PDA

: kızılbaş dendi aslımıza..


tarık
17-09-2006, 11:09 AM
Aleviler, için özellikle onları horlamak amacıyla kullanılan bir niteleme de Kızılbaş sözüdür. Aleviler, Kızılbaş olmaktan utanç veya küçüklük duymazlar. Onlar, karşıt insanların bu sözü hakaret anlamında kullanmalarına kızarlar. Hatta, “Kızılbaşlık gibi unvanımız var” diyerek kızılbaşlıklarıyla övünürler.

Kızılbaş deyiminin geçmişi ile ilgili olarak değişik olaylar gösterilirse de, Aleviler, kızılbaşlık olayını Hz. Ali'ye bağlarlar. Onlara göre; Uhut'ta Hz. Muhammet'in yaralarından akan kanı Ali, başına sürerek yere damlamasını önlemiştir. Ali, Uhut'ta kendisini peygambere siper etmiş, herkes kaçarken, peygamberi korumuştu. Bu çarpışmada tam 16 yerinden yaralanmış, eli, yüzü kan içinde kalmıştı. Başlığı da kandan kıpkızıl olduğu için Ali'ye “Kızılbaş” denilmiştir.

Yine; Hayber'in kuşatılmasında Hz. Ali, başına kırmızı bir başlık sarmış, savaşa öyle girmiş ve kazanmıştır.

Peygamber ölünce, Hz. Ali ve akrabalarından birkaç kişi naaşı yıkamış ve gömmüşlerdir.

Peygamber'in naaşını ortada bırakan Ebubekir ve Ömer, halife seçimi için sert mücadeleler yapıp bazı insanların onayını Ebubekir için almışlardı. Daha sonra Peygamber akıllarına gelmiş, gidip mezardan çıkarmaya kalkışmışlardı. Bunu duyan Hz. Ali, başına kırmızı imamesini sarıp mezarın başında onları karşılamış ve “Eğer Peygamber'i mezardan çıkarmaya kalkarsanız, hepinizi kırarım” demiş, Ebubekir'le Ömer'i ve yandaşlarını püskürtmüştü.

Sıffin Savaşı'nda, Hz. Ali'nin askerleri, başlarına kırmızı serpuş giymişlerdi.

Bundan sonra, Aleviler için kırmızı başlık ayırıcı bir işaret olmuş, Hz. Ali'ye bağlılığın, onun yolunda olmanın sembolü sayılmıştır.

Anadolu'daki Alevi Türkmenleri de savaşta kırmızı külah giymişlerdir.

Selçuklular döneminde 1277 yılında ayaklanıp Konya'ya giren Karamanoğulları kuvvetlerinin de başlarında kırmızı börk vardır. Selçuklular çağında Anadolu'daki savaşçı Türkmenler, kırmızı başlık giyiyorlardı. Gazi ruhlu bu insanlar Alevi idiler. Osmanlı Beyliği kurulunca, diğer beylik askerlerinden kendilerininkini ayırmak için kırmızı börkü ak börke çevirdiler. Askerler, o zaman kadar 12 İmam'a bağlılığın ifadesi olarak 12 dilimli külah giyiyorlardı. Osmanlılar, ayakları yere basınca bunu da 6 dilime çevirdiler. Böylece Anadolu'daki Alevi çoğunluk baskı altına alınmaya, eritilmeye başlanıyordu.

Hacı Bektaş Veli de, Alevi yoluna uygun olarak başına kırmızı renkli imame sarmış, böylece kendisinin Hz. Ali yolundan olduğunu açıkça ifade etmiştir.

İran'daki Alevi Türk Safevi devletinin askerleri de kırmızı başlık kullanıyorlardı.

Kızılbaş sözü, özellikle 16. Yüzyıl'da Osmanlılar tarafından Alevileri işaret eden ve kötüleyen bir deyim olarak sıkça kullanıldı.

Şunu önemle vurgulamak gerek: Anadolu'da Hacı Bektaş ocağına bağlı Bektaşi Alevilerinden ve Seyyit denilen dede ocaklarına bağlı, Hacı Bektaş'ı da makam ve büyük pir sayan alevilerden başka bir Kızılbaş topluluğu yoktur.

Kızılbaşlık da; kaynağı Hz. Ali'ye uzanan açık bir bağlanmanın ifadesidir. Kızılbaş ile Alevi aynı şeydir.
__________________

Rojaazme
17-09-2006, 11:12 AM
bilgiler için sagolasın can emegine sağlık.

