PDA

: Maraş Olaylarındaki Sis Perdesi Aralandı..


isyanateşiyiz62
05-01-2007, 07:13 AM
Maraş olaylarındaki sis perdesi aralandı. Olay MİT projesi



BÜLENT ECEVİT'İN ÖZEL ARŞİVİNDEN ÇIKAN BİR RAPORDA TEK TEK İSİMLERE YER VERİLEREK BU İDDİADA BULUNULUYOR: ÜÇ GÜNLÜK VAHŞETİN KRONOLOJİSİ




■ 16 Aralık 1978: Çiçek Sineması'nda, ülkücülerin gözde filmi 'Güneş Ne Zaman Doğacak' gösterimdeydi. Film arasında sinemaya bir ses bombası atıldı. Sonradan adının Ökkeş Kendir (Şendiller) olduğu anlaşılacak olan genç, telefonla gazetelere, "Komünistler sinemayı bombaladı" haberini verdi. Olaylar için ilk fitildi.

■ 20 Aralık'ta, sol görüşlü iki öğretmen akşam okullarından döndükleri sırada yol ortasında vurularak öldürüldü.

■ 21 Aralık'ta solcular ve Alevilerden oluşan büyük bir kalabalık cenazeleri almak üzere devlet hastanesi önünde toplandı. Bu sırada şehrin başka bir noktasında da sağcılar ve özellikle Sünni halk toplandı. Günlerden cumaydı.

■ Cenazeleri alan sol görüşlü ve Alevi kitle, kentin merkezine doğru ilerlerken, diğer grup tarafından taşlanmaya başlandı. Hedef, cenazeleri Ulu Cami'ye sokmamaktı.

■ Atılan taşların yanı sıra sopalı saldırı da başladı, silah sesleri duyuldu; cenazeler omuzlardan düşerek yerde kaldı. Polis de kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açtı.

■ Olaylar 22 Aralık'ta da devam etti. Kargaşada, solcuların ateşi ile üç sağcı öldü; bu haber ortalığı daha da karıştırdı.

■ 23 Aralık'ta Alevi mahallerinin etrafı sarılmış; maskeli ve silahlı bir grup mahalleye saldırıya geçmişti.

■ Katliam üç gün sürdü, asker yoktu; ancak üç gün sonra asker devreye girdi.
MARAŞ OLAYLARINI MİT ORGANİZE ETTİ

■ Maraş'ta olaylar 19 Aralık 1978'de başladı

■ Resmi rakamlara göre 111 kişi öldü

■ İddialara göre ise rakam 200'ün üzerinde

■ Asker üç gün olaylara müdahale etmedi

■ Olayların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi

■ Olaylar tarihe Alevi-Sünni çatışması olarak geçti

■ 12 Eylül darbesi yolunda önemli bir adım kabul edilir

Ankara'daki ABD Büyükelçiliği İkinci Kâtibi Alexander Pack, kanlı olayların başlangıç tarihi olan ve resmi rakamlara göre 111 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin de yaralandığı 19 Aralık 1978'den kısa bir süre önce Kahramanmaraş'taydı. Yine benzeri bir senaryonun ortaya konduğu, onlarca kişinin öldüğü, yüzlerce Alevi'nin kenti terk ettiği 28 Mayıs 1980'den önce de Çorum'da. Hatta Malatya ve Amasya'yı da ziyaret etmişti. Tercümanıyla birlikte ziyaret edip görüştüğü kişilere yönlendirdiği sorular ise aynıydı: "Bu ilde Sünni-Alevi çatışması çıkar mı? İran tipi, dine dayalı bir siyasi irtica olasılığı nedir?" Bu soruları yönlendirdiği kişilerden biri de dönemin AP Çorum İl Başkanı Ali Ayhan Çetin: "Bana, 'İran'da siyasi atlama yapıp, İran'ı kaybettik. Türkiye'yi kaybetmek istemiyoruz' anlamında görüşlerini belirtti" diyor. Görüştüğü diğer isim Çorum olaylarında saldırılara maruz kalan Sadık Eral ise şunları söylüyor: "Bu dönemde gittiği her yerde olaylar çıkmasıyla bilinen Pack denilen kişinin CIA ajanı olduğu biliniyor. Kahramanmaraş, Malatya, Çorum ve Amasya'da da görüşmeler yaptığı, bu görüşmelerinde de gerek MHP'den gerek CHP'den gerek AP'den, değişik insanlarla temasta bulundu. Bu insanlara da genellikle Çorum'daki gelişmelerin bir sağ-sol ekseninde mi, yoksa bir Alevi-Sünni ekseninde mi olacağını sordu, bu konudaki tahminlerini aldı. Çorum'da uzun süre kalmıştı." Pack, Çorum olaylarından kısa bir süre sonra sessiz sedasız Türkiye'yi terk etti.

