PDA

: Gazi olayları


Rojaazme
15-09-2006, 11:36 AM
Dava, Ali Şimşek, Şaziment Şimşek, Dilay Şimşek, Erkan Şimşek, Gökhan Şimşek, Şenay Şimşek ve Hakkı Yılmaz, Hüseyin Kopal, Cemal Poyraz, Hacer Baltacı, Mustafa Tunç, Mahmut Engin, Arslan Bingöl, Veli Kaya, Mehmet Gürgen, Çiçek Yıldırım, Hüseyin Sel, Mukaddes Gündüz, Sabri Puyan, Zeynel Abit Çabuk, Aynur Demir ve Aligül Yüksel (“başvuranlar”) isimli yirmi iki Türk vatandaşı tarafından sırası ile 7 Şubat ve 12 Mayıs 1997 tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) eski 25. maddesi kapsamında, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”) Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yaptıkları iki başvurudan (başvuru numaraları: 35072/97 ve 37194/97) kaynaklanmaktadır.

2.Kendilerine adli yardım temin edilmiş olan başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından S. Kuşkonmaz tarafından temsil edilmiştir. Bu davada Türk Hükümeti (“Hükümet”) AİHM’deki yargılama için herhangi bir Ajan tayin etmemiştir.

3.Başvuranlar, özellikle akrabalarının İstanbul’da gerçekleşen gösterilerde polisin gereğinden fazla güç kullanması sebebiyle öldürüldüğünü iddia etmişlerdir. Ayrıca, olaylara yönelik yerel soruşturmanın yetersizliği ve etkili olmamasından şikayetçi olmuşlardır. Şikayetleri bağlamında, başvuranlar, AİHS’nin 2., 6., 14. ve 17. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

4.Başvurular, AİHM’ye 1 Kasım 1998 tarihinde, 11 no’lu Protokol yürürlüğe girdiğinde iletilmiştir.(11 no’lu Protokol’ün 5 § 2. maddesi).

5.Başvurular, AİHM’nin Birinci Dairesi’ne tevzi edilmiştir (Mahkeme İç Tüzüğü’nün 52 § 1. maddesi). Bu Daire içinde, davalara bakacak olan Bölüm, 26 § 1. maddenin gerektirdiği gibi oluşturulmuştur.

6.20 Nisan 1999 tarihinde, AİHM, başvuruları birleştirme ve Hükümet’e bildirme kararı almıştır (42 § 1. maddesi).

7.1 Kasım 2001 tarihinde, AİHM, Dairelerin kompozisyonunu değiştirmiştir (25 § 1. madde). Bu dava yeni oluşturulmuş olan Dördüncü Daire’ye tevzi edilmiştir (52 § 1. madde).

8. 4 Mayıs 2004 tarihinde, AİHM, başvuruları kısmen kabuledilebilir ilan etmiştir.

9.Başvuranlar ve Hükümet, esaslara ilişkin ek görüş bildirmiş (59 § 1. madde) birbirlerinin görüşlerine yazılı olarak cevap vermiştir.

10. 1 Kasım 2004 tarihinde, AİHM, Dairelerinin kompozisyonunu tekrar değiştirmiştir (25 § 1. madde). Bu dava yeni oluşturulmuş İkinci Daire’ye tevzi edilmiştir. (52 § 1. madde).

OLAYLAR

I.DAVA OLAYLARI

11.Taraflarca sunulduğu şekliyle olaylar şu şekilde özetlenebilir:

A.Genel Bilgiler

12.Başvuranların tümü İstanbul’da ikamet etmektedir.