Seyhan
17-09-2006, 11:25 AM
paylaşımın için teşekkürler.emeğine sağlık can..

-Esengül-
29-05-2008, 05:29 AM
Ben Kızılbaşım
Yanıyorum dört yanım ateş
Sivas’ta semah dön döne on binlere karşı otuz beş
Dersim’de deyis söyleye söyleye binlerce kez
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum...

Ben Kızılbaşım
Dara dururum hak divanında
Pir Sultan olurum kadı huzurunda
Seyit Rıza olurum efendiler katinda
Ben Kizilbas evladı kerbelayım
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum…

Ben Kızılbaşım
Kızıbas demiş bana gidi yezit
Önünde bas eğmediğim it oğlu it
Tarih olsun ki bana şahit
Ben kızılbas evladi kerbelayım
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum…

Ben Kızılbaşım Erenler dilinde türkü olur söylenirim
Bin defa kerbelada kum olurum
Susuz kalır divane olurum
Kellemi ortaya koyup yezide nalet okurum
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum
...
Ben Kızılbaşım
Sesim çığlık çığlık faşiste etmem kulluk...
Bin yanar binbir anadan doğarım...
Ali den geldim Pir Sultan Abdal askina semah dönerim ...
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum

ALIce sev
29-05-2008, 07:56 AM
Ben Kızılbaşım
Yanıyorum dört yanım ateş
Sivas’ta semah dön döne on binlere karşı otuz beş
Dersim’de deyis söyleye söyleye binlerce kez
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum...

Ben Kızılbaşım
Dara dururum hak divanında
Pir Sultan olurum kadı huzurunda
Seyit Rıza olurum efendiler katinda
Ben Kizilbas evladı kerbelayım
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum…

Ben Kızılbaşım
Kızıbas demiş bana gidi yezit
Önünde bas eğmediğim it oğlu it
Tarih olsun ki bana şahit
Ben kızılbas evladi kerbelayım
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum…

Ben Kızılbaşım Erenler dilinde türkü olur söylenirim
Bin defa kerbelada kum olurum
Susuz kalır divane olurum
Kellemi ortaya koyup yezide nalet okurum
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum
...
Ben Kızılbaşım
Sesim çığlık çığlık faşiste etmem kulluk...
Bin yanar binbir anadan doğarım...
Ali den geldim Pir Sultan Abdal askina semah dönerim ...
Zalimin ateşinde binlerce yanıp çoğalıyorum



paylasimin icin tesekkürler.
cok güzel bir sekilde anlatilmis.baska söze gerek yok.

tarik can,verdiniz emek icin ve paylasiminiz icin tesekkürler.


MEDET YA ALI

kaygusuz49
03-06-2008, 03:16 PM
Aleviler, için özellikle onları horlamak amacıyla kullanılan bir niteleme de Kızılbaş sözüdür. Aleviler, Kızılbaş olmaktan utanç veya küçüklük duymazlar. Onlar, karşıt insanların bu sözü hakaret anlamında kullanmalarına kızarlar. Hatta, “Kızılbaşlık gibi unvanımız var” diyerek kızılbaşlıklarıyla övünürler.

Kızılbaş deyiminin geçmişi ile ilgili olarak değişik olaylar gösterilirse de, Aleviler, kızılbaşlık olayını Hz. Ali'ye bağlarlar. Onlara göre; Uhut'ta Hz. Muhammet'in yaralarından akan kanı Ali, başına sürerek yere damlamasını önlemiştir. Ali, Uhut'ta kendisini peygambere siper etmiş, herkes kaçarken, peygamberi korumuştu. Bu çarpışmada tam 16 yerinden yaralanmış, eli, yüzü kan içinde kalmıştı. Başlığı da kandan kıpkızıl olduğu için Ali'ye “Kızılbaş” denilmiştir.

Yine; Hayber'in kuşatılmasında Hz. Ali, başına kırmızı bir başlık sarmış, savaşa öyle girmiş ve kazanmıştır.

Peygamber ölünce, Hz. Ali ve akrabalarından birkaç kişi naaşı yıkamış ve gömmüşlerdir.