Bu bilgiler Mehmet Ali Birand, Hikmet Bila ve Rıdvan Akar'ın kaleme aldığı, "12 Eylül. Türkiye'nin Miladı" adlı kitapta yer alıyor. ABD Büyükelçiliği İkinci Kâtibi Alexander Pack, o dönemde bu illeri neden ziyaret edip ilginç sorular yöneltmişti? Amacı neydi? Bunun gibi daha pek çok soru Çorum'un yanı sıra Maraş olayları için de geçerli. Çünkü bu olayların üzerinden yaklaşık 28 yıl geçmesine karşın hâlâ pek çok soruya yanıt bulanamıyor. Bunlardan biri de, Bülent Ecevit'in arşivinden çıkan 3 Ocak 1979 tarihli bir rapor ya da 'özel not'.

Başbakanlığı döneminde Bülent Ecevit'e gönderilen 3 Ocak 1979 tarihli bir rapor ya da özel not, Maraş olaylarını MİT'ten bazı isimlerin organize ettiğini ileri sürüyor. Bülent Ecevit'in üzerine düştüğü, "Ekli bilgi çok ciddi bir kaynaktan verilmiştir. Değerlendirilmesinde yarar vardır. B.E." notu ve raporda yer alan bilgiler oldukça ilginç ve düşündürücü.

Bu isimler organize etti

Dokuz madde ve sonuç bölümünden oluşan raporun en ilgi çekici bölümü, "(...) vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas ve Kahramanmaraş) çıkacağına dair bir-iki ay evvelinden haber verilmediğinden (...)". Diğer bölüm ise "(...) yeni vuku bulan Kahramanmaraş olayı, Türkeş ve Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yusuf Ö. başta olmak üzere, MİT'ten Şahap H., Ali K., Mehmet K., Avukat Metin E., Nart K.'nın müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır." Bugüne kadar, özellikle Maraş ve Çorum olaylarında MİT'in parmağı olduğuna dair iddialar ortaya atılıyordu. Ancak ilk kez açık açık isimlere yer veriliyor. Biz de soyadları bizde saklı kalmak üzere isimlerini yayımlıyoruz.

Olaylardan yaklaşık 28 yıl sonra gün ışığına çıkan bu isimleri içeren rapora Rıdvar Akar ve Can Dündar ulaştı. Bu ve benzeri birçok bilginin yer alacağı kitap ise önümüzdeki günlerde İnce Yayınları'ndan çıkacak. Dündar, konuya ilişkin şunları söylüyor: "Ecevit'in ölümünden önce evindeki arşivinde, izni ile araştırma yaptık. Arşivde gerçekten önem taşıyan tutanakların, raporların bulunduğunu gördük. Maraş'a ilişkin olan, bu önemli belgelerden bir tanesiydi. Anlaşılan o ki MİT içinde, Bülent Ecevit başbakanlığa geldiği zaman bilgi aktaran bazı çevreler vardı. Ve bunların ciddi haber kaynaklarının olduğu da Ecevit'in üzerlerine düştüğü notlardan anlaşılıyor; şu an sizde olan da bu belgelerden biri. Bu bir ihbar mektubu, o nedenle ihtiyatla yaklaşmak gerekir ama hem resmi görevli bir istihbaratçıdan gelmiş olması hem dönemin başbakanının ciddiye alıp ilgilenilmesi gerektiğini düşünmesi bizim için önemli ve anlamlı kılıyor. Ecevit, bu belgeye ilişkin değil ama genel olarak; 'Biz iktidarımız süresince bunların üzerine gitmeyi çok istedik ama başta yeterince güçlü değildik, geldiğimizde de yeterince zaman yoktu' diyordu."

