PDA

: Mehmed Ali Hilmi Baba


asli_33
16-09-2006, 01:24 AM
Hilmi Baba 1863 yılında Selanikli Hacı Hasan Dedebaba tarafından Şahkulu postnişinliğine getirilmiştir. Babası tarafından Şahkulu postnişinliğine getirilmiştir. Babası Sultanahmed Camii’nin “Vaiz-i avam”ı olan Hafız Osman Nuri Efendi'dir. Hafız Osman, ayni zamanda bir Bektaşi Babası da olan, Olukbayır (Çırçır) Nakşibendi Tekyesinin o dönemki şeyhi Seyyid Mustafa Baba Efendi’den (V. 1854) Nakşibendi icazeti almıştır. Aynı yıl, dönemin Şahkulu postnişini İstanbullu Hacı Hasan Baba’dan, eşleri olan Hacı Emine Şerife Hanım ile birlikte Bektaşiye’den de el alırlar. Hafız Osman uzun yıllar saray imamlığı yapmıştır. Aslen Arnavutluğun, Zavalan yöresinin tanınmış eşrafındandırlar. Hafız Osman Efendi, oğlu Mehmed Ali Hilmi Baba’dan bir yıl daha uzun yaşamış olup kabirleri eşi Emine hanım ile, Göztepe Gözcü Baba hazaresinde yan yanadır. Emine hanım 1898 ve Hacı Osman efendi 1908 yılında vefat etmişlerdir. Mehmed Ali Hilmi Baba ise çocuk yaşlarda Üsküdar, Balaban Nakşibendi dergâhına bağlanmış ve çok yüksek düzeyde şeriat ve tarikat ilimleri tahsil etmiştir. Onbeş yaşında Şahkulu Postnişini İstanbullu Hacı Hasan Baba’dan el alarak Bektaşi olmuştur. 1857 yılı olan bu tarihteki rehberlik hizmetini, aşçı Ali Baba yapmıştır. Hızla terakki etmiş ve 1861 yılında mücerred dervişlik almıştır. 1862 yılında Türabi Ali Dedebaba’dan dönemin türbedarı Hacı Mehmed Tahir Baba’nın rehberliğinde Babalık icazeti almış ve 1863 yılında Şahkulu Tekyesi postnişinliğine nasbedilmiştir. 1870 tarihinde, Hacı Hasan Dedebaba’dan dönemin türbedarı Mehmed Yesari Babanın rehberliğinde Halifelik Mehmed Yesari Babanın rehberliğinde Halifelik icazeti almış ve tarihe yirmisekiz yaşında halife baba olan ilk Bektaşi olarak geçmiştir. Öte yandan bilindiği gibi Hünkâr Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin Diyar-ı Rum’a geldikleri tarihlerde yirmi altı yaşında olduğu bilinmektedir.

1875 yılında Selanikli Hasan Dedebaba’nın Hakk’a yürümesi üzerine bu göreve Eryek (Erikli) Baba Dergâhı postnişini Konyalı olarak bilinse de aslen İşkodralı olan, Hafız Mehmed Ali Perişan Baba, Dedebabalığa getirilir. Perişan Baba, Bektaşiliğin 1826’dan önceki orijinal kimliğini savunan ve Dedebabalık kurumunun Osmanlı Saray yönetimince denetlenip, yönlendirilmesinden oldukça rahatsız bir kişiliğe ve seyr-ü sülûk’a sahiptir. Bu aşamada saray yönetimiyle sıcak ilişkileri olan Mehmed Ali Hilmi Baba, Perişan Baba’nın Dedebabalığını kabul etmeyerek, Bektaşi tarikatında ki ilk ayrılığın maalesef temelini atar. Giderek yakın dostu II. Abdülhamid’in de saray desteğini arkasına alan Hilmi Baba, Dedebabalık makamının kendisine verilmesini talep eder. Bu durum karşısında, Nakşibendi tandans’lı bir Bektaşiliğin ortaya çıkmasından ürken Mehmed Ali Perişan Dedebaba, H. 1300 yılı sonunda; Dedebabalıktan, Hilmi Baba lehine sarf-ı nazar ederek, eski mekan-ı olan Kazlıçeşme Eryek Baba dergâhına yerleşir. H. 1301 yılında yeniden Hacı Bektaş-Pirevine dönüş yapan Perişan BabaNevrûz ayında burada Hakk’a yürür ve Hazret avlusuna defnedilir. Ancak her şeye karşın Bektaşilik bu tarihten sonra iki ayrı tasavvufi zeminde hareket ederek, Perişan Baba izleyicileri “Vahdet-i Mevcûd” öte yandan Hilmi Baba izleyicileri ise “Vahdet-i Vücûd” prensiplerini şiar edinirler.