I. Başvuru no 35072/97

13.Ali Şimşek, Şaziment Şimşek, Dilay Şimşek, Erkan Şimşek, Gökhan Şimşek ve Şenay Şimşek isimli başvuranlar, Gazi olaylarında ölen Dilek Şimşek Sevinç’in akrabalarıdır. 2.Başvuru no. 37194/97

14.Aşağıdaki başvuranlar da, Gazi olaylarında hayatını kaybedenlerin akrabalarıdır:
- - Hakkı Yılmaz, (merhum) Dinçer Yılmaz’ın babasıdır;
- - Hüseyin Kopal, (merhum) Reis Kopal’ın babasıdır;
- - Cemal Poyraz, (merhum) Zeynep Poyraz’ın babasıdır;
- - Mustafa Tunç, (merhum) Fevzi Tunç’un babasıdır;
- - Mahmut Engin, (merhum) Sezgin Engin’in babasıdır;
- - Arslan Bingöl, (merhum) Fadime Bingöl’ün kocasıdır;
- - Veli Kaya, (merhum) Mümtaz Kaya’nın babasıdır;
- - Mehmet Gürgen, (merhum) Hasan Gürgen’in babasıdır;
- - Çiçek Yıldırım, (merhum) Ali Yıldırım’ın annesidir;
- - Hüseyin Sel, (merhum) Hasan Sel’in babasıdır; ve
- - Mukaddes Gündüz, (merhum) Mehmet Gündüz’ün karısıdır.
Diğer başvuranlar, Ümraniye olaylarında hayatını kaybedenlerin akrabalarıdır:
- - Hacer Baltacı, (merhum) İsmail Baltacı’nın karısıdır;
- - Sabri Puyan, (merhum) Hasan Puyan’ın kardeşidir;
- - Zeynel Abit Çabuk, (merhum) Hakan Çabuk’un babasıdır;
- - Aynur Demir, (merhum) Genco Demir’in karısıdır; ve
- - Aligül Yüksel, (merhum) İsmihan Yüksel’in oğludur.

B.Başvuranların sunduğu şekliyle olaylar

Rojaazme
15-09-2006, 11:39 AM
.Gazi olayları

15.Gazi, İstanbul Gaziosmanpaşa’da bir mahalledir. Gazi mahallesi sakinlerinin çoğu, Alevi mezhebine bağlıdır.

16. 12 Mart 1995’te saat yaklaşık olarak 21.00’da, bir taksi içinde bulunan kimliği belirsiz bir grup tarafından Gazi mahallesindeki beş kahvehaneye ateş açılmıştır. Ateş, yaklaşık olarak beş dakika kadar sürmüştür. Halil Kaya isimli yaşlı şahıs öldürülmüş ve yirmi beş kişi yaralanmıştır. Pek çok dükkan ciddi biçimde hasar görmüştür. Saldırının failleri, taksi şoförünü de öldürmüş ve kaçmıştır.

17.Bu olaydan sonra, mahalle sakinleri, açılan ateşten sonra polisin ilgisizliğini protesto etmek amacıyla caddeye çıkarak kahvehanelerin ve Cemevi’nin 1 [1 Alevilerin sosyal ve dini amaçlı toplantılarını düzenledikleri yer.] önünde toplanmıştır. Topluluk ayrıca, yaralıların tedavi edildiği hastanelerin önünde de toplanmıştır. Yaklaşık olarak gece yarısında, grup, mahalle karakoluna doğru ilerlemeye başlamıştır. Polis panzerlerle barikat kurmuş ve akabinde cop ve tüfek dipçikleriyle gruba saldırmıştır.

18.13 Mart 1995 tarihinde, saat 04.00’te, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü, Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı’na gitmiş ve olaylara son vermeleri için topluluk liderleriyle bir toplantı yapmıştır. Göstericiler sakinleşmeye başlamıştır.

19. O esnada, iki panzer göstericilere yaklaşmış ve onlara ateş açmıştır. Akabinde ise Mehmet Gündüz olay yerinde öldürülmüş ve on kişi yaralanmıştır.

20. 13 Mart 1995 sabahı, çevre mahallelerden binlerce kişi göstericilere katılmıştır. Başvuranlara göre, hiçbir terörist provokasyon olmamıştır. Bazı göstericiler polis barikatlarına taş ve bozuk para atmaya başlamıştır.

21.Saat 11.00’de polis, barikatların arkasından ateşe başlamıştır. Göstericileri hedef alan nişancılar çevredeki binalara yerleştirilmiştir. Ateş sırasında, Fadime Bingöl ve Sezgin Engin öldürülmüş ve kimi göstericiler de yaralanmıştır.

