PDA

: Dersim 1938´e canlı bir tanıklık


ceto
10-01-2007, 03:13 AM
HÜSEYİN AYGÜN

"1938 yıllarıydı. Üstümüzden uçaklar geçiyordu. Sanki bulunduğumuz yerde bizi görmüşlerdi. Köyün doğusundaki Gir tepesine bir miktar kağıt attılar. O tarafa gidip kağıtlardan birini aldım. Üzerinde hançer saplanmış bir yılan resmi vardı... Yılan bizler, saplanan hançer ise devletti. Çok zor günlerdi. İnsanlar yargısız ve sorgusuz öldürülüyorlardı. Asker görüldüğünde Kurt sesleri ile herkes kaçıp saklanıyordu. Bazen geceleri ormana ve mağaralara gidiliyordu. Bir gün sabah oldu, askerler köye geldi. Bizleri urgan, ip, tel gibi malzemelerle biribirimize bağladılar. Hese Mevali'nin evinin arkasındaki çukurda topladılar. Pah sırtının kuzeyindeki tüm Alan aşiretini buraya toplamışlardı. Çukura hâkim olan tarlanın yanındaki tepeye makineli tüfekler loınılmuştu. Son kafile olarak Alo Kaymakamgile sıra gelmişti. Onlar harman savuruyorlardı. Askerler almaya gidince bağırıp çağırmaya başladı. Kafilenin başındaki komutan yukarı tarafta duruyordu. Düdük çaldı ve niye bağırdığını sordu. Askerlerden 'Adak kurbanım var, bırakın keseyim ondan sonra götürün' cevabını alınca kurbanı kesmesine izin verdi. Koçu harmana getirip kesti. Koçu keserken Zazaca olarak Ya Xizir nu medağe tuyo; ni ma qirrkene; qirvanune ma kutıki wene' (Ya Hızır, ben sana kurban kesiyorum, ama bu kurbanını köpekler yiyecek, bizi öldürecekler) diyordu... Ali Aşkınları da getirip kafileye dahil ettiler. Komutan bu ailenin yanına gitti ve niçin bağırıp çağırdığını sordu. Ali Aşkın (Alo Kaymakam) 'Komutan, ben ve muhtarımız Ali Aydın 14 sene beraber askerlik yaptık. Paşalar at sırtında bizi Yemen'e gönderdiler. Gidip geldik, birçok arkadaşımız da yolda öldü. Buna karşılık siz bizi sorgulamadan öldürüyorsunuz. Bizim günahımız nedir. Onun için feryat ediyorum' dedi. Bu sırada iki süvari asker geldi. Atları tere boğulmuştu. Biri atından inip elindeki kağıdı komutana verdi. Komutan genç ve yakışıklı bir subaydı. Kağıdı okuyunca yüzüne renk geldi. Kafileye döndü 'Gözünüz aydın, vur emri durdurulmuştur' dedi. O sırada kafilede bir uğultu başladı. Herkes ağlıyordu. Böylece kurşunlanarak öldürülmekten kurtulduk."

1938'li yıllarda en azından çocuk olan her Dersimli, 38 katliamına dair acı anılar taşır. Yukarıdaki anı Tunceli'de iki dönem belediye başkanlığı da yapan Süleyman Kırmızıtaş tarafından yayınlanan "İnadına Dersim'de Yaşamak" kitabında naklediliyor. Henüz çocukken "feleğin çemberinden geçen" Süleyman Kırmızıtaş, 38'de bir oyun gibi yaşadığı olayları yıllar sonra böyle anlatıyor.

Derviscemal
10-01-2007, 03:17 AM
Ya Xizir nu medağe tuyo; ni ma qirrkene; qirvanune ma kutıki wene' (Ya Hızır, ben sana kurban kesiyorum, ama bu kurbanını köpekler yiyecek, bizi öldürecekler)

Dersimin acısı hepimizin acısıdır...

ceto
10-01-2007, 03:19 AM
Dersimin acısı hepimizin acısıdır... evet can bizde 38 de giresuna sürgün edildik

pirimunzur
10-01-2007, 03:48 AM
bizde balikesire surgun edildik aşiret agasi olan buyuk dedemide oldurdukten sonra tabi. sonra af cikinca bizimkiler geri donmusler dersime, cok sefillkler yasanmiş ogunlerde.. kimsenin ahi kimseye kalmaz bunada eminim

şelpe
18-01-2007, 08:23 AM
SIrf alevileri asimile etmek icin ordan oraya sùrgùn ettiler durdular. Ben mara$LIyIm ama aslen 150 sene evvel malatya / akcadag dan goc etmi$iz yada sùrùlmù$ùz.

dersimli35
26-06-2007, 01:31 AM
Bizde Dersimden Sürülmüşüz Kütahyaya Bizimkiler Dönmedi Dersime Bu Olaylar Tekrar Yaşanırsa Diye...