir. Baþta seyit Rýza bile Türkmendir.

Lütfen barýþtan, kardeþlikten bahsedelim.

toplumsal birlikten bahsedelim.

yaralarý tedavi edelim.

acýlarý baðrýmýza gömelim.


alevisi sünnisiyle, kürdü türkmeniyle, zazasý, arnavuduyla bu halk bizim halkýmýz.

Bu ülke bizim ülkemiz....

Kýzýlýrmak_
09-11-2006, 11:11 PM
Hasret58 arkadaþ Dersim Katliamý'nýn canlý tanýklarý hala hayattalar.Kulaktan dolma taraflý bilgilerle ezbere konuþma.Köy meydanýna toplantý yapýlacak denilip de toplatýlýp çoluk-çocuk herkesi kurþunlara diziyorlar bunlar da mý aþiret aðalarýydý.12 Ýmamlardan icazeti olan Sultan Seyit Rýza da mý aþiret reisiydi elimizi vicdanýmýza koyalým.

Dersim Katliamý'ný yapýp da bu katliamý meþru hale getirenler Sivas'ý da meþrulaþtýrdýlar yarýn bizim çocuklarýmýzda desin o zaman ''Sivas takiler de devlete kafa tutmuþ aþiret aðalarýydý'' diye.


Ýþin en acý tarafý bizi yüzyýllardýr katledenlerin resimleri altýnda hala cem yürüten zihniyetlerde var çok yazýkki.

Ben Çorumluyum,Çorum'da 82'de çok vahþi bir katliam yapýldý onun da meþrulaþtýrýlma gerekçesi Aleviler cami yakýyorlarmýþ.Bakýn faþistler her zaman yaptýðý katliamlara bir kýlýf bulmuþlardýr ama bizim de temiz yürekli saf insanlarýmýz bunlarýn bu kýlýflarýna aldanmaktalar hala.

Bizi yok Kürt Alevisi,Türk Alevisi,Türkmen Alevisi zýrvalýklarýyla parçalamaya çalýþanlara prim vermeyelim,akl-ý selim düþünelim araþtýralým.Hepimizin kökeni birdir.Ýzmir'den Diyarbakýr'a kadar hangi Aleviye nesin diye sorsalar Alevi'yim 12 Ýmamlardan geliyor kökenim derler.

juba
10-11-2006, 12:54 AM
dersim olaylarýnýn tek amacý vardýr o da isyan etmek amacýnda olanlara gereken cevabý vermektir sebeb uydurmayýn alevilerle devletin alýp veremediði hiçbir þey yoktur alevileri bu iþe karýþtýrmayýn ben alevilerin neden bu saflara karýþtýrýlmak istendiðini çok iyi biliyorum ülkede alevi sünni ayrýmý yapýlarak iç karýþýklýk çýkartmak ve böylece azýlý örgürt terörist *** nýn ekmeðine yað sürmek iç karýþýklýktan yararlanarak emellerine ulaþmak çok kolay olacaktý ama türkiye cumhuriyetinin büyüklüðünü hesap edemediler dersimde yaþananlar tamamen otoriteyi üniter yapýyý yýkmak isteyenlere karþý devletin doðal hakkýný kullanmasýndan baþka bir þey deðildir kimse bu olayýn altýnda ýrkçýlýk mezhepçilik aramasýn devlete kim isyan ederse etnik dini kimliði ne olursa olsun ayrým yapýlmaz isyana müdahele edilir bu oyunlara gelmeyelim arkadaþlar sünnilerle aleviler ayný topraðýn insanlarýdýr ayný dinin mensuplarýdýr bunu kimse inkar edemez geçmiþte yaþananlarý unutmak ve unutturmak için çabalamamýz lazým kin ve nefretle hiçbir yere varýlmaz

Hasret58
10-11-2006, 04:28 AM
Kizilirmak, Can çorumda Sivasta Maraþta Neden Kaybettik
örgütlü Deðiliz Bir Deðiliz
Nezaman Bir Alevi örgütlenme Baþlamiþsa Bu Oluþum Hemen Sol Bir Partinin Siyasi Arenasina Cevrilmiþtir Biz Aleviliðimizi Siyasete Alet Ettik örnek Aþiri Sol örgütlerin Oluþturan Kadrolar Ve *** Nin Kullandiði Ve Daðlarda þaçma Bi Amaç Için Oldürttüðü Alevi Gençleri
Bu Hatalara Düþmeyelim Siyasetle Kendi Inancimiz Ayirmamiz Ve Ciddi Bir örgütlenmenin Içine Girmemiz Lazim Bugün Bile Bir Ton Alevi örgüðtlenmesi Var Temelin De Hepsi Alevi Ama Birinin Dediði öbürünü Tutmuyor Bu Yanliþtir
Biz Bu þekilde Parçalanirsak Hiçbir Yere Varamayiz Ve örgütlü Kitleler Her Galeyanlarinda Kiþkirtildiklarinda Bizi Ezerler
Dersim Isyaninda Dersim Halkinin Kaç Tanesi Isyan Anlamini Biliyordu O Insanlar Cahildi O Zamanki Siyasi Oluþumlardan Bi Haber Baþlarinda Buyuk Diye Tanidiklari Insanlarin Dedikleriyle Hareket Etmiþlerdir
Ama Bu Isyanin Bastirilmasinda Yapilan Ve Aþiriya Varan Olaylar Konusunda Hemfikiriz Ki Bu Aþirilik Koçkiride Yani Benim Doðduðum Bölgede De Yaþanmiþtir
Bu Tür Olaylara Birdaha Firsat Vermemeliyiz Zaten Bizi Ezecekleri Meþru Gösterebilecekleri Firsat Lar Bekliyor
Bence Artik Bu Ulkenin Her Alaninda Aleviler Etkin Olmak Zorundadir Baþka Yolu Yok Baþta Biz Olamak Zorundayiz Yoksa Eziliriz

Adnbaran
10-11-2006, 04:37 AM
Kizilirmak, Can çorumda Sivasta Maraþta Neden Kaybettik
örgütlü Deðiliz Bir Deðiliz
Nezaman Bir Alevi örgütlenme Baþlamiþsa Bu Oluþum Hemen Sol Bir Partinin Siyasi Arenasina Cevrilmiþtir Biz Aleviliðimizi Siyasete Alet Ettik örnek Aþiri Sol örgütlerin Oluþturan Kadrolar Ve *** Nin Kullandiði Ve Daðlarda þaçma Bi Amaç Için Oldürttüðü Alevi Gençleri
Bu Hatalara Düþmeyelim Siyasetle Kendi Inancimiz Ayirmamiz Ve Ciddi Bir örgütlenmenin Içine Girmemiz Lazim Bugün Bile Bir Ton Alevi örgüðtlenmesi Var Temelin De Hepsi Alevi Ama Birinin Dediði öbürünü Tutmuyor Bu Yanliþtir
Biz Bu þekilde Parçalanirsak Hiçbir Yere Varamayiz Ve örgütlü Kitleler Her Galeyanlarinda Kiþkirtildiklarinda Bizi Ezerler
Dersim Isyaninda Dersim Halkinin Kaç Tanesi Isyan Anlamini Biliyordu O Insanlar Cahildi O Zamanki Siyasi Oluþumlardan Bi Haber Baþlarinda Buyuk Diye Tanidiklari Insanlarin Dedikleriyle Hareket Etmiþlerdir
Ama Bu Isyanin Bastirilmasinda Yapilan Ve Aþiriya Varan Olaylar Konusunda Hemfikiriz Ki Bu Aþirilik Koçkiride Yani Benim Doðduðum Bölgede De Yaþanmiþtir
Bu Tür Olaylara Birdaha Firsat Vermemeliyiz Zaten Bizi Ezecekleri Meþru Gösterebilecekleri Firsat Lar Bekliyor
Bence Artik Bu Ulkenin Her Alaninda Aleviler Etkin Olmak Zorundadir Baþka Yolu Yok Baþta Biz Olamak Zorundayiz Yoksa Eziliriz

arkadasim önce sunu kabullenmemiz gerekiyor maras çorum dersim sivas alevilere yapilmis bir katliyamdir ve *** alevi gençlerini ölüme sürüklüyor diye bir söz konusu yok siyasiyle ve solla yada geneline zannedersem *** diye düsünen arkadaslarda varki bunlari alevilikle kiyaslayamayiz sol yada siyaset bir düsüncedir ama alevilik düsünce deyil bence ve bu sol yada siyaseti yada *** yi alevilikle bir tutyamayiz

Hasret58
10-11-2006, 04:58 AM
Ben De Bunu Anlatmaya çaliþiyorum
Can Alevilikle Siyasi Akimlari Bibirlen Den Ayirt Edelim
Katliamlar Alevilere Diyorsun Biz De Bir Olalim Diyoruz
örgütlenmemizin Içine Siyasi Düþünceleri Geçmiþ Bazi Kinleri Katmayalim Bunlarla Hareket Edersek Bu Topraklarda Savaþlari Bitiremeyiz öyle Bir Yapi Kurmaliyizki Onlar Bize özenmeli Kendileri Gelmeli Biz Kimseyi Davet Etmeden Zorlamadan Onlar Gelmeli Tanimak Istemeli Bizi
Bu ülkede Bunu Da Kendimizi Geliþtirerek Okuyarak Ve Bir Olarak Yapabiliriz
Haksizmiyim

Adnbaran
10-11-2006, 05:57 AM
evet haklisin ben suan üsteki yazina göre yorum yazdim siyasi sadece bir düsünce oraya kimse zorla gitmiyor orda alevi olduðu kadar sunnide var ben bunu anlatmak istedim

astokomlu
14-11-2006, 09:31 AM
konumuz açýlmýþtýr.. düþünceler ifade edilirken daha dikkatli olmaya ve üslubumuza dikkat etmeye dikkat edelim canlar..

umut_istanbul
18-11-2006, 01:16 PM
Bugün seyit Rýza nýn ölüm yýldönümü. Anýyoruz

soreþ
18-11-2006, 01:20 PM
Evet Pirimiz Seyit Rýza Faþolarca katledilmiþtir..
Onu saygý ve sevgi ile anýyoruz..

Ya Seyit Rýza

Zaro Kerbela Seyit Rýza...!
Pir Sere Munzura..!
Ewlade Oli.. !
Peþeng-i Dersim ..!

A.adar
18-11-2006, 11:54 PM
seyid Rýzayý saygýlan anýyoruz o bizim gönlümüzde her zaman

koca_yörük
10-12-2006, 04:51 AM
dersim olaylarýnýn tek amacý vardýr o da isyan etmek amacýnda olanlara gereken cevabý vermektir sebeb uydurmayýn alevilerle devletin alýp veremediði hiçbir þey yoktur alevileri bu iþe karýþtýrmayýn ben alevilerin neden bu saflara karýþtýrýlmak istendiðini çok iyi biliyorum ülkede alevi sünni ayrýmý yapýlarak iç karýþýklýk çýkartmak ve böylece azýlý örgürt terörist *** nýn ekmeðine yað sürmek iç karýþýklýktan yararlanarak emellerine ulaþmak çok kolay olacaktý ama türkiye cumhuriyetinin büyüklüðünü hesap edemediler dersimde yaþananlar tamamen otoriteyi üniter yapýyý yýkmak isteyenlere karþý devletin doðal hakkýný kullanmasýndan baþka bir þey deðildir kimse bu olayýn altýnda ýrkçýlýk mezhepçilik aramasýn devlete kim isyan ederse etnik dini kimliði ne olursa olsun ayrým yapýlmaz isyana müdahele edilir bu oyunlara gelmeyelim arkadaþlar sünnilerle aleviler ayný topraðýn insanlarýdýr ayný dinin mensuplarýdýr bunu kimse inkar edemez geçmiþte yaþananlarý unutmak ve unutturmak için çabalamamýz lazým kin ve nefretle hiçbir yere varýlmaz


tebrik ederim seni paþam. Dersim iayanýnýn Alevilikle alakasý ne yada alakasý var diyelim devlet isyan edenler Alevi olduðu için mi isyaný bastýrdý. Ýsyan eden her kim olursa olsun devlet elbette kendi otoritesini saðlamaya çaliþacak bu en doðal haakký devletin.

Dersimlican
10-12-2006, 11:55 AM
Türk ordusunun 1931'de hükümete sunduðu raporlarda "Dersim'in laðvedilmesi için Dersim vadilerinin suyla doldurulmasý" önerisini günümüzde hayata geçiren Ecevit-Bahçeli-Yýlmaz koalisyon hükümetinin, Türkiye ekonomisine ve bölge insanýna hiçbir getirisi olmayan barajlar projesinde ýsrar etmesi, Dersim katliamýnýn tamamlanmak istenmesi olarak yorumlanýr.

Ýlk nüfus sayýmý 1940'ta yapýlan Dersim'in il sýnýrlarý içinde, göçün yaþanmamasý durumunda günümüzde 800 bin insanýn yaþamasý gerektiðine vurgu yapan uzmanlar, 2000 yýlý seçimlerinde Dersim nüfusunun 71.500 olarak tespit edildiðini belirtiyorlar. Uzmanlar, bu durumun Dersim nüfusunun yüzde 95'inin devletin göçertme ve bölgeyi insansýzlaþtýrma politikasýnýn sonucu meydana geldiðini vurguluyorlar. Barajlarla söz konusu politikanýn tamamlanmak istendiðini kaydediyorlar. Uzmanlar, yapýlan bilimsel ve akademik araþtýrmalarýn sonucunda barajlarýn enerji üretimine yönelik olmadýðýnýn tüm çýplaklýðýyla ortaya çýktýðýnýn altýný çizerken, insansýzlaþtýrmanýn yanýsýra Dersim'in idari olarak daðýtýlmasý ve geriye dönüþlerin engellenmesinin de hedeflendiðine iþaret ediyorlar.koca yörük dersim deki katliamlik alevilikle isi olmaz öyle diyorsun ama neden ozaman dersimin yikilmasi icin ellinden gelen herseyi yapiyorlar bu soruya cevap ver unutma 1....
iki dersim teh osmanli zamanlarindan beri var osmanlilar ozaman bizden yardim istemislerdi bu yaridimi onlara verdik ne oldu yine hayin gibi arkan hancer saptilar.. fransizlari yine bizdik defeden bence sen iyi bir bilgi al ondan sonra bir fikir yaz can...ben daha yazacam simdi zamanim kalmadi daha devam yzamak isin

Kýzýlýrmak_
11-12-2006, 12:11 AM
Bir de can olgusunu kullanýyorlar.Sen can nedir bilirmisin.Ne imiþ söylermisin 80 bin tane can'ýn katledilmesine sebep nasýl bir sebep miþ kemalist Aslý_33 söyle bilelim hangi neden nasýl bir neden 80 bin kiþinin katledilmesine ve 10 binlercesinin sürgününe gönderilmesine sebepmiþ.Mahalleden ya da ilkokul öðretmeninizden ya da kemalist internet sitelerinden alýntý yapmadan kanýtlarla söyle.

Kýzýlýrmak_
11-12-2006, 12:13 AM
Bunlar bir oyun parçalarýdýr ve de hala devam ediyor bu oyunlar.Bir zamanlar malum askeri paþalardan biri deðilmiydi sýk sýk bir söz kullanýrdý;sinekleri tek tek öldürerek bitiremezsiniz bataklýðý tümden kurutmak lazým diyen.Ýþte o zihniyet.

wengesodiri
22-12-2006, 12:02 AM
...acaba neden ve ne için Dersim katliamý yapýlmýþtýr ..ne için Ýsyan etmiþiz ..? önce bu sorularýn cevaplarýný arayalým

ewet insanlar durduk yere isyan edermi peki neden isyan etmiþler bunlarki cumhuriyetin kuruluþunda en öndeydiler ve cumhuriyetin üzerinden 10 yýl geçtikten sonra niçin isyan etmiþler eðer bunlar cumhuriyeti istemiyorlarsa buna engel olmak için neden 10 yýl beklediler bunu düþünelim ve dersimin bulunduðu çofraði konumu yapýsýný osamnlý dönemindeki durumunuda göz önüne alalým..

...neden Seyyid Rýza ..Ýngiliz devletine mektup yazarak yardým istemiþtir..?bu mektupta neden kendisini "Dersim Generali" olarak tanýmlamýþtýr ...Ýngilizler söz vermiþler ve neden yardým etmemiþlerdir..?
Wengesodiri can buna açýklýk getirebilirmisin ..?


yardým neden istenir sn aslý_33..
ingiliz veya fransýz fark edermi silahsýz bir halka sýykýrým yapýlýyor ve bunu engellemek için neden yardým istenmesin seyit rýza m.kemalede mektup yazýyor ama cevap vermiyor..

m.kemalde kurtuluþ savaþý yýllarýnda rusyaya mektup yazýp yardým istemiþtir ve kendini komutan olarak ilan etmiþ..

seyit rýza bilmiyordu tabi t.c ninde ingilizlerle çoktan iþbiriliði yaptýðýný ve ingilizler bundan yardým etmemiþtir bu kadar basit..

Kandemir
22-12-2006, 07:29 AM
Atatürk Alevi katiliymiþ, Alevi avcýsýymýþ vesaire vesaire. Yuh yani, biraz daha atalým istersen. Güler misin aðlar mýsýn. Güzel bir atasözümüz vardýr. Deveye demiþler ki "Boynun niye eðri?", o da demiþ ki "Nerem doðru ki boynum eðri olmasýn". Týpký bu misal.

Anlaþýlan Alevilerin Atatürk'ü sevmelerini tahammül edemeyen bazý kesimler Dersim'de meydana gelen isyaný istismar etmektedirler. Alevileri Atatürk'ten ve Türk Ulusu'ndan koparmak için binbir türlü yollara baþvurmaktadýrlar. Neymiþ, güya Atatürk Dersim'de Alevi katliamýna sebep olmuþ da, Alevilere soykýrým uygulamýþ ta, Alevileri ezmek ve yoketmek için Dersim'de Alevi avýna çýkmýþ ta... vs vs." Yani üstü kapalý, çok sinsi bir þekilde "Atatürk Alevi katilidir" demeye çalýþýyorlar. Ne diyelim buna: Allah bizleri cahillerden korusun. Çünkü cahil, cahilliðinin farkýnda deðildir.

1937 ve 1938'de Dersim'de kimse kimseyi sýrf Alevi olduðu için öldürmedi. Atatürk böyle birþeye hiç izin verirmiydi? Atatürk bu isyaný bastýrýrken izlediði tavýr Alevileri ezmek tavrý deðil, bir aþiret ayaklanmasýný bastýrmak tavrýydý. Biraz mantýklý düþünelim; Dersim o zamanlar Alevi olmayanlardan oluþsaydý Atatürk bu isyana seyirci mi kalacaktý? Elbetteki hayýr. Bu soruya "evet, Dersim o zamanlar gayri-Alevilerden oluþsaydý Atatürk müdahele etmezdi" þeklinde cevap verenlerin aklýndan þüphe ederim gerek sormak gerekir: Menemen olayý ayný þiddetle bastýrýlmadý mý? Þeyh Sait isyaný ayný þiddetle bastýrýlmadý mý? Aðrý isyaný ayný þiddetle bastýrýlmadý mý? "Dersim'de Alevi katliamý yapýldý" diyen zihniyet, ayný mantýk çerçevesinde Þeyh Sait isyaný hakkýnda "Sünni katliamý yapýldý" diyebilecek mi? Bu ne perhiz? Bu ne lahana turþusu? Atatürk gibi otoriter bir devlet adamý herhalde çýkarýlan isyanlarý davul zurnayla karþýlayacak deðildi. Atatürk, Cumhuriyetin varlýðý için hiç bir olaya göz yummamýþtýr. Dersim ve Þeyh Sait isyanlarý irdelendiðinde ve göz önüne alýndýðýnda, Atatürk'te devrimlerine karþý gelen, kendi iktidarýný tanýmayýp tehdit eden her güç ve mihraka yaptýðýnýn aynýsýný ve bunlarýn diðerlerine göre daha tehlikeli ve riskli olduðunun bilinciyle hatta bunu bir savaþ olarak algýlayarak belkide en sert ve tesirli bir þekilde bu olaylara müdahaleden kaçýnmamýþtýr. Yaþadýðý devri, bulunduðu psikolojiyi dikkate alýrsak bu konuda daha saðlýklý yorum getirebiliriz.

Aleviler, Kurtuluþ Savaþýna tam destek vermiþ ve daima Mustafa Kemal Atatürk'ün yanýnda yer almýþlardýr. Tabi Atamýz ayný zamanda çalýþmalarýný Alevilerle ortak yürütmüþtü, önemli ve stratejik noktalara bu güven duyduðu kiþileri getirmiþti. Bir kaç örnek vermek gerekirse: Cemalettin Efendi'yi (Kýrþehir Milletvekili) TBMM baþkanvekilliðine getirmiþti. Hüsamettin Ertürk'ü, þimdiki adý MÝT (Millî Ýstihbarat Teþkilâtý) olan Teþkilât-ý Mahsusa'nýn baþýna getirmiþti. Alevi-Bektaþi büyüðü doktor Ragýp Evrensel'i özel doktorluðuna getirmiþti. Ali Naci Baykal'ý ise PTT gizli þifre amirliðine getirmiþti, vs vs. Þahkulu Dergâhý'nýn postniþlerinden Topal Tevfik Baba, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduðu istihbarat teþkilâtý olan Müdafa-i Milliye Teþkilâtý'nda görev yapmýþtý. Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda 6 milyonluk Alevi kitlenin önderi Cemalettin Çelebi, Atatürk'ün baþkanlýðýndaki ilk Meclis'te baþkanvekili oldu. Atatürk savaþla ilgili tüm geliþmeleri Hacý Bektaþ Dergâhý'na hemen bildiriyordu. Atatürk'ün SÖYLEV'ini okuyun; Hacý Bektaþ dergâhýna gidiþini bizzat kendisi anlatýyor. Madem Atatürk Alevi avýna çýkmýþtý, neden stratejik noktalara Alevileri getiriyordu? Madem Atatürk Alevi avýna çýkmýþtý ve Alevilerle bir problemi vardý, benzer olaylarýn Alevilerin yoðun yaþadýðý diðer bölgelerde de görülmesi gerekmez miydi? Yoksa Atatürk Dersim'de yaþamayan Alevileri katletmeyi unutmuþ da bizim haberimiz mi yok? Bunlarý açýklarmýsýnýz lütfen.

Bu konuya duygusal yaklaþýp duygu sömürüsü yapmanýn manasý yok. Dersim isyaný bir aþiret ayaklanmasýydý. Alevi haklarý savunuculuðu ile uzaktan yakýndan alâkasý yoktu. Seyyit Rýza'nýn davasý kendi feodal düzenini koruma davasýndan ibaretti ve kendi önderliðindeki ayaklanmaya Dersim aþiretlerinin çoðu destek vermemiþti, bilakis Atatürk'ü desteklemiþlerdi. Dersim olayý bir bölgesel/lokal olaydýr, dinsel/mezhepsel nitelikli bir ayaklanma deðildir. Olaya aþiretler ve aþiret yapýsý yön vermiþtir, amaç aþiret düzenini korumaktý. Alevilik hiçbir zaman öne çýkarýlmamýþ, herhangi bir istekte bulunulmamýþtý bu konuda. Dersim olayý söz konusu olurken, bazý çok bilmiþler bunu sanki Alevilerin Cumhuriyete karþý bir baþkaldýrýsýymýþ gibi algýlayýp Alevileri kendi menfaatleri için kullanýyorlar. Oysa bilmekteyiz ki Alevi toplumu, Atatürk'e ve Cumhuriyetin kurulmasýna, yukarýda belirttiðim gibi iki olay hariç tam destek vermiþtir. Dersim isyaný hakkýnda yorum yapacaksak öncelikle Dersim tarihine bakmak gerek, Dersim tarihini analiz etmemiz gerek. Dersim bölgesi yaklaþýk 400 yýldýr baðýmsýz yaþamýþ. Dersim, Osmanlý'da özerk bir bölgeydi, baðýmsýz bir eyaletti. Dersim'in yönetimi aðalarýn elindeydi ve pratikte Osmanlý Devleti'nin Dersim üzerindeki hakimiyeti sadece kâðýt üzerindeydi. 1514 Safevi-Osmanlý savaþý sonrasýnda Dersim Osmanlý sýnýrlarý içerisine girmiþ olsa da, fiilen baðýmsýzdý. Feodal Osmanlý yýkýldýktan sonra yerine üniter Cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyet sisteminde Osmanlý'ya karþýn feodalitenin yeri yoktu. Aðalar, Cumhuriyet yönetiminin otoritesini kabûl etmemekte direniyordu. Üstelik Dersim halký aðalarýn yönetim biçiminden memnun deðildi. Her aðanýn kendi özel hapishanesi olduðunu, insanlarý orda cezalandýrdýklarýný, çok diktatör davrandýklarýný, zaman zaman aða yada aþiret reisleri birbirlerinin atlarýný/hayvanlarýný çaldýklarýný, yaktýklarýný, sattýklarýný, kýsaca dað kanunu dediðimiz kurallarýn Dersim'de geçerli olduðunu görüyoruz. Hayvancýlýk yaparak geçinenler hayvanlarýnýn bir bölümünü aðaya vermek zorundaydý. Dersim halký, aðalar ve aþiret reisleri tarafýndan bilerek cahil býrakýlmýþtý. Sorarým size; neden? Nedeni basit; halkýn feodal sisteme karþý çýkacaðý korkusuyla bölgeye okul, eðitim, kültür hizmeti verilmemiþti. Yani Dersim'de Cumhuriyetin getirdiði ilkelerden daha ileri bir yönetim olsa ve Cumhuriyet yönetimi de bazý haklarý almaya kalksa, ozaman insan düþünebilir, ve diyebilir ki: acaba var olan haklarý Cumhuriyet yönetimi Dersimlilerin elinden alýyor muydu?

(Ne hikmetse bu forumda kendilerini "demokrat" ve "özgürlükçü" olarak tanýmlayanlar, Dersim'deki aðalarýn kapheliklerine seslerini çýkaramýyorlar. Hay Allah, neden acaba diye sormadan edemiyor insan...)

Tabloyu çiziyorum: Cumhuriyet 1923'te kuruldu. Dersim isyaný ise 1937-1938'de meydana geldi. Yani 14-15 yýl boyunca Dersim'in bir kaç aðasý yol, okul, karakol, kaymakamlýk, valilik gibi Cumhuriyet devletinin bölgeye girmesini gerektirecek kurumlarýn yerleþmesini istemiyordu. Þimdi sen bir düþün: 14-15 yýldýr gencecik bir devlet kurulmuþ, o devlet otoritesini oluþturmaya çalýþýyor ve o otoriteyi oluþturma süreci içerisinde bir bölge bu otoriteyi tanýmýyor. Üstelik otoritesini oluþturmaya çalýþan devletin meclisinde o bölgeyi temsil eden milletvekilleri var (örneðin Diyap Yýldýrým, TBMM Dersim milletvekili ( http://egitek.meb.gov.tr/uretim/atacd/006/Resimler/03b.jpg)). Ama Dersim'in aðalarý yol istemiyorlar, okul istemiyorlar, karakol istemiyorlar, kaymakamlýk istemiyorlar, devleti istemiyorlar. Bu duruma baþka hangi devlet 14 yýldan daha fazla müsamaha tanýr? Elbette buna müdahele etmek gerekirdi, zira üniter Cumhuriyet sisteminde feodalitenin yeri olamaz. Dersim, Cumhuriyet sýnýrlarý içerisinde gayri-meþru özerk bir bölgeydi. Nasýl bir ülke içinde baþka bir ülke olabilir? Bunu hangi devlet adamý tasvip eder? Ne bekliyordunuz ya; Cumhuriyet "tamam sen Alevisin, senin dokunulmazlýðýn var size müdahele etmiyoruz" diyecek deðildi herhalde. Sen Cumhuriyet devletinin egemenliðini tanýma, otoritesini tanýma, valisini, kaymakamýný, okulunu, kýsacasý hiç birþeyini tanýma, vergi ödeme, silahsýzlanma, bütün bunlar yetmezmiþ gibi birde Osmanlý'dan kalma feodal yapýya dayalý ilkel bir düzeni, daha doðrusu düzensizliði korumaya çalýþ; e yuh artýk. Bu durumda devletin ne yapmasýný bekliyordunuz? "Aferin çocuklar sizi çok takdir ediyoruz alýn size birde karanfil" demesini mi? Sen Alevi de olsan, Sünni de olsan, Þii de olsan, Hrýstiyan da olsan, Ateist de olsan bu duruma müdahele edilir. Böyle bir durumda devletin seyirci kalmasýný býrakýn beklemek, tahmin etmek bile cehaletin, ahmaklýðýn, geri zekâlýlýðýn daniskasýdýr. Bugün Hollanda'da sýradan bir þehir yada bölge kalkýp "devletin ( La Hey'in) egemenliðini, otoritesini vs vs tanýmýyorum, s*ktirin gidin" diyebilir mi? Diyemez. Bu nedenle Cumhuriyeti hiçe sayan baþý bozuk aða ve aþiret reisleri Dersim olayýnýn patlak vermesine neden olmuþtur. Ayrýca bu Dersim (ve Koçgiri) isyaný tüm Alevilere mâl edilmemelidir, zira Dersim ve Koçgiri olaylarý Alevilerin genel tutumu deðil istisnadýr.

Kandemir
22-12-2006, 07:32 AM
Hülasa, Cumhuriyet devletiyle problemi olan aslýnda Dersim halký deðil, Cumhuriyet otoritesini tanýmak istemeyen ne idüðü belirsiz hanzo aða ve aþiret reisleridir. Ancak bu olayýn faturasýný aðalar ve aþiret reisleriyle birlikte esas olarak halk da ödemiþtir. Cumhuriyet, Dersim isyanýný bastýrýrken, amaç aþiret yapýsýný daðýtmak ve Cumhuriyetin otoritesini saðlamaktý. Cumhuriyet, doðal olarak sýnýrlarý içerisindeki topraklarda devlet egemenliðini oluþturmak ve güçlendirmek için çalýþmýþtýr. HAKLI OLARAK. Yani bazý kesimlerin iddia ettiði gibi sýrf Alevileri yok etmek için bu isyan bastýrýlmamýþtýr. Hatta Cumhuriyetin 1923'te kurulduðunu, Dersim isyanýnýn ise 1937-1938 yýllarýnda bastýrýldýðýný gözler önünde bulundurursak, Cumhuriyetin bu isyanda baþka hiç bir isyanda olduðu gibi 14 yýl sabrederek son derece toleranslý davrandýðýný görürüz. Sorarým: eðer Dersim isyanýnýn bastýrýlmasý sýrf Alevilere yönelik olsaydý, neden Çorum, Yozgat, Amasya, Ankara, Tokat, Kýrþehir, Nevþehir, Denizli, Antalya, Malatya ve Alevilerin yaþadýðý nice ilde Alevilerin kýlýna dâhi dokunulmadý da sadece Dersim'de askerî müdaheleye gerek duyuldu? Cevabýný kendiniz verin. Fýrsat buldukça Atatürk'e saldýracaðýnýza, Atatürk'e ipsiz sapsýz iftira atacaðýnýza neden Dersim'i diktatör gibi yöneten kahpe aþiret aðalarýna sesini yükseltmiyorsunuz? Neden onlara karþý neden net bir tavýr almýyorsunuz? Hani sizler güya demokrattýnýz? Hani sizler daima halktan yanaydýnýz? Nedir bu çifte standart? Nedir ne cehalet? Nedir bu yaman çeliþki? Nedir bu ikiyüzlülük? Hani sizler herzaman bozuk plak gibi faþo sloganýný tekrar edersiniz ya, aklýma Kemal Sunal'ýn "Kibar Feyzo" filmindeki söyledikleri aklýma geldi; FAÞO AÐA.

Rahmetli Kemal Sunal aðalarýn faþo olduðunu anlarken, aramýzda bulunmakta olan bazýlarýmýz hâlâ aðaya toz kondurmayýp tam tersi bir duruþ sergileyip "faþo Te Ce" diye zýrvalarlar. Ne kadar komik.

Mustafa Kemal Paþa, huzurlu bir ortamda devrimlerinin yaþama geçirilmesini istiyordu. Toplumun her kesiminin bu yasalara uymasýný istiyordu. Bu amaca ters düþen eylem ve davranýþlar, doðallýkla gerekli cezayý görecek ve yasa egemenliði saðlanacaktý. Atatürk, isyan çýkaran kimseleri hiç bir zaman dinî inançlarýna veya ýrklarýna göre sýnýflandýrmamýþtýr. Derviþ Mehmetler (Menemen olayý), yobaz imamlar, Þeyh Saitler, Çapanoðullarý ve daha niceleri; Türkiye Cumhuriyetine karþý ayaklanan herkes -Alevi-Sünni-Ateist-Hrýstiyan vs vs ayrýmý gözetmeksizin- cezasýný görmüþtür. Eðer Dersim isyanýný Sünniler, Ateistler, Museviler yada Hrýstiyanlar çýkarmýþ olsaydý, Atatürk bu isyaný yine bastýracaktý. Hâl böyle iken, "Cumhuriyet Dersim'de Alevi avýna çýktý" þeklindeki gülünç ve çocuksu iddia çürütülmüþtür. Atatürk bu iç isyanlar konusunda otoriter davranmasaydý, Türk Ulusuna Cumhuriyeti kolay kolay armaðan edemezdi.

Saygýlar...

wengesodiri
22-12-2006, 09:12 AM
Soykirim nedir?

Dewran Demir

Insanlik tarihinde soykirim kadar aci bir olguya rastlamak oldukça güçtür. Harfen “irk imhasi” anlamina gelen bu kavram ilk defa, Almanya’nin Yahudilere uyguladigi soykirimi tanimlamak için 1944’de kullanildi. Ikinci Dünya Savasi’nda, milyonlarca insana essiz bir imha politikasi uygulayan Naziler, insa ettikleri imha kamplarinda 5 milyondan fazla Yahudiyi ve 1 milyona yakin Çingeneyi bilimsel bir özenle öldürdü. Bütün dünyayi sok eden bu kitlesel katliam süreci, soykirimlar tarihinde hâlâ en önemli örnek olarak durmakta. Bu yazida kisaca soykirim olgusu açilip, yakin tarihimizden birkaç örnek verilecek, ve netice olarak bir görgü taniginin anlattiklari yazilacak.

Soykirim kavraminin fikir babasi Raphael Lemkin’dir. Polonya dogumlu bir Yahudi olan Lemkin, Naziler’in elinden zor kurtularak ABD’ye kaçmis, orda soykirim kavramini icad etmisti. Ona göre ‘soykirim’, kisaca bir etnik veya dinsel azinligin güçlü bir devlet veyahut fiîli bir iktidar tarafindan sistematikmen yokedilmesini içerir.[1] Genelde uzun bir dönem süren kitlesel öldürme operasyonlarini kapsayan fakat sadece bunlardan ibaret olmayip, bir etnik veya dinsel grubun topyekûn tasfiyesine yönelik eylemler de soykirim sayilmakta. Soykirimlari anlamak için karsilastirmali analizlerden kristalize olmus soyut birkaç dis hat çizmek mümkündür.

Bir soykirimin gerçeklesmesi kolay degildir, tarihdeki meshur örnekler sayisi de 8 ilâ 10 arasindadir. Bir grup insanin ugradigi takibat sürecinin veya katliamin ‘soykirim’ sifaatini kazanmasi için birtakim kosullarin ve olgularin olmasi gerekmektedir. Herseyden önce aktörler genelde iki grup olur: bir tarafta güçlü ve büyük bir devlet, öbür tarafta o devletin topraklarinda yasayan güçsüz ve küçük bir azinlik. Bu iki kutuplu yaklasim her zaman geçerki olmasa bile (örnegin Kizilderili soykiriminda), genel anlamda bu tablo geçerli oluyor.[2] Yani yüzbinlerce, genelde milyonlarca insan sözkonusu. Fakat soykirimin kriterleri nicel degil niteldir, kaç kisinin öldürülmüs olmasi önemsizdir. Bahsi geçen devlet-azinlik senaryosunda takibat ve zulmün artmasi sonucu, devleti teskil eden insanlarin azinlik sorununu çözmek için fiziksel imhayi seçmeleri soykirima denk düsmektedir. Devlet elitinin bu seçimi neden tercih etmesi ayri bir konudur, fakat soykirimlarin nedenleri genelde iki kategoriye ayrilir: ideolojik güdüler ve pragmatik güdüler.

Ideolojik nedenlerin en çarpici örnegi milliyetçiliktir. Bu anlayista bir soykirim örnegi Ermeni soykirimidir. Ittihat ve Terakki Cemiyeti 1913’te basa geldiginde, “Türkiye Türklerindir” siariyla Osmanli Imparatorlugu’nda sadece Müslüman Türkler’in yasamasi iddiasinda bulumus, Ermenilere yönelik 1915-1918 arasi bir göç-imha politikasi yürütmüstür. Istanbul’dan telgraf hatlariyla koordine edilen sürgünler, sözlü katliam emirleriyle elele verip bir milyona yakin Osmanli tebaasi olan Ermeniyi yoketmistir. Soykirimin en önemli nedeni ulus-devlet yaratma ideolojisinden kaynaklanmistir.[3] Pragmatik soykirimlardan bir örnek Ukrayna’nin 1933’de Stalin tarafindan maruz kaldigi suni kitliktir. Komünist Partisi baskani Josef Stalin, Ukrayna’da Sovyet uygulamalarina karsi direnilmesi üzerine, 1932’de Ukrayna sinirlarinin kapatilmasini emretmis, bu emir yüzünden bir yilda 7 milyon Ukraynali açliktan hayatini kaybeder. Stalin’in yarattigi kosullar esasen ülkeyi yiyecek girmeyen koca bir kampa dönüstürmüstü. Sovyetler Birligi rejiminin uyguladigi bu soykirim esasen Ukraynalilara bir ‘ders’ vermek için icra edilmisti.[4]

Soykirimlari kim yürürlüge geçirir? Bu soruya tatmin edici bir cevap vermek hayli zordur. Genelde planlama, hazirlik süreci ve tatbikat, devletin bir elit tabakasi veya devleti tekel olarak ele geçirmis otoriter bir siyasî parti tarafindan yapilir. Bu grup bazen demokratik seçim araciligiyla basa geçer, çogu zaman kanli bir devrimle iktidari ele geçirir, fakat her zaman bir diktatörlük rejimidir. Insan haklarina saygili olan rejimlerin soykirim uygulayabilecegi pek mantikli degildir. Ayni zamanda demokratik ülkelerde siddet tekeli birkaç devlet organi tarafindan kontrol altinda tutuldugu için siddetin kanalize edip bir azinliga karsi organize edilmesi pek zordur.

Birkaç örnek buna isik tutabilir. Ittihatçilar Ocak 1913’de Bâb-i Ali’yi basinca resmen bir diktatörlük kurdular. Basindan orduya, bakanliklardan polis teskilâtina, ülkenin dört kösesi Talât, Enver, Dr. Bahaettin Sakir, Cevdet Bey, Dr. Mehmed Resid, Dr. Nâzim, Mahmud Kâmil, vb. önemli sahslarin kontrolünde idi.[5] Almanya’da durum farkliydi. Ocak 1933’deki seçimlerde Hitler’in Nazi partisi önemli bir pay aldi ve Hitler kendisini basbakan ilan ettikten sonra, bu tarihten sonra ülkeyi sistematik sekilde Nazilestirmislerdi. Yahudilere yönelik zulüm 1941’de had safhaya ulastiginda artik soykirim sürecine girilmis oldu. Bu kirli isi yapacak olan örgütler özellikle baskani Heinrich Himmler olan Schutzstaffel (SS) idi. Himmler’in Adolf Eichmann ve Reinhard Heydrich gibi Nazilere verdigi emirler imha kamplarinin insa edilmesini ve tarihte emsali görülmemis bir etkiyle korkunç neticesini verdi.[6] Kamboçya’daki diktatörlük rejimi, ideal bir toplum yaratma hayali pesine düsmüs olan Pol Pot ve arkadaslari tarafindan 1975’de kuruldu. Orduyu ve Khieu Samphan’in entellektüel potansiyelini kullanarak Pol Pot’un komünist partisi tamamen keyfî sekilde 1,8 milyona yakin Kamboçyaliyi öldürdü.[7] Yugoslavya’nin dagilmasinda yesermeye baslayan milliyetçi Hirvat ve özellikle Sirp gruplar Bosna’daki soykirimdan sorumludurlar. Sirp milliyetçi grup özellikle Slobodan Miloseviç, Bilyana Plavsiç, Arkan, Radovan Karadziç ve Radko Mladiç gibilerinden olusmustu. Onlarin kurdugu paramiliter gruplar 1992’den itibaren Bosna’da kanli bir terör estirmeye baslamislardi. Bosnak köylerini basip müslümanlari kursuna dizen ordu ve paramiliter gruplar adi geçen elit tarafindan yönlendiriliyorlardi. Böylece onbinlerce Bosnak katledildi Bosna’daki soykirimda.[8] Bütün bu soykirimlarda sözkonusu ülkelerin vatandaslari islenen soykirim suçundan günahsizdir. Fakat bazi örneklerde, ideolojik hemfikirlikten veya propaganda ve tahrikten siradan insanlar da katliamlara ve imha politikasina katilmistir. Siradan vatandasin soykirim suçuna istirak etmesi en çok Ruanda soykiriminda gerçeklesti. Ve Ruanda’daki soykirimi anlamak için onu biraz daha ayrintili ele alacagiz.

6 Nisan 1994’de Ruanda’nin baskenti Kigali yakinlarinda inise geçmis olan Ruanda cumhurbaskani Juvenal Habyarimana’nin uçagi iki roketle havada vuruldu ve patladi. Cinayeti, Ruanda’da azinlik olan Tutsi’lerle iktidari paylasmak istemeyen bir grup radikal milliyetçi Hutu islemisti. Uçagin patlamasindan birkaç saat sonra baskent Kigali’de binlerce Tutsi katledilmeye basladi. Baskenti merkez seçmis olan yeni hükümet, sadece Hutulardan olusan birkaç irkçidan olusuyordu. Soykirimi planlayan ve icraatini dikkatle takip ve kontrol eden kisi albay Bagosora idi. Bagosora, merkezden 12 eyalete gönderdigi emirleriyle soykirimin çabuk ve etkili sekilde uygulanmasini garantiye aldi. Fakat devlet düzeyinde onunla gizlice ittifak kurmus birçok Hutu vardi: Robert Kajuga, Séraphin Rwabukumba, ve 3 Aralik 2003’de soykirim suçundan ömür boyu hapis cezasina çarpilan profesör Ferdinand Nahimana.[9] Katliamlari kisa zamanda bütün ülkeye yayan üç örgüt vardi: baskanlik muhafiz alayi, ordu, ve özellikle ‘Interahamwe’ adindaki özel komandolar. Bunlar Ruanda çapinda kasabalardan köyleri basip insanlari kiliselere tikip, silahlarla ve özellikle Çin’den ithal edilmis malalarla insanlari kitlesel sekilde katlederlerdi. Tutsi toplumunun gelecegine kati surette son vermek için özellikle kadinlar ve çocuklar öldürüldü. Su an hâlâ Ruanda’nin köylerinde bazi kazilarda bebeklerin zedelenmis kafataslari bulunuyor. Soykirim etrafi da etkiledi. Ruanda’nin en büyük nehiri Nyabarongo’nin haftalarca tasidigi cesetler, Tanzania’daki gölleri tikadi ve baliklari zehirledi.[10] Ruanda soykiriminda en ilginç ve ayni zamanda rahatsiz edici olay, yüzbinlerce siradan Hutu’nun katliamlara istirak etmis olmasidir. Bu insanlar, kuvvetli tehditlere veya radyolardan duyduklari irkçi propagandaya [11] kulak vererek komsularini ihbar ettiler, onlari kendi evlerinde katledip, mallarina elkoydular. Birçok Hutu çiftçi, Tutsi komsularinin davarlarina ve tarlalarina göz dikti ve soykirimin yarattigi yagma firsatindan istifade etmek istedi. Afrika tarihinde esi görülmemis bu faciada böylece üç ayda 800.000’den fazla Tutsi fecî bir sekilde imha edildi.[12]

Soykirimlar genelde gizlice planlanip uygulandigi için görgü taniklarin sundugu bilgiler son derece önemlidir. Simdi netice yerine Ruanda soykirimindan bir görgü taniginin anlattiklarini aktariyoruz.

wengesodiri
22-12-2006, 09:12 AM
“Radyoda cumhurbaskanin Tutsiler tarafindan öldürüldügü iddia ediliyordu. Ertesi gün Hutularin ülke çapinda bütün Tutsileri öldüreceklerini duyduk. Evde kalmamiz tavsiye edildi. Hayatimda annemi ve babami bu kadar tedirgin görmemistim. Sonra birisi kapimizi çaldi. Daha açamadan kapiyi kirip dört kisi içeri girdi. Babami sürükleyip götürdüler ve onu bir daha görmedik. Yatagin altinda saklaniyorduk fakat herseyi görebiliyorduk. Annem bize sessiz kalmamizi dedi. Sonra ates açtilar. Kursunlar içeri girerken ortaligi delik desik etti. Fakat hâlâ kimse bagirmaya cesaret edemiyordu. Annem dördümüzün önünü kapatamiyordu. Sag omuzumun altindan kan aktigini hissettim ve vurulup vurulmadigimi bilmiyordum. O anda aci hissetmiyordum. Sadece malalarla parçalanmaktan korkuyordum. Sonra aniden kapi açildi ve iyi bir is yaptiklariyla övünerek içeri girdiler. Ben kapiya daha yakin oldugum için ilk önce beni karnimdan tekmelediler. Acitti ama malalarla canli canli yarilmak beni fare gibi susturdu. Aralarindan biri ‘Sunu öldür de bu is bitsin’ dedi. Bense bir santim kipirdamadim ve çit çikarmadim. Benim ölmüs oldugumu düsündüler galiba. Sadece bacagimda sivri bir aciyi hissettim ve bayildim. Bayilmamin ne kadar sürdügünü bilmiyorum. Fakat kalktigimda annem yarali bacagima bakiyordu. Yaraya bakmaya çalisirken yeniden bayilmisim. Silahli Hutular, Interahamwe, sehrin her kösesinde nöbet tutuyordu. Durum uzun bir zaman gergin kaldi ve ölüm kokusunu kendi evimizde bile kokluyabiliyorduk. Çok korkuyorduk. O adamlarin geri döneceklerini düsündük ve biz, bir Tutsi ailesi, hala nefes aliyorduk. Bacagimin durumu kötülesmis, atesim yükselmisti. Beni en çok rahatsiz eden, 11 yasinda olduguma ragmen, tuvaletimi yapmamda dahi annemin benim için herseyi yapiyor olmasiydi. Biryerden yardimin gelmesi için dua ediyorduk. Annem duvardan bir delikten disari bakarken Tutsi askerlerin evimize dogru geldigini gördü. Dua etti ve kaderimizi bekledik. Ne olacakti acaba? RPF’in (Rwandan Patriotic Front) askerleriydi bunlar. Bunlar iyi insanlardi. Bizi kurtardilar ve serbest biraktilar. RPF askerleri beni hastaneye götürdü. Orda yaklasik 6 ay kaldim, sona evime döndüm.”

