Rojaazme
25-12-2006, 08:14 AM
ANADOLUYA IŞIK VERENLER...............................Gülağ ÖZ
(Bu kısa yazı bir takvimin kısa tanıtımı için hazırlanmıştır)
Türklerin Anadolu’ya yerleşmeye başladıkları 12. Yüzyıl’da bu topraklarda tarihin derinliklerinden kalma bir çok kavim yaşamaktadır. Bu yerleşik halkın milliyeti ve dini ne olursa olsun onlarca uygarlığın yaşadığı toprakların ürünü olmaları yadsınamaz.Göçebe bir topluluk olarak Anadolu uygarlığı topraklarına ayak basan Oğuz boyları bu kültür tarafından yadsınamadı, dışlanamadı, kısa sürede bir kaynaşma oluşmaya başladı. Her ne kadar Selçuklu devlet yapısı içerisindeki Arap- Acem kültürü resmileşse de Oğuzların taşıdığı öz kültür Anadolu insanına da yabancı gelmeyerek bir etkileşim kısa sürede kendisini göstererek 13.yüzyılın dev kültürünün yaratılmasını sağladı. Moğolların Türk yurtlarını sürekli tehdit ve işgali sonucu Anadolu’ya halkla birlikte gelen Horasan Tasavvuf okulu bilginlerinin de kendi geleneksel tasavvuf düşüncesini yaymaları kaçınılmazdı.
Anadolu Selçuklu medreselerinde verilen Fars eğitim yapısı gerek Anadolu yerleşik aklına gerekse Oğuz göçerlerine ters gelmekteydi. Bu anlamda Horasan kökenli Anadolu Erenleri adıyla da anılan bilginler ister istemez kendi okullarını oluşturma gereğini duymuşlardır. Tamamen Türkçe ye dalı eğitim kurumları Ocak ya da tekke denilen kurumlar aracılığıyla yapılmaktadır. Şimdi bu kurumların başında bulunan bilgin ya da Anaolu Erenlerinin çok kısa biyografileriyle tanıtmaya çalışacağız.
Bu çalışmamızda kronolojik tarih sıralamasına sadık kalarak hatta bazı erenleri de atlayarak bir portre çıkartmaya çalışacağız.
DEDE KARGIN :
Kaynakların satır aralarında sıkça sözünü ettiği bu Türkmen babasının gerçek yaşamına ilişkin çok bilgi ulunmamaktadır. Buna karşın Anadolu aydınlanmasında büyük bir ışık olduğu kesindir. Çünkü onunla ilgili en detaylı bilgiyi Baba İlyas’ın torunlarından Elvan Çelebi vermektedir. Kendisinden övgüyle söz eden Elvan Çelebi dedesi Baba İlyas’ın doğrudan doğruya Dede Kargın ocağına bağlı olduğunu söylemektedir. Bundan anladığımız şudur ki Anadolu Erenlerinin ilki konusunda bilgi edinmemizi de sağlamaktadır. Hacı Bektaş Velayetmamesi onun Güneydoğu Anadolu’da aşayan bir Türkmen babası olarak anmaktadır. Velayetname’den aşağı yukarı bir asır önce yazılmış olan Elvançelebi menakıbnamesinde daha farkılı ve geniş bilgiler vardır ki buna itibar etmek durumundayız.Buradan edinilen bilgilere göre Dede Kargın Moğol istilası önünden kaçarak Anadolu’ya 1200 lerin başında gelip Elbistan yöresine yerleştiği anlaşılmaktadır. Aynı eser’de Elvan Çelebi ünlü Anadolu evliyalarından Aynu devle, Şeyh Osman, Bağdı Hacı, Mihman Hacı ve Baba İyas’ın Dede Kargın halifelerinden olduğunu belirtmektedir.
Bu gün için Anadol’nun bir çok yerinde dede Kargın makamlarının olduğu sanılmaktadır. Çünkü çoğu bölgede onun adı sıkça anılmakta ve yaygınlaşmaktadır. Anadolu Oğuz boylarının bazılarının da Dede Kargına bağlı olduğu bazı kayıtlardan çıkmaktadır. A.Yaşar Ocak, 3. Murat dönemine ait bir defterde Dulkadirli oymağından 24 tanesinin “ Cemati dede Kargın diye kayıtlı olduğunu belirtmektedir.
