Rojaazme
15-09-2006, 11:10 AM
http://www.garipdede.com/
Tasavvuf ilminden ve tarik-i müstakim felsefesinden haberdar olmayan kişiler, halen bizden "beş şartın" hesabını sormaktadırlar. Aleviliğin bugün içerisinde düştüğü boşluğun hesabı ise, yasak ve baskılarla bizleri inancımızı özgürce yaşamaktan mahrum bırakıp, asimile etmeğe çalışan ve Atatürk Cumhuriyeti'nin sindirdiği azgın irticayı hortlatan gelmiş-geçmiş iktidarlardan sorulmalıdır
Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e kadar tüm peygamberlere gelen ilahi emir aynıdır. İnsanlar, birbirinin hakkına tecavüz etmeden gönül kırıp can incitmeden, zina yapıp nesile zarar vermeden, adam öldürüp katil olmadan, tabiatın güzelliğini bozmadan, şeytani fiillerden uzak, sevgi ve saygı dolu güzel, mutlu bir yaşam sürdürmelidir.
Şeriat kapısında beş şart daha vardır ki kul ile kul arasındadır. Kişi, eline sahip olmayınca, hırsızlık yapar, birini öldürür, eksik tartıp kul hakkı yer.Diline sahip olmazsa yalan söyler, iftira eder. Beline sahip olmaz ise zina yapıp neslini kirletir. Eşine sadık olmazsa aile düzenini bozar. İşine sadık olmazsa birbirlerine maddi manevi zararı olabilir.
Her sohbette, yeni kuşak insanlarımızın sorduğu ilk soru: "Madem biz de islam isek, neden İslam'ın beş şartını neden yerine getirmiyoruz ?"
Genç kuşaklar bu soruyu sormakta bir yandan haklı bir yandan da haksızdır. Haklıdır çünkü; ailesi tarafından bu konuda
aydınlatılmamıştır. Haksızdır çünkü; bizler bu konuda çok yazdık ve çok konuştuk.Demek ki, insanlarımız konuya ciddi bir şekilde eğilip okumuyorlar, dinlemiyorlar.
Soruya cevap veren birçok eser piyasada mevcut ama, biz sohbetlerimizde anlattığımız özeti burada yineleyelim.
İnsanları mutluluğa götüren "ahlaksal" yaşamın öğretisine "din" adı verildi.
Allah'ın katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık, haset ve
hak tanımazlık yüzünden ihtilafa düştüler." ali İmran Suresi'nin 3/19 ayetinde din ve dini, hasetlerine alet edip ihtilaf yaratanlar böylece tarif edilirken; İsra Suresi 17/77 ayetinde de: "Senden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yasa da buydu. Sen bizim yol ve yasamızda değişme bulamazsın."
İlahi emir açık... Hz.Adem'den Hatem Peygamber Hz. Muhammed'e kadar tüm peygamber ve nebilere gelen ilahi emir aynıdır.
İlahi emirden maksat : İnsanlar, birbirinin hakkına tecavüz etmeden gönül kırıp can incitmeden, zina yapıp nesle zarar vermeden, adam öldürüp katil olmadan, tabiatın güzelliğini bozmadan v.s. şeytani fiillerden uzak; sevgi ve saygı yoluyla güzel ve mutlu bir yaşam sürdürmelidir Ne yazık ki, bu erdemli yaşam kimler tarafından gündeme getirilmiş ise, karşısına bir yol azgını dikilip Tanrı dostu zatın ve taraftarlarının canına okumuştur.
"Ben, ahlakın en güzelini tamamlamak üzere gönderidim." diyen Hz. Muhammed de böylesi bir mücadele ile "karanlık çağ"ı aydınlığa çıkarmaya kalkışınca karşısında bir sürü yol azgını buldu... Azgınların şerrinden kurtulmak amacıyla, Mekke'den kaçıp Medine'ye hicret etti. Medineliler, Hz. Muhammed'in getirmek istediği erdemli yolu benimseyince Hz. Muhammed, Medine'de kırk kişiden bir "yaren meclisi" oluşturdu.Bu meclise "kırklar meclisi" denildi.Kırklar Meclisinde, ilahi emir doğrultusunda, insanoğlunu kemalete götürecek olan "yol"a dört kademeli bir sistem koydu. Bu dört kademeli sisteme "dört kapı" adı verildi.Yani:
"Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat." Her kapının yaşanabilmesi için "on şart" konuldu.Böylece islam'ı yaşayıp kamil insan olabilmenin şartı "kırk" oldu. İslamın bu temel şartlarına,kısaca "Dört Kapı, Kırk Makam" düsturu denildi.
İyi de, nasıl oldu da İslam'ın kırk şartı "beş"e indirildi, sebep neydi ?Tarihi yönleriyle konuya açıklık getirmeye çalışalım.
Hz. Peygamber, vefatına yakın günlerde eshabı "Gadiru Hum" denilen yerde toplayıp vasiyet etti. Hz. Ali vasi tayin edip ümmetine "iki emanet" bıraktığını söyledi: Kur'an ve Ehl-i Beyt.