Ecevit'in özel arşivine giren diğer bir isim Rıdvan Akar ise şöyle bir yorumda bulunuyor: "Ecevit'in başbakan olduğu döneme ilişkin, MİT'le ilgili iki farklı rapor bulunuyordu. İçerik olarak bakıldığında; teşkilat içinde kendilerini sosyal demokrat ya da Atatürkçü olarak nitelendiren MİT elemanları tarafından Sayın Ecevit'e hazırlanmış. Sizdeki raporda ise bir istihbaratçı, teşkilattaki MHP ve AP'li kadrolaşma ile ilgili tek tek isim vererek adeta ihbar ediyor. Ancak bana göre asıl önemli olan şu; Maraş olayları ile ilgili çok önemli bir meseleden söz ediliyor; ancak Bülent Ecevit, konuya ilişkin bir tasarrufta bulunmamış, soruşturma açmamış, ihbar kabul etmemiş. Raporun üzerinde Ecevit'in 'ciddi bir kaynaktan verilmiştir' notu var. Maraş, Türkiye'yi darbeye götüren en önemli taşlardan biridir. Sonuçta olaylara üç gün süreyle asker müdahale etmemiştir. Bu soruyu yönelttiğimiz Kenan Evren, 'Yeterli gücümüz yoktu' diyor. O dönemde Türkiye'nin askeri gücü 500 bindi. Alexander Pack olayı da çok ilginç. Özellikle kitle katliamlarının olduğu yerlerde dolaşması ilgi çekici. Pack'in, 1970'lerin Anadolu coğrafyasında il siyasilerine gidip buralarda Alevi-Sünni çatışmasının olup olmayacağını sorması ve ardından söz konusu yerlerde Alevi-Sünni adı altında olaylar yaşanması araştırmaya son derece değerdir. Yaptığı görüşmelerde, 'Biz İran'ı kaptırdık ancak Türkiye'yi kaptırmayacağız' demiştir.

Bu, ABD'nin İran müttefikini kaybettikten sonra Türkiye'ye ilişkin önlemler aldığı anlamına gelmektedir. Askeri darbeden hemen sonra Başkan Carter'in kulağına fısıldanan 'Bizim çocuklar yaptı' cümlesi ile. Pack'in soruları arasındaki bağlantı araştırılmalıdır. Pack'in Türkiye'den ayrıldıktan sonra ABD'de de hangi kurumlarda çalıştığının ortaya konulması bile çok önemlidir."

* * *

GAZETECİ RIDVAR AKAR VE CAN DÜNDAR'IN, ECEVİT'İN ÖZEL ARŞİVİNDEN ULAŞTIĞI RAPOR:

"Ciddi bir kaynaktan gönderilmiştir. B.E."

3 Ocak 1979 tarihli bu rapor ya da bilgi notunun üzerinde, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in kendi el yazısıyla, "Ekli bilgi çok önemli bir kaynaktan verilmiştir. Değerlendirilmesinde yarar vardır. B.E." ibaresi yer alıyor. Rıdvan Akar ve Can Dündar'ın, vefatından önce izniyle, Bülent Ecevit'in arşivinde elde ettikleri bu 'özel notu' aynen yayımlıyoruz. Yani imla hatalarını ya da tashihlerini düzeltmeden. Sadece anlaşılmayan bazı kelimelerin doğrusuna parantez içerisinde yer vererek:

isyanateşiyiz62
05-01-2007, 07:14 AM
2- C.H.P. İktidarı devraldıktan sonra, vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas ve Kahraman Maraş) çıkacağına dair bir iki ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve milyonlar mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermeleri bir tarafa, üstelik olayın yaratılmasında en etkin rol oynamışlardır. Nitekim yeni vuku bulan Kahraman Maraş olayı, başta Türkeş, Kahraman Maraş Milletvekili Mehmet Yusuf Ö. olmak üzere, MİT'ten Şahap H. Ali K, Mehmet K., Avukat Metin E., Nart K.'ın müşterek planlamaları ile çıkarılmış. (Soyadları bizde saklı)

3- Teşkilatın en iyi, dürüst, şerefli, kanunların uygulayıcısı olup, 1975-1976 senelerinde Adana ve bölgesi Daire Başkanlığı yapan Selahattin Y., gerek Anarşik olaylar ve gerekse Silah Kaçakçılığının en çok vuku bulduğu Adana Bölgesi'nde gösterdiği insan üstü gayretle tamamiyle yok etmiş, en sonunda uzun takip sonunda yakaladığı 12 MHP'li Genel Savcılığa teslim edip tevkifini isteyince, yardımcısı, Mart K. (Editörün notu: Doğrusu Nart K. olabilir) gizlice durumu Şahap H'ye, o da Türkeş'e bildirince Türkeş Gençlerin tevkiflerini önleyemeyince, bu kere Selahattin Y.'un Adana'dan uzaklaştırılması için her çareye baş vurmuş neticede; Teşkilatın üstten yaptıkları ba...?...ları şerefine yediremeyerek emekliye ayrılmak mecburiyetinde kalmıştır. Selehattin Y.'un ayrılmasıyla Adana Bölgesini ele geçiren Türkeş, derhal oraya Şahap H.'in tavasutuyla Nazif A.'u tayin ettirerek Güney Bölgesi ele geçirmiş ve Kahramanmaraş olayını hatlıkla tertip ettirmiştir. Eğer MİT olayın içinde olmasaydı, muayyen m........? rakları olan Kahramanmaraştan her türlü istihbaratını aylar evvel alır v....? (ve) olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.

