:
Hamdan Karmat..
Rojaazme
11-09-2006, 08:52 AM
Hamdan Karmat...........
--------------------------------------------------------------------------------
Hamdan Karmat, İsmaililiğin bir kolu olan Karmatiliğin öncüsüdür. Hamdan Karmat’ın ne zaman ve nerede doğduğu bilinmiyor. Bazı bilgiler, Küfe yakınlarında ve 800-950 yıllarında yaşadığı yönündedir.
Hamdan Karmat, yobazların en çok küfür ettiği önderlerden biridir. Yobazlara göre kendileri gibi düşünmeyen, kendilerinin doğrularını savunmayanlar ve kendileri gibi yaşamayan herkes din dışıdır, sapıktır, kâfirdir. Hamdan Karmat ve daha sonraları onun takipçileri, İslamiyet adına dayatılan yanlışları, haksızlıkları görüp isyan etmişlerdir. Bu yönüyle de doğruyu temsil etmişlerdir. Varsın yobazlar onlar için olmadık hakaretlerde bulunsunlar, önemli değil. Önemli olan, Hamdan Karmat ve onun temsil ettiği değerlerdir. Hamdan Karmat, devrin haksızlıklarını görüp, bunlara karşı muazzam bir örgütlenme geliştirdi. Bu örgütlenme, başarıya ulaşıp devlet dahi kurdu. Hamdan Karmat, çeşitli bölgelere Dai (davetçi)ler gönderip, toplumu eğitip örgütledi. Kendi değerlerinin nasıl yok edildiğini gören toplum isyanlar başlattı. Dediğimiz gibi Karmatiler devlet dahi kurdular. Bunun için olsa gerek, yobazlar Hamdan Karmat’a günümüzde de saldırmaya devam ediyor ve onun ne kadar sapık olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar.
Bizce Hamdan Karmat, devrin zulmünü görmüş ve bu zulmün din adına, İslamiyet adına yapıldığını görüp isyan etmiştir. Çünkü bazı melunlar kendi çıkarlarını İslamiyet diye dayatıp, aslında yüce İslam dinine en büyük kötülüğü yapıyorlardı. Hamdan Karmat ve benzer Ehlibeyt taraftarları, bu yapılanlara karşı çıkıyorlardı. Karşı koyuş her daim devam etmiştir.
Rojaazme
08-01-2007, 08:23 AM
devrin haksızlıklarını görüp, bunlara karşı muazzam bir örgütlenme geliştirdi. Bu örgütlenme, başarıya ulaşıp devlet dahi kurdu. Hamdan Karmat, çeşitli bölgelere Dai (davetçi)ler gönderip, toplumu eğitip örgütledi. Kendi değerlerinin nasıl yok edildiğini gören toplum isyanlar başlattı. Dediğimiz gibi Karmatiler devlet dahi kurdular. Bunun için olsa gerek, yobazlar Hamdan Karmat’a günümüzde de saldırmaya devam ediyor ve onun ne kadar sapık olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar
astokomlu
30-04-2007, 11:01 AM
Eylad_ı Resul soyunun tekrar zulüme uğramamak için kurdukları örgütün adıdır.. bu örgütlenmede takma isimler ve şifreler kullnılmıştır.. dünya tarihinde şifre sistemini ilk kullananların karmatiler olduğu söylenir..
İmam Hasan'ın torunlarından Hamdan bin Muhammed Karmat takma şsmi ile varlığını hissettirir..
Karmati örgütü zaman zaman baskıcı yönetime başkaldırmışlardır.. en büyük karmati isyanı İmam Muhammed Mehti'nin doğum dönemine denk gelen ve Sahibi Zenc ünvanında ile anılan Ali bin Abdullah önderliğinde gerçekleşir..