22. Bu iki kişinin öldürülmesi, tansiyonu artırmış ve göstericiler saat 14.00’de polis barikatlarına doğru ilerlemeye başlamıştır. Barikatların arkasında, yolların kenarında ve bazı binaların üzerinde bulunan üniformalı ve sivil polisler yoğun ateşe başlamıştır. Yaklaşık yirmi dakika boyunca, polisler, olay yerinden kaçmaya çalışan birkaç göstericiyi kovalamış ve vurmuştur. Zeynep Poyraz, Dilek Şimşek Sevinç, Ali Yıldırım, Reis Kopal, Mümtaz Kaya, Fevzi Tunç, Hasan Sel, Hasan Gürgen, Dinçer Yılmaz ve Hasan Ersürer vurularak öldürülmüşlerdir. Yüzden fazla kişi yaralanmıştır. Polis, göstericilerin yaralıları hastaneye götürmesini engellemiştir.

23.Aynı gün saat 15.15’te, polis, Halil Kaya ve Mehmet Gündüz’ün cenazesine katılan kalabalığa saldırmıştır. Bölgeye askeri takviye gönderilmiştir. Başvuranlar, grubun askerlere karşı gösteride bulunmadığını belirtmiştir.

24.Saat 16.00’da bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.

25. Bu olaylarda, kahvehanedeki Halil Kaya isimli şahıs ve ayrıca taksi şoförü dahil olmak üzere toplam on beş kişi öldürülmüş ve 276 kişi yaralanmıştır.

2. Ümraniye olayı

26.Gazi olayları, ülke çapında infiale sebep olmuş ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde polisin davranışının kınandığı birkaç gösteri yapılmıştır.

27.15 Mart 1995 tarihinde, İstanbul Ümraniye’deki Mustafa Kemal Mahallesi’nde büyük bir grup toplanmıştır. Grup, Gazi olaylarında öldürülenlerin cenazelerine doğru ilerlemeye başlamıştır.

28. Aynı gün saat 14.30’da, kalabalık, bir ilkokulun dışında bulunan alanda polis tarafından kurulmuş olan barikatla karşılaşmıştır. Bazı göstericiler barikatlara taş atmaya başlamış, bunun üzerine herhangi bir uyarıda bulunmaksızın üniformalı ve sivil polisler kalabalığa ateş etmeye başlamıştır. Gruptan kimse ateşe karşılık vermemiştir. Polis memurlarından hiçbiri öldürülmemiş ya da yaralanmamıştır. Ateş esnasında Hasan Puyan, İsmihan Yüksel, İsmail Baltacı, Genco Demir ve Hakan Çabuk öldürülmüştür. Yirmiden fazla kişi yaralanmıştır

Rojaazme
15-09-2006, 11:40 AM
Hükümet tarafından sunulduğu şekliyle olaylar

29.Gazi Mahallesi’nde beş kahvehaneye ateş açıldığı haberi üzerine, polisler olay yerine intikal ettirilmiştir. Polisler kahvehanelerin önüne geldiğinde, polis aleyhine slogan atan kırk kişilik bir kalabalıkla karşılaşmışlardır. Grup, polis araçlarına saldırmış ve polisler soruşturma yürütememiştir. Bunun üzerine takviye güç istemişlerdir. Takviye güvenlik güçlerinin gelmesini takiben, polis soruşturma yapmış ve yaralılar hastaneye gönderilmiştir. Aynı zamanda, çevreden bazı kişiler gösterici gruba katılmıştır. Birlikte slogan atmış ve polise taş ve bozuk para atmaya başlamışlardır. Bazı göstericilerin ellerinde yangın bombası bulunmaktaydı. Çevreden gelenlerin eklenmesiyle, kalabalık genişlemiş ve Gazi Karakolu’na ilerlemeye başlamıştır. Birçok işyeri ve araç ateşe verilmiştir. Gruptaki bazı maskeli adamlar tarafından polislere yangın bombaları atmaya başlamıştır. Kalabalığın daha ileri gitmesini engellemek amacıyla, polisler barikat kurmuştur. Güvenlik güçleri kalabalığa durmaları için sözlü uyarıda bulunmuştur. Daha sonra ise kalabalığı dağıtmak için tazyikli su ve cop kullanmıştır. Kalabalığı dağıtamayınca havaya uyarı ateşi açmışlardır. Ancak, kalabalık, güvenlik güçlerine doğru ilerlemeye devam etmiş ve yangın bombalarıyla panzerlere saldırmıştır. Gazi Mahallesi’ndeki isyan iki gün sürmüştür. İkinci günün sonunda bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. İsyan sırasında 13 kişi ölmüş ve 195 kişi (152 mahalle sakini, 36 polis memuru ve 7 asker) yaralanmıştır.