4- M:H:P nin bir organı haline gelen MİT, C:H:P: zamanın meydana g...? Len büyük olayları, yapan ve yaptıran M:H.P: lilere ait hiçbir istihbarat ve bilgi verilmeyip saklanmış, sadece sola ait bilgiler aktarılmak suretiyle olayı sola mal etmiştir.

5- Kurulan sıkı yönetim mahkemelerine, sağa ait raporların verilmemesi, sadece sola ait raporların verilmesi hususunda Türkeş'in MİT'deki bu elemanlarına talimat vermiştir. Bu şahıslar aynı uygulamanın çabası il.....? (ile) solu mahkum ettirmek, sağı serbestliğe kavuşturmaya çalışmaktadır. Bu uy.....? lama (uygulama) Türkeş'in tlimatı (talimatı) dahilinde çok gizli tutulmaktadır.

ALINACAK ÖNLEM VE TEDBRLER (TEDBİRLER)

Türkiye'deki olayların önlenebilmesi için, MİT'in tam manasıyla görev yapmasına bağlıdır. Bu yapılmadıkça hiçbir olayın önlenmesine imkân ve ihtimal asla olamaz zira bugün MİT gayesinden saptırılmış olup MHP'nin ülkü ocakları durumuna gelmiştir. Olayın zuhur edeceğini önceden haber vermesi gerekirken, bilfiil olayın yaratılması faali durumuna gelmiştir.

Bir dakikalık zaman kaybına meydan verilmeden raporda belirtilen kişilerin görevlerinden uzaklaştırılmasını, hareketin teşkilat içerisinde daha fazla genişletmeden çnlemek (önlemek) lazımdır.

Ayıracağımız bu kişiler yerine getirilecek kişilerin de çok iyi seçilmiş olması şarttır. Hepsini bir anda görevden alma imkanı yoksa,...?., başta tayin işlerini yapan idari işleri başkanı Teyfik K. (soyadı Tempo'da saklı) derhal..?., görevinden alınmasını, onun yerine, Selehattin'in atanmasını Selehattin Y. Atandıktan sonra o bu şahısları ve bunların paralelinde olan kişilei (kişileri) tamami ile ayıklar, teşkilat rayına oturarak asli görevine yöneltikten (yöneltildikten) sonra bü? (bu) anarjik olaylar önlenir. Hükümet ve memleket de huzura kavuşur.
Eski Adana ve Bölgesi Daire Başkanlığından zoraki emekliye se..?len (sevk edilen) Selahattin Y., bütün teşkilat fertlerinin en küçüğünden en büyüğüne kadar tanıdığı gibi, dürüstlüğü (,) cesurluğu, vazifeye düşkünlüğü, hatasız iş yapmıyacağı (yapmayacağı) vazifesini tam yapanı takdir, yapmıyanları (yapmayanları) tekdir ettiğini vazifede bıraktırmayacağı hususları herkesçe bilindiği için, İdari İşlere atmasıyla bütün teşkilat üzerinde büyük bir etki yapacaktır, Türkeş'ciler ..?necek (Türkeşçiler tükenecek), diğerleri cesaretlenecek-tir. Bu moral büyük etki yapacaktır.

Bu nedenle Teyfik K.'nın, İdari İşler Başkanlığından alınıp pasif bir göreve, Selahattin Y.'un da İdari İşler Başkanlığına atanması ..?pılırsa (yapılırsa), anında Teşkilatın %50? Düzeldiğine kanatınız hasıl olsun.

SONUÇ:

Yukarıda arz ve izah ettiğim hususlar vatan ve millet sevgisinden ileri gelmektedir. Milletimizin huzura kavuşması, kardeşin kardeşe düşman edilmemesi, şimdiye kadar zuhur etmiş olan acıların son bulması, yenisinin zuhur etmemesi için, hadiselerin kökeninde yatan MİT teşkilatında gereken bu acil organizasyonun yapılmasını önemle arz ederim. 3/1/1979

HAMİT H.

"Babamın da başbuğumun da ömürleri iftiralarla geçti"

Ecevit'e iletilen 'özel not'ta, Maraş olaylarını tertipleyenlerden biri olarak adı geçen, aynı zamanda Alparslan Türkeş'in akrabası olan Şahap H. ile ilgili iddiayı, oğlu, MHP'de siyaset yapan Hamit H.'ye sorduk: "Bu yeni bir şey değil, bu tamamıyla solun, rahmetli Türkeş'in akrabası diye babamla uğraşmalarının sonucu. Bazı senaryo düşkünlerinin yaptığı bir şey. '1 Mayıs'ı devlet yaptırdı, Maraş olaylarını devlet yaptırdı' diyorlar; devlet vatandaşına böyle bir şey yapar mı? Büyük bir suçtan söz ediliyor, varsa devlet bu suçu boş bırakır mı? Ecevit, başbakandı, varsa neden boş bıraktı? Yapsaydı bir şeyler olmaz mıydı? Babamın da rahmetli başbuğumun da ömürleri böyle iftiralarla geçti. Ortada senaryo var, yöneltilen suç var, kanıt yok. Bu üzerinde konuşmaya bile gerek olmayan bir şey, raporu kimin yazdığı bile belli değil. Bunlar tamamen iftira. Devlet kendisine böyle bir şey yapmaz, yapsa eline ne geçecek?"