İmam Mehti'nin "" Gaybet "" küçük gizlilik dönemide Karmatilerin, onun Eylibeyt düşmanları tarafından zarar görmemesi için saklanması dönemidir.. bu dönemde yoğun bir eğitim alır ve Karmati örgütünün liderliğine kadar yükselir.. Mısır'da kurulan Fatimi Devleti'nin kurulmasında büyük rol oynarlar..
karmati örgütünde ki evladı-ı resüller eğitim sistemi için "" Darul-Hikme"" isimli eğitim medreseleri kurmuşlardır..
uzakdenizlerde
30-04-2007, 11:36 AM
"Karmatiler: 9. Yüzyılda ortaya çıkmış olan ilk İslam komüncüleri. (Siz "komünistleri" diye de okuyabilirsiniz.)
Yani Anadolu'da "fetret devri"nde önem kazanan Şeyh Bedrettin hareketinin ataları.
Karmatilik, gizli bir örgüt: Tarihteki ve günümüzdeki bütün gizli örgütlerin anası; Hasan Sabbah'ın Haşşaşinler'ine de kaynaklık ediyorlar.
Fütüvve yani Ahilik de bunlardan geliyor.
Hurufi inancı da bunlardan türüyor.
Arap yarımadası'nın Güneyinde korsanlık yapıyorlar.
Zenginden alıp yoksula vermek, genel uygulamaları.
Bu açıdan Robin Hood'un da ataları.
930 yılında Mekke'yi fethedip, Hacer-i Esved'i kaçırıyorlar.
Karmatiler'le başa çıkamayan Abbasiler, Selçuklu Sultanı Melikşah'tan yardım istemek zorunda kalıyor.
İçki haram değil, şarap içiyorlar, güneş doğmadan iki rekat, güneş battıktan sonra da iki rekat namaz kılmanın, yılda iki gün oruç tutmanın yeterli olduğuna inanıyorlar.
Kıbleleri Mekke değil, Kudüs.
Ben Karmatiler'i ilk kez Dubai'ye gitmeden önce, bu ülke hakkında kaynak araştırması yaparken öğrendim.
Türkiye'de, çok özel araştırmacılar hariç, hiç kimsenin bunlardan haberi olmadığını gözlemledim.
Dinler ve mezhepler tarihi, geçmişin siyasal tarihi olduğu için, hem çok kanlıdır hem de çok ilginçtir; ama bence en önemli özelliği, dogmatik inançla siyaset birleştiği zaman, ortaya ancak ve ancak ölümcül hesaplaşmaların ve sadece kanla çözülen iktidar kavgalarının çıktığını göstermesidir.
Henüz Endüstri Devrimi'ni yani Aydınlanma'yı yaşamamış olan İslam Dünyası'nda eşi bulunmaz bir deneyim sahibi olan Laik ve Demokratik Türkiye'de, dini siyasete alet ettiğiniz zaman alacağınız sonuç hiç de değişik değildir, çünkü kanlı tarih çok gerilerde kalmamış olduğu gibi, toplumsal ortam da bu tür yozlaştırmalara uygundur."
Emre Kongar
sercesme
06-11-2007, 08:42 AM
Kûfe yakınlarında kendi başına derviş hayatı yaşayan Hamdan, halkın yoksulluğu ve Abbâsîler'in ülkede meydana getirdiği baskıdan yararlanarak "ortak mülkiyet" anlayışını amaç edinen bir tarikat kurdu. Zenginlerin malını paylaşmayı ana ilke olarak benimseyen bu tarikat, kısa sure içinde bütün Irak'ta yayıldı. İnanç ve ekonomik bir hüviyet taşıyan bu tarikatın politik düşünceleri de vardı.