30. 12 Mart 1995 olaylarında sonra, güvenlik güçleri, Ümraniye’de olası isyan olaylarına ilişkin istihbarat raporları almıştır. İstenmeyen olayları önlemek amacıyla, 14 Mart 1995 tarihinde Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde bir toplantı yapılmıştır. İlçe Emniyet Müdürü, mahallenin bağlı olduğu Belediye Başkanı ve Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı’nın katıldığı toplantıya Kaymakam başkanlık etmiştir. Toplantıda durum masaya yatırılmış ve mahalle sakinlerinden provokasyona gelmemeleri ricasında bulunulmuştur. 15 Mart 1995 sabahı, bir terör örgütünün tehditleri üzerine, mahalledeki bütün işyerleri protesto etmek amacıyla kepenk indirmiştir. Durumu tartışmak için ikinci bir toplantı yapılmıştır. Aynı gün saat 13.00 civarında Mustafa Kemal Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Derneği’nin önünde 1500 kişi toplanmış ve Örnek Mahallesi’ne doğru ilerlemeye başlamıştır. Güvenlik güçleri, yürüyüşün yasal olmadığını anons etmiş ve topluluğa dağılmasını söylemiştir. Grup, slogan atarak ilerlemeye devam etmiştir. Yürüyüşe katılanların sayısı binleri bulmuştur. Bazı göstericiler kırmızı bere ve atkı takmışlardı. Kalabalıktan bazı kişiler güvenlik güçlerine taş ve bozuk para atmışlardır. Tansiyon arttıkça, grup, güvenlik güçlerine tuğla ve taşla saldırmaya başlamıştır. Güvenlik güçleri önlemler almış ve bir güvenlik hattı belirlemişlerdir. Biraz sonra, gruptan silahlı kişiler, güvenlik güçlerine ve kalabalığa ateş açmıştır. Güvenlik güçleri havaya uyarı ateşi açmış ve saldırı durmuştur. Yaralılar derhal hastaneye kaldırılmıştır. Yaralılar götürülürken, kalabalık slogan atmaya ve sığınakların arkasında taş atmaya devam etmiştir. Ayrıca lastikler yakılarak trafik de engellenmiştir. Askeri güçler olay yerine intikal etmiş, sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve mahalleye giriş çok sıkı denetim altına alınmıştır.

31.Olayları takiben, yerel merciler olayları derhal soruşturmaya başlamıştır. Birkaç görgü tanığı ifadesi alınmış, otopsi yapılmış ve yaralı ve ölü kişilerin vücutlarından çıkarılmış kurşunlar balistik incelemeye gönderilmiştir. 26 ve 31 Temmuz, 11 Eylül ve 15 Kasım 1995, 27 Ekim 1997 ve 12 Ekim 1999 tarihlerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından yedi balistik inceleme raporu hazırlanmıştır. Bu raporlara göre, kurbanların vücutlarından çıkarılan kurşunların hiçbiri, iki olay esnasında görev yapan güvenlik güçlerinin silahlarından çıkmamıştır.

32. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca, merhumların ailelerine Nisan 1995’te, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan 2.800 Euro karşılığı olan 150.000.000 TL tazminat ödenmiştir.