EDİP Ö.

"Beni Maraş'ta MİT sorguladı"

Ecevit'e iletilen 'özel not'ta, Maraş olaylarını organize eden isimlerden biri olarak dönemin MHP Milletvekili Mehmet Y. Ö. de yer alıyor. Biz de konuyu, MHP'nin eski milletvekilerinden, bugün BBP'de siyaset yapan oğlu Edip Ö.'ye sorduk: "Kahramanmaraş olaylarından takriben bir sene önce benimle birlikte birçok genç göz altına alındı; 1978'in 15 Nisan'ında MHP, Ankara'da büyük bir miting gerçekleştirdi. Babam partinin milletvekili, ben de stajyer avukatlık yapan, 23 yaşlarında, partinin sempatizanıyım. Mitingde yer alan mehter takımı da Maraş MHP Teşkilatı'nın mehter takımıydı. Mehter takımı başta olmak üzere, Maraş'tan mitinge gidenlerin hepsi, dönüşlerinde 16 Nisan sabahı gözaltına alındı; gerekçe olarak ise Maraş'ta o güne kadar meydana gelen bombalama gibi olaylar gösterildi. Ben de bir gün sonra 17 Nisan'da Maraş'a gittim; babamın bürosunda oturuyorum, bir tanıdık polis gelip bana, 'Biraz evvel kulağımla duydum; seni gözaltına alınanların arasına almak istiyorlar, biraz dikkat etsen iyi olur. MHP milletvekilinin de oğlunu alırsak iş iyi olur diye konuşuyorlardı' dedi. Akşam eve gittikten sonra polisler gelip evi arayarak beni de alıp diğer kişilerin yanına götürdüler.

Oldukça işkence gördüm. Beni sorgulayanlar arasında 'Ankara'dan MİT'ten geldim, bizi hükümet gönderdi. Senin suçlu olduğuna inanmıyoruz, ama bu suçları kabul etmen lazım' diyenler vardı. İmzalatmak istedikleri ise Maraş'ta meydana gelen birçok olaydı ve 'Talimatı MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadi Somuncuoğlu'ndan aldım' yazılıydı. İmzalamadım. Mahkeme kararıyla tutuklandım ve bir buçuk yıl kaldım. Davalarım 1985'e kadar devam etti. Üç dosyadan idamla yargılandım. Sol görüşlü bir gazete (Editörün notu: Adı bizde saklı) 1978 sonunda bir manşet attı; 'Edip Ö. ve Esir Türkleri Kurtarma Örgütü-ETKO, Kahramanmaraş Cezaevi'nde isyan çıkaracak.' Biz bu haber üzerine Ulucanlar Cezaevi'ne gönderildik. Tahliye beklerken Kahramanmaraş olayları çıktı. Olayların ilk günü o sol gazete yine manşetinde 'ETKO Maraş'ta intikam alıyor' dedi. Oysa benim hiç ilgim yoktu ve öyle bir örgüt de yoktu. Bu gazete tahkikatı adeta yönlendirdi. Olaya ilişkin savcılık hâlâ iddianame hazırlamamışken gazete 'açıklıyoruz' diyerek ve MHP'lileri suçlayan bir sözde iddianame yayımladı. İlginçtir, bu iddianame ile savcının hazırladığı iddianame bire bir aynıydı. Biz aynı kalemden çıktığını düşünüyorduk; paragraflar bile aynıydı.

Bir Alevi-Sünni çatışması oldu; bu bir senaryoydu ve bunu kim yapabiliri aradılar; baktılar ki benim içinde olduğum duruma göre; babam MHP'li, ben MHP sempatizanıyım, cezaevine girmişim, adımı ETKO ile birleştirmişler... Türkeş'in ve babamın suçlanması için yapıldı. Amaç ülkücüleri sıkıştırmaktı. Ama sonuçta ben 8 yıl sonra beraat ettim."