Bu gün için Anadolu’nun bazı bölgelerinde tesbit edilebilen Dede Kargın Ocakları şöyledir. Diyarbakır Bismil ilçesinde Alevi köylerinin bulunduğu alanda Dede Kargın Ocağı bulunmaktadır. Ayrıca Malatya Fethiye İlçesinde Dede Kargın Köyü, Maraş Pazarcık yöresinde Dede Kargın Köyleri, Çubuk Kargın Köyü ile birlikte Ankara Kale İçinde bugün Zenger Paşa Konağının içinde Dede Kargın Ocağı bulunduğunu Enver Behnan Şapolyo Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi kitabında ayrıntılı olarak vermektedir.
EBUL VEFA
Ebul Vefa bir Horasan Ereni olarak Anadolu bilgin erenlerini oldukça etkilemiş ve onların mürşidi konumundadır. İran’ın Kusen kentinde dünyaya gelmiştir. Anadolu Alevi kültürünün temel taşlarından birisi olarak bize yansımaktadır. Onun fikirleri bir ok zümreyi etkisi altına almıştır. Anadolu Türkmen Aleviliğinin birinci harcı olan Baba İlyas’ın da Ebul Vefa’ya bağlı olduğu bilinmektedir. Araştırmacı Nejat Birdoğan Ebul Vefa kültürü hakkında şu tümceleri kullanmaktadır. “Ebu Vefa kültürü olmasaydı Anadolu’daki kimi erenlerin, Türk olsun, Kürt olsun kültürleri olmayacaktı. Giderek Hacı Bektaş kültürünün bile olacağı kuşkuluydu”
Horasan’da eğitine başlayan Ebul Vefa yaşamının büyük bir bölümünü Bağdat‘da geçirmiştir. Tasavvufi bilgilerinin dışında matematik, fizik alanında da büyük bir ünü vardır. Özellikle trigonometri konusunda oldukça çalışmaları vardır. Sinis hesaplamalarının da Ebul vefa tarafından geliştirildiğini batılı bilim adamları açıkça söylemektedir. Bağdat’ta 1017 tarihinde ölmüştür.
(Bu kısa yazı bir takvimin kısa tanıtımı için hazırlanmıştır)
Türklerin Anadolu’ya yerleşmeye başladıkları 12. Yüzyıl’da bu topraklarda tarihin derinliklerinden kalma bir çok kavim yaşamaktadır. Bu yerleşik halkın milliyeti ve dini ne olursa olsun onlarca uygarlığın yaşadığı toprakların ürünü olmaları yadsınamaz.Göçebe bir topluluk olarak Anadolu uygarlığı topraklarına ayak basan Oğuz boyları bu kültür tarafından yadsınamadı, dışlanamadı, kısa sürede bir kaynaşma oluşmaya başladı. Her ne kadar Selçuklu devlet yapısı içerisindeki Arap- Acem kültürü resmileşse de Oğuzların taşıdığı öz kültür Anadolu insanına da yabancı gelmeyerek bir etkileşim kısa sürede kendisini göstererek 13.yüzyılın dev kültürünün yaratılmasını sağladı. Moğolların Türk yurtlarını sürekli tehdit ve işgali sonucu Anadolu’ya halkla birlikte gelen Horasan Tasavvuf okulu bilginlerinin de kendi geleneksel tasavvuf düşüncesini yaymaları kaçınılmazdı.
Anadolu Selçuklu medreselerinde verilen Fars eğitim yapısı gerek Anadolu yerleşik aklına gerekse Oğuz göçerlerine ters gelmekteydi. Bu anlamda Horasan kökenli Anadolu Erenleri adıyla da anılan bilginler ister istemez kendi okullarını oluşturma gereğini duymuşlardır. Tamamen Türkçe ye dalı eğitim kurumları Ocak ya da tekke denilen kurumlar aracılığıyla yapılmaktadır. Şimdi bu kurumların başında bulunan bilgin ya da Anaolu Erenlerinin çok kısa biyografileriyle tanıtmaya çalışacağız.
Bu çalışmamızda kronolojik tarih sıralamasına sadık kalarak hatta bazı erenleri de atlayarak bir portre çıkartmaya çalışacağız.