Rojaazme
15-09-2006, 11:40 AM
Gazi ve Ümraniye olaylarına ilişkin yerel işlemler

1.Gazi olaylarına ilişkin işlemler

33.11 Nisan 1995 tarihinde, Arslan Bingöl, Celal Sevinç, Çiçek Yıldırım, Mukaddes Gündüz, Sabahat Engin ve Cemal Poyraz isimli başvuranlar, İçişleri Bakanlığı, İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Genel Müdürü ile Gaziosmanpaşa’da 12-13 Mayıs 1995 tarihlerinde görev yapan polisler aleyhine, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcısı’na şikayette bulunmuştur. Akrabalarının, gereğinden fazla güç kullanan polislerce öldürüldüğünü ileri sürmüşlerdir. Ayrıca, polisi protesto eden kalabalığın ateşli silah kullanmadığını ve polisin kalabalığa uyarı yapmaksızın ateş açtığını iddia etmişlerdir. Polisin göstericileri dağıtmak için önce tazyikli su, daha sonra ise göz yaşartıcı gaz veya plastik mermi kullanması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Müştekilere göre, polis, Alevi mezhebine bağlı Gazi Mahallesi sakinlerinden oluşan göstericilere karşı kasten ateşli silah kullanmıştır.

34.Bu şikayeti takiben, Cumhuriyet Savcısı, olaylara ilişkin soruşturma başlatmıştır. 19 Nisan 1995 tarihinde, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu aleyhine olan şikayeti incelemek amacıyla görevsizlik kararı çıkarmıştır. İleri soruşturma yapılması amacıyla Cumhuriyet Savcısı, dosyayı İçişleri Bakanlığı’na göndermiştir.

35. 4 Temmuz 1995 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, İstanbul Emniyet Genel Müdürü Necdet Menzir hakkında takipsizlik kararı çıkarmıştır.

36. 5 Temmuz 1995 tarihinde Cumhuriyet Savcısı, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe aleyhine cezai kovuşturma başlatılmamasına karar vermiştir. Cumhuriyet Savcısı, İçişleri Bakanı olarak Menteşe’nin, iddia edilen olaylara ilişkin yasal sorumluluğu olmadığını belirtmiştir.

37. Aynı gün, Cumhuriyet Savcısı, Dinçer Yılmaz, Sezgin Engin, Mümtaz Kaya, Hasan Gürgen, Hasan Sel ve Hasan Ersürer’in ölümüne ilişkin soruşturmayı, diğerlerinden ayırmaya karar vermiştir. Buna paralel olarak bu dosya, 1995/6570 olarak numaralandırılmıştır.

38. 10 Temmuz 1995 tarihinde Cumhuriyet Savcısı, 12 ve 13 Mayıs 1995 tarihleri arasındaki gösterilerde görev yapan yirmi polis hakkında Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’ne iddianame sunmuştur. İddianame, Dilek Şimşek Sevinç, Reis Kopal, Zeynep Poyraz, Fevzi Tunç, Fadime Bingöl, Ali Yıldırım ve Mehmet Gündüz’ün ölümü ile ilgili idi. Cumhuriyet Savcısı, iddianamesinde, görgü tanıklarının ifadesine, sağlık raporlarına, polis ve otopsi raporlarına, video kayıtlarına ve gazete kupürlerine atıfta bulunmuştur. Gazi Mahallesi’ndeki kahvehanelere yapılan saldırının ve yasadışı örgütün provokasyonunun ardından, mahalle sakinlerinin polise karşı direniş gösterdiğini ifade etmiştir. Kalabalık, slogan, taş ve yangın bombaları atarak mahalle karakoluna ilerlemiştir. Gruptan bazı kişiler polislere ateş etmiştir. Kalabalık, Aleviler ve Sünniler arasında nefret yaratmak amacıyla slogan atmıştır. Cumhuriyet Savcısı, ayrıca, göstericileri dağıtmak amacıyla polis panzerlerinden ateş açıldığını ve bunun sonucunda Mehmet Gündüz’ün vurularak öldürüldüğünü belirtmiştir. Adem Albayrak isimli bir polis, Ali Yıldırım, Dilek Şimşek Sevinç ve Fadime Bingöl’ü vurarak öldürmüştür. Kimliği belirlenemeyen başka bir polis memuru ise, Reis Kopal’ı vurarak öldürmüştür. Adem Albayrak’la birlikte Mehmet Gündoğan, Zeynep Poyraz’ı vurarak öldürmüştür. Cumhuriyet Savcısı, polis memuru Gündoğan ile birlikte, panzerdeki polis memurlarının, Feviz Tunç’u vurarak öldürdüğünü iddia etmiştir. Cumhuriyet Savcısı, Türk Ceza Kanunu’nun 448. maddesi uyarınca adı geçen polis memurlarının kasten adam öldürmekten yargılanmalarını talep etmiştir.