– 1994 soykiriminda 11 yasinda olan Hamis Kamuhanda’nin BBC’ye anlattiklari.


Notlar

[1] Raphaël Lemkin, Axis Rule in Occupied Europe (Washington: Carnegie Endowment, 1944), s.79.
[2] Ward Churchill, A Little Matter of Genocide (San Francisco: City Lights, 1993), s.97.
[3] Taner Akçam, Türk Ulusal Kimligi ve Ermeni Sorunu (Istanbul: Su, 2001).
[4] Borys Martchenko & Olexa Woropay, La famine génocide en Ukraine, 1932-1933 (Paris: Publications de l’Est Européen, 1983).
[5] Ittihatçilar üzerine bkz.: Galip Vardar, Ittihat ve Terakki Içinde Dönenler (Istanbul: Tan, 1960).
[6] Michael Wildt, Generation des Unbedingten: Das Führungskorps des Reichssicherheitshauptamtes (Hamburg: Hamburger Edition, 2002), s.490-91.
[7] Karl Jackson (ed.), Cambodia 1975-1978: Rendezvous with Death (Princeton: Princeton University Press, 1989).
[8] Branimir Anzulovic, Heavenly Serbia: From Myth to Genocide (London: Hurst & Co., 1998).
[9] Alison Des Forges, “The ideology of genocide,” Issue: A Journal of Opinion, cilt 23, sayi 2 (1995), s.44-47.
[10] Mehdi Ba, Rwanda 1994: un génocide français (Paris: L’Esprit Frappeur, 1994), s.41.
[11] Christine Kellow & H. Leslie Steeves, “The role of radio in the Rwandan genocide,” Journal of Communication, cilt 48 (1998), s.107-128.
[12] African Rights, Rwanda: Death, Despair and Defiance (London: African Rights, 1995).

wengesodiri
22-12-2006, 09:15 AM
BÝRLESMÝÞ MÝLLETLER SOYKIRIM SUÇUNUN ÖNLENMESÝ VE CEZALANDIRILMASI SÖZLEÞMESI

9 Aralik 1948 de imzalanmistir

Sözleþmeci Taraflar, Birleþmiþ Milletler Genel Kurulu nun 11 Aralýk 1946 tarihli ve 96(I) sayýlý kararýnda soykýrýmýn, Birleþmiþ Milletlerin ruhuna ve amaçlarýna aykýrý olan ve uygar dünya tarafýndan lanetlenen, uluslararasý hukuka göre bir suç olarak beyan edilmesini dikkate alarak, tarihin her döneminde soykýrýmýn insanlýk için büyük kayýplar meydana getirdiðini kabul ederek, insanlýðý bu tür bir iðrenç musibetten kurtarmak için uluslararasý iþbirliðinin gerekli olduðuna kanaat getirerek, aþaðýdaki hükümlerde anlaþmýþlardýr:
...
Madde 2
Bu Sözleþme bakýmýndan, ulusal, etnik, ýrksal veya dinsel bir grubu, kýsmen veya tamamen ortadan kaldýrmak amacýyla iþlenen aþaðýdaki fiillerden her hangi biri, soykýrým suçunu oluþturur.
a) Gruba mensup olanlarýn öldürülmesi;
b) Grubun mensuplarýna ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kýsmen, fiziksel varlýðýný ortadan kaldýracaðý hesaplanarak, yaþam þartlarýný kasten deðiþtirmek;
d) Grup içinde doðumlarý engellemek amacýyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocuklarý zorla bir baþka gruba nakletmek
Not : Maddeler iyi analiz edilirse turkler tarafindan butun maddeler Dersimlilere uygulanmistir

wengesodiri
22-12-2006, 09:15 AM
Dersim Toplumunun Dagilimi ve Cografyasi hakkinda Cesitli tartismalar soz konusu bunun yaninda Dersimliler Kimdir? bilesimleri nelerdir hakkindada son 20 yilda cok kapsamli arastirmalar soz konusu. Kaba bir belirlemede bulunmak gerekirse: Dersimliler : Kirmanc (zaza diyenlerde var) Kirdas (Kurt diyenlerde var ) ve Ermenilerden olusmakta Dilleri: Kirmancki (zazaca) Kirdaski (Kurtce, kurmanci,kirdaski) ve Ermenice, Dersimde 3 dil de konusulmakta





Dinleri:Raa Heqi (yada Dersim Aleviligi) Ermeni Dersimlilerin bir bolumu RAA Heqi Dinine girmelerine rahmen bir bolumu Hiristiyandir ve Ermeni kilisesine baglidir


Cografyasi: Raa Heqi (Dersim aleviligi , Kurt aleviligi deyenlerde var) Dagildigi yerleri Dersim Cografyasi olarak nitelemek Dogru bir savdir gunumuzde tunceli olarak (ic Dersim) cografik olarak Dersimi temsil edebilmekten cok uzak bir belirlemedir bu tarihsel BUYUK Dersimi kusa cevirmek ve Dersimi gucsuz hale getiren turklerin olusturdugu bir dusuncedir RED etmek gerek...
Kirmancki Konusan Dersimlilerin Kendi Ulkeleri hakkindaki belirlemeleri sudur:
Kendilerine: Kirmanc



Dillerine : Kirmancki
Ulkelerine : Kirmanciye

Dinlerine: Raye, Raa Heqi, Kirmanc kelimeside Dersim dinine vurgu yapar


http://www.dersim.biz/assets/images/Diller_Ve_dinler_Haritasi.jpg http://www.dersim.biz/assets/images/Ayrintili_dinler_ve_diller_haritasi.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:16 AM
turkiyede yasiyan diller ve dinlerin ayrintili bir harita
Dersim “Alevi Zaza” No 26 olarak gosterilmekte
http://www.dersim.biz/assets/images/1royal-geographical-society_geographical-journal_1914_dersim-turkey_2000_1187_600.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/Dersim_Asiretleri_Harita.jpg
Dersim Asiretlerini gosteren bir harita, Dersim miteolojisinde ve tarihi kaynaklarinda Dersimin 12 Asiretinden hep bahs edilir sonradan gelen asiretlerle bu sayi 14 dolaylarindadir yanliz hem JUK raporunda hemde yukardaki haritada 12-14 asiretin alt kollarida asiret olarak belirtilmis, Dersimdeki asiret yapisi soyledir.
Asire - Asiret
Hezvete - Asiretin Alt kolu (cogu zaman yanlis burda yapiliyor Hezvete Asiret olarak algilaniyor.
Pere: Hezvetenin alt Kollari
Ce: Ev -Aile
www.dersim.biz (http://www.dersim.biz/) notu

wengesodiri
22-12-2006, 09:16 AM
Kaynak Kurdistan Tarihinde Dersim
Giris Sayfasi
Dr.Vet.M.Nuri Dersimi
Komkar yayinlari 1990 Almanya
http://www.dersim.biz/assets/images/Dersim_Dini_Raa_Heqi_Dagilimi.jpg
Dersim Dini Raa Heqi’n dagilimini-cografyasini Kismen Gosteren bir harita

Kaynak:Alevilik ve Kurtler, Almanya wuppertal 1997
Sayfa 270
Mehmet Bayrak
http://www.dersim.biz/assets/images/Dersim_Asiretleri_Turkmenistan_Iran_Arasinda.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:17 AM
Iran devleti tarafindan iran ve turkmenistan siniri arasina
yerlestirilen savasci Dersim Asiretleri haritanin sag ust bolumunde gozukmekte

Kaynak:Alevilik ve Kurtler, Almanya wuppertal 1997
Sayfa 450
Mehmet Bayrak
http://www.dersim.biz/assets/images/Dersim_Xozat.jpg
Arschivê Tija sodiri ra --Tija Sodiri Arsivinden
Dersim Hozat ilcesi Haritasi eski (Kirmancki) Yer isimleriyle

http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/a_ButykeHarita02.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:17 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/a_VitalliHarita.jpg

http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/a_seelharita.jpg

http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/a_parstugalciharita.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:19 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/a_Dersim_Dagilim.jpg
Yukardaki Tablonun Kaynagi:
Alevilik Ve Kurtler - Mehmet Bayrak
Sayfa:574

wengesodiri
22-12-2006, 09:22 AM
DERSIM OTONOM BIR COGRAFYA VE SORUNLARI
Dr. H. Çaglayan
(Bu yazi yazari tarafindan Dersim dergisinin 6.sayisinda yayinlanmak uzere kaleme alinmistir)
http://www.dersim.biz/assets/images/line.gif
Bir aboneniz ve okuyucunuz olarak DERSIM Dergisinin çikisinin önemli bir adim oldugunu belirtir ve sizi bu dogrultuda selamlar ve ayrica , ismi kadar güzel ve cografyasi kadar renkli DERSIM ve dernek çalismalarinizda basarilar dilerim.

Dersim Dergisi amaç ve görevini kisaca söyle siralar: Istanbul ve Türkiye`nin diger metropolerinde yasayan Tuncelileri bir araya getirmek, Dersim`i anlatmak, bunu günümüz gençligine en iyi sekilde anlatmak, geçmisi bugüne tasimak ve bunca yozlasmalar içinde sahip oldugumuz degerleri savunmada israrci olmak...

Gericiligin, yobazligin, milliyetçiligin ve statukoculugun kol gezdigi bir dönemde bu görev Dersim ve Dersimliler için hayati bir önem kazanmaktadir. Fakat ne yazik ki, Dersim Dergisi bu görevi cesaretli ve kararli bir sekilde yerine getiremiyor. Ve dolayisiyla Dersim`i anlatmak ta güçlük çekiyor ve onu ve degerlerini günümüz gençligine tasiyamiyor. Çünkü Dersim identitesini tanitmada zorlaniyor.

Dersim otonom bir cografyadir. Dini Kizlbastir. inanç ve felsefesi Kirmaciye`nin dogasi ve tanrilaridir: Xizir, Kemerê Bimbarek, Hopa $êsanki, Golê Çetu, Tujik Bava vs, vs. Dersimliler kedilerine Kirmanc, dillerine Kirmacki, yani Zazaca der. Kirmanc ise ne Türk ne de Kürd demektir.

Dersim dergisi Dersim`in bazi sorunlarIna deginmesine karsin, Dersim`in orijinalitesine uygun degerlerini yeterince sahiplenemiyor ve bu degerleri günümüze tasiyamiyor. Yalniz bir halkin baski altinda oldugunu söylemek ve ona kizilhaçvari yardim da bulunmak, önemli olmasina ragmen, yetmiyor. Baski altinda olan bir halkin hayatta kalmasi isteniliyorsa, onun diline, tarihine, inanç ve felsefesine sahip çikmak lazim. Bir halkin dili ve tarihi ile, inaci ve deger yargilariyla yanyana yasadigi halklardan farkli oldugunu göstermek, diger halklara karsi düsman olmak anlamini tasimiyor. Temmenimiz, Dersim dergisinin Dersim`i Dersimlilere yabancilastiran görüslere yer vermesi degil, tesine onun dili, kültürü ve inanci ile orijinalitesine bagli kalmasini saglamaktir.

Ben, Dersim dergisinin bir abonesi olarak Dersim hakkinda ileri sürülen yanlis görüs ve düsüceler üzerine görüslerimi derginizde belirtmek isterim.

DERSIM:

Dersim, tarihte otonom bir cografyayi çagristirir. Fakat, kimilerine askeri kusatma sonucu Cumhriyet tarihinden sonra çizilen bugünkü Tunceli il sinirini çagristirmaktadir. Ve kimilerine de Kürdistan`in küçük bir sehrini.

Hemen belirtmek gerekirki Dersim, Kizilbas inancini tasiyan ve zazaca konusan etnik bir toplulugun cografyasidir. Dersim insani kendine Kirmanc der; cografyasini Kirmanciye (Dersim) olarak adlandirir. Ne Türktür, ne Kürt. inanci ve felsefesi ise "Itiqatê Kirmanciye" (Kirmaciye inanci) olarak isimlendirir. Kizilbasligi (Aleviligi) Türk ve Kürt`ten ziyade kendine hastir. Bu cografyanin hududu Batida Sivas, doguda Erzurum-Mus hattina kadar ve güneyden de Firat ve Murat nehirleriyle çevrili olan bir bölgedir.

Dersim, yabanci istilalara karsi basari ile direnmis ve Osmanli istilalarina ugrayan Alevi ve diger halk ve asiret mensuplarini bagrina basmistir. Dersim, 1895-96 ve 1915 Ermeni soykrimindan kaçan onbinlerce Ermeniyi bagrina basar. Kisaca, Dersim hem bagimsiz statüsünü ve hemde bu statüsünü kullanarak merkezi devlet otoritesine karsi olan muhalif güçleri korur.

Alp Arslan yönetimindaki Selçuklarin 1071 Malazgirt savasanda Bizans imparatorluguna galip gelmesi ile islama bagli göçebe Türkmen asiretleri Anadoluya yayilir. 1300 yillarinda Osmanli hanedanligi kurulur. 1402 de Tümur Leng`e yenilmesine ragmen, varligini sürdürür. Osmanli Imparatorlugu, Bizans Imparatorlugunun yardimina kosan Haçli ordusunu geri püskürtür, 1453 te Fatih Sultan Mehmet komutasinda istanbulu isgal eder ve Osmanli Imparatorlugunun bas sehri olarak ilan eder.

Istanbul`un fethi ile Osmanli Imparatorlugunun yayilmaciligi hizlanir: Batida Trakya`yi, Makedonya`yi, Sirbistan`i, Macaristan, Bulgaristan`i ve Bosna`yi, Yunanistan`i, Arnavutluk`u ve doguda Suriye`yi, Ermenistan`i, Misir`i isgal eder. Osmanli ordusunun Viyana kapisina dayanmasiyla, Osmanli Imparatorlugunun yayilmaciligi 16. yüzyilda had safhayi bulur. Kuzey Afrikanin Arab devletleri ve Kibris Osmanli Imparatorluguna dahil edilir. Osmanli devleti bu dönemlerde Dersim`i kendi topraklarina dahil olark görmesine ragmen, Dersim`e hakimiyet kuramamis, otonom yapisini kirmayi basaramamistir. Osmanli devleti, Dersim otonom statüsünden dolayi defalarca sefer düzenlemis, fakat bir sonuç alamamistir. Kisaca Osmanli sefer eylemis, zafer eyliyememis. Fatih`le baslayan sefer, Cumhuriyete kadar devam eder.

Osmanli devleti Dersim`i kendi haritalarina dahil etmesine ragmen, Dersim fiiliyatta kendi kapisini dis isgalci güçlere kapali tutmasini bilmistir. Dersim`i isgal için Osmanli imparatorlugundan Cumhuriyet dönemine kadar Osmanli ve Türk sivil-askeri müfetisleri rapor üzerine rapor sunmuslar. Bu raporlardan da anlasildigi gibi, gerek Osmanlilar ve gerekse Cumhuriyet idaresi, Dersim`in otonom yapisini kirmak icin büyük askeri siddet ve siyasi hilelere basvurmaktan geri kalmamislar: "Osman ogullarinin kurdugu genç devlet, Dersim´e komsu oldugu zaman, buralari müthis bir kizilbasligin tesiri altindaydi. Dersim, on besinci milat asrinda (15. yüzyilda) Osmanli Padisahi Fatih Mehmet´e taktim edildi. Fakat Dersim, Osmanli Devletinden bi-haber, Osmanli devleti de Dersim´e lakayt idi. Yavuz Selim, Acem Sahiyle Çaldiran´da çarpismaya giderken, bu kizil bas daglarini titretmeden geçmedi. O günden beri Dersim bizim haritamiza dahildir. Fakat kapisini misilsiz bir inatla içinden kilitlemistir." (N. Hakki, age, S. 25)

Dersim`in dis güçlerden bagimsiz yasadigini ve kendine has öz idare biçimiyle yönetildigini keza ayni Nasit Ulug raporunda belirtmektedir: "Osmanli idaresi altinda Dersim, dört buçuk asir devletle alaksi kesik sayilabilecek bir asiret derebeyligi hayati sürdü. ... Nizami Cedit devrinde de Dersim`le mesgul olmak istenilmis, bu agalari kaldirip, kazanip Dersim`de devlet nüfuzunu kurmak çareleri aranmis ve fakat bu tesebbüs bir semere vermemisti." (Nasit Ulug, "Tunceli Medeniyete açiliyor", Istanbul 1939, S. 121-22)

20. yüzyilin ilk yarisinda Dersim`in istilasi için incelemelerde bulunan Nasit Hakki raporunda söyle der: "Cografya kitaplarinin "Kapali Memleket" dedikleri "Tibet" i bile birçok kesif ve sefer heyetleri bastan basa katetmislerdir. Fakat Dersim, devlet memurlariyle asker kitalarindan baskasinin kusbakisi bir tetkikine bile mevzu olmamstir". "1925 senesi haziranin sicak bir günündeyiz. Fatih Mehmet, Istanbul´u alali asagi yukari 470 sene var. Dersim de Istanbul`la hemen ayni senelerde bu devlete baglandi. Fakat bu bes asiri ondan evel nasil yasiyorsa öyle geçirdi. Ona, hayatinda yalniz "sevkitabii" hakim oldu". (N. Hakki, Derebeyi ve Dersim, Ankara 1932, S. 19)

Dersim her nekadar Osmanli devletine baglanmis ise de, o yasamak istedigi tarzda yasamistir. Yani onun hayatina Osmanli-Türk kanunu, nizami ve Türk`ün rapt -i zapti degil, "sevkitabii" (N. Hakki`ya göre hayvansal) , yani kendi içgüdüsü, kendi yasam biçimi -doga felsefesine uygun kismen anarsik- hakim olmustur.

wengesodiri
22-12-2006, 09:25 AM
Osmanli Dersim`e sefer edipte, zafer eylemeyince, Dersim`den de asker almayi saglamak suretiyle bu bögeye nüfuz etmeyi düsünmüs ve bunun için de Dersim reislerine nisan, rütbe ve hediye dagitarak Dersimi nufuzu altina almayi denemistir. Örnegin Ismail Hakki Pasa ve Erzurum Müsürü Samih Pasa Dersim reislerini Erzurum`a davet eder ve onlarla temas kurup Dersim`e hakimiyet kurmak ve o bölgede nufuz sahibi olmak isterler, fakat sonuç alamazlar.

Tanzimat döneminde Dersim`i yöneten Hüseyin Bey´den (Zazaca: çê Sosen Bey) memnun olmayan Osmanli, Hüseyin Beyi Vidine sürgün eder. Hüseyin Beyin yerine oglu Ali Bey geçer. Ali Bey Osmanli devleti ile ilimli bir politika sürdürür, fakat buna ragmen Osmanli devleti Dersim`in idaresinden memnun kalmaz: "...içeriye girip asayisi tesis edemiyen Osmanli devleti agaya mevki vererek halki avucunun içinde tutacagini saniyordu; maalesef aga hükümete karsi halki, halka karsi hükümeti ileri sürerek kendi menfaatini temin ve temasta oldugu adamlari da itima ediyordu. Dersim umum müdürü Erzincan da göz hapsi altinda tutulurken, Dersim`in içinden yeni ve daha zorlu bir haydut basi türedi; Seyh Süleyman bes bin silahli ile, ne Dersim umum müdürünü ve ne de Osmanli idaresini dinliyordu." (N. Ulus, age. S. 122, Genelkurmay Belgelerinde Kürt isyanlari 2, Istanbul 1992, S. 159-160, bak M. Kalman, age, S. 60-61)

Dersim`de nüfuz yarisina giren Osmanli sefer üstüne sefer, askeri isgal için siyasi ve askeri Müfettisler tarafindan rapor üzerine rapor hazirlanmaktadir. Bu raporlar Dersim`in bagimsiz oldugu dogrultusundadir ve amaç Dersim`in bagimsizligini kirmaktir: "1875 yilina kadar Dersim`de bir yandan nüfuz yarisi olurken bir yandan da etrafta sarkintiliklar devam ediyordu. Nihayet Ahmet Muhtar Pasa 1875`de apayri bir yoldan Dersim`e nufuz denemesinde bulundu. Ismail Hakki ve Samih Pasalar gibi o da Dersim reislerini Erzurum`a davet suretiyle bir toplanti yapmisti. Bu davete Hozat ve civarinda nüfuz sahibi Mansur Aga ve seyh Süleyman gelmediler. Toplantiya katilanlar arasinda sah Hüseyin Beyzadelerden Hüyeyin Bey ile Mazkirt Kaymakami Gülabi bey de vardi. Toplantida yapilan eski teklifleri Hüseyin Bey itirazla karsilamis, Gülabi Bey ise kabul ederek bazi taahhütler girismisse de basaramamis ve neticede yeni türeyen reislerin nüfuzu ve ihtiraslari sonucu öldürülmüstü." Ve neticede "Dersim de aile nüfuzunun kirilmasini önleyememisti" ve "Hozat civarinin hakimi ve akideleri icabi Türklüge ve hükümete düsman olan Mansur aganin eline geçmesine engel olamamisti.

Dersim bölgesindeki Dersimli kaymakamlar her ne kadar Babiali adina hükümet icra ettilerse de Dersimlilerin asker vermesini ve diger tekalüfü ifa etmelerini saglayamadilar.

Özellikle merkezi Dersim`de 5000 kisilik küçük bir ordusu ile ve bölgesinde o zamana göre tahkim edilmis bes kalecigi ile duruma tamamen hakim ve Türklere düsman olan Seyh Süleyman ailesinin muhitine ise hükümet müfuzu asla yanasamadi-" (Genelkurmay Belgelerinde Kürt Isyanlari, S. 160)

Dersim, Osmanlinin tüm çabalarina ragmen ona asker vermez. Dersim`den ordu isteyen Osmanliya Dersim büyükleri söyle cevap verir: "Biz ne kuvvet veririz, nede destek veririz. Çünkü mecbur degiliz. ...Biz ülkemizi sultansiz da koruyabiliriz." (M. Kalman, age., s. 66) Ve Dersim yokolmamasi için kadini ve çocugu ile birlike topyekün direnir. Diger Dersimli asiretlerin yardimina kosan Dersim`li Ermeni Mirakyanlarin basi Giron Osmalilara karsi yigitçe dövüsür; çatismanin en siddetli aninda Osmanli Atini ele geçirir, çocuklara, "Çocuklar öyle de ölünür, böyle de. Belki kazanabiliriz, korkmayalim!" der ve çarpisma sonucu coskularini söyle dile getirirler:

"Kilicimizi vurduk tasa,

Tas yarildi bastan basa,

Nere kaçarsin Osman Pasa..." (Antranik, aktaran M. Kalman, age., s. 67)

Yine Dersim`in Dujikbava mintikasinda Osmanlilarla savasa giren bir Dersimli Seyit, Osmanliyla olan savasini söyle anlatir: "...Osmanli ordusu yeniden Tujik`e saldirmaya basladi, biz de siddetli bir karsi saldiriya geçtik. Topçu atesleri doruklara yetisiyordu, ama etkili degildi. Bu son kavga 15 gün sürdü. Ne biz yenildik, ne onlar. Artik çatisma hizini yitirmisti. Ne zaman ki onlar atesle bizi yenemeyeceklerini anlayinca Düzgün Dagi`ni kusatmaya aldilar. Saniyorlardi ki, bizleri aç ve susuz birakarak teslim alacaklardi. Fakat bizim yiyecegimiz, içecegimiz, giyecegimiz ve yatacagimiz o kadar çoktu ki, yillarca dayanabilirdik. Dis yardima ihtiyaç duymayacak haldeydik. Çünkü Düzgün Baba`nin üzerindeki kaynak sular, otlaklar vs. vardi. Ve bularla bütün gereklerimizi karsilayabilir ve hayvanlarimizin sütü ve yünüyle onlarca yil geçinebilirdik." (Antranik, aktaran M. Kalman, age., s. 68)

Dersimliler geçici yenilgiler yasamis ise de, bir bütün olarak Osmanli devletinin hakimiyetini geri püskürtmüs ve onun idare biçimini geçersiz kilmistir. (Bak M. Kalman, age., s. 70)

Yine Osmanli hükümeti, Ermenilere karsi Dersim`den ordu alaylarini istemistir; fakat Dersim bunu redetmistir. Dersim, yalniz Osmanlinin bu istegini redetmekle kalmaz. Osmanli ve Türk hismina ugrayan Ermenileri korur. "Kürt Ulusal Hareketleri ve Ermeni-Kürt iliskileri" yazar? Ermeni Garo Sasuni bu konuda söyle der: Dersimliler "Ermeni eylemcileriyle çok dostane iliskiler içindeydi ve daha sonra Birinci Dünya savasi esnasinda birçok Ermeniyi kurtarmislardir." (G. Sasuni, age., s. 121)

Garo Sasuni kitabinin baska bir yerinde Ermenilerle ilgili Dersim hakkinda söyle der: "Örnegin Dersim Ermeni kurtaran ocaklardan biri olmus ve bu sayede 20 000 Ermeni hayatta kalabilmis, bunlar sonralari Erzincan ve Erzurum yoluyla daha doguya geçip kurtulabilmislerdi." (G. Sasuni, age., s. 153)

Dogu cephesinde Ermenilere karsi müslüman halki yanina almaya çaba sarfederek savasan Kazim Karabekir, Kizilbas Dersim`i yanina almayi basaramamis. O`nun bu konudaki raporlari G. Sasuni`nin bilgilerini dogrulamaktadir: "Yukari Abbas Usagi Asireti Ruesasindan Seyyid Riza: Bu adam Ruslara dehalet etmis ve Ruslarin büyüklügüne kani olmus ve Hükümet-i Islamiye aleyhdar bir hinzirdir. Ermeniler ile muhaberesi, eskiyaligi, edebsizligi ve nihayet tezvirati..." olmustur. (Kazim Karabekir, Kürt Meselesi, Istanbul, 1994, s.83)

Belit Usagi Reisi Zeynel

Hemen mütareke zamanina kadar Ermeniler ile dostlugunu muhafaza etmis ve haydut gibi en serir Ermeni casusu bundan himaye görmüs..." (K. Karabekir, age., s. 82)

Karaballi Asireti Reisi Mehmed Aga

Bu adam menfaatinin temini için oglu ve akrabalari ile bir çok ermenileri Erzincan`a firar ettirilmesine ve hatta 18. 1. 34 tarihinde derdest edilen Hamtur Boyaciyan namindaki Ermeni `yi dahi 16. 1. 34 tarihine dadar himaye ve Ruslarla gizliden gizliye muhabere..." etmistir. (K. Karabekir, age., s. 84)

Ferhad Usagi Ruesasindan Havsarli Küçük Aga

Erzincan`in sukütuyla beraber idare Ibrahim Aga refakatinde olarak Ruslar dehalet eden ve Ermenileri Rusya`ya firar ettiren bir hinzirdir." (K. Karabekir, age., s. 85

Karaballi (Karayalli) Asireti Ruesasindan Kanko zade Sevak Müdürü Mehmed Ali Aga

Harput Ermenilerinin Koç Usagi vasitasiyla firarlarina baslica sebep ve bu yüzden çok para kazanmis bir kimsedir." (K. Karabekir, age., s. 86)

Dersimlilerin bagrina bastiklari binlerce Ermeni arasinda Soloman Tehleriyan da bulunmaktadir. Dersimli yasli bir kadin Erzincan katliamindan yarali olarak kurtulan S. Tehleriyan`in yaralarini sarar; onu iki ay misafir eder. Ermenileri yaninda barindirmanin suç ve cezasi ölüm oldugundan, Dersimliler Tehlerian`nin ve Harput`ta katliamdan kaçan diger iki Ermeniye, Iran`a gitmerini önerirler ve bu konuda gereken yardimi sularlar. Tehleriyan Irana gider. Iranda bir sene kaldiktan sonra katliamda sag kalan akrabalarini görürüm umuduyla 1916`nin sonuna dogru Rus askerlerinin isgali altinda olan Erzincan`a döner, fakat aile ve akraba efradindan sag kalan kimseyi bulamaz. Tehlerian buradan Tiflise gider ve orda iki sene kalir. Yine sag kalan akrabalarini görürür umuduyla 1919`un baslarinda Tiflisten Istanbula gider. Tehlerian Istanbulda kimseyi bulamayinca, Istanbul`dan Selanik`e ve Selanik`ten Sirbistan`a gider. Tekrar Selanik üzerinden 1920`nin baslarinda Parise gider. Ermeni Katliaminin pisikolojik etkisiniden bir türlü kurtulamayan Tehlerian Paris`ten Berline gider ve 15 Mart 1921 tarihinde Ermeni Katliaminin Mimari Talat Pasa`yi Berlin Charlottenburg, Hardenbergstraße 37`de öldürür. (Bak Der Völkermord an den Armeniern vor Gericht, Tessa Hoffman, Göttingen, Wien, 1980)

Fatih Sultan Mehmet ve Kizilibas düsmani Yavuz Sultan Selim ile baslayan Dersim`e sefer ve istilalar Tanzimat ve Abdulhamit`in istibdat döneminde de devam eder. N Hakki : "iste bu Seyit Riza´nin dedeleri hiç bir hükümet saygisi bilmeden Sultan Hamit devrine kadar geldiler" diyor.(N. Hakkim, Derebeyi ve Dersim, Ankara 1932, S. 45)

Komün kanunun hiç yeri olmadigi halde ilkönce Dersim´de tatbik sahasi buldugunu söyleyen Türkçü N. Hakki, Dersim`in azdigini, yani yabanci boyunduruiu kabullenmedigini yazmaktadir: "1324 senesi ilkbaharinda artik Dersim, bir istibdat sultani için bile hazmedilemiyecek kadar azmistir. Dersim, hiç bir sey dinlemiyordu. Bugün en akilli ve uslu görünen Dersim baslari, en önde Diyap Aga oldugu halde ayaklanmislar, Ovacik havalisinde bulunan Kitaati muhasara etmislerdi. Asi Dersimlilere Seyit Riza kumanda ediyordu. Garnizon kumandani neden sonra bir neferi muhasara hattindan kaçarak Kemah´a gönderebildi ve oradan Dördüncü Ordu Müsürünü haberdar etti. Dördüncü Ordu Müsürü, nihayet Abdülhamit´ten Dersim´i tedip iradesini alabildi. Hemen dört taraftan 17-18 tabur asker toplandi. Taburlar önce muhasarayi kaldirarak Ovacik garnizonunu kurtardilar. Hozatli asiler, kamilen Munuzur suyu tarafina atildi, bir kismi daha iltica etti."

wengesodiri
22-12-2006, 09:25 AM
Her nekadar "asiler Muzur suyu tarafina atildi" deniliyorsada, "asi" olarak adlandirilan Dersimlilerin sartlarini daglarina çevirdikleri besbelli. N. Hakki 17-18 tabur askerin bir sonuç vermedigini itiraf etmektedir: "Tam o sirada, mesrutiyet ilan edildi. Agalar sasirdilar, ... eskiya mukavemetten vazgeçti." Kumandan:"Bizim vazifemiz tamam, bundan sonrasi idarei mülkiyenindir. ... Asker garnizona dönünce Dersim gene eski Dersim oldu. Harekat neticesiz kaldi, yapilan fedakarliklar bosa gitti. Seyit Riza bu hareketin de kahramani idi." (N. Hakki, age, S. 45-46)

Görüldügü gibi Dersim, Osmanli devlet otoritesine karsi -Kizilbas düsmani Yavuz`dan Abdulhamit`te kadar- direnir: o ne Osmanli devletinin mesrutiyetine inanir , ne Abdulhammit`in merkezi istibdatina, ne de Jöntürklere boyun eger.

Doguda Emenilere, batida Türklere ve güneyde Kürtlere komsu olan Dersim, Osmanliya karsi kendi kizilbas inanç ve tabiat-sever bir felsefe biçimi ile yari-anarsik sekilde dis güçlere karsi bagimsiz olarak yasamini sürdürmeyi basarir. Fakat Cumhuriyet Türkiye`si Osmanli devletinin sürdürdügü ve sonucsuz kalan askeri seferlerini üstlenir ve Cumhuriyet için bir "hercümerc yuvasi" ve bir "çiban" haline gelen Dersim üzerine "kesin bir amaliye" yapmak sart oldugunu söyler. (I. Besikçi, Tunceli Kanunu 1935 ve Dersim Jenosidi, Istanbul 1990, S. 25, Genelkurmay Belgelerinde Kürt Isyanlari, S. 165)

Ve ne yazik ki Cumhuriyet Türkiye`si 1937-1938 Dersim direnisini kirar, otonom yasamini noktalar ve Dersim'i teslim alir. (Dersim`in bagimsiz yasadigi tezi için bak V. Timuroglu, Ankara, 1991, s. 31-33)

Dersim ve Dersim "Türktür" tezi?

Gerek Osmanli Mutasarrifi ve gerekse genç Türkiye Cumuhriyeti'nin Müfetisleri olsun Dersim hakkinda tuttuklari raporlarda, Dersim`in genellikle Türk oldugunu belirtirler: Dersim Mutasarrif´i Arif bey 1903 yilinda içiileri Bakanligina yolladigi bir raporda Dersim sancaginin "Türklerin pek eski barinagidir" ve "Türklerden baska hiçbir nesil eserlerine ve anilarina ratlanamaz" der. (M. Kalman age. s. 81)

Nasit Hakki: "Muhammet Arapti, Dersimli, Horasan`in öz Türküdür" (N. Hakki, age, S. 30)

Yine bir Dersimliye aslin nedir diye soran N. Ulug, su cevabi alir: Ben nebileyim, aslim Dojikbabadan... Kureysanliyiz. ... Biz Imam Cafer`in evladiyiz" (N. Ulug, age, S. 41)

Bir bütün olarak olmasa bile, Dersimli burda kimliginin bir yüzünü anlatmaktadir.

Fakat Türkçü N. Ulug, Dojik kelimesinin Tacik kelimesinin bir bozuntusu oldugunu ve Tacik kelimesini Türklüge baglamaktadir. (N. Ulug, age, S. 42)

Ulug, Orhon abideleri Az adli bir ulusu Türk camiasinin bir parcasi olarak kaydettigini söyler ve bu Az kelimesi tekrarlana-tekrarlana Az-Azdan Zaza`ya dönmüs bir kelime olabilir. (N. Ulug, age, S. 55) diyor.

Ulug, Bitlis Beyi Serf Han`in "Serefname" sinde Zazalari Kürtlerden saymadigini berlirtir ve Dersimleri Zaza olarak görür. Ve Zazalarin mezheb bakiminda ikiye ayrildigini vurgulamaktadir. "$afi Zazalar bulunduklari muhitin icabi olarak dogu komsularimizla daha fazla temas ettiklerinden dillerinde göç yollarindan getirdikleri kelimeler daha barizdir. Daha fazla Lice, Palu ve Çapakçur bölgelerine serpili bulunan bu insanlarin ahlaki telakikilerinin iptidailigine karsilik mezhebi taassuplari kuvvetlidir; Hanefi mezhebinde onlara kafir derler. 24 yasina kadar türkçeden baska bir tek yabanci kelime bilmedigini bana söyliyen dogu illerimizde 1925 taassup isyaninin reisi Seyh Sait, daglarda yasiyan ve karanliklar içinde kalan bu Zazalara dayanarak hükümete karsi yürümüstü.

Kizilbas Zazalara gelince, bunlarin mezhep ayinleri Türkçedir. Ayinlerde Türkçe nesefleri dinlerler, kadin olsun erkek olsun ihtiyarlari dilimizi iyi konusurlar."(N. Ulug, age, S. 58)

Türkçenin lehçesi onlar gördügü Zazaca hakkinda Ulug söyle yazar: "Vokaller ekseriyetle degisir; sesleri kendi hançeresinin (girtlak) , dilinin ve agzinin tesekkülüne uydurur. Bir yol üstü konusmasinda hatirimda kalan sözleri size daglinin lehçesini tanitayim:

-Çorbayi ne ile içersin?

-Kosik ile..

-Çamasiri nerede yikarsin?

-Legan`da.

-Samani ne ile getiririsin?

-Çuvale ile (sondaki e fazla)

-Çarsidan ne alacaksin?

-Sekar.

-Aldiklarini ne ile tasiyacaksin?

-Begir ile, Ostor ile..

-Eskiyalik eder misin?

-Hasa, ben böyle alçagiyo kabul etmem.. Ben hükümete düsmeni etmem. (yani düsmanlik)

-Bu basmalari kimin için aldin?

-Torn-ho icin .. (Torunlari için)

-Baban sagmi?

-Ahrete yolunu boyladi (T`den sonraki e fazladir)

-Geçenki kargasalikta nerde idin?

-O bozuk`ta ben köyden çikmamisem.

-Bu yoksuzlugun sebebi ne?

-Sebebi açigo, agalar, seyitler...

-$imdi Cumhiriyet devri, neye onlari dinliyorsunuz, ...

-Dogru ayibo, ayibo!

-Atatürk size hürriyetinizi bahsetti, ne korkuyorsunuz?

--Biliyoruz Atatürk bize Cumhuriyet bagis etti. ...

-Bu hayat agir degilmi?

-Agiro, elbet agiro... ama biz bisucuz...

-Burda oturmak sart degil a... Ovalara inin!...

-Burasi kalik topragi (dede topragi), Piriklerimiz... Biz hayina etmedik, nacaro, burada temeliyo(yerlesik), buradan gitmeye güç nekene...

wengesodiri
22-12-2006, 09:27 AM
Gerçekten felegin germ-ü -serdini (*) görmüs ve geçirmis Dersimli, sicaklik yerine germo, sogugluk yerine serdo, göz yerine Çim, yük yerine bar, güzellik yerine rindo da der: bu kelimeler yumusak bir söylenisle Osmanli sivesine girmis oldugunu biliriz.(N. Ulug, age, S. 56-57)

Dogu cephesinde Ermenilere karsi savasan Kazim Karabekir Dersimlilerin Türk ve dillerinin Türkçe oldugunu iddia etmektedir: "Dersim efradinin lisani umumiyetle "Zaza" lisani olup kürtçeye yakindir. Asayirden bazilari ilk bahardan sonbahar ibtidasina kadar gecemisin olarak (gece kalici olarak) yaylada ikamet eder. Ve kisin köylerine çekilirler. Dersimlilerin ecdadi Mavera-yi Türkistan`dir. Burada hicret etmis $eyh Hasan ve Seydanli naminda iki biraderden teessürle (Seyh Hasanli, Seydanli) naminda iki büyük kabile vucuda getirmislerdir ki elyevm (bugün) mevcud asayir behemehal bu iki kabileden birine mensubdur. FilÃ*sl (Kökende) Türk olan Dersimliler merur-i zamanla kendi adet ve milliyetlerini terk etmis ve lisanlarini kaybetmislerdir." (K. Karabekir, age., s. 87)

Dersimlilerin kulandigi dilin, yöresel Kirmançki olarak bilinen Zazacanin Türkçe olmadigi belli ve açiktir. Fakat bilimadami olarak geçinen Türkçü Müfetisler ve istihbart mensublari dilbilim adina, Tüjikbaba`yi Tacik kökünde arar, "Az kelimesi tekrarlana, tekrarlana Zaza" olmustur derler. Yine bu Türçü ´"bilimadamlari" na göre Zazaca "germ" kelimesinin kökü Mogolca`daki "Kerm" kökünden geldigini iddia etmektedirler. "Kerm" Mogolcada kaplica demekmis. "Serd" kelimesinin köküde Türk dillerinde "Se" kelimesinden türedigini sanmaktadirlar. "Se`de su oldugu izahina lüzum yoktur" der N. Ulug. (N. Ulug, age, S. 57) Bilimsel olarak bunu tartisma konusu etmek bile gereksiz ve yersizdir. Çünkü "Resmi Türk Tarihi Tezi, artik akli basinda herkesin karsisinda katila katila güldügü bir soytari durumundadir. Hiçbir bilimsel belge ve bulguya dayanmayan, içi bos, kof tezlerden olusan bu tarih arastirmaciligi bugün artik iflah olmaz bir noktadadir." (Özgür Politika, 29.3.1996) Ayrica, Zazaca ve Türkçe biribirinden farkli, ayri dil guruplarina bagli ve biribirinden bagimsiz ayri ayri diller oldugu dilbilimcilerince bilinen bir gerçektir.

Bilimsel olmayan resmi teoriler 70 senelik Türkçülük politikasi ile birlikte iflas etmistir. Fakat unutmamak lazimki, bilim adina yola çikan bu tür irkçi -türkçü görüsler Dersim`in germo ve serdo" sunun Türkçe oldugunu söylerken, bu tezin Türk aydini ve entelektüel cevresinde etkisiz ve tesirsiz kalmadigini söylemek yanlis olmaz. Bunun da ötesinde, bu ve benzeri görüsler bir gelenek halini alma tehlikesini tasiyabilir. iste tehlikeli olanda budur. Bu da, resmi-irkçi ve sidet sonucu yaratilan zorba tarihin sürekliligini pekistirir.

Dersim "Kürt" tür tezi?

Jöntürkler Abdulhamit`in istibdatina son vermek için Anadolu da yasayan halklara özgürlük ve hürriyet vaadinde bulundular. Politik iktidarlarini pekistirdikten sonra, vaad ettikleri reform, esitlik ve hürriyet düsüncelerini geri plana ittiler ve Pan-Türkizmi kendilerine ideoloji olarak seçtiler. Halklarin özgürlük ve esitlik mücadelesinden korkan Jöntürkler, Abdulhamit despotizminin yaptigini aratmayacak katliamlar yaptilar. Jöntürklerin ileri gelen simalarindan Talat Pasa övünerek söyle diyordu: "Ermeni sorununun hal etmek için Abdulhamit`in 30 sene içinde yapamadigini, ben daha fazlasiyla bir günde yaptim. T. Hofmann, Hr., S. 68, 1985)

Jöntürklerin Birinci Dünya savasinda yenik düsmesi ile Pan-Türküzim idealindeki Büyük Türk Imparatorlugu gerceklesmez. Bunu anlayan Mustafa Kemal, müslüman olan Kürtleri yanlarina alarak, Doguda Ermenilere karsi, batida "gavur" Yunanlara karsi Misak-i Milli sinirlari dahilinde bir Türkiye için savasir. Mustafa Kemal Türk milli devletini kurduktan sonra, Türk olmayan diger halklari sidete dayanan bir asimilasyon politikasina tabi tuttu. Asimilasiyona boyun egmeyen halklar ya sidete basvurularak sürgün ettirir veya fiziki olarak yoketme planlarini uygulamaya hazirlar.

Yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi, Kürt ve Kirmanc/Zazalara (Zazalar) karsi asimilasiyonu siddet yoluyla uygulamaya girisir. Cumhuriyetin askeri siddetine ve asimilasyona karsi Zazalar ve Kürtler direnirler. Milli Türk devleti, $eyh Sait önderligindeki Zaza ayaklanmasindan sonra, hala otonom statüsünü koruyan Dersim`e yönelir. Amaç Dersim`in otonom statüsünü kirmak ve Dersim`i askeri, siyasi ve kültürel olarak Türkluge bagimli kilmaktir.

Genç milli Türk devleti Dersim`i bir çiban basi olarak görür ve Dersim`i isgal etmek için askeri olarak kusatir. Dersim, kendi sosyal-kültürel, Kizilbas inanç ve felsefesine ve kendi diline (Zazaca) yönelen Türk zulmüne karsi topyekün (istisnalar hariç) direnir, baskaldirir. Buna ragmen Dersim yenik düser, cografyasi askeri olarak isgal edilir ve insanlari kültürel, sosyal ve yasam biçimi olarak esir alinir.

Türkler sosyolojik, kültürel arastirma zahmetine katilmadan bilim adina Dersim`i tarihe Türk olarak tanitmaya çalismislardir. Dersim`in Türk olmadigina kanaat getirmeyenler ise, Ankara`nin dogusunda yasayan ve Türk olmayan herkesi Kürt olarak nitelemislerdir.

Dersim, 1938 yenigisinden sonra, siyasi ve kültürel olarak sidetle sarsilir, mevcut yapisi bir altüst olamyi yasar. Asimilasyon Dersim`i bir ahtapot kolu gibi sarar. Milli bilinç ölü noktasina varir. Dersim`in kendine olan güveni sarsilir. Asiret ve insanlar arasindaki iliskiler bozulur, iyi ve dostane iliskiler, yerini güvensizlige birakir. Bu hal 1960 li yillara kadar devam eder.

Yenilgiden sonra Dersim identitesi (kimlik) ve kültürel uyanisi sönük kalir. Bu durumun da sonucu olarak Dersimlilerin bir kismi sol görüslere meyil göstererek, Türk soluyla kader birligine girer. Diger bir kismi da milli olarak uyanan ve bu uyanisi Türk devletinin baski ve inkarci politikasina karsi yönelten Kürtlere katilir. Dersim, Kürtlerle asagi yukari ayni kaderi ve sosyo-ekonomik yapiyi paylasir, ayni askeri zorba ve zulüm tarafindan sömürgelestirilir. Bundan dolayi da Kürtlerle ayni paydayi paylasir. Dersimli genç devrimci aydinlar, Türk ve Kürt milli sol hareketlerine katilirken, kendi tarihlerini, sosyolojik toplum yapilarini, kendi insaninin kültürel ve pisikolojik yapisini göz önüne almadan katildilar. Bu, onlari Türk milliyetçiliginin ve onun askeri sidetinden kurtulmak için -bilinçli veya bilinçsiz- kendi varligindan büyük fedekarliklara itti. Bu durum, Dersim identitesini (kimligini) dahada kirize soktu ve belli ideolojik görüslere bagimli kildi. Dersim, hakli olan Kürt mücadelesine omuz verdiginden dolayi, kimligi ve identitesi ön plana çikmis Kürt identitesine tabi tutmak yanlistir. Bunun yanlis oldugunu gören Dersimli devrimci ve aydinlar, Dersim`in dili ve kültürü, tarihi ve gelecegi hakkinda arastimalarini yogunlastirip, hasiralti edilmis ve edilmek istenen öz identitelerine egilmeye basladilar. Dersimli aydinlar bunu yaparken, kendi insanini, tarihini, inanç ve felsefi yasam biçimini, dilini ve sosyal-kültürünü temel almaktalar. Temel, kendi öz insani, dili, kültürü ve cografyasi olunca, kirize saplanmis gibi görünen Dersim identite sorunu, kimyasal artiklara kurban olmamis berrak su gibi ortaya çikmaktadir. Dersimliler kendi öz identitelerine yönelince, milliyetci elestirilere maruz kalmaktadirlar. Kürt mücadelesinin gelistigi bir dönemde "bu nerden çikti" diyen Kürt milliyetçileri az degildir. Birçok Kürt aydini ve milliyetçisi, Dersim`in tarihte otonom yapisini, dilinin, dini inançlarinin farkli oldugunu gözönüne almadan, "bizi bölüyorlar", "devlet kiskirtmasidir" diye kamuoyunu yanitmaya çalismaktadir. Bunu söyle açiklamaktadirlar: "Kurmançi (Kürtçe) ve Soranca`dan sonra Zazaca`nin da yazi ve edebiyat dili haline gelmesi önlenmelidir...Zaza folkloru derlenebilir; ancak öykü, siir, roman gibi edebi türlerden yazi yazilmamali, özgün eser verilmemelidir. Bu is sadece Kurmançi ve Soranca`ya birakilmali...."(Bak, Berhem say? 3, Eylül 1992, sayfa 8)

Tarih tekerür eder gibi oluyor. Kürt devrimcileri kendi dillerine, kültürlerine sahip çiktiklarinda, inkarci sövenist mahkeme heyetleri, Kürtleri vatani bömekle itam ediyorlardi. Kürt aydinlari ve devrimcileri, "Türkiye hiyar degil ki bölelim" cevabini veriyorlardi. Bu cevap Kirmanc-Zazalar icin de geçerlidir. Belirtildigi gibi, sorun bölme sorunu degil, aksine kültürlerin ve halklarin yan yana, esit ve özgürce varliklarini sürdürmesidir. Yani sorun özgürlük sorunudur.