DEDE KARGIN :
Kaynakların satır aralarında sıkça sözünü ettiği bu Türkmen babasının gerçek yaşamına ilişkin çok bilgi ulunmamaktadır. Buna karşın Anadolu aydınlanmasında büyük bir ışık olduğu kesindir. Çünkü onunla ilgili en detaylı bilgiyi Baba İlyas’ın torunlarından Elvan Çelebi vermektedir. Kendisinden övgüyle söz eden Elvan Çelebi dedesi Baba İlyas’ın doğrudan doğruya Dede Kargın ocağına bağlı olduğunu söylemektedir. Bundan anladığımız şudur ki Anadolu Erenlerinin ilki konusunda bilgi edinmemizi de sağlamaktadır. Hacı Bektaş Velayetmamesi onun Güneydoğu Anadolu’da aşayan bir Türkmen babası olarak anmaktadır. Velayetname’den aşağı yukarı bir asır önce yazılmış olan Elvançelebi menakıbnamesinde daha farkılı ve geniş bilgiler vardır ki buna itibar etmek durumundayız.Buradan edinilen bilgilere göre Dede Kargın Moğol istilası önünden kaçarak Anadolu’ya 1200 lerin başında gelip Elbistan yöresine yerleştiği anlaşılmaktadır. Aynı eser’de Elvan Çelebi ünlü Anadolu evliyalarından Aynu devle, Şeyh Osman, Bağdı Hacı, Mihman Hacı ve Baba İyas’ın Dede Kargın halifelerinden olduğunu belirtmektedir.
Bu gün için Anadol’nun bir çok yerinde dede Kargın makamlarının olduğu sanılmaktadır. Çünkü çoğu bölgede onun adı sıkça anılmakta ve yaygınlaşmaktadır. Anadolu Oğuz boylarının bazılarının da Dede Kargına bağlı olduğu bazı kayıtlardan çıkmaktadır. A.Yaşar Ocak, 3. Murat dönemine ait bir defterde Dulkadirli oymağından 24 tanesinin “ Cemati dede Kargın diye kayıtlı olduğunu belirtmektedir.
Bu gün için Anadolu’nun bazı bölgelerinde tesbit edilebilen Dede Kargın Ocakları şöyledir. Diyarbakır Bismil ilçesinde Alevi köylerinin bulunduğu alanda Dede Kargın Ocağı bulunmaktadır. Ayrıca Malatya Fethiye İlçesinde Dede Kargın Köyü, Maraş Pazarcık yöresinde Dede Kargın Köyleri, Çubuk Kargın Köyü ile birlikte Ankara Kale İçinde bugün Zenger Paşa Konağının içinde Dede Kargın Ocağı bulunduğunu Enver Behnan Şapolyo Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi kitabında ayrıntılı olarak vermektedir.
EBUL VEFA
Ebul Vefa bir Horasan Ereni olarak Anadolu bilgin erenlerini oldukça etkilemiş ve onların mürşidi konumundadır. İran’ın Kusen kentinde dünyaya gelmiştir. Anadolu Alevi kültürünün temel taşlarından birisi olarak bize yansımaktadır. Onun fikirleri bir ok zümreyi etkisi altına almıştır. Anadolu Türkmen Aleviliğinin birinci harcı olan Baba İlyas’ın da Ebul Vefa’ya bağlı olduğu bilinmektedir. Araştırmacı Nejat Birdoğan Ebul Vefa kültürü hakkında şu tümceleri kullanmaktadır. “Ebu Vefa kültürü olmasaydı Anadolu’daki kimi erenlerin, Türk olsun, Kürt olsun kültürleri olmayacaktı. Giderek Hacı Bektaş kültürünün bile olacağı kuşkuluydu”
Horasan’da eğitine başlayan Ebul Vefa yaşamının büyük bir bölümünü Bağdat‘da geçirmiştir. Tasavvufi bilgilerinin dışında matematik, fizik alanında da büyük bir ünü vardır. Özellikle trigonometri konusunda oldukça çalışmaları vardır. Sinis hesaplamalarının da Ebul vefa tarafından geliştirildiğini batılı bilim adamları açıkça söylemektedir. Bağdat’ta 1017 tarihinde ölmüştür.