astokomlu
11-01-2007, 08:52 AM
Enver Cemal Şahin
Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’in üzerine giderken Anadolu’da yaşayan birçok Kızılbaşı öldürtür. Bu konuda Osmanlı tarihçisi Hoca Sadettin şöyle der: “Bundan önce ayağı uğurlu Padişah, Rum diyarında yerleşmiş bulunan Kızılbaş tutkunlarını ve Alevi tavşanlarını araştırmak için ülke yöneticilerine uyulması gerekli buyruklar gönderip, yediden yetmişe varınca ol yaramazlardan idüğü saptanan eşkiyanın adları after olunub mutlu kapuya bildirilmesine ferman-ı hümayûn çıkmıştı. Cihanda geçerli bu buyruk gereğince yöneticilerin araştırma ve taramalarıyla sayıları kırk bini bulan bunların kimi ortadan kaldırılıp, kimi de hapse attırıldı.”(Hoca Sadettin Efendi: "Tacü't Tevarih" T.C. Kültür Bakanlığı, 1999 Ankara, Dördüncü Baskı. Hazırlayan: İsmet Parmaksızoğlu)
Yavuz Sultan Selim’in ölümünden sonra (1520) yerine geçen oğlu Kanuni Sultan Süleyman da tıpkı babasının yolundan gitti. Kızılbaşlara hiç aman vermedi. Bunlar hakkında fermanlar çıkarttı, fetvalar verdirtdi.
Bu dönemlerde Osmanlı idaresinin, Anadolu’da yaşayan Kızılbaşlar üzerinde yoğun bir baskısı vardı. Bunların ellerinden ya toprakları alınarak, padişahın haslarına eklenmiş ya da bunlar üzerinde ağır vergiler getirilmişti.
932 (1525-26) yılında Osmanlı zaptiyelerince, Bozok (Yozgat) Türkmenlerinden Süklün boyunun beyi olan Musa’nın (Süklün Koca) tasarrufu altındaki köye gelerek, Süklün Koca’dan verginin dışında 200 akçe haraç isterler. Süklün Koca bu paranın fazla olduğunu, bunlara 100 akçe verebileceğini söyler. Osmanlının adamları bu öneriyi kabul etmezler ve üstelik Süklün Koca’nın yanında bulunan bir Alevi dedesinin sakalını ve bıyığını da keserler. Alevi inancına hakarette bulunurlar. Bunun üzeri-ne Süklün Koca, Dulkadir oğullarından Baba Zünnun’u yardıma çağırır. Baba Zünnun, ayaklanmanın başına geçerek, Osmanlılara karşı ayaklanmayı başlatır. Önce o bölgenin Kadısı Muslihüddin’i, kâtibi Mehmet’i ve Sancakbeyi Mustafa’yı öldürürler. Sivas vilâyetine saldırarak, Osmanlının mallarını yağmalarlar. Bunun üzerine Karaman Beylerbeyi Hürrem Paşa, İçel (Mersin) Sancakbeyi Bostancı Ali Beyi ve Kayseri Valisi Behram Beyi de yanına alarak isyancıların üzerine yürür. Baba Zünnun’un kuvvetleri, Hürrem Paşa’nın kuvvetlerini yenerek; Hürrem Paşa’yı, İçel Sancakbeyi Bostancı Ali Bey’i, Kayseri Hakimi Behram Bey’i öldürürler.
Bunun üzerine Osmanlı Padişahı Kanûni Sultan Süleyman, isyanı bastırmak için Rumeli Beylerbeyi Hüseyin Paşa’nın komutasında Zülkadir kuvvetlerini, Maraş Valisi Mahmut Bey’i , Adana Valisi Pirî Beyi ve Malatya Sancakbeyi Yularkıstı oğlu İskender Beyi görevlendirir. Baba Zünnun ve adamları Osmanlının bu kuvvetlerini de yenilgiye uğratırlar. Bu savaşta Baba Zünnun ve Rumeli Beylerbeyi Hüseyin Paşa ölür. Bu yenilgiden sonra, Osmanlı Padişahı bu isyanı bastırmak için, Diyarbakır Beylerbeyi Hüsrev Paşayı görevlendirir. Hüsrev Paşa Kürtlerden devşirdiği askerlerle isyancıların üzerine yürür. Baba Zünnun’un ölümünden sonra, başsız kalan isyancıları dağıtarak bir isyanı da böylece bastırmış olurlar.