Peygamber'in naaşını ortada bırakan Ebubekir ve Ömer, halife seçimi için sert mücadeleler yapıp bazı insanların onayını Ebubekir için almışlardı. Daha sonra Peygamber akıllarına gelmiş, gidip mezardan çıkarmaya kalkışmışlardı. Bunu duyan Hz. Ali, başına kırmızı imamesini sarıp mezarın başında onları karşılamış ve “Eğer Peygamber'i mezardan çıkarmaya kalkarsanız, hepinizi kırarım” demiş, Ebubekir'le Ömer'i ve yandaşlarını püskürtmüştü.

Sıffin Savaşı'nda, Hz. Ali'nin askerleri, başlarına kırmızı serpuş giymişlerdi.

Bundan sonra, Aleviler için kırmızı başlık ayırıcı bir işaret olmuş, Hz. Ali'ye bağlılığın, onun yolunda olmanın sembolü sayılmıştır.

Anadolu'daki Alevi Türkmenleri de savaşta kırmızı külah giymişlerdir.

Selçuklular döneminde 1277 yılında ayaklanıp Konya'ya giren Karamanoğulları kuvvetlerinin de başlarında kırmızı börk vardır. Selçuklular çağında Anadolu'daki savaşçı Türkmenler, kırmızı başlık giyiyorlardı. Gazi ruhlu bu insanlar Alevi idiler. Osmanlı Beyliği kurulunca, diğer beylik askerlerinden kendilerininkini ayırmak için kırmızı börkü ak börke çevirdiler. Askerler, o zaman kadar 12 İmam'a bağlılığın ifadesi olarak 12 dilimli külah giyiyorlardı. Osmanlılar, ayakları yere basınca bunu da 6 dilime çevirdiler. Böylece Anadolu'daki Alevi çoğunluk baskı altına alınmaya, eritilmeye başlanıyordu.

Hacı Bektaş Veli de, Alevi yoluna uygun olarak başına kırmızı renkli imame sarmış, böylece kendisinin Hz. Ali yolundan olduğunu açıkça ifade etmiştir.

İran'daki Alevi Türk Safevi devletinin askerleri de kırmızı başlık kullanıyorlardı.

Kızılbaş sözü, özellikle 16. Yüzyıl'da Osmanlılar tarafından Alevileri işaret eden ve kötüleyen bir deyim olarak sıkça kullanıldı.

Şunu önemle vurgulamak gerek: Anadolu'da Hacı Bektaş ocağına bağlı Bektaşi Alevilerinden ve Seyyit denilen dede ocaklarına bağlı, Hacı Bektaş'ı da makam ve büyük pir sayan alevilerden başka bir Kızılbaş topluluğu yoktur.

Kızılbaşlık da; kaynağı Hz. Ali'ye uzanan açık bir bağlanmanın ifadesidir. Kızılbaş ile Alevi aynı şeydir.
__________________


Bin dörtyüz yıldır, sunni yada şi olsun tüm şeriatçı arap katliamlarına maruz kalan bir halkı neden zorla Arap dinine yamandırılmaya çalışıldığını anlamıyorum...

şunu kabul etmekte neden zorlanıyorsunuz: Al-evi, Kızılbaş, Bektaşi inancının kültürünün, ideallerinin, değerlerinin şii yada sunni olsun, arap diniyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bugün aramıza sızan bazı şekli benzerlikler ise 1400 yıllık katliamla zorla içimize sokulmuştur.

Şiilerin azerbeycan iran kızılbaşlarını arap dinine yamandırmasının sonucu bugün ortada: hepsi asimile olup şiileştiler...

Biraz daha tarih okuyun, araştırın lütfen...

kanlıbey
03-06-2008, 10:26 PM
Canlar



Halkımızın büyük evladı,vatan ve halk şairi ,hümanizm ve gerçekçiliğin kızıl bayrağı ,Nazım HİKMET ustamızın anısı önünde saygı ile eğilirim.

"Akın var güneşe akın
Güneşi zapdeceğiz,güneşin zaptı yakın"

Gerçeğin demine devranına,yoluna erkanına;

Hü diyelim erenler.

kanlıbey
03-06-2008, 10:53 PM
Bin dörtyüz yıldır, sunni yada şi olsun tüm şeriatçı arap katliamlarına maruz kalan bir halkı neden zorla Arap dinine yamandırılmaya çalışıldığını anlamıyorum...

şunu kabul etmekte neden zorlanıyorsunuz: Al-evi, Kızılbaş, Bektaşi inancının kültürünün, ideallerinin, değerlerinin şii yada sunni olsun, arap diniyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bugün aramıza sızan bazı şekli benzerlikler ise 1400 yıllık katliamla zorla içimize sokulmuştur.

