PDA

: Yolumuz Yüzümüz Serçeymeye Hacibektasa


Adnbaran
18-09-2006, 11:34 AM
Aleviler için Hacıbektaş Serçeşme’dir. Yolun, suyun başıdır.



Aleviler için Hacıbektaş Serçeşme’dir. Yolun, suyun başıdır. Pirimiz, Hacı Bektaş Veli Suluca Kara Höyük’ü yurt edinip, Anadolu’yu aydınlatan, İnsanı inancının merkezine koyan, hak ve eşitlik esasına dayalı düşüncelerini buradan yaydı. 13.yy da hızla yayılan ve kabul gören düşünceleri bir ‘yol’a dönüştü. Hacı Bektaş Veli ‘den sonra posta oturan ‘potnişin’ ler bu yolun devamı ve kalıcılığını ozanlar ve dedeler aracılığı ile ve bir düzen içersinde, dönem dönem ağır bedeller de ödeyerek, bu günlere ulaşması için hep bir gayret içinde oldular.



Anadolu’ da Aleviler, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yok sayıldılar, aşağılandılar, horlandılar, inanç ve kanaat önderleri katledildi, derileri yüzüldü, bedenleri darağaçlarında sallandırıldı. Yüzyıllardır süren bu ağır baskılar sonucu kendini hep saklayan Aleviler, Laik cumhuriyetin uygulamalarından kısmen nefes alıp, değerlerine açıkça sahip çıkmaya başladı. (Osmanlı padişahı 2. Mahmut döneminde kapatılan ve yazılı tüm kaynakları talan edilen, yok edilen Hacı Bektaş Dergahı asli amacından uzaklaştırılmak istendi. Dergaha o yıllarda cami inşaa edilip, Nakşi bir şeyh atandı. Fakat, süreç içersinde Aleviler yeniden dergahlarına sahip çıktılar ve Osmanlının muradı da suya düştü. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Devrim yasalarından 677 sayılı yasa gereği de ikinci kez kapatıldı.) 1960 Anayasasının getirdiği demokratik haklarını kullanan Aleviler, kapalı tutulan Hacı Bektaş Veli Dergahının açılması taleplerini ısrarla dile getirdiler ve bu özlemleri 16 Ağustos 1964 yılında gerçekleşti. Anadolu Alevi- Bektaşileri artık ‘müze’ uygulamasıyla da olsa açıkça Pirlerini ve dergahlarını ziyaret edebilme hakkına kavuşmuşlardı. Takip eden yıllarda Anadolu insanı akın akın Hacı Bektaş’a doluyor ve her yıl Ağustos’un kavurucu sıcağında kendi insanını, değerlerini görme ve gösterme platformuna coşkuyla koşuyor. Semahlar dönüyor, Ozanlarını dinliyor, bilim adamlarının söyleşisini izliyor, kurbanlarını dağıtıyor, Dedebağı, Beştaşları, Deliklitaş’ı, Çilehane’yi ve Pir’i nin dergahını ziyaret edip, gönül huzuru ile köyüne, kentine, ülkesine dönüyor.



Anadolu erenleri adına yurdun değişik yörelerinde şenlikler düzenlenir. Hepsi de renkli, coşkulu ve yüksek katılımlı olur; ama en görkemlisi hiç şüphe yok ki, Hacı Bektaş Veli adına düzenlenen kültür etkinliğidir. Son yıllarda bu etkinlik, ulusaldan uluslararası boyuta ulaşmıştır. Bu düzeye gelişte Alevi örgütlerinin ve sorumlu, birleştirici tutumlarıyla hatırlanacak yerel yöneticilerin payı büyüktür.



12 Eylül’den sonra düzenlenen etkiliklere ilçe belediyesi önderlik etmeye başladı. Son dönem hariç, belediye başkanları şenliğin hazırlık aşamasına Alevi örgütlerini ortak ettiler. Bu yaklaşım, şenliğe nicel ve nitel anlamda görkem kattı. Dernek ve Vakıflarımız, Alevilerin özlediği birlikte hareket etme ve iş üretmeyi , bunu da insanlarımıza göstermenin hazzını yaşadılar. Bu süreçte, Hünkar’ın ‘BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM’ sözü hayat buluyordu. Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerine her yıl Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar, Alevilerin bu görkemli ve katılımcılarının yüzbinlerle ifade edildiği şenliğe kayıtsız kalamaz, katılırlardı. Şenlikte protokol konuşmalar yapılır, Tertip komitesi, Belediye başkanı, Kaymakam, Vali v.s. açılış konuşmaları yaparlardı. Alevilerin hünkarı Hacı Bektaş Veli adına gelen yüzbinlerin sorunlarını, taleplerini de tüm resmi yetkililer ve basın huzurunda Alevi örgütleri temsilcisinin, daha önceden hazırlanan ve mutabık kalınan bildirgeyi okunması artık kurumsallaşmıştı. Artık, açılışta bakanların konuşmalarından çok, Alevi örgütleri temsilcisinin okuduğu ortak metni gündem oluşturuyordu. Bu önemseniş, tüm Alevi-Bektaşileri mutlu ediyordu.



