:
hüsniye ve imam caferi sadık........
Rojaazme
11-09-2006, 08:54 AM
hüsniye ve imam caferi sadık........
--------------------------------------------------------------------------------
Hüsniye, en önemli Alevi kitaplarından birinin kahramanıdır. Hüsniye adı ile bilinen bu kitapta, Alevi-Sünni inancı arasındaki temel farklılık diyalog yoluyla yansıtılmakta. Bu kitapta kısaca Hüsniye’nin özgeçmişi de yer almaktadır. Bu özgeçmişe göre Hüsniye, İmam Caferi Sadık’ın yanında eğitim almış, o saygıdeğer, ilim irfan sahibi imamın özel hizmetinde bulunmuş, bu vesileyle kendisini bilgi ve birikim açısından tam olarak yetkinleştirmişti. Bilindiği gibi altıncı imam Caferi Sadık, salt dini konularda değil, bir çok bilim dalında da zamanın en önemli bilginiydi.
Böyle bir bilginden eğitim alan Hüsniye, Ehlibeyt’e tartışılmaz bağlılığının yanısıra daha bir çok açıdan kendisini eğitip geliştirmişti. Altıncı imam Caferi Sadık’ın şehit edilmesinden sonra Hüsniye, zamanın halifesi Harun Reşid’ten intikam almak istiyordu. Bunu da Harun Reşid’in sarayında, onun inanç dayanaklarını çürütecek ve Ehlibeyt’in haklılığını kanıtlayacak şekilde yapmak istiyordu. Neticede Hüsniye, Harun Reşid’in huzurunda dönemin ulemasıyla ve önemli bilginlerle tartışmış, kaynaklarıyla Ehlibeyt haklılığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu 20 yaşındaki genç kadın tartışılmaz Ehlibeyt bağlılığını derin bir bilgi ile ortaya koyup, bir noktada düşmanı can evinden vurmuştur. Böylelikle İmam Caferi Sadık’tan öğrendiklerini hayata geçirip, halifenin ve diğer bilginlerin nasıl temelsiz olduklarını ortaya koymuştur.
Hüsniye, canı pahasına değerlerini korkusuzca savunmuştur. Bir tarafta koskoca halife ve onlarca bilgin, diğer tarafta tek başına bir kadın. Kazanan Hüsniye oluyordu. Hüsniye’nin yaptığı tartışmalar günümüzde de Ehlibeyt taraftarlarına güç ve bilgi vermekte. Önderlik de bu olsa gerek. Yapılanların, söylenenlerin zaman ve mekânı aşarak evrenselleşmesi. Hüsniye bunu başarmıştır
Rojaazme
07-02-2007, 10:12 AM
Hüsniye, Ehlibeyt’e tartışılmaz bağlılığının yanısıra daha bir çok açıdan kendisini eğitip geliştirmişti. Altıncı imam Caferi Sadık’ın şehit edilmesinden sonra Hüsniye, zamanın halifesi Harun Reşid’ten intikam almak istiyordu. Bunu da Harun Reşid’in sarayında, onun inanç dayanaklarını çürütecek ve Ehlibeyt’in haklılığını kanıtlayacak şekilde yapmak istiyordu. Neticede Hüsniye, Harun Reşid’in huzurunda dönemin ulemasıyla ve önemli bilginlerle tartışmış, kaynaklarıyla Ehlibeyt haklılığını ortaya koymuştur.
yolahürmet
07-02-2007, 10:35 PM
Hüsniyeyi her Alevi çocuğuna okutmalıdır bence.
Rojaazme
08-02-2007, 09:08 AM
Hüsniyeyi her Alevi çocuğuna okutmalıdır bence. tabiki okunması gerekir okuyup bilinçli bir toplum istiyorsan okumak gerekir yoksa kendisine bile harı olmayanlardan medet umar oluruz...
asli_33
08-02-2007, 09:19 AM
ALLAH GÖRÜLEBİLİR Mİ?
Açıklama: Bu yazı Alevilerin en önemli dört, beş kitabından biri olan Hüsniye'den alınmıştır. Hüsniye, 1100 yıllarında yaşamış, 6. İmam Cafer Sadık'ın öğrencisi olmuş, derin bir Ehlibeyt sevgisi ve bilgisi almış yirmi yaşlarında bir kadındır. Hüsniye Abbasi Devletinin halifelerinden Harun Reşit'e esir düşmüş, canı pahasına da olsa zamanın ünlü Sünni bilginleriyle - başta İbrahim Halit olmak üzere - çeşitli konular hakkında korkusuzca Ehlibeyt'i savunmuştur. Bizler bu savunmaların günümüzde de güncelliğini koruduğuna inanarak bu tartışmalardan "Allah Görülerbilir mi?" adlı bölümü aktarıyoruz
Hüsniye'nin sözlerini tamamlamasından sonra, Harun Reşid tartışma konusunu değiştirmek istedi ve şöyle dedi:
- Ey Hüsniye! Bilginin derinliğini ve genişliğini anlamış bulunuyorum. Şimdi ise yüce Allah'ın görülebilmesi hakkındaki tartışmada senin düşüncelerini öğrenmek istiyorum. Anlat da, bu konudaki şüphemiz ortadan kalksın.
Hüsniye: Ey Halife! Yüce Allah Kuran-ı Kerim, Enam sûresi, 103. ayette şöyle buyuruyor: "Gözler onu görmez, o gözleri görür."
İbrahim Halit bu ayeti duyar duymaz söze karıştı:
- Ey Hüsniye! Kuran-ı Kerim Araf sûresi, 143. ayette belirtildiği gibi, en büyük peygamberlerden Hz. Musa Allah'ı görmek istemiştir: "Bana göründe sana bakayım."
Mademki Allah'ın görülmesi imkansızdır, o halde Hz. Musa neden Allah'ı görmek istemiştir. Hz. Musa'nın imkansız olan bir şeyi istemesinin nedeni cahillik midir, yanlışlık mıdır? Mezhebinle çelişkiye düşmemek için cevap için ne "cahillik" diyebilirsin, ne de "yanlışlık". Peki, Hz. Musa Allah'ı neden görmek istedi?
Hüsniye: Hz. Musa'nın Allah'ı görme isteği ne cahillikle ilgilidir, ne de yanlışlıkla. Hz. Musa Tur dağına giderken, Hz. Musa yanında Allah'ı görmek isteyen yetmiş kişiyide götürmüştü. Nitekim yüce Allah Kuran-ı Kerim, Araf sûresi, 155. ayette şöyle buyuruyor: "Musa, kendisine götürmek üzere kavminden yetmiş kişi seçti."