Şiilerin azerbeycan iran kızılbaşlarını arap dinine yamandırmasının sonucu bugün ortada: hepsi asimile olup şiileştiler...

Biraz daha tarih okuyun, araştırın lütfen...




Değerli can

Anadolu Alevilerin asırlardır inançları adına içselleştirdikleri ritüelleri vardır.Bu ritüellerin "Arabların dini" dediğin (sanırım emevi yezit ekolinden bahsetmektesin) şeyle uzaktan yakından alakası yoktur.

İran da bir kısım Kızılbaşların Şiileştikleri,bir kısmınada asimile uygulandığı doğrudur.

Fakat burada ciddi bir yanılsama vardır.Yani sanıldığı gibi Tüm İran coğrafyası şii ekolinden ibaret değildir.

İran bugün ciddi patlama öncesindedir.Aslında bir azınlık olan İmamaye Şiiliği örgütlü olması nedeniyle diktatörlük uygulamaktadır.

1978 İran Devrimine (Faşist monarşist Şah Rıza Pehlevi yönetimine tepki olarak) demokrasi güçleride destek oldular.

İran Mollalarının Şeriatçı kimliğini kavrayamadılar.Ve ellerindeki ikdidarı onlara adeta sundular.

Yani demem oki İranda Kızılbaşlar ve Şii Olmayan diğer topluluklar halen çoğunluktadır ve bir gün gerçekler ortaya çıkacaktır.

Anlaşılmayan konu ise İran a Alevilik anlayışının Anadoludan (diyarı rumdan) Kızılbaşlar tarafından götürülmesidir.

Sanıldığı gibi İran Şiasının Anadolu Alevileri üzerinde (çok istemelerine rağmen) kayda değer bir etkisi yoktur.

Anadolu Aleviliği (Kızılbaşlık ekseninde) köklü bir gelenektir.

Iğdır,Kars Caferilerinin (daha doğrusu,Türkiye şiilerinin) vede Ehlibeyt Vakfı gibi bir takım teşekküllerin son zamanlarda oluşturdukları camiler bu gerçeği değiştirmez.

Ateş olsalar cürümü kadar yer yakarlar.

Hatırlatmak gerekirki Alevi olmayan diğer yurttaşlarımızın da önemli bir kesimi İran yada Arap modeli bir İslamı yaşayışı reddetmektedirler.

Onlarda bütün sünnileriklerine rağmen Anadolu erenlerinin kendi kökleri olduğu gerçeğinide unutmamışlardır.

Bu anlamda bizler kendi Alevi yolumuzu vede erkanımızı derinleştireceğiz,kim gerçeği söylüyorsa onunla bir olacağız.


Sevgi ve saygılarımla.

alieren2000
03-06-2008, 10:56 PM
Canlar

Halkımızın büyük evladı,vatan ve halk şairi ,hümanizm ve gerçekçiliğin kızıl bayrağı ,Nazım HİKMET ustamızın anısı önünde saygı ile eğilirim.

"Akın var güneşe akın
Güneşi zapdeceğiz,güneşin zaptı yakın"

Gerçeğin demine devranına,yoluna erkanına;

Hü diyelim erenler.


Konu disi mesaj yazmissin can, Nazim Hikmet'in bu konuyla alakasi ne?

kanlıbey
03-06-2008, 11:03 PM
Konu disi mesaj yazmissin can, Nazim Hikmet'in bu konuyla alakasi ne?



Değerli can


Formun ana sayfasında Nazım Ustanın resmi vardı.

Bende saygılarımı belitmek istedim.

Fakat yanlış bölüme göndermiş olabilirim.

kanlıbey
03-06-2008, 11:06 PM
Canlar


Aslım,özüm köküm Kızıbaşdır.

Ne mutlu Kızılbaşım diyene.


Saygı ve sevgilerimle.

alieren2000
03-06-2008, 11:22 PM
Canlar


Aslım,özüm köküm Kızıbaşdır.

Ne mutlu Kızılbaşım diyene.


Saygı ve sevgilerimle.



Kizilbas olarak dogduk can, Kizilbas olarakta ölecegiz. Ne mutlu aleviyim diyene.

kaygusuz49
04-06-2008, 01:58 AM
Biz Kızıl Baş = Al Evi = Bektaşi = Babai = Babeki = Ahi = Yörükler = Mevlevi = Demokratlarız...

Hepsi aynı şey.. aynı dünyaya açılan kapı