Karlıyol
14-01-2007, 07:25 AM
Varoluşu, felsefesi ve yarattığı sınıfsal kültür bağlamında devrimci, ilerici ve bilimsel bir öze sahiptir Alevilik.
Alevi olmak için, anne babanın Alevi olması yetmez. Aleviliği, sahip olduğu ilke ve değerler etrafında kabullendiğini Alevi toplumunun ve dedelerin huzurunda, cem töreninde ifade etmen gerekir.
Aleviliğin sahip olduğu değerler ve tarihsel miras, onu benzeri bir çok inanç, kültür ve felsefeden keskin çizgilerle ayırmaktadır.
Aleviliğin özü öylesine güçlüdür ki, yeryüzünde Aleviler kadar kıyıma, katliama, sürgüne ve soykırıma uğramış, yok edilmek istenmiş, alçakça iftiralarla ve karalamalarla karşı karşıya kalmış başka bir inanç olmamasına karşın varlığını, özünü ve yaşamsal ilkelerini koruyabilmiş, geliştirebilmiş, çağdaşlaştırabilmiş ve bu güne dek sürdürebilmiştir.
İslamın bahçesinde yetişen bir gül olan Alevilik, Zerdüştilik ve Ezidilik başta olmak üzere, Mazdekizm, Budizm ve Maniheizm gibi din ve inançlardan büyük oranda etkilenmiş ve kendini şekillendirirken, temel olarak sevgiyi ve insani değerleri esas almıştır. Ehl-i Beyt sevgisini temel ve esas alan bir inançtır.
Tarihi boyunca bir çok din, kültür ve inançtan etkilenmiş olan Alevilik aynı güçte ve oranda birçok inanç, felsefe ve kültürü etkilemiştir.
Alevilik, ortaya çıktığı koşullar itibariyle, işçilerin, köylülerin, küçük esnafın yani ezilen emekçi sınıfların, ortodoks-sünni islam anlayışı ve diktasına karşı, haktan, hukuktan, bilimden ve gerçekten yana bir tavır geliştirmesiyle politik-devrimci bir nitelik kazanmıştır.
Alevilik bir hümanizmadır. Şiddetten, savaştan ayrı ve uzak durur. Ama mazlumun, ezilenin ve yoksulun zulme ve sömürüye karşı başkaldırı hakkını saklı tutan bir düşünce sistemine sahiptir.
Alevi olmak için, anne babanın Alevi olması yetmez. Aleviliği, sahip olduğu ilke ve değerler etrafında kabullendiğini Alevi toplumunun ve dedelerin huzurunda, cem töreninde ifade etmen gerekir.
Aleviliğin sahip olduğu değerler ve tarihsel miras, onu benzeri bir çok inanç, kültür ve felsefeden keskin çizgilerle ayırmaktadır.
Aleviliğin özü öylesine güçlüdür ki, yeryüzünde Aleviler kadar kıyıma, katliama, sürgüne ve soykırıma uğramış, yok edilmek istenmiş, alçakça iftiralarla ve karalamalarla karşı karşıya kalmış başka bir inanç olmamasına karşın varlığını, özünü ve yaşamsal ilkelerini koruyabilmiş, geliştirebilmiş, çağdaşlaştırabilmiş ve bu güne dek sürdürebilmiştir.
İslamın bahçesinde yetişen bir gül olan Alevilik, Zerdüştilik ve Ezidilik başta olmak üzere, Mazdekizm, Budizm ve Maniheizm gibi din ve inançlardan büyük oranda etkilenmiş ve kendini şekillendirirken, temel olarak sevgiyi ve insani değerleri esas almıştır. Ehl-i Beyt sevgisini temel ve esas alan bir inançtır.
Tarihi boyunca bir çok din, kültür ve inançtan etkilenmiş olan Alevilik aynı güçte ve oranda birçok inanç, felsefe ve kültürü etkilemiştir.
Alevilik, ortaya çıktığı koşullar itibariyle, işçilerin, köylülerin, küçük esnafın yani ezilen emekçi sınıfların, ortodoks-sünni islam anlayışı ve diktasına karşı, haktan, hukuktan, bilimden ve gerçekten yana bir tavır geliştirmesiyle politik-devrimci bir nitelik kazanmıştır.
Alevilik bir hümanizmadır. Şiddetten, savaştan ayrı ve uzak durur. Ama mazlumun, ezilenin ve yoksulun zulme ve sömürüye karşı başkaldırı hakkını saklı tutan bir düşünce sistemine sahiptir.