Dersimliler artik kendi kimliklerini gizlemeye tahammül etmedikleri bir asamaya girmislerdir. Dersimlerin bu asamaya gelmesinde, basta Dersimli yurtsever yazar, aydin ve zazaca söyleyen sanatçilarimizin ve "Desmala Sure", "Piya", "Kormiskan", "Rastiye", "Waxt", "Berhem", "Ware" ve "Tija Sodiri" gibi zazaca ve türkçe çikan dergilerin büyük faydasi olmustur.

Bu faaliyetler sayesinde inkarcilik ve asimilasiyon politikasinin yarattigi sis perdesi aralanmistir. Dersim, öz kültürüne açilmak için kapali tutulan kapiyi çoktan tiklatmistir. Tarihi cok uzun bir inkarciliga dayanan yalan tezlere karsi, gerçegi ve dogruyu savunmak elbette zordur. Çünkü özgürlügün olmadigi yerde, statukoculugu savunmak kolaydir. Tam da statukoculuga karsi gelinmesi gerekirken, Kürt hareketlerinin çok önemli bir bölümü teorik olarak Tükiye de hala geçerliligini koruyan tekçi ve milliyetçi görüsleri benimsemislerdir. Dolayisiyla kendileri disinda ki farkli kültüre tahammül göstermemektedirler.

wengesodiri
22-12-2006, 09:28 AM
Burdaki elestiri hedefim sahis degil, tersine sahislarin tekçi ve statukocu görüsleridir. Kendisinden baska farkli kültüre ve kimlige tahammül göstermeyen tekçi ve statukoculardan biri de Faik Bulut`tur. Faik Bulut Dersim dergisinin 1. sayisinda Dersim meselesine yanlis temelde yaklastigi ve bu yazimi keza Dersim dergisinde yayinlamayi düsündügüm için Faik Bulut ve benzeri bir kaç sahis, kisada olsa bahis konusu olacaktir. Faik Bulut, Tunceli Kültür ve Dayanisma Dernegi`nin yayinladigi Dersim dergisinin birinci sayisinda "Dersim ve Dersimli Üzerine Notlar" makalesinde Dersimlere adeta tarih dersi vermektedir. Faik Bulut bunu yaparken, bir müfetis konumuna düstügünü unutmaktadir. Çünkü o, ne pahasina olursa olsun, Dersim'i oldugu gibi degil, tersine kendi düsündügü gibi göstermeye çalismaktadir. Osmanliya ve milliyetçi Cumhuriyete baskaldiran, inkarciliga ve statukoculuga karsi direnen Dersim`e tarih dersi vermek yerine, Dersim`in kendisi, yani özü incelenirse daha dostça bir is yapilmis olur. Türkçü Müfetisler Dersim`in Türk oldugunu kanitlamak için Dujik Baba`nin Taçik den geldigini, Zaza`nin Türkçe olan "az" kelimesinden türedigini ve "germ u serd"in ise mogolca kökenden geldigini iddia etmektedirler. Faik Bulut "...Zazaca (Dimili)`nin da Kürtçe`den apayri bir dilmis gibi gösterildigi yalani mi çürütmeye kalksam!" (Dersim sayi 1) diyor. Bu tamamen bir önyargidir. Dersimlileri ve Dersim dili ve kültürünü küçümsemedir. Neyi çürütmeye kalkiyorsun, sayin Bulut? Dersimliler baskalarinin dilini köreltmek için gökten zembille yeni bir dil falan indirmediler. Asirlardan beri konustuklari bir dilleri vardir. Her dilde oldugu gibi, kendisine yakin ve kendisine uzak olan diller var. Bu anlamda Kürtçe ve Zazaca biribirne yakin dillerdir. Çürütmeye kalkmak istediginiz ne? Bu dilin yazi dili olmadigini ve olamayacagini mi söylemek istiyorsunuz? Yoksa kendi dilini gelistirmek isteyen Dersimlilere, `neden Kürtçe degil de, Zazaca (Kirmancki, Dimiliki) yi gelistiriyorsunuz` demek mi istiyorsunuz? Anlasilan lehçecilik postu altinda bir dilin yok olmasindan yanasiniz. Ayni lehçecilik altinda Türk milliyetçileri de Kürtçe ve Zazaca`nin kaybolmasi için yogun çaba harcadilar ve harcamaktadirlar. Fikirlerde açik olmak, Dersim`e dost olmak demektir. Dersime dost olan, Dersim`in diline, kültürüne karsi cephe almaz, tersine onun gelismesi için Dersimlilere omuz verir. Dersimlilerin hakli davasina omuz vermeye cesaret etmeyen, bari susmasini bilsin. Fakat sayin Faik Bulut lehçecilik tezi ile teorik olarak Dersime karsi direk cephe almaktadir. Sayin Faik Bulut dilbilimi uzmani degildir. Zazaca hakkinda dilbilimi kiriterlerine uygun bir çalismasi yoktur. Buna ragmen zazacanin dil olmadigini söylemektedir. Yani Dersimlilerin, Kirmanc-Zazalarin konustuklari yalandan bir dildir. Önemsizdir, çünkü lehçedir. Asil, has ve öz dilleri vardir, o da Kürtçedir. Eger söylemek istediginiz milliyetçi Türklerin "Kart u Kurt" tezinin bir baska varyanti olan "Zaz u Kurt" ise, çabaniz bosunadir. Kör milliyetçilik, farkli dil ve kültürlere tahmülsüzlük, tekçilik, inkarcilik ve diktatörlük iflaz etmistir. Bunun bariz örnegi ve pratigi Türkiye de yasanmaktadir ve iflaz ile sonuçlanmistir. Ikinci bir koldan tekrar milliyetçilige sarilmak, tarihi tekerürden baska bir sey degildir. Böyle bir milliyetçilik, genç te olsa hakli oldugu anlamina gelmez.

Öyle anlasiliyorki, alisilagelmis görüsleri veya kuru iddada bulumak, bilimsellikten, sosyolojik ve empirik arastirmalardan uzak tezleri ileri sürmek daha kolay bir yoldur. Maalesef devrimci demokratik ve özgürlükcü fikirleri özümliyememis toplumlarin insanlari daha ziyade kolay olan yolu tercih ederler. Bu yol barisi degil, savasi körükler. Çikmaz bir yoldur. Aksine, farkli dil ve kültürlerin varligiuni savunmak ve korumak, bu çikmaz yolun önünü açar. Türkler, Kürtlerin Türk oldugunu yeteri kadar iddia ettiler. Halen idia edenler çoktur. Kürtlerin, Türklere benzer bir yolu izlemeleri gerekmiyor. Kirmanc-Zazalarin Kürt oldugunu söylemek mecburiyetinde degildirler. Kürtlerin ille Türklere benzeme mecburiyeti de yoktur. Dostum Sait Çiya`nin dedigi gibi, "ne yani, Türk ya da Kürtler disinda bu cografyada kimse yasamiyor mu?" (Bak Ware, sayi 9) Bir halk dili, kültürü ve inaç biçimi ile varligindan bahsediyorsa, bu varligin ardinda hemen bir baska güçün varoldugunu sanmak, alisila gelmis tek tip ulusçulugun, zayifligin tahamülsüzlügün bir ifadesidir. Dersimlilerin, Türklerden veya Kürtlerden ayri ve farkli olmalari (ve bu farkliklari bugüne kadar tasimislardir), Türklere ve de Kürtlere bir zarari olmadigi gibi, onlari bölme diye bir sorunlari da yoktur. Bölme diye bir sorunlari olmadigi gibi, dar milli bir devlet kurma diye bir dertleri de yoktur. Dersimlilerin sorunu sudur: sosyal yapilarina uygun Zazaca konusulan Kirmanc-Zaza cografyasinda ayalet sistemine dayali federatif bir sistem de Tükler ve Kürlerle esit bir sekilde özgürce yasamak.

Faik Bulut ayni makalesinde devamen söyle diyor: "... yapay bir Dersim-Alevi-Zaza milliyetçiligi yaratmak, simdilik bilemedigimiz çikarlar dogrultusunda hareket etmektir." (Dersim, Sayi 1) Burda acaba "bilinmeyen" nedir? Dersimler açisindan bilinmeyen bir tek sey vardir: O da, Dersim`i hesaba katmadan yazilmak istenen çarpik tarihtir. Düjik Baba bilinmeden, anlasilmadan, Dujik Bavanin tarihi yazilmak isteniyor. Köktenci bir din çeperi ile çevrili Kizilbas inanç ve felsefesini anlamadan, "Alevicilik" yapiliyor, bu "geriçiliktir" deniliyor. Sorun tabulastirilmak isteniyor. "Kemerê Bimbarek", "Ana-Fatma", "Koyê Jêle", "Kures", "Xizir", Bimbarek" "Gaxand", Xêlasi, "Rozê Xizir", "Niyazê Xizir", "Pir", "Rayver", "iqrar", "Golu-Cetu", Jar u der" ve daha nice Dersim`e has inanç, felsefe ve yasam biçimi incelenmemis ve hak ettigi yere oturtulmamistir. Dersim, "ya Dujikbava" der, Taçik diye kayda geçirilir. Dersim kendisine Kirmanc der, Kürt diye kayda geçirilir. Sahte tarihler süslenir, gerçek tabulastirilir.

Faik Bulut gibi bazi Kürt milliyetcileri, Dersim ve Dersimlileri -Kirmanc-Zazalari- illada Kürt ulusunun bir parcasi olarak görmek isterler. Munzur Çem "Deng" dergisinde, "Alevilik, Kurmanci-Kirmancki (Zazaki) ve Dersim üzerine kimi yanlis görüsler" baslikli makalesinde söyle der: "Sayilari çok az da olsa kimi kisiler, Kirmanckiyi (Zazaki-Dimilki) Kürtçenin bir lehçesi olarak kabul etmiyor ve bundan hareketle de onu konusanlarin Kürt olmadiklarini ileri sürüyorlar. Yine buna bagli olarak Kürt yurtsever hareketnine yönelik asiri suçlamalara rastlaniliyor." (Deng, sayi 34, S. 8) Bu "suçlamalar"dan biri Seyit Riza`nin Torunu ile yapilan bir söylesidir. Bu söyleside elbete Ermeni katliamina deginilmistir ve bu konunun islenmesi de çok önemlidir. Söylesi de, Kürtlerin de Ermeni katliaminda katkilarinin oldugu söyleniyor. Kastedilen elbette Hamidiye alaylaridir. Hamidiye alaylari disinda Müslümanligin ideolojik olarak kol gezdigi bir dönemde, siradan galeyana gelmis Müsliman Kürtlerin bu cinayete ortak edildikleri hiçte abartili degil. Ermeni-Kürt iliskileri üzerine incelemde bulunan Garo Sasuni bu konuda söyle der: "Kürtler gerici bir unsura dönüsüp, Tatarlara özgü bir ahlakin içine batarlarken, yavas yavas kendilerine öz gururlarini ve alicenapliklarini yitirerek, Ermeniler için hiç te dost olmayan bir kavim haline geldiler." (G. Sasuni, age., s. 118)

Yine Garo Sasuni`nin dedigi gibi, Türkler, Kürtleri Ermenilere karsi kullanmakla Ermenileri fiziki olarak yok etmek ve Kürtleri de milli bilinçlerinden mahrum birakmak istiyorlardi.

Tarihte yapilan zulüm üzerinde konusmak ve tartismak, bir halka yapilan bir hakaret olarak algilanmamalidir. Tersine, o halki geçmisteki hatalara ve yanlis yönelimlere saplamasini önler. Tarihin tekerrür etmemesinde yardimci olur. Tarihi, hatalari ile tartismak, demokratik bir topluma aday olmanin belirtisi ve baslangicidir. Farkli halklarin ve kültürlerin yanyana, baris içinde yasamasini kolaylastirir.

Elbette Ermeni olayinda karar mekanizmasini ellinde tutan Osmanli devletinin sorumlu üst kademesidir. Böylesi ciddi konularda sorumlu yalniz bir avuc insan, veya soyut devlet görülürse, sorumluluktan kaçmak olur ve mesele soyutlastirilir. Tarihi, tartismaktan kaçinmamak lazim.

Sivas olaylarinda 37 devrimci, ilerici Alevi atese verildi. Bu 37 Alevinin diri diri kül olmasini seyreden ve alkis tutan 10.000 köktenci, geriçi Müsliman vardi. Burda yalniz suçlu benzin döken ve çakmagi çakip alevi tutusturan degil, aksine seyirci kalan devlet, yani devlet güvenlik güçleri ve bu suçsuz insanlarin yanmasina alkis tutan bu 10.000 kisidir de. Bunun da ötesinde suçlu, bu olayin vuku bulmasina tahamül gösteren toplumun inanç, kültür, felsefe, yasam ve ruhi sekillenme biçimine kadar inmektedir.

Bundan ötürü Kürt yurtsever ve aydinlari, Türk milliyetçiligine agaje olmus Kürtlerden mütesekkül Hamidiye alaylari ve Ermenilere karsi zulmünden bahsedildiginde, gocunmalarina gerek yoktur.

wengesodiri
22-12-2006, 09:29 AM
Bir diger konu da Seyit Riza idama gidince "yasasin Kürdistan" demismidir, dememismidir? Seyit Riza`nin idaminda yaninda bulunan Ihsan Sabri Çaglayangil, Seyit Rizanin son sözlerini söyle aktarir: "Son sözünü sorduk. `Kirk liram ve saatim var. Ogluma veriniz.` dedi... Seyit Riza`yi meydana çikardik. Hava soguktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Riza meydan insan doluymus gibi sesizlige ve bosluga hitap etti: `Ewlade Kerbelayme. Bêxetayme. Aybo, zulumo, cinayeto´ dedi". (Bak Desmala Sure, sayi 2, sayfa20, Berhem, sayi 7, s.9) Ayni dönemi yasayan hala canli sahitler vardir. Bunlarin söyledikleri de bu dogrultudadir. (Bu konu için Seyit Riza`nin kizi Leyla ile "Tija Sodiri" 3 de yayinlanan ve daha sonra çikacak sayilarada ki röpörtaja ve Dersim liderlerinin idama mahkum oldugu Elazig makemesinde sahsen bulunan Kuresan büyüklerinden Use Seydin yegeni ile yapilan ve Tija Sodiri`n ilerideki sayilarinda çikaçak röportaja bak). Bunun disinda, Seyit Riza`nin Kürt milli kurulus ve örgütlerine üye olmadigi gibi, onlarla örgütlü bir bagi da yoktur. Ayrica, O baska bir dava ugruna degil, isgale ugruyan otonom Dersim`in özgürlügu için direndi. Bunun ötesinde, polemige girmenin hiç bir yarari yoktur.

Munzur Çem yazisinin baska bir yerinde, "Dersim`in Kürdistan`in öteki yerlerinden öyle çokça farkli yanlari yoktur. ... Üç asagi-bes yukari ayni dag, dere, nehir ve yaylalari; ayni mese agaçlarini; kimi distan sivali, kimi çiplak tas duvarli, bir yada iki katli olan ayni evleri, ayni degirmenleri; ayni keklikleri, keçileri, inekleri, koyunlari ve agaçlari, ayni türden bölünmüs tarlalari, ayni tür atlari, esekleri, katirlari ...". (Deng, ags, s. 18) Burda bir anlsmazlik söz konusu. Biribirine çok yakin olan Dersimli ve Kürtlerin, esek ve katirlari disinda tavuklari da biribirine benzer, hatta ötüsleri biribirine çok yakindir. Fakat berlitmek gerekir ki, Latin Amerika`nin tavuklari da Dersim tavuklarina benzer. Ve ötüsleri de aynidir. Ben Çin`de de, eski Sovyetler de de bizim eseklere benzer esekler gördüm. Esek denince, her insanin aklina gelen sekil asagi-yukari aynidir. Yani, Dünya`da esek sekli evrenseldir. Elbette Dersim`in Ay`da veya Mars`ta oldugunu kimse iddia etmiyor.

Seyit Riza`nin ve Seyh Mahmut Berzenci`nin giydigi elbise ayniymis. Seyit Riza`nin giydigi elbise (Dersim Müzesi olmadigi için, bu konuda bilgi eksikliginin oldugunu belirtmek isterim) $eyh Mahmut Berzenci`ninkine benzemesi de çok dogaldir. Dillerinin biribirine yakin olmalari da dogaldir. Biri Ay`da, digeri yerde yasamiyor ya. Seyit Riza`nin kendi özel tekstil Fabrikasi olmadigina göre, elbisesini Orient pazarinda herhangi birinde almistir. Bu $ey Mahmut Berzenci için de geçerlidir. Seyit Riza`nin giydigi elbise iran ebisesine de benzeyebilr. Dili Iran diline de benzemektedir. O da kendisine çok uzak sayilmaz.

Burda elestirilen yanliso görüs ve mantiktir. ille birini digerine bagimli kilmak mantigi. iste Munzur Çem`in Dersimliler için yapmak ve söylemek istedigi gibi: "...bir ulusun bireyleri oldugumuz gerçegini unutturmamali." (Deng, ags. s. 20)

Munzur Çem, "Kirmanclar (Zazalar) Kürt degil görüsünün bir ucu devlete dayanuiyor." diyor. (Deng, ags. s. 31) Hemen belirtelim ki, Kirmanc-Zazalar, Kirmanc olduklari için devlete dayaniyorlarsa, Dersim bir bütün olarak devlete dayaniyor demektir. Çünkü Dersim halki kendine Kirmanc, diline Kirmancki (Zaza, Dimili) demektedir. Türklere Türk, Kürtlere Qurr (Kürt), dillerine Kirdasi (Kürtçe) demektedirler. Kirmanc, Dersim`in orjinalligine dayanmaktadir. Dolayisiyla ileri atilan iddia asilsizdir. Yalandir. ispata gerek yoktur. Dersim`in milliyetçilige, tekçilige ve askeri isgale karsi direndigini yedi dügel çok iyi bilmektedir.

Dersim`in dirençini kirmak ve uluslararasi itibarini zedelemek için, Osmanli Sultasi ve Türk milli devleti Dersime karsi hep su iddiayi öne sürmüstü: Dersim direnisinde "yabanci parmagi" vardir ve "feodal-gerici" ayaklanmadir. Türk komunistleri, sosyalistleri ve aydinlari da bu iddiaya katildilar. iste Munzur Çem`in ve Kürtlerin Kirmanc-Zazalara karsi benzer suçlamalar, Türklerin Kirmanc-Zazalara karsi ileri sürdükleri iddiadan farksizdir.

Munzur Çem, Dersimlilerin Kürt "ulusun bireyleri" oldugunu ispatlamak için Dersim`in dilini de degistirmeye yeltenmektedir. Dersim kendi asiretlerini kendi dillerinde öyle adlandirir: Kuresu, Abasu, Demenu, Heyderu, $ixmemedu vs. Fakat Munzur Çem bu söyleyis biçimini Kürtçeye yakin bulmadigi için, Kuresu, Heyderu ve Sixmemedu yerine "Kuresan, Heyderan ve ªsxmemedan" demeyi terçih etmektedir, çünkü sözcünün arkasina "an" takisi takilirsa, Kürtçe`ye yakin olurmuº: "...yanê -an- guretene tênena nêjdiye formê Kurdiki yo u rasto." (Munzur Çem, Taye Kilame Dersim", Stockholm, 1993, s. 7)

Dersimliler anadillerinde Dersim`e "Desim" ve Dersimliler`e "Desimuzu" veya "Dersimizu" diyorlar. Fakat Munzur Çem için bu pek Kürtçeye yakin görülmemelidir ki, o "Desimuzu" veya "Dersimiz`u" yerine, Dersimlilere "Desimizan" diye hitab etmektedir. Kürtçeye daha yakinmis. (Bak, Muzur Çem, age, s. 17)

wengesodiri
22-12-2006, 09:29 AM
Dersim`in "Tunceli" olarak degistirilmesi ile veya "Desimizu" ` un "Desimizan" olarak degistirilmesi, gerçegi geçiçi olarak örtbas etmeye çalissa bile, gerçegin kendisini degistiremez. Bunun da ötesinde, kelime oyunu ile tarih yazmak, tarihi bozmaktir. Bunun örnegini Türk resmi tarihinde görmekteyiz.

Bu yaklasimin sahibi yalniz F. Bulut ve M. Çem degildir. Ayni anlayisin yumusak bir savunusunu M. Kalman yapiyor.

"Belge ve taniklari ile Dersim ve Direnisleri" adli eserinde, M. Kalman Zaza-Kürt sorununu tartismaya sunarken, hemen önyargili görüsü ile tartismanin önünü kesip, söyle demektedir: "Acaba bu arastirmacilar (Zazaca üzerine arastirma yapan yabancilar Dr. H. C) kendi devletlerinin çikarina mi Kürt-Zaza ayrimina gittiler, yoksa kendi ölçülerinde açiklik getirmeye mi çalistilar? ...Elbetteki birçok sorunda da görüldügü gibi "yabanci parmagi" veya ajanlar ortaligi karistirmak isteyebilirler." (M. Kalman, Belgelerle ve Taniklari ile Dersim Direnisleri, Istanbul, 1995, s. 20)

"Yabanci parmagi" ndan en çok bahseden resmi Türk tarihidir: Silav halklari, Rum ve Ermeniler hak-hukukunu istediginde, "yabanci parmagi" dir, der. Kürd direnir, hakkini ister, "yabanci parmagi" dir, der. Bu anlamda "Bazilari kopya sever" yerinde bir laftir. (Bak Ware, sayi 9) Sormak lazim, sans eseri bir iki iyi niyetli Amerikali arastirmaci Kizilderililere "medeniyet" adina yapilan vahseti su yüzüne çikarirsa, hangi "yabanci parmagi" burda cirit atmis olacak? Kimse kimseyi sormasin mis Kimse kimseyi arastirmasin mis. Iletisim çaginda yasiyoruz. Bu anlamda dünyanin küçüldügünün farkinda degiller mi yoksa? Keske Kirmanc-Zazalari inceleyen daha çok yabanci biliminsani çiksin. Bu bizi hiç te rahatsiz etmiyor.

Hele çok sükür ki, Türklerin baska halklari sevme diye bir derdi yoktur. Kaza eseri bir Türk Zaza dilini arastirmaya kalkarsa ve bu halk ve dili kendi basina bir dildir sonucuna varirsa, vay Kirmanc-Zaza halkinin haline!

Avrupa`nin, Amerika`nin Germanistk, Angilistik, Amerikanistik, Sinologi, Orientalistik v.b. kürsüleri mevcuttur. Frankfurt Üniversite`sinin Orientalistik bölümünde Iranistik dilleri çerçevesinde Zazaca grameri, kökü, eski Partça dili ile kiyaslama v.b. gibi konularda ders verilmektedir. Ama bu seminerin arkasinda hangi ajan takiminin oldugunu hala çikaramadim. Kurdoloji kürsüsü olan Üniversiteler de vardir. Bu kürsülerin ajanlari kim acaba? Bu korku ve süphe pisikozu ile ne bilim yapilir, ne de bilim anlasilir; ancak kötü bir dedektif romani çikabilir. Dedektif metodunu birakip, Dersim gerçegine bakmakta fayda vardir. Dersim`in gerçegi ise türküleri, dili , felsefesi ve kültürüdür. Dersim`i en iyi sekilde ifade eden Dersim türküleridir. Dersim de dahil olmak üzere, tarihlerini yazili olarak yazmamis halklarin tarihini en iyi sekilde sözlü türküleri anlatir. Dersim mücadelesini anlatan eski bir Dersim Türküsü söyle der:


Seter o Seter o
buko Ismayilê mi Seter o

Natê ma kemer o

dotê ma kemer o

Isamilê mi dest berze martini

panime hata ke ro ma dero

Bawo!...

Ordi amo natê çemi dotê çemi

Damepêro, kiseme hêfe kami

Munzir delge dano sade goni

Birayê mi serva Dêrsimi sero

Bawo!...


(Dersim Türküleri, Tayê Lawikê Dêrsimi, derleyen M. Düzgün, S. 91)

Destan özet olarak soyle der:

"El at su Martinine Ismailcigim, gün kavga günüdür, babam. Ordu isgal eylemis Munzur çayinin iki yakasini. Kan akiyor Munzur dalga dalga. Vurun kardesim vurun, bu kavga Dersim içindir, kardesim; be hey babam!

Dersim incelendiginde, Dersim Türküleri istisnasiz olarak Dersim'den ve Kirmanciye`den bahseder. Dersim ve Kirmanciye de Kürdistan degildir. Dersim`in tarihini bir destan gibi anlatan "Welat Welat" türküsü, Dersim`in inanç, felsefe, mücadele ve amaçlarini iyi bir sekilde dile getirmektedir: Türküde, Türk ordusunun Dersim`i isgal edisini ve Dersim`in ileri gelenlerinin Türk askerlerince yakalanip idama götürülüsu anlatilir. Idama götürülen Dersim büyüklerinin inaç ve felsefi düsünceleri ve ülkeleri olan K?rmanciye`ye (Dersim) olan sevgi ve bagliliklarini Dersim`in büyük milli ve sosyal sairi Veliye Ise Imam Türküde söyle dile getirir:


Way de biyi biye, lemin biye!
Alay onte ma ser, tabur bêrde Borginiye ser

Seyd Use teslim biyo, kheleka Dersimia osnene rijiye

Seyd Use berdo, nêberdo, kheleka Dersim owe de siye

Seyd Use vano, Duzgi çinare veng nêkeno!

Air kotê tufong, erzene, way lemin phosta Asm u Jiaru ra

Seyd Riza vano, Seyd Use ma zerre haq xori dazno,

Jiayru vere ho carno hetê mara

Vano, "zerrê mi terseno, yê minê to nafa sicimo, dara

Sey Use teslim biyo, qomo kerdo duzê Sesanki,

Yel-qom dorme de amo pêser,

Vano, "Bira ezo sonu, -way lemin- xatir`ve sima!,

Kotime mêrat vilê Sorpiani, mêrat vetan mara osa

Vetan sirino,

hata roza merdêne coru deste ison cira nêbeno

Qemer aga vano, Pirê mi, neçe Sultan Süleymanê jê tu ame na dina onderê, siyê.

Endi mine tu dest nêkuno,

vay lemin merat rinda Kirmanciye

Vist u çor saat tamam nêbiye, nisanê idami kerd ma vera.

Vist u çor saat tamam nêbiye, nisanê idami kerd ma vera.

Aglerê ma - qomo- idam kerdê

Way lemin, zalim cendegu ma nêdano.

Çifte doxtori amê cendegunê ma kefs kênê;

Aqilê Sey Usên des u di derecey aqulu ra girano.

(Söyleyen: Bava Bedri)


"Vile Soripani", Harputa gidince yüksek bir tepedir. Bu tepeden iç Dersim rahtlikla seyredilebilinen bir yerdir. Halk türkülerin de Dersim`in "Sultan Süleymanlari" (liderleri) idama götürülürken, bu tepeden vatanlari olan iç Dersim`i son bir defa gözetleme firsatini görebiliyorlar. Dersim sairi Vele Ise imam`i siirin de, Dersim büyüklerinini Kirmanciye ye (Dersim`e) olan bagliliklarini, duygularini ve sevgisini güzel bir Zazaca ile dile getiriliyor.

wengesodiri
22-12-2006, 09:30 AM
Yine Dersim`in (Kirmanciye), Kürdistan cografyasi yaninda farkli otonom bir cografya oldugunu analatan baska bir türkü de söyledir: Kekil adinda bir Dersimli Kürdistan`in Urfa sehrinde "askeri görevi" sirasinda ölür. Kardesi, ölen Kekili Dersim`e (Kirmanciye`ye) getirmek ister. Urfalilar, cenazenin Dersim`e (Kirmanciye`ye) götürülmesinin hayli zahmetli oldugunu ve pahliya mal olacagini anlatarak, cenaze sahibini ikna etmek isterler; fakat o ikna olmaz ve kardesini Kirmanciye (Dersim) `ye götürür.

Dersim sairi Veliye Ise Imama yine kulak verelim:

Way de biye de biye, bira geribo biye

Têlê birayê geribe mi amo postexanê merata Mamikiye

Yanê qomo, sine têlê birayê ho guret, mi va biraê mi yeno izine.

Têle biraê ho guret da wendene, kemer nêvino!

Qomo, dumanê sarê mino.

Nia qomo, mi makina kompila kerde, Urfa sewtemalerê siyo.

Qomo, mi ho dima niada, kesê mi çinio, ez bekes, kesê mi çinio.

Ya qomo, mino hire roji, hire sewi, ezo nê qomo, mino hewnê çimu nêdiyo.

Ya, sofer ez ardo war, vake "bê war, naza harde Urfa wesayio."

Yanê eve perskerdene, qomo, ezo sine pê daira Yüzbasi de vejio.

Yanê da puru, Yüzbasi sandala sere ronisteo.

Vaka, "ala perskere, o mordem yê kotio?"

Mi va "na sawalu mira ça perskena, ez yê na meratê Tunceliyo."

Têlê biraê mi Kekili amey bi, vato, "biraê mi ecele nêvindo, bêro."

Niada, Yüzbasi taviat ci nêkot, qomo usto ra wertê deyrade fetelino.

Vake, "qalan bakiya ke esta, sima wes be, biraê tu hudute Suriya sewtemale de seyit bio. "

Qomo, ezo sandalya sera peru gunu ware

Mi niada, Yüzbasi dest est mi, vano, "mixenetêni meke!

Necelerunê jê tu derdu wa u biraiya çêrnçayiye diyo."

Ya, mi va "nê qomo, mi can kerdo ho feka, hiro roji, hire sewi tümenê Urfa wesayiye de feteliyo."

Amrê berdena biraê ho gureto, Urfa usta ra, sarê Urfa mire duwaciyo.

Vano, "olume Haq koti ra rest, pero hardo dewreso; nê biraê ho naza weda,

tu bena, iqdidare tu çiniyo.

Mi va, "Ez biraê ho bonu, çike mi sono va sero, mire sevev meve!

Ez biraê ho bon memleket (Welat), biraê mi intizaro onderê Kirmanciyo.

Qomo, mino xeyle sare dez -qomo- Urfa sewtemale de diyo."

Yi emsalunê biraê mi vake, "biraê tu wesiyat ho kerda, vake, biraê mi ke yêno na memleket,

yanê cendegê mi naza ra vezo bero memleket,

ez axret u dinalige de endi biraê hora rajio."

Ya qomo, temel do puro, qomo ni qonanagê biraê ho sereniya hode dardo we.

Tarix u yazi erzeno ci, biraê mi yaraliyo onderê Urfa ê wesayio.

Vano, "bira meverbe, qederê mi bio tamam, çençena mide qedio."

(Söyleyen: Bava Bedri)

Görüldügü gibi, kardesi Kekil`i almaya giden Dersimli Urfa`nin içinde bulundugu cografyayi ayri bir memleket, bölge olarak görmektedir. Urfali Kürt komsularinin israrina ragmen, Dersimli ille de kardesi Kekil`i vatani olan Kirmanciye`ye, yani Dersim`e götürür. Dolayisiyla Dersim, Urfay`i Kirmanciye olarak görmüyor. Dersimlinin Kirmanciye`deki kasti, tarihteki otonom Dersimdir. Böylece otonom Dersim`i Kürdistan dan ayirmaktadir.

Demekki Dersim`e, Dersimlilere yeni kimlik aramak, onlari yeniden etiketlendirmek, tamamen tarihi hatadir. Zorlama ve ezbere bir çaba yerine, izi kaybettirilmek istenen Dersim`in tarihine bakmak, insanlarini ve otantik türkülerini dinlemek, Dersim`i tanmaya yeterli olacaktir.

Her halk gibi Kürtlerin de kendi halkini, dilini, kültürünü ve tarihlerini sevmeleri normaldir. Bu milliyçilik degil, insanin ve insan haklarinin geregidir. Fakat bilimsel verilerden uzak Türk Resmi Tarih Tezini takip etmekle veya kopya etmekle, kimse halkina ve gerçek tarihine hizmet edecegi umuduna kapilmasin. Böylesi bir tarih, tarihi yazilmak istenen halka fayda degil, zarar verir. Tarih, subjektif istekler ve kör milliyetçilik dogrultusunda degil, varolan objektif gerçek ve bilimsel verilere dayandirilarak incelenmeli ve degerlendirilmelidir.

Kürt Tarih Tezinin savunucusu Cemsid Bender örnek olarak söyle der: ilk kez Kürt halki bitume maddesini eriterek içine kalker tozu ve arjil karistirarak asfalta benzer bir madde imal etmistir. ... Bu eriyik günümüzde de aradan üç bin iki yüz elli yil geçmesine karsin kullanilmaktadir." ... Bender devamla, "insanligi ilk kez magara hayatindan kurtaran emekleyen çocugu ellerinden tutup yürüten, uygarca bir yasamin kosullarini tarihte ilk kez olusturan Sümerler ve Kürt halki olmustur." (C. Bender, Kürt Tarihi ve Uygrligi, Istanbul, 1991, S. 193-194)

Deniz Çelik, Gürdal Aksoy`un Resmi Kürt Tarihinin elestirisini konu alan "Tarihi Yazilmayan Halk: Kürtler" adli kitabini "Yeni Politika" da okuyuculararina tanitti.

Yazar G. Aksoy, Kürt Resmi Tarih Tezinin savunuculari ve arastirmacilarini elestirirken söyle demektedir: Son derece yanlis, çarpik bir temel üzerinde yükselen bu arastirmalar Kemalist Türk Tezi`nin bir kopyasi niteliiindedir. Çikis olarak Kemalist Türk Tarih Tezi`ne "karsi" çikmayi benimseyen bu anlayis , vardigi tespitler, tahliller sonucu Resmi Türk Tarih Tezi`nin mantigi ile islemeye baslamis ve onlarin Türk tarihi için vardiklari sonuca bu kez Kürtler adina varmislardir. Öyle ki, Cemsit Bender`in Selahaddin Mihotuli`nin, Tori`nin ve Faik Bulut`un tarihi`ndeki Kürt sözcüklerinin yerine Türk yazarsaniz bunlari resmi Türk Tarih Tezi`nden ayirmaniz bir hayli zorlasacaktir. Kürt tarih yaziciligi, kendini reddeden bir tarihin, Türk resmi tarih tezinin üvey çocugudur ve haddinden çok babasina benzemektedir.

wengesodiri
22-12-2006, 09:30 AM
Yine yazarin bellirtigi gibi, Kürtlerin ihtiyaç duydugu içi bos, kof, iflas etmis bir resmi tarih tezi degil, aksine "...gerçekten bir tarihe, gerçekleri yansitacak, abartidan, ulus merkezcilikten uzak ve kendilerini de yargilayacak bir tarihe ihtiyaçlari var." (Yeni Politika, .....03. 1996.

Otariter ve baskici bir devlete karsi, Kürt halkinin kendi tarihi varligini savunmasi ve kendisini ipatlamaya çalismasi dogal hakkidir. Fakat bunu yaparken, tarihi ve kendisini görmek istedigi gibi degil, aksine oldugu gibi göstermelidir. Açikca: Kürtler karsi geldikleri çarpik Resmi Türk Tarih Tezinden ve otoriter milli develet biçiminden dersler çikarmali ve böyle bir yapiya karsi sivil açik bir toplum biçimine yönelmelidirler. Sartlarini yaratmak zor bile olsa, barisi saglayacak ve baska dil ve kültürden halklarla (Kirmanc/Zazalar, Suryaniler, Yezidiler vb.) yanyana esitçe yasamanin yolu budur.

Dersim ne Türk, ne de Kürt`tür; Dersim otonom bir cografyadir.

Dersim sorununa, Dersim Kirmanc-Zaza dili ve kütürü üzerine ciddi çalismalari ile taninan arastirmaci Mustafa Düzgün´nün "Tija Sodiri" de Dersimli sair ve ozan Areyiz üzerine "Areyiz u hunerê xo" adli güzel bir çalismasi ile baslamak isterim. Bu çalismada, Mustafa Düzgün sair Areyiz`in Dersim yurtseverligini, tarihe ve gelecege bakisini incelemektedir.

$airin bir dizesi söyle der:

Derde mi çiko, qey yazmis nêkena qelemi

Sair burada, "derdim nedir, neden onu yazmiyorsun kalem", diye sormaktadir. Burda tarih sayfalarinin eksik tutuldugunu kastetmektedir. Sair çok iyi bilmektedirki, kendi tarihi, dili ve kültürü eksik ve yanlis yazilmistir. Iste sair bu eksiklige ve yanlisliga sitem etmektedir.

Ve sair devamla: Dirveta mi rê coru nêbena melem

Yarama merhem olamiyorsun be hey kalem! diyor. Ve yazilan, topluma sunulan tarihte, sair temsil edilmemektedir. Kendisi tarihte ve toplumda, politik ve kültürel olarak ifade edilmedigini görür. Kalem tutanlar, tarih sayfalarini yanlis süslemislerdir. Yine sairin dedigi gibi, tarihin kalemi güçlüden yana tutulmustur: Xiravunu rê rinda, çeru de qarina. (Zalimlere iyisin, yigitlere nefretsin). Kisaca "zülmün defteri eksik tutulmustur". Ve zülmün defteri eksik tutuldugu içindir ki, mevcut yazilan tarih sairin kabuk baglamis yarasina merhem olamiyor.

$air devamla: Fermanu nusnena tiya qelem

Zaza´u inkar kena tiya qelem

$air burda, kalemin güçlüden, zalimden yana tavir takindigini ve nice ferman çikardigini belirtmektedir. Zor ve zulümden yana olan kalem, hem ferman çikarmaktadir, hem de fermana ugruyan Kirmanc/Zazalari inkar etmektedir. Fakat buna ragmen, sair kalemi kirmayi degil, tersine kalemin, tarihi yerli yerine oturmasini diler: "Ez besenêken to parçey keri qelem" (Seni parçalayamam be hey kalem).

Aslinda burda belirtilmek istenilen Dersim´in çokça tarif edildigi, fakat asil anlatilanin Dersim´in kendisinin olmadigidir. Herkes Dersim´i kendi milliyetçi çikarlari dogrultusunda açiklamaktadir. Böyle olunca, Dersim zaman zaman Türk ve bazende Kürt olarak tarihe sunulmustur ve hala zorlama ile sunulmak istenmektedir.

Oysa 19. yüzyilda Dersim´e seyhat eden yabanci gözlemciler, Dersim´in Kizilbas kimligini ön planda oldugunu vurgulamatadirlar:

J. G. Taylor ve M. Seel gözlemlerinde Dersimlerden yer yer Kürt olarak bahsetmelerine ragmen, "Kizilbaslar" terimini kullanir ve Dersimlilerin kendine has bir irk oldugunu belirtirler (they are an independent race...). Ayrca dillerinin Zazaca oldugunu ve bunun Kurmaci (Kürtçe) den farkli oldugunu, Kurmanci konusan bir Kürt için anlasilmaz oldugunu vurgulamaktadirlar.(Bak Desmala Sure, sayi 2)

Yine 20. yüzyilin basinda Zaza bölgesine, Dicle ve Firat nehirlerinin kuzey kesimine gidip arastirma yapan dilbilimci O. Mann ve daha sonra K. Hadank, Zaza dili simdiye kadar sanildigi gibi, Kürt dilinin bir lehçesi degildir, demektedirler. O. Mann ve K. Hadank gibi birçok tarafsiz bilim adami, dilbilimci bu görüsü paylasmaktadir: N. MacKenzie, A. Christensen, T.L. Todd. Ve bunlarin disinda Frankfurt Üniversitesinde Orientalistik dalinda Zaza dili ve grameri üzerini çalismasiyla bilinen Prof. Dr. J. Gippert, kuzey-bati Iran dil gurubuna giren Zazacayi Kürtçeden farkli olarak görmektedir. Ayni sekilde Dersim Zazacasini akici bir sekilde konusan dilbilimci Bayan M. Sandanato ve Bay M. Jacobson Zazacanin ayri bir dil oldugunu vurgulamaktadirlar. Bu dilibilimci ve bilimadamlari disinda, Zilfi Selcan uzun bir sürecin ürünü olan Doktora çalismasinda Zaza dilinin Kürt dilinden gramer ve fonetigi ile tamamen ayri bir dil oldugunu bilimsel kriterlerle göstermistir. Bunlarin disinda Kürt tarihinde önemli sahsiyetler olarak kabul gören K. A. Bedirxaan, Ihsan Nuri ve Kürtlein onurlu sairi Cigerxun ayni görüsü paylasmaktadir.

Dilbilimciler ve meseleye objektiv bakan aydin ve bazi devrimci sahsiyetler disinda söylenenler, bilimsel olan bir gerçegi tersyüz edemez.

Burada elestirilen Kürt özgürlük hareketi degil, tersine Türk milliyetçiliginin resmi tekçi ve milliyetçi görüslerinin Kürt hareketlerine yansimasidir.

Kirmanc / Zazalar olarak, Türk, Kürt, müslüman veya müslüman olmayan tüm aydin, devrimci ve demokratlara çagirimiz sudur: Tüm kültürlerin esit, özgür ve yöresel olarak hür yasamasi için tüm sivil, demokratik kurum ve kuruluslarin hareketlendirilmesi ve Kürt, Kirmanc/Zaza meselesinin barisçil çözümü için çiddi girisimlerde bulunmalidirlar. Bu tür girisimler,

demokratik, sivil kurum ve kuruluslarin güçlenmesini ve islerligini saglar. Bu da, demokratik, sivil toplumun ve kültürlerin esit bazda yan yana yasayabildigi federatif bir sistemin subjeleridir. Yani develet mekanizmasini Türk milliyetçi burjuvaziden devralmak degil, devlet mekanizmasini ve onun baskici gücünü demokratik sivil kurumlar tarafindan zayiflatmak ve bunun sonucu olarak, devleti bu sivil kurumlara dönüstürmek. Bu durumda sosyal özgürlüklerle birlikte kültürel hak ve hürrüyetler de garanti altina alinmis olacaktir.

Eger milliyetçiligi, statukoculugu, tekçiligi ve diger halklara ve kültürlere hosgürüsüzlügü degil de, aksine kültürel özgürlügü ve sosyal emasipasiyonu kedimize amaç edinirsek, insanin umutlarini hep birlikte özgürlesme sofrassna tasiyabiliriz. O zaman, herkes kendi dilinde türküsünü söyleme, renginden çiçegini dikme imkanina kavusacaktir.

wengesodiri
22-12-2006, 09:33 AM
Kaynak:Amerikan ve Ingiliz Raporlari Isiginda
Dersim
Dr.Suat Akgul (Yrd.Doc.Dr.Og.Bnb.Suat Akgul)
Not: Her ne kadar Suat Akgulun isminin onunde “Dr”olsada o Asker kokenli bir zattir..Oyle anlasiliyor ki ozel harpci Jandarma Albayi Nazmi Sevgen’nin biraktigi isi daha profesyonel devam ettiren “genelkurmay askeri tarih ve stratejik etud baskanligin” da veyahut TSK de ozellikle “Dersim Psikolojisiyle” ograsan bir “masada” uzman olarak calistigi buyuk ihtimal.. gunumuzde “disa” yayin hazirliyan onemli ozel harpcilerdendir ozellikle “Dersime” kafayi takmasi bu isin onun calistigi bir “Guruba” havale edildiginin gostergesidir ki hem MIT’te hemde TSK nin belirli yerlerinde ozel Dersimle ugrasan guruplarin olusu tartismaya bile gerek yok iste “Dr” Suat Akgul bunlardan biridir…

Yaba Yayinlari – Istanbul- 3.baski 2004
Sayfa: 32-36
Not:Tercume ne kadar “dogru” yapilmis bilemiyoruz onu ancak belgenin ilgilizce orijinelini bulmakla mumkun, bu acidan Dersimli arastirmacilara is dusmekte..