İsrail oğulları Hz. Musa'ya, "Ey Musa! Yüce Allah ile konuşurken, konuşmasını bize de işittirmeni istiyoruz" dediler. Hz. Musa bunun üzerine Allah'a yalvardı ve duası kabul olundu. İsrail oğulları, Allah'ın sözünü işittiler. Hz. Musa yanında gelenlere "Rabbinizin sözünü duydunuz mu?" diye sorunca, İsrail oğullarından şu cevabı aldı: "Duyduğumuz sözün Allah'ın mı, Şeytan'ın mı olduğunu anlayamadık. "Yüce Allah'ı açık bir şekilde görmedikçe sana inanmayız." Nitekim yüce Allah, bu olayı Kuran'ı Kerim de şöyle açıklıyor:
"Allah'ı bir kez olsun açıkça görmek istiyoruz" dediler. İsrail oğulları Allah'ı görme konusunda bu kadar ısrarlı davranınca, Allah'a ve Peygamber'ine zulmetmiş oldular. Yüce Allah bir yıldırım gönderip, o milleti yoketti. O zaman Hz. Musa Allah'a şöyle yakardı: "Bu utanmaz kulların seni görmek istedikleri için onları yok ettin. Aynı nedenle bizi de yok edecek misin?"
Ey İbrahim! Eğer İsrail oğullarının Allah'ı görme istekleri yüce Allah tarafından makul karşılansaydı, kendini onların gözleri önüne sererdi. Halbuki bunun yerine onları zalim ilan edip yok etti. İbrahim Halit, tekrar araya girip sordu:
- İsrail oğullarının yanıp yokolmasından sonra, Hz. Musa onlar için Allah'tan tövbe istedi. Allah'ın yokettikleri için Musa neden tövbe istedi? Araf sûresi, 155. ayet şöyledir:
"Musa, kendisine söylediğimiz yere götürmek üzere kavminden yetmiş kişi seçti. Derken bulundukları yerde şiddetli bir deprem başlayınca, ya Rab dedi, dileseydin onlarıda beni de daha önce yok ederdin. Bu utanmaz kulların seni görmek istedikleri için onları yok ettin. Aynı nedenle bizi de yok edecek misin? Biliyorum ya Rab, bu senin bizi sınamandan başka bir şey değil. Sen dilediğini doğru yoldan çıkarırsın, dilediğini doğru yola sevk edersin. Sensin bize yardım eden ve bize sahip çıkan. Suçlarımızı affet ve bize acı. Suçları affedenlerin en hayırlısı sensin."
Hüsniye İbrahim Halit'e şöyle ceyap verdi:
Ey İbrahim! Doğru. Hz. Musa yüce Allah'tan izin almadan böyle bir niyazda bulundu. Önce izin alıp sonra yalvardı daha doğru olurdu. Ama izinsiz niyazda bulundu diye onun küçük yada büyük bir günah işlediğini söylemeyiz. Çünkü büyük peygamberler Allah'ın seçkin, masum ve özel kullarıdır.
Ayrıca unutma ki, konumuz Allah'ın görülüp görülmeyeceğiydi. Bunu halletmeden başka bir konuya geçip tövbe konusunu tartışmaya açmak ne dürüstlüğe ne de bilimsel tartışma adabına sığar. Ancak hemen belirteyim ki, tövbe konusundaki gerçeklerde benim iddialarımı ve tezlerimi desteklemektedirler.
kardelencan
08-02-2007, 09:21 AM
Bu kadar güzel paylaşım sadece saygıyla kabullenilip ALKIŞLANIR...
Eyvallah Rojaazme can..yüreğine sağlık..
asli_33
08-02-2007, 09:21 AM
Ey İbrahim! Unutma ki yüce Allah Hz. Musa'ya, "Ey Musa beni ebediyen göremezsin" diye buyurmuştur. Bu, Allah'ın dünyada da, ahirette de görülmeyecegi manasına gelir. Allah'a onca yakın olmasına ve hatta onunla konuşabilmesine rağmen, Hz. Musa gibi büyük peygamberler bile Allah'ı görmeye kadir olmadığına göre, sıradan insanların onu görebileceğini nasıl düşünebiliriz?
Bir şeyi görebilmenin üç şartı vardır. Birincisi, görme organının sağlam olması; ikincisi, görmek için ortamın elverişli olması; üçüncüsü de, görecek kişinin görmeye istekli olması, sıkılgan olmaması. Yaşadığımız dünya ortamında bu şartlar mevcuttur; yani görmenin bütün şarları vardır. Buna rağmen yüce Allah görünmüyorsa, bunda bir hikmet aramak gerekir. Buradan Allah'ın görünmesinin imkansız olduğu sorusu çıkar.
Ve yine Allah'ı görmek, ancak onun zatının cisim ya da cevher olmasıyla mümkün olabilirdi. Halbuki yüce yaratıcının cisim ya da cevher gibi maddi bir varlığa sahip olduğu düşünülemez; çünkü bütün varlıklar sonradan olmadır, ezeli olan yani başlangıcı bulunmayan yegane zat, Allah'ın zatıdır. Ayrıca görülecek bir şeyin niteliğinin ve şeklinin olması gerekir. Oysa bir şekli ve niteliği olan her şey, doğası gereği sonradan meydana gelmiş olmak zorundadır ve ezeli olması mümkün değildir.
İbrahim Halit sözün burasında yine araya girerek şöyle dedi: Kuran-ı Kerim, Kıyamet sûresi, 22. ayette şöyle buyurmaktadır:
"O gün yüzler parlar, güzelleşir ve yaratıcılarına bakar."
Burada açıkca yaratılanların yaratıcıya bakıp onu göreceği söyleniyor. Ne dersin?
Hüsniye: Bu ayet-i şerif, yorumlanması gereken ayetlerdendir ve zahiri anlamına değil de gerçek anlamına bakarsak, ayetin şöyle anlaşılması gerekir:
"O gün yüzler parlar, güzelleşir ve yaratıcının nimetine bakar."
Kuran-ı Kerim’de buna benzer, yorumlanması gereken, pek çok ayet vardır. Esasen "nazar" sözcüğü her zaman görmek manasına gelmez. Örneğin, Araplar, "Ay'a nazar ettiysem de göremedim" derler buradaki "nazar" sözcüğü görmek anlamında kullanılmamıştır; öyle olsaydı sözde düşüklük olurdu. İbrahim Halit tekrar araya girerek, Kuran-ı Kerim Kehf sûresi 110. ayeti hatırlattı:
" Kim Rab'bine kavuşmayı dilerse, onun rızasını istesin ve hayırlı işler yapsın. Rabbinin ibadetine hiç kimseyi ortak etmesin."