39.Mukaddes Gündüz (Mehmet Gündüz’ün karısı), Mustafa Tunç (Fevzi Tunç’un babası), Çiçek Yıldırım (Ali Yıldırım’ın annesi), Cemal Poyraz (Zeynep Poyraz’ın babası), Celal Sevinç (Dilek Şimşek Sevinç’in kocası), Ali Şimşek (Dilek Şimşek Sevinç’in babası), Hüseyin Kopal (Reis Kopal’in babası) ve Aslan Bingöl (Fadime Bingöl’ün kocası), işlemlere müdahil olmuştur.

40. 13 Temmuz 1995 tarihinde, Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi güvenlik gerekçesiyle davayı başka bir şehre nakletmeye karar vermiştir; zira davanın görüldüğü yer olayın meydana geldiği yere çok yakın idi.

41. 15 Ağustos 1995 tarihinde Yargıtay, Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onamış ve davayı İstanbul’a yaklaşık olarak 1000 km uzaklıkta olan Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakletmiştir.

42. 11 Eylül 1995 tarihinde, Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi tensip duruşması yapmıştır. Birkaç mahkemeye, elli görgü tanığının ifadesinin alınması amacıyla istinabe müzekkeresi göndermeye karar vermiştir. Ayrıca, diğer 250 görgü tanığının sözlü ifadesinin alınmasının daha sonraki bir safhada mütalaa edilebileceğine karar vermiştir. Son olarak, Cumhuriyet Savcısı’ndan, olaydan sonra ülkede başka yerlere gönderilmiş olan yirmi polis memurunun mevcut adreslerini bulmasını talep etmiştir. Davanın incelenmesini 15 Kasım 1995 tarihinde kadar ertelemiştir.

43. 15 Kasım 1995 tarihinde, Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi, polis memurlarına yönelik cezai işlem başlatılması için iddianamede İstanbul İl İdare Kurulu’nun izni olmadığı gerekçesiyle yargılamayı durdurmuştur. Dolayısıyla, dava dosyasını Memurin Muhakematı Hakkında Kanun uyarınca İstanbul Valiliği’ne göndermiştir. Başvuranlar, bu kararla ilgili olarak Yargıtay’a itiraz dilekçesi vermişlerdir.

44. 8 Ekim 1996 tarihinde, Yargıtay, Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’nin yargılamayı durdurma kararının nihai karar olmadığına ve şu halde,Yargıtay’ın bu temyiz başvurusunu inceleme yetkisinin bulunmadığına karar vermiştir. 15 Ekim 1996 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, bu karara itiraz etmiştir.

http://www.aleviyol.com/yolalevi/content/view/1119/107/

Rojaazme
02-02-2007, 10:53 AM
Dava, Ali Şimşek, Şaziment Şimşek, Dilay Şimşek, Erkan Şimşek, Gökhan Şimşek, Şenay Şimşek ve Hakkı Yılmaz, Hüseyin Kopal, Cemal Poyraz, Hacer Baltacı, Mustafa Tunç, Mahmut Engin, Arslan Bingöl, Veli Kaya, Mehmet Gürgen, Çiçek Yıldırım, Hüseyin Sel, Mukaddes Gündüz, Sabri Puyan, Zeynel Abit Çabuk, Aynur Demir ve Aligül Yüksel (“başvuranlar”) isimli yirmi iki Türk vatandaşı tarafından sırası ile 7 Şubat ve 12 Mayıs 1997 tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) eski 25. maddesi kapsamında, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”) Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yaptıkları iki başvurudan (başvuru numaraları: 35072/97 ve 37194/97) kaynaklanmaktadır.

günay
08-03-2007, 06:17 AM
Verdiğin bilgiler için teşekkürler rojaazme abim.....