1907 Ýsyaný Üzerine A.B.D.
Haýput Konsolosumun "DERSÝM KÜRTLERÝ" Adlý Gizli Raporu AMERÝKAN KONSOLOSLUÐU
Harput, Türkiye, 10 Þubat 1908
Konu: Dersim Kürdleri.
Muhterem Devlet Bakaný Yardýmcýsýna
WASHÝNGTON
Muhterem Efendim
Dersim Kürdleri ile ilgili olarak hazýrlanan raporu sizlere sunmaktan þeref duyarým. Bu vilayetin yönetimine göz atýldýðýnda, eminim ki Hükümdarý ve Babýâli'yi en fazla endiþelendiren mesele, nüfusun buraya tekabül eden kýsmýnýn gerektiði þekilde yönetilmesi ve kontrolü olmuþtur.
Dersim, liva ya da mutasarrýflýk olarak Toroslar'm karþýtýnda bulunan daðlarýn Harput'un kuzeyinde uzanan kýsýmlarýný ihtiva eder. Kýzýlbaþ Kürdler, Kürdler'in umumi kitlesinden tamamen farklý bir sýnýf olup baþlýca Der-sim mýntýkasýnda yaþamakta ve þimdiye dek bu bölgenin nüfusunun en büyük kýsmýný oluþturmaktadýr. Ortodoks (Sünni mezhepten olan) Kürdler ve Müslümanlar bunlara genellikle inançsýz derler. Aralarýnda inanç birliði yoktur. Kimileri panteist (çok tanrýcý) 'dir. Kimileri de insan ölün-ce ruhun bir bedenden baþka bir bedene geçtiðine (trans migration) inanýrlar. Bu arada hepsi Muhammed'in damadý olan Ali'nin takipçileri (Alevi) olduklarýný itiraf ederler.
Fakat kendilerine Ali'yi dini rehber olarak alan Ýranlý Þiîler'den köklü olarak farklýdýrlar. Sünnet olmalarýna raðmen Kur'an'ý, abdestli olarak beþ vakit namazý, Mekke'ye haccý, Ramazan ayý esnasýnda orucu vs. reddederler. Gönüllü ibadet ve uygulamaya inanýrlar. Bunlar'da çok evlilik vardýr. Fakat boþanmaya müsaade yoktur ve her yýl "on-iki þehiV'in hatýrasýna on-iki günlük bir oruç tutarlar.
Sünnî Kürdler'in Xenophon'un bahsettiði Carduc-hi'nin torunlarý olduðu sanýlýr. Kýzýlbaþlarm çoðunluðunun Hristiyan kökenli olduðu kuþkusuz. Bununla beraber bunlarýn arasýnda bir süre kalan Ýngiliz Konsolosu Mr. Taylor þuna ikna olmuþtur: Bunlarýn bir kýsmý kuþaktan kuþaða anlatýlageldiðine göre, Antioch bölgesinden bu daðlara göç etmiþ olan Assassin'lerin soy undandý. Hâlâ kilise ve manastýr kalýntýlarýna rastlanýr. Köylerin bir kýsmý ise hâlâ hristiyan isimlerini muhafaza ederler. Kuþaktan kuþaða anlatýlageldiðine göre bu bölge müslümanlarca fethedildiðinde halk görünüþte Ýslam'a itaat etti ve onu sadece ismen kabul etti. Ali ismini Ýsa'ya transfer ettiler ve dolayýsýyla kendilerini fethedenleri aldatarak kendi inançlarýný sürdürdüler.
Bu halkýn hristiyan kilisesine benzer bir teþkilatý var. Üyeler dikkatle seçilir. Her Cuma akþamý özel oturumlar yapýlýr, ekmek ve su daðýtýlýr. Doðru prensip olarak telakki edilen þeylerin ihlâli afaroza yol açar. Afaroz edilen bir üye ise yalnýzca, af dileyip en ciddî savunmalar ve iyi iman için gerekli alâmetleri göterdikten sonra üyeliðe yeniden kabul edilebilir. Cemiyet onu kabule hazýr olduðunda, o kiþinin boynuna bir ip baðlanýr, elleri ve dizleri üzerinde emekletilerek, Seyyid denilen dini liderin bulunduðu toplantý yerine götürülür. Burada dinî lider onu azarlar, döver ve en sonunda üyeliðe kabul eder.
Her birinin baþýnda bir "Aða" ya da lider "Reis" bulunan ve her biri bir Seyyid'e ya da dinî lidere sahip olan aþaðý yukarý 50 Kýzýlbaþ kabilesi vardýr. Bu Seyyidler eski Yahudi rahib sýnýfý gibi görevlerini miras yoluyla alýrlar. Okuma bilmezler ve mýntýkanýn baþþehri Hozat'ýn dýþýnda, Dersim'de hiçbir okul yoktur.
Kýzýlbaþlar'm hiç bir dinî kitabý yok, bununla beraber "kitapsýz" bir insan olmanýn hoþ karþýlanmayan bir þey olduðuna inandýklarý için bir kitaplarý olduðunu iddia ederler. Din görevlilerinin dýþýndakiler gibi, Seyyidler de iþle uðraþýrlar. Görevlerinden büyük nüfuz edinirler.

wengesodiri
22-12-2006, 09:34 AM
Bir Fotograf Bin Kelimedir -11-
Kaynak: Ömer Kemal Aðar
Tunceli - Dersim Coðrafyasý
Ýstanbul-Türkiye Basýmevi 1940

Not: Sayýn deðerli L.M. arkadaþýn Dersim 38 Forum'una
göndermiþ olduðu resimler için ve Giriþim'e sunmuþ olduðu
desteðinden dolayý kendisine tesekkürler
Selam, sevgý ve saygýlar

Kaynak: http://f28.parsimony.net/forum68141/index.htm (http://f28.parsimony.net/forum68141/index.htm)


http://www.dersim.biz/assets/images/OmerKemalAgar.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/OmerKemalAgar3.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/OmerKemalAgar1.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:47 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/OmerKemalAgar2.jpg

http://www.dersim.biz/assets/images/OmerKemalAgar4.jpg

http://www.dersim.biz/assets/images/OmerKemalAgar5.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:49 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/OmerKemalAgar6.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:49 AM
Tunceli vilâyetinin idaresi hakkýnda kanun

(Resmi Gazete ile neþir ve ilâm : 2/1/1936 - Sayý : 3195)

Kabul Tarihi 25.XII-1935
NO 2S84


ÝDARÝ KISIM
BÝRÝNCÝ MADDE — Tunceli vilayetine ordu ile irtibatý baký kalmak vo rütbesinin salahiyetini haiz bulunmak üzere korkomutan rütbesinde bir zat vali ve kumandan seçilir.
Vali ve kumandan usulu veçhile Millî Müdafaa vekaletinin muvafakati alýn­mak þartile Dahiliye vekilinin inhasý ve Ýcra Vekilleri Heyetinin kararüe tayin (Mimýr.
3u vali. ve kumandan teþkil edilen Dördüncü umumî müfettiþliðin de umumî müfettiþidir.
ÃŽKÃŽNCÃŽ MADDE — Vali ve kumandan vilâyet umur ve muamelâtýnda ve vilâyet memurlarý hakkýnda, vekillerin kanunen haiz olduklarý bütün salâhiyetleri haizdir.
Vali ve kumandan lüzum gördüðü takdirde vilayeti teþkil eden kaza ve nahiye­lerin hudud ve merkezlerini deðiþtirir ve keyfijTeti Dahiliye vekâletine bildirir
ÜÇÜNCÜ MADDE — Bu vilâyetin kaza kaymakamlarý ve nahiye müdürleri usulü dairesinde Millî Müdafaa vekâletinin muvafakati alýndýktan sonra vali ve kumandalým inhasý ve Dahiliye vekilinin tasvibi üzerine kararname ile ve orduya irtibatlarý baki kalmak þartile muvazzaf subaylardan dahi tayin olunabilir.
Bunlarýn ve vilâyet kadrosunda iþ gören subaylarýn bak ve kýdemleri mahfuz­dur. Buradaki hizmetleri askerî hizmetten sayýlýr ve maaþlarý rütbelerine göre. Millî Müdafaa vekilliði bütçesinden verilir.
DÖRDÜNCÜ MA.DDE — Tayini valive kumandana aid memurlarýn ve müs­tahdemlerin harcýrahlarý geldikleri yerden memur olduklarý mahalle kadar verilir.
BEÞÝNCÝ" MADDE — Vali ve kumandan vilâyette kullanýlan asker memurlar hakkýnda inzibatî bakýmdan askerî kanunlarýn kendisine verdiði disiplin salâhi­yetini kullanýr.
Diðer memurlar hakkýnda da ihtar vetevbih cezalarýndan baþka kanunlarýn in­zibat komisyonlarýna veývliði maaþ katý, kýdem tenzili salâhiyetlerini de resen kul­lanýr ve bu cezalar sicile geçer. Sýnýf tenzili ve memuriyetten ihraç cezalan inzi­bat komisyonu kararile tatbik edilir.
.Hâkimler kanunu hükümleri mahfuzdur. Ancak vali ve kumandan adliye me­mur ve katibleri hakkýnda hâkimler kanunu hükümlerine göre bunlarýn âmirleri tarafýndan verilebilecek (-ezalarý dahi tatbika salahiyetlidir.
.ALTINCI MADDE — l>u vilâyette umumî meclis vazifesini valinin veya tev­kil edeceði zatýn riyaseti altýnda vilayet idare heyeti azalarile kaza kaymakam­larýndan miirekkeb bir heyet görür. Daimî encüýneu iþini valinin veya tevkil edeceði zatýn riyaseti alýmda defterdar, maarif müdürü, Nafýa baþmühendisi veya bunlarýn vazifelerimi görenlerden mürekkeb bir heyet ^örür. îefarei husnsiyei vilâyet kanuni;.um diðer hükümleri meridir.

YEDÝNCÝ MADDE — Vali ve kumandan lüzum gördüðü belediyelerde reislik vazifesini kaymakamlara ve nahiye Diüdlirlerine verebilir.
ADLI KISIM
Birinci fasýl Hazvrhh tahkik ah
SEKÝZÝNCÝ MADDE — Hazýrlýk faîikikatfnda Cumhuriyet müddeiumumileri þalndîeri celpname i.ÝP davet öderler. Davete itaat ntmiyeýýlerin kanunî akýbetleri dahi celpnamede gösterilir. Acele olan mevkuflu islerde Cumhuriyet müddeiu­mumisi celpname tnhlip ettirmeksizin mahkemenin kurnlchýðýý merkez haricînde bulunan sahiciler için ihzar müzekkeresi verebilirler. Þu kadar ki bu müzekkere ile ihzar edilenlere Cumhuriyet ýmkldehýnnýmiliðincc celpname ile gelen sahiciler hakkýndaki muamele tatbik olunur.
DOKUZUNCU MADDE — Cumhuriyet müddeiumumileri hazýrlýk tahkikatýn­da hâkimlerin haiz olduklarý salâhiyetleri kullanýrlar
ONUNCU MADDE — Hazýrlýk tahkikatýnda Cumhuriyet müddeiumumileri, maznunlarý ve sahicileri ayrý. ayrý veya toplu olarak birbirlerile yiizleþtirebilirler.
ikinci fasýl Amme hukuku davasý
ON BÝRÝNCÝ MADDE — Cumhuriyet müddeiumumileri ilk tahkikata tâbi tut­maya lüzum görmedikleri iþleri iddianame ile doðrudan doðruya mahkemeye vere­bilirler, ilk tahkikat icrasý kanunen mecburî olan suçlarda dahi müddeiumu­miler bu salâhiyeti istimal edebilirler.
ON ÝKÝNCÝ MADDE — Dava açýlmasý izne baðlý olan iþlerde izin verme sa­lahiyeti vali ve kumandanýndýr.
Üçüncü fasýl ilk tahkikat . •
OX ÜÇÜNCÜ MADDE — Hâkimin reddine dair olan dileðin kabul edilme­mesine aid olan kararlar katidir.
§ ON DÖRDÜNCÜ MADDE — Hazýrlýk tahkikatýnda Cumhuriyet müddeiumu­mileri tarafýndan katil) hüzünle yapýlan tahkik iþleri ilk tahkikatta tekrarlan­maz.
ON BEÞÝNCÝ MADDE — Ýlk tahkikatýn açýlmasý kararý aleyhine itiraz edile­mez
ON ALTINCI MADDE — 10. nen maddedeki salahiyeti sorgu hakimide haiz­dir.
. 7 ON YEDÝNCÝ MADDE — Cumhuriyet müddeiumumileri ilk tahkikat sonunda 1(*dianameleriiîi iki gün içinde yazmaða mecburdurlar.
ON SEKÝZÝNCÝ MADDE — Ýddianame maznuna teblið edilmez.
ON DOKUZUNCU MADDE — Aagir cezayi müþtekim .surlarýn talýki-fe mcvkufen .yapýlýr ve bu mevkuflarýn duruþmadan evvel tahliyelerine dair kararlar ancak valinin muvafakati ile icra olýuýur. Bu tahliye "-kararlarýnýn tasc kýna karþý itiraz edilemez.
YÃŽRMÃŽNOÝ MADDE — Eski hale getirme talebinin reddine dair olan karar] kafidir.
YÝRMÝ BÝRÝNCÝ MADDE — Ýlk tahkikat sýrasýnda verilen tevkif kararlara maznun tarafýndan itiraz edilemez.
Dördüncü fasýlDurusma
YÝRMÝ ÝKÝNCÝ MADDE — Suçlarýn tesbitine dair olan zabýt varakalarý:
1 - Hangi senenin hangi ay ve gününde nerede tanzim olunduðunu ve yazanh
rýýý resmî sýfat ve hüviyetlerini
2 - Yaka ve delilleri ve sucu vüeude getiren eþya ve âlet ve sairenin mahiye
ve miktar ve vasýflarým ve nerede ve ne suretle görülüb zabtedilmiþ olduklarýn
3 - Maznunun isim ve hüviyet ve sýfat ve mahalli ikameti iîe ifadesini nrnhte^
olmak lazýmdýr.
Zabýt varakasý tanzim eden memur ile maznun ve hariçten hazýr bulunan-en a iki kiniþe tarafndan imza edilir. Bu þartlan tamamen haiz olan zabýt ' varakalaý sahteliði sabit oluncaya kadar muteberdir.
Mazným zabýt varakasýný imzadan çekiýýirse sebebini el yazýsý ile varakam altýna yazýb imza eder. Tazý bilmezse çekinme sebebi hazýr olanlar tarafýndan ya zýlarak imza edilir. Sebebsiz istinkâf halinde de keyfiyet bu veçhile tesbit olunur Sebeb bildirilirse mahkeme o sebeblerinmalýiyetine göre tetkikat yapabilir. Bý zabýt varakasýnýn sahteliðini iddia eden maznun mahkemeye sahtelik hakkýýýd, kanaat verecek deliller göstermeðe mecburdur. Maznunun iddiasýný haklý göste recek sebebîer karþýsýnda zabýt varakasýný imza etmiþ olan sahiciler dinlenir ve ik týza eden diðer deliller de toplanýr. îþi sürüncemede býrakmak kasdi ile sahteli! iddiasýnda bulunanlara yol gösterenlerden 100 liradan aþaðý olmamak üzere a§x para cezasý alýnýr. Bu kimseler avukat veya. dava vekili iseler haklarýnda merci­lerince ayrýca inzibatî ceza da tatbik olunur.

wengesodiri
22-12-2006, 09:50 AM
YÃŽRMÃŽ ÜÇÜNCÜ MADDE — 13, 19 ve 21 nci maddeler hükümleri duruþma­da da tatbik olunur.
YÃŽRMÃŽ DÖRDÜNCÜ MADDE — Gecikmesinde zaruret bulunan haller dý­þýnda mahkeme icab eden tebliðleri yaptýrarak iddianamenin verilmesinden itiba­ren nihayet beþ gün içinde duruþma yapar.
Maznun subut delillerîle birlikte mahkemeye verilirse hemen duruþma yapýla­rak hüküm verilir. Mani sebebîer olmadýkça duruþma bir celsede bitirilir. Cünýhn-riyetýnüddeiumuýnisi do iddiasýný ayný celsede beyan etmeye mecburdur.
YÃŽRMÃŽ BEÞÝNCÝ MADDE — Talik veya tehir müddetleri zaruret olmadýkça beþ günü geçemez.
YÝRMÝ ALTINCI MADDE — Cumhuriyet müddeiumumisinin muvafakatile


Cumhuriyet müddeiumumileri veya sorgu linkimi tarafýndan zabtedil-iniþ olan ifadelerinin okunmasile iktifa olunabilir.
YÝRMÝ YEDÝNCÝ MADDE — Delillerin toplanmasýnda]! sonra Cumhuriyet müddeiumumisi iddiasýný hemen bilîdrir. Duruþjnanýýý nniteaddid celseler sürmüþ olmasý ve evrakýn iefkika muhtaç bulunmasý gibi sebebleýie iddiasýný scrdetmck için Cumhuriyet miiddeiumumisiue nihayet beþ gün müsaadfi edilebilir.
yJ'RMÝ SEKÝZÝNCÝ MADDE— Maznun ve müdafiine müdafaalarým hazýrla-malan için nihayet iki gün müsaade olunabilir. Hüküm, duruþmanýn hitamýn­dan itibaren nihayet üç gün içinde bildirilir.
YÝRMÝ DOKUZUNCU MADDE — llbaylýk içindeki ecza maljkemelerinde ve­rilen Jjükümlcr tensize tâbi ohnayýb katidir.
OT UZ UXCU MADDE — Menkul ayýn davalarý ve icar müddeti biten mecurun tahliyesi davalarý ve üç yüz lirayý geçmeyen alacak davalarý üzerine verilen hü­kümler katý olub temyize tâbi deðildir.
Beþinci fasýl Türlü hükümler
OTUZ BÝRÝNCÝ MADDE — Vali ve kumandan emniyet ve asayiþ noktasýn­dan lüzumlu görürse vilâyet, halkýndan olan ferdleri ve aileleri vilâyet içinde bir yerden diðer yere nakletmeðe ve bu gibilerin vilâyet içinde oturmalarýný menet­meðe salahiyetlidir.
OTUZ ÝKÝNCÝ MADDE — Vali ve kumandan herhangi bir þahýs hakkýndaki takibatýn tehirine ve cezalarýn teciline salahiyetlidir.
Bu tehir veya tecil müruru zamanýn islemesine mâni olmaz.
OTUZ ÜÇÜNCÜ MADDE — Ýdam hükümlerinin vali ve kumandan tarafýn­dan tecile lüzum görülmediði takdirde infazý emrolunur.
OTUZ DÖRDÜNCÜ MADDE - 7unceli vilâyeti içinde oturanlardan biri tara­fýndan Elâziz, Malatya, Sivas. Erzincan, Erzurum, üüniüþane, Bingöl vilâyetle­rine geçerek buralarda Türk ceza kanununun ikinci kitabýnýn bilinci babý­nýn, ikinci ve yedinci babýnýn birinciye 455 nci madde hariç kalmak üze3*e 9 neu babýnýn birinci ve onuncu babýnýn ikinci fasýllarýnda yazýlý suçlarý iþleyen­ler, bunlarýn ortak ve yataklarý ve }yukarýda isimleri geçen komþu vilayetlerde iþlenmiþ olub Tunceli vilâyeti içinde iþlenen suçlarla irtibatý olan suçlar Tunceli vi la e t indeki salahiyetli makam ve mahkemelerce bu kanundaki usule göre takib ve Muhakeme olunur.
OTUZ BEÞÃŽNCÃŽ MADDE — Bu kanunun hükümleri makabline þamildir. An-tak bu kamýn meriyete girdiði tarihe kadar Temyiz hakkým kullanmýþ olanlarýn evraký Temyiz mahkemesince tetkik olunur.
OTUZ ALTINCI MADDE — Tunceli vilayeti merkezinde bir aðýr ceza mah­kemesi ile a.süye mahkemeleri ve kazalarda birer asliye .mahkemesi kurulur.
OT ÜZ YEDÝNCÝ MADDE™ Bu kanun neþri tarihinden 1 kanunusani 1940 tarihine kadar ineri olacaktýr.


OTUZ SEKÃŽZÃŽXC_ÃŽ MADDE — Bu kanun hükümlerini îcra Vekilleri Heyeti yerine getirir*
31 kânunuevvel 1935


Cumhuriyet Reisliðine yazýlan tezkerenin tarih ve numarasý : 26 -XII-1935 ve 1/BOd
Bu kanunun v.eþir ve ilânýnýn Baþvekilliðe bildi­
rildiðine dair Cumhur Reisliðinden gelen tezkere­
nin tarik ve numarasý • 31-XII-1935 ve 4/1353
Bu kanunun müzakerelerini gösteren zabýtlarýn Cild Sayýfa
cüd ve sayýfa numaralan : 6 12
7 136.169,171,175 ÜB1

wengesodiri
22-12-2006, 09:51 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/a_KitapKapak_1.jpgBir Fotograf Bin Kelimedir -2-

Dersim Jenosidi ile ilgili Yeni Fotograflar, turklerin Dersimde uyguladiklari Jenosid ile ilgili elimizde cok az gorsel material var cekilen fotograflar ve gazete kupurleri genelde 1937 ye aittir asil jenosidin uygulandigi 1938 turk gazeteleri adeta “susuyor” ve hemen hemen hic fotograf cekilmiyor, Faik Bulut’un “Dersim Raporlari” adli kitabina eklenen bu fotograflar Dersim Jenosidi acisindan onemli gorsel belgelerdir.



Kaynak:Dersim Raporlari -Evrensel basin yayin 3. baski 2005 istanbul 370 syf


Faik Bulut Ozel Arsivinden Kaynak gosterilmeden kullanilamaz!

http://www.dersim.biz/assets/images/Elazigda_turk_Mahkemesi_Dersimli_Esirler.jpg
turklerin 1937 Dersim lideri Seyit Riza ve arkadaslarini “yargilayip” sonradan astiklari mahkemeden 2. fotograf fotografta idam edilen Usene Seydi gozukmekte.
Dersim Jenosidinin hazirligini teftis eden turk yoneticiler ve turk askerlerihttp://www.dersim.biz/assets/images/Dersim_Jenosidini_Teftis_enden_turk_yonetici.jpg
Dersim Jenosidinin hazirligini teftis eden turk yoneticiler ve turk askerleri

wengesodiri
22-12-2006, 09:52 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/Jenoside_katilan_turk_askeri_yoneticiler2.jpg
Dersim Josidine katilmis turk askerler
http://www.dersim.biz/assets/images/Jenoside_katilan_turk_askeri_yoneticiler.jpg
Dersim Jenosidine Katilan bir gurup turk Subayi


http://www.dersim.biz/assets/images/1937_Bir_Dersimli_genc_Kiz.jpg
1937 fotografi cekilmis Dersimli genc bir bayan, akibeti jenosidde ne oldu bilinmez...

wengesodiri
22-12-2006, 09:53 AM
1937 fotografi cekilmis Dersimli genc bir bayan, akibeti jenosidde ne oldu bilinmez...
http://www.dersim.biz/assets/images/1937_den__bir_Dersimli.jpg
o yillarde Dersimli bir koylu

http://www.dersim.biz/assets/images/1937_den_Dersimli_bir_Kadin.jpg
o yillarda Dersimli bir bayan

http://www.dersim.biz/assets/images/1937_den_Kamil_bir_Dersimli.jpg
1937 dolaylerindan Yasli bir Dersimli

wengesodiri
22-12-2006, 09:54 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/1937_Dersimli_Bir_Gurup.jpg
o yillarda 3 Dersimli

http://www.dersim.biz/assets/images/1937_lerden_Dersimli_bir_Gurup.jpg
o yillarda yaylada 4 Dersimli

http://www.dersim.biz/assets/images/1937de_Bir_Grup_Dersimli.jpg
1937 yillarinda bir gurup Dersimli

http://www.dersim.biz/assets/images/1937Dersimli_Genc_bir_Bayan.jpg
Orgu oren Dersimli bir genc kiz

wengesodiri
22-12-2006, 09:55 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/1973_Dersimli_Bir_Yasli.jpg
Yasli bir Dersimli

http://www.dersim.biz/assets/images/Dersimli_bir_anne_ve_kizi_1937.jpg
Anne ve kiz Dersimli

http://www.dersim.biz/assets/images/Dersimli_bir_kiz_1937.jpg
Dersimli genc bir bayan “qezeki” elbisesiyle

http://www.dersim.biz/assets/images/Jenosid_yillarinda_cekilmis_bir_Dersimlinin_fotosu _1937.jpg
1937 yillarindan genc bir Dersimli

wengesodiri
22-12-2006, 09:56 AM
Ozel Harpci, Dersim Dusmani Nazmi Sevgen Hakkinda!
Dersim Jenosidini turkler uzun yillar suren bir hazirlik sonunda gerceklestirdiler. Bu hazirliklarin boyutu son derece kapsamli bir devlet calismasiydi.
Dersimle ilgili arastirmalarda; askerler, istihbaratcilar ve turk “bilim adamlari” Devletin direktifi dogrultusunda elbirligi ile calistilar. Turkler icin cok onemli olan; Dersimlileri tanima yolunda bilgi ve belge toplamaya giristiler.
Bu bilgi, belge ve ozellikle istihbarat toplamada onemli rol oyniyanlardan biri de istihbarat Albayi Nazmi Sevgen'dir. O; sonradan turklerin “Harpler Akademisinde” Kurtler hakkinda verdigi bir seminerde “ben bu ise 30 yilimi harcadim” demistir.Albay Nazmi Sevgen yeminli bir Dersim dusmani olarak Dersim Jenosidine katildi. Onun istihbarat calismalarina ve cektigi fotograflarina bakilirsa calismasi Prof. Hasan Resit Tankut'un calismalarina denk dusmektedir .Bu calismalar 1926-28 yillarina tekabul etmektedir. Sevgen'in calismalari genelde istihbarat uzerinedir .Ve o sonradan Aliser efendiye duzenlenen suikastin de organizatorudur.
Sevgen 1950 yillarinda Dersim jenosidine katilmis “gazeteci”Ahmen Niyazi Banoglu'nun cikardigi “Tarih Dunyasi” Dergisinde Dersimle ilgili yazilar yazmaya basladi ve kendisinin cektigi fotograflari da yayinladi. Buyuk ihtimal Banoglu'yla Dersimden tanisiyorlardi cunki; her ikiside Jenoside katilmislardi.
Sevgen Dersim hakkinda epey yazi yazmis bir insandir. Tarih Dunyasi dergisinin 1950 yili
10.11.12. ve 13. sayilarinda “Zazalar” diye Dersimliler hakkinda genis bir calismasi soz konusudur. Bu yazinin ana temasi “Dersimlilerin turk oldugunu kanitlamaktir” yazi sekli ve calisma metodu Prof. Hasan Resit Tankut’un aynisidir.
Dersim mezar taslari isimli yazisi ayni derginin 1950 yili 8. sayisinda yayinlanmistir ki; mezar taslariyla ilgili bir de kitabi oldugunu soylenmektedir.
Dersimli Kizilbaslar adli mekalesi 1950 yili 7. sayili Tarih Dunyasi dergisinde cikmistir.
Sevgen simdiki tabirle ozel harpci ve yeminli bir Dersim dusmanidir. Bunu akilda tutarak ondan bahsetmekte yarar vardir.
Sevgen'in yazilari bilinen resmi asker bakisli yazilardir isteyen onlari bulur ve inceler. Ama cektigi resimler 1930 lu yillardaki Dersimi yansittigi icin son derece onemli fotograflardir.
Fotograflarin altindaki yazilar Sevgene aittir. Hemfikir olmasakta silmedik cunki; fotograflar hakkinda bazan dogru bilgi vermektedir. Nazmi Sevgen ve onun generasyonu Dersimlilere “Zaza” demekteler. Zaza kelimesi Dersimliler tarafindan pek sevilen bir kelime degildir. Dersimliler kendilerine Kirmanc derler.
www.dersim.biz (http://www.dersim.biz/)

wengesodiri
22-12-2006, 09:57 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/Secere2.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/Secere.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/1930_lardan_Dersimliler.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/Amerikadan_Lubnana_Dersimli.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:57 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/Ayran_Salliyan_Dersimli_Bir_Bayan.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/Cocuklar_ve_Kivreleri.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/Dersim_Mezar_Taslari_5.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/Dersim_Mezar_Taslari_6.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:58 AM
Dersim Nufusunun Statigi
1935- 1940 yillari arasinda 11851 insan kayip tabiiki bu turklerin isledigi Janosidin hacmini belirlemez ancak bize cok kucuk bir ip ucu verir..
Kaynak:Tunceli 1973 il yilligi (Tunceli valiligi)Sayfa 47
http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/clearpixel.gifhttp://www.dersim.biz/assets/images/DersimNufusStatik.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 09:59 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/belge1202.jpg
Celal Bayar Basbakanlik Donemi(1937-1939)
Nursen Mazici /Der Yayinlari/istanbul Sayfa 233


T.C
Dahiliye Vekaleti
Jandarma
Umum Komandanligi
BELGE 3
Ankara
4/6/937

Sayi:15146
Ozu:
Dersim Kiz ve Erkek
Cocuklarinin Yati Mekteplerinde Yetisririlmeleri

Kultur Bakanligina
Bu Gunlerde Dersimde ya pýlmaða baþlayan Ýslâhat meyaninda Türk keþafeti olan ve Dersimden oldukça uzak yerlerde kýz ve Erkek yati Mekteplerinin de açýlmasý ve bu mekteplerde Dersimden getirilecek olan beþ yaþýný doldurmus kiz ve Erkekler okutturulup böyütülmesi ve muvezi sarette yetiþtirilecek olan bunlar yekdigerile Evlendirilerek Baba ve Analarýndan mevrus enval ve arazileri içinde birer Türk Yuvasý kurmalarý temin ve bu suretle Türk Kültürünün Dersimde esaslý bir surette yerleþtirilmiþ olacaðý düþünülmektedir . Çunkü :
Dersim Halki kendilerini Horasandan gelmiþ ve Turk olduklarýný beyan ederler. Fakat (Kirmanc) denilen ve Fars bozmasý bir dille konuþan insanlarla fazlatemaslarý neticesi olarak her gün biraz daha ana dil karekterinden uzaklasmislar ve sihi alevilik ve bektasilik bunlar arasinda kolaylýkla da ragbet bulmuþtur
Dersimliler Kurt gibi konusan ve fakat henuz onun karekterini hazmetmiyen kendi akideler ile onu yenmege çaliþan ve Türk ile Kürt arasýnda kalmis bir cami'a halindedir . sayeni teessur olan en muhim nokta Dersim anasinin Dersim babasindan evvel kurtlesmeye baþlamasýdýr. Bunda en muhim saik erkeklerin Civarla temaslari neticesi Türkçeyi öðrenmelerine ragmen. Kadinlarin muhitlerinden bir yere ayrýlmamalari yüzünden bir kelime bile Türkçe konuþamamaktadýrlar, ve bundan ötürü da çocuklarýna Türkçe ogretememekteler.
Binaenâleyn kaninda Turk kaný ekseriyeti olan bu halk kütlesini geriye yani Milli varlýklarýna doðru çevirmek için alýnacak tedbirler meyaninda ufak çocuklarýn bu gibi leyli mekteplerinde yetiþtirilmeleri zaruri ve lüzumlu olduðu Vekâletimizce mutalaa edilmekte olduðundan muktezasina müsaade'i Devletlerini arzelerim ,


Dahiliye Vekili
S.Kaya

kolacik
22-12-2006, 10:00 AM
yanlýþ düþünüyrosunuz nasýl alevii katliamý deðil orada yaþayanlar aleviydi ne için mücadele verirlres versinle ama alevilerdi ...

düþün ben aleviyim, cinayet iþlerken polis bizi vurdu bu alevi katliamý mý olacak? alevilerin dokunulmazlýðý mý var?

wengesodiri
22-12-2006, 10:01 AM
Unutmamak Icin ...
Hic bir soze gerek birakmiyan turklerin Dersimde isledigi Jenosidin (soykirimin) tanigi bir fotograf… Katliam icin toplanan Dersimliler Kadinlar, Cocuklar... ve arkada ellerinde silahlari turk askerleri…Halvori Koyu 14 agustos 1938, 217 kisi katl edilmeden evel....
Kaynak : Mehmet Capanin Dere Laci Destani Album kapagi Bone Ma Arsivinden alinmistir
Etno Muzik Yapim istanbul 2005

wengesodiri
22-12-2006, 10:03 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/Halvoriye2.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/Halvoriye3.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 10:03 AM
Dere Laci’de turkler tarafindan esir alinip sonradan katl edilen Dersimliler...
elleri bagli olan No:5 Dere lacideki direnisin Senbolu haline gelen Hese Gewedir...
Kaynak: www.mamekiye.de (http://www.mamekiye.de/)

http://www.dersim.biz/assets/images/hese_gewe1.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/hese_gewe.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/hesegewe2.jpg

wengesodiri
22-12-2006, 10:04 AM
http://www.dersim.biz/html/fotograflar2.html

http://www.dersim.biz/html/kursunlanmisnumaralanmis.html

http://www.dersim.biz/html/hidirgoktas.html

http://www.dersim.biz/html/izmir_hapsinde.html

http://www.dersim.biz/html/jenosid_fotograflari.html

wengesodiri
22-12-2006, 10:08 AM
Kaynak Dersim Dergisi /Istanbul
yil 4 sayi 8 yil 1998
Sayfa: 26-32
http://www.dersim.biz/assets/images/torna_seyrizayi.jpg"SENÝN HÝLE VE YALANLARIN ÝLE
BAÞA ÇIKAMADIM BU BANA DERT OLDU,
KARÞINDA DÝZ ÇÖKMEDÝM YA,
BU DA SANA DERT OLSUN !"

Camale Yîdare Ismaili

Dedemin üç tane oðlu, üç tane de köyü vardý. Büyük oðlu babam Þýxhesen idi. Amcam Baba'dan sonra VVusen küçük kardeþti. Dedem; Aðdad'ta babam Zenka'da, amcam Baba bazen Aðdad'ta bazen Dere Arey'de kalýyorlardý.
Bir gün Zenka'da ki konaðýmýzýn altýnda ki çayýrda kuzu otlatýyordum. O zaman dokuz yaþýnda idim. Xozat yoluna bakýnca gözlerime inanamadým. Ýki yýldýr Elazýð hapishanesin de yatan babam geliyordu. Dedeme doðru avazým
çýktýðý kadar baðýrdým.
-Bawooo, bawoo; babam geliyor.
Dedem; þaþkýn ve sevinç ile karýþýk bir
duygu ile ayaða kalktý,
sivigin ucuna ilerledi. Elindi ki kehribar tespihleri þaklatarak, babamýn geliþini izledi. Babam yaklaþýnca konaðýn içinden yürüdü salonu geçti, kuzey tarafta dað ile konaðýn arasýndan geçen arkadan akan su ile yüzünü yýkadý. Ayaða kalkýp, babama doðru yürüdü, kucaklaþýp hasret giderdiler. Baba oðul hiç konuþmadan konaða dönüp hevvliye de oturdular. Ben ürkek bir vaziyette merakla gidip birkaç metre uzakta durdum. Hal hatýrlarýný sordular ama dedem çok düþünceli gözüküyordu. Babamý iyice süzen dedem, dedi ki
-Oðul...! Senin hapishane günlerin hala bitmiþ deðil, nasýl oldu da Aptullah Paþa seni saldý?
Babam dedi ki Babacýðým; Aptullah Paþa beni þartlý tahliye ettirdi, dedi ki: "Eðer gidip babaný teslim olma konusunda ikna edersen, Elazýð arazisinin yarýsýný senin üstüne tapularým, seni de Elazýð encümeni
sen,
tane dükkan alýrým" dedi. Bende; "Ben evli bir insaným, bizim töremiz de ikinci bir nikah düþmez" dedim.
Dedem eli ile ak sakalýný topladý, üç defa aðzýna götürdü getirdi, çenesinden aþaðý sývazlayarak dedi ki:
-Belli ki sen hükümetin somun ekmeðini çok yemiþsin oðul. Bize reva görülen fetmandýr, soykýrýmdýr. Onlarýn bütün derdi beni ve halkýmý teslim almaktýr. Ben teslim olsam da akibetim iptir, teslim olmasam da iptir. Ama teslim olmamý gerektirecek bir sebepte yoktur.
Bu mesele artýk hiç konuþulmadý. Babam da Elazýða dönmeme kararý aldý. Sonra asker Dersim daðýna geldi, biz hepimiz yollara düþüp daðlara ormanlara kaçtýk. Zenka'dan yola çýktýk. Bizim aile fertleri Rayber ve ailesi, Saan Aða, VVeli Aða ile beraber Týlage köyüne vardýk. Dedem; Saan Aða ve diðer arkadaþlarý ile yan yana oturup durum deðerlendirmesi yapýyorlardý. Bazen Týlage köyünün üstündeki Koe Bokýre'ye çýkýp dürbün ile çevreyi kontrol ediyorlardý. Orda bir hafta kaldýktan sonra, Aðdad tarafýna gitmeyi,
Sultanbaba tarafýnda daha güvende olabileceðimizin kararýný aldýlar. Çheme Munzuri'yi geçtik, Topatan da kalýp saklandýk. Aliþer Efendi de bizden biraz aþaðýda baþka bir maðarada saklanýyordu. Annem ve diðer aile fertleri kendi aralarýnda konuþtular, dediler ki:
-Sey Rýza Al iþere demiþ ki: "Burdan çýkýp baþka bir devlete gitmen daha hayýrlý olur. Bu bizim içinde senin içinde gerekli olan bir þeydir. Ayný zaman da bir görevdir, bunun tartýþmasý da olmaz. Bize reva görülenlerden Dünyayý haberdar edeceksin. Benim adýma her þeyi konuþup adýma imza atabilirsin/'
Konuþtuklarý günün ertesi, Aliþer Efendi'nin kaldýklarý maðara da kaz kesip kýzarttýklarýný ve yol yemeði için hazýrladýklarýna þahit oldum. O gün; dedem dürbünü ile çevreyi kontrol ediyorken dedi ki:
-Silahlý üç adam geliyor, biri Zeynel'dir. Ya bizi öldürmeye geliyorlar, yada Aliþer için gidiyorlar.
O gün dedem sinirli ve merak için de ayakta gezindi durdu. Akþam davarý gelmek üzereydi ki silah sesleri geldi. Çaðýrdýlar dediler ki: Efendiyi vurmuslar
Sýzlamaya baþladýlar. Çünkü; Aliþer Efendi sýradan bir adam deðildi. Babam ve dedem onu çok seviyorlardý. Saçlarýný yolup kendilerini yerden yere atýyorlardý. Dedem yüksek ses ile katillere hakaret ve beddualar edip dedi ki: •
-Zeynoooo.A Kahpe..., Þýmýrrr. Yaptýklarýn sana
kar kalmasýn oðul......./ Sen sele kapýlasýn,
yýldýrýma denk gelesin. Ben seni bu karþýmdaki Sultanbaba'ya havele ediyorum. Onlar Al iþerin kellesi ile yetinmeyecekler, benim kellemi de isteyeceklerdir.
Zeynele Ali, Vonk'lu Efendi ve bir kaç adam ile gidip Aliþer ve Zarife Xatun'u vuruyorlar. Zeyneli kandýran Rayber'dir. Rayber bir taraftan Koe Sýncýke'de askeri birlikleri saldýrýyor. Diðer taraftan gidip bu iþi Zeynele yapýyor diye þikayet ediyor. Zeynel'ede " Senin fermanýný çýkarmýþlar gelip tesim olursan seni affederler". Sonradan Zeynel'e Çheme Muzýri'de bir randevu veriyor. Buluþtuklarýmda Zeynel taþlardan bir yýðýn yapýyor. Bu taþ yýðýnýndan tek bir taþ alarak atýyor. Zeynel'e diyor-ki: "Birþey oldu mu? Zeynel bir anlam vermeyince Rayber ayaðý ile bütün taþlarý daðýtýyor ve diyor ki : "Bak Zeynel bu taþ yýðýný Dersim halkýdýr. Askerler Al iþer'in kellesini istiyorlar. Bu bir tek taþ Aliþer'dir. Bunu öldürürsen Dersim halkýný kurtarmýþ olursun, öldürmezsen asker bizi bu taþlar gibi daðýtacak."
Bu olaydan sonra biz bir gece orda kaldýk. Ertesi sabah kardeþim Sahider Aðdad'a gidip katýrlarý getirdi. Biz eþyalarýmýzý yükleyip oradan ayrýlarak, Laçina tarafýna geçtik. Laçina'da yaþayan köylüler bizim taliplerimizdi, dedemi de çok seviyorlardý. Biz Dere Laçina' da bir hafta kaldýk, bütün ihtiyaçlarýmýzý taliplerimiz karþýlýyordu. Bir gün dedem sabah erkenden uyandý, babama çaðýrdý ona o günkü rüyasýný anlattý. Dedi ki:
-Oðul..! Ben bu gün bir rüya gördüm. Rüyam da bir diz boyu kýrmýzý kar yaðmýþ. Öyle görülüyor ki bizi ailece burda imha edecekler. Beni dinliyorsanýz Laçina Köyüne gidip katýrlarý getirin biz burdan göçüp Munzur Daðý tarafýna gidelim.
Babam hiç bir zaman dedemi kýrmaz, karþý gelmezdi. O gün yine sesini çýkarmadý. Annem o ara hamile idi, dedi ki:
-Xýzýr korusun, ben bir adým atacak halde deðilim. Öldüreceklerse de gelip burda kedi yavrularý gibi imha etsinler. Biz her gün dað, taþ, orman demeden aç sussuz nereye kadar gideceðiz.
Annem öyle deyince dedem sinirlendi, ama bir þey demeden bastonunu alýp bizim kaldýðýmýz derenin üstünde ki yamaca týrmanýp epeyce yüksek bir tepeye çýktý. Babamýn da dizlerin de romatizma vardý sancý yapýyordu. Kalkýp biraz uzakta ki çeþmenin yakýnýna gidip oturdu. Kardeþim Sahider ve amcamýn oðlu Alisan'da babamýn yanýna gittiler. Saat sabahýn dokuzu olmuþtu ki, bize çobanlýk yapan Wusene Beji geldi, dedi ki:
-Beni Sey Rýza gönderdi, diyor ki: "Sakýn yerinizden kýmýldamayýn, gidip katýr falanda getirmeyin. Askerler bizi çembere almýþlar. Laçina kuþatýlmýþ, çýkýþ yolu da yok".
Akþama kadar öyle heyecan için de bekledik. Akþam saat beþ sýralarý annem dürbün ile baktý, dedi ki:
-Ýþte, süvariler buraya doðru geliyor...!
Bizim yanýmýzda da bir köpek var. Abase Sesbeçik'in eþi küsüp bizim yanýmýza gelmiþdi. O köpek de onun ile gelmiþdi. Annem tekrar dürbün ile bakarken dedi ki:
-Korkmayýn, askerler atlarýný geri çevirdi, Ovacýða doðru yöneldiler

wengesodiri
22-12-2006, 10:08 AM
Ýþte tam da o sýra da köpek yerinden fýrlayýp havlamaya baþladý. Biz orada babam dýþýnda hepimiz, kadýn ve çocuktuk. Kimse de silah falan da yoktu. Yaklaþýk kýrk kiþiydik. Çukur bir yerde, hepimiz yan yana ormanýn içinde birbirimize sarýlmýþ oturuyorduk O arada iki tane asker bize doðru geldi. Annem yerinden kalktý, ellerini havaya kaldýrdý, dedi ki:
-Teslim, teslim...!
Bir asker dedi ki:
- Vurun...! Ateþ... / Ateþ....!
Üstümüze öyle mermi yaðdýrdýlar ki, sanki gökyüzünden dolu yerine mermi yaðýyordu. El ile bomba atýp baðýrýyorlardý. Geriden gittikçe asker gelmeye baþladý. Bir ara kardeþimin elinden tutup gruptan ayrýlmayý düþündüm, annem ellerimden tutup yanýna diz çöktürdü. Ýki askerin ateþi devam ediyorken ben kenefimi bir çarþýr filizinin arkasýna attým. O, ara askerler babamýn durduðu yere ilerlediler, orda bir askerin; "Can kurtaran yok mu?" dediðini duydum. Bütün askerler o tarafa hücum ettiler. Askerler babam ile dedemi arayýp duruyorlardý.Makineli tüfek sesleri, Laçina deresinde inlerken ben yüzüstü yere yattým. Barut kokusu ile aðaçlardan kopan dallar, yaprak kokularý, yanýk ot kokularý ile çýðlýklar birbirine karýþtý. Her taraf toz ile duman arasýnda kalmýþtý. Silah sesleri yeri göðü inletiyordu. Ölümüne yere yatýp bekledim, seslerin kesildiðine emin olunca ayaða kalktým. Çevrem de derin bir sessizlik hakimdi. Baðýrmak istiyorum sesim çýkmýyordu. Bir hayalet gibi ayakta durup iki adým atýnca, halam Leyle'nin sað olduðunu gördüm. Ayakta duruyordu, beraber cesetlerin üstüne gittik. Çevremize bir göz gezdirince korkunç bir manzara ile karþýlaþtýk. Bütün aile fertlerimiz katledilmiþ ot yýðýný gibi üst üste atýlmýþlardý. Kýrka yakýn insan cesedi vardý, bunlar; annem, halam, yengem, amca çocuklarý
ve diðer akrabalarýmýzda Cesetlerin içinde bir inleme sesi duyduk, ona doðru yaklaþtýk, halam Sebra'nýn yaralý olduðunu gördük. Biz ayakta durup çaresizlik ve þaþkýnlýk ile bakarken, o bize dedi ki:
-Canlarým....! Yönümü kýbleye çevirin.
Halam Leyle dedi ki:
-Ablacýðým; ben kýbleyi bilmiyorum.
Sebra; inleyerek dedi ki:
s -Bak kardeþim; güneþ sabah hangi taraftan doðuyorsa kýble orasýdýr, yüzümü güneþin doðuþuna çevirin. Biraz su getirin dudaklarýma sürün. Bir pusu alýn çenelerimi baðlayýn. Annemin þalýnýn ucunda on üç tane altýn saklý. Onlarý alýn, ölmeyip sað kalýrsanýz, ayaðýnýz yabancý bir þehre düþer bu altýnlar sayesin de belki bir ekmek alýp karnýnýzý doyurursunuz. Bu gece de burada cesetlerin yanýndan uzaklasýn, gece korkarsýnýz.
Halam öyle konuþup dururken bizim göz pýnarlarýmýz kurumuþ, donup kalmýþtýk. Bir ara halam Leyle, bize çok yakýn olan dereden su getirmeye gitti. Oradan çaðýrdý, dedi ki:
-Ablacýðým, cesetlerin kaný dereye akmýþ, su kýpkýrmýzý kan gibi, getirebileceðim su yok.
Halam Sebra yüzünü bana çevirdi, dedi ki:
-Kýzým, Leyle'yi çaðýr gelsin, su yoksa beklemeyin, gece olmadan çabuk ayrýlýn.
Halam Leyle geldi, bir pusu aldý ablasýnýn çenelerini baðladý. Gitti annesinin belinde sarýlý bulunan bel kuþaðýný açýp, söz konusu altýnlarý aldý, oradan ayrýldýk. Rast gele ormanýn içinden yürüdük Karanlýk çöktü, bir köye yaklaþtýðýmýzý havlayan köpek seslerinden anladýk. Býrdo köyüne varmýþtýk. Bir evin yakýnýna vardýk, evin içinde Türkçe konuþulduðunu anlayýnca ben korkudan vazgeçip geri döndüm. Halam Leyle, ile oradan bir birimizden ayrýldýk, o köye gitti ben ormana döndüm. Epey yürüdüm, el yordamý ile ormanýn içinde fazla yürüyemeyeceðimi anlayýnca yere diz çöküp oturdum. Kurt veya ayýlarýn gelip beni yiyeceði endiþesine kapýldým. Geldiklerinde bari gözlerim ile görmeyeyim diye fistanýmý baþýmýn üstüne atýp gözlerimi kapattým. Uyandýðýmda gün aydýnlanmýþ sabah olmuþtu. Ayaða kalktým, bir yerlere yürümek istedim fakat; vücudumun her yanýnýn sýzladýðýný hissettim. Her tarafý sis basmýþ gibiydi, yürümekte zorlandým. Sonradan çevremi
kontrol ettiðimde, akþam üstümüze atýlan bombalarýn parçacýklarýnýn ufak yaralara sebep olduðunu ve gözlerime etki yapýp buðu yaptýðýný fark ettim. Kurþunlar tam isabet etmemiþ bir kaç yerimi çizmiþ, aðýr bir yaram yoktu. Rast gele yürümeye baþladým Bir yere vardýðýmda Laçina köyünün davarlarýnýn otladýðýný gördüm. Davarlarýn otladýðý yere yönelip yürüyünce aniden silahlar patladý. Ben kaçtýkça etrafýmda yere deðen mermilerin etkisinden toz kalkýyordu. Tahminen sabah saat dokuz sýralarý idi. Davar çobaný beni görünce bana çaðýrdý, dedi ki: "Sen erkek misin, kýz mýsýn ?. Askerler seni vurmadan çabuk davarýn içine koþ, kendini kamufle et". Adamcaðýz benim yüzümden öðlen vakti olmadan davarlarý Laçina Yaylalarýna götürdü. Beni VVusene Adýli'in kýl çadýrýna götürüp yaralarýmý yýkayýp temizlediler. Güç ve kuvvet versin diye tere yaðý eritip bana içirdiler. Yaylalar; düz, yüksek ve hakim bir tepeye kurulmuþtu. Ýki adat askeri çadýrda yaylalarýn karþýsýnda kurulmuþtu. Bir ara ev sahibi bana dedi ki:
-Karþýdan iki atlý asker geliyor, her halde seni gördüler. Seni açýkça koruduðumuzu bitmesinler. Korkma! Gel çadýrýn dýþýna çýk, þu ilerde ki tarlanýn arkasýnda çalýlarýn arasýnda saklan. Biz seni çaðýrýnca gelirsin kýzým. dedi.
Ben gidip" saklandým. Askerler yaylalara gelip muhtarý çaðýrdýlar.