Nitekim beklenen ilk isyan Vasıt civarında (Kûfe) Hamdan ile başladı
Hareket çöldeki Arap bedevilerinden destek görmemekle birlikte Sevâd köylüleri arasında geniş bir şekilde yayıldı. Bu isyan özellikle her sene şahıs başına bir dinarlık yeni bir vergi konulmasına karşı bir tepki idi. Karmatiler'in bu hareketi yaklaşık olarak on sene devam etti (277-288/890-901) Bu arada Büveydi Sultanı Samsâmüddevle tarafından Kûfe'yi istita etmek isteyen Karmatiler'e büyük kayıplar verdirilmiştir. Samsâmüddevle'nin vurduğu bu darbe, onların sonunu yaklaştıran sebeplerden biri olmuştur.
İkinci Karmatî hareketi ise Bahreyn'de ortaya aşıktı (286/899). Ebû Said el-Cennâbı liderliğinde başlayan hareket, bedevilerden ve bu mezhebe bağlı olanlardan birçoğunun da desteğiyle bir hayli güç kazandı.
Karmatî faaliyetinin en büyük merkezi durumuna gelen Bahreyn'de güçlü ve iktisâdî bakımdan başarılı ve dayanıklı bir devlet kuran Karmatiler. Fatımîler'den de manevî yardım alarak Bağdat'da ikâmet eden Abbâsi halifelerine korkulu günler yaşattılar. Nitekim Halife Mu'tezid tarafından gönderilen el-Abbâs Amr el-Ganavı ve kuvvetleri, Ebû Said ve Maiyyeti tarafından yenilgiye uğratıldı
Ebû Said'den sonra Karmatiler'in basına küçuk kardeşi Ebû Tahir Süleyman geçti. Süleyman zamanında da Basra (311/924) ve Kûfe (312/925) Karmatiler'in eline geçti. Mekke yolunun Karmatiler tarafından tehdit edilmesi sebebiyle müslümanlar o yıl haclarını edâ edemediler ( 131-132). Birkaç sene sonra Mekke'deki hâcılara saldıran Karmatiler, hacilari kılıçtan geçirdiler ve Hacerü'l-Esved'i yerinden söküp Hecer'e götürdüler (317/930) Yaklaşık yirmiiki sene burada kalan mübârek taş nihayet Fatımî halifesi Mansur'un araci olmasiyla Mekke'ye iade edildi
Abbâsi halifeleri Karmatiler'le başa çıkamadılar ve Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'dan yardım istemek zorunda kaldılar.Melikşah, Türkmen reislerinden Artuk Bey'i Ahsâ ve Bahreyn bölgelerinde isyan halinde bulunan Karmatiler'i te'dip etmek vazifesiyle Hulvan (Luristan)'a gönderdi (469/1077). ilk seferinde başarılı olamayan Artuk Bey, daha sonra tertiplediği bir seferle Karmatiler'i itaat altına almaya muvaffak oldu.
Diğer taraftan Fatımî Halifesi Aziz, Suriye ve Filistin bölgelerini Karmatiler'den istirdad için çalışıyordu. Remle yakınındaki Tavvahin Nehri kıyısında Halife Aziz komutasındaki Fatımiler ile Hasan A'sam komutasındaki Karmatiler ve onu destekleyen Alptekin komutasındaki Türkler arasında yapılan şiddetli savaşta Karmatiler ve Alptekin hezimete uğradı. Dımeşk tekrar Fatımîler'e geçti. Böylece Halife Aziz, Karmatiler'i tekrar Fatımî camiâsına almaya muvaffak oldu. Karmatiler 458/1066 tarihinde Üval adasındaki ve 470/1077 tarihinde de Bahreyn'deki devletleri, Sünnîler tarafından ortadan kaldırılıncayâ kadar Fatımîler'e bağlı kaldılar .
Bahreyn'de Karmatî devletinin başında bir hükümdar bulunuyor ve halk, altı kişilik bir meclis tarafından yönetiliyordu. Bunlar oruç tutmuyor ve namaz kılmıyorlardı. Bir kişi fakirleştiği veya borçlandığı zaman toplum fertleri tarafından yapılan yardımlar sayesinde eski haline gelebiliyordu. Bölgeye gelen yabancı bir zanaatkârın yerleşmesi için gerekli para derhal bulunuyor ve hatta fakirlerin evlerinin tamir masrafları devlet tarafından karşılanıyordu Devlet teşkilatı bazı yönlerden komünizme benziyordu. Sözgelişi vergiler toplanıyor ve toplumun fertleri arasında ihtiyaçlarına göre bölünüyordu.