Bu gizli çekişme günümüzde dahi farklı bir formatta devam etmektedir. Perişan Baba ekolünde olanlara “Harabati”, Hilmi Baba ekolünde olanlara “Müteşerri” denilir. Konumuzla doğrudan ilişkisi olmaması nedeniyle bu mevzûu ile ilgili olarak bu kadarıyla iktifa etmek istiyorum. (Bu hadiseler ile ilgili Musfassal bilgiler, fakir tarafından yayımlanan 1999 tarihli “Koca Turgut Baba” Divanı'nın 301- 364 sahifelerinde mahfûzdur.)

Mehmed Ali Hilmi Baba Şahkulu postnişinliğinde 22 yıl ve Dedebabalık postunda 22 yıl aralıksız hizmet vermiştir. Özellikle Kuran, Hadis, kelam, fıkıh gibi konularda uzman bir kişiliktir. Büyük bir mutasavvıf ve şairdir. Arapça, Arnavutça ve Fransızca’ya oldukça hakimdir. Başta Şahkulu olmak üzere Balkanlarda, Mısır’a kadar birçok Bektaşi Dergâhı ya onun eliyle tamir olmuş veyahut yeniden hizmete girmiştir. Ünlü şair Edip Harabi’nin mürşididir. Balım Sultan erkannâmesinin eski hükümlerinin saray yönetimini rahatsız etmesi üzerine, saray Mabeyninde görevli Dervişlerinden Sıtkı Stanbuliye 1876 yılında yeni bir Bektaşi erkânı hazırlatmıştır. Mehmed Ali Hilmi Baba Erkânı olarak bilinen bu mevzuat, esasen Derviş Sıtkı’nın hazırladığı düzenlemenin taslak malzemesidir. Hilmi Baba, saray yönetimiyle mutlak bir uyumu amaçlayarak, kadim erkannâme içinde yer alan Alp-eren gelenek ve Fütüvvete ilişkin tercüman ve gülbankların çoğunu ayıklamıştır. Ancak bir el yazma nüshasının fakiyr’de de olduğu bu komik erkannâme bugün için hiçbir Bektaşi ihvanınca uygulanmamaktadır.

Hilmi Baba’nın divanı, vefatı sonrasında Şahkulu dergâhı aşevi babası olan Filibeli Abidin Ahmed Mehdi Baba tarafından 1908 yılında yayımlanmıştır. Ancak bu divanda birçok nefes ve tarih-i tevellüd eksiktir. (Bu nutukların çoğu fakir’de mahfûzdur.) öte yandan Ahmed Mehdi Baba 1910 yılında Girid, Horasanlı Ali Baba Dergâhına postnişin olarak nasbedilmiş olup, 1929 yılında burada Hakk’a yürümüştür.

Bu arada kardeşi olarak bilinen “Arif Baba” ise, aynı gün nasip aldığı, yol kardeşidir. Çanakkale, Akbaş dergâhı postnişinlerinden olup, 1888 yılında Hakk’a yürümüştür. Kabri Şahkulu Dergâhı Hazeresinde olup, Hilmi Baba tarafından yazılan kitabesi aşağıdaki gibidir. Tesbit olunması açısından arzediyorum.