* * *

Kahramanmaraş, 28 yıl sonra bile 'yüzleşmeye' hazır değil. 111 insanın 'öldürülmesi' değil, 'vahşice katledilmesinin vicdanlarda henüz hesabı görülmemiş... Bu nedenle insanlar, 'unutmayı ve hiç hatırlamamayı' konuşmaya tercih ediyorlar. Konuşanlar ise 'azla' yetiniyor.

isyanateşiyiz62
05-01-2007, 07:16 AM
KAHRAMANMARAŞ'TA MAĞDURLAR, TANIKLAR, SANIKLAR ANLATTI

"HEPİMİZİ KULLANMIŞLAR"

Tarih: 28 Aralık 2006. Yer: Kahramanmaraş Yörükselim Mahallesi. Ahırdağı diye bilinen mevkide, Sulutarla yolu üzerinde bulunan, ormanlık alanı kesen cadde üzerindeyiz. 28 yıl evvel, 19 Aralık 1978 günü başlayan, özellikle Alevi vatandaşların yaşadığı Yörükselim Mahallesi'nde yaşanan 'katliam'ın yaşandığı bölgedeyiz.

Tanık, sanık ve mağdurlardan birilerini bulabilme ümidiyle geldiğimiz Kahramanmaraş'ta, görüyoruz ki aradan geçen 28 yıla rağmen kimse yüzleşmeye hazır değil. Eski anıların bir 'hortlak' gibi bugünü boğacağından korkuyorlar. Çünkü Alevi bir mağdur, bugün ticaretle uğraşıyor ve en iyi müşterisi MHP'li. Bize söylediğiyse, "Bu olayları tekrar kaşımanın anlamı yok." Kahramanmaraş'taki araştırmamızda dört isme ulaşabildik. Bunlardan biri, 1978 yılında Çiçek Sineması'na yönelik bombalama olayında Ökkeş Kengir'le (Şendiller) birlikte yargılanan üç numaralı sanık Yunus İlhan'dı. 28 yıldır hiç konuşmayan, geçen aylarda MHP üyeliğinden istifa eden, bugün ressamlık yapan Yunus İlhan, altı kez idamdan yargılanıp 13 yıl cezaevinde yatmasına rağmen, olaylarda herhangi bir rolü olduğunu kabul etmiyordu. Diğer önemli bir isimse, Maraş'ta çok az sayıda kalan Alevi vatandaşlardan biri. Hatta katliamın gerçekleştiği Yörükselim Mahallesi'ndeki aynı evde oturan 71 yaşındaki Mehmet Kapan. Yeğeni Hamit Kapanla birlikte olayların baş sorumlusu olarak yargılandıklarını söyleyen Mehmet Kapan'ın, 28 yıl sonra anlattıkları gerçekten çarpıcı. Diğer bir isimse, o dönem olaylarda önemli bir rolü olan TÖB-DER üyesi öğretmen Sıddık Elbistanlı. Özellikle öldürülen iki öğretmenin cenazesine ilişkin tanıklıkları, evinin yakılması ve öldürülmekten nasıl kurtulduğunun öyküsü de ilginç. Son isimse yine o dönem 18 yaşında olan Türkiye İşçi Köylü Partisi üyesi tanık Yaşar Akpınar. Tüm bu isimler 28 yıl önceye döndüklerinde olaylara ilişkin söyledikleri şey ortak: "Hepimizi kullanmışlar."

YÖRÜKSELİMİN BUGÜNKÜ HALİ

Kahramanmaraş merkezindeki Yörükselim Mahallesi. 70'li yıllarda Alevi vatandaşların yoğunluklu olarak yaşadığı bir bölgeydi. 19 Aralık 1978'i izleyen günlerde bu mahallede yaşanan katliam. Alevilerin büyük oranda göç etmesine neden oldu.

SIDDIK ELBİSTANLI / TÖB-DER ÜYESİ ÖĞRETMEN


"Duyduğum kokunun, yakılan insan eti kokusu olduğunu düşündüm"