Karmatiler, Fatımî Halifesi Mustansır devrinde yıkıldılar. Onların ortadan kaldırılmaları iki safhada gerçekleştirildi. Birincisi, Ehl-i Sünnet mensuplarının gerçekleştirdiği bir dizi isyandan sonra 458/1066 yılında Uval Adası, Bahreyn Karmatileri'nin hâkimiyetinden çıktı ve Abbâsilerin hâkimiyetine girdi. ikincisi, Bahreyn'deki Sünniler, Karmatiler'e karşı isyan eden Abbâsi taraftarlarının etrafında toplanarak, Ahsâ şehrinin kuzeyinde Karmatiler'i kuşattılar. 470/1078 yılında yapılan Hendek savaşında onları yendiler. Bu savaş, tarihin en önemli savaşlarından biri sayılır. Çünkü bu yaklaşık iki asır boyunca özellikle Abbâsi Devleti için korku ve heyecan kaynağı olan Karmatî Devletinin ortadan kalkmasına sebep olmuştur
Bahreyn'de iktidarı ele geçirmeye ve bir devlet kurmaya muvaffak olan Karmatiler, burasını hilâfete karşı bir asırdan fazla bir propaganda ve askeri harekât üssü olarak kullandılar
Diğer bölgelerde ise Karmati faaliyetleri şu şekilde gelişmekteydi:
Şam'da bir grup bedevî Hz. Hüseyin'in soyundan geldiğine inandıkları Zikreveyh'e bey'ât ettiler (289/902) Hareket desteğini Suriye ve lrak çöllerindeki göçebelerden ve özellikle bir zamanlar Emevi idaresinin dayanağı olan Kelb kabilesinden almaktaydı . Fırat Nehri kenarında Zikreveyh ve Abbâsi ordusu ile yapılan savaşı Karmatiler kazandılar (293/906). Ertesi sene, Horasan hacılarının yolunu keserek birçoğunu öldüren ve hacılara karşı son derece zâlimce davranan Zikreveyh, yapılan bir savaşta öldürülerek ortadan kaldırılmıştır (ibnü'l-Esir, VII, 455, 458, 461). Böylece bütün Irak bölgesindeki Karmatiler te'dip edilmiştir. Daha sonra Zikreveyh'in oğlu Yahya'nın liderliğinde ayaklanan Karmatiler, Kûfe'den Şam'a giden yol üzerinde ticâri hâkimiyet kurdular ve Şam'da bulunan bir Tolunoğulları Ordusu'nu mağlup ettiler (Büyük İslâm Tarihi, III, 290).
Bunun üzerine halife Muktefi, Karmatiler'e karşı mücadeleyi desteklemek amacıyla bizzat kendisi Rakka'ya gitti. Tolunîlerle yapılan işbirliği neticesinde kıskaç altına alınan Karmati kuvvetleri dağıtılarak Suriye ve Irak çölleri üzerinde hükümet otoritesi yeniden tesis edildi Bir müddet sonra Suriye Karmatiler'i, yaptıkları bir dizi harekâtla Suriye-Irak çöllerine sınır olan bütün şehir halkını yıldırdılar ve iki sene müddetle Mekke'den dönen kervanlar da dahil, buradan gelip geçen bütün kervanlara saldırıp yağmaladılar. Yapıları savaşta Zikreveylî yaralı olarak ele geçirildi. onun ölümü ile de Suriye'deki isyan sona ermiş oldu
Karmatiler Yemen'de de geniş ölçüde faaliyette bulunmuşlardır. Mansur el-Yemen tarafından idâre edilen Karmatî Hareketi, mahalli Zeydî reislerin mukavemeti karşısında başarılı olamadı.