Hû Dost

“Maşiva’dan el çeküp hem bezm-i fani’den ayak

irci-i gülbangini çekdi olup gamdan reha

Postnişin iken Akbaş Baba dergâhının

Geldi işbû hanigâha eyledi azm-i bekâ

Mürşid-i agah idi hem arif-i billah idi

Sadıkan-ı pir-i aşka olmuş idi reh-nüma

Emr-i Hak’la yatdı kurb-ı Şah-ı Sultanda

Daderi Hilmi Dede’yle mader-i aytdı bana

Hac-e Bektaş Veli’ye bende-i Sadık idi

Şefi-i mahşerde olsun hamse-i al-i aba

Çıkdı üçler söyledi Hilmi Dede tarihini

Canını, canana verdi aşk’ıla Arif Baba”

H. 1305

Mehmed Ali Hilmi Dedebaba, 1895 yılında Pirevini bırakarak, Şahkulu Dergâhı'na çekilmiştir. Ancak, İstanbul’da dönemin siyasi rüzgarlarından nasibini alarak özellikle “İttihad ve Terakki” cemiyeti mensûbu olan Bektaşilere karşı katı bir tutum içinde olmuştur.

1907 yılında Hakk’a yürüyen Hilmi Baba, dergâhın kış meydanının yola bakan cephesine defnedilse de bir süre sonra cesed-i mübarekesi buradan çıkarılarak nakl-i kubur ile Göztepe-Gözcü Baba tepesinde toprağa verilmiştir. Şahkulu Dergâhı'ndaki kabrinin metan gazı patlamasıyla çöktüğü ve kemiklerinin etrafa dağıldığına dair bir rivayet olsa da doğru değildir. İşin esası, Abdülhamid sonrası iktidara gelen İttihat ve Terakki mensubu Bektaşiler kabrini burada istememişlerdir. Kabri halen Gözcü Baba tepesindeki hazere içinde, Sancaktar Baba, Yörük Baba, Gözcü Baba kabirlerinin yanındadır.

Mehmed Ali Hilmi baba buraya sağlığında bir köşk yaptırmış olup, 1960 yıllarına kadar, Kıpti asıllı ince Hüseyin Baba ikâmet etmiş idi. Öte yandan Hilmi Baba sağlığında Merdivenköy esnafıyla ve eşrafıyla bir vakıf senedi ihdas etmiş olup, dergâhın günümüzdeki onarımı bu sened saikiyle yapılabilmiştir. Bu arada dostlarımızın ricası üzerine bir açıklamayı da burada ifade etmek istiyorum. Kendisinin farmason olduğuna dair bir iddia varsa da esasen bu şahıs isim benzerliği olan Giridli Mehmed Ali Beybaba isimli bir başka Bektaşi olup, mesleği doktorluktur. (Bkz. Far-Masonluk-Haydar Rifat-1934-Teşvikiye) Müverrihler genellikle bu iki Mehmed Ali’yi karıştırırlar
Zihni derviş tarafından yazılmış olan, Hilmi Baba’nın kabir kitabesi aşağıdaki gibidir. Derviş Zihni ise 1956 yılında Hakk’a yürümüş olup, kabri Çamlıca’dadır
Hû Allâh

Yazdı evc-i kainata gelip kudret kaf-u nun

Yok katrede oldu peyda küll-i şey’ün terceün

Kendine kendini mirat etdi eşya koydu ad

Semmevecehüllahı seyr’etmek çün hep müminiyn

Her eser oldu müessirden ayan merd-i Hakk

Künt-ü kenz’in sırrını fehm’etdi andan hazirûn
Gerçi abdiyetle zahir oldu fahr-ı enbiya

