Diyar
11-01-2007, 12:42 AM
Dede, kendini ve soy şecereni bize kısaca tanıtır mısın?- Bizim soyumuz, Sultan Samıt, diğer adıyla Seyid Samıt olarak anılır. Soyumuz İmam Musa i Kâzıma dayanır. Kendim 1912 doğumluyum ve 83 yaşındayım. Bana da Haydar Samıt Dede derler. Çorum vilayetinin Alaca kazası Küçük Keşlik Köyünde oturmaktayım. 5 erkek 2 kız evladım var.
Dede sen yıllardır post dedeliği yapmaktasın, Evladı Resul Seyid Samıt hakkında bize biraz bilgi verebilir misin?-Bak evlad. ilk önce şunu söyleyeyim, sana. Hz. Hüseyin'in makamı ateşten bir gömlektir. 0 posta her evlad oturamaz.
Alevilik islamiyet ile başlamıştır, islamiyet Hak'a teslimiyettir. Eline Diline Beline sahip olacaksın. Aleviler (bizler) duvara değil Adem'e secde ederiz. Bakara Suresinin 34. ayeti, Adem'e, Ehlibeyt'e Nura secde edin, buyuruyor. Nur Suresi 41, Taha 17, Maide 110-120 ve Ali imran surelerinde de ,,çocuklarınızı alın, çocuklarımızı alalım, dua edelim ve kardeş olalım", buyurulmaktadır. Bizim cümlemizde kadın, kız, erkek hep beraber dua ederiz.
Ve bir de bizler, müminiz, islamız. Hucürât Suresinin 14. ayetinde derki: "Ey Muhammed onlar can ve mal korkusundan sana inandık"
derler ama kalben inanmazlar, sadece Müslüman olurlar"
Yukarıda söylediğim gibi Seyid Samıt Musa i Kâzım evlatlarındandır. Hünkâr Bektaşî Velinin yoldaşı ve sırdaşıdır. Hünkâr erenlere nasip dağıtırken, Seyid Samıt acele eder nasip ister. Hünkâr da, çenen dursun, der. Bunun üzerine Samıt 7 yıl dilsiz hizmet eder, olgunlaşır, dili açılır. Hünkâr köseyi atar, ,,sana nasibini verdim git kara köseni bul", der. Seyid Samıt dolaşa dolaşa Sivas'ın Kangal Kazası Tekke köyünde köseyi bulur ve buraya yerleşir. Dergâhını kurar, çevresini genişletir. Çevre sahibi olur ve talihleri çoğalır.
Dede, Seyid Samit'ın türbesi şimdi nerede?
- Dedim ya. Sivas'ın Kangal Kazasının Tekke Köyün de. Şimdiki adı Elam Tekke, Samıt Tekke olarak geçer. Bir de Seyid Samıt İlhan Dağına,yüzünü yılan kaplasın, eteğinde de balıklar töresin" diye nefes ediyor. Halen şimdi bile, dağın yüzünde yılan, aşağı kısmında ise balıklar çıkar. Kavak köyünde kudret hamamı var. Su bu köyden çıkar. Suyun çıktığı yerde, su gölleşir. Balıklı göl, derler burasına. Ama şimdi Kültür Bakanlığına bağlandı, burası.
Dede siz nasıl oldu da Alaca'nın Küçük Keşlik köyüne geldiniz?
- Bizim buraya gelmemiz şöyle oldu. Bizler de, aynı Osmanlı son dönemindeki sürgünler gibi, Ankara'ya oradan da Kalaycık'a sürgün edilmişiz. Kalaycık kazasında bizi Faraşlı köyüne veriyorlar. Burada 5 yıl kalıyorlar. 5 yıl sonra iadeyi sene geliyor, herkes memleketine dönüyor, ama bizler dönemiyoruz. Bizim bir kısmımız Yozgat'a bir kısmımız da, Alnıaslı'ya biz de buraya yerleşmişiz. Ve burada mekan tutmuşuz. Yalnız, yılda en az 6 sefer ceddimizi ziyarete gider, oradaki canlarımızla, hoş muhabbet eder, lokmamızı yeriz.
Daha sonra dedenin bir kaç fotoğrafını çekmek için dışarı çıktık. Fotoğrafını çektikten sonra çaylar geldi. Bu arada dede bir nefes söyledi. Nefes'in son kıtasını getiremedi, daha sonra hatırlayarak nefesi tekrarladı. Yorgun olmasına rağmen konuşmasını sürdürdü. Alevilik konusunda olan konuşmamızda bir ara ,,sapıyor sapıyor, suyun saptığı gibi, vay anasını vay" diye ah çekerek, bu-günkü gidişattan yakındı.
Dede bir isteğin, mesajın var mı?
- Bütün komşulara selam, arkadaşlarına, emeği geçen canlara benden selam olsun. Yolunuzu bırakmayın. Benim de halimi görüyorsun. Yıllardan beri post dedeliği yaptım. Artık yapamıyorum. Aklıma gelmiyor, karıştırıyorum. Sultan Samıt'ı sevenler seviyor, ne yapalım. Bu makam ateşten gömlektir, her evlat oturamaz.