wengesodiri
22-12-2006, 10:09 AM
Muhtara bu yakýnlarda bir çocuk gördüklerini, ateþ edince davarýn
içine karýþýp yaylalara geldiðini tahmin ettiklerini teslim etmedikleri takdirde Seyit Rýza'nm ailesini barýndýrmaktan suç iþlemiþ sayýlacaklarýný anlatmýþlar. Muhtar onlara yemek yedirip geri göndermiþ. Onlara kýzý bulduðu taktirde getireceðini anlatmýþ. Muhtar gelip beni buldu, dedi ki:
-Bak kýzým gel beraber askerlerin çadýrýna yürüyelim. Sen oraya yakýn bir yerde saklan, ben gitdip çadýrlara kavuþtuktan birkaç dakika sonra gel.
Ben muhtar ile beraber yürüdüm, asker çadýrlarýna yakýn bir yerde ormanýn içinde saklandým, bir saate yakýn bekledim, sonra muhtarýn peþinden çadýrlara vardým. Yüzbaþý beni sorguya
aldý. Türkçe konuþtu ama ben bilmediðim için muhtar tercüme etti. Dediler ki;
-Adýn ?
-Cemila.
-Baba Adý ?
-Þýxhesen.
-Dede adý ?
-Sey Rýza.
-Kim sizi saklayýp, ekmek verdi ?
Sesini çýkarmayan yüzbaþý, düdük çaldý. Askerler yere kazýklarla baðlý atlarýn kazýklarýný çekip getirdiler. Akþam gün batmak üzere idi. Yüz baþý beni arkasýnda ata bindirdi, atý sürdü, Çexperiye'nin üstünde bir daða vardýk. Orda bir alay vardý. Beni attan indirdi. Çevreme þöyle bir göz attýðýmda, gözlerime inanamadým. Bir yer kazýlýp düzeltilmiþ, orda babamýn kesik baþý duruyordu. Gözlerim o noktaya çakýlý kalýnca, bana sordular,
-Tanýyormusun?
Baþýmý sallayýp onayladým.
-Kimdir, bir þeyin oluyor mu?
-Babamýn baþýdýr.
Yüzbaþý askerlere emir verdi:
-Þu Nerimane'yi getirin.
Ablamý getirdiler, bana onu tanýyýp tanýmadýðýmý sordular. Ablam olduðumu söyledim. Yüzbaþý muhtara döndü:
-Nasýl oluyorda biz sorduðumuz da
Nerimane inkar ediyor, Cemila da
babasý olduðunu söylüyor? Muhtar dedi ki:
-Komutaným ..I Bu kýz büyüktür, korktuðu için inkar ediyor. Bu diðeri de küçük olduðu için çekinmeden söylüyor. Gerçek odur ki ikisi de Þýxhesen'in kýzlarýdýr.
Benden önce, ablam Nerimane'yi, Teslim'in altý aylýk oðlunu, Ali Abase Sesbeçik'in hanýmýný sað yakalayýp alaya getirmiþler. Dedemin akibetini de bilmiyorum ama onun kurtulduðunu söylüyorlardý. Askerler bize kumanya çýkarýp verdiler, ama kimsenin bir lokma yemek yutacak hali yoktu.? O arada Gezer Xatune oraya geldi. Hemen alay kumandanýna çýktý, dedi ki:
-Kumandan bey; ben bu yetimleri götürüp üstünü baþýný yýkayýp yaralarýný sarmak istiyorum.
Alay kumandaný:
-Gezer haným, bunlarý götürmek istiyorsun ama biri kaybolursa sorumluluk altýna girip baþýna iþ açarsýn.
Gezer Hatune de:
-O sorumluluk bana aittir, bunlara ben kefilim. Götürüp yarýn tekrar geri getirip teslim edeceðime söz veriyorum dedi.
Gezer Xatune bizi o gece katýrlara bindirip yaylalarýna götürdü. Hemen yarýcýlarý ve adamlarýný topladý, kazanlar kurup bize banyo yaptýrdý, çamaþýrlarýmýzý yýkadý. Yaralarýmýzý temizleyip sardý, yemek yedirip karnýmýzý doyurdu. Bir gece bizi misafir etti. Ertesi sabah tekrar aldý getirip alaya teslim etti kumandaný bizi ayný gün alýp
Qereðlan karakoluna götürdü. Oradaki karakol komutanýna: "Bunlar burda bir hafta kalacak, biz telefon ettiðimizde Xozat'a Merkez alay komutanlýðýna getireceksiniz", dedi. Müdürün evinde kaldýk, ikinci gün müdür dedi ki:
-Annenizin cenazesini Rayber tabut ile buraya getirmiþ.
Ablam cenazeyi görmek için yalvardý. Annesinin cenazesini görmek istediðini söyledi. Ama müdür; bir daha tabutu açmamamýz gerektiðini ve bütün ailenin cenazeleri Xozat'tan istenmesine raðmen sadece annenizin cenazesinin götürüldüðünü anlattý, ve dedi ki:
-Babanýzýn cesedinin baþý kesik olduðu, için yüzbaþý göndermeyi gerek görmemiþ.
Dört gün sonra Rayber gelip bizi Xozat'a götürdü. Sýlemane Feci'nin evinde bir gün kaldýk. Ertesi sabah Rayber bizi merkez karakoluna götürdü, ifadelerimiz alýndý. Rayber bizim onlarýn yeðeni ve ailesinin yetimleri olduðunu ve kendisine býrakýlmamýzý istedi. Kumandan bizi Raybere teslim etti. Rayber bizi alýp Pýxamiye köyüne götürdü. O kýþý orda geçirdik. Bir yi sonra bizi alýp Zenka'ya getirdi. O, yaz 38 geldi.
RAYBER'ÝN AKÝBETÝ
38'in yazý aylarý idi, Xaçeliye köyünde kalýyorduk. Rayber eþi Menese'den sona ikinci bir haným ile evlenmiþti. Yeni eþi; Xozatlý Memed Alie Weþ'in torunu idi. Rayber; bir gün Sin karakoluna
idip geldi. Eþini çaðýrdý, dedi ki:
-Sin'e gittim, her taraf karýnca gibi asker kaynýyor. Gökten yaðmur yaðsa, bir damlasý yere düþmez. Her tarafa çadýr kurulmuþ. Müdür de beni çaðýrdý, dedi ki. "Rayber, Bu asker daðý taþý tarayacak, Dersim'in daðýnda bir canlý insan kalmayacak. Eðer beni dinliyorsan, git oðlun Ali Heyder'i de al gel. Ne kadar kýymetli eþyan ve paran varsa getir bana teslim et, ben sizi kurtaracaðým.
Rayber o gece bütün kýymetli eþyasýný getirip bir heybeye koydu. Bir heybenin ......askerler babasýný bir bat- bir tarafý altýnlar ile doldu. Öbür
taniyeye sarmýþlar karþýlýklý tarafýna diðer kýymetli eþyasýný tutmuþ sallýyorlar. Etrafýnda koyup dikince, kaynanam
Yarýcýlara da haber ver, yarýn her evden birer kiþi katýr alsýn bizim ile Deste'ye gelsin.
Kaynanam Zekina çok zeki ve gelecekte olacaklarý tahmin edebilen bir kadýndý. Sabah hemen Polat'ý alýp saklanmasý için daða yolladý. Rayber'in on sekiz yaþýnda bir oðlu vardý, adý Ali Heyder idi. Ama dünya da onun gibi yakýþýklý, babayiðit ve zeki bir delikanlý idi. Ali Heyder teslim olma taraftarý deðildi, kaçmak istedi babasý býrakmadý. Babasý; müdürden söz aldýðýný kendilerine zarar gelmeyeceðini anlatýp ikna etti. Rayber evini katýrlara yükledi, Cemila, Abas Teslim'in annesi Ana Zeynebe ile yola düþüp gitti. Yol Boruca ile Metersa'dan geçiyor. Qeremane Memedi, Salman Aða ve Xeycan Xatune Boruca da yola çýkýp onlarý karþýlýyorlar. Rayber'e diyorlar ki:
-Rayber..! Sen düðüne mi gidiyorsun ? Bu biricik oðlunu, ihtiyar kadýnlarý ve kýzlarý alýp ölüme götürüyorsun. Bu sevdadan vazgeç, sen hala akýllanmadýn mý?
Rayber söylenenlere kulak asmýyor, yola devam ediyor. Ama, Salman Aða çok gayret sarfedince, Cemila, Polat ve Abas'm eþya ve davarlarýný Zenka'ya geri yollamayý baþarýyor. Rayber; inatla yola devam ediyor, Deste'in tepesinden çýkýnca, doðru müdürün çadýrýna yöneliyor. Elinde bulunan altýn ve teðerli eþya dolu heybeyi nahiye müdürü'nün çadýrýna indiriyor. Ali Heyder dükkana girip atýna yedirmek için bir kilo çigitsiz üzüm alýyor. Atýný götürüp kazýðý yere çakýp yemliðine üzümleri koyup geri dönüyor. Dönüþünde çýðlýk sesleri duyuyor. Sesin kendi babasýna ait olduðunu anlýyor ve o yöne doðru koþuyor. Bakýyor ki bir çadýrýn içinde, askerler babasýný bir battaniyeye sarmýþlar karþýlýklý tutmuþ sallýyorlar. Etrafýnda duran askerlerde battaniyenin içindeki babasýný süngülüyorlar. Her süngüleyiþ ce yanýnda bulunan Diyab Aða'nýn kýzý Ana Zeynebe baðýrýyor. O, baðýrdýkça sesi duyulmasýn diye etrafýndaki askerlerde baðýrýyor. Ali Heyder; korkunç infaz sýrasýnýn kendisine de geleceðini anlýyor. Atýna doðru koþup yere çakýlý kazýða asýlýyor, kazýk çekilmeyince zaman kaybediyor. Onu kovalayan askerlerin yaklaþtýðýný görüyor ve yaya kaçmaya çalýþýyor. Þimdi kýþla yapýlan ve yatýlý okul olan yere yakýn bir yerde nöbet tutan bir er ateþ edip, Ali Heyder'i vuruyor, ama yaralý kalýyor. Askerler onu ayaklarýndan tutup yerde sürükleyerek, babasýný öldürdükleri yere kadar çekerek getiriyorlar, orda ölüyor.

wengesodiri
22-12-2006, 10:10 AM
Rayber'in gittiði gün beraberindekiler ile öldürüldükleri haberi Zenka'ya ulaþýnca hepimiz davarlarýmýzý malýmýzý býrakýp tekrar ormanlara, daðlara kaçtýk. Polat ile ablam Nare Aðdad'a gittiler. Er Mýstafa onlarý alýp Koe Birmo tarafýna götürüp saklamýþ. Biz üç gün ormanda kaldýktan sonra Rengule de Ismaile Heseni'nin evlerinin altýnda ki sýðýnakta saklandýk sýðýnak dar bir yerdi, rahat hareket edemiyorduk. Bize iki adet palaz serdiler, üç tutam mum verdiler yirmi dört saat kaldýk. Ertesi gün Ana Melek'i gelip çýkýþ yerine konan taþ salý týklattý, dedi ki:
-Ýki adet atlý asker dört nalla Mezela Laike Aðay'de çýktý buraya doðru geliyorlar. Ya bizi katledecekler, ya da geçip Muskurage tarafýna geçip Koe Bokýre'ye gidiyorlar. Becerebiliyorsanýz, burdan çýkýp kaçýn.
Sýðýnaðýn üstündeki salý devirdik. Çýkýþ yeri dar olduðu için teker, teker sürünerek sýrtüstü veya yan çýkabiliyoruz. Zaman kaybetmemek için acele ediyoruz, ve atlý askerler bize çok yaklaþmýþken onlara görülmeden evlerin arkasýndaki dereden batýya doðru kaçmaya baþladýk. Biz Rengule sakinleri ile beraber kaçarken, korku ve heyecandan çocuklarýný býrakanlar oldu. Dere Bend'ye kavuþtuðumuzda Xele Lýl'i gelip bize yetiþti, dedi ki:
-Kendinizi boþa yormayýn. Gelen askerler Salman Aða'yý öldürmüþler. Koe Bokýre'ye geçtiler.
ALAY KUMANDANI CEVDET SUNAY, MENES XATUNE ÝLE KANKARDEÞ OLMUÞTU
Biz Dere Bend'de birkaç gün saklandýk, sonra Salman Aða'nýn yarýcýsý Xýde Xuni çýkýp yanýmýza geldi. Kendisinin Xeycan Xatune'nin gönderdiðini, Menes Xatun ve yanýndakiler geldiði taktirde onlara yardýmcý olmak istediðini, bütün tehlikelere raðmen ölünceye kadar destek olacaðýný anlattý. Bizim köyden Alie Mene bu görüþe karþý çýktý. Menes Xatune'nin bizim aþiret mensubu olduðunu onu pekala hala koruyabileceklerini öne sürdü. Alie Mene bizi alýp Kerte Sae de saklanan köylülerimizin yanýna götürdü, orda saklandýk. Rayber'in eþi Menes Xatune, Alie Mene'yi yiyecek için Seypertage'ye gönderdi. Seypertage'liler bir teke kesip bir tuluk ayran ile bize gönderdiler, bir torba dolusu da arpa ekmeði yollamýþlardý. Ertesi gün Alie Mene Bizim köy Xaçeliye/ye gitti. Geldiðinde dedi ki:
-Menes Xatun......./ Bizim köyün ekini hala
duruyor, yakýlmamýþ. Senin kankardeþin Cevdet de sizin evin kapýsýný kýrmýþ. Altý kilo bal ile tereyaðýnýn parasýný ýsma Kore'ye vermiþ, sana da bu pusulayý yollamýþ.
Kaðýdý çýkarýp Menes Xatun'a verdi. O, pusulayý okuma yazmamýz olmadýðý için kimse okuyamadý. Sonra anlaþýldý ki, Menes Xatune'ye
Kankardeþi Cevdet bir pusula yazmýþ. Gelip evinde kalabileceðini, kimsenin ona zarar vermeyeceðinin yazýldýðý anlaþýnca biz çýkýp Xaçeliye'ye gittik. O zaman köyün muhtarý Sebýr idi. Bir gün Ýmame Laç'i Deste karakolundan Çaqe 'yi istediklerini söyledi. Ýmam ile Sebýr Çaqe'yi alýp götürdüler, geri geldiklerinde Çaqe yoktu. Onu sürgüne göndermiþler. Menes Xatun'u da istediler. Menes Xatune, Töse Celeb'i ile Meme Muþi'ye haber yolladý. Onlar gelip eþyalarý emaneten teslim aldýlar. Davarlarýný da Ýmame Laç'iye teslim etti. Üç adet kuzu kesip yol yemeðini hazýrladý. Gidip teslim olacaktýk. O gece, Aðdad'tan Abasa aþiret mensuplarý ile Cüware bizim eve geldiler. Sürgüne gitmemize engel oldular, bizi alýp Çheme Muzýri'in tarafýnda bir ormana götürüp sakladýlar. O zaman zaten ekmek kýtlýðý vardý, askerler de ekinleri yakmýþtý. Biz yanan ekinden arta kalan kavrulmuþ buðday tanelerini toplayýp, el deðirmeninde öðütüp un haline getiriyorduk. Daðlarda bir ay kalýnca tekrar Xaçeliye'ye döndük. Artýk sonbahardý, kýraðý yere atmýþ havalar soðumuþtu. O yýl kýþý köyümüz de geçirdik, yaz mevsimi geldi, hükümet bizi Çorum'un Sungurlu kasabasýna sürgün etti. Orada ki aleviler bizi çok seviyordu. Bize yiyecek ve diðer yardýmlarda bulundular. Altý yýl orada kaldýk, af çýkýnca yine Dersime döndük.
DEDEMÝ ASTILAR
Dedem Dere Laçina'daki katliamdan sað kutrulmuþtu. Sonra Erzincan Valisi iki elçi ile ona bir mektup yolluyor. Dedem bir katýra binerek Týlage'li Rize Bert'i ile Erzincan valisiyle görüþmeye gidiyor. Yolda tanýnmasýn diye baþýný bir puþi ile sarýyor. Erzincan yolu üzerinde bir köprü de nöbet tutan askerler ile karþýlaþýyorlar. Askerlere diþi aðrýyan bir köylü olduðunu ve doktora gitmek istediðini söylüyor. Puþi açan askerler aksakallý biri olduðunu görünce þüphelenip sorguya çekiyorlar. Üst aramasýnda bir tabanca çýkýnca tutukluyorlar. Dedem Sey Rýza olduðunu ve Erzincan valisiyle görüþmek için geldiðini itiraf ediyor. Erzincan'dan Elazýð'a götürürlerken dýþarda toplanan halka doðru dönerek "Yalancý hükümet!" diye baðýrýyor. Daha sonra y/Fy Erzincan ben bir tek Rýzoyum seni üç defa kurtardým. Sen beni bir defa kurtaramadýn. Dileðim o ki sen zelzele
olasýnf/ diyor.
Dedemi 37'nin sonbaharýnda Elazýð Buðday meydanýnda astýklarý zaman yetmiþ yaþýný aþkýndý. Halvoriye toplantýsýný gerekçe gösterip yedi aþiret reisini de onunla beraber astýlar. O zaman hapishanede gardiyan Mustafa ismin de bir adam varmýþ. Dedem asýlmadan evvel onu çaðýrýp demiþ ki: ''Mustafa; bu paltomu al, içinde sol omuz içinde dikilmiþ altýnlar var. Bunlar annenin sütü gibi sana helal olsun. Çünkü bana çok hizmetin oldu. Yalnýz benim konuþtuklarýmý bizim insanlara anlat".
Mustafa sonradan bizim aileden birini çaðýrdý, dedi ki, Sey Rýza hapishanede iken bir adam geldi. Bu adam Dersimli idi ve onlarýn üzerine ifade vermek için çaðrýlmýþtý. Sey Rýza bu adamý yanýna çaðýrdý; dedi ki:
-Sen bir zamanlar davar tacirliði için bizim eve geldin. Þu kadar keçi aldýn, parasýný ödemedin, doðrumu ?
Adam Sey Rýza'yý onaylayýnca, Sey Rýza dedi ki:
-Borcunu öde öyle git ifade ver.
Adam cebinden bir miktar kaðýt para çýkardý, Sey Rýza'ya verdi. Sey Rýza paralarý alýp saydýktan sonra yýrtýp yere attý. Sonra bir adam Ankara'dan geldi. Sey Rýza onu görünce:
-Sen Ankara'dan beni asmaya mý geldin ?
Adam baþý ile onaylayýnca, Sey Rýza o adama dedi ki:
-Sen Ankara'ya gidince, deki : Ben senin hile ve yalanlarýn ile baþa çýkamadým, bu bana dert oldu. Ama; bende senin karþýnda diz çökmedim ya, bu da sana dert olsun.
Sey Rýza Dar aðacýna yürürken de dedi ki.
-Evvlade Kerbelayme, be xetayme, ayýbo, zulmo, qetýlo...!
Dedemi astýktan sonra da cesedini yakmýþlar, külünü Çorçuk köyü tarafýnda bir daða serpmiþler. Demiþler ki: "Bu adamýn cesedi yakýlmazsa, bunun mezarýnýn üstünde ot yeþerir. Bu otu yiyen keçi ve koyun gibi hayvanlar süt verir. Bu sütü içen insanlarda Sey Rýza gibi düþünürler, yarýn öbür gün baþýmýza bela olurlar"

wengesodiri
22-12-2006, 10:11 AM
ÞÜKRÜ LAÇIN'ÝN YAÞADIKLARI
Kaynak:Belge ve taniklariyla Dersim Direnisleri
M.Kalman Sayfa 406-414 /1995 istanbul

1938'de 13 yaþýnda olan Þükrü Laçin, anýlarýnda Dersim katliamýna deðinir.
Þükrü Laçin ne yazýk ki Kürt ulusal sorununu kavrayamamýþ. Der-sim'deki geliþmeleri tüm Kürdistan'da uygulanan politikadan soyutlamýþ. Sonraki yýllarda da Dersim'deki geliþmelerin nedenlerini cevapla-yamamýþ.
Þükrü Laçin'in konuya iliþkin anlatýmlarý þöyle;(Þ.Laçin,Dersim îsyanýnda Diyarbakýr'a Ist.-1992)
".... Aðustos ayýnýn sýcak bir günü idi. Ekinler biçiliyordu. Köylülerin kimi tarlada, kimi harmanda, herkes ektiði birkaç dönümlük tarladan alacaðý ürünü bir an önce ambara taþýmanýn çabasýnda.. Böyle bir günün akþamýydý. Köylüler hep bir araya toplanmýþlardý. Ben de aralarýna katýldým. Konuþuyorlardý; 'Askerler çayýn geçit olan çeþitli yerlerine çadýr kurdular' diyorlardý. Kimi telaþ, kimi heyecan, kimi kuþku, kimi de korku içinde olduðu yüzlerinden okunuyordu. 'Acaba askerler çayýn kenarýna ne zaman ve ne için çadýr kurdular?' diye birbirlerine kuþkuyla soruyorlardý/Ancak askerlerin ne zaman ve ne için oralara çadýr kurduklarýna bir anlam veremiyorlardý. Çayýn geçit olan yerleri denetim altýna alýnmýþtý ama, kimsenin bundan haberi olmamýþtý.
Oysa ki köyümüz çayýn tam kenarýndaydý. Aðustos'un kavurucu sýcaðýnda serinlemek, günün her saatinde yorgunluðu gidermek için çocuk yaþlý, genç erkekler zaman zaman çaya iner, yýkanýr ve serinlerlerdi. Özellikle çocuklarý günün her saatinde çay kenarýnda görmek olasýydý. Çocuklarýn kimi yýkanýr, kimi kuma uzanýr, kimileri de birbirleriyle dalaþýrlarch. Çay, ç?.y kenarýndaki çocuklarýn îek eðlence yeriydi. Böyle olmasýna karþýn askerlerin çay kenarýna ne zaman çadýr kurduklarý kimselerce görülmüþ deðildi. Askerlerin böyle sessiz sedasýz gelip oralara çadýr kurmalarý hepimizi korkutmuþtu. Çünkü, yöre halký o güne deðin devletin askerinden, jandarmasýndan, tahsildarýndan yalnýzca dayak yemiþ, baský görmüþtü. Onun için askeri, jandarmayý, tahsildarý gördük mü korkardýk. Ama yapýlacak baþka bir þey de yoktu. Bu arada muhtar birkaç kiþiyi yanýna alarak, hem askerleri ziyaret etmek hem de yiyecek, içecek gibi þeylere gereksinim duyup duymadýklarýný sormak üzere askerlerin yanýna gitti. Ancak askerlerin baþýnda bulunan baþçavuþ (astsubay); 'bizim sizlerle görüþmemiz yasaklanmýþtýr. Onun için sizi kabul edemeyeceðim'demiþ.
Muhtar ve yanýndakiler köye dönünce bunlarý bize anlattýlar. Köylü yine iþiyle gücüyle meþgul olmaya baþladý. Ne var ki herkes tedirgin ve korku içinde idi.
Bu arada Mahmut Amca'nýn beklenmeyen bir anda sakalýný kesmesi
köylünün ilgisini çekti. Mahmut Amca doksanlýk bir ihtiyardý, tüm rü gurbette geçmiþti. Son olarak Çukurova'da ýrgat olarak çalýþýrken K£-raköseli Ezime Haným adýnda, kendisi gibi ýrgatlýk yapan bir kadýnla tanýþmýþ ve evlenmiþti. Durmuþ isminde bir de oðullarý olmuþtu. Mahmut Amca artýk ýrgatlýk yapamayacak kadar yaþlanýnca, köye dönmek zorufl-da kalmýþtý. Mahmut Amca'nýn topraktan bir damý, üç dört dönümlük tarlasý, birkaç tebek de baðý vardý. Çok gurbet gezmiþ olmasýna karþýn bir þey öðrenmiþ deðildi. Ancak hep gurbet gezmekle öðünürdü. Tek sermayesi buydu. Saf, dürüst, temiz yürekli, uzun ak sakalýyla alýþtýðýmýz ve sevdiðimiz Mahmut Amcamýz, sakalýný kestirince yaþlýlýðýn, çürümüþlüðün tüm hatlarý belirgin bir biçimde çehresinde gözükmeye baþladý. O sevilen güzelim yüz, traþtan sonra sevimsiz bir biçim almýþtý. Sakalýný kestiði için çoðu kiþi onu yadýrgadý. Böylece Mahmut Amca, köylüler tarafýndan soru yaðmuruna tutuldu. Hep soruyorlardý; 'sakalýný niye kestin?' diye, her sorulduðunda Mahmut Amca da hep bu sözcükleri tekrarladý durdu; 'yakýnda neler olacak o zaman görürsünüz.' Bu sözcükleri kimse önemsemedi. Ne var ki Mahmut Amca belli bir yerden önemli þeyler duymuþ, öðrenmiþti. Þöyle ki askerler çadýr kurduktan bir-iki gün sonra, Mahmut Amca, Ezime Hanýmla baðýn içinde otururlar.. Vakit akþam olmak üzere, ortalýk yavaþ yavaþ kararmaya baþlar, bu arada askerlerden birkaçý Mahmut Amca'dan üzüm istemeye gelirler. Mahmut Amca üzüm ikram eder. Bu arada adet olduðu üzere sorulur soruþturulur. Böylece askerlerden birinin Aðrý'lý ve Ezime Haným'ýn kardeþinin oðlu olduðu anlaþýlýr. Hemen bir yakýnlaþma, kaynaþma aralarýnda baþlar. Akrabalýk baðý askerle halasýný birbirine yaklaþtýrýr. Ayný zamanda her ikisi de doðduklarý baba ocaðýndan ayrý bulunmaktadýrlar. Beklenmeyen bu rastlantý onlarý çok .sevindirir. Bu içten hava içinde asker, halasýna güven duymaya bc^hr ve duyduklarýn: bildiklerin: halasýna ve Mahmut Amca'ya anlatýr; 'devlet birkaç gün içinde Dersim'i ortadan kaldýracak. Sizin buralar da Dersim mýntýkasýna dahil. Burada da çok adam vurulacak. Özellikle þeyh, dede, seyid, aða ve aþiret reisi gibi kimselerin öncelikle vurulacaklarý söylenmekte.'Mahmut Amca bu haliyle göze çarpmaktadýr, onun için hemen sakilini kessin' der".
Subaylar katliamý gerçekleþtirecek askerlere alevilerin inançlarýna yönelik aþaðýlayýcý ve nefret ve küfürü içeren prpogandâyýda yaparlar. Her ne kadar askerler arasýnda aleviler de olsa sayýlarýnýn azlýðý ve örgütsüzlükleri,korku nedeniyle suskun kalýrlar. Terör sessizliðin gerçek nedenidir. Dersim'de askerlik yapan alevi kökenli bazý askerlerin anlatýmlarýný ancak dolaylý ikinci veya üçüncü þahýslardan öðrenebildiðimiz kadarýyla; alevi kökenli askerlere baþka türlü propogandalar yapýlmýþ. Bazýlan katliamýn nedenini kavrayýnca kaçmýþ. Bazýlarý hatta subay dahi vurmuþlar. Birçoklarý da bilinçsizce veya çaresizce olaylarýn içinde suruklenmiþ.
Dersim'de aða, seyit ve reislere karþý olduðunu söyleyen Türk Dev-leti'nin gerçek niyetinin böyle olmadýðý keridi gizli belgelerinde de görüldüðü gibi yalan ve demogojiden ibarettir.
Elbette ki Dersim veya tüm Kürdistan'da aða, þeyh veya reislerin sürgüne yollanmalarý veya öldürülmeleri aþiret yapýlarýnda köklü deðiþiklikler yapmasa da çözülmede etkisinin olduðunu söylemeliyiz.
Kemalistler 1937 direniþine katýlmayan bölgelerde de katliam yapmak istemekteydiler. Þükrü Laçin'in de belirttiði gibi her þey önceden planlanmýþ, programlanmýþ bir tarzda ele alýnýr. Anýlarýnda bahsettiði Mahmut Anýca köylerinde katliam yapýlacaðýný bildiði halde kendi akrabalarýndan dahi olabilecekleri gizler. Kendi canýnýn korkusuna düþer.
"Meðer Mahmut Amca bu duyduklarýndan ötürü sakalýný kesmiþmiþ. Ancak köylü bunu 1938 Dersim Katliamý' sonuçlandýktan sonra Mahmut Amca'dan öðrenebildi. O gün Mahmut Amca ile Ezime Haným'ýn bu anlattýklarýný ben anýlar defterime yazmýþtým.
Doðal olarak bu olacaklardan kimsenin haberi yoktu. Bilinen tek* þey, etrafýmýzýn çevrilmiþ olmasýydý. Korkulu günler sürüydlrdu. Ne var ki bu korkulu günlerde bile yaþam, insaný, günlük yapýlmasý' gerekli olanlarýn yapýmýna zorluyor.
Yine bu korkulu günlerden biriydi. Ahýrda aç bekleyen bir atýmýz vardý. Otlasýn diye kazýðýný firez tarlaya (biçilmiþ tarlaya) çaktým. Eve dönmek üzere idim. Bir de ne göreyim; arka arkaya dizilmiþ süvari askerleri köyümüze doðru geliyorlardý. Önce elbisesi deðiþik, omuzlarýnda demir ve yýldýz bulunan biri vardý. Gerçi o zaman okur-yazardým ve güzel Türkçe konuþabiliyordum ama yine de zabitin (subay) ne olduðunu bilecek bilgiye sahip deðildim. Sonradan askerlik yapanlardan adamýn teðmeýi olduðunu öðrendim

wengesodiri
22-12-2006, 10:11 AM
ÞÜKRÜ LAÇIN'ÝN YAÞADIKLARI
Kaynak:Belge ve taniklariyla Dersim Direnisleri
M.Kalman Sayfa 406-414 /1995 istanbul

1938'de 13 yaþýnda olan Þükrü Laçin, anýlarýnda Dersim katliamýna deðinir.
Þükrü Laçin ne yazýk ki Kürt ulusal sorununu kavrayamamýþ. Der-sim'deki geliþmeleri tüm Kürdistan'da uygulanan politikadan soyutlamýþ. Sonraki yýllarda da Dersim'deki geliþmelerin nedenlerini cevapla-yamamýþ.
Þükrü Laçin'in konuya iliþkin anlatýmlarý þöyle;(Þ.Laçin,Dersim îsyanýnda Diyarbakýr'a Ist.-1992)
".... Aðustos ayýnýn sýcak bir günü idi. Ekinler biçiliyordu. Köylülerin kimi tarlada, kimi harmanda, herkes ektiði birkaç dönümlük tarladan alacaðý ürünü bir an önce ambara taþýmanýn çabasýnda.. Böyle bir günün akþamýydý. Köylüler hep bir araya toplanmýþlardý. Ben de aralarýna katýldým. Konuþuyorlardý; 'Askerler çayýn geçit olan çeþitli yerlerine çadýr kurdular' diyorlardý. Kimi telaþ, kimi heyecan, kimi kuþku, kimi de korku içinde olduðu yüzlerinden okunuyordu. 'Acaba askerler çayýn kenarýna ne zaman ve ne için çadýr kurdular?' diye birbirlerine kuþkuyla soruyorlardý/Ancak askerlerin ne zaman ve ne için oralara çadýr kurduklarýna bir anlam veremiyorlardý. Çayýn geçit olan yerleri denetim altýna alýnmýþtý ama, kimsenin bundan haberi olmamýþtý.
Oysa ki köyümüz çayýn tam kenarýndaydý. Aðustos'un kavurucu sýcaðýnda serinlemek, günün her saatinde yorgunluðu gidermek için çocuk yaþlý, genç erkekler zaman zaman çaya iner, yýkanýr ve serinlerlerdi. Özellikle çocuklarý günün her saatinde çay kenarýnda görmek olasýydý. Çocuklarýn kimi yýkanýr, kimi kuma uzanýr, kimileri de birbirleriyle dalaþýrlarch. Çay, ç?.y kenarýndaki çocuklarýn îek eðlence yeriydi. Böyle olmasýna karþýn askerlerin çay kenarýna ne zaman çadýr kurduklarý kimselerce görülmüþ deðildi. Askerlerin böyle sessiz sedasýz gelip oralara çadýr kurmalarý hepimizi korkutmuþtu. Çünkü, yöre halký o güne deðin devletin askerinden, jandarmasýndan, tahsildarýndan yalnýzca dayak yemiþ, baský görmüþtü. Onun için askeri, jandarmayý, tahsildarý gördük mü korkardýk. Ama yapýlacak baþka bir þey de yoktu. Bu arada muhtar birkaç kiþiyi yanýna alarak, hem askerleri ziyaret etmek hem de yiyecek, içecek gibi þeylere gereksinim duyup duymadýklarýný sormak üzere askerlerin yanýna gitti. Ancak askerlerin baþýnda bulunan baþçavuþ (astsubay); 'bizim sizlerle görüþmemiz yasaklanmýþtýr. Onun için sizi kabul edemeyeceðim'demiþ.
Muhtar ve yanýndakiler köye dönünce bunlarý bize anlattýlar. Köylü yine iþiyle gücüyle meþgul olmaya baþladý. Ne var ki herkes tedirgin ve korku içinde idi.
Bu arada Mahmut Amca'nýn beklenmeyen bir anda sakalýný kesmesi
köylünün ilgisini çekti. Mahmut Amca doksanlýk bir ihtiyardý, tüm rü gurbette geçmiþti. Son olarak Çukurova'da ýrgat olarak çalýþýrken K£-raköseli Ezime Haným adýnda, kendisi gibi ýrgatlýk yapan bir kadýnla tanýþmýþ ve evlenmiþti. Durmuþ isminde bir de oðullarý olmuþtu. Mahmut Amca artýk ýrgatlýk yapamayacak kadar yaþlanýnca, köye dönmek zorufl-da kalmýþtý. Mahmut Amca'nýn topraktan bir damý, üç dört dönümlük tarlasý, birkaç tebek de baðý vardý. Çok gurbet gezmiþ olmasýna karþýn bir þey öðrenmiþ deðildi. Ancak hep gurbet gezmekle öðünürdü. Tek sermayesi buydu. Saf, dürüst, temiz yürekli, uzun ak sakalýyla alýþtýðýmýz ve sevdiðimiz Mahmut Amcamýz, sakalýný kestirince yaþlýlýðýn, çürümüþlüðün tüm hatlarý belirgin bir biçimde çehresinde gözükmeye baþladý. O sevilen güzelim yüz, traþtan sonra sevimsiz bir biçim almýþtý. Sakalýný kestiði için çoðu kiþi onu yadýrgadý. Böylece Mahmut Amca, köylüler tarafýndan soru yaðmuruna tutuldu. Hep soruyorlardý; 'sakalýný niye kestin?' diye, her sorulduðunda Mahmut Amca da hep bu sözcükleri tekrarladý durdu; 'yakýnda neler olacak o zaman görürsünüz.' Bu sözcükleri kimse önemsemedi. Ne var ki Mahmut Amca belli bir yerden önemli þeyler duymuþ, öðrenmiþti. Þöyle ki askerler çadýr kurduktan bir-iki gün sonra, Mahmut Amca, Ezime Hanýmla baðýn içinde otururlar.. Vakit akþam olmak üzere, ortalýk yavaþ yavaþ kararmaya baþlar, bu arada askerlerden birkaçý Mahmut Amca'dan üzüm istemeye gelirler. Mahmut Amca üzüm ikram eder. Bu arada adet olduðu üzere sorulur soruþturulur. Böylece askerlerden birinin Aðrý'lý ve Ezime Haným'ýn kardeþinin oðlu olduðu anlaþýlýr. Hemen bir yakýnlaþma, kaynaþma aralarýnda baþlar. Akrabalýk baðý askerle halasýný birbirine yaklaþtýrýr. Ayný zamanda her ikisi de doðduklarý baba ocaðýndan ayrý bulunmaktadýrlar. Beklenmeyen bu rastlantý onlarý çok .sevindirir. Bu içten hava içinde asker, halasýna güven duymaya bc^hr ve duyduklarýn: bildiklerin: halasýna ve Mahmut Amca'ya anlatýr; 'devlet birkaç gün içinde Dersim'i ortadan kaldýracak. Sizin buralar da Dersim mýntýkasýna dahil. Burada da çok adam vurulacak. Özellikle þeyh, dede, seyid, aða ve aþiret reisi gibi kimselerin öncelikle vurulacaklarý söylenmekte.'Mahmut Amca bu haliyle göze çarpmaktadýr, onun için hemen sakilini kessin' der".
Subaylar katliamý gerçekleþtirecek askerlere alevilerin inançlarýna yönelik aþaðýlayýcý ve nefret ve küfürü içeren prpogandâyýda yaparlar. Her ne kadar askerler arasýnda aleviler de olsa sayýlarýnýn azlýðý ve örgütsüzlükleri,korku nedeniyle suskun kalýrlar. Terör sessizliðin gerçek nedenidir. Dersim'de askerlik yapan alevi kökenli bazý askerlerin anlatýmlarýný ancak dolaylý ikinci veya üçüncü þahýslardan öðrenebildiðimiz kadarýyla; alevi kökenli askerlere baþka türlü propogandalar yapýlmýþ. Bazýlan katliamýn nedenini kavrayýnca kaçmýþ. Bazýlarý hatta subay dahi vurmuþlar. Birçoklarý da bilinçsizce veya çaresizce olaylarýn içinde suruklenmiþ.
Dersim'de aða, seyit ve reislere karþý olduðunu söyleyen Türk Dev-leti'nin gerçek niyetinin böyle olmadýðý keridi gizli belgelerinde de görüldüðü gibi yalan ve demogojiden ibarettir.
Elbette ki Dersim veya tüm Kürdistan'da aða, þeyh veya reislerin sürgüne yollanmalarý veya öldürülmeleri aþiret yapýlarýnda köklü deðiþiklikler yapmasa da çözülmede etkisinin olduðunu söylemeliyiz.
Kemalistler 1937 direniþine katýlmayan bölgelerde de katliam yapmak istemekteydiler. Þükrü Laçin'in de belirttiði gibi her þey önceden planlanmýþ, programlanmýþ bir tarzda ele alýnýr. Anýlarýnda bahsettiði Mahmut Anýca köylerinde katliam yapýlacaðýný bildiði halde kendi akrabalarýndan dahi olabilecekleri gizler. Kendi canýnýn korkusuna düþer.
"Meðer Mahmut Amca bu duyduklarýndan ötürü sakalýný kesmiþmiþ. Ancak köylü bunu 1938 Dersim Katliamý' sonuçlandýktan sonra Mahmut Amca'dan öðrenebildi. O gün Mahmut Amca ile Ezime Haným'ýn bu anlattýklarýný ben anýlar defterime yazmýþtým.
Doðal olarak bu olacaklardan kimsenin haberi yoktu. Bilinen tek* þey, etrafýmýzýn çevrilmiþ olmasýydý. Korkulu günler sürüydlrdu. Ne var ki bu korkulu günlerde bile yaþam, insaný, günlük yapýlmasý' gerekli olanlarýn yapýmýna zorluyor.
Yine bu korkulu günlerden biriydi. Ahýrda aç bekleyen bir atýmýz vardý. Otlasýn diye kazýðýný firez tarlaya (biçilmiþ tarlaya) çaktým. Eve dönmek üzere idim. Bir de ne göreyim; arka arkaya dizilmiþ süvari askerleri köyümüze doðru geliyorlardý. Önce elbisesi deðiþik, omuzlarýnda demir ve yýldýz bulunan biri vardý. Gerçi o zaman okur-yazardým ve güzel Türkçe konuþabiliyordum ama yine de zabitin (subay) ne olduðunu bilecek bilgiye sahip deðildim. Sonradan askerlik yapanlardan adamýn teðmeýi olduðunu öðrendim

