:
Muharrem Matemi ve Matem Orucu
astokomlu
06-12-2006, 07:20 AM
Hazırlayan: Mustafa Düzgün
Kerbela olayı (680) meydana geleli beri, 1323 yıldır tüm Şia-i Ali kolları, özellikle Aleviler, bitmek nedir bilmeyen, acısı dinmeyen bir yası sürdürmektedirler. Bu aynı zamanda inanç ve ibadetin de belirleyici bir öğesi ve ilkesi haline gelmiş. Her yılın Muharrem ayında 12 günden az olmamak üzere, yer yer 15 güne varan bir süre, yas tutulur. Hazret-i Hüseyin başta olmak üzere, Kerbelâ şehitlerine, Oniki İmamlar’a olan bağlılık duyguları daha da canlanır, belirtilen sürenin her anı şehitleri anmakla, onlarla ilgili bilgileri yinelemekle, kitap ve mersiyeler okumakla geçer.
Hazret-i Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Oniki İmamlar’ı anmayan Alevi ve Şii şair ve düşünür yok gibidir. Doğrudan Kerbela faciasını konu alan mersiyelerin kimileri Muharremiye diye de adlandırılır. Dünyada, hakkında çeşitli dillerde en çok mersiye (ağıt) yazılan kişi, hiç kuşkusuz ki Hz. Hüseyin’dir. Şiir ve deyiş edebiyatımızın köşe taşlarından birini oluşturan “Düvazde İmam”larda O ve bütün İmamlar veciz bir şekilde anıla gelmiş ve Cem Ayını’nın vazgeçilmez kesitlerinden biri durumuna gelmiştir. Cem, Kerbela’da Ehl-i Beyt mazlumlarına yaşatılan susuzluğu, açlık ve eziyetleri, inanç ve doğruluk konusunda gösterilen kararlılığı ifade eden çeşitli motiflerle donatılmış, bu nedenle akıtılacak olan gözyaşları işlenecek sevabın kaynağı olarak kabul edilmiştir.
Hz. Hüseyin, askeri anlamda, Kerbela’da yenilmiş; ancak sergilediği tutum ve kararlılık, Emevi baskı ve hileleri sonucu sönmeye yüz tutan Hak-Muhammed-Ali yolunun şahlanışı bakımından da tarihte eşine az rastlanan bir büyük zaferin öncüsü, önderi ve kahramanı olmuştur. Bu sadece Aleviler için değil, başka mazlumlar için de ciddi bir örnek oluşturmuş, ezilenlerin cesaret ve iman kaynağı olmuştur.
astokomlu
06-12-2006, 07:21 AM
Hicri ve Miladi Takvim Sorunu:
Muharrem Mâtemi’nin, Hicri takvime göre hesaplanıp tutulması öteden beri tartışıla gelen konulardan biridir. Özellikle Miladi takvimin kullanıldığı ülkelerde yaşayan Aleviler, sabit bir tarihin ya da olayın geçtiği miladi tarihin, yani her yılın 10 Ekim gününün benimsenmesini arzu etmekte, Hicriye göre yılda onbir gün önce gelen dönerli tarihlerden vazgeçilmesini istemektedirler. Halihazırdaki uygulamada sık sık karşılaşılan tarih belirleme zorluklarından böylece kurtulunacağı, durumun daha bir netlik ve kolaylık kazanacağı görüşü önesürülmekte. Gerçi söz konusu Miladi tarih konusunda başka öneriler de var, ancak bunlar doğru bir hesaplamanın değil, keyfi ve bilimsel esaslardan yoksun oldukları için üzerinde durmaya değmez. Biz burada 10 Ekim 680 tarihini temel almakta ve değerlendirmemizi buna göre yapmaktayız. Doğrusu, miladi takvimin getirdiği kolaylıkları yakından bilen ve yaşayan toplumlar bakımından bu yaklaşım ilk bakışta makul ve çekici bir görünüme de sahip. Ne var ki iş bu kadar basit ve rizikosuz değil.
Kerbela olayı 10 Ekim 680 yılında meydana gelmiş. Söz konusu görüş yanlılarına göre, Muharrem Matemi’nin her yıl bu tarihte başlaması daha doğrudur. Hz. Ali’nin Doğum Günü ve Sultan Nevruz, Hızır Orucu gibi Aleviler’e de ait olan diğer günlerin, her yıl aynı tarihlerde gündeme gelmesi ve bu yüzden herhangi bir güçlüğün yaşanmaması, insanları Muharrem Matemi’nin de böyle sabit bir tarihte başlatılması düşüncesine yöneltmekte.