Hüsniye, bu soruyu şöyle cevapladı: - Buradaki "kavuşmak" sözcüğünde Allah'ı görmek manası çıkarılamaz. Böyle olsaydı, kafirlerin de Allah'ı görmek şerefine nail olabileceklerini kabul etmemiz gerekirdi. Çünkü Kuran-ı Kerim Tövbe sûresi, 77. ayette yüce Allah kafirlerinde kendisine kavuşacağını şöyle buyuruyor:
"Nifak, Allah'ü tealaya kavuşacakları güne kadar kafirlerin yüreğinde baki kalır."
Yani kafirler, Allah'a "kavuşacakları" gün dahi kafirdir. Halbuki İslam mezhepleri içinde kafirlerin Allah'ı görmesini mümkün sayan hiç bir mezhep yoktur. Buradan da anlaşılacağı gibi, üzerinde tartıştığımız "kavuşma" sözcüğünden Allah'ı görmek manası çıkmaz.
Kavuşmak sözcüğünün zahiri anlamına değil de batıni (iç) anlamına bakarsak, bu sözcüğe inananlar için Allah'ın rahmeti, inanmayanlar için ise Allah'ın azabı demek olduğunu anlarız. Nitekim yüce Allah, Kuran-ı Kerim Rum sûresi, 8. ayette şöyle buyuruyor:
"Muhakkak ki insanların çoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler."
Bu ayette de "kavuşmak" sözcüğü Allah'ın rahmeti anlamına geliyor. Tıpkı Rum sûresi, 16. ayette olduğu gibi:
"Kafir olanlar yani ayetlerimizi ve ahirette kavuşmayı inkar edenler ise azab için hazırlanıyorlar."
Burada "ahirete kavuşmak" tan maksat, ahiret gününde yüce Allah'ın sunacağı sevap ve mükafatlardır. Kavuşmak asla "görmek" anlamına gelmez, çünkü kafirler yüce Allah'ı asla göremez.
Ey İbrahim! Eğer Allah'ı dünya da değil ama ahirette görmek mümkün olsaydı, yüce Allah, Hz. Musa'ya ve İsrail oğullarına "beni dünyada göremezsiniz" diye buyururdu. Oysa o bunun yerine "beni ebediyen göremezsiniz" diye buyurmuştur ki bu da O'nu ne bu dünyada ne de ahirette göremeyeceğiz anlamına gelir.
Hüsniye eserini mutlaka her Alevinin okuması lazımdır..yukarda alıntı yaptım çünki kitaptan aktarmak bayağı uzun sürerdi ..bu yüzden kusura kalmayın..
Rojeazme can bu konuyu aktardığın için sağol..
Rojaazme
08-02-2007, 09:26 AM
aslı bacım katkıların için tşkler sagolasın.
Kadir Hoca
08-02-2007, 09:33 AM
Sevgili canlar Hüsniye kitabının önemli bir bölümünü oluşturan Muta Nikahı hakkında peki ne düşünüyorsunuz. Elbette okuyalım bu kitabı ki bende cok uzun yıllar önce okumuştum fakat MUTA nikahı gibi önemli bir konuda burada işlenmektedir. Ve bu konudaki fikirlerinizi doğrusu merak ediyorum. Okuyan canlar eğer fikirlerini sunarlarsa memnun olurum.
Aşkı niyazlarımla.
erenoglu
08-02-2007, 09:35 AM
gercekten hüsniye her alevinin okumasi gerek cok degerli bir kitaptir, okumayan canlara okumasini tavsiye ederim.sevgili rojaazme canin emeklerine saglik. Hizir yardimcisi olsun.
saygilar
mehti313
22-02-2007, 11:58 PM
Hüsniye isimli Kitabin Alevi kaynagi oldugunu kabul etmemiz durumunda aramizdaki bir cok sorunlu konuya aciklik getirebilecegimizi saniyorum.
Sayin Rojaazme ve bu konuda yazan canlara bir kez daha sormak istiyorum "Hüsniye" kitabini kaynak olarak kabul edip sohbet edelim mi?
Sayin Kadirhocam'a da saygilarimi sunarim.
Kadir Hoca
23-02-2007, 08:56 AM
Hüsniye isimli Kitabin Alevi kaynagi oldugunu kabul etmemiz durumunda aramizdaki bir cok sorunlu konuya aciklik getirebilecegimizi saniyorum.
Sayin Rojaazme ve bu konuda yazan canlara bir kez daha sormak istiyorum "Hüsniye" kitabini kaynak olarak kabul edip sohbet edelim mi?
Sayin Kadirhocam'a da saygilarimi sunarim.
Mehdi313 can anlaşılan sorunuz muallakta kaldı;)
Rojaazme
23-02-2007, 09:02 AM
Hüsniye isimli Kitabin Alevi kaynagi oldugunu kabul etmemiz durumunda aramizdaki bir cok sorunlu konuya aciklik getirebilecegimizi saniyorum.
Sayin Rojaazme ve bu konuda yazan canlara bir kez daha sormak istiyorum "Hüsniye" kitabini kaynak olarak kabul edip sohbet edelim mi?
Sayin Kadirhocam'a da saygilarimi sunarim. meraklanma arkadaşım muhabede meraklı çok :icon_kotz: sen bir dök bakalım içindekileri birileri muhebedini pekişdirir..2,1) n)19 1:6
Rojaazme
23-02-2007, 09:21 AM
Anadolu Alevi ve Bektaşi'liğinin temelini oluşturan, ona bir inanç kurumu niteliğini kazandıran imamlıktır.
Bu kurum on iki imamla sınırlandırılmıştır. Bu kurum Ali'den başlar ve Muhammed Mehdi ile son bulur.
Imamlar Ali' nin soyundan gelmedirler. Bu zatların ayrı ayrı olgunluk aşamaları ve ayrı ayrı özellikleri vardır.
Dünyadaki bütün Alevi kurumlarının tek ortak yanı on iki imam sevgisidir.
Sözlük anlamı ile imam;
bir inanç topluluğunun öncüsü, başı, veya önderidir. O'nun varlığında dile gelen, biçimlenen inançlar o yolun veya tarikatın özünü oluşturur.
İslam düşüncesine göre imam;
üstün nitelikleri taşıyan, Tanrı'ya yakın kimsedir. İslam'a göre ilk imam Peygamber HZ. Muhammed'tir. Zaten imamlık kavramı da Hz. Muhammed'le ortaya çıkmıştır.
Bunu son veda konuşmasında Hz. Ali'yi yerine vekil yani imam tayin etmesiyle başladığını görmekteyiz.
Burada bir örnekleme de Halife Harun Reşit döneminde düzenlenen bir dini tartışmada (Bu tartışmaya bütün mezheplerin önderleri katılmış örneğin; imam Şafii, imam Hambeli, Bağdat ulaması Ibrahim Halit 'Hanefi mezhebinden ve Ehlibeyt düşmalığı ile ünlü' ve pek çokları) tartışanlarca ortaya atılan "imamlık kimin hakkı" ile ilgili soru gereği Hüsniye şu yanıt veriyor.