Osmanlının Türkmenler üzerinde baskısından ötürü, önceden beri devam eden isyanlar, Süklün Koca ve Baba Zünnun isyanından sonra daha da hız kazanarak devam eder. Bu isyandan sonra yine, 1526 yılında “Atmaca Ayaklanması” adı altında, Türkmenler bir isyan daha yaparlar. Fakat bu uzun sürmez ve aynı yıl bastırılır. Türkmenler tarafından yine Süklün Koca, Baba Zünnun ve Atmaca ayaklanmalarının devamı olan “Zünnunoğlu Ayaklanması” da Osmanlılar tarafından kanlı bir şekilde bastırılır.
Yine, Türkmenler 1526 yılından önceki eylemlerden etkilenen, Adana Sancağı’nın Berendi Bucağı’nda Dolguoğlan adıyla anılan ve Tarsus Sancağı’nın Ulaş Bucağı’nda Yenice Bey (Kara İsa) önderliğinde bir ayaklanma daha yaparlar. Bu ayaklanma da Adana Valisi Piri Bey tarafından bastırılır.
Yine, 1526 yılında Adana iline bağlı, Karaisalı Türkmenlerinden Mustafa oğlu Veli Halife, kendisi Şah İsmail’in halifesi olduğunu söyler ve bir ayaklanma başlatır. Tarsus üzerine yürür. Adana Valisi Piri Beyin kuvvetleri ile karşılaşırlar. İki tarafta çok kayıp verir. Sonunda Veli Halife’nin yandaşları dağılır.
Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’in üzerine giderken Anadolu’da yaşayan birçok Kızılbaşı öldürtür. Bu konuda Osmanlı tarihçisi Hoca Sadettin şöyle der: “Bundan önce ayağı uğurlu Padişah, Rum diyarında yerleşmiş bulunan Kızılbaş tutkunlarını ve Alevi tavşanlarını araştırmak için ülke yöneticilerine uyulması gerekli buyruklar gönderip, yediden yetmişe varınca ol yaramazlardan idüğü saptanan eşkiyanın adları after olunub mutlu kapuya bildirilmesine ferman-ı hümayûn çıkmıştı. Cihanda geçerli bu buyruk gereğince yöneticilerin araştırma ve taramalarıyla sayıları kırk bini bulan bunların kimi ortadan kaldırılıp, kimi de hapse attırıldı.”(Hoca Sadettin Efendi: "Tacü't Tevarih" T.C. Kültür Bakanlığı, 1999 Ankara, Dördüncü Baskı. Hazırlayan: İsmet Parmaksızoğlu)
Yavuz Sultan Selim’in ölümünden sonra (1520) yerine geçen oğlu Kanuni Sultan Süleyman da tıpkı babasının yolundan gitti. Kızılbaşlara hiç aman vermedi. Bunlar hakkında fermanlar çıkarttı, fetvalar verdirtdi.
Bu dönemlerde Osmanlı idaresinin, Anadolu’da yaşayan Kızılbaşlar üzerinde yoğun bir baskısı vardı. Bunların ellerinden ya toprakları alınarak, padişahın haslarına eklenmiş ya da bunlar üzerinde ağır vergiler getirilmişti.