Besbelli ki böyle düşünenler, muharrem Matemi’nin dayandığı nedenleri, uyulması gereken zorunlulukları dikkate almıyor, işin kolayına kaçıyorlar. Anımsanacağı gibi Muharrem baştan sona yas temeline oturtulmuş, çeşitli zevk ve eğlenceden uzak durmak esas alınmıştır. Matem günlerinde hiç bir nedenle kan dökülmemesine, karınca gibi can taşıyan en küçük hayvanın dahi çiğnenmemesi, taze yeşilliklere dahi basılmaması, gülme ve neşelenmeden uzak durulması, giyim-kuşam ve temizlik konularında keyif ve gösterişten feragat edilmesi ve benzeri bir çok dünya halinden el çekilmesi, uyulması gereken başlıca kurallardır. Oysa Muharrem’de oruç, “matem”den bağımsız olarak ne düşünülür ne de tutulur. Çünkü yalnız “oruç” değil, “Matem Orucu” olarak kabul edilmiştir. Meseleyi sadece oruca indirgemek, bilerek ya da bilmeyerek, işi çığırından çıkarma çabalarının hile-şeriyesi olarak karşımıza çıkar. Kimileri de Sünni yurttaşlarla adeta yarış içine girerek, “Bizim de orucumuz var” deyip kendilerini savunma duygusunu tatmin etme dürtüsüyle bu tür yollara düşerler.
O halde öyle bir yöntem bulunmalı ki, hem Muharrem Matemi anlamından ve özünden bir şey kaybetmemeli, hem Kurban gibi bolca kanın akıtıldığı bir Bayram ile Muharrem Matemi’nin aynı günlere rastlamasını önlemeli. Ve de Oniki İmam Yası’nı tutan milyonlar hayvan kesme, can alma, kan akıtma gibi bir manzara ile yüzyüze gelmemeli. Kaldı ki Kurban Bayramı Alevi toplumu için de mukaddes bir gün sayılır ve her yıl düzenli olarak kutlanır. Bununla birlikte sadece Aleviler’in değil, diğer Müslümanlar’ın da Kurban Bayramı’nı kutladıklarını akıldan çıkarmamalı.
Hicri takvim dönerlidir ve her 36 yılda bir aynı tarihe gelip oturur. Peki gelip Muharrem Matemi ile çakışırsa ne olacak? Alevi toplumu iki kutsal töreden birini seçmek, diğerinden vazgeçmek gibi bir çıkmazla karşı karşıya bırakmak akıl kãrı değildir. Esasen miladi takvim kullanacağız diye böylesine büyük bir rizikoyu göze almanın ciddiye alınır bir tarafı da yok. Tüm bu durumlar dikkate alınırsa, -ki alınmak zorunda- şimdiye kadar yapıla gelen uygulamanın doğru ve gerçekçi olduğu açıkça görülür.
Bu durumda Muharrem Matemi; Kurban Bayramı’nın ilk gününden başlayarak “bir” deyip yirmi gün saydıktan sonra, yirminci günün gecesi niyetlenip yirmi birinci gün başlatılmalıdır. Matem, yerel bazı farklılıklar dikkate alınırsa, genel olarak12 ila 15 gün kadar bir süreyi kapsar.
Bazı bölgelerde yas 12 gün sürer ve onikinci günün öğle vakti aşure ile bozulur. Bazıları da 13. güne sarkıtırlar. Bazıları da 15 gün tutarlar. Bir çok yerde kadınlar, Ana Fatma için bir gün önceden başlamak üzere bir günlük fazlasıyla tutarlar. Bunlar uygulamada görülen farklılıklar olup işin özünü değiştirmeyen özellikler olarak karşımıza çıkar.