Halen öğretmenlik yapan Sıddık Elbistanlı, Maraş katliamında, canını zor kurtardığını söylüyor: "Maraş'ı terk edenlerdenim. Adıyaman'a göçtük. Öldürülen öğretmen Mustafa Yüzbaşıoğlu'nu tanırdım. Kendisi ne Alevi'dir, ne de Kürt'tür. Sadece bir TÖB-DER üyesiydi. Onun yanında öldürülen Hacı Çolak da arkadaşımızdı. Olaylarda bizim evimiz taşlandı. Bir akşamüzeri 'yakacaklar' haberi alır almaz evimizi terk ettik. Bunu kimler yapıyor biliyoruz ama asıl yaptıranlar kimler? Her ülkücü saldırgan değildi o zaman. Bir duyduk iki öğretmen öldürülmüş. Bu olayların tepe noktasıydı. Cenaze kaldırılmak için önce hastaneye, morga götürüldü. Üç-dört saat sürdü bir otopsi. Öğretmenlerin cenaze namazının Ulu Cami'de olmasına karar verilmiş. Olaylar orada hazırlanmış. Karşı taraf belli bir hazırlık yapmış. Birbiriyle hiçbir araya gelmeyen sol gruplar orada cenaze için bir araya gelmişlerdi. Herkes kafasına göre bir davranış sergiledi. Ben Türk Bayrağı serelim tabutun üzerine' dedim. Karşı gruptaki insanlar da Türk Bayrağı sallıyorlardı caminin içinden. Çok özel bir anım var. En öndeydim ben, cenazeyi götürüyoruz. Bir-iki kişi içimizden sağa sola taş atmaya çalışıyordu. Önlemeye çalışıyorduk. Bir baktık en önümüzde, yüzünde mendil olan, tanımadığımız, yüzü kapalı insanlar. Cenazemize bayrağımızı örttürmediler bize. Kaleden taş yağdırmaya başladılar. O biraz kalabalığın dağılmasına sebep oldu. Sonra camiden de taşlar geldi. Sonra silah sıkanlar oldu. Sağdan soldan. Bu sırada tabut yere düştü. Camiye 200 metre falan kalmamıştı. 'Komünistlerin cenazesini kıldırtmayız' falan, dediler. O sırada cenaze yere düştü. Biz de onur meselesi yaptık, 'Omzumuza alacağız' dedik cenazeyi. O sırada asker yetişti. Bir cemseyle geldiler orada yardımcı oldular, cenazeyi cemseye yükledik. Yolda halkın da çok cahilce, fırsatçı davrandığını gördük. 'Şu hainlere bir taş da ben atayım' diyenler oldu. Cemsenin içindeyken bile taşlar atanlar oldu cenazeye. Ulu Cami'ye değil de geldiğimiz yöne Yörükselim'e, hastane tarafına çıktık tekrar. Cenazeler sonra hastaneden herkesin memleketine gönderildi. Burada gömülmedi. Maraş o şekilde ilk günü atlattı.

Cenaze namazının kılınmadığı duyulunca, ortalık sakinleşti. Eve gidip yattım. Sabaha karşıydı, bir sela sesi duydum ben, Mağaralı'dan geliyordu ses. 'Eyvah' dedim 'Maraş artık karışır'. Gerçekten de sabahleyin sesler gelmeye başladı. O gün evden dışarı çıkamadık. Bu arada gece olaylar olmuş. Biri gitmiş dükkânlara, evlere falan saldırmış. Bizim evi de hedef alıp kendilerince bizi de yakalamak istediler. İki kere geldiler. Ülkücüler, Maraş'ı kurtarılmış bölge olarak düşünüyorlardı. Soluk aldırmıyorlardı. Akşama bize haber geldi, Abdurrahman dayım vardı, onun da torunu

ferhat_gs
05-01-2007, 07:37 AM
Sağolasınn kardeş

astokomlu
04-06-2007, 03:03 AM
"Bu dönemde gittiği her yerde olaylar çıkmasıyla bilinen Pack denilen kişinin CIA ajanı olduğu biliniyor. Kahramanmaraş, Malatya, Çorum ve Amasya'da da görüşmeler yaptığı, bu görüşmelerinde de gerek MHP'den gerek CHP'den gerek AP'den, değişik insanlarla temasta bulundu. Bu insanlara da genellikle Çorum'daki gelişmelerin bir sağ-sol ekseninde mi, yoksa bir Alevi-Sünni ekseninde mi olacağını sordu, bu konudaki tahminlerini aldı. Çorum'da uzun süre kalmıştı." Pack, Çorum olaylarından kısa bir süre sonra sessiz sedasız Türkiye'yi terk etti.



'Biz İran'ı kaptırdık ancak Türkiye'yi kaptırmayacağız' demiştir.




Ecevit, bu belgeye ilişkin değil ama genel olarak; 'Biz iktidarımız süresince bunların üzerine gitmeyi çok istedik ama başta yeterince güçlü değildik, geldiğimizde de yeterince zaman yoktu' diyordu."



Kenan Evren, 'Yeterli gücümüz yoktu' diyor. O dönemde Türkiye'nin askeri gücü 500 bindi.