Türkiye'de alevilere karşı gerçekleşmiş o kadar çok olay varki....

Rojaazme
08-03-2007, 01:48 PM
Verdiğin bilgiler için teşekkürler rojaazme abim.....

Türkiye'de alevilere karşı gerçekleşmiş o kadar çok olay varki....ey vallah dost

Alihanlı
08-03-2007, 02:07 PM
sağol can gazi olaylarını aleviler çıkarmış gibi yazının bir yerinde isyancılar diyor.ayıp ya biraz saygı,

celal abbas
08-03-2007, 11:22 PM
Hükümet tarafından sunulduğu şekliyle olaylar

29.Gazi Mahallesi’nde beş kahvehaneye ateş açıldığı haberi üzerine, polisler olay yerine intikal ettirilmiştir. Polisler kahvehanelerin önüne geldiğinde, polis aleyhine slogan atan kırk kişilik bir kalabalıkla karşılaşmışlardır. Grup, polis araçlarına saldırmış ve polisler soruşturma yürütememiştir. Bunun üzerine takviye güç istemişlerdir. Takviye güvenlik güçlerinin gelmesini takiben, polis soruşturma yapmış ve yaralılar hastaneye gönderilmiştir. Aynı zamanda, çevreden bazı kişiler gösterici gruba katılmıştır. Birlikte slogan atmış ve polise taş ve bozuk para atmaya başlamışlardır. Bazı göstericilerin ellerinde yangın bombası bulunmaktaydı. Çevreden gelenlerin eklenmesiyle, kalabalık genişlemiş ve Gazi Karakolu’na ilerlemeye başlamıştır. Birçok işyeri ve araç ateşe verilmiştir. Gruptaki bazı maskeli adamlar tarafından polislere yangın bombaları atmaya başlamıştır. Kalabalığın daha ileri gitmesini engellemek amacıyla, polisler barikat kurmuştur. Güvenlik güçleri kalabalığa durmaları için sözlü uyarıda bulunmuştur. Daha sonra ise kalabalığı dağıtmak için tazyikli su ve cop kullanmıştır. Kalabalığı dağıtamayınca havaya uyarı ateşi açmışlardır. Ancak, kalabalık, güvenlik güçlerine doğru ilerlemeye devam etmiş ve yangın bombalarıyla panzerlere saldırmıştır. Gazi Mahallesi’ndeki isyan iki gün sürmüştür. İkinci günün sonunda bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. İsyan sırasında 13 kişi ölmüş ve 195 kişi (152 mahalle sakini, 36 polis memuru ve 7 asker) yaralanmıştır.