Alem-i kûdsiyyet-i mana’da hatta daimûn

Kalb-i Âdem’dir tecelligâh-ı Rab’bül alemiyn

Kimki vakıfdır bu sırra oldu ehl-i faizün

Her mezahirde sıfat-ı Hak’kı isbat eyleyen

Oldu bi-şekk cennet-i irfan içinde halidûn

Nûş edince cam-ı mevti aşk ile Hilmi Dede

Gûş idenler diyeler ana ileyh-i râcî’ûn

http://www.alewiten.com/sahkuludergahi.htm

asli_33
16-09-2006, 01:27 AM
Âyine tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme
Nazar eyledim özüme, Ali göründü gözüme

Âdem Baba Havva ile, Hem Allemel'esmâ ile
Çerhi felek semâ ile, Ali göründü gözüme

Hazreti Nuh Neciyyullah, Hem İbrahim Halilullah
Sinâ'da Kelimullah, Ali göründü gözüme

İsâ'yı Ruhullah oldur, İki âlemde Şah oldur
Müminlere penah oldur, Ali göründü gözüme

Ali evvel Ali âhır, Ali bâtın Ali zâhir
Ali tayyib Ali tahir, Ali göründü gözüme

Ali candır Ali canan, Ali dindir Ali iman
Ali Rahîm Ali Rahman, Ali göründü gözüme
Hilmî gedayi bir kemter, Görür gözüm dilim söyler
Her nereye kılsam nazar, Ali göründü gözüme



-2-

Dost cemâlin görmeğe, Her bir âzam göz oldu
Pâyine yüz sürmeğe, İçim dışım yüz oldu

Cûş etti can aşk ile, Doldu gönlüm zevk ile
Buldum yâri şevk ile, Geceler gündüz oldu

Dost iline varmağa, Varup yâri görmeğe
Kalmadı dere tepe, Dört yanım dümdüz oldu

Dağ u sahrâ serteser, giydi yeşil câmeler
Rindane iyd-i ekber, Çün bu gün nevrûz oldu

Her eşyâ bir harf olmuş, Hem mazruf hem zarf olmuş
Aceb ilm-i sarf olmuş, Bir nokta bin söz oldu

Kalmadı gayri ağyâr, Yar ile doldu diyâr
Ref' oluben bir ü târ, Her taraf efrüz oldu

Hilmiyâ bâzâra gel, Nakd-i cânın ver evvel
Gevher-i aşk ezel, Sanma kim ucuz oldu

3-

Gönül keştîsiyle bahr-i mihnette
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali
Emvâc-ı firkatle hâl-i hayrette
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ ali

Sensin bize dâim hallâl-i müşkil
Sensin eden bizi necâta vâsıl
Koyma bizi bahr-i elemde sâfil
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Şâd olsun gönlümüz gamdan kurtulsun
Gam yerine zevk u mahabbet dolsun
Senin âşıkların ağlarken gülsün
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Lütfundan yolumuz eyle küşâde
Bu kulların gamdan olsun âzâde
Deryâ-yi hayrette gönül üftâde
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Sensin benim ancak hısn-ı hasînim
Senden meded diler kalb-i hazînim
Berde vü bahirde sensin muînim
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Ey dâver-i âlem ey zât-ı ekrem
Eyle bizi lûtf u feyzinle hurrem
Sensin bana matlûb seni isterem
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Ey dâver-i âlem ey zât-ı ekrem
Eyle bizi lûtf u feyzinle hurrem
Sensin bana matlûb seni isterem
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Afveyle cürmümüz eyle şefâat
Zâhir bâtın sensin Şâh-ı velâyet
Hilmî kulun diler senden mürüvvet
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali



-4-

Zümre-i nâçîzleriz bende olup Hayder'e
Şîr-i Hudâ Mürtezâ safşiken ü safdere

Haybet-i Lâfetadan arz u sema titredi
Şiddet ile urunca penceder-i Hayber'e

Dest-i velâyet ile salladı Zul fikar'ın
Kesti yedi kat yeri darbedicek Anter'e

Şah-ı Velâyet Ali cümlemizin serveri
Kanberiyiz tâ ebed Kanber olan Kanbere

Kalbi seliminde çün hubbu Ali olanlar
Verdi Hüseyn aşkına bakmadı cân ü sere

Râhı mahabbetinde mest-i mey-i aşkolur
Cennet-i adn içinde talib olan kevsere

Mevt ü hayat elinde ol veli-i mutlakın
Mürdeler ihya olur kum deyicek makbere

Cennet ü duzah anın emrine fermanberi
Eyleye taksim o dem hâkim olub mahşere

Tâ ki çıkar nisbeti silsile-i ahdimiz
Âl-i Ali'den hemin Hazreti Peygambere

Mürşidimiz Muhammed rehberimiz Ali
Âşık olan can verir mürşid ile rehbere

İlk cihanda ebed kaygu çeker mi dahi
Sen ki şef'i olasın Hilmî gibi kemtere



-5-

Âbidân-ı Mustafâ'yız biz Hüseynîlerdeniz
Âşıkan-ı Mürtezâ'yız biz Hüseynîlerdeniz

Bâşımız top eyledik şâh-ı şehîdan aşkına
Can feda-yi Kerbelâ'yız biz Hüseynîlerdeniz

Nola mecrûh eylese a'dâ bizim endâmımız
Mest-i sahbâ-yi cefâyiz biz Hüseynîlerdeniz
Tîr-i ta'n-ı zâhide kıldık hedef biz sînemiz
Hâsıl-ı derd ü belâyız biz Hüseynîlerdeniz

Âteş-i Hubb-i İmâmeyn ile yansun cismimiz
Sûz-i aşka mübtelâyız biz Hüseynîlerdeniz

Hamse-i ehl-i kisâdır serde tâc-ı fahrımız
Derviş-i bâb-ı rızâyız biz Hüseynîlerdeniz

Hacı Bektaş-ı Veli'dir pîrimiz Hilmi Dede
Bende-i Âl-i abâ'yız biz Hüseynîlerdeniz
-6-

Hanbağı'na kurulmuş âşıkların otağı
Gülzâr-ı aşk olubdur aşk ehlinin durağı

Gel pîr evine âşık eyle özünü puhte
Yanuptur aşk od'una erenlerin ocağı

Hak nûr-i kudretinden lûtf eyleyüb uyarmış
Mahşerde dahi sönmez âşıkların çerâğı

Mescûdumuz cemâl-i yâr olduğun nihan tut
Fâş olmasun bu esrar vardır yerin kulağı

Gir kalb-i mü'mine sen her cânibe sücûd et
Tefrîk olur mu beytin etrâfı sol u sağı

Hilmî özün hemişe dervîş-i derdmend et
Dostun müdâm oluptur derdli gönül konağı

Rojaazme
08-03-2007, 01:45 PM
Gönül keştîsiyle bahr-i mihnette
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali
Emvâc-ı firkatle hâl-i hayrette
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ ali

Sensin bize dâim hallâl-i müşkil
Sensin eden bizi necâta vâsıl
Koyma bizi bahr-i elemde sâfil
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Şâd olsun gönlümüz gamdan kurtulsun
Gam yerine zevk u mahabbet dolsun
Senin âşıkların ağlarken gülsün
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Lütfundan yolumuz eyle küşâde
Bu kulların gamdan olsun âzâde
Deryâ-yi hayrette gönül üftâde
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Sensin benim ancak hısn-ı hasînim
Senden meded diler kalb-i hazînim
Berde vü bahirde sensin muînim
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Ey dâver-i âlem ey zât-ı ekrem
Eyle bizi lûtf u feyzinle hurrem
Sensin bana matlûb seni isterem
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Ey dâver-i âlem ey zât-ı ekrem
Eyle bizi lûtf u feyzinle hurrem
Sensin bana matlûb seni isterem
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

Afveyle cürmümüz eyle şefâat
Zâhir bâtın sensin Şâh-ı velâyet
Hilmî kulun diler senden mürüvvet
Girdâb-ı gamdayım yetiş yâ Ali

yüregine sağlık canbacım..