Hamdan'ın erkek kardeşi Me'mun da İran topraklarında ortaya çıktı. Bu sebeple İran Karmatileri'ne "el-Me'muniyye" adı verilmiştir. Birçok kaynak Mısır'daki Fatımî Devletini kuran Ubeydullah el-Mehdi'nin Karmatî dâilerinden büyük ölçüde istifade ettiğini yazmaktadırlar.
Karmatiler'den bir grup Multan şehrini (Pakistan) istilâ ettiler. Sultan Gazneli Mahmud onlara hücum ederek geri püskürtmeye muvaffak oldu (396/1006) (H. İbrahim Hasan, IV/5, 314).
Horasan'daki hareket ise 260 (873)'da Rey şehrinde Halaf ile başlamıştır. Bu arada Cürcan emiri Karmatiler'e katılmıştır. Merv ve Deylem'e yayılan hareket kısa bir müddet sonra gerilemiş ve ancak Doğu Horasan'da sınırlı bir şekilde tutunabilmiştir Karmatî akidesi, esasını Şiîliğin Mehdilik fikirlerinden alıyordu. ilhamını ise muhtemelen başlangıçta, Suriye ve Arabistan çöl bedevileri arasında yayılmış olan İsmâilîkten almıştı. Tarikatın kurucusu olan Hamdan b. Karmat, bu düşüncelerini yaymak için davetçiler yetiştirdi ve bunları ayrı ayrı ülkelere gönderdi. Bunlar Kur'ân'ı ve Hadisleri kendi anlayışlarına göre yorumladilar, tarikata girmek isteyenleri sekiz mertebeden geçirirlerdi. Bu mertebelerin herbirinde Kur'ân ve Hadis yorumu, namaz ve orucun bırakılması, şarabın haram olmayışı, kalbin temiz tutulması, Hz. Muhammed (s.a.s) ile Hz. Ali (r.a)'yi sevmenin gerekliliği, tarikata para yardımında bulunmanın yüceliği ve tarikatın bütün sırları öğretilir, son gece de kendi aralarında kadınlı-erkekli dini bir tören yapılırdı. Karmatiler'e göre kıble Kudüs'tür. Hac yapmak isteyen kimse Mekke'ye değil Kudüs'e gitmelidir. Dinlenme günü pazardır. Cuma günü çalışmak gerekir. Şarap ve sair sarhoş edici içkiler helâldir. Yılda iki gün oruç tutulur: Nevruz (21 Mart) ve Mihrican (16 Eylül)'de birer gün oruçlu olmak yeterlidir.
Karmatiler tenâsuha inanırlar . inançlarına göre cennet, dünyadır. Dünyada rahat, mutlu ve geçimi yerinde olan bir kişi cennettedir. Gerçek cennet insanın derin bir zevk ve keyf içinde yaşamasıdır .
Karmatilik hareketinin belli-başlı vasıfları ise şunlardır:
1- İlmî: Arap dilinin yabancı, özellikle Yunan menşeili fen ıstılahlarını geliştirmesine yardımcı olması.
2- Siyâsî: Hilâfetin Hz. Ali (r.a) âilesine ait olduğunu ileri sürerek bunu halk arasında yaymaya çalışması, dolayısıyla Sünnî akideyi yıkma teşebbüsü.
3- Dinî: Bütün din, ırk ve sınıflara uygun akıl, hoşgörü ve eşitliğe dayanan bir akaidi kabul etmeleri.
Sünnî İslâm akidesini saptırmak, bozmak ve hatta ortadan kaldırmak hususlarında İslâm dünyasının başına büyük gaileler açan Karmatiler, arkalarında kendilerini hayırla anan bir topluluk bırakmayarak tarih sahnesinden çekildiler.
(kime göre hayirla anilmayan topluluk oldular acaba )
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.