30. 12 Mart 1995 olaylarında sonra, güvenlik güçleri, Ümraniye’de olası isyan olaylarına ilişkin istihbarat raporları almıştır. İstenmeyen olayları önlemek amacıyla, 14 Mart 1995 tarihinde Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde bir toplantı yapılmıştır. İlçe Emniyet Müdürü, mahallenin bağlı olduğu Belediye Başkanı ve Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı’nın katıldığı toplantıya Kaymakam başkanlık etmiştir. Toplantıda durum masaya yatırılmış ve mahalle sakinlerinden provokasyona gelmemeleri ricasında bulunulmuştur. 15 Mart 1995 sabahı, bir terör örgütünün tehditleri üzerine, mahalledeki bütün işyerleri protesto etmek amacıyla kepenk indirmiştir. Durumu tartışmak için ikinci bir toplantı yapılmıştır. Aynı gün saat 13.00 civarında Mustafa Kemal Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Derneği’nin önünde 1500 kişi toplanmış ve Örnek Mahallesi’ne doğru ilerlemeye başlamıştır. Güvenlik güçleri, yürüyüşün yasal olmadığını anons etmiş ve topluluğa dağılmasını söylemiştir. Grup, slogan atarak ilerlemeye devam etmiştir. Yürüyüşe katılanların sayısı binleri bulmuştur. Bazı göstericiler kırmızı bere ve atkı takmışlardı. Kalabalıktan bazı kişiler güvenlik güçlerine taş ve bozuk para atmışlardır. Tansiyon arttıkça, grup, güvenlik güçlerine tuğla ve taşla saldırmaya başlamıştır. Güvenlik güçleri önlemler almış ve bir güvenlik hattı belirlemişlerdir. Biraz sonra, gruptan silahlı kişiler, güvenlik güçlerine ve kalabalığa ateş açmıştır. Güvenlik güçleri havaya uyarı ateşi açmış ve saldırı durmuştur. Yaralılar derhal hastaneye kaldırılmıştır. Yaralılar götürülürken, kalabalık slogan atmaya ve sığınakların arkasında taş atmaya devam etmiştir. Ayrıca lastikler yakılarak trafik de engellenmiştir. Askeri güçler olay yerine intikal etmiş, sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve mahalleye giriş çok sıkı denetim altına alınmıştır.

31.Olayları takiben, yerel merciler olayları derhal soruşturmaya başlamıştır. Birkaç görgü tanığı ifadesi alınmış, otopsi yapılmış ve yaralı ve ölü kişilerin vücutlarından çıkarılmış kurşunlar balistik incelemeye gönderilmiştir. 26 ve 31 Temmuz, 11 Eylül ve 15 Kasım 1995, 27 Ekim 1997 ve 12 Ekim 1999 tarihlerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından yedi balistik inceleme raporu hazırlanmıştır. Bu raporlara göre, kurbanların vücutlarından çıkarılan kurşunların hiçbiri, iki olay esnasında görev yapan güvenlik güçlerinin silahlarından çıkmamıştır.

32. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca, merhumların ailelerine Nisan 1995’te, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan 2.800 Euro karşılığı olan 150.000.000 TL tazminat ödenmiştir.

işte devletin Alevilere bakış açısı.daha fazla söze gerek varmı.ölenlerin hiçbirinin vucudundan çıkan kurşunlar görevli polislere ait değilmiş.bunlar işte bu kadar yüzsüz bu kadar ..... yuh olsun ervahınıza.

okanziya
11-03-2007, 12:54 AM
Gazi olayi devletin acikca yaptigi katliyamlardan biridir.hersey apacik ortada..
Diger katliyamlarda kilif arayan sistem ve ona destek veren devsirme aleviler sunu iyi bilsin ki;bütün alevi katliyamlarinin sorumlusu bu gerici fasit sistemdir.
Dersim katliyamindan Gazi ye dek yapilan katliyamlarda bizzat devlet ici tezgahlandigi biliniyor.

Gazi direnisi alevilerin var olma yolunda sergiledigi bir direnis abidesidir.

Yasasin Gazi direnisi
Onlar öldüler ama teslim olmadilar yenilmediler.

kahrolsun fasist gerici sistem

Rojaazme
11-03-2007, 01:26 AM
Gazi olayi devletin acikca yaptigi katliyamlardan biridir.hersey apacik ortada..
Diger katliyamlarda kilif arayan sistem ve ona destek veren devsirme aleviler sunu iyi bilsin ki;bütün alevi katliyamlarinin sorumlusu bu gerici fasit sistemdir.
Dersim katliyamindan Gazi ye dek yapilan katliyamlarda bizzat devlet ici tezgahlandigi biliniyor.

Gazi direnisi alevilerin var olma yolunda sergiledigi bir direnis abidesidir.

Yasasin Gazi direnisi
Onlar öldüler ama teslim olmadilar yenilmediler.

kahrolsun fasist gerici sistemgazi direnişçilerini saygıyla selamlıyoruz..