Alevi-Bektaşilerin heyecanları, coşkuları ve hatta hayalleri 2OO4 yılında ki etkinliğin öncesinde/ortasında yaşanan/yaşatılan gerginlikle bir kırılma yaşadı. Yeni belediye başkanı sayın Alirıza Selmanpakoğlu, şenlik hazırlık aşamasından başlayarak, Alevi örgütlerini dışlama yolunu seçti. Şenliğin içeriği ve hazırlığında kendisini ve kurumunu tek yetkili ve tek seçici ilan etti. Yılların bedel ödenerek, kazanılmış haklarını bir an da yoksayıp, Alevi örgütlerini kamuoyu nezdinde yıpratmayı öncelikleri arasına aldı. Devletin, Diyanetin ve bilumum gerici cenahın özlemleri gerçek oluyor, Alevi örgütlerinin temsil direncini kırma işlevini (gerekçesi ne olursa olsun) Alevi belediye başkanı yerine getiriyor ve Alevi-Bektaşilerin en görkemli törenlerinde, Alevi örgütlerine kürsü yasağını ve ambargosunu Alevi Belediye başkanı koyuyordu. O yıl, başta Alevi örgütleri olmak üzere tüm Alevi-Bektaşiler kırıldılar, şok yaşadılar. Olanlara inanmak istemediler, sonraki yıllarda açılan bu yara sarılır umut ettiler; ama 2oo5 yılında da umutları, beklentileri suya düştü. Belediye başkanı, yüzü ve yolu Serçeşmeye çıkan Alevi-Bektaşi örgütlerine sadece kürsüyü değil, Sulucakarahöyük’ü de dar etme inat ve ısrarını koruyor ve Alevi-Bektaşilerin kazanılmış haklarının geriye gitmesine askeri disiplinle hizmet ediyor.



Dergahın girişinde, Hünkarın veciz sözleri yer alır. Bunlardan biri de ‘İNCİNSEN DE İNCİTME’ dir. Hünkarın yurdunda, huzurunda incinen kim? İnciten kim?



İncinmeleri yaşamak istemiyorsak sorunu kökten çözmek gerekiyor. Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinin asli sahibi Alevi-Bektaşilerdir, onların temsilcisi örgütleridir. Devlet bu etkinlikten elini tümüyle çekmelidir. Belediye başkanının Alevi-Bektaşi aileden gelmesi bu şenliğe tek seçici olması hakkını vermez. Yarın aynı belde de Alevi değerleriyle çelişen biri belediye başkanı seçilirse de aynı hakkı doğal olarak kullanmak isteyecektir. Daha bugünden bu sorun çözülmeli ve belediye bu etkinlikte belirleyici değil, ancak katılımcı olmalıdır.



ABF genel sekreteri sayın Fevzi GÜMÜŞ’ün son basın açıklaması, zamanlaması yerindedir. Bu açıklamaya destek vermeliyiz. Sayın GÜMÜŞ açıklamasında, ‘Hacı Bektaş Veli Dergahının işleyişi ve her yıl düzenlenen şenliğin ev sahipliği Alevi-Bektaşi örgütlerine bırakılmalıdır’ diyordu. Bu talep, Alevi-Bektaşilerin sesidir.



Dergahın işleyişini Kültür Bakanlığı düzenliyor. Zira, Dergah hala bakanlığa ait bir müze statüsünde. Aleviler, dergahı ancak mesai saatlerinde ve para ödeyerek, gezebiliyor. Alınan paralar diğer müzelerde olduğu gibi bakanlık bütçesine gelir olarak aktarılıyor. Oysa dergahı ziyaret eden milyonlarca can o paranın dergahta değerlendiğini düşünüyor.



Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerine katılırken, coşkumuzu azaltan tavır ve davranışlardan uzak olması gereken yetkililer icraatlarını gözden geçirmelidir. Hacı Bektaş’ta kurulan kürsüden Alevi-Bektaşi örgüt temsilcileri konuşmayacak ta sicili malum sağ siyasiler mi konuşacak? Bu uygulama kime ve neye hizmet edecek? Alevileri mutlu etmediği kesin.



YOLUNU VE YÜZÜNÜ SERÇEŞME’den AYIRMAYAN ALEVİ ÖRGÜTLERİ BUGÜN HACIBEKTAŞ’TA CANLAR ARASINDA OLACAK. Şeriatçıların ve karanlık güçlerin dillendirmeye cüret edemediği karalama ve iftiraları sözde kendi insanının yapmasına kulak asmadan, papuç bırakmadan.



Unutulmaması gereken en önemli şey de bugün tesadüfen bir makamda oturanlar ve Aleviler adına ahkam kesenler, Alevi örgütlerinden o kürsüleri esirgeyenler, dün de Aleviliği bölücülük olarak algılayanlar ve onların zihniyetidir. Gerici basın ve şeriatcılar, Belediye başkanının bu yasakçı ve bölen tavrını alkışlıyor. Oysa, bizim, kendi canlarımızın takdirine ve alkışına ihtiyacımız var. Bunun yolu da Şenlik kürsüsünün Alevi örgüt temsilcilerine açılmasından geçer...



15 AĞUSTOS 2OO6

Rojaazme
18-09-2006, 01:30 PM
paylaşımın için sağolasın eline yüregine sağlık.