astokomlu
06-12-2006, 07:22 AM
2. Kerbelâ’ya Yolaçan Gelişmeler:
Kerbela olayı, İslam tarihinde ciddi bir dönüm noktasıdır ve bu faciaya yolaçan gelişmeleri sadece Hz. Ali ile Muaviye arasındaki gerginliğe dayamak yetmez. Onun İslam dininin ortaya çıktığı, Muaviye’nin babası Ebu Süfyan ile Peygamber arasında geçen savaşlara kadar geri götürülmesi gerekir. Her ne kadar bazı çevreler gerçeği örtmeye çalışıyorlarsa da, Ebu Süfyan ailesinin İslam’a karşı savaşan kuvvetlerin başında bulundukları, İslam’ın zafere ulaşmasıyla ekonomik ve siyasal egemenliklerini büyük oranda yitirdiklerini görmezlikten gelmemeli. Ebu Süfyan’ın bu savaşlarda, özellikle Bedir’de, yakınları ve en güçlü savaşçıları öldürülür. Bozguna uğratılırlar. Bu savaşın iki önemli kahramanı Hz. Hamza ve Hz. Ali’diler. Ebu Süfyan’ın karısı ve Muaviye’nin annesi olan Hind de babasını ve kardeşini kaybeder. Nitekim kiraladığı bir zencinin Hamza’yı arkadan vurarak öldürmesi sırasında Hind, büyük bir hırçınlıkla cesede saldırıp, tırnaklarıyla cesedin göğsüne dalarak söküp çıkardığı kalbini yemeye başlaması kin ve intikam duygularının boyutlarını göstermek bakımından önemlidir. Tarihlerin yazdığına göre, soyuna vasiyette bulunarak “Bedir’in intikamını mutlaka almalısınız” demiştir. Bundan uzun zaman sonra meydana gelen Kerbela faciasında, Yazid’in, kesilip kendisine sunulan Hz. Hüseyin’in başına bakarak yaptığı konuşmadan da anlaşılıyor ki Ebu Süfyan ailesi hala Bedir’in intikamını alma, kandavası gütme peşindedir.
Peygamber’in bir çok kere açıkça belirttiği Hz. Ali’nin vasiliği kararına uyulmadan Ebu Bekir’in hilafeti ele geçirmesi, tarafların tutumunu sergileyen ilk ve dikkate değer bir gelişme olmuştur.
Ebu Bekir zamanında ”Peygamber’in malı kamunun malıdır” gerekçesiyle Hz. Fatma’dan alınan Fedek, halifenin bir yakınına mülk olarak bağışlanmıştır. Ömer ve Osman zamanında bu gibi meşru olmayan tasarruflar daha da artarak sürdü. Muhammed dininin esaslarına ters düşen çokça işler yapıldı, Kur’an’ın derlenip toparlanmasında uygunsuz yol ve yöntemler izlenerek, onun varlığına ve kutsallığına gölge düşürüldü. Osman; Beytülmal’ı, Muhammed’e düşmanlık yapanlara ve O’nun cezalandırdığı kimselere, kendi akraba ve yakınlarına sonuna kadar peşkeş çektirdi. Örneğin, kızının kocası Haris bin Hakem’e Fidek hurmalığını mülk olarak verdi ve büyük miktarda para bağışında bulundu. Peygamber’e karşı savaşıp yenildikten sonra “mecburen” İslam’ı kabul eden Ebu Süfyan’a Beytülmal’dan 200 bin dirhem vermekte tereddüt etmedi. Yapılan hesaplara göre, Osman’ın akrabalarına Beytülmal’dan sağladığı çıkar, 126 milyon 770 bin dirheme ulaşmıştır.
Genel kanıya göre, Mekke aristokrasisinin önderi ve Umeyyeoğulları’nın başı Ebu Süfyan ailesi, başından beri İslam’a direnmiş, savaşı kaybettiğini anlayınca, taktik değiştirerek dini kabul eder görünmüş, bu kez kaleyi içinden fethetmeyi planlayıp durmuştur. Yani inanıp gönül bağlayarak değil, onu her vesile ile kendi yararına kullanma amaç ve hedefini seçmiştir. İslam’ın esaslarına bağlı kalmak yerine, onu, kurmayı düşlediği Roma İmparatorluğu gibi güçlü bir saltanatın ideolojisi haline getirmeyi planlamış ve bunda başarılı da olmuştur.
İmam Ali; Peygamber’in vasisi olduğu halde, hakkının yendiği duygusuna kapılıp, işi iktidar kavgasına ve kanlı çatışmalara vardırmamış. Kardeş kanının dökülmesinden şiddetle kaçınmış ve “müminlerin emiri” ve İmam olarak kalmayı yeğlemiştir. Nitekim Osman’ın halk tarafından linç edilmesinden sonra, kendisine gelip Halife olmasını rica eden ileri gelenlere verdiği cevap da bu yargımızı doğrular niteliktedir:
“Bırakın beni, benden başka birini arayın, bulun! Çünkü görüyorum ben, bu işin sonunda çok işler var; çok renklere boyanacak bu iş. Öyle bir hâle gelecek ki yürekler dayanamayacak, akıllar almayacak. Çevre sislendi, delil inkâr edilir oldu. Davetinize uyarsam, biliyorum neye uğrayacağım. Beni bırakırsanız, ben de içinizden biri gibi olurum; kimi emir yaparsanız onu dinlerim, ona itâat ederim; benim size vezir olmam, emir olmamdan daha hayırlıdır sizin için.”