wengesodiri
22-12-2006, 10:11 AM
Teðmen tam hizama geline; 'ðel-sene buraya' diye beni çaðýrdý. Beri de ona doðru yürüyerek; 'buyurun efendim'dedim.
-Ýsmin ne senin?'diye sordu.
-'Þükrü'
-'Türkçe biliyor musun?'
- 'Evet' dedim.
-'Okur yazar mýsýn?'
-Evet
Adam düþündü, arkasýndaki askerlere; 'bunlara vahþi diyorlar, bak
sanýza adam ne güzel Türkçe, konuþabiliyor. Bunlar nasýl vahþi olabilir
ler?'dedi.”
Subay Türkçe konuþmayý medeniyetten sayýyor. Kafasý vahþileri öl-dürünle doldurulmuþ olduðundan sözde acýdýðýný fakat vazife icabý görevini yaptýðýnýn imajýný verdirtmeye çalýþýyor.
"Attan indi, elimden tuttu, yanyana yürüyoruz. Birden durdu, bana döndü; 'sana bir þey soracaðým doðru cevap ver' deyince ben de; 'soracaginiz þeyi bilirsem doðru cevap veririm' dedim. 'Sizin köyde kimlerin silahý var, isimlerini bana söyle.' Bir an düþündüm. Bu soruyu kendime sordum. Kuþkusuz köyde silah olsaydý ben de bilirdim. En azýndan duyardým. Oysa ki o güne deðin ne kimsenin silah taþýdýðýný gördüm, ne de köyde herhangi birinin silahý var dendiðini duymuþtum. Bu durumda verilecek tek cevap vardý o da kimsenin silahý olmadýðýydý. Ben de; 'kimsenin silahý yok' dedim.
O sýrada arkama dönüp baktýðýmda, bizimle askerler arasýnda bir hayli mesafe bulunuyordu. Konuþtuklarýmýzý askerlerin duymasýna olanak yoktu. Hýzh hýzlý yürüyoruz... Köye girmiþ bulunuyorduk. Köy çeþmesinin baþýnda bulunan, gür dallafýyla sýk gölgesi olan söðüt aðacýnýn altýna geçtik, beni yanýndan ayýrmýyordu. Köyde bulunanlar hemen teðmeni karþýlamaya geldiler. Karþýlamaya gelenlerin bazýlarý, subayýn karþýsýna çirkin bir vaziyette çýkmamak için kýyafet deðiþtirmiþlerdi. Ahmet Korkmaz'ýn üzerinde ceket, diðerlerinde ise her zaman giydikleri þal-þa-pýk vardý.
Subay bunlara tek tek sordu; 'siz aða mýsýnýz?', onlar da; 'hayýr' dediler. Aralarýnda Ahmet Korkmaz; 'sayýn teðmenim, biz deðil aða, renç-ber bile olamýyoruz, çünkü ekilecek geniþ topraklarýmýz yoktur' deyince subay irkildi, düþündü, fakat bir þey demedi. 'Bana muhtarý çaðýrýn' demekle yetindi. Muhtar gelir gelmez hemen eve davet etti. Subay; 'ne kimsenin evine gideceðim ne de kimsenin yemeðini yiyeceðim. Yalnýz bana bir sandalye getirin' dedikten sonra sert bir sesle; "Muhtar çabuk köylüye haber ver, hemen buraya toplansýnlar' dedi. Muhtar köylüye haber saldý. Köylü tarlada, harmanda iþini býrakarak çeþme baþýna sökün etmeye (gelmeye) baþladý. Son gelen imam Rýza Þahin adýnda orta yaþlý biriydi. Üstü baþý yýrtýk, giydiði beyaz bezden uzun don yer yeryýr-týlmýç, bacaklar, kýzýl güneçin sýcaðýnda yanmýþ, siyahlanmýçtý. Geç ka~-dýðý için subay bu adama çok kýzdý. Kýzgýnlýðýn verdiði öfkeyle; 'seni þimdi eþek cennetine göndereyim mi?' diye var gücüyle baðýrýnca zavallý Ýmam Rýza neye uðradýðýný þaþýrdý. Biz þimdi yanýmýzda kurþunlaya-cak diye çok korkmuþtuk.
Ýmam Rýza yalvararak affetmesini rica ederken þöyle dedi; 'orak biçtiðim tarla köye çok uzakta, bana haber gelince hemen iþimi býraktým ve geldim. Gerçek budur, eðer yalan söylüyorsam baþýmdan cüda olayým' deyince subay lýemen sordu; 'cüda ne demektir?' imam Rýza; ya-- ni baþým benden ayrý olsun demektir' diye cevap verdi. Subay yine sordu; 'sen okur-yazar mýsýn?', imam Rýza; 'hayýr deðilim' dedi. Subay; öyleyse nereden biliyorsun?'.Ýmam Rýza; 'babam kitap okutup dinleý?e^_ çok meraklýydý. Ayný merak bende de var. Eski yazý ile yazýlmýþ çoK tap okutur dinlerim' dedi. Ýkisi arasýnda geçen bu konuþmadan sonra subay yumuþak bir takýnarak; 'seni affettim' deyince hepimiz çok sevindik Çünkü Imamiza mutlak bir ölümden kurtulmuþtu. Ýki kiþi arasýnda geçen bu olayý hiç unutamam.
Teðmenin verdiði emre uymak zorunda olan köylüler bir saat geçmeden ihtiyarý ile genci ile çeþmenin baþýna toplandýlar. Bu sýrada teðmen oturduðu sandalyeden kalkarak tehdit edici bir sesle; 'herkes evinde silah ve kesici gibi ne varsa getirip bana teslim etsin. Evleri aradýðýmda kimin evinde silah bulursam ezerim. Sonra demedi demeyin.'
Teðmenin bu konuþmasýndan sonra köylü toplantý yerinden köyün içine doðru daðýldý. Artýk kimi ekmek býçaðýný, kimi demir aksamý pastan görünmeyen çürümüþ kýlýç, kimi de hangi Osmanlý Padiþahý zamanýnda imal edildiði bilinmeyen 'Çakmaklý Tüfek' getirdi. Biz aramýzda bu silaha 'Tophane' derdik. Bu isim bir yakýþtýrma mýydý, yoksa Tophane'de imal edildiði için mi bu ismi almýþtý bilemiyorum. Çakmaklý ismi büyük olasýlýk kazanan bu silah artýk kullanýlmýyor ve devlet bunu yasaklý silahlar arasýnda saymamaktaydý. Evinde bulunduranlar da bunlarý ahýrlarýnýn bir köþesine atmýþlardý. Köylünün amacý iþkenceden, ölümden kurtulmak için bir þeyler ttulup teðmene teslim etmekti. Böylece köylü, teðmenin önüne paslanmýþ, çürümüþ bir yýðýn döküntü demir yýðdý. Bu arada muhtar; 'sayýn kumandan, köylünün hepsi burada, herkes evinde ne varsa getirdi, size teslim etti, artýk emir ve müsaadelerinizi bekliyoruz' deyince teðmen bir ara kalabalýðý süzerek gür bir sesle konuþmaya baþladý;
'Sayýn vatandaþlar. Bugünden itibaren Türkiye'de þeyh, dede, aða, bey, seyit kimse olmayacak. Cumhuriyet'in kanunlarý önünde herkes eþittir. Kimsenin eli öpülmeyecek, tekke, zaviye, ziyaret hepsi kapanacaktýr. Bunlara inananlar cezalandýrýlacaktýr. Türkiye'de Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, diye azýnlýklar yoktur. Genç Cumhuriyetimizin üzerinde gizli hecaplarý olar_ güçler milli bütünlüðümüzü bozmalý, bizi parçala mak için Doðu ve Güneydoðu illerimizin çeþitli bölgelerinde yaþayan vatandaþlarýmýzýn Kirmanca ve Zazaca konuþmalarýný istismar ederek bunlarýn Türk ulusunun ayrý bir halk olduðu fikrini aþýlamak istemektedirler. Düþmanlarýmýzýn sinsice oynadýklarý bu oyunlarý çok iyi bilmek ve bu oyunlara gelmemek gerekir. Zaman zaman düþmanlarýmýzla iþbirliði yapan hainler aramýzdan çýkabilir. Bunlarýn isimlerini bize bildirmek sizin en kutsal göreviniz olmalýdýr. Cumhuriyet'in zinde kuvvetleri bunlarý tepelemeye, ezmeye her zaman muktedir. Deðerli vatandaþlar. Çoðunuz askerlik yapmýþ insanlarsýnýz. Bilindiði gibi Birinci Dünya Sava-þý'nda, Kurtuluþ Savaþý'mýzda Doðu ve Güneydoðulu vatandaþlarýmýzla omuz omuza vererek savaþtýk. Özellikle Kurtuluþ Savaþý'mýzýn zaferle sonuçlanmasýnýn tek nedeni bu birlikti. Bu birliðimizi bozmak isteyen hainler sizi Türk Devleti'nin varlýðýna, genç Cumhuriyeti'mizin kanunlarýna karþý gelmeye kýþkýrtabilirler. Çok iyi bilmeniz gerekir ki Türk Dev-leti'ne ve Cumhuriyet'in kanunlarýna karþý gelenlerin sonu daima hüsrandýr."
Türk subayýn anlatýmarý bugünkü Türk resmi ideolojisinin özüdür.
Kürdistan'ý, Batý-Ermenistan'ý iþgal altýna alarak, Ege'den Rumlarý kovarak, Misak-ý Milli'yi yaratanlar Türkiye Cumhuriyetinde azýnlýklarýn ve Kürt ulusunun varlýðýný redetmiþler ayrýca herkesin kendisini Türk kabul ettiði oranda eþit olduðunu, olacaðýný belirtmiþlerdir. Uygulamada böyle yapýlagelmiþtir.
Kendi haklarýný savunanlarý 'bölücü' olarak suçlamýþlardýr. Köylüleri aðalara ve seyitlere karþý tavýr almaya zorlayan kemalistler, bölgede esasta kendi otoritelerini kurmanýn çabasýný vermiþlerdir. Ama koþullar kemalistleri onlarla uzlaþmaya götürmüþtür. Sorunun aðalýðýn ortadan kaldýrýlmasý olmadýðý ayrýca bilinen bir gerçekliktir.
"Bu konuþmadan sonra teðmen toplanmýþ bulunan kalabalýðýn içinden kýlýk kýyafeti nisbeten düzgün olan dokuz kiþiyi bir tarafa ayýrarak; 'sizin silahýnýz var, getirin bana teslim edin* deyince bu adamlar neye uðradýklarýný þaþýrdýlar. Bunlardan Ahmet Korkmaz; 'sayýn kumandan, biz yalnýz askerken silah kullandýk, baþka hiç silah kullanmadýk' dediyse de teðmen hiç umursamadý. 'Ben sizleri Mazgirt'e kumandana götürmek zorundayým' diye baðýrýnca köylülerimiz boyunlarýný bükerek yola düzüldüler. O anda köyü bir matem havasý sardý. Kimi aðlamaya, kimi feryat etmeye baþladý. Köye bir þivan girdi. Ne v^r ki aðlayan feryat e-den bu insanlarýn sesine teðmen hiç kulak asmadý.
Bu askeri harekat çok önceden düþünülmüþ, planlanmýþtý. Hangi gün, hangi saat, hangi subaylarýn hangi köylere, mezralara baskýn yapacaðý tesbit edilmiþ, kararlaþtýrýlmýþtý. Çünkü ayný gün bizim köyle birlikte Dersim bölgesinin kapsamý içinde bulunan tüm ilçe ve köylerin basýldýðýný ve her taraftan askerin, adam toplayarak kýþlalara doldurduklarýný, daha sonra kafile kafile kýþladan alarak, kimilerini süngüleyerek, kimilerini kurþunlayarak derelere doldurduklarýný olaydan hemen sonra öðrendik. Bu da yetmiyormuþ gibi Öldürülen bu insanlarýn evleri yýk: týrýldý, eþleri ve çocuklarý Batý'nýn, Orta-Anadolu'nun çeþitli köy ve kentlerine sürgüne gönderildi.
Köylülerimize gelince bunlarýn içinde Ahmet Korkmaz çocukken nahiyede okumuþtu. Ýlkokulun üçüncü sýnýfýndan mezundu. Okulun baþöðretmeni Selim Bey, ayný zamanda oðlundan çok sevdiði Ahmet'in de öðretmeniydi. Çoktan beri nahiyede görev yapan Selim Bey, çevrede sevilen sayýlan muhterem bir kiþi idi. Selim Bey, tanýdýklarýndan birinden Ahmet'in Mazgirt'e götürüleceðini duyar ve Ahmet'i götüren teðmeni çadýrda ziyaret eder; Ahmet'i býrakmak için teðmene ricada bu u-nur. Ancak teðmen 'Ahmet'in silahý var, býrakmam' der.

wengesodiri
22-12-2006, 10:12 AM
Selim Bey gelecek günlerin neleri doðuracaðýný çok iyi bilmekte ir. Hemen meseleyi nahiye müdürü olan Kemal Kývýlcým'a anlatýr. Ayný za manda Selim Bey'in Mazgirt Kaymakamý olan Fahri Tormakçý ile dostluðu vardýr. Nahiye Müdürü ile birlikte Mazgirt Kaymakamý'na Ahmet'i býraktýrmasý için ricada bulunurlar.
Meðer Kaymakam Bey'in köylülerimizi kurtarmak için General Galip Deniz nezdinde giriþimde bulunmasýnýn nedeni buymuþ. Bütün bu olup bitenlerden gerek Ahmet'in gerekse bizlerin çok sonra haberimiz oldu. Olayýn bundan sonraki bölümünü Ahmet Korkmaz þöyle anlatmýþtý;
Teðmen o gece bizi Muhundi'ye (Darýkent) götürdü. Nahiyenin birçok yerlerine çadýr kurulmuþtu. Çadýrlarýn içi insan dolu. Bunlar baþka baþka köylerden alýnmýþ kimselerdi. Bizi de bir çadýra koydular, önüne nöbetçi diktiler. O geceyi nahiyede geçirdik. Sabahleyin Mazgirt'e götürülmek üzere subay ve askerlerle yola koyulduk. Yola dizilmiþ insanlara bakýyorum, hep aþina (tanýdýk) yüzler. Bunlar bizim insanlarýmýz. Çoðumuz birbirimizi tanýrdýk. Yolboyunca soruyorum; 'seni ne diye getirdiler?' sorularýma yanýt alýnca anlýyorum ki kimine 'senin silahýn var', kimine 'sen eþkiyasýh,' kimine; 'sen aðasýn', kimine; 'sen dedesin' demiþler. Teðmen bana da silahýn var demiþti.
Düþünüyorum da uydurulmuþ gerekçelerle toplamýþ olduklarý bunca insanlarý acaba nereye götürecekler, buna bir türlü aklým ermiyordu. Kuþkusuz hepimizde bir korku vardý ama, bir katliamla karþý karþýya kalacaðýmýzý asla düþünmüyorduk. Böyle bir þey düþünmek için çok aðýr suçlar iþlemiþ olmamýz gerekiyordu. Oysa ki biz aslý astarý olmayan þeylerle suçlanýyorduk. Bunlar bizi Mazgirt'e götürmek için uydurulmuþ bahanelerdi. Kaldý ki silah taþýmanýn, eþkýya olmanýn cezalarý yasalarda belirtilmiþtir. Bu suçlar insanýn katlini gerektirecek suçlar olmasa'gerek. Dinsel inancýn birer simgesi olan þeyh ve dedeye de Türkiye'nin her yerinde rastlamak olasýdýr. Kimilerini aðalýkla suçlarken içimizde tanýdýðým aþiret reisi vardý ama tanýdýðým onca toprak sahibi Peri aðalarýndan hiçbir tanesi yoktu. Yolda yürürken bakýyorum bir insan seli vardý., Subaylarýn, askerlerin bizi denetim altýnda tutmalarý olanaksýzdý. Elimizi kolumuzu baðlayýp bizi kurþunlayacaklarýný bilseydik çoðumuz yolda kaçardýk. Kaçarken belki birkaçýmýzý öldürebilirlerdi ama, çoðumuz kurtulurduk. Bizi askeri kýþlaya doldurduktan sonra durumun önemini kavramýþtýk ama artýk çok geç kalmýþtýk. Tüm kapýlar yüzümüze kapanmýþtý. Acý sonucu beklemekten baþka artýk yapýlacak bir þey yoktu.
Askeri kýþlanýn büyüklüðüne karþýn oturulacak yer bulmak olanaksýzdý. Herkes birbirine yaslanarak ayakta duruyordu. .-Bir yandan mevsimin yaz olmasý, diðer yandan insan yýðýnýnýn nefes alýp vermesi her ge-Çen dakika içinde kýþlanýn sýcaklýðýný biraz daha arttýrýyordu. Bir an geldi ki kýþla yanan bir fýrýn, kokan bir mezbahaya döndü. Ýki gün iki gece ne ekmek ne de su verdiler. Ölüm korkusunun sezildiði yerde açlýk pek duyulmuyor ama, susuzluktan dudaklarým çatladý. O gün ölüm korkusundan duyduðum acýyla, susuzluktan duyduðum ýstýrabý yanyana getirince, susuzluðun daha dehþet verici olduðu duydum içimden. Kýþlanýn bu dehþet verici havasýndan kurtulmak için ölüme her zaman razýydým.
Kýþlaya girdiðimiz 14 Aðustos katliam günü, üçüncü günün sabahýnýn erken saatlerinde isimler okunmaya baþlandý. Tarih 14 Aðustos'tu. Ýsmi okunanlarý ellerinden birbirlerine baðlayarak kafile kafile götürmeye baþladýlar. Aradan on dakika geçmeden silah sesleri duyuldu. Patlayan bu silahlarýn kurþunlan o suzsuz zavallý insanlarýn vücutlarýný delik deþik ediyordu, bunu çok iyi anlamýþtýk. Güneþ bir hayli ilerlemiþti, zaman öðleye doðruydu. Bizim de ismimiz okundu. Gidenler gibi bizim de ellerimizi birbirine baðlayarak General Galip Deniz'in huzuruna çýkardýlar. (Halk arasýnda bu general Baki Vandemir olarak bilinir. Oysa ki Mazgirt'te katliamý yapan Diyarbakýr Yedinci Kolordu Kumandaný Galip Deniz'di.) Galip Deniz'in yanýnda Mazgirt Kaymakamý Fahri Tor-makçý da oturuyordu. Galip Deniz bizi baþtan aþaðýya süzdükten sonra önündeki kaðýda bir þeyler yazmak istedi. O sýrada Kaymakam hemen kalem ile kaðýt arasýna elini sokarak generalin yazmasýna engel olmak istedi. General, Kaymakamýn elini iterek tekrar bir þeyler yazmak isterken, Kaymakam yine kalem ile kaðýdýn arasýna elini soktu. Galip Deniz tekrar Kaymakamýn elini itince Kaymakam yerinden kalktý ve hýzlý adýmlarla Hükümet Konaðý'na doðru yürümeye baþladý. Bir hayli uzaklaþýnca kumandan; 'Kaymakam Bey gelsene' diye baðýrdýysa da Kaymakam yürümeye devam etti. Kumandan tekrar; 'Kaymakam Bey gel, gel, dediðin olsun' deyince Kaymakam geldi, yerine oturdu. Kaymakam oturunca kumandanýn yanýnda ayakta duran subay bizi yan tarafa atarak ellerimizi çözdü. Galip Deniz ellerimizi çözen subaya dönerek; 'bunlar iki gün Mazgirt'te kalacaklar. Eðer þimdi bunlarý evlerine gönderirsek gezen müfrezeler yolda vurabilirler' dedi. Subay; 'burada bekleyin' diyerek kumandanýn yanýna gitti. Tek sýra halinde ayakta bekliyoruz. Kendiliðimizden bir yere ayrýlmamýz olanaksýz. Zira ilçe askerler tarafýndan sarýlmýþtý, her taraf askerlerle doluydu. Katliam devam ediyordu. Tanýdýk, dost, ahbap insanlarý gözümüzün önünde kurþunlamaya götürüyorlardý. Ellerinden birbirine baðlý bu insanlar dirsekleriyle, anlamlý bakýþlarýyla bu soykýrými direniyorlardý. Bu insanlar askerlerle itiþip kalkýþarak ölüme giderlefkeý> biz ayakta bu insanlara bakakaldýk. Seyrettiðimiz bu senaryoda Dersim kýnýn dramý yaþanýyordu. Akþam olunca bizi ayný kýþlaya göldüler. Kýþla bomboþtu. Ahmet'ler, Mehmet'ler, Hasan'lar, Hüseyin'ler» Aliler, Veliler kimseler yoktu. Ýki gün sonra köyümüze döndük."
"14 Aðustos'ta baþlayan ve üç gün devam eden askeri harekatta (operasyonda) Mazgirt ilçesine baðlý ve köyümüze komþu olan mestan Köyü'nde Gedikgil aileleri, Akkilise'de Blogiller, Keman'da hesi sekir ailesi, Silk Köyü'nde Zaim aileleri, Muhundu'da, Velan'da, nahiyesi
ve isimlerini unuttuðum köylerinde çok sayýda insan öldürüldü ve birçok aile tümüyle imha edildi. (Bu ailelerden biri Çukurlu Hasan Aða'nýn ailesidir.) Daha önce de deðindiðim gibi öldürülen bu ailelerin evleri askeri birliklerce yakýldý, yýkýldý ve bu ailelerin kurtulan çocukla-ý da Batý'nýn çeþitli yerlerine sürgüne gönderildi.
Þimdi kinii kaynaktan öðrenmiþ bulunuyorum ki evlerin nasýl yaký-acaðý yýkýlacaðý konusunda daha önceden bir de kitapçýk bastýrýlmýþ ve >u kitapçýk askeri birliklere daðýtýlmýþ. Kitapçýðýn ismi de; Tunceli Böl-esinde Yapýlan Eþkýya Takibi Hareketleri, Köy Arama ve Silah Topla-la Ýþleri Hakkýnda Kýlavuz'dur.
Kuþkusuz hemen söyleyebilirim ki 1937 ve 1938 seneleri, Dersim alký için göçler, kýyým, kýrým, açlýk ve kýtlýk seneleri olmuþtur.
Anasý-babasý öldürülen ve yetim kalan binlerce çocuk... Oðullan zlan öldürülen kimsesiz kalan analar babalar oldu. Kimi karýsýndan, imi kocasýndan, kimi akrabasýndan, kimi dostundan oldu. Sevenler ve bilenler her biri ayrý ayrý çukur ve derelerde kurþunlandý. Öldürülen h insanlarýn cesetleri aylarca kargalara yem oldu. Ekinler biçilmedi, yalýnda yazýda kaldý. Askeri birliklerce 'savaþ ganimeti' olarak gasbedil-ýeyen büyük ve küçük baþ hayvanlar satýlmadý, tanesi bir pula geldi, frafa korku ve dehþet salýndý. Herkes yarýn ne olacak korkusu içindey-c Kýsacasý 1937 ve 1938 seneleri Dersim halkýna felaket getiren unu-týmaz kara günler oldu."(Age. s.21-30)

wengesodiri
22-12-2006, 10:13 AM
http://www.dersim.biz/html/taniklar.HTM

devamý tanýklar bölümünün içindedir...

wengesodiri
22-12-2006, 10:14 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/TrabzonHarita3.jpg
turk liderlerinden M.Kemal Ataturk’un
Trabzonda Dersim Jenosidi icin “Start”verdigi Harita
harita Trabzon ataturk koskunde asili bulunmakta
http://www.dersim.biz/assets/images/TrabzonHarita1.jpg

Dersim Soykirimi-Jenosidi icin onemli bir kaynak arz eden t.c´de ayaklanmalar kitabi resmi bakis acisindan onemli bir belgedir, kitap menemen olayi disinda geneli Dersim ve Kurdistan hakkinda yazilmistir.. Yayina hazirlayan Kurmay albay R. Halli’dir Dersim Jonosidine Kitapta kapsamli bir sekilde deginilmektedir ve bol harita/kroki kullanilmakta kitap toplam Dersim jenosidi hakkinda 21 kroki icermektedir asagida ornek olsun diye 8 kroki gormektesiniz..
Kaynak: turkiye cumhuriyetinde ayaklanmalar (1924-1938)
t.c genelkurmay harp tarihi baskanligi resmi yayinlari, seri no:8
ankara gnkur. basimevi 1972°°°°490 sayfa
Yayina hazirlayan Kurmay Albay R.Halli

wengesodiri
22-12-2006, 10:16 AM
DERSÝM SOYKIRIMININ KRONOLOJÝSÝ
(Kaynak: SEYFÝ CENGÝZ, DERSÝM VE ZAZA TARÝHÝ - SÖZLÜ GELENEK VE TARÝHSEL GERÇEK, V. BÖLÜM)
1937-1938 OLAYLARININ KRONOLOJÝSÝ
1937-38 Dersim direniþi Kemalist devletin Dersim’i iþgal ve daðýtma giriþimine karþý bir savunma savaþý olarak patlak verdi.
Direniþe öngelen 1928, 29 ve 31 yýllarýnda Dersimliler’den birkaç kez silahlarýný teslim etmeleri ve baþta Aliþer olmak üzere Dersim’e sýðýnmýþ Koçkiri savaþçýlarýný iade etmeleri istenir. Bu ýsrarlý tehditler ve saldýrý hazýrlýklarý karþýsýnda 1932‘de Dersim’de bir kýpýrdanma görülür. Karakollar ve nahiye merkezleri basýlýr.
25 Aralýk 1935‘te Tunceli Kanunu çýkarýlýr. Bu kanunla birlikte Dersim’in adý Tunceli olarak deðiþtirilir. Hemen sonra daha önce Birinci Genel Müfettiþlik kapsamýnda bulunan Elazýð, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren Elazýð merkezli Dördüncü Genel Valilik kurulur (6 Ocak 1936). Bu genel valiliðin baþýna Dersim Valisi ve Kumandaný sýfatýyla Abdullah Alpdoðan atanýr. Elazýð’da Ýstiklal Mahkemesi adý verilen bir askeri mahkeme kurulur. Bu mahkeme özel olarak Dersim için teþkil edilir. Tunceli Kanunu’nun geçerlik alaný sadece Dördüncü Genel Valilik kapsamýna giren illerle sýnýrlý kalmaz. Sivas, Malatya, Erzurum ve Gümüþhane illeri de bu kanunun geçerlik alanýna dahil edilirler. Böylece Tunceli Kanunu merkezi Dersim olmak üzere Kýzýlbaþlarla yerleþik tüm sahayý kapsamýna alýr. Dersim, bu kanunla “Yasak Bölge“ ilan edilir. Ülkeye giriþ çýkýþlar özel izne tabi tutulur.
Alpdoðan, 1936‘da Dersim’in Amutka, Pulur, Karaoðlan, Sin, Haydaran, Danzig ve Burnak gibi stratejik merkezlerinde askeri kýþlalar ve karakollar inþaa ettirmeye baþlar. Bu merkezlerden biri de eskiden Mazgirt’e baðlý olan Mamikan (Mameki) köyüdür. Bu köy adý Tunceli olarak deðiþtirilen Dersim’in yönetim merkezi olarak seçilir.
Demenan aþireti ile bazý Nazýmiye aþiretleri kendi bölgelerinde yapýmý baþlatýlan karakollara baskýnlar düzenlemeye baþlarlar. Çatýþma böyle baþlar (1936).
Seyit Rýza, askeri vali Alpdoðan’dan tekrar tekrar Tunceli Kanunu’nun iptalini (olaðanüstü rejimin laðvýný) ve Dersim’in ulusal haklarýnýn tanýnmasýný talep eder. Alpdoðan’ýn buna yanýtý iþgalci ordularý Dersim’e sürmek olur. Diyarbakýr’dan kalkan uçaklar Dersim’e bomba yaðdýrýr. Çatýþmalar her tarafa yayýlýr. Kýþýn gelmesiyle zorunlu olarak kesilen çatýþmalar 1937‘de tekrar baþlar.
Kemalist devletin Dersim’e dönük bir stratejisi ve programý vardý. Amacý Dersim‘i kesin þekilde ilhak etmek ve insansýzlaþtýrmaktý. Hazýrlýklar çok yönlüydü ve Musul ve Hatay gibi sorunlar nedeniyle bir-iki kez ertelenmek zorunda kalýnan Dersim harekatý ancak 1937 yýlýnda baþlayabildi.
Kemalist rejimin direniþe öngelen ve bir plana göre yürütülen bu hazýrlýk süreci gözardý edilirse Dersim direniþinin gerçek nedenleri anlaþýlamaz.
Ýki yýla yayýlan bu direniþi iþgale öngelen hazýrlýk evresi dýþta tutulursa Türk askeri harekatýnýn evrimine baðlý olarak üç aþamaya ayýrarak irdelemek gerekir.

wengesodiri
22-12-2006, 10:16 AM
ÝÞGAL SÜRECÝ
Kahmut köprüsünün yakýldýðý 20/22 Mart 1937‘den Seyit Rýza ve arkadaþlarýnýn idam edildiði 15 Kasým 1937‘ye kadarki süredir. Bu süreç kendi içinde 20/22 Mart-19 Mayýs, 19 Mayýs-26/28 Aðustos, 26/28 Aðustos-5/15 Eylül ve 15 Ekim-15 Kasým þeklinde bölünebilir. Dersim aþiretleri direnme yanlýlarý, tarafsýzlar ve devletle iþbirliði yapanlar (milislik yapanlar) olmak üzere üçe bölünmüþtür. Bava, Aliþer ve Sahan suikastleri ile Seyit Rýza’nýn idamý bu zaman dilimindeki dönemeçlerdir. Seyit Rýza’nýn oðlu Bava’nýn öldürülmesini (Mart sonudur) takiben yedi kadar aþiret kendi aralarýnda bir ittifak oluþturup topluca direniþ kararý alýrlar. Ama bu aþiretlerin sadece birkaçý (Bahtiyar, Yukarý Abbas, Demenan ve Haydaran) bu karara sonuna kadar baðlý kalýr. Alýnan karara göre her aþiret kendi bölgesini savunacaktýr. Yusufanlýlar’ýn yeminlerini bozarak bu kararý uygulamayýþlarý Türk ordusunun 19 Mayýs günü Kýrmýzý Dað hattýna dek ilerlemesine yolaçar. Bu ani ve beklenmedik durum direniþin kaderi üzerinde büyük rol oynar. Sivil halk kitlesel halde Kutu ve Kalan derelerine sýðýnýr. Aliþer’in öldürüldüðü 9 Temmuz’dan sonra asker hemen her daðýn zirvesini ve her vadiyi iþgal eder. Bu tarihten Sahan’ýn öldürüldüðü 28 Aðustos’a kadar geçen sürede sýðýnaklarda sivil halktan binlerce kiþi katledilir. 28 Aðustos günü Sahan’ýn öldürülmesi (Bahtiyar direniþinin kýrýlmasý), 1937 direniþinin sonunu iþaretler. Tarafsýz aþiretler arasýna çekilerek onlarý direniþe çaðýran Seyit Rýza sonuç alamaz. Sonraki geliþmeler konusunda farklý versiyonlar mevcut. Ya teslim olmak ya da görüþmeler yapmak üzere gittiði Erzincan’da yakalanýp diðer tutuklularýn bulunduðu Elazýð‘a götürülür (5/15 Eylül). 15 Ekim-15 Kasým arasý yargýlamalar ve idamlar tarafýndan belirlenir.


SOYKIRIM SÜRECÝ
11/12 Haziran 1938‘den 10 Aðustos 1938‘e kadardýr. 1938 yýlý olaylarý “yasak bölgeler“ olarak ilan edilen Ýç Dersim’in neredeyse tümü (Kutudere-Kýrmýzý Dað-Sin ve Halvori kuzeyindeki Haçýlý Dere hattýndan Mercan Daðlarý eteklerindeki Karacakale’ye kadarki bölge) ile Koçan aþiretlerinin bölgesini (Ali Boðazý ve çevresi) boþaltma giriþiminin yapýldýðý 11/12 Haziran’da baþlar. Bu durum 1937 direniþine katýlmamýþ olan adý geçen iki bölgede yerleþik Kör Abbas, Bal, Keçel ve Koçan gibi aþiretlerin çetin bir direniþine yolaçar. Bu direniþler özellikle 22 Haziran’dan itibaren toplu kýrýmlar yoluyla bastýrýlýr. Bu peryodun (1938 yýlýnýn) en önemli olayý adýný Dersim’in Laçin aþiretinden alan ünlü Laç Deresi’nde cereyan eder. Laç Deresi’ndeki çarpýþmalarýn en þiddetlisi ise 19-24 Temmuz arasýna rastlar.

wengesodiri
22-12-2006, 10:17 AM
SÜRGÜN SÜRECÝ
10 Aðustos 1938‘den 31 Aðustos 1938‘e kadardýr. Bu aralýkta boþaltýlmýþ bulunan bölge halký ile diðer bölgelerden ayýklanýp toplananlar Batý Anadolu’ya önceden saptanmýþ yerlere nakledilir.
Ýki yýla yayýlan süreç içinde bazý anlar ayýklanabilir.
1937 yýlýnýn kýrým zamaný özellikle Aliþer’in öldürüldüðü 9 Temmuz ile Sahan’ýn öldürüldüðü 28 Aðustos arasýna rastlar. Bu aralýktaki en kanlý olaylar 17-18 Aðustos günlerinde Bahtiyar bölgesindeki çarpýþmalarda yaþanýr. Seyit Rýza’nýn pek çok yakýný da bu çarpýþmada yaþamýný yitirir.
1938 yýlýnýn kýrým zamaný ise 22-28 Haziran arasýnda (boþaltýlmak istenen Kalan bölgesinde Baltalý-kürekli muharebe), 19-24 Temmuz arasýnda (Laç Deresi’nde) ve 15 Aðustos’ta (Xeç baskýný ve Xeç-Zýmek toplu kýrýmý) yeralýr.
Katliamýn zirvesi 1938 yýlýnýn iþaret ettiðimiz peryodlarýdýr.
Ama 1937‘deki 17-18 Aðustos tarihi de kritik bir tarihtir.
Sonuç olarak, Dersim soykýrýmýný anmak için bir tarih önermek gerekirse akla ilk gelenler 22-28 Haziran, 19-24 Temmuz ve 15 veya 17-18 Aðustos tarihleri olmaktadýr.

1920’lerin sonlarý ve 30’lu yýllarýn baþlarýna iliþkin raporlar, 1937-38 soykýrýmýna öngelen dönemde Dersim’in iþgalini tamamlamak ve ülkeyi insansýzlaþtýrmak amacýyla TC devletinin yapmakta olduðu çok yönlü hazýrlýðýn ayrýntýlý bir resmini verirler. Dersim aþiretleri, herbirinin sayý ve silah gücü, karþýlýklý iliþkileri ve çeliþkileri konusunda ayrýntýlý bilgilerin yeraldýðý Jandarma Umum Kumandanlýðý’nýn Dersim adlý kitabý da bu hazýrlýðýn bir parçasýdýr. Bu kitap kaynak olarak MAH Raporu ve Birinci Umumi Müfettiþlik (1927/8-35) raporlarýna dayanýyor.
MAH (Milli Amele Hizmeti), 1927’de kurulmuþ Türk istihbarat teþkilatýdýr. 1965 yýlýnda adý MÝT olarak deðiþtirilmiþtir.
Jandarma Umum Kumandanlýðý’nýn Dersim adlý kitabýnda dönemin Ýç Ýþleri Bakaný Þükrü Kaya’nýn Baþbakanlýða verdiði 18. 11. 1931 tarihli raporunun Ek bölümü Lahika baþlýðý altýnda olduðu gibi verilmektedir. Bu Ek, daha o tarihte (1931), hazýrlýðý yapýlan saldýrýnýn baþarýsýný takiben Dersim’de kimlerin nerelere sürgün ve iskan edileceðine iliþkin olarak Baþbakanlýða sunulmuþ bir plandýr.
Burada yaklaþýk doksan aþiretten 347 önde gelen ailenin (3470 kiþi) Batý’ya ve Trakya’ya sürgünü, bunlardan 72 ailenin Tekirdað’a, 38 ailenin Edirne’ye, 56 ailenin Kýrklareli’ne, 65 ailenin Balýkesir’e, 73 ailenin Manisa’ya ve 34 ailenin de Ýzmir’e iskaný öneriliyor. Nakliye masrafý ve güzargahý bile saptanmýþ (Bk. JUK’un Dersim kitabý, s. 83-121, 1932).
1938 katliamý Kemalist yönetim tarafýndan, baþta Mustafa Kemal olmak üzere Türk devletinin kurucularý tarafýndan önceden planlanýp gerçekleþtirildi.
Bu kýrýmýn önceden planlanan bilinçli bir stratejinin sonucu olduðunun kanýtlarý 19. yüzyýl sonlarýndan beri hazýrlanan Dersim Raporlarý’nda, Türk istihbarat teþkilatý MAH’ýn ve askeri müfettiþliklerin raporlarýnda, Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya’nýn raporunda, Jandarma Umum Kumandanlýðý’nýn Dersim adlý yayýnýnda, Meclis konuþmalarý ve dönemin Türk basýnýnda yeralan haber ve yazýlarda apaçýk sergilenmektedirler.
Bu belgeler üzerinde çalýþýlarak hazýrlanacak bir dosya ile Dersim soykýrýmýnýn içyüzü uluslararasý kamuoyuna kolaylýkla anlatýlabilir. Belli baþlý dillere çevrilmesi gerekecek olan bu dosyaya ek olarak Dersim’de herkesçe bilinen toplu mezarlarý tek tek görüntüleyen ve 37-38 kýrýmýna tanýk olan yaþlý kuþaðýn ve 38 sürgünlerinin öyküsünü kaydeden bir belgesel de düþünmek gerekecektir.
Olayýn anlaþýlmayacak bir tarafý yoktur.
Osmanlý ve Türk yönetimleri kendi otoritelerini zor kullanarak Dersim’e taþýmak istemiþ, hatta mümkünse Dersim’i haritadan büsbütün silmek istemiþ, Dersim ise buna karþý direnmiþtir.
Ýþte Devlet-Dersim çatýþmasýnýn kökeninde yatan budur
Merkezi otoritenin zora baþvurmasý ve askeri seferleri doðal olarak kendisini savunmak zorunda kalan Dersimli’nin direniþiyle karþýlaþtý.
Bu þekilde baþlayan Devlet-Dersim çatýþmasý 1938 soykýrýmýna dek devam etti.
Dersim davasý iþte bu süreçte gündeme oturdu ve yabancý bir gücün iþgal ve imha giriþimlerine karþý birbirini izleyen kendisini savunma amaçlý bir seri direniþ içinde, özellikle 1916 veya 1918 yýlý sonrasýnda giderek ulusçu ifadeler kazandý.
Ýþte benim Dersim direniþleri çaðý dediðim bu evrededir ki Dersim kavramý Dersim-Kýzýlbaþ halkýnýn ve onun özgürlük sorununun ortak ve genel adýna dönüþtü.
Dersim, 1938’de bir soykýrýmla ve toplu sürgünlerle düþürüldü ve adý da daha 1936 yýlýndan itibaren Tunceli olarak deðiþtirilip baþýnda askeri sömürge valileri olan olaðanüstü bir rejimle yönetilmeye baþlandý. 1938 Eylül’üne gelindiðinde toplu direniþ bastýrýlmýþ, bütün Dersim TC hükümeti tarafýndan 10 yýl için (1938-48) “Yasak Bölge“ ilan edilmiþtir.
Bu 10 yýllýk programa dördüncü harekat denebilir Bu zaman zarfýnda yoðun bir Türkleþtirme programý uygulanýr. Resmi aðýzlar Dersim meselesinin bittiðini ilan ederse de daðlara sýðýnanlarýn oluþturduðu gerilla birimlerinin (yerel dilde Qol) mücadelesi 1946 affýna dek sürer.
1923-46, Doðu’nun kolonileþtirilmesi, elkonan zenginliklerinin Batý’ya taþýnarak 1950‘lerden itibarenki sýnai geliþme için ilkel sermaye birikiminin saðlandýðý dönemidir. Türk devletinin temelleri de bu ayný süreçte atýldý.
Tanzimat döneminde baþlatýlan ve 1930‘lu yýllarda sürdürülen Dersim Raporlarý serisinde TC devletinin Dersim’i sömürgeleþtirme, Türkleþtirme ve daðýtma politikasý açýkça görülebilir.
Örneðin 1930‘larýn baþýnda hazýrlanmýþ bir raporda (Büyük Erkaný Harp Reisi’nin Mütalaalarý) Dersim’de “Yüksek idare memurlarýna adeta koloni idarelerindeki selahiyet verilmeli“, “Dersim evvela koloni (sömürge) gibi nazarý itibara alýnmalý“ (akt. Dersim, T.C. Dahiliye vekaleti Jandarma Umum Kumandanlýðý, s. 218-19) þeklinde ifadelere rastlanmaktadýr.
1923-46 arasýnda iþgal ve siyasi ilhak, 1950 sonrasýnda ise ekonomik ilhak gerçekleþtirildi. Böylece Dersim ve Kürdistan zor yoluyla TC yönetimi ve pazarýna entegre edildiler.
Tunceli Kanunu, Genel Valilik, Yasak Bölge uygulamalarýnýn 1948/49‘larda artýk sona erdiði düþünülürse de, iþgal (iþgalin kendisi zor ve terördür) ve baþka biçimler altýnda olaðanüstü rejim biçimi halen devam etmektedir. Dersimli yaklaþýk yetmiþ yýldýr þu ya da bu biçim altýnda askeri-faþizan olaðanüstü rejimlerle yönetilmektedir.
Son olarak bir noktaya daha iþaret etmeliyim.
Dersim’de karþý karþýya gelenler vahþi kapitalist ve sömürgeci bir uygarlýk ile Morgan’ýn deyiþiyle Eski Toplum (Komünal Toplum)’du. Dersim’in yakýn çevresi bir derebeylik rejimi ile kuþatýlmýþtý. Bu doðru. Ama iç kesimlerde, yani eski ve esas Dersim’de, asker, polis, yasa, mahkeme tanýmayan, kýsaca devlet nedir bilmeyen bir sosyal örgütlenme mevcuttu. Toplumun hücresi yerel dilde ezvete adý verilen Dersim gensiydi. Yönetim biçimi, deðerleri, hukuku tamamen farklýydý. 1938’de bir soykýrýmla sona erdirilen cemi, cemaati, kendine özgü hukuku ile bu Dersim Komünü’ydü. Baþka deyiþle bir ilkel demokrasi ya da sosyalizmdi. Yýkýlan Dersim gensi ve ona dayalý Dersim Komünü’nün incelenmesi önemli bir konudur. Þimdilik diyeceðim, sonraki Dersimli kuþaklarýn kitlesel halde sosyalizme yöneliþinde Türk Solu’ndan önce, kendileri farkýnda olmasalar bile içinden çýktýklarý bu toplumun, önceki kuþaklar tarafýndan kendilerine aktarýlan geleneðin önemli rol oynadýðýdýr.

wengesodiri
22-12-2006, 10:18 AM
1937-38 KATLÝAMININ KRONOLOJÝSÝ

25 Aralýk 1935
Tunceli Kanunu çýkarýldý ve Dersim adý Tunceli olarak deðiþtirildi.

6 Ocak 1936
Elazýð merkezli Dördüncü Genel Valilik kuruldu ve baþýna sömürge valisi yetkileriyle General Abdullah Alpdoðan atandý. Dersim’de stratejik merkezlerde kýþla ve karakol inþaasýna baþlandý. Ardýndan gelen karakol baskýnlarýnýn nedeni iþgal ve soykýrým hazýrlýklarýný önlemekti.


1937 YILI OLAYLARI (ÝSMET ÝNÖNÜ'NÜN BAÞBAKANLIÐI DÖNEMÝ

20/22 Mart 1937 (Kahmut Olayý)
1936‘da baþlatýlýp kýþ nedeniyle ara verilen kýþla-karakol inþaasý 1937 Mart’ýnda devam ettirilince, kesintiye uðrayan direniþ de Karakol baskýnlarý tarzýnda yeniden baþladý. S. Rýza’nýn köyü ve çevresi bombalandý. Türk askeri kaynaklarý ve Dersim’in hafýzasýnýn kaydettiði 1937 yýlýnýn ilk olayý 20-21 veya 21-22 Mart 1937 gecesi saat 11‘de Pah-Kahmut bucaklarýný baðlayan Harçik Suyu üzerindeki tahta köprünün Demenanlýlar ve Haydaranlýlar tarafýndan yakýlmasý ve civardaki karakola baskýndýr. Naþit Uluð’a göre Dersimli büyük eylemleri genellikle 22 Mart sabahý baþlatýr, çünkü bu tarih güneþe tapýlan devirlerden kalma bir inanç gereði kutsaldýr, ilkbaharýn da baþlangýcýdýr. Onun sözünü ettiði Dersim takvimindeki Newe Marti olmalýdýr.

26-27 Mart veya 26 Nisan 1937
Seyit Rýza’nýn oðlu Býra Ýbrahim (Bava), babasý adýna askeri harekatýn durdurulmasýný talep etmek üzere gittiði Hozat dönüþünde Kýrgan köyü Deþt’te misafir olduðu evde uyurken öldürülür. M. Nuri, bu siyasi cinayeti Alpdoðan’ýn adamý Binbaþý Þevket’in adamlarýnýn örgütlediðini yazar.
Aþaðýdaki mýsralar bu cinayet üzerine yapýlan bir Dersim aðýtýndan alýnmadýr:

Ax Babo Babo

Kamo merdena tore sabo

Mý va yane Bavaye mý sono Hozate vesaye

Mare ceno pilina na Kýrmanci

S. Rýza, misilleme olarak Kýrgan aþiretinin merkezi Sin bucaðýný ve karakolunu basar. Ordu, Kýrgan aþireti eþliðinde saldýrýya geçer. Böylece S. Rýza ve aþireti ile Bahtiyar aþireti de baþlamýþ bulunan çatýþmalara katýlýrlar. Çatýþmalar fiilen toplu bir direniþe dönüþür. Aþiretler arasýnda genel bir birlik kurulamaz. Sadece Yukarý Abbas, Bahtiyar, Ferhad, Karabal, Yusufan, Demenan ve Haydaranlar’dan oluþan toplam 7 kadar aþiret kendi aralarýnda direniþ için ittifak kurup Halvori-Vank civarýnda yemin ederler ve topluca direniþe geçerler. Alpdoðan, aþiretler arasýnda birleþmeleri engellemek, direniþ kararý alan S. Rýza liderliðindeki yedi aþireti tecrit etmek için çabalar. Bu amaçla söylentisi dolaþan boþaltma ve sürgün kararýný yalanlamaya, saklý tutmaya özen gösterir. Ajanlarý dolayýmýyla aþiretlerarasý kavgalarý körükler, direniþin önderlerini ortadan kaldýrmak için çalýþýr. S. Rýza ile bir toprak meselesi yüzünden anþlaþmazlýðý bulunan yeðeni Rehberi ve çetesini kendisiyle iþbirliðine ikna edip kullanýr. Rehber, verilen görevleri yerine getirdikten sonra onu da öldürtür.

Nisan 1937
Askeri birliklere baskýnlar. Direniþ sürüyor.

1-3 Mayýs
Mazgirt’e ve Mazgirt Köprüsü’ndeki birliklere saldýrý. Sabiha Gökçe’nin de katýldýðý 15 uçaklýk bir filo Zel, Kýrmýzý Dað, Yukarý Bor (Keçizeken) çevrelerini bombalar.

8 Mayýs
Genelkurmay, Dördüncü Genel Valiliðe 8 Mayýs’ta genel tenkili (Bor/Kýrmýzý Dað-Sin-Karaoðlan hattýna ulaþacak hücüm harekatýný) baþlatmasý emrini iletir.

19 Mayýs
Yukardaki emir üzerine 25. Alay Kýrmýzý Dað zirvesini bir saldýrýyla iþgal eder, tespit edilen Nazýmiye-Kýrmýzý Dað-Sin-Karaoðlan hattýna ulaþýr. Bu saldýrý için 19 Mayýs gününün seçilmiþ olmasý dikkat çekmektedir. Bu saldýrýnýn baþarýsý Yusufanlýlar‘ýn ittifak yeminini bozup direnmeyiþlerine, dahasý orduya destek olmalarýna baðlanmaktadýr. Bu ani ilerleme savaþ alanýndaki sivil halkýn Kalan ve Kutu derelerindeki sýðýnaklara yerleþtirilmesine neden olur. Aþiretlerin çoðu tarafsýz, bir bölümü devletten yanadýr. Direnenler küçük bir azýnlýktýr. Üstelik ittifakçýlarýn bir bölümü saf deðiþmiþtir.

26 Mayýs
Bahtiyar köylerine ordu baskýný ve bu bölgede önceden boþaltýldýðý görülen Resikan, Gözerek, Varuþlar, Çökerek ve Çat köylerinin yakýlmasý.

wengesodiri
22-12-2006, 10:18 AM
Mayýs Sonu ve Haziran Baþý
Haydaran, Demenan ve Yusufanlýlar’dan bazýlarý teslim olur.

18 Haziran
Baþbakan Ýnönü Elazýð’a gelerek sürmekte olan harekatý görüþür.

22 Haziran
Ordu birlikleri Zel, Bokir, Sýncýk, Aziz Abdal daðlarýný iþgal ederler. Dersimli her dað zirvesi, her bir vadi için, kýsacasý ülkesinin her karýþ topraðý için çetin bir direniþ sergilerse de iþgal ordusunun 19 Mayýs’ta ulaþtýðý hattý daha da içerilere (kuzeye) taþýmasýný engelleyemez. Direniþçi köyler yakýlýr, sürülere elkonulur.

Haziran veya Temmuz
Asker Tujik Daðý’ný iþgal eder. Bu daðýn eteðindeki Ýksor Vadisi’nde sýðýnaklarda bulunan çoðu kadýn ve çocuk sivil halktan binlerce kiþiyi imhaeder. Maðaralarýn giriþi betonla kapatýlarak veya aðzýnda ateþ yakýp içine boðucu duman verilerek binlerce sivil yokedilir. Bu sýrada can havliyle dýþarý fýrlayanlar vurulur. Kýsacasý Ýksor vadisinde tam bir katliam olur.

9 Temmuz 1937
Dersim ulusal hareketinin S. Rýza’dan sonraki en önemli önderi Aliþer, eþi Zarife’yle birlikte Rehber ve çetesi tarafýndan öldürülür. Sekiz-dokuz kiþilik bu çeteye Hýde Pýrço (Pýrço’nun oðlu Hýdýr) da katýlýr. Aliþer ve eþinin kesik baþlarý Elazýð’daki “Dersim Fatihi“ Abdullah Alpdoðan‘a yollanýr.

17-18 Aðustos
Bahtiyar mýntýkasýnda (Tokmakbaba-Titenik-Sarýoðlan üçgeninde) çetin çarpýþmalar. S. Rýza’nýn ikinci eþi, büyük oðlu Þeyh Hasan, üç torunu ve bin kiþilik kuvveti bu çarpýþmada katledilirler. Bazý kaynaklar bu çatýþmalarýn Koçan mýntýkasýnda yaþandýðýný söylerse de bu doðru görünmüyor.

28 Aðustos
Bu sýralarda direniþe S. Rýza ve Sahan önderlik etmekteydiler. S. Rýza Bahtiyarlýlar arasýnda bulunuyordu. Direniþçi 6 aþiret reisinden yakalanmamýþ olan sadece bu ikiliydi ve Alpdoðan onlarýn peþindeydi. 28 Aðustos günü direniþin önemli bir önderi olan Bahtiyarlý Sahan, General Alpdoðan tarafýndan satýn alýnan üvey kardeþi Pýrço oðlu Hýdýr tarafýndan uyurken öldürülür. Gövdesinden ayrýlan baþý Hozat’taki Türk kumandanýna teslim edilir. Rehber’in çetesinden olan hain Hýdýr, Hozat dönüþünde Sahan’ýn kardeþi veya amcasýoðlu tarafýndan öldürülür.

Aþaðýdaki mýsralar Sahan üzerine olan Dersim aðýtýndan alýnmadýr.

Ule biye biye

Lemýne biye

Sahan Aðae mý ke merdo nemerdo (þiyo neþiyo)

Þikiyo týlsýme Kýrmanciye

Bu aðýt olaylarýn seyrini doðru ifade etmektedir. Çünkü Bahtiyar direniþinin kýrýlmasý (ardýndan Bahtiyar kýrýmý yapýlýr) anlamýna gelen Sahan’ýn öldürülüþü, gerçekten de Dersim direniþinin sonu olur. Sað kalan Bahtiyar direniþçileri S. Rýza’nýn aþireti Yukarý Abbas kuvvetlerine katýlýrlar. Fakat Sahan öldürülünce yalnýz kalan Seyit Rýza, direniþe çaðýrdýðý tarafsýz aþiretlerden bir þey çýkmayýnca çok geçmeden yakalanýr ya da bir versiyona göre teslim olur.

5-13/15 Eylül
S. Rýza Erzincan’a giderken veya gittiðinde yakalanýr. Bir söylentiye göre yakalandýðýnda komþu illere kaçmaya çalýþýyordu. Bir diðerine göre kaçma giriþimi yoktur. Kendi kararýyla Erzincan jandarmasýna teslim olmuþtur. Bir baþka yoruma göre Erzincan valisi aracýlýðýyla görüþmeye çaðrýldýðý Erzincan’da beraberindekilerle birlikte tutuklanýr. Bazý yaþlýlara göre gittiði Pülümür yöresinde ihbar edilip yakalatýlmýþ ya da bu ihbar üzerine gidip teslim olmuþtur. Kaynaklarda Eylül’ün 5‘inde veya 10‘unda yakalandýðý yazýlýdýr. Seyit Rýza’nýn yakalandýðý haberini 13-14-15 Eylül tarihli Tan, Kurun, Ulus gibi gazeteler vermektedir. Yakalanýþýna iliþkin ilk haber 13 Eylül tarihli gazetelerde çýkar. Türk basýný ve yetkilileri ondan “Dersim’in en ileri ve son sergerdesi“ diye sözederler. Seyit Rýza’nýn yakalanmasý üzerine Mustafa Kemal, Ýsmet Ýnönü, Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya ve 3. Ordu Müfettiþi Kazým Orbay Abdullah Alpdoðan’a bu baþarýsý nedeniyle kutlama mesajlarý gönderir, bunu Alpdoðan’ýn tarihi bir baþarýsý olarak tanýmlarlar.

Ekim ayý ortalarý
S. Rýza Erzincan’dan Elazýð’a götürülüp orda toplanmýþ bulunan diðer Dersimli esirlerle birlikte (toplam 58 kiþi olduklarý anlaþýlýyor) askeri mahkemede Dersim’i isyana teþvikten ve bu isyana katýlmaktan dolayý yargýlanýr.

wengesodiri
22-12-2006, 10:19 AM
15 Kasým
Ekim ayý ortasýnda baþlayan sözde yargýlama 15 Kasým’da biter. 14 kiþi beraat eder. Seyit Rýza da dahil 7 kiþi idama, 37 kiþi aðýr hapis cezalarýna mahkum edilir. 15 Kasým’da Seyit Rýza (1860/62-1937) ve diðer altý kiþi Elazýð Buðday Meydaný’nda þafakla birlikte infaz edilirler. Bu altý kiþi, S. Rýza’nýn oðlu Resik Hüseyin, Kamer Aða’nýn oðlu Yusufanlý Fýndýk, Þeyhan reisi Uþe Seydi, Demenan reisi Cebrail veya oðlu, Kureþanlý Hasan ve Haydaranlý Kamer Aða’dýrlar. Seyit Rýza’yý bizzat götüren ve infazlarý izleyen Ýhsan Sabri Çaðlayangil’in aktardýðýna göre Seyit Rýza’nýn son sözleri þunlardý:

Ewlade Kerbelayme

Be xetayme

Ayývo, zýlmo, cinayeto.

Kente girmeye cesaret edemeyen Mustafa Kemal, bu sýrada Elazýð garýnda infazlarýn bitmesini beklemektedir.

Bu idamlarala birlikte 1937 yýlý direniþi sona erer.

Zamanýn Baþbakaný Ýsmet Ýnönü (Ýso Ker), Seyit Rýza ve beraberindekilerin idamý üzerine verdiði demeçte, “Dersim meselesini ortadan kaldýrdýk...Dersim müþkilesinden kurtulduk“ derken, Cumhuriyet gazetesi baþyazarý Yunus Nadi, “Tarihe Gömülen Dersim’e Dair“ baþlýklý 18 Kasým 1937 tarihli yazýsýnda, “Senelerden beri adýna Dersim denilen mesele tarihin ummanýna katýlmýþ ve ebeddiyen ölmüþtür“ demektedir.


1938 YILI OLAYLARI (CELAL BAYAR'IN BAÞBAKANLIÐI DÖNEMÝ)

2 Ocak
Dördüncü Genel Valiliðin Munzur-Merho-Mercan dereleri arasýndaki bölgeyi ve Kalan Deresi havzasýný boþaltma kararý ve bu kararý uygulama giriþimi. Bunun üzerine Ovacýk’tan gelen yedi jandarma devletin o tarihe kadar gizli tutulan asýl amacýný ve 1937 direniþine katýlmamýþ olmakla yaptýklarý vahim yanlýþý yeni farkeden Kör Abbas, Keçel ve Bal aþiretlerinden direniþçiler tarafýndan Mansul Uþaðý Köyü’nde öldürülürler. Ardýndan Mercan Karakolu basýlýr. Bu sýrada iki asker daha öldürülür. 1938 Ocaðýnýn baþýnda sýranýn kendilerine geldiðini anlayan adý geçen bölge aþiretleri ittifak halinde direnme kararý alýrlar. “Askeri içimize sokmayalým, silahlanalým, ittifak yapmazsak hepimizi tek tek kýracaklar“ diyerek direniþe geçerler. 1937‘deki Kahmut Köprüsü baskýný nasýl kasýtlý olarak birinci askeri harekatýn sebebi gibi gösterildiyse, Mansul Uþaðý Olayý da bazý kaynaklar tarafýndan 1938‘deki Ýkinci harekatýn nedeni gibi sunulmaya çalýþýldý. Her iki olay da TC ordusu tarafýndan birer bahane gibi kullanýldýlar. 1938‘deki ikinci harekat çevre illerden ordularýn aktarýlmasý ve diðer hazýrlýklar nedeniyle, daha da önemlisi dýþ dünyanýn tepkisini çekmeyecek daha uygun bir fýrsatýn kollanmasý sebebiyle ancak 11-12 Haziran’da baþlar.

11-12 Haziran
Ýkinci harekatýn (1938 harekatý) baþlangýcý. Her taraftan Dersim’e giren TC ordularý Kalan-Merho-Mercan vadilerindeki halký boþaltmayý amaçlar. Burasý, Buyer Bava-Mahmunut Gediði-Birman Gediði-Keller Komu-Katýr Tepe-Koçgölbaþý-Badikan-Karasakal noktalarý arasýndaki bölgedir. Yani Munzur-Mercan daðlarýnýn hemen dibindeki Ýç Dersim’in en kuzey bölgesidir. Zel ve Kýrmýzý daðlar hattýnýn kuzeyi de harekatýn kapsamýna alýnýr. Kýsacasý 38 harekatýnýn asýl hedefi Asýl/Eski Dersim‘dir, Kalman Ocaðý’dýr. Böylece yerinden yurdundan edilmek istenen Ýç Dersimli bir ölüm dirim savaþýna giriþir.

19-22 Haziran
Boþaltýlmak istenen diðer bölge Ali Boðazý ve çevresidir. 19-22 haziran günlerinde bu bölgede oturan Koçan grubu aþiretleri (Koç, Þam, Resik) de direniþe geçerler. 19 Haziran’da Amutka Karakolu kuþatýlýr ve çevredeki Türk birliklerine saldýrýlýr. Çarpýþmalar 22 Haziran’a dek sürer. 22 Haziran’da Koçan aþiretleri Ali Boðazý’na sýðýnmak zorunda kalýrlar. Uçak filolarý Ali Boðazý’na bomba yaðdýrýr.
Ali Boðazý’ndaki çarpýþmalarla iliþkili bir Dersim deyiþinde þöyle denir:

Torne Merwani koto zýde ma

Hawt bedelo fetelino az ve aze ma dýma

Ma ve Mervan’ra jüvini kerdo Ali Boðaji

Býraene perode ma perodime

Hefe huye hawt bedeli býjerime

Bu deyiþte Dersim hududu Kýzýlbaþlýðýn hududu olarak tarif edilir. Sivas ve Erzurum da Dersim’e dahil gösterilir. Dersim’in devletle kavgasý kuþaktan kuþaða süren bir kavga olarak, Kerbala’nýn devamý ve Yezit’le kavga gibi tarif edilmektedir.
Kureyþanlýlar’ýn Þeyhan kabilesi ile Yukarý Abbas aþireti Koçanlýlar’ý desteklemek için direniþe geçerler. Böylece direniþ doðusu ve batýsýyla tüm Dersim’e yayýlýr.

wengesodiri
22-12-2006, 10:19 AM
24-30 Haziran
24 Haziran günü Ýç Dersim’deki Dolu Baba (Tujik) iþgal edilir. Ordunun köylerini ateþe verip halkýný boþaltmaya çalýþtýðý Kýrgat, Boduk, Midrik, Mitgel, Hotar, Ariki, Tenkali, Meraþ, Keçeler köyleri ve Hikü mezrasýnýn silahsýz sivil halký balta ve küreðe sarýlýr. Baltalý kürekli bu muharebe 28 Haziran’da kanla bastýrýlýr. 29 Haziran’da Karasakal zirvesi iþgal edilir. Reþat Hallý’nýn verdiði rakkama göre 11-12 Haziran’dan 29 Haziran’a kadar tam 60 köy boþaltýlýr ve yakýlýr. Köyler ve ormanlar ateþe verilir, hayvanlarý dahil halkýn nesi varsa “ganimet“ (ganimet, düþmandan ele geçirilen mala denir) olarak gaspedilir, sivil halk ve direniþçiler kurþuna dizilmek veya batýya sürülmek üzere “esir“ (düþmanýn ele geçirdiði insanlar) edilip belirli noktalarda toplanýr.
Baþbakan Celal Bayar, 29-30 Haziran 38‘de TBMM’de yaptýðý konuþmada “ordularýmýz pek yakýn zamanda...Dersim mýntýkasýnýn sakinlerini tamamen kaldýracak ve bu meseleyi esasýndan kesecektir“ der.

Çukur aðýtýndan bir parça þöyledir:

Celal Bayar amo

Esmu mare meymano

Non sola ma neweno

Made xayýn niadano

Vano zere mý terseno

Zalým az mara neverdano

Kerdime top berdime vere Kerte Mazgerdi

Ardi verva ma axýr makiney qurmis kerdi

Temmuz
2 Temmuz‘da asker Ahpanos, Ýksor ve Tujik daðýna hücum eder. Çetin bir muharebenin sonucunda Tujik zirvesi iþgal edilir. Kaçýþ yollarý kapatýlýp bir uçak filosu eþliðinde tek çýkýþ yolu olarak kasýtlý þekilde açýk býrakýlan Kalan Deresi’nde kýrým yapýlýr. Devletin “haydut“ diye sözettiði 3 direniþçi kendilerini uçurumdan atarlar. 14-16 Temmuz’da Kalan ve Demenan direniþçilerinin imhasýna çalýþýlýr. Maðaralar ayrý ayrý abluka edilir. Kalan Deresi ve Demenan mýntýkasý kasýp kavrulur. Ardýndan Ýç Dersim’de 1938‘deki zorlu muharebelerin aðýtlara konu olan en ünlüsü, Laç Deresi (Dere Laçinu) muharebesi olur. Laç Vadisi’ndeki çarpýþmalarýn en þiddetlisi 19-24 Temmuz günleri arasýnda yeralýr. Dersim’in en namlý silahþörleri Laç’ta birlikte dövüþür ve yarým asýrdan çoktur dilden dile dolaþan bir destan yaratýrlar.

De halo halo

Hale ma yamano

Ordiye Týrki gurlax amo

Dorme ma qapano

Pýrode býra pýrode

Na qewxa aþiro niya

Mereve Dersimi (Kýrmanciye) u zalýmona Týrkano

TC ordusunun hedefi direniþin son sýðýnaðý olan Laç Deresi’ni ele geçirmekti. Üç dört koldan kuþatýlan Laç Deresi inatla direnir. Sonunda direniþ kýrýlýrsa da sade halk arasýnda direniþçilerin intikamlarýný fazlasýyla aldýklarý inancý yaygýndýr: “Ma hefe xo quret, hefe tayine ki serra quret“.
Halk, direniþçilerin tüfeklerinin arkasýnda yiðitçe düþtükleri için onur duymaktadýr: Mordem uyo ke pe týfonge hode býmýro!
Direniþ kýrýldýktan sonra vadinin tabanýndaki maðaralar ve kayalýklar kuþatýlýr. Top ve makinalý ateþi ve tahrip kalýplarý atýlarak bu maðaralar içindekilerle birlikte imha edilir. Dýþarý fýrlayanlar vahþice öldürülür. Kimisi kendisini Munzur Suyu‘na atarak intihar eder. 19-24 Temmuz arasýndaki çarpýþmalarda Laç’ta 216 direniþçi katledilir. Kýrýk Maðara’da dinamitle imha edilmekten korkan ve R. Hallý’ya göre aralarýnda Demenan’ýn en önemli kolbaþýlarýndan Hese Gewe ile Demenan reisi Cebrail Aða’nýn oðlu Hüseyin’in de bulunduðu 42 direniþçi teslim olur.
Ardýndan 27-30 Temmuz günleri arasýnda Mameki ve Erzincan tugaylarý ile Haydaran bölgesine yönelinir. Vartinik, Göldaðý, Zel Daðý, Hengýrvan, Zaðge, Aþaðý Rabat, Kutu Deresi giriþi, Kerenko, Karasakal ve Buyer Bava’yý kapsayan tüm bölge kuþatýlýr.

1-10 Aðustos
Kuþatýlan Haydaran bölgesindeki tüm direniþçiler maðaralarda sýkýþtýrýlýr. 100‘den çok direniþçi öldürülür. 2-3 Aðustos’ta maðara ve kaya kovuklarý aranýr. Çok sayýda direniþçi ve hayvan imha edilir. Hayvanlar ve eþyalar müsadere edilir. Direniþçi köyler yakýlýr.
Ardýndan sýra genel bir taramaya gelir.

10-31 Aðustos (“Üçüncü Askeri Harekat“)
Bu harekat toplama, toplu halde kurþuna dizme ve 1931‘de Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya’nýn raporunda planlanan Batýya toplu sürgünün hayata geçiriliþ safhasýdýr. Bu tarihler arasýnda Dersim’in her tarafýnda ayný anda baþlatýlan ve amacý “girilmemiþ hiç bir yer býrakmamak“ olan genel bir operasyon yapýlarak ‘yasak bölgeler‘in içinden ve dýþýndan en az 5-7 bin kiþinin (aþiret reisleri, kolbaþýlar, seyitler ve aileleri) batý illerine nakli ve iskaný baþlatýlýr. Dördüncü Genel Müfettiþliðin önerisi ve içiþleri Bakaný’nýn onayý ile yerleþime yasaklanan, sürgün ve iskaný kararlaþtýrýlan bölgeler iki adettir: 1-Kutudere-Kýrmýzýdað-Haçýlýdere hattýndan Mercan daðlarý eteðindeki Karacakale’ye kadarki bölge, 2-Ali Boðazý ve çevresi, yani Koçan bölgesi.
Bu sýrada her yanda terör estirilir. 12 Aðustos’ta bir uçak filosu Ali Boðazý’ný bombalar. 13 Aðustos’ta Kýrmýzý Dað çevresindeki çatýþmalarda 300 direniþçi öldürülür. Ayný gün Ali Boðazý ve Taðar Deresi tabanýndaki harekatta komlar yakýlýr, hayvan sürüleri gaspedilir. 14 Aðustos’ta 83 Demenanlý ve Haydaranlý direniþçi öldürülür. 15 Aðustos’ta Laç Deresi tabanýnda yeni bir tarama yapýlarak 281 Demenanlý ve Haydaranlý öldürülür. Batýya nakledilmek üzere toplanan Yusufanlýlar’ýn 149‘u imha edilir. 15 Aðustos’ta Zýmeq ve çevresinde çok sayýda direniþçi (“asi“) imha edilip köyleri yakýlýr. Batýya sürülmek üzere insan avýna çýkan 41. Tümen Deþt yöresindeki köylerde direniþle karþýlaþýr. Direndikleri ve direniþçilere yataklýk ettikleri gerekçesiyle Zýmek/Zýmbýk, Xeç, Kirnik ve Bornak köylerinden 395 kiþi öldürülür. Þýxmamed aþiretinin merkezi Hiç (Xeçe) köyüne bir gece baskýný yapýlarak top-mitralyöz ateþi ve süngüyle toplu kýrým yapýlýr. Hiç ve Zýmek toplu kýrýmý iþte bu sýrada, 15 Aðustos günü yapýlmýþtýr. Yine 15 Aðustos günü Çukur ve Pah civarýndaki taramada çok sayýda Haydaranlý imha edilir. 31 Aðustos’ta yeni bir tarama hareketiyle esir edilmiþ olan binlerce kiþi kafileler halinde Batýda saptanan yerlere sevkedilirler. Hozat’a getirilen Karaca seyitleri ve halký makinalý tüfeklerle katledilir. Sanýrým Sarý Saltýklý Seyit Seyfi Dede de bu olayda öldürülür. Böylece 31 Aðustos’ta askeri harekat tamamlanýr.

wengesodiri
22-12-2006, 10:21 AM
Toplu Kýrýmlarýn Yapýldýðý Mevkiler
Bu konuda halktan duyduklarýmýz ve kaynaklardan öðrendiklerimiz var.
Aþaðýda toplu kurþuna dizme olaylarýnýn yeraldýðý söylenen bazý mevkilerin adlarýný veriyorum. Bu yerlerin adlarý C. Yýldýz'ýn Dersim Dile Geldi kitabýnda kendileriyle söyleþi yapýlan tanýklarýn anlatýmlarýnda da geçmektedir.
Bu bilgilerin bir bölümünde eksiklikler, hatta yanlýþlýklar olmasý mümkündür. Bu konularda bilgi sahibi olanlar, varsa yanlýþlarý düzeltsin, eksiklikleri tamamlasýnlar. Bildikleri baþka mevkileri de kaynak göstererek listeye eklesinler. Mevkilerin tarifinde elden geldiðince netlik ve kesinlik aramak zorundayýz.
Ali Boðazý
Hozat Kýþlasý Civarý
Lolan Taneri
Zýmek Köyü
Sin
Inciga
Heç Köyü (Xeçe, Hopik mevkii)
Çemiþgezek altýndaki dere
Tekke Köyü
Sýçan Gediði
Çelemuru Deresi (Aðdatlýlar taranýr)
Pertek
Laç Deresi
Muhundu
Çukur Köyü
Pah
Kalosan Deresi


TANIKLAR KONUÞUYOR
SOYKIRIMIN TANIKLARI VE ANLATTIKLARI
1- Demenanlý Xecê (Qême Cývê Qej’in kýzý)
2- Þýðanlý Hýdo
3- Abbasanlý ve Aðdatlý Zeyniko (Seyit Rýza’nýn torunu)
4- Kýrðanlý Gýdo
5- Koçanlý Zabit (Koçanlý Kopo’nun oðlu)
6- Koçanlý Mýle Hesen
7- Ema Lengê
8- Demenanlý Sengal Xatun
Ýlk altý ismin anlattýklarý için bk. C. Yýldýz, Dersim Dile Geldi.
Yedinci tanýðýn anlattýklarý için bk. H. Yýldýrým, Ema Lenge.
Sekizinci tanýðýn anlattýklarý Ýsmail Kýlýç tarafýndan foruma asýlmýþ bulunuyor.
Adý geçen tanýklarýn anlattýklarý özetlenip Soykýrým Dosyasýnýn ilgili bölümüne konulmalýdýr.
Herkes bildiðini kaynak vererek bu listeye eklesin. Mümkünse öykülerini de özetleyip foruma taþýsýn.
Selam ve sevgiler


Gelin Dersim Soykýrýmý’ný mahkemeye taþýyalým.
Ülkesine, halkýna, katledilen kuþaklara karþý sorumluluk duygusu taþýyan herkesi bu davayý sahiplenmeye çaðýrýyorum.
Bu bir ulusal davadýr.
Biz yaþayan kuþaklar da bu faciadan dolayý bir þekilde yaralýyýz.
Bu yara kuþaktan kuþaða taþýnarak iyileþmez.
Sonuç ne olursa olsun, sýrf tarihe not düþmek veya vicdanen rahatlamak için bile olsa, Dersim soykýrýmý mahkemeye taþýnmak zorundadýr.
Gelin bunu hep birlikte üstlenelim. Daha fazla gecikmeden hazýrlýk görelim.
Bunun bir parçasý olarak ihtiyaç duyulan kanýtlarý ve verileri bu forumda biraraya getirip soykýrým dosyasýný birlikte hazýrlayabiliriz.
Bu görevin altýndan ancak hep birlikte kalkarýz.
Bir baþlangýç olarak aþaðýdaki konularda kim ne biliyorsa bu forumda kaynak vererek açýklamalý, elinde veya arþivinde ne varsa ortaya koymalý, kendi katkýsýný gecikmeden yapmalýdýr.

1) Soykýrýma Ýliþkin Belgeler
2) Diðer Kanýtlar
Tanýklar Konuþuyor
(Soykýrým tanýklarý ve öyküleri)
Toplu Mezarlarýn Yerleri
Fotoðraflar
TC Devletinin Olaya Bakýþý ve Geliþmeleri Sunuþ Þekli
(Dönemin Türk basýnýnda yazýlanlar, Meclis konuþmalarý ve tutanaklarý, vd)
Dönemin dünya basýnýnýn/medyasýnýn olaya bakýþý ve tepkisi

3) Rakamlarýn Diliyle Soykýrýmýn Boyutlarý
-Katledilenlerin sayýsý
(cinsiyeti, yaþý, adý, aþireti, öldürüldüðü yer ve tarih)
-Yaralýlarýn sayýsý
(cinsiyeti, yaþý, adý, aþireti, yaralandýðý yer/olay ve tarih)
Esir edilenlerin sayýsý
(cinsiyeti, yaþý, adý, aþireti, esir edildiði yer ve tarih)
Kayýplar
(cinsiyeti, yaþý, adý, aþireti)
Sürgün Edilenler
(sayýlarý, adlarý, aþiretleri)
Ýdam Edilenler
(adlarý, aþiretleri, yaþlarý)
Yakýlan/Yýkýlan Köyler, Evler, Tarlalar
Elkonan Ya Da Ýmha Edilen Hayvan Varlýðý
Ülkenin tarih ve kültür mirasýna ve doðasýna verilen zarar

wengesodiri
22-12-2006, 10:21 AM
Bu Sayfada Ornek Olsun Diye jenoside Katilmis Bazi “taninmamis ilginc”
soykirim uygulayicilarini vermeye calisacagiz Eymurun babasinin Ketliama
katildigini yazmasi ve bu fotograflari vermesi bir istihbaratci icin ilginc bir olay..Kaynak: http://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=114
http://www.dersim.biz/assets/images/newsdatabase_photo.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/mazhar2.jpg
M.Eymurun babasi Mazhar Eymur Jenoside katilmak icin istanbulda yolda.. bakiniz asagidaki yazi...
Eymurun babasi Mazhar Eymur at ustunde munzur suyunu gecerken..

Mazhar Eymür

Babam Mazhar Eymür muhabere subayýydý. 25 Eylül 1900 tarihinde Yunanistan Serfice'de doðmuþ, babasý Orduyu Hümayun Serfice 11. Alay 1. Tabur Kolaðasý Sýtký Efendinin 1903 yýlýnda vefat ederek Selanik'te Honaç camii civarýnda defnedilmesi üzerine annesi ile Ýstanbul’a yerleþerek çocukluk yýllarýný Kasýmpaþa'da geçirmiþ ve Kuleli Askeri Lisesine girmiþti.

Askeri tahsilini ikmal etmeden daha 18 yaþýndayken, 1 Aðustos 1918'de talimgaha alýnmýþ, 1919'da asteðmen, 1920'de de teðmen olmuþtu.

Bize ilk subay çýktýðýnda, tüfeðin süngü takýlmýþ boyunun kendisini geçtiðini anlatýrdý.

Zor ve sýkýntýlý bir gençlik çaðý geçirmiþ, ailesinin geçimini yüklenmiþti.

24 Eylül 1921 ile 23 Aðustos 1923 yýllarý arasýnda Ýstiklal Harbine iþtirak eden babam harbin bitiminde kýrmýzý þeritli “istiklal Madalyasý” almýþtý.

Babam 1925 yýlýnda üsteðmen oldu. 1928 yýlýnda Harbiye Mektebine devam etti ve 1929'da Harp Okulunu bitirdi. Ayný yýl Fen Tatbikat Mektebine giren babam 1930'da yüzbaþý rütbesine yükseldi.1932 yýlýnda Fen Tatbikat Okulunu çok iyi derece ile ve 1'inci olarak bitirmiþ, bir yandan da boþ vakitlerinde elektrik þemalarý çizip diðer aile fertlerine yardým ediyordu.

1936'da Ön yüzbaþý olan babam, 1938'de Kürt isyanýna katýldý. Dersim Harekatý için Ýstanbul Haydarpaþa Garýndan ayrýlýrken arkadaþlarý ile toplu bir þekilde çekilen resmin arkasýndaki tarih 25 Mayýs 1938'i gösteriyordu.

Yine resim arkalarýna göre 27 Mayýs 1938'de Elazýð"da Fýrat Lokantasýnda" 30 Mayýsta Elazýð"da Çadýrlý Ordugahta" 15 Temmuz 1938"de Pülür'de idi. Bu bölgede çekilen diðer resimlerin arkasýnda:

"'Kodi Deresi" Kodi Deresinden Pülür"ün görünüþü" Hozat Mezarlýðý" Ovacýk Mezarlýðý" Pülür çocuklarý" yüzleri hep kapalý gezen Kürt kadýn tipleri" dehalet eden bir kafile" Seyit Rýza'nýn evi" Pülür"ün eski aðalarýndan Budala" Þam uþaðý baþlarýndan birkaç tip" Munzur suyundan geçerken" meþhur Dajýk Baba'" gibi notlar düþülmüþtü.

Babam 1940"da yarbay" 1949"da albay oldu" 1956 yýlýnda sivil kadroya geçti.

Servis hayatý 1940 yýlýnda Kýrklareli'nde baþlamýþtý. Daha sonra Ýstanbul Merkez Þefliðinde görevlendirilmiþti. 1943 ila 1946 arasýnda Erzurum"da bulunmuþ" 1946 yýlýnda tekrar Ýstanbul'a dönmüþtü. Ýstanbul Merkez Þefliðinin Teknik Bürosundaki görevi iki sene kadar sürdü.

Riyaset Makamýnýn2 "'Teknik Servis Þefliði'ni kurmak için görevlendirmesi üzerine 1 948 yýlýnda taþýndýðýmýz Ankara'da “ben ilkokul çaðlarýndaydým.” Þehrin dýþýnda" Kavaklýdere"de iki katlý bir binaya yerleþtik.

Bugünkü MÝT"in en büyük ünitelerinden biri olan Elektronik ve Teknik Ýstihbarat Baþkanlýðý'nýn ilk nüvesi bu binada atýldý. Birinci katta iki-üç küçük odadan müteþekkil elektronik tamir ve imalat atölyeleri" idari bürolar" asker koðuþu" üst katta bizim ve memurlarýn kaldýðý lojmanlar" yanda kapalý bir garajdan müteþekkil ilk Teknik Servis.

Ýlkokul çaðlarýmýn baþlarý bu etrafý boþ" yakýnýnda kavak aðaçlarýnýn arasýndan akan bir dere bulunan" arkasý baðlýk evin etrafýnda" aðaç üstlerinde" dere içinde askerlerin" memurlarýn arasýnda ve köpeklerle oynayarak geçti. O tarihte babamýn makam arabasý olan sarý-kahve renkli jeep Steyþýn arabaya binip oynamaya bayýlýrdým.

Daha sonra Amerika'dan sandýklar içinde gelen yepyeni 1948 model Playmouth “Kestirme”3 arabalarý ise bir harikaydý. Zamanla etrafýmýza binalar yapýlmaya, yollar açýlmaya baþladý. Birkaç yýl sonra þimdiki Dedeman Oteline yakýn daha büyükçe bir binaya geçtik. Burasý dört katlý, kapalý altý-yedi arabalýk garajý bulunan bahçeli bir apartmandý. Zemin katta erat koðuþu, oto tamir atölyesi ve marangozhane, giriþ katýnda 3atölyeler, idari bürolar, birinci katta dinleme kýsmý, tercümanlar, en üst katta kimsenin girmediði özel bir bölüm ve bizim oturduðumuz Lojman vardý.

Bu binada personelle birlikte faaliyet de artmýþtý. Bir evvelki binadaki gibi burada da bir-iki Amerikalý çalýþýyordu. Yeni yerimizde en büyük zevkim jeepleri ve diðer binek arabalarýný kurcalamaktý. Artýk çalýþtýrmasýný ve bahçe içinde manevra yapmasýný öðrenmiþtim. Hatta bir tel parçasý ile kontak anahtarý bulunan arabalarý bile çalýþtýrmaya ve yavaþ yavaþ bahçe dýþýna çýkmaya baþlamýþtým. Yaþýmýn ve boyumun küçüklüðü, dýþarýdan beni göremeyenlere araba kendi kendine gidiyor intibaýný veriyordu. Babamdan çok korkmama raðmen bu hevesim ehliyet alana kadar devam etti. Babam, ciddi, onurlu, sert mizaçlý, duygularýný belli etmeyen, dostluðuna güvenilen, ölçülü bir insandý. O tarihlerde Baþbakan Ýsmet Ýnönü’nün bile iki tane sýk sýk arýza yapan siyah Opel marka makam arabasý vardý. Sýrayla bir o, bir diðeri gelir aþaðýdaki bahçede tamir edilirdi. Babamýn emrinde ise hepsi sivil plakalý son model binek otomobiller dahil altý yedi araba vardý. O, devlet malýný gözü gibi korur, eski model jeep steyþýndan baþka araca binmez, Ankara’nýn o soðuk kýþ günlerinde kýz kardeþlerimin ve benim, servis için ayný istikamete giden arabaya binmemize dahi müsaade etmezdi.

wengesodiri
22-12-2006, 10:22 AM
Babamý" resimleri hariç hiç üniforma ile görmedim. Çok iyi bir elektronik" elektronik ve mekanik uzmanýydý. Durmadan çalýþýr" çalýþmaktan anneme ve bize bile fazla vakit ayýramazdý.

o tarihlerde çok yeni olan" ince tellere ses kaydý yapan büyük makaralý teyplerle" alýcý verici cihazlarla ve bir sürü aletle" gece yarýlarýna kadar didiþir dururdu. Annem onu 4-5 kere çaðýrmasa yemek yemeði bile unuturdu. Zaman zaman çalýþýrken yanýna gider" saðý solu karýþtýrýr" prizlere teller sokar ve azar iþitirdim.

Çok kuvvetli bir istasyondan Türkçe yayýnlar yapýlmaya baþlanmýþtý. Ýlk baþlarda yayýnýn nereden yapýldýðý anlaþýlamamýþ ve Türkiye içinde olduðu zannedilmiþti. “Bizim Radyo'"4 adýyla komünist propagandasý yapan bu yayýn hemen hemen Türkiye'nin her yerinden dinleniyordu. Yayýnlarýn önlenmesi kuvvetli bir bozucu istasyon kurulmasý ile mümkün olabilirdi. Bu ise hem uzun bir zaman hem de bir hayli para gerektiriyordu.

Babam yoðun bir çalýþmaya girdi. Bir-iki ay kadar sonra onun geliþtirip çok ucuza mal ettiði bir aleti Türkiye’nin birçok yerine yerleþtirdiler. Bizim Radyo artýk dinlenemiyordu. Riya setin babamý ve personelini ödüllendirdiðini" babamýn yanýnda çalýþanlardan öðrendim.

Bazen yurt içi seyahatlere giden babam" zaman zaman da geceleri kestirme arabalarý ile göreve çýkardý. Büyük bir zevkle arabalarýn hazýrlanmasýný seyrederdim. Annem böyle zamanlarda telaþlanýr" merak içinde babamý pencerede beklerdi.

Annem Cemile H. Eymür (Gürel)" Ýstanbul"da büyümüþ" zeki" görgülü" fedakar" daima babamýn yanýnda yer alan" ailesine ve çocuklarýna son derece düþkün tipik bir Türk kadýnýydý. Bizleri iyi yetiþtirebilmek ve okumamýz için her imkanýný seferber etti. Hala da en büyük düþüncesi" biz çocuklarýyýz.

Babamýn SSCB ve diðer demirperde ülkelerine, Ýsrail'e seyahatleri de oldu. Trenle gittiði SSCB seyahatinde iki kiþi olduklarýný ve münavebeli bir þekilde yemek yiyip uyuduklarýný duymuþtum. o tarihlerde nedenini bilmemekle birlikte sonradan bu seyahatlerinin Sefaretlere yerleþtirilmiþ mikrofonlarý tespit amacýyla olduðunu öðrendim. Ýleriki yýllarda onun yanýnda yetiþmiþ birçok personel bu görevi baþarý ile devam ettirdiler. Annem, bir kez de gazetelerde babamla ilgili bir haber yayýnlandýðýnda hayli telaþlanmýþtý. Türk gazetelerinin haberi Moskova mahreçliydi. Sýnýrý illegal olarak geçip SSCB'de faaliyet gösteren bir Türk casusu, telsizi ve diðer malzemesi ile birlikte yakalanmýþ, sorgulanýp mahkeme edildikten sonra asýlmýþtý. Adý geçen sorgusunda, kendisini yetiþtirenin babam olduðunu belirtmiþti. Gerçi isim biraz yanlýþ yazýlmýþtý ama annem bahsedilenin babam olduðunu anlamýþtý. Kendi yetiþtirdiði ajanýn yakalanýp asýlmasýna çok üzülmüþ olan babam bir nebze açýklamak mecburiyetinde kaldý. Ajan'ýn bütün yakýnlarý Rusya'da çalýþma kamplarýnda öldürülmüþtü. Sovyet rejimine karþý kinlendiði için ideolojik motifle hizmet ediyordu. Birçok kere sýnýrý geçip gelmiþ, kendisine defaatle tembih edildiði halde lüzumundan fazla faaliyet gösterip riske girmiþ ve yakalanmýþtý. Babam, serviste þimdi birçoðu rahmetli olan yakýn arkadaþlarý ile zaman zaman bir araya gelir sohbet ederlerdi. Bazen konuþmalarýna kulak misafiri olurdum. Yine böyle bir akþam bir araya geldiklerinde hepsi üzüntülüydü. Servisten emekli olan bir tanýdýklarý rahmetli olmuþtu. Rahmetli olan þahýs o yýllarda geceleri bazý binalara girer, kasa açarmýþ. Bir seferinde, aylarca uðraþýp önce bahçedeki azgýn kurt köpeklerini kendisine alýþtýrmýþtý., sonuçta çýplak ayakla binaya girmeye baþlamýþ. Köpekler de onun arkasýnda dolaþýrlarmýþ. Ankara'nýn o eski soðuk kýþ gecelerinde çýplak ayaklarý ile buzlarýn üzerinde yürüyen bu isimsiz kahraman ölmüþ, öldüðünde üzerinde birkaç kuruþ para bulunmuþtu. Ailesi muhtaç ve periþan haldeydi. Babam ve arkadaþlarý o gece onun beþ parasýz kalan ailesine nasýl yardým edeceklerini kararlaþtýrdýlar.

Ankara Koleji'nin Kurtuluþ Parkýna bakan Lise 1 A sýnýfýnda silah seslerini duyuyorduk. Yine Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültesinde çatýþma vardý. Atlý Polis Birliði parkla Kolejin arasýndaki boþ arazide yerini almýþ emir bekliyordu. Söylentilere ve gazetelere bakýlýrsa yüzlerce ölü ve yaralý vardý. 555 K. “5'nci ayýn 5'inci günü“ parolasý bize kadar ulaþmýþtý.

günü saat 5'te Kýzýlay"da 26 Mayýs 1960 gece yarýsýna doðru babama telefonla bilgi geldi. Ýhtilal hareketi baþlamýþtý. Babamý ilk defa telaþlý görüyordum. Hemen yakýnda oturan birkaç personel çaðrýldý" nöbetçi erlere herhangi bir müdahaleye karþý koymamalarý için talimat verildi.

Babamýn yardýmcýlarýndan Necdet Bey de yakýnlarda oturduðundan hemen daireye geldi. Birlikte" en üst katta" lojmanýn karþýsýndaki dairede bulunan “özel dinleme” bölümüne geçip" buradaki bazý bant ve evraký imha ettiler.

Öðrendiðime göre orada muhalefet partisi CHP ve onun yöneticileri izleniyordu. Babam Necdet Bey' e "'Kaç kere söyledim" bizi þu iþlere karýþtýrmayýn diye" bir türlü dinletemedim'" þeklin de yakýnýyordu.

wengesodiri
22-12-2006, 10:24 AM
O geceyi sabaha kadar hemen hemen hiç uyumadan heyecanla geçirdik. Devamlý radyoyu izliyorduk. Sabah mahalle arkadaþlarýmla Dedeman Otelinin inþaatýnda buluþtuk. Ýnþaatýn üzerinden Atatürk Bulvarý ve Meclis Baþkanýnýn evi gözüküyordu. Evin karþýsýnda bir tank mevzilenmiþti. Harbiyeliler ve genç subaylar ha bire saða-sola sorarak parlamenterleri topluyorlar bazýlarýný pijamalarý ile götürüyorlardý. Arkadaþlar da birkaç evi subaylara gösterdiler hatta otomobil ile onlarý taþýdýlar.

Sokaða çýkma yasaðý konulmuþtu. Akþamüstü evdeydim. Ýçiþleri Bakaný Namýk Gedik'in siyah Mercedes otomobili içinde bir subayla Dairenin önünde durdu. Balkondan izliyorduk. Subay kapýdaki nöbetçi ere bir þeyler söyledi. Babam kapýya çýktýðýnda, subay askerce selam vererek babamla da konuþtu. Babam eve gelerek anneme gideceðini ve merak etmemesini söyledi. Babam Mercedesin arkasýna, subay öne oturarak hareket ettiler. Mahalledeki evlerden herkes merakla bakýyordu. Babam gece yarýsýna doðru eve döndü. Geliþine kadar heyecanla bekledik. Dönüþünde, az konuþan ve ketum bir adam olmasýna raðmen, annemin heyecan ve merakýndan anlatmak mecburiyetinde kaldý. Teknik konularda uzmanlýðýna baþvurmuþlar. Namýk Gedik'in intihar etmesi üzerine, bu gibi intihar teþebbüslerine meydan vermemek için ne gibi tedbirler alýnmasý gerektiðini kendisine sormuþlardý. Belki de bize öyle söyledi. Bahsetmediði çalýþmalar yapmýþ olabilirdi.

O tarihte parlamenterlerle birlikte sivil, asker Milli Emniyette görevli birçok kiþi de gözaltýna alýndý. Babam 1962 yýlýnda 62 yaþýnda iken Ýstanbul ve Bölgesi Merkez Þefliðine veya diðer adýyla “Ýstanbul ve Bölgesi Emniyet Baþ Müfettiþliðine” tayin edilmiþ. Trakya, Bursa, Ýzmit'in de dahil olduðu geniþ ve önemli bir bölgenin baþýna geçmiþti. Burada artýk oturduðumuz ev ayrýydý. Bu sebeple, adeta bir insanýn mesleðinde geçireceði kadar bir süreyi içinde geçirdiðim, baðrýnda büyüdüðüm Teþkilattan, kýsa bir müddet için kopmuþtum, ta ki onun Ocak 1966' da asli bir görevlisi oluncaya kadar. Ayný dönem üniversite öðrencisiydim. Kýz kardeþlerim evlenmiþ, biri Bursa'da oturuyordu. Bir hafta sonu Bursa'ya gittik. Babam daireye gidecekti. Benim de gitme isteðim üzerine birlikte yola çýktýk. Daireye uðrayýp bir müddet kaldýktan sonra Bursa'daki görevlilerle birlikte iki katlý küçük bir eve gittik. Evde bir yerde baðdaþ kurmuþ oturan iki sakallý adamla ayakta duran iri yarý muhafýz tipli birkaç adam vardý.

Oturanlar biz girince ayaða kalktýlar. Babam adamlardan daha yaþlýsý ile tercüman vasýtasý ile bir þeyler konuþtu. Ben yanlarýnda fazla kalmayýp dýþarý çýktým" þoförlerin yanýna gittim. Bunlar kim böyle diye sorduðumda Ýran"dan sürülen bir þahýs olduðunu" Türkiye"de misafir edildiðini söylediler. Fazla önem vermemiþtim. Bir müddet sonra oradan ayrýlýp eve döndük.

yýllar sonra babamla konuþan o yaþlýca sakallý adamýn dünyanýn ve Ýran'ýn kaderini deðiþtireceðini nereden bilebilirdim.

O adam Ýran'ýn dini lideri Ayetullah Humeyni idi.

Babam 13 Temmuz 1965"de devletine 50 yýl 10 ay hizmet ettikten sonra yaþ haddinden emekli oldu. Onu kokteyller, yemekler ve merasimlerle uðurladýlar. Ýstanbul"da Ýtalyanlarla kurulmuþ olan bir dinleme lokaline de merasimle ismini verdiler.

Babam" geri kalan yýllarýný" evdeki küçük atölyesinde çalýþarak" eþin dostun aletlerini tamir ederek" balýk tutarak" dostlarýný ziyaret ederek ve küçük kanaryasý ile meþgul olarak mütevazý bir þekilde geçirdi. Hafta sonlarý maçlarý kaçýrmaz" kitap okut" haberleri dinler" siyasi geliþmeleri devamlý takip ederdi. Bazen kendi yatak odasýna kapanýr ve bir müddet hafif sesle Kuran okurdu. En sýk görüþtüðü kiþilerden biri babamý çok seven eski amiri Naci Perkel'di.

Seyrek de olsa Ýstanbul Merkezine giderek eski arkadaþlarýný kýsa bir müddet ziyaret eder" düþünceli ve kimseyi rahatsýz etmeyi sevmeyen bir kiþi olduðundan fazla oturmazdý.

Merkez þefi ve yardýmcýlarý kendisini kapýya kadar geçirirler" bahçede onu seven memurlar görünce koþup elini öperlerdi. Israrla arabayla yollamak istemelerine karþýn" bunu reddeder" “Gazilere Mahsus” ücretsiz seyahat kartý ile otobüse binmekten mutluluk duyardý.


Ayný zamanda "Kanserle Mücadele Derneði'nin" kurucularýndan ve faal üyelerinden olan babam" 29 Mart 1971"de yakalandýðý akciðer kanserine yenilerek aramýzdan ayrýldý.http://www.dersim.biz/assets/images/mazhar3.jpgTurk askerli jenosid icin yollarda... foto M.Eymurun sitesinden
alindi

wengesodiri
22-12-2006, 10:24 AM
http://www.dersim.biz/html/dersim_1938.html

jenosid mimarlarý bölümü....

wengesodiri
22-12-2006, 10:27 AM
Dersim Jenosidi Hakkinda 1936-38 yillarinda yayinlanmis gazete kupurlerinden 40 tenesini yayinliyoruz kupurun ustune tiklayiniz kupuru buyuk gormek icin
http://www.dersim.biz/assets/images/db_images/db_kupur1.jpg (http://javascript<b></b>:openpopup_27b5('../html/gazete_kupurleri_0.html'))


http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/clearpixel.gif

http://www.dersim.biz/assets/images/db_images/db_kupur10.jpg (http://javascript<b></b>:openpopup_27b5('../html/gazete_kupurleri_1.html'))


http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/clearpixel.gif

http://www.dersim.biz/html/gazetelerde_jenosid.html

wengesodiri
22-12-2006, 10:28 AM
http://www.dersim.biz/assets/images/Dersim__janosidiyle_ile_ilgili_bir_cizim.jpg Tercuman gazetesinin hazirladigi ansiklopedi turu bir kitapta Dersim Jenosidini tavsir eden bir cizim “Dersim isyani elebaslari istiklal mahkemesinde yargilandilar” ibaresi var
turklerin kan ve zulum kokan cizimleri....
Kaynak:Berhem Dergisi
Nisan 1992/1 Ankara
Bir Fotograf Bin Kelimedir -8-
Dersim jenosidiyle ilgili 1938 de bir turk gazetesinde cikmis karikatur
turklerin katliama bakislerini gostermekte sade ve net
Kaynak: Kurdistan Tarihinde Dersim Sayfa 304
Dr.Vet.M.Nuri Dersimi
Komkar yayinleri almanya- ikinci baski 1990
http://www.dersim.biz/assets/images/Katliam_Karikaturu.jpg
http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/clearpixel.gifhttp://www.dersim.biz/assets/images/autogen/clearpixel.gif

wengesodiri
22-12-2006, 10:29 AM
http://www.dersim.biz/html/1938_ve_oncesi_dersim.html

wengesodiri
22-12-2006, 10:32 AM
http://www.dersim.biz/html/bir_ornek_turk_misyoner_sidika.html

wengesodiri
22-12-2006, 10:37 AM
Sabiha Gokcen
Ataturkler Bir Omur
Anilari Kaleme Alan Oktay Verel
2. Basim Altin Kitaplar 1996 Istanbul
Sayfa 111-126
BÝR KUTSAL
GÖREV,
BIR KUTSAL
HEYECAN
Dersim Harekâtý
ve
Namusumu Koruyacak Silah!

http://www.dersim.biz/html/sgokcen.html

kolacik
23-12-2006, 05:11 AM
merhaba dersimli kardeþler, canlar.

evvela sizden þunu isteyeceðim, bir milletin tüm insanlrýný ayný kefeye koymayýn. türk deyerek, hedef göstererek bütün bir milleti harcýyorsunuz. 72 millete bir gözle bakýn. insaný ýrksýz görün. o türk bu kürt bu zaza demeyin. yanlýþtýr bunlar.

cumhuriyet ilk kurulduðunda milleti aðanýn padiþahýn þeyhin kulu olmaktan çýkarýp kendi kulu etmeyi hedefledi, çaðdaþ demokratik özgür bireylerden oluþan bir toplum yaratmak hedefti.
ilk önce saltanat kaldýrýldý isyan çýktý bastýrýldý.
sonra tekke ve zaviyeler kapatýldý isyan çýktý bastýrýldý ve bunlar yeraltýndan faaliyetlerini yürüttüler.
sýra geldi aþiretlere aðalýk düzenine....
iþte bu çok zordu, doðu anadoluda halk resmen aðanýn malý idi. birey deðildi. çoðu yerde aþiretler daðýtýldý ve diðerleride daðýlmýþ gibi göründüler ama iþlevlerini sürdürüyorlardý. iþte dersimde burada çok büyük bir darbe aldý. en ufak bir bahaneyi bekleyen devlet dersimdeki basit bir olay ile oradaki aþiret yapýsýný daðýtmak için girdi.
yani bir fiskeye okkalý bir tokatla cevap verdi çok sert bir biçimde orayý dümdüz etti. bu gerçektir basit bir tabirle ifade etmeye çalýþtým.