Daha çok konuşacaktım sorular soracaktım, fakat dede yoruldu. Gülbenk çekti. Bana duasını verince, sohbetimiz burada son buldu. Kendisine dergimiz adına teşekkürlerimi sundum. Burada kendisine ilgisinden ve yolumuza hizmetinden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum.
Haydar Samut
Dede sen yıllardır post dedeliği yapmaktasın, Evladı Resul Seyid Samıt hakkında bize biraz bilgi verebilir misin?-Bak evlad. ilk önce şunu söyleyeyim, sana. Hz. Hüseyin'in makamı ateşten bir gömlektir. 0 posta her evlad oturamaz.
Alevilik islamiyet ile başlamıştır, islamiyet Hak'a teslimiyettir. Eline Diline Beline sahip olacaksın. Aleviler (bizler) duvara değil Adem'e secde ederiz. Bakara Suresinin 34. ayeti, Adem'e, Ehlibeyt'e Nura secde edin, buyuruyor. Nur Suresi 41, Taha 17, Maide 110-120 ve Ali imran surelerinde de ,,çocuklarınızı alın, çocuklarımızı alalım, dua edelim ve kardeş olalım", buyurulmaktadır. Bizim cümlemizde kadın, kız, erkek hep beraber dua ederiz.
Ve bir de bizler, müminiz, islamız. Hucürât Suresinin 14. ayetinde derki: "Ey Muhammed onlar can ve mal korkusundan sana inandık"
derler ama kalben inanmazlar, sadece Müslüman olurlar"
Yukarıda söylediğim gibi Seyid Samıt Musa i Kâzım evlatlarındandır. Hünkâr Bektaşî Velinin yoldaşı ve sırdaşıdır. Hünkâr erenlere nasip dağıtırken, Seyid Samıt acele eder nasip ister. Hünkâr da, çenen dursun, der. Bunun üzerine Samıt 7 yıl dilsiz hizmet eder, olgunlaşır, dili açılır. Hünkâr köseyi atar, ,,sana nasibini verdim git kara köseni bul", der. Seyid Samıt dolaşa dolaşa Sivas'ın Kangal Kazası Tekke köyünde köseyi bulur ve buraya yerleşir. Dergâhını kurar, çevresini genişletir. Çevre sahibi olur ve talihleri çoğalır.
Dede, Seyid Samit'ın türbesi şimdi nerede?
- Dedim ya. Sivas'ın Kangal Kazasının Tekke Köyün de. Şimdiki adı Elam Tekke, Samıt Tekke olarak geçer. Bir de Seyid Samıt İlhan Dağına,yüzünü yılan kaplasın, eteğinde de balıklar töresin" diye nefes ediyor. Halen şimdi bile, dağın yüzünde yılan, aşağı kısmında ise balıklar çıkar. Kavak köyünde kudret hamamı var. Su bu köyden çıkar. Suyun çıktığı yerde, su gölleşir. Balıklı göl, derler burasına. Ama şimdi Kültür Bakanlığına bağlandı, burası.
Dede siz nasıl oldu da Alaca'nın Küçük Keşlik köyüne geldiniz?
- Bizim buraya gelmemiz şöyle oldu. Bizler de, aynı Osmanlı son dönemindeki sürgünler gibi, Ankara'ya oradan da Kalaycık'a sürgün edilmişiz. Kalaycık kazasında bizi Faraşlı köyüne veriyorlar. Burada 5 yıl kalıyorlar. 5 yıl sonra iadeyi sene geliyor, herkes memleketine dönüyor, ama bizler dönemiyoruz. Bizim bir kısmımız Yozgat'a bir kısmımız da, Alnıaslı'ya biz de buraya yerleşmişiz. Ve burada mekan tutmuşuz. Yalnız, yılda en az 6 sefer ceddimizi ziyarete gider, oradaki canlarımızla, hoş muhabbet eder, lokmamızı yeriz.
Daha sonra dedenin bir kaç fotoğrafını çekmek için dışarı çıktık. Fotoğrafını çektikten sonra çaylar geldi. Bu arada dede bir nefes söyledi. Nefes'in son kıtasını getiremedi, daha sonra hatırlayarak nefesi tekrarladı. Yorgun olmasına rağmen konuşmasını sürdürdü. Alevilik konusunda olan konuşmamızda bir ara ,,sapıyor sapıyor, suyun saptığı gibi, vay anasını vay" diye ah çekerek, bu-günkü gidişattan yakındı.
Dede bir isteğin, mesajın var mı?
- Bütün komşulara selam, arkadaşlarına, emeği geçen canlara benden selam olsun. Yolunuzu bırakmayın. Benim de halimi görüyorsun. Yıllardan beri post dedeliği yaptım. Artık yapamıyorum. Aklıma gelmiyor, karıştırıyorum. Sultan Samıt'ı sevenler seviyor, ne yapalım. Bu makam ateşten gömlektir, her evlat oturamaz.
Daha çok konuşacaktım sorular soracaktım, fakat dede yoruldu. Gülbenk çekti. Bana duasını verince, sohbetimiz burada son buldu. Kendisine dergimiz adına teşekkürlerimi sundum. Burada kendisine ilgisinden ve yolumuza hizmetinden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum.
Haydar Samut