Teşkilatın en iyi, dürüst, şerefli, kanunların uygulayıcısı olup, 1975-1976 senelerinde Adana ve bölgesi Daire Başkanlığı yapan Selahattin Y., gerek Anarşik olaylar ve gerekse Silah Kaçakçılığının en çok vuku bulduğu Adana Bölgesi'nde gösterdiği insan üstü gayretle tamamiyle yok etmiş, en sonunda uzun takip sonunda yakaladığı 12 MHP'li Genel Savcılığa teslim edip tevkifini isteyince, yardımcısı, Mart K. (Editörün notu: Doğrusu Nart K. olabilir) gizlice durumu Şahap H'ye, o da Türkeş'e bildirince Türkeş Gençlerin tevkiflerini önleyemeyince, bu kere Selahattin Y.'un Adana'dan uzaklaştırılması için her çareye baş vurmuş neticede; Teşkilatın üstten yaptıkları ba...?...ları şerefine yediremeyerek emekliye ayrılmak mecburiyetinde kalmıştır. Selehattin Y.'un ayrılmasıyla Adana Bölgesini ele geçiren Türkeş, derhal oraya Şahap H.'in tavasutuyla Nazif A.'u tayin ettirerek Güney Bölgesi ele geçirmiş ve Kahramanmaraş olayını hatlıkla tertip ettirmiştir. Eğer MİT olayın içinde olmasaydı, muayyen m........? rakları olan Kahramanmaraştan her türlü istihbaratını aylar evvel alır v....? (ve) olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.




M:H:P nin bir organı haline gelen MİT, C:H:P: zamanın meydana g...? Len büyük olayları, yapan ve yaptıran M:H.P: lilere ait hiçbir istihbarat ve bilgi verilmeyip saklanmış, sadece sola ait bilgiler aktarılmak suretiyle olayı sola mal etmiştir.


evet.. görülüyor ki tarihin tozlu raflarında birçok sır yatıyor.. bunu bir kez daha gördük..

dış güçlerin etkileri..

mevcut yönetimlerin yapamadıkları (yapmadıkları)..

derin devlet gerçeği vs..

artık tarihle yüzleşme gerçeği birkez daha kendini gösteriyor..

Parpali
04-06-2007, 03:14 AM
evet.. görülüyor ki tarihin tozlu raflarında birçok sır yatıyor.. bunu bir kez daha gördük..

dış güçlerin etkileri..

mevcut yönetimlerin yapamadıkları (yapmadıkları)..

derin devlet gerçeği vs..

artık tarihle yüzleşme gerçeği birkez daha kendini gösteriyor..

sadece tarihmi can sadece tarihmi kendi vicdanlarıylada yüzleşecekler bu soy....lar...

onca insanımızın (can'ın) ahı onlara yeter zaten...

Ebru
04-06-2007, 04:11 AM
mücadele ediyoruz etmeliyiz canlar;maraşta, çorum da, sivas ta, gazide
ve vereceğiz mücadelemizi yüzyllarca
susturamayacaklar bizleri
güçleri yetmeyecek
artık teslim olacak bu zifiri karanlıklar aydınlıklara
çünkü mücadelemizi vereceğiz CANLAR; BARIŞA UMUTLA!!!

astokomlu
04-06-2007, 10:58 AM
sadece tarihmi can sadece tarihmi kendi vicdanlarıylada yüzleşecekler bu soy....lar...

onca insanımızın (can'ın) ahı onlara yeter zaten...


vicdan mı ? hangi vicdan sayın parpali..

vicdanı olan insanlar bu canilikleri yapar mı ?

ama dediğin gibi.. onca insanın ahı Ulu Divan'da onların boynunda bir kement olarak kendini gösterecektir..

astokomlu
05-06-2007, 01:45 AM
mücadele ediyoruz etmeliyiz canlar;maraşta, çorum da, sivas ta, gazide
ve vereceğiz mücadelemizi yüzyllarca
susturamayacaklar bizleri
güçleri yetmeyecek
artık teslim olacak bu zifiri karanlıklar aydınlıklara
çünkü mücadelemizi vereceğiz CANLAR; BARIŞA UMUTLA!!!

Kerbela'dan bugüne.. inancına dik duruşuyla sahip çıkan bu toplum malesef en ağır zulümlere maruz kaldı.. yine de yolundan dönmedi..

mücadele devam edecek sayın can.. karanlık, aydınlığın içinde yok olacak..

Ebru
05-06-2007, 06:07 AM
Kerbela'dan bugüne.. inancına dik duruşuyla sahip çıkan bu toplum malesef en ağır zulümlere maruz kaldı.. yine de yolundan dönmedi..

mücadele devam edecek sayın can.. karanlık, aydınlığın içinde yok olacak..

tek temennimiz budur can, bu zulmün son bulması...
hz. Hüseyinden bu yana süregelen mervan soyunun bir gün son bulması...
tek çözüm birlik olmakta...

kocubaba
31-07-2007, 11:11 AM
evet tek cozum birlik olmak
olayın oldugu donemde maraş vali yardımcısı ve emniyet muduru abdul kadir aksu şimdi iç işleri bakanı bir ilin idareciligini yapamayan kişi şimdi koskoca bir ülkenin iç işleri bakanı.yarının nelerle karşılasacagımız belli deil canın dedigi gibi birlik