Peygamber'in vasisi, yardımcısı ve halifesi ve müslümanların imamı (önderi) olan zat, Hz.ibrahim peygamberin neslinden olup, babaları ve ecdadı asla puta tapmayan ve temizlik üzre doğmak, iman ve inancı doğru olmalı, marifet ve ilim sahibi olup kuvvet,nevsi ve esrarı ilahi gayb'tan haber vermeli.
Güzel ahlaklı ve edepli olmalı. Dünyanın başlangıç ve sonu hakkında bilgisi olmalı.Sabır, bilim ve itaat'a alışkın olmalı. Şüpheden kaçına. iyilik seven ve cesur olmalı. ilmi'yle,mâsumi'yeti ile (günahsız olması ile) temizliği ile,hikmet ve takva'sı (arınmış olması) ile tanınmış olmalı. Kâfirler, zalimler, münafıklar (iki yüzlüler) ve cebbarlar (zulm sahipleri)nin yanında büyük ve azametli, heybetli olmalı. inananlar yanında kıymetli, arınanların yanında alçak gönüllü ve takvalı olarak bulumnması gerek.
Sahip olduğu şeyi Tanrı yolunda harcamalı. Kur'ani Kerim'in müşkilat (zor yorumlanan ayetlerini) ve tahki katını (Hakiki anlamını) güzelce bilmeli. Her zaman yoksul ve perişan durumda olanlarla konuşmalı. Geçmiş ve gelecek hakkında insanlara haber vermeli.Tanrı'yı ve de peygamberini fazlasıyla sevmeli. Imamların nitelikleri böyle olmalıdır.
İmam Ali hakkında hem dost ve hem de düşman tarafından, Hem de Hz. Peygamber'den de pek çok hadisler rivayet edilmiştir.
O, islam dinini ayakta tutmak için savaşların hepisinde müşrik ve münafıkları öldürüp asla savaştan kaçmamıştır. Peygaber ise O'nun bir kılıç vuruşunu, insanların ve cinlerin yaptıkları hayırdan üstün olduğunu açıklayarak O'nu göz nurum, amcamın oğlu ve kardeşim gibi sözlerle anmıştır.
Alevi'lere göre imam, üstün nitelikleri taşıyan, Tanrıya yakın kimsedir. Iste bu nitelikleri yüzünden insan-üstü yetki leri vardır.
Anadolu Alevi'lerine göre ise "imam" kavramı daha çok Hz. Ali ile başlar. Onun adı çevresinde oluşturulan bir inanç kurumunun temelini oluşturur. Bunlara göre "imam" insan-üstü nitelikleri taşıyan, Tanrı'ya yakınlığı bulunan kutsal kişidir. O'nun görevi, sadece toplumu yönetmek değil, o olgunluk mertebesinde(Kâmil insan) olduğundan Tanrı'ya en yakın kimsedir. Olgunluk derecesi bakımından en yüksek aşamadadır.işte bu nitelikleri ile imam, Tanrı'nın sevdiği kişidir.
Bu yüzdendir ki eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamaz. o ölümsüzdür,yücedir, Uludur.
O'nun bütün buyruklarını yerine getirmek, izinden ayrılmamak inanç gereğidir. Tanrı katında kendisine inanan insanların suçlarının bağışlanması için tek aracı ve tek yardımcıdır.
Alevi'lerde tarikata girmek, yani yoloğlu olabilmek için on iki imam konusunda kesin inanç taşıması gerekir. Kısacası inançlı olunması için Ali ve Ali soyundan gelen on iki imam'ı sevmesi ve onlara inanması gerekir. Bu inancın başlangıcı ve yüce doruğu da Hz. Ali'dir.
Kadir Hoca
23-02-2007, 09:38 AM
Anadolu Alevi ve Bektaşi'liğinin temelini oluşturan, ona bir inanç kurumu niteliğini kazandıran imamlıktır.
Bu kurum on iki imamla sınırlandırılmıştır. Bu kurum Ali'den başlar ve Muhammed Mehdi ile son bulur.
Imamlar Ali' nin soyundan gelmedirler. Bu zatların ayrı ayrı olgunluk aşamaları ve ayrı ayrı özellikleri vardır.
Dünyadaki bütün Alevi kurumlarının tek ortak yanı on iki imam sevgisidir.
Sözlük anlamı ile imam;
bir inanç topluluğunun öncüsü, başı, veya önderidir. O'nun varlığında dile gelen, biçimlenen inançlar o yolun veya tarikatın özünü oluşturur.
İslam düşüncesine göre imam;
üstün nitelikleri taşıyan, Tanrı'ya yakın kimsedir. İslam'a göre ilk imam Peygamber HZ. Muhammed'tir. Zaten imamlık kavramı da Hz. Muhammed'le ortaya çıkmıştır.
Bunu son veda konuşmasında Hz. Ali'yi yerine vekil yani imam tayin etmesiyle başladığını görmekteyiz.
Burada bir örnekleme de Halife Harun Reşit döneminde düzenlenen bir dini tartışmada (Bu tartışmaya bütün mezheplerin önderleri katılmış örneğin; imam Şafii, imam Hambeli, Bağdat ulaması Ibrahim Halit 'Hanefi mezhebinden ve Ehlibeyt düşmalığı ile ünlü' ve pek çokları) tartışanlarca ortaya atılan "imamlık kimin hakkı" ile ilgili soru gereği Hüsniye şu yanıt veriyor.
Peygamber'in vasisi, yardımcısı ve halifesi ve müslümanların imamı (önderi) olan zat, Hz.ibrahim peygamberin neslinden olup, babaları ve ecdadı asla puta tapmayan ve temizlik üzre doğmak, iman ve inancı doğru olmalı, marifet ve ilim sahibi olup kuvvet,nevsi ve esrarı ilahi gayb'tan haber vermeli.
Güzel ahlaklı ve edepli olmalı. Dünyanın başlangıç ve sonu hakkında bilgisi olmalı.Sabır, bilim ve itaat'a alışkın olmalı. Şüpheden kaçına. iyilik seven ve cesur olmalı. ilmi'yle,mâsumi'yeti ile (günahsız olması ile) temizliği ile,hikmet ve takva'sı (arınmış olması) ile tanınmış olmalı. Kâfirler, zalimler, münafıklar (iki yüzlüler) ve cebbarlar (zulm sahipleri)nin yanında büyük ve azametli, heybetli olmalı. inananlar yanında kıymetli, arınanların yanında alçak gönüllü ve takvalı olarak bulumnması gerek.