932 (1525-26) yılında Osmanlı zaptiyelerince, Bozok (Yozgat) Türkmenlerinden Süklün boyunun beyi olan Musa’nın (Süklün Koca) tasarrufu altındaki köye gelerek, Süklün Koca’dan verginin dışında 200 akçe haraç isterler. Süklün Koca bu paranın fazla olduğunu, bunlara 100 akçe verebileceğini söyler. Osmanlının adamları bu öneriyi kabul etmezler ve üstelik Süklün Koca’nın yanında bulunan bir Alevi dedesinin sakalını ve bıyığını da keserler. Alevi inancına hakarette bulunurlar. Bunun üzeri-ne Süklün Koca, Dulkadir oğullarından Baba Zünnun’u yardıma çağırır. Baba Zünnun, ayaklanmanın başına geçerek, Osmanlılara karşı ayaklanmayı başlatır. Önce o bölgenin Kadısı Muslihüddin’i, kâtibi Mehmet’i ve Sancakbeyi Mustafa’yı öldürürler. Sivas vilâyetine saldırarak, Osmanlının mallarını yağmalarlar. Bunun üzerine Karaman Beylerbeyi Hürrem Paşa, İçel (Mersin) Sancakbeyi Bostancı Ali Beyi ve Kayseri Valisi Behram Beyi de yanına alarak isyancıların üzerine yürür. Baba Zünnun’un kuvvetleri, Hürrem Paşa’nın kuvvetlerini yenerek; Hürrem Paşa’yı, İçel Sancakbeyi Bostancı Ali Bey’i, Kayseri Hakimi Behram Bey’i öldürürler.
Bunun üzerine Osmanlı Padişahı Kanûni Sultan Süleyman, isyanı bastırmak için Rumeli Beylerbeyi Hüseyin Paşa’nın komutasında Zülkadir kuvvetlerini, Maraş Valisi Mahmut Bey’i , Adana Valisi Pirî Beyi ve Malatya Sancakbeyi Yularkıstı oğlu İskender Beyi görevlendirir. Baba Zünnun ve adamları Osmanlının bu kuvvetlerini de yenilgiye uğratırlar. Bu savaşta Baba Zünnun ve Rumeli Beylerbeyi Hüseyin Paşa ölür. Bu yenilgiden sonra, Osmanlı Padişahı bu isyanı bastırmak için, Diyarbakır Beylerbeyi Hüsrev Paşayı görevlendirir. Hüsrev Paşa Kürtlerden devşirdiği askerlerle isyancıların üzerine yürür. Baba Zünnun’un ölümünden sonra, başsız kalan isyancıları dağıtarak bir isyanı da böylece bastırmış olurlar.
Osmanlının Türkmenler üzerinde baskısından ötürü, önceden beri devam eden isyanlar, Süklün Koca ve Baba Zünnun isyanından sonra daha da hız kazanarak devam eder. Bu isyandan sonra yine, 1526 yılında “Atmaca Ayaklanması” adı altında, Türkmenler bir isyan daha yaparlar. Fakat bu uzun sürmez ve aynı yıl bastırılır. Türkmenler tarafından yine Süklün Koca, Baba Zünnun ve Atmaca ayaklanmalarının devamı olan “Zünnunoğlu Ayaklanması” da Osmanlılar tarafından kanlı bir şekilde bastırılır.
Yine, Türkmenler 1526 yılından önceki eylemlerden etkilenen, Adana Sancağı’nın Berendi Bucağı’nda Dolguoğlan adıyla anılan ve Tarsus Sancağı’nın Ulaş Bucağı’nda Yenice Bey (Kara İsa) önderliğinde bir ayaklanma daha yaparlar. Bu ayaklanma da Adana Valisi Piri Bey tarafından bastırılır.
Yine, 1526 yılında Adana iline bağlı, Karaisalı Türkmenlerinden Mustafa oğlu Veli Halife, kendisi Şah İsmail’in halifesi olduğunu söyler ve bir ayaklanma başlatır. Tarsus üzerine yürür. Adana Valisi Piri Beyin kuvvetleri ile karşılaşırlar. İki tarafta çok kayıp verir. Sonunda Veli Halife’nin yandaşları dağılır.