þimdi soykýrýma gelelim.
soykýrým dersimli aðalara, aðalarýn destekçilerine ve aileleri ýrkýna mý yapýldý? hangi ýrka karþý yapýldý?
bölgeseldir. soykýrým ise daha geniþtir. tek alevi kürt yada zaza dersimde bulunmuyor ki...
soykýrým bir oyun olacaktýr. alevileri yanýna çekmek isteyen bölücü hareket kürt alevileri kullanmak istemektedir.
bu tür iddialar dersime zarar verir.

bugün gördüðüm þudur: dersim ýrkçýlýk yani kürtçülük yapýyor, ýrkla çok uðraþýyor türklere düþmanlýk yapýyor. kültürel baský, kürt kültürel baskýsýný kurmak istiyo ve aleiliði kürtlüðe sokmak türkler alevi deðildire getirmeye çalýþýyor.
bakýn size fýkra gibi bir olay anlatayým

kýbrýs savaþý sýralarýnda bizim köylü yaþlý bir kadýn radyoda hararetle savaþ programýný dinlemektedir. o sýrada yanýndan geçenler sorar "bibi savaþý kazanýyor muyuz?" teyzenin dediði þey ise "kurban biz türkmüyük ýrummuyuk de söyleyem" iþte anadolu aleviliðinde durum böyledir. ýrk önemli deðildir.
sizin kürt kimliðini öne çýkarmanýz zarar verir.
hele soykýrým saçmalýklarý obelgelerden çýkacak bir yorum deðildir. sadece orantýsýz güç kullanýmý sözkonusudur. ayrýca tüm hukuklarda þu geçer "devlet 2. bir otorite tanýmaz" ister 10 kiþi ister 10 milyon kiþi olsun ezer. durum budur.
soykýrým iddialarý türkiyeyi yýpratmaktan insanlarý saflaþtýrmaktan baþka bir iþe yaramaz, sonuç vermez. bu ab emperyalizmiin oyuncaðý olmaktýr.

gelin canlar bir olalým diyen bir felsefenin mensuplarý nasýl bölücü çýlýklar atabilir ve bu birliði kürt ýrký ile türkiyenin genel birliðini bozmak için kullanmak isteyebilir?
bu iki yüzlülüktür. alevi kültürünü tek taraflý çýkar için kullanmaktýr, sömürücülüktür.


muaviye ne demiþ "biz hz muhammet yolunda gideriz ehli sünnetiz" bakýn yalana...
bugün sizin "biz aleviyiz 72 millete bir bakarýz" demeniz ayný þeydir.

lütfen ýrký bir kenara atýn
gerçeklere bakýn.
cümlemiz bir atadan deðilmiyiz nedir bu bölücü milliyetçilik.
sizin ýrkçýlýða karþý mücadele vermeniz gerekirken kürtçülüðe sýrtýnýzý dayamýþsýnýz.
hepimiz vatandaþ olarak vatandaþ milliyetçiliði ile birbirimize sarýlmalýyýz.
aksi zarardýr.

iþte bu soykýrýmda bunun ürünüdür.

JmB CooL
23-12-2006, 06:09 AM
Önüne gelen yazmýþ çizmiþ ohh ne ala..Dersim seyid rýza þeyh hasan ocaðý..
Þeyh Hasan ocaðý, malatya ,erzincan, DERSÝM vurulurken baþýný kuma gömmekten baþka bir þey yapmamýþtýr..Dersim ALEVÝ katliamýdýr..
Ben kendim elazýð þeyh hasan köyündenim ..
Bugün türkiye'de aleviler bu kadar rahatsa bunu dersimli insanlarýn yüreðine borçludurlar..
Mustafa Kemal Atatürk ''NE MUTLU TÜRKÜM DÝYENE'' demiþ.
Bu sözü dersimli aleviler 11 yýl boyunca devlet okullarýnda baðýra baðýra söylediler..
En az sizler kadar Mustafa Kemal'i ve devrimlerini seviyorum..!
Dersim katliamdýr insan ölmüþtür..(Kürt,türk,alevi,sünni)
ÖLEN ÝNSANDIR..!
Ancak söz konusu olan konu soykýrýmdýr etnik kökeni kürt olan ALEVÝ'lerin soykýrýmý..!
Kiþisel fikrimdir..!

levilee
23-12-2006, 07:03 AM
bu nasýl bir kinmiþ anlamadým gitti,kurban oldugum allah size fýrsat verse oluk oluk kan akýtmayacaksýnýz öylemi,bu kadar kin ile dolmuþ aklýný mantýgýný vicdanýný kinine satmýþ adamlardan bizi esirge allahým...

JmB CooL
23-12-2006, 07:12 AM
Bu kin deðil..insanlarýn anlattýklarý geçmiþleridir..
Biz neden anlatýyoruz Çanakkale'yi,yahudiler neden Almanya'yý..

kolacik
23-12-2006, 07:16 AM
merhaba dersimli kardeþler, canlar.

evvela sizden þunu isteyeceðim, bir milletin tüm insanlrýný ayný kefeye koymayýn. türk deyerek, hedef göstererek bütün bir milleti harcýyorsunuz. 72 millete bir gözle bakýn. insaný ýrksýz görün. o türk bu kürt bu zaza demeyin. yanlýþtýr bunlar.

cumhuriyet ilk kurulduðunda milleti aðanýn padiþahýn þeyhin kulu olmaktan çýkarýp kendi kulu etmeyi hedefledi, çaðdaþ demokratik özgür bireylerden oluþan bir toplum yaratmak hedefti.
ilk önce saltanat kaldýrýldý isyan çýktý bastýrýldý.
sonra tekke ve zaviyeler kapatýldý isyan çýktý bastýrýldý ve bunlar yeraltýndan faaliyetlerini yürüttüler.
sýra geldi aþiretlere aðalýk düzenine....
iþte bu çok zordu, doðu anadoluda halk resmen aðanýn malý idi. birey deðildi. çoðu yerde aþiretler daðýtýldý ve diðerleride daðýlmýþ gibi göründüler ama iþlevlerini sürdürüyorlardý. iþte dersimde burada çok büyük bir darbe aldý. en ufak bir bahaneyi bekleyen devlet dersimdeki basit bir olay ile oradaki aþiret yapýsýný daðýtmak için girdi.
yani bir fiskeye okkalý bir tokatla cevap verdi çok sert bir biçimde orayý dümdüz etti. bu gerçektir basit bir tabirle ifade etmeye çalýþtým.

þimdi soykýrýma gelelim.
soykýrým dersimli aðalara, aðalarýn destekçilerine ve aileleri ýrkýna mý yapýldý? hangi ýrka karþý yapýldý?
bölgeseldir. soykýrým ise daha geniþtir. tek alevi kürt yada zaza dersimde bulunmuyor ki...
soykýrým bir oyun olacaktýr. alevileri yanýna çekmek isteyen bölücü hareket kürt alevileri kullanmak istemektedir.
bu tür iddialar dersime zarar verir.

bugün gördüðüm þudur: dersim ýrkçýlýk yani kürtçülük yapýyor, ýrkla çok uðraþýyor türklere düþmanlýk yapýyor. kültürel baský, kürt kültürel baskýsýný kurmak istiyo ve aleiliði kürtlüðe sokmak türkler alevi deðildire getirmeye çalýþýyor.
bakýn size fýkra gibi bir olay anlatayým

kýbrýs savaþý sýralarýnda bizim köylü yaþlý bir kadýn radyoda hararetle savaþ programýný dinlemektedir. o sýrada yanýndan geçenler sorar "bibi savaþý kazanýyor muyuz?" teyzenin dediði þey ise "kurban biz türkmüyük ýrummuyuk de söyleyem" iþte anadolu aleviliðinde durum böyledir. ýrk önemli deðildir.
sizin kürt kimliðini öne çýkarmanýz zarar verir.
hele soykýrým saçmalýklarý obelgelerden çýkacak bir yorum deðildir. sadece orantýsýz güç kullanýmý sözkonusudur. ayrýca tüm hukuklarda þu geçer "devlet 2. bir otorite tanýmaz" ister 10 kiþi ister 10 milyon kiþi olsun ezer. durum budur.
soykýrým iddialarý türkiyeyi yýpratmaktan insanlarý saflaþtýrmaktan baþka bir iþe yaramaz, sonuç vermez. bu ab emperyalizmiin oyuncaðý olmaktýr.

gelin canlar bir olalým diyen bir felsefenin mensuplarý nasýl bölücü çýlýklar atabilir ve bu birliði kürt ýrký ile türkiyenin genel birliðini bozmak için kullanmak isteyebilir?
bu iki yüzlülüktür. alevi kültürünü tek taraflý çýkar için kullanmaktýr, sömürücülüktür.


muaviye ne demiþ "biz hz muhammet yolunda gideriz ehli sünnetiz" bakýn yalana...
bugün sizin "biz aleviyiz 72 millete bir bakarýz" demeniz ayný þeydir.

lütfen ýrký bir kenara atýn
gerçeklere bakýn.
cümlemiz bir atadan deðilmiyiz nedir bu bölücü milliyetçilik.
sizin ýrkçýlýða karþý mücadele vermeniz gerekirken kürtçülüðe sýrtýnýzý dayamýþsýnýz.
hepimiz vatandaþ olarak vatandaþ milliyetçiliði ile birbirimize sarýlmalýyýz.
aksi zarardýr.

iþte bu soykýrýmda bunun ürünüdür.

JmB CooL
23-12-2006, 07:42 AM
Dersim’i hem Kürtlüðünden soyutlamak hem de Aleviliðinden ötürü yargýlamak, topyekûn ortadan kaldýrma harekâtlarýna “yalan” demek, “yalan deðildir” diyeni mahkemelerde 312’ye muhalefetten yargýlamak, memleketteki tüm yollar gibi iç hukuk yollarýný de tüketerek Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi’ne kadar kovalamak tüm bunlarýn sonucuna katlanmayý gerektirir.

Yani, ýslanmaktan korkuyorsan paçalarýný sývayýp da gireceksin dereye.

Yoksa aparýverir su seni!

levilee
23-12-2006, 07:49 AM
bu kindir arkadasým
baþka bir þey ile açýklanamaz
iðneyi kendine çuvaldýzý baþkasýna batýracaksýn
bu milleti özgürlüðüne kavusturan harekete önderlik eden insanlara,hakaret edeceksiniz,ýrkçý,soykýrýmcý diyeceksiniz,her türlü karalamayý yapacaksýnýz
dünya sizin aþiretlerinizin etrafýnda dönmüyor
tüm alevi toplumu atayý minnettarlýkla yad edip dualarla anarken
bir tek sizler çýkýp böyle suclamalarda bulunuyorsunuz,
aleviler sadece dersimdemi,diðer alevilerin düþünceleri önemsizmi,bu yaptýgýnýz en azýndan saygýsýzlýktýr daha fazlasýný söylemeye dilim varmýyor...
kimmiþ bu cumhuriyet düþmanlarý;
1)siyasal islamcý,tarikatçý tayfasý
bahane ne iskilip atýf hoca niye asýlmýþ,memleketteki nur-u fani pir-i pak ne kadar müslüman varsa asmýþ caným bu mustafa kemal,bunlarýn kimseye zararý yokmuþ,sabah akþam allahý zikredermiþ ibadet edermiþ,dünyadan elini eteðini kesmiþ nerdeyse 40 lara karýþmýþ mübarek adamlarmýþ,þeyh saitde var di mi adý üstünde caným hoca,þeyh allah adamý bunlar ,ama mustafa kemal acýmasýz ya ýrkçý ya din düþmaný ya ! tahammül edememiþ durduk yerde hiç sebepsiz tüh be ya vah vah...
2)amerikancý ,ab ci liberal tayfasý
vay efendim mustafa kemal niye demokrasiyi kurmamýs,niye iktidarý devretmemiþ,diktatörmüþ,tabi caným iktidarý devretseydi,aðalar,þeyhler,þýhlar,körler,saðýrlar birbirini aðýrlasaydý,nedir bu reayayý okutma,eðitme çabalarý,medeniyette neymiþ,ne anlar reaya kýsmý býraksaydý mustafa kemal ne güzel aðalar liberalizmi olurdu,bizde amerikaya,avrupaya yalakalýk yapýp fonlardan besleneceðimize,aðanýn sofrasýnda soytarýlýk yapardýk di mi caným...
3)kürtçü ýrkçý tayfasý
neymiþ mustafa kemal söz vermiþ size bagýmsýzlýk otonomi vercem diye,demiþmi paþam demiþse demiþ ne desin,o ortamda bile bize ne vericen diye doðmamýs cocugun donunu paylasmaya calýsan adamlarý naparsýn kýrpýp kýrpýp yýldýz yaparsýn,aþiretçi zihniyet bu dur iþte önce bana ne vericen bu iþten menfaatim ne avantam ne komisyonumu almadan þurdan þuraya adým atmam zihniyeti budur,bu zihniyeti paþam iyi sezmiþ ama iyi eðitememiþ du bakalým belki bir 100 yýl sonra aþiret zihniyetinden sýyrýlýp birey olmayý becerirler...
ortak yaþamayý,aþiretinden baþka insanlarýnda olduðunu,aðasýndan þeyhinden baþka iradeninde olduðunu,töresinden üstün hukuk ve kanunun oldugunu belki bir gün öðrenirler...

JmB CooL
23-12-2006, 07:55 AM
Cumhuriyet'i ve Mustafa Kemal Atatürk'ü yineleyerek söylüyorum EN AZ SÝZÝN KADAR BENDE SEVÝYORUM..!
Belki sizden daha çok benimsiyor kabulleniyor ve seviyorum..!
Ama orada alevi insanlar inançlarý için ölürken benim bulunduðum bölgenin insaný olan aleviler baþlarýný kuma gömdüler yanlýz býraktýlar.
Dersimde katledilen aleviler canlarýný ortaya koyarak savundu aleviliði..!!!

levilee
23-12-2006, 07:59 AM
kimse inançlarý için ölmedi dersimliler diðer alevilerden dahamý inançlý onumu demek istiyorsun,eðer bu alevilere karþý bir hareket olsaydý hiç þüphen olmasan diðer aleviler orda olurdu

JmB CooL
23-12-2006, 08:07 AM
Dersim'liler diðer alevilerden daha inançlý anlamýný taþýmýyor yazdýklarým..
Benim yukarýda yazdýklarým dersim'lilerin sýrf kürt ve alevi olduklarý için öldürülmeleridir..
Ve bu duruma diðer yörelerde yaþayan alevilerin ses çýkarmamýþ olmasýdýr..

Alihanlý
23-12-2006, 08:29 AM
Dersim'liler diðer alevilerden daha inançlý anlamýný taþýmýyor yazdýklarým..
Benim yukarýda yazdýklarým dersim'lilerin sýrf kürt ve alevi olduklarý için öldürülmeleridir..
Ve bu duruma diðer yörelerde yaþayan alevilerin ses çýkarmamýþ olmasýdýr..

sýrf alevi olduklarý,için cumhuriyete isyan eden kürdistan sevdalýsý aðalýk düþkünü kiþileri niye desteklesin aleviler.
..isyan alevi isyaný deðilki,kürt isyaný

bu isyanda kimse alevi olduðu için öldürülmemiþtir.

bu dediðin sýrf islam diye humeyni devrimini bütün müslümanlar desteklemelidir demeye benziyor.
..ben zazayým kürt isyanýný niye destekliyeyimki.

alevilik ayrý.siyaset ayrý tutulmalýdýr.kimse aleviyim diye cumhuriyete karþý kürt isyanýný desteklememi beklemesin benden.

umut_istanbul
23-12-2006, 08:29 AM
Yazýk gerçekden ölen insanlarýmýzý bile rahat býrakmýyorlar. Alevi insan ýrkçýlýkdan uzak durur nedir bu Kürt ve Alevi olmak öldürülmek için geçerli sebep gibi gösteriliyor üstelik acýmýzý anlatýncada kincilikle suçlanýyoruz.

Dersime laf söylemeyi býrakýn. Ne yani biz Dersimlilerde Çorumdakiler Türkdür ölsünler mi diyelim? Daha sonra o insanlarýmýz acýsýný anlatýnca bunlar kin yapýyor mu diyelim??

Biraz daha mantýklý ALeviye yakýþýr þekilde düþünelim...

KerbelaYolcusu
23-12-2006, 11:54 AM
Kör,saðýr,dilsiz,at gözlüklüler þunu kabullensinlerki bizim için Dersim,Koçgiri,Maraþ,Malatya,Çorum,Sivas,Gazi Mahallesi olaylarý birbirinden ayrý deðildir ve bizim için kapanmayacak bir defterdir çünkü yaralarý çok çok büyük.Bunlarý yapan zihniyette de hiç bir deðiþiklik yok.Hala birileri neden Dersim'de katliam yapýldý baþka yerde yapýlmadý da diyorlar.Peki neden Maraþ ta yapýldý,neden Sivas da yapýldý,neden Çorum da yapýldý bunlarýn nedenlerini soruyor musunuz

umut_istanbul
23-12-2006, 12:14 PM
Kör,saðýr,dilsiz,at gözlüklüler þunu kabullensinlerki bizim için Dersim,Koçgiri,Maraþ,Malatya,Çorum,Sivas,Gazi Mahallesi olaylarý birbirinden ayrý deðildir ve bizim için kapanmayacak bir defterdir çünkü yaralarý çok çok büyük.Bunlarý yapan zihniyette de hiç bir deðiþiklik yok.Hala birileri neden Dersim'de katliam yapýldý baþka yerde yapýlmadý da diyorlar.Peki neden Maraþ ta yapýldý,neden Sivas da yapýldý,neden Çorum da yapýldý bunlarýn nedenlerini soruyor musunuz

Sana kesinlikle katýlýyorum. Olayý bölgesel düþünüyorlar Dersimliler Kürt ve Alevi olduðundan bazen Türk Alevi kardeþlerimiz bile ýrkçý propagandaya maðruz kalýp dersim olaylarýný haklý görüyorlar.

Alevi kimliðinde buluþup tüm katliamlarý kýnamak lazým

kolacik
23-12-2006, 12:22 PM
bu aþiret düzenine karþý, 2. otorite kabul etmezliðe karþý sert bir cevap mdd yolunda bir ilerleme ama çok sert bir cevaptýr.
diðer olaylar ise süpernato aracýlýðý ile abd silahlarý ile çýkarýlmýþ alevi*sünni çatýþmasý yaratmak için çýkarýlmýþ ancak tutmamýþ olaylardýr.
hepiniz biliyorsunuzdur çok kýsa geçeceðim,
sivas olaylarýnda aðýr yaralanan canlardan birine gelen ziyaretçi dersim intikam alabilir, bunu burada býrakmayalým hazýr derken o can ölüm döþeyinde bile bunu reddeder ve bunun abd oyunu olduðunu görmüþtür.

A.adar
24-12-2006, 05:06 AM
bu aþiret düzenine karþý, 2. otorite kabul etmezliðe karþý sert bir cevap mdd yolunda bir ilerleme ama çok sert bir cevaptýr.
diðer olaylar ise süpernato aracýlýðý ile abd silahlarý ile çýkarýlmýþ alevi*sünni çatýþmasý yaratmak için çýkarýlmýþ ancak tutmamýþ olaylardýr.
hepiniz biliyorsunuzdur çok kýsa geçeceðim,
sivas olaylarýnda aðýr yaralanan canlardan birine gelen ziyaretçi dersim intikam alabilir, bunu burada býrakmayalým hazýr derken o can ölüm döþeyinde bile bunu reddeder ve bunun abd oyunu olduðunu görmüþtür.

sayýn kolaycýk siz maþallah her þey mulifsiniz kim silahlarýla yapýlýsa yapýlsýn kim yaparsa yapsýn ister dersimde ister maraþta ister kerbelada ister çorumda hepsini ortak bir yönü var alevi katliyamýdýr sizi ilgilendirmiye bilir ama bizler tabiki bunlara razýlýk göstermeyiz bularý dile getirikem hiç bir kin ve nefret göstermiyoruz amacýmýz gerçekler gün yüzünü görsün kan kanla temizlenmez

pirimunzur
24-12-2006, 05:17 AM
kolacigin zaten dersime karþi bir alerjisi var galiba

A.adar
24-12-2006, 05:23 AM
kolacigin zaten dersime karþi bir alerjisi var galiba



banada öyle geliyor ama umarýmki bu yanlýþýn düzeltir.

kolacik
24-12-2006, 05:34 AM
benim alerjim dersime deðil kürtçülüðedir...
eðer bugün bu akýmý orada yükselirse alevili donuna girerse alevileride bu akýma çekmeye çalýþýrsa iþte kaþýnmaya baþlýyorum :)
alevilik sizin aþiretlerinizden ibaret deðildir, keza dünyada öyle.
aþiret sistemi kalkacaktýr,bu demokratik, çaðdaþ bir düzen içindir. buna karþý çýkmak ortaklýðý bozmaya çalýþmak, yani bölünmeye çalýþmak, birlikten çýkmak, bunuda alevi tabanda yapmaya çalýþmak beni kaþýndýrýyor.
burada olan dediðim gibi bahaneyi vermenizdi. bir fiskeye okkalý bir tokat attýlar.

bir de þunu çok merak ediyorum,
siz benim diðer(arkadaki) yazýlarýmý okumuyor da tek bir yazý üzerinden mi yorum yapýyorsunuz?

kolacik
24-12-2006, 05:41 AM
sayýn kolaycýk siz maþallah her þey mulifsiniz kim silahlarýla yapýlýsa yapýlsýn kim yaparsa yapsýn ister dersimde ister maraþta ister kerbelada ister çorumda hepsini ortak bir yönü var alevi katliyamýdýr sizi ilgilendirmiye bilir ama bizler tabiki bunlara razýlýk göstermeyiz bularý dile getirikem hiç bir kin ve nefret göstermiyoruz amacýmýz gerçekler gün yüzünü görsün kan kanla temizlenmez

bak yazdýðýn olaylarýn hepsi farklýdýr.
alevi katliyamý demek yanlýþýr.
dersim olayý aþiret daðýtýmý aþiret katliamýdýr. direk aleviliðe yönelik deðildir.
ayný örneði bi kere daha vereyim:

bir grup alevi banka soydu ve polisle çýkan çatýþmada öldürüldü. bu alevi katliamýmý olacak sadece alevi olduklarý için dokunulmazlýklarýmý var? yada bunlarýn elinde su tabancasý olsa polis bunlarý makineli tüfekle tarasa sonuç deðiþir mi?
aleviliðe yönelik olmasý için daha geniþ olmasý gerekir, biz hiçbirþey yapmazken bize saldýrmalarý gerekir. maraþtaki gibi...

A.adar
24-12-2006, 05:41 AM
benim alerjim dersime deðil kürtçülüðedir...
eðer bugün bu akýmý orada yükselirse alevili donuna girerse alevileride bu akýma çekmeye çalýþýrsa iþte kaþýnmaya baþlýyorum :)
alevilik sizin aþiretlerinizden ibaret deðildir, keza dünyada öyle.
aþiret sistemi kalkacaktýr,bu demokratik, çaðdaþ bir düzen içindir. buna karþý çýkmak ortaklýðý bozmaya çalýþmak, yani bölünmeye çalýþmak, birlikten çýkmak, bunuda alevi tabanda yapmaya çalýþmak beni kaþýndýrýyor.
burada olan dediðim gibi bahaneyi vermenizdi. bir fiskeye okkalý bir tokat attýlar.

bir de þunu çok merak ediyorum,
siz benim diðer(arkadaki) yazýlarýmý okumuyor da tek bir yazý üzerinden mi yorum yapýyorsunuz?

kulandýðýnýz kelimler hiçte hoþ deðil
ben alevi kürdüm kimse bölmiyor sende baþka ,senin tüm konularýn takip etim özelikle dersimle ilgili bir alerjiniz var hadi kolay gelsin

þelpe
24-12-2006, 10:10 AM
benim alerjim dersime deðil kürtçülüðedir...
eðer bugün bu akýmý orada yükselirse alevili donuna girerse alevileride bu akýma çekmeye çalýþýrsa iþte kaþýnmaya baþlýyorum :)
alevilik sizin aþiretlerinizden ibaret deðildir, keza dünyada öyle.
aþiret sistemi kalkacaktýr,bu demokratik, çaðdaþ bir düzen içindir. buna karþý çýkmak ortaklýðý bozmaya çalýþmak, yani bölünmeye çalýþmak, birlikten çýkmak, bunuda alevi tabanda yapmaya çalýþmak beni kaþýndýrýyor.
burada olan dediðim gibi bahaneyi vermenizdi. bir fiskeye okkalý bir tokat attýlar.

bir de þunu çok merak ediyorum,
siz benim diðer(arkadaki) yazýlarýmý okumuyor da tek bir yazý üzerinden mi yorum yapýyorsunuz?
Benim alerjimde sanal alem ùlkùcùlerine ! Git mara$ katliamini oku katledilen bir kadIna tecavùz eden zihniyetle aynI kulvarda olmak nasIL bir duygu anlarsIn.

kolacik
24-12-2006, 10:47 AM
canlar siz niye söylediklerime madde madde cevap vermiyor onlarý çürütmeye çalýþmýyorsunuz? sizin yaptýðýnýz kurulaf yýpratma hakarettir.
lütfen neye karþý çýktýðýnýzý maddeler halinde, nedenlerini vererek yazýn..

gelelim sizin iddialara...
ben ülkücü falan deðilim, benim bunlar tarafýndan öldürülen bir çok akrabam var, bu küfür gibi birþey.
ama bugün bir ülkücü kökenli gelse hakikat yoluna erdir derse hoþgelir. geçmiþi silmek kolaydýr, önemli olan gelecektir, berisi kindir.
hesap sorulacak emperyalizmdir.

diðer iddia
dersim olayý diðerlerinden faklýdýr, o aþiret isyanlarýna girer. diðerleri ise halk çatýþmasýdýr, daha doðrusu onlarýn katliamýdýr. yezidin ordusuda hoþ deðil o ordu oraya aleviliðe karþý deðil aðalýða aþirete karþý yola çýktý. alevilik aþiretiniz deðildir.

dersimligarip
24-12-2006, 11:10 AM
alevilik aþiretiniz deðildir.


haklýsýn doðru söze ne denir

levilee
24-12-2006, 09:39 PM
sanýrým dersimde burda yazan arkadaþlarýn bazýlarýnýn ailesel aþiretsel menfaatlerini dokunmuþki bu kadar feveran ediyorlar,þu anda menfaatlerini yitirdiklerinden dolayý,amerikada odaklanmýþ fidel castro düþmaný,topraklarý ellerinden alýndýgý için küba düþmaný olmuþ kübalýlar gibi...
yazýlanlarý okuyanlarda tüm tunceli halký atatürk ve cumhuriyet düþmaný sanacak
sonuna kadar atatürkçü ve cumhuriyetçi pek çok tuncelili dostum var sevgiler...

44akarsu44
24-12-2006, 10:42 PM
canlar siz niye söylediklerime madde madde cevap vermiyor onlarý çürütmeye çalýþmýyorsunuz? sizin yaptýðýnýz kurulaf yýpratma hakarettir.
lütfen neye karþý çýktýðýnýzý maddeler halinde, nedenlerini vererek yazýn..

gelelim sizin iddialara...
ben ülkücü falan deðilim, benim bunlar tarafýndan öldürülen bir çok akrabam var, bu küfür gibi birþey.
ama bugün bir ülkücü kökenli gelse hakikat yoluna erdir derse hoþgelir. geçmiþi silmek kolaydýr, önemli olan gelecektir, berisi kindir.
hesap sorulacak emperyalizmdir.

diðer iddia
dersim olayý diðerlerinden faklýdýr, o aþiret isyanlarýna girer. diðerleri ise halk çatýþmasýdýr, daha doðrusu onlarýn katliamýdýr. yezidin ordusuda hoþ deðil o ordu oraya aleviliðe karþý deðil aðalýða aþirete karþý yola çýktý. alevilik aþiretiniz deðildir.




Aleviligi iyide olmasa Asiretler Ocaklar bir arada tutmusdur

44akarsu44
24-12-2006, 10:49 PM
bilmiyorum nekadar dogru atatürk hasta oldugu zaman ölmeden önce 3..4son senelerinde hic bir politik gelismerle ilgilenmemisdir onay vermemisdir dersim olayi da atatürkün ölümcül hasta oldugu zamanlarda olmusdur dikatinizi cekerim

Kandemir
25-12-2006, 07:49 AM
Maraþ, Çorum ve Sivas katliamlarýný Dersim'le bir tutmak aptallýktýr. Bu kadar basit düþünmeyin, böyle bir çocuksu mantýkla hareket etmeyin. Allah size akýl fikir vermiþ. Bu kýyastlama son derece tutarsýzdýr. Maraþ, Çorum ve Sivas'taki canlarýmýz sýrf Alevi olduklarý için katledilmiþlerdir. Yani þayet onlar Alevi deðilde Sünni olsaydý katledilmeyeceklerdi. Ayrýca Maraþ, Çorum ve Sivas katliamlarýnda devlete karþý bir isyan söz konusu olmamýþtýr. Oysa Dersim'de gözü dönmüþ aþiret aðalarý menfaatleri tehlikeye girdiði için Cumhuriyeti hiçe sayýp baþkaldýrmýþ ve isyan etmiþtir ve Cumhuriyet devleti, haklý olarak bu isyana müdahele etmiþtir. Bununla birlikte Dersim isyaný sýrf Alevi olduklarý için bastýrýlmadý. Dersim isyanýný Sünniler, Þiiler yada Hrýstiyanlar çýkarmýþ olsaydý bile, bu isyan yine bastýrýlacaktý. Ben Çorumlu Aleviyim, Cumhuriyet ordusu neden benim (büyük)dedelerimin kýlýna dâhi dokunmadý da sadece Dersim'de askerî müdaheleye gerek duydu, madem Alevi katliamýymýþ buyrun bu soruya cevap verirmisiniz? Koçgiri isyanýný Maraþ, Sivas ve Çorum'la kýyastlamak ise tamamen, baþlý baþýna bir ahmaklýktýr. Bilmemek deðil, öðrenmemek ayýptýr.

Ayrýca buraya sürekli makaleler koypalamayý marifet zanneden wengesodiri arkadaþýmýz neden yazdýðým yorumlara cevap vermedi? Bu diðer fikirdaþlarý içinde geçerlidir. Size zahmet 9. sayfaya bi göz geçirin.

Ayrýca burada bozuk plak gibi sürekli jenosid ve soykýrýmdan dem vuran arkadaþlar, hatýrlarsanýz diðer baþlýkta size bir soru yöneltmiþtim "bu soykýrým hangi etnik kökene yönelikti?" diye. Acaba diyorum bu soruya neden bir türlü cevap alamýyorum. Hayýr yani sözde soykýrým olduðunu zannettiðinize göre bu soykýrýmýn hangi etnik kökene yönelik olduðunu bilmelisiniz öyle deðil mi? Öyle ipe sapa gelmez sloganlar atmakla olmaz bu iþler.

A.adar
25-12-2006, 08:12 AM
Maraþ, Çorum ve Sivas katliamlarýný Dersim'le bir tutmak aptallýktýr. Bu kadar basit düþünmeyin, böyle bir çocuksu mantýkla hareket etmeyin. Allah size akýl fikir vermiþ. Bu kýyastlama son derece tutarsýzdýr. Maraþ, Çorum ve Sivas'taki canlarýmýz sýrf Alevi olduklarý için katledilmiþlerdir. Yani þayet onlar Alevi deðilde Sünni olsaydý katledilmeyeceklerdi. Ayrýca Maraþ, Çorum ve Sivas katliamlarýnda devlete karþý bir isyan söz konusu olmamýþtýr. Oysa Dersim'de gözü dönmüþ aþiret aðalarý menfaatleri tehlikeye girdiði için Cumhuriyeti hiçe sayýp baþkaldýrmýþ ve isyan etmiþtir ve Cumhuriyet devleti, haklý olarak bu isyana müdahele etmiþtir. Bununla birlikte Dersim isyaný sýrf Alevi olduklarý için bastýrýlmadý. Dersim isyanýný Sünniler, Þiiler yada Hrýstiyanlar çýkarmýþ olsaydý bile, bu isyan yine bastýrýlacaktý. Ben Çorumlu Aleviyim, Cumhuriyet ordusu neden benim (büyük)dedelerimin kýlýna dâhi dokunmadý da sadece Dersim'de askerî müdaheleye gerek duydu, madem Alevi katliamýymýþ buyrun bu soruya cevap verirmisiniz? Koçgiri isyanýný Maraþ, Sivas ve Çorum'la kýyastlamak ise tamamen, baþlý baþýna bir ahmaklýktýr. Bilmemek deðil, öðrenmemek ayýptýr.

Ayrýca buraya sürekli makaleler koypalamayý marifet zanneden wengesodiri arkadaþýmýz neden yazdýðým yorumlara cevap vermedi? Bu diðer fikirdaþlarý içinde geçerlidir. Size zahmet 9. sayfaya bi göz geçirin.

Ayrýca burada bozuk plak gibi sürekli jenosid ve soykýrýmdan dem vuran arkadaþlar, hatýrlarsanýz diðer baþlýkta size bir soru yöneltmiþtim "bu soykýrým hangi etnik kökene yönelikti?" diye. Acaba diyorum bu soruya neden bir türlü cevap alamýyorum. Hayýr yani sözde soykýrým olduðunu zannettiðinize göre bu soykýrýmýn hangi etnik kökene yönelik olduðunu bilmelisiniz öyle deðil mi? Öyle ipe sapa gelmez sloganlar atmakla olmaz bu iþler.


kimiþ o bozuk plak insan öldürenler haklý savunmasýz çoluk cocuk öldürenler haklý hangi sebepten olurusa olsun hangi ýrktan olursa olsun ki dersimde alevi kürtlermi zaza kürtlermi ne derseniz dyin 70bin insan öldürülmüþtür sana zamet biraz insanlar doðru anla insanada deðer ver [B]bozuk plak ne demek[/
B]

Kandemir
25-12-2006, 08:37 AM
kimiþ o bozuk plak insan öldürenler haklý savunmasýz çoluk cocuk öldürenler haklý hangi sebepten olurusa olsun hangi ýrktan olursa olsun ki dersimde alevi kürtlermi zaza kürtlermi ne derseniz dyin 70bin insan öldürülmüþtür sana zamet biraz insanlar doðru anla insanada deðer ver [B]bozuk plak ne demek[/
B]

Gerek bu baþlýkta, gerekse diðer baþlýklarda Dersim olayý ile ilgili bazý arkadaþlarýmýz sürekli "jenosid" ve "soykýrým"dan bahsetmektedirler. Bende doðal olarak, bu sözde soykýrýmýn hangi etnik kökene yönelik olduðunu sormuþtum fakat þimdiye kadar bu sorumu cevaplayan olmadý. O yüzden bende "bozuk plak" kelimesini kullandým, çünki ortada iddia var açýklama yok, yani anlayacaðýnýz "çamur at izi kalsýn" misalý. Ýnsan soykýrýmdan bahseder de hangi etnik topluluðun hedef alýndýðýný bilmez mi?

kolacik
25-12-2006, 11:31 AM
Gerek bu baþlýkta, gerekse diðer baþlýklarda Dersim olayý ile ilgili bazý arkadaþlarýmýz sürekli "jenosid" ve "soykýrým"dan bahsetmektedirler. Bende doðal olarak, bu sözde soykýrýmýn hangi etnik kökene yönelik olduðunu sormuþtum fakat þimdiye kadar bu sorumu cevaplayan olmadý. O yüzden bende "bozuk plak" kelimesini kullandým, çünki ortada iddia var açýklama yok, yani anlayacaðýnýz "çamur at izi kalsýn" misalý. Ýnsan soykýrýmdan bahseder de hangi etnik topluluðun hedef alýndýðýný bilmez mi?

evet can özellikle þunu çok güzel demiþsin:
çünki ortada iddia var açýklama yok, yani anlayacaðýnýz "çamur at izi kalsýn" misalý.

iddialrýna cevap verildilçe sürekli faþistler, ülkücüler, ýrkçýlar deyerek hakaret etmekte, bebekleri öldürdüler, karnýný yararak öldürdüler vs.. gibi bazý trajik olaylarý kullanmaktadýrlar.
cevaplarý yapýcý çözümcü deðil saldýrgancadýr.
bunu çözmeleri gerek.

þelpe
25-12-2006, 11:35 AM
bebekleri öldürdüler, karnýný yararak öldürdüler vs.. gibi bazý trajik olaylarý kullanmaktadýrlar.
Fa$izm elbette bir gùn kendi kanInda bogulacaktIr. $imdide mara$ katliamInI mI kabullenmiyorsunuz. alevi falan degilsiniz.

kolacik
25-12-2006, 11:36 AM
Maraþda bebekleri katleden Bebek katilleriyle

Dersimde bebekleri öldüren Bebek katili aynýdýr. hepsi yezidin ordusu.

yezidin ordusu mu?
vataný iþgalden kurtaran, þeriatin yeþil bayraðýný yýrtan atan ordudan mý bahsediyorsun?
o ordu olmasa bugün düþman kovulsa bile yezitler seni dersimden indirirmiydi, okuyaný yazaný çýkarmýydý?
asýl katliam o zaman olurdu. tabi aþiret daðýtmak yezitlikse...

kolacik
25-12-2006, 11:44 AM
Fa$izm elbette bir gùn kendi kanInda bogulacaktIr. $imdide mara$ katliamInI mI kabullenmiyorsunuz. alevi falan degilsiniz.

maraþ katliamýný kabul etmemek imkansýzdýr, tabi türkçeyi unutmuþsunuz heralde nasýl anladýysanýz.
düþün orada insanlarý hiç acý çektirmeden uykuya daldýrýr gibi öldürselerdi bu onlarý daha mý az vahþi yapacaktý?
nasýl öldürürlerse öldürsünler bu katliamdýr.
bunu iyi kavramak gerekir. olayý anlamak genel düþünmek gerekir, nedenlerini sonuçlarýný bulmak gerekir.
tabi siz eðer bunlarýn kasaplýklarýna takýlýr kalýrsanýz bir gün fýrsatýný bulunca sizde kasaplýk yaparsýnýz.(israil gibi)

bu sözüm faþist kelimesini aðzýndan düþürmeyenlere.
siz hangi yýlda nerede yaþýyorsunuz? ne faþizmi? iþinize gelmeyene faþist damgasý vuramazsýnýz.
bir de faþizmin tanýmýný yapýnda ne anlatmak istiyorsunuz anlayalým.

beni afaroz mu ettinÖ;Ö

Kandemir
25-12-2006, 01:34 PM
yezidin ordusu mu?
vataný iþgalden kurtaran, þeriatin yeþil bayraðýný yýrtan atan ordudan mý bahsediyorsun?
o ordu olmasa bugün düþman kovulsa bile yezitler seni dersimden indirirmiydi, okuyaný yazaný çýkarmýydý?
asýl katliam o zaman olurdu. tabi aþiret daðýtmak yezitlikse...

Ýþte komikliðin daniskasýdýr bu sayýn kardeþim. Bilgisizlik ve cahillik öyle korkunç bir düþmandýr ki, insaný böyle komik hallere düþürür iþte. Nasýl oluyor da sözde yezidin ordusu 1925'de "Din elden gidiyor" düþüncesiyle silaha sarýlmýþ Þeyh Sait isyanýný bastýrýyor? Nasýl oluyor da 1930'da Ýzmir-Menemen'de "Ey Müslümanlar, ne duruyorsunuz; Halife Abdülmecit hududa geldi, Sancak-ý Þerif çýktý, gelin altýnda toplanalým, þeriat isteyelim" diyen Derviþ Mehmet adýndaki yobazýn çýkardýðý isyaný bastýrýyor? Nasýl oluyor da sözde yezidin ordusu Hilafet ve Þeriat özlemiyle yanýp tutuþan tayfalarýn çýkardýgý isyanlarý bastýrýyor? Hiç akla, mantýða uyacak birþey mi? Yezidin ordusuymuþ; ne günlere kaldýk.

KerbelaYolcusu
26-12-2006, 12:05 AM
Kör,saðýr,dilsiz,at gözlüklüler þunu kabullensinlerki bizim için Dersim,Koçgiri,Maraþ,Malatya,Çorum,Sivas,Gazi Mahallesi olaylarý birbirinden ayrý deðildir ve bizim için kapanmayacak bir defterdir çünkü yaralarý çok çok büyük.Bunlarý yapan zihniyette de hiç bir deðiþiklik yok.Hala birileri neden Dersim'de katliam yapýldý baþka yerde yapýlmadý da diyorlar.Peki neden Maraþ ta yapýldý,neden Sivas da yapýldý,neden Çorum da yapýldý bunlarýn nedenlerini soruyor musunuz

KerbelaYolcusu
26-12-2006, 12:08 AM
kolacýk efendi aþiret daðýtmak isteyenler asýl aþiret yuvalarýný görsünler Dersim de aþiretçilik yoktur.Ezbere resmi TC dili ile konuþma.Hem aþiretçilik katliamla deðil eðitim ile daðýtýlýr.

Faþizmin ne olduðunu bilmiyorsun kolacýk paþa.Tanýmý öðren tam sen ve senin gibilerden bahsediyor.Kendi düþüncesinde,kendi ýrkýnda,kendi dininde olmayanlarý katlediyorlar.Þu Alevi maskeni de düþür artýk

levilee
26-12-2006, 12:15 AM
örgüt aðzýyla konuþmayý býrak
sendenmi öðreneceðiz neyin ne oldugunu,faþist tamda senin gibilere denir kerbela yoluymuþ hadi len senin yolun bekaaya çýkar çýksa çýksa...

kolacik
26-12-2006, 02:00 AM
Þu Alevi maskeni de düþür artýk
hz.muhammed'in vefatýndan sonra arabistanda iþler iyice karýþýr. muaviye denilen þaklaban aðzýna "hz.muhammedin yolundan gideriz biz sünniyiz" i sakýz eder ve muhammed soyuna zulmeder, onlarý islam dýþý görür. müslüman deðiller der. neslim türkmen ellerine göçüp nefes alýr ama bu seferde abbasiler ve selçuklular rahat koymaz, gene islam dýþý oluruz. 12 imam rahat yüzü görmez, softalarýn fermaný kesilmez.
bugünde sizin düþüncniz mi bizi alevilik dýþýn attý. bugünde bu fermaný siz mi veriyorsunuz?
nedemek alevi maskeni düþür? ali evladýný bu seferde siz mi afaroz edeceksiniz?

kolacik
26-12-2006, 02:17 AM
Kendi düþüncesinde,kendi ýrkýnda,kendi dininde olmayanlarý katlediyorlar.

vay be... ne güzel yapmýþsýn faþizmin tanýmýný, ekonomik temelli ideolojik yanýný býrakýp dar bir açýdan almýþsýn. emperyalizm gibi desen bile daha güzel olurdu.
bence sen bu terim üzerinde yeni kavramlar yaratmýþsýn. yani küfür gibi birþey yaratmýþsýn.
iþine gelmeyene faþist diyebilecek kadar geniþ bir kavram yaratmýþsýn.
eðer bu tanýma bakarsak:
kendi düþüncesinde...

evet iþte sensin be.. aynaya bakýp mý taným yaptýn? düþüncene karþý olan düþünceleri çürütemeyince hemen saldýr faþist diye...katlet düþünceyi...
bu düþünce üretemeyen köþeye sýkýþmýþ dar görüþlü insanlarýn hitabýdýr.
i

levilee
26-12-2006, 02:18 AM
bir arkadaþ olmadý demiþ
bir arkadaþ seviyesiz demiþ
canlarý saðolsun
ama kusura bakmasýnlar
biz bazýlarý gibi olamadýk
bizde bir laf vardýr koyun gibi kuyrugunun altýndan pýssýrma diye,
koyun gibi olamadýk,ne diyorsak açýk açýk diyoruz
kimin ne niyet taþýdýgýný forumda okuya okuya öðrendik zaten
iyi niyetle düþüncelerini paylaþan kimseye bir þey demedik
ama burda koyun gibi kuyrugunun altýndan pýssýranlarda kimler biliyorum
onlarada onlarýn hakettiði dilden yazýyorum
saygýlarýmla...

Derviscemal
26-12-2006, 02:23 AM
Kör,saðýr,dilsiz,at gözlüklüler þunu kabullensinlerki bizim için Dersim,Koçgiri,Maraþ,Malatya,Çorum,Sivas,Gazi Mahallesi olaylarý birbirinden ayrý deðildir ve bizim için kapanmayacak bir defterdir çünkü yaralarý çok çok büyük.Bunlarý yapan zihniyette de hiç bir deðiþiklik yok.Hala birileri neden Dersim'de katliam yapýldý baþka yerde yapýlmadý da diyorlar.Peki neden Maraþ ta yapýldý,neden Sivas da yapýldý,neden Çorum da yapýldý bunlarýn nedenlerini soruyor musunuz

Ýþte bu konuya kapak Dersim olaylarýný görmezden gelmek Maraþ olaylarýný görmezden gelmek, Sivas olaylarýný görmezden gelmek yeni moda herhalde. Dersim olaylarý bir ýrka ypýlmýþ müdahale deðildir. Aleviliðidir Dersim Kýzýlbaþlarýnýdadýr.

konu kapanmýþtýr