Çünkü İmam Ali ve evlatları, yani Ehlibeyt, İslam’ın başından beri sahip olduğu inanç ve değerlerin korunması için ciddi ve acılı bir gayretin temsilcisi ve öncüsü oldular. Onlar için İslam’a uymak esastı. Yöneticilerin buna göre davranmaları, işi saptırmamaları başlıca ilke olmalıydı. Oysa daha önce keyfi bir dönem yaşanmış, en çok da Osman’ın yapıp ettikleri, bir çok şeyin bozulmasına yolaçmış, din bir başka mecraya sokulmaya çalışılmıştı. İmam Ali, tüm karşı çıkışlarına rağmen, halk tarafından halife yapılıp işbaşına geldiğinin hemen ikinci günü verdiği hutbede Osman’ın yaptıklarını ve kendisinin yapacağı düzeltmeleri şöyle dile getirir:
”Osman’ın şuna-buna verdiği arazinin, şuna-buna verdiği malların hepsi de Allah malıdır; âmmenin hakkıdır; hepsi bâtıldır ve hepsi Beytü-l Mal’e alınacaktır. Hatta evlendiği kadınlarla, parasiyle aldığı cariyeleri bile bulursam, onları bile ona ait saymam. Çünkü adâlette genişlik vardır; adâletle hükmetmekte âciz olan kişi, cebirle hükmederse, daha da âciz bir hâle düşer.”
astokomlu
06-12-2006, 07:23 AM
Çarçur edilmiş olan para ve malların büyük bir bölümünü Beytülmal’e alan İmam Ali, bu kurumda ciddi bir düzenleme yaparak, kendisi dahil herkese sadece üçer dinar verilmesini kararlaştırdı. Geçmişte büyük maaş ve ikramlarla ödüllendirilmiş bulunanlar bu durumdan büyük rahatsızlık duyarak İmam’ın karşısına geçtiler.
Peygamber’in Veda Haccı’ndan dönerken Gadiru Humm’da yaptığı konuşmaya, vasiyetnamesini yazdırmak istemesindeki duyarlığına bakılırsa, O’nun da kendisinden sonra olacaklar konusunda ciddi endişeler taşıdığı söylenebilir. Bu konuşmasında İmam Ali’yi yerine vasi tayin ettiğini bildirmesi, ümmetinden Kur’an’a ve Ehlibeyt’e saygılı davranmalarını istemesinin sadece bir rastlantı eseri olmadığı anlaşılıyor. Mâide Sûresi, 5. Âyeti’nin gereği, yani Allah´ın emri olarak sözkonusu hutbenin irad edilmiş olması bile, İmam Ali’nin halife olmasına, haksızlıklarla karşılaşmamasına yetmedi. Bir yolunu bulup Ebu Bekir’i, ardından da Ömer ve Osman’ın halife yapmaları, sıra Ali’ye geldiğinde ise Şam Valisi Muaviye’nin, Osman’ın ölümünü bahane ederek ayaklanması, boşuna değildi. Çünkü İmam Ali ve evlatlarının sahip oldukları İslam anlayışı ile Muaviye’ninki arasında büyük fark vardı. Ehlibeyt, koşullar ne olursa olsun inancı önde tutuyor, sadakatte kusur etmiyor, inancın saptırılması girişimlerine seyirci kalmak istemiyordu. “Boylarınıza dönünce emin olduğunuz, inandığınız kişilere sözlerimi duyurun, onları çağırın; çünkü ben bu gerçeğin sörnüp yıpranmasından, yitip gitmesinden korkuyorum; ama Allah, kâfirler hoşlanmasa da nurunu parlatır” talimatının verilmesi, durumun nasıl bir noktada bulunduğunu ortaya koyuyordu.
Osman zamanında temelleri atılan, Muavi’ye döneminde sistemli bir biçimde yürütülen, Ali’nin İslam anlayışı ile bağdaşmayan bir diğer politika da, Araplar’ın “asıl Müslüman”, Arap olmayan diğer halkların da “mevali (yani alınıp satılmayan köle)” olarak sınıflandırılmasıydı. Bununla birlikte, İslam öncesi Arap gelenek ve göreneklerinin giderek İslam dininin yerine konulması, “Şeriat” etiketi altında ve daha çok da Arap milliyetçiliğini empoze eden yaklaşımın her geçen gün ağırlık kazanmaya başlaması da Ali ve evlatları tarafından kabul edilir şey değildi.