Sahip olduğu şeyi Tanrı yolunda harcamalı. Kur'ani Kerim'in müşkilat (zor yorumlanan ayetlerini) ve tahki katını (Hakiki anlamını) güzelce bilmeli. Her zaman yoksul ve perişan durumda olanlarla konuşmalı. Geçmiş ve gelecek hakkında insanlara haber vermeli.Tanrı'yı ve de peygamberini fazlasıyla sevmeli. Imamların nitelikleri böyle olmalıdır.
İmam Ali hakkında hem dost ve hem de düşman tarafından, Hem de Hz. Peygamber'den de pek çok hadisler rivayet edilmiştir.
O, islam dinini ayakta tutmak için savaşların hepisinde müşrik ve münafıkları öldürüp asla savaştan kaçmamıştır. Peygaber ise O'nun bir kılıç vuruşunu, insanların ve cinlerin yaptıkları hayırdan üstün olduğunu açıklayarak O'nu göz nurum, amcamın oğlu ve kardeşim gibi sözlerle anmıştır.
Alevi'lere göre imam, üstün nitelikleri taşıyan, Tanrıya yakın kimsedir. Iste bu nitelikleri yüzünden insan-üstü yetki leri vardır.
Anadolu Alevi'lerine göre ise "imam" kavramı daha çok Hz. Ali ile başlar. Onun adı çevresinde oluşturulan bir inanç kurumunun temelini oluşturur. Bunlara göre "imam" insan-üstü nitelikleri taşıyan, Tanrı'ya yakınlığı bulunan kutsal kişidir. O'nun görevi, sadece toplumu yönetmek değil, o olgunluk mertebesinde(Kâmil insan) olduğundan Tanrı'ya en yakın kimsedir. Olgunluk derecesi bakımından en yüksek aşamadadır.işte bu nitelikleri ile imam, Tanrı'nın sevdiği kişidir.
Bu yüzdendir ki eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamaz. o ölümsüzdür,yücedir, Uludur.
O'nun bütün buyruklarını yerine getirmek, izinden ayrılmamak inanç gereğidir. Tanrı katında kendisine inanan insanların suçlarının bağışlanması için tek aracı ve tek yardımcıdır.
Alevi'lerde tarikata girmek, yani yoloğlu olabilmek için on iki imam konusunda kesin inanç taşıması gerekir. Kısacası inançlı olunması için Ali ve Ali soyundan gelen on iki imam'ı sevmesi ve onlara inanması gerekir. Bu inancın başlangıcı ve yüce doruğu da Hz. Ali'dir.
Birde şu yazıların Kaynağını verseniz Sayın rojaazme,emeğe saygı adına.
Rojaazme
23-02-2007, 09:56 AM
Birde şu yazıların Kaynağını verseniz Sayın rojaazme,emeğe saygı adına. tabiki kaynagını vereyim....geocities. ....
Kadir Hoca
23-02-2007, 10:02 AM
tabiki kaynagını vereyim....geocities. ....
Sayın rojaazme forum kurallarında yaptığınız alıntıların kaynağını vermek zorundasınız diye yazar.
Ve lütfen alıntı yaptığınız yazıların hemen altına kaynağı belirtiniz. Başkalarının emeğini kendi emeğinizmiş gibi göstermeyin.
Her hangi bir siteden dahi olsa bunu Web adresiyle birlikte belirtmenizi rica ediyorum.
Ve sizin açtığınız konuların bütününe yakını alıntıdır fakat nedense Kaynak belirtmeyi gereksiz görmektesiniz.
Temenni ediyorumki buna emeğe saygı adına son verirsiniz.
Aşkı niyazlarımla.
Rojaazme
23-02-2007, 10:08 AM
Sayın rojaazme forum kurallarında yaptığınız alıntıların kaynağını vermek zorundasınız diye yazar.
Ve lütfen alıntı yaptığınız yazıların hemen altına kaynağı belirtiniz. Başkalarının emeğini kendi emeğinizmiş gibi göstermeyin.
Her hangi bir siteden dahi olsa bunu Web adresiyle birlikte belirtmenizi rica ediyorum.
Ve sizin açtığınız konuların bütününe yakını alıntıdır fakat nedense Kaynak belirtmeyi gereksiz görmektesiniz.
Temenni ediyorumki buna emeğe saygı adına son verirsiniz.
Aşkı niyazlarımla. emege saygıyı elbet biliyoruz sen merak etme alıntı yapıldıgında kaynagıda belirtiliyor aktarılan konularımında alıntı yaptıgım yerlerinde kaynagını belirtirim ayrıca uyarı için tşkler.....
Kadir Hoca
23-02-2007, 10:15 AM
emege saygıyı elbet biliyoruz sen merak etme alıntı yapıldıgında kaynagıda belirtiliyor aktarılan konularımında alıntı yaptıgım yerlerinde kaynagını belirtirim ayrıca uyarı için tşkler.....
Kendi şahsıma bu kaynak konusunda çok hassasım ve bu konuda takipçi olacağım sayın rojaazme.
Rojaazme
23-02-2007, 10:23 AM
Kendi şahsıma bu kaynak konusunda çok hassasım ve bu konuda takipçi olacağım sayın rojaazme.
hepimiz aynıyız can kendi adıma teprikederim sizi (hassasiyetiniz)olması çok güzel bizde konuları yakip ediyor olmayanı uyarıyoruz sizide uyarıcı olmanız çok iyi olur ...
mehti313
23-02-2007, 10:53 AM
Bismillahirrahmanirrahim
Sayin Rojaazme
Hüsniye Ibrahim Halide Kuranin Hicr Suresinin 9.ayetini hatirlatarak Kuranin degismeye ugramadan Allah tarafindan korunacagini hatirlatiyor.
Hüsniye Ibrahime,sarabin haram oldugunu,hacci temettuyu ve hacci nisayi bir fasikin menetmesiyle zayi ve batil bilmedigini söylüyor.Ben size sarabin haram oldugunu ve Hac ibadetinin Alevilikte yeri oldugunu anlatamadim bir türlü.
Hüsniye Ibrahime,fasiklarin arkasinda namaz kilmadiklarini,ancak adil kimselere iktida ettiklerini söyler.
Birisine iktida ederek namaz kilmanin semah olmadigini,önde bulunan insana baglanilarak namaz kilmak oldugunu söylememe gerek var mi bilmiyorum.
Hüsniye Ebu Hanifenin ögrencisi Ebu Yusufa abdest alirken,yüzü sadece sag el ile yikadiklarini söylüyor.Oysa siz seriat abdestinin su ile oldugunu fakat tarikat abdestinin su ile olmadigini söylüyorsunuz.tartisma da olsayiniz Hüsniyeye "sen seriat abdestinden bahsediyorsun,biz tarikat kapisindayiz" der miydiniz?
Sayin Rojaazme daha söyleyeceklerim var,ama simdilik bu konulari konusalim sonra diger konulara geceriz.
Sayin Rojaazme ilk imamin Hz Muhammed(saa) oldugunu söylemissiniz,bu söylediginizi batini anlamda düsünürsek haklisiniz,fakat zahiri boyutta bu böyle degildir.
Snoop
23-02-2007, 11:09 AM
Ben Boyle Bir Kıtabı Nasıl Okumam Sayet Alisiz Alevilik Adlı Kıtabı Okudukdan Sonra Hıc Alevilikle Ilgılı Kıtap okumadım Cunku Asagılanmak ıstemıyordum Kıtabın Yazarını verırmısınız Ya?
Kadir Hoca
23-02-2007, 11:24 AM
Bismillahirrahmanirrahim
Sayin Rojaazme
Hüsniye Ibrahim Halide Kuranin Hicr Suresinin 9.ayetini hatirlatarak Kuranin degismeye ugramadan Allah tarafindan korunacagini hatirlatiyor.
Hüsniye Ibrahime,sarabin haram oldugunu,hacci temettuyu ve hacci nisayi bir fasikin menetmesiyle zayi ve batil bilmedigini söylüyor.Ben size sarabin haram oldugunu ve Hac ibadetinin Alevilikte yeri oldugunu anlatamadim bir türlü.
Hüsniye Ibrahime,fasiklarin arkasinda namaz kilmadiklarini,ancak adil kimselere iktida ettiklerini söyler.
Birisine iktida ederek namaz kilmanin semah olmadigini,önde bulunan insana baglanilarak namaz kilmak oldugunu söylememe gerek var mi bilmiyorum.
Hüsniye Ebu Hanifenin ögrencisi Ebu Yusufa abdest alirken,yüzü sadece sag el ile yikadiklarini söylüyor.Oysa siz seriat abdestinin su ile oldugunu fakat tarikat abdestinin su ile olmadigini söylüyorsunuz.tartisma da olsayiniz Hüsniyeye "sen seriat abdestinden bahsediyorsun,biz tarikat kapisindayiz" der miydiniz?
Sayin Rojaazme daha söyleyeceklerim var,ama simdilik bu konulari konusalim sonra diger konulara geceriz.
Sayin Rojaazme ilk imamin Hz Muhammed(saa) oldugunu söylemissiniz,bu söylediginizi batini anlamda düsünürsek haklisiniz,fakat zahiri boyutta bu böyle degildir.
Sevgili mehdi313 ben bu konuda sadece okuyucu olarak takip edecem en azından bir süreliğine bakalım nereye kadar götüreceksiniz bu konuyu:p
Rojaazme
23-02-2007, 11:26 AM
Hüsniye Ibrahim Halide Kuranin Hicr Suresinin 9.ayetini hatirlatarak Kuranin degismeye ugramadan Allah tarafindan korunacagini hatirlatiyor.
sevgili can hatırlatması degişime ugramamasının nedeni bunumu gördunuz yapmayın
Hüsniye Ibrahime,sarabin haram oldugunu,hacci temettuyu ve hacci nisayi bir fasikin menetmesiyle zayi ve batil bilmedigini söylüyor.Ben size sarabin haram oldugunu ve Hac ibadetinin Alevilikte yeri oldugunu anlatamadim bir türlü.
sarabın helal olup olmagınında ben size defalarca acıkladım biliyorsunuzki İçmeyi bilmeyen, ya da bu tür içildiğini bilmeyen insanlar; iradelerine hâkim olamayanlar, içkiyi kötü, şer kaynağı alarak, algılayıp tümden yasaklama yoluna gitmişlerdir. Çıkarcı bazı din adamları da bunlara önayak olmuş, peygamber döneminde bile yapılmayan işler ortaya çıkmış; şarap yapılıyor bahanesiyle üzüm bağları sökülmüştür...
Fakat, bu yasak hem eski dönemlerde, hem de günümüzde yürümemiştir. Bundan sonra yürümesi ise tamamen olanaksızdır
Hüsniye Ibrahime,fasiklarin arkasinda namaz kilmadiklarini,ancak adil kimselere iktida ettiklerini söyler.
Birisine iktida ederek namaz kilmanin semah olmadigini,önde bulunan insana baglanilarak namaz kilmak oldugunu söylememe gerek var mi bilmiyorum.
Hüsniye Ebu Hanifenin ögrencisi Ebu Yusufa abdest alirken,yüzü sadece sag el ile yikadiklarini söylüyor.Oysa siz seriat abdestinin su ile oldugunu fakat tarikat abdestinin su ile olmadigini söylüyorsunuz.tartisma da olsayiniz Hüsniyeye "sen seriat abdestinden bahsediyorsun,biz tarikat kapisindayiz" der miydiniz?Sayin
Rojaazme ilk imamin Hz Muhammed(saa) oldugunu söylemissiniz,bu söylediginizi batini anlamda düsünürsek haklisiniz,fakat zahiri boyutta bu böyle degildir.sevgli can bitini elbetde ve bakınki pirlerimizin ne diyor
BAŞKÖYLÜ HASAN EFENDİNİN GÖZÜ İLE
Yerler, gökler yok iken biz var idik,
Varın emriyle sır gömleğini giydik,
Nikâhımız kılındı ervahı ezzele erdik,
Rahmetler deryasında gayrı yok dediler.
Dünyayı bizler yaptık, yoğurduk,
Muhammed Ali ervahların doğurduk,
İki Cihana tellâl edip duyurduk,
Haktan gayri ikrarınız yok dediler.
Hz. Ali Varlık ile bütünleşmiş, varlığın ve ikrarın kendisi olmuştur. İmam Cafer Buyruğunda Hz. Ademin başını kaldırıp yukarı baktığında (Türkçesi) ‘’Allah birdir, Muhammed onun elçisidir’’ yazısını gördüğünü yazılıdır. O yazı bir nurdur. O ikrardır. O varlıktır.
İmam Cafer Sadık, bakın ne diyor...
Büyük Dedem Hz. Muhammed ahir zaman peygamberiydi. Cenabı Allah, ümmetine öncü olarak kendisine Kuran-ı Kerim’i gönderdi. Ümmetinin içinden bir kısım insanlar buna rağmen kendisine her türlü cefayı çektirdiler. Kendisinden sonra Halife olarak dedem Hz. Ali’yi tayin etmesine rağmen, bu insanlar ilahi emri dinlemediler. Daha sonra Dedem İmam Ali halife oldu. Ancak buna rağmen itaat etmeyenler oldu. Çok kan döküldü. Dedem İmam Ali şehit edildi. Dedem İmam Hasan yerine geldiğinde gene aynı dava devam etti. Onu da Süfyanoğulları zehirleyerek şehit ettiler. Zamanın bir kısım müşrikleri bu sefer de Dedem İmam Hüseyin’e, kendilerini Emevi zulmünden kurtarmaları için defalarca müracaat ettiler. Dedem Şah Hüseyin’i Kerbela’da susuz şehit ettiler. Dedem İmam Zeynel Abidin, çıplak develere bindirilerek susuz çöllerde aile efradımız ile birlikte çok cefalara maruz bırakıldı. Dedem İmam Muhammed Bakır gene aynı şekilde zehirlettirilerek şehit edildi. İslam dinini ve Kur’anı koruyan Aba- i Ceddimize karşi zulüm ve katliamları reva gördüler. Bütün bunların nedeni dünya malına ve onun saltanatına karşı sonsuz ihtiras ve hırsları sebep oldu. Bedelini tüm insanlık alemi ve İslam dünyası ödedi ve bu acı halen devam ediyor. Bu vesile ile ben bir İmam olarak daha fazla acı çekilmesini ve bedel ödenmesini reva görmüyorum. Dünya işlerini inanç işinden ayırmak lazım gelir. Ben ve aile efradım kendimize hakka ikrar ve hizmet yolunu tercih ettik. Siz başka uygun bir insanı bu işe halife olarak tayin ediniz’’.
Görüldüğü gibi İmam Cafer Sadık, kendisine sunulan Halifelik makamını nazik bir dille red etmiş ve kaynak olarak Kuran-ı Kerimi esas alarak kendisini din hizmetine adayan büyük bir İmam ve ulemadır. İmam Hanefi, İmam Şafii, İmam Hambeli ve İmam Maliki dahil olmak üzere zamanın ünlü alim ve din ulemaları, İmam Cafer Sadık’a gönülden bağlı olan onun talebeleridirler. Bu konuda ismi yukarıda zikr edilen ulemalar, İmam Cafer Sadık’a ve İslam dinine karşı yanlışlıklar yapmaya zorlanmalarına rağmen buna uymadıkları için bu uğurda Abbasi halifeleri tarafından işkence ile katledilmişlerdir.
o dönemlerde bile fikir ayrımlarının olması günümüzde bile görebiliyoruz anadolu alevilerinin (batini) düşünçelerinin pirlerinin nefesleride görebiliriz...
mehti313
23-02-2007, 11:32 AM
Sevgili mehdi313 ben bu konuda sadece okuyucu olarak takip edecem en azından bir süreliğine bakalım nereye kadar götüreceksiniz bu konuyu:p
Sevgili Kadirhoca
Isin orasi bana degil,benim ile bu konuda sohbet edenlere bagli.
Bakalim kaynak diye sunduklari kitapta yazili olanlar hakkinda ne düsünüyorlarmis?
mehti313
23-02-2007, 11:40 AM
Sayin Rojaazme
Yaziniz ile benim yazim arasinda hic bir baglanti yok.
Hüsniye Hicr,9 a Kuran degismez diyor.Siz ne diyorsunuz bu konuda?Kuran degismis midir,degismemis midir?
Hüsniye sarap haramdir diyor,siz haram degil diyorsunuz.
Hüsniye hacci temettu ve hacci nisa yapilmalidir diyor,siz ne diyorsunuz?
Hüsniye adil bir kimseye iktida edip namaz kilariz diyor,siz ne diyorsunuz?
Hüsniye sizin seriat abdesti dediginiz,su ile alinan abdesti kabul ediyor,siz kabul ediyor musunuz?
Sayin Rojaazme
Belki size göre Hz Adem(as) göge bakinca "Allah birdir Muhammed onun Resuludur" yazisini görmüs olabilir.
Ama bize göre Hz Adem(as) gökyüzüne baktigi zaman "Allah birdir,Muhammed onun Resuludur,Ali onun Velisidir" yazisini görmüstür.
Rojaazme
23-02-2007, 11:55 AM
Hüsniye Hicr,9 a Kuran degismez diyor.Siz ne diyorsunuz bu konuda?Kuran degismis midir,degismemis midir?
[B]öncelikle.. biraz objektiv yaklasalim meseleye ve sorularınıza cevap vermeye calışayım..
ben objektiv bakabiliyormuyum orasi baska bir mesele.. ama bunu yapmaya bir mecburiyet var
cümle alem biliyor : Ku'ran 6666 Ayet
kimin haddinedir ki.. Hak kelamini... Kuran ayetlerini azaltsin?
ebubekirinmi? osmaninmi? ömerinmi? muaviyeninmi? baska bir sahabeninmi?
buna somut yanit verebilen yok.... durum böyle olunca... ben sorarim sana...
nerde bu ayetler????
hz alinin yazdigi methin neden ortaliklarda yok... yakilmis.. kayip olmus?
inanisa göre imam muhammed bakir ile magarada sir olmusdur bu on iki imamlardan imamdan imama gecen kuran
sunu da belirtmek istiyorum... ben degistirildimi.. degistirilmedimi... bundan hic bir bilgim yok...
ama su vardirkine... o cok övdügünüz 3 halife...
bütün kuran ayetleri yazili olan belgeleri toplamis yaktirmis
onun icin isimiz zor... bir cok dedemiz degismedigine inaniyor...
bir cok dedemiz de degisdigine inaniyor belli kisiminin
mesela bir cok defa al-i muhammed kavramini sildirtmisler
al-i muhammed direk ehl-i beyt ve hz aliyi temsil ediyor elbette
son olarak Ibreti Babanin bir dörtlügünü sunacagim:
IYICE INCELEDIK BIZ O KU'RANI
BIZ CANLI KITAPTAN OKUDUK ONU
ARIF OL DA EVVEL KENDINI TANI
YOKSA AKLIN ERMEZ LISANIMIZA
ve yine baska bir dörtlük
Feylesof Riza'dan
CÖLLERDE DOLASIP SERABA BAKMA
ALLAH ALLAH DEYÜ HAVAYA BAKMA
TALIP-I HAK ISEN KITABA BAKMA
OKUMAK BILIRSEN KURAN SENDEDIR
Turabi baba su dörtlügü yazmis:
Kuranidir sözümüz
Rahmanidir yüzümüz
Hakk’ı görür gözümüz
Aldanmayız hayale
umarim asiklarimizin ne demek istedigini anlamissinizdir
o kitap degismis olsa bile
O Ku'ran insanin özünde gizlidir, Ku'ran degismemis olsa bile... onu anlamak insanin gönlünü, cemalini okumaktan gecer
Rojaazme
23-02-2007, 12:02 PM
Hüsniye sarap haramdir diyor,siz haram degil diyorsunuz.
Hüsniye hacci temettu ve hacci nisa yapilmalidir diyor,siz ne diyorsunuz?
Hüsniye adil bir kimseye iktida edip namaz kilariz diyor,siz ne diyorsunuz?
Hüsniye sizin seriat abdesti dediginiz,su ile alinan abdesti kabul ediyor,siz kabul ediyor musunuz?
Sayin Rojaazme
Belki size göre Hz Adem(as) göge bakinca "Allah birdir Muhammed onun Resuludur" yazisini görmüs olabilir.
Ama bize göre Hz Adem(as) gökyüzüne baktigi zaman "Allah birdir,Muhammed onun Resuludur,Ali onun Velisidir" yazisini görmüstür.bu sorularınızada diger konularda yeterinçe yanıt verildi can aynı şeyleri yeniden yazmanında hiçbir anlamı yok (NAMAZ)(HAC)VE(ABDES) acıklandı zanırım.
Snoop
23-02-2007, 01:37 PM
Bence Bu Konuda Kaynak Ve Bılgı Bakımından Rojaazme Abım Onde
mehti313
23-02-2007, 10:36 PM
Sayin Rojaazme
Kuranin degisip degismedigini daha genis bir sekilde tartisabilirim. Kuranin 6666 ayet oldugunu söyleyenlerin dayanaksiz söz sarfettiklerini hatirlatirim.
Simdi size Kuranin 6666 ayet oldugunu nerden biliyorsunuz desem,"okulda duydum,komsum söyledi,teyzemden duymustum" diyeceksiniz.
Daha sonra "haydi gelin bilimsel tartisalim" diye tutturacaksiniz.
Komsunuzun,amcaninizin,halanizin söyledikleriyle Kuranin 6666 ayet oldugunu söylemenin bilimsel bir tartisma olmadigini söylememe müsade edin.
Simdi Kuranin 6666 ayet oldugunu hangi kaynaga dayandirdiginizi sorabilir miyim?
Bütün bunlari es gecelim.Asil mesele sizin veya benim kendi tezlerimizi hakli cikarmam degil su anda.
Sorun sizin Alevi kaynagi diye sundugunuz Hüsniye isimli kitabin kahramani olan Hüsniyenin söylediklerini kabul etmemeniz.
Bu durumda Hüsniye kitabinin nasil kaynak oldugunu anlamis degilim.Kaynak kitap baska seyler söylüyor siz baska seyler.Iki zit seyi iddia edenlerden birisinin dogru digerinin yanlis oldugunu mantik okuyan herkes bilir.
Kim dogru kim yanlis?Siz mi,Hüsniye mi?
icki konusuna öyle bir aciklama getirmissiniz ki,Hüsniye dua etsin ki Ibrahim Halidin yerinde siz yoktunuz.
Icki icenleri icki icmekten vazgeciremedigimiz icin ve bu yasagi devam ettirmenin mümkün olmadigini icki icenlerin hep var olacagini göz önünde bulundurarak ickinin haram olmadigina karar verdiniz.
Bu sözlerinizle Hüsniyenin karsisinda Ibrahimin yaninda yer aldiginizi fark etmenizi beklerdim.
Cevaplandirdiginizi söylediginiz diger sorularima gelince,maalesef cevap vermediniz.
Birisina iktida ederek namaz kilmak nedir?Semah mi?Önde namaz kilan birisine baglanarak onun arkasinda namaz kilmak mi?
Hac ibadeti Alevi islam icinde var midir yok mudur?Bunu bile söylemediniz Sayin Rojaazme.
Hüsniye var diyor.Ya siz?
destroyer
23-02-2007, 10:48 PM
Sayin Rojaazme
Kuranin degisip degismedigini daha genis bir sekilde tartisabilirim. Kuranin 6666 ayet oldugunu söyleyenlerin dayanaksiz söz sarfettiklerini hatirlatirim.
Simdi size Kuranin 6666 ayet oldugunu nerden biliyorsunuz desem,"okulda duydum,komsum söyledi,teyzemden duymustum" diyeceksiniz.
Daha sonra "haydi gelin bilimsel tartisalim" diye tutturacaksiniz.
Komsunuzun,amcaninizin,halanizin söyledikleriyle Kuranin 6666 ayet oldugunu söylemenin bilimsel bir tartisma olmadigini söylememe müsade edin.
Simdi Kuranin 6666 ayet oldugunu hangi kaynaga dayandirdiginizi sorabilir miyim?
Bütün bunlari es gecelim.Asil mesele sizin veya benim kendi tezlerimizi hakli cikarmam degil su anda.
Sorun sizin Alevi kaynagi diye sundugunuz Hüsniye isimli kitabin kahramani olan Hüsniyenin söylediklerini kabul etmemeniz.
Bu durumda Hüsniye kitabinin nasil kaynak oldugunu anlamis degilim.Kaynak kitap baska seyler söylüyor siz baska seyler.Iki zit seyi iddia edenlerden birisinin dogru digerinin yanlis oldugunu mantik okuyan herkes bilir.
Kim dogru kim yanlis?Siz mi,Hüsniye mi?
icki konusuna öyle bir aciklama getirmissiniz ki,Hüsniye dua etsin ki Ibrahim Halidin yerinde siz yoktunuz.
Icki icenleri icki icmekten vazgeciremedigimiz icin ve bu yasagi devam ettirmenin mümkün olmadigini icki icenlerin hep var olacagini göz önünde bulundurarak ickinin haram olmadigina karar verdiniz.
Bu sözlerinizle Hüsniyenin karsisinda Ibrahimin yaninda yer aldiginizi fark etmenizi beklerdim.
Cevaplandirdiginizi söylediginiz diger sorularima gelince,maalesef cevap vermediniz.
Birisina iktida ederek namaz kilmak nedir?Semah mi?Önde namaz kilan birisine baglanarak onun arkasinda namaz kilmak mi?
Hac ibadeti Alevi islam icinde var midir yok mudur?Bunu bile söylemediniz Sayin Rojaazme.
Hüsniye var diyor.Ya siz?
İşte benimde bir başka konuda açtığım buydu ve demiştim ki Nehc-ül Belaga içinde en büyük Alevi kaynağı denir ancak hemen alevi dedelieri nerdeki göre dursunlar Nehc-ül Belaga da işlerine gelmeyen bir şey,bu sefer de hemen bu kitabı şii ler uydurmuş demeye başlarlar.Madem ki Nehc-ül Belaga da yanlış,o zaman hangisi doğru acaba?????
mehti313
27-02-2007, 12:38 AM
Sayin Kadirhocam
Hüsniye konusundaki yazismalari izleyecegini söylemistin.Maalesef izlenilecek bir sey kalmadi:)
Insanlarin kendi verdikleri kaynaklar ile celisen fikirlere sahip olmalari gibi aci bir olay ile karsi karsiyayiz.
Hüsniye isimli kitabin eskiden Aleviler arasinda kaynak kitap oldugunu kabul eder isek,bugünkü kusagin bu kaynak ile sorun yasamasinin bir aciklamasi olmasi lazim.
Cagimiz Alevilerinin,Alevilikten uzaklasmalari bir aciklama olabilir.
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.