Son dönemlerini yaşarken gördü ki yaptığı vasiyet unutulmuş."Bana kağıt kalem getirin, size yazılı vasiyet bırakayım." dediğinde, Hattap Oğlu Ömer karşı çıktı."Resulullah sayıklıyor, yazacağı belge mutber olmaz" deyince Hz. Peygamber dışarı çıkmalarını söyledi
Tasavvuf ilminden ve tarik-i müstakim felsefesinden haberdar olmayan kişiler, halen bizden "beş şartın" hesabını sormaktadırlar. Aleviliğin bugün içerisinde düştüğü boşluğun hesabı ise, yasak ve baskılarla bizleri inancımızı özgürce yaşamaktan mahrum bırakıp, asimile etmeğe çalışan ve Atatürk Cumhuriyeti'nin sindirdiği azgın irticayı hortlatan gelmiş-geçmiş iktidarlardan sorulmalıdır
Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e kadar tüm peygamberlere gelen ilahi emir aynıdır. İnsanlar, birbirinin hakkına tecavüz etmeden gönül kırıp can incitmeden, zina yapıp nesile zarar vermeden, adam öldürüp katil olmadan, tabiatın güzelliğini bozmadan, şeytani fiillerden uzak, sevgi ve saygı dolu güzel, mutlu bir yaşam sürdürmelidir.
Şeriat kapısında beş şart daha vardır ki kul ile kul arasındadır. Kişi, eline sahip olmayınca, hırsızlık yapar, birini öldürür, eksik tartıp kul hakkı yer.Diline sahip olmazsa yalan söyler, iftira eder. Beline sahip olmaz ise zina yapıp neslini kirletir. Eşine sadık olmazsa aile düzenini bozar. İşine sadık olmazsa birbirlerine maddi manevi zararı olabilir.
Her sohbette, yeni kuşak insanlarımızın sorduğu ilk soru: "Madem biz de islam isek, neden İslam'ın beş şartını neden yerine getirmiyoruz ?"
Genç kuşaklar bu soruyu sormakta bir yandan haklı bir yandan da haksızdır. Haklıdır çünkü; ailesi tarafından bu konuda
aydınlatılmamıştır. Haksızdır çünkü; bizler bu konuda çok yazdık ve çok konuştuk.Demek ki, insanlarımız konuya ciddi bir şekilde eğilip okumuyorlar, dinlemiyorlar.
Soruya cevap veren birçok eser piyasada mevcut ama, biz sohbetlerimizde anlattığımız özeti burada yineleyelim.
İnsanları mutluluğa götüren "ahlaksal" yaşamın öğretisine "din" adı verildi.
Allah'ın katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık, haset ve
hak tanımazlık yüzünden ihtilafa düştüler." ali İmran Suresi'nin 3/19 ayetinde din ve dini, hasetlerine alet edip ihtilaf yaratanlar böylece tarif edilirken; İsra Suresi 17/77 ayetinde de: "Senden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yasa da buydu. Sen bizim yol ve yasamızda değişme bulamazsın."
İlahi emir açık... Hz.Adem'den Hatem Peygamber Hz. Muhammed'e kadar tüm peygamber ve nebilere gelen ilahi emir aynıdır.
İlahi emirden maksat : İnsanlar, birbirinin hakkına tecavüz etmeden gönül kırıp can incitmeden, zina yapıp nesle zarar vermeden, adam öldürüp katil olmadan, tabiatın güzelliğini bozmadan v.s. şeytani fiillerden uzak; sevgi ve saygı yoluyla güzel ve mutlu bir yaşam sürdürmelidir Ne yazık ki, bu erdemli yaşam kimler tarafından gündeme getirilmiş ise, karşısına bir yol azgını dikilip Tanrı dostu zatın ve taraftarlarının canına okumuştur.
"Ben, ahlakın en güzelini tamamlamak üzere gönderidim." diyen Hz. Muhammed de böylesi bir mücadele ile "karanlık çağ"ı aydınlığa çıkarmaya kalkışınca karşısında bir sürü yol azgını buldu... Azgınların şerrinden kurtulmak amacıyla, Mekke'den kaçıp Medine'ye hicret etti. Medineliler, Hz. Muhammed'in getirmek istediği erdemli yolu benimseyince Hz. Muhammed, Medine'de kırk kişiden bir "yaren meclisi" oluşturdu.Bu meclise "kırklar meclisi" denildi.Kırklar Meclisinde, ilahi emir doğrultusunda, insanoğlunu kemalete götürecek olan "yol"a dört kademeli bir sistem koydu. Bu dört kademeli sisteme "dört kapı" adı verildi.Yani:
"Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat." Her kapının yaşanabilmesi için "on şart" konuldu.Böylece islam'ı yaşayıp kamil insan olabilmenin şartı "kırk" oldu. İslamın bu temel şartlarına,kısaca "Dört Kapı, Kırk Makam" düsturu denildi.
İyi de, nasıl oldu da İslam'ın kırk şartı "beş"e indirildi, sebep neydi ?Tarihi yönleriyle konuya açıklık getirmeye çalışalım.
Hz. Peygamber, vefatına yakın günlerde eshabı "Gadiru Hum" denilen yerde toplayıp vasiyet etti. Hz. Ali vasi tayin edip ümmetine "iki emanet" bıraktığını söyledi: Kur'an ve Ehl-i Beyt.
Son dönemlerini yaşarken gördü ki yaptığı vasiyet unutulmuş."Bana kağıt kalem getirin, size yazılı vasiyet bırakayım." dediğinde, Hattap Oğlu Ömer karşı çıktı."Resulullah sayıklıyor, yazacağı belge mutber olmaz" deyince Hz. Peygamber dışarı çıkmalarını söyledi