Muaviye’ninse hesabı kendisine, Emevi saltanatının ihyasına dönüktü. İslam’ın esasları, kural ve normları, onun önüne koyduğu hedefe ulaşmasına yaradığı sürece değerli, değilse yerine başka şeyler koymakta sakınca yoktu. Emeviler, dünyanın dört bir tarafından Beytülmal’e akan büyük servete tek başına konmayı hedeflemiş, İslam’ın birçok ilkesini kendi çıkarları yönünde evriltmiş, buna karşı çıkan Ehlibeyt`i ise çıkarlarının önünde en büyük engel olarak görmüştür.
Muaviye, Hz. Ali’nin halife seçilmiş olmasını hazm edemedi, karşı çıkmak için Osman’ın öldürülmesini bahane edip Ali’yi bu olayın sorumlusu olarak gösterdi. Oysa Ali ve çocukları Osman’ı kurtarmak için çok çaba göstermişlerdi. Ali ile Muaviye arasında başgösteren Sıffın Savaşı’nda Muaviye kuvvetleri yenilmek üzereyken, ortaya atılan hileli bir öneri sonucu (Hakem olayı), zaman Muaviye yararına işlemeye başladı. Ali’nin bir rivayete göre Küfe’nin dar sokaklarından birinde kıstırılıp ağır yaralanması, bir diğer rivayete göre ise Küfe mescidinin önünde bir Harici tarafından 19 ramazan 661’de zehirli kılıç darbesiyle yaralanıp üç gün sonra şahadete ermesi, Muaviye’nin önünü açtı.
astokomlu
06-12-2006, 07:25 AM
Kerbela Faciası:
İmam Hasan’ın şehit edilmesinden sonra, Ümeyyeoğulları’nın çekindiği tek kişi İmam Hüseyin’di. Muaviye daha ölmeden önce, bunun önemini oğlu Yezit’e anlatmıştı. Hüseyin, Muaviye’ye ne biat etmiş ne de yüz vermişti. Muaviye, daha ölmeden, oğluna yeteri kadar destek bulabilmek amacıyla İmam Hüseyin’e bir mektup yazmış, fakat sert bir cevapla karşılaşmıştı. Hüseyin cevabi mektubunda şöyle diyordu:
“Halka senin hükmetmenden daha büyük bir fitne bilmiyorum”.
Bununla birlikte, Muaviye’nin yaptığı kötülükleri bir bir sayıp dökerek, Yezit gibi “ahlaksız bir adamı” halife diye dayatmasını kınıyordu. İmam Hüseyin bir inanç önderi olarak dünya malına, saltanata değil, sahip olduğu inanca ve onun pürüzsüz olarak varlığını korumasına önem veriyordu.
Muaviye, 680’de öldü ve Yezit halife oldu. Emevi saltanatının tam da bu esnada sahib olduğu debdebeyi,
a. Gölpınarlı şu sözlerle ifade ediyor:
“... Müslümanlıkta saltanat sarayıyla-debdebesiyle, vezirleriyle-nedimeleriyle, ordusuyla-kumandanlarıyla, zındanlarıyla-celladıyla, ihsanıyla-inamıyla, zulmüyle-kahrıyla ve saltanat hanedanıyla-keyfi idaresiyle, hazinesiyle ve yoksul, sürünen halkıyla kurulmuştu. Kisralar, Arap Kisrası’nın makamını bir bir alacaklardı; Roma İmparatorluğu, ayrı bir dille, hükümlerine baş eğilmeyen bir dinle, fakat İslam kisvesine bürünerek tarih alanına çıkmıştı artık. Kendisine böyle bir saltanatı devreden babası ölürken bile başucunda bulunmak lüzumunu duymayan, avlanmakla gönül eğleyen Yezid, gününü-gecesini çalgı-çağanak dinlemekle, köçek-çengi oynatmakla, içip kendinden geçmekle sürdürmeyi adet edinmiş bir kişiydi...” Yezit ilk iş olarak Medine Valisi Velid’e bir mektup göndererek, derhal Hüseyin’i çağırıp Yezit’e biatını almasını, değilse kellesini emretti. Ancak Hüseyin buna boyun eğmedi ve kellesini almaya da cesaret edemediler. Mervan «Hüseyin’i bırakma, hapset; giderse bir daha ele geçmez; ya biat etsin, ya boynunu vurdur» sözleriyle Velid’e çıkışınca, Yezid ve yandaşlarının niyetleri iyice açığa çıkmış oldu. Hz. Hüseyin taraftarlarının kapının önünü tutmuş olmalarının anlaşılması sonucu kan dökülmesi önlenmiş oldu.
Bu olaydan bir gün sonra, İmam Hüseyin büyüklerinin kabirlerini ziyaret ettikten, Haşimoğulları’na ve Basralılar’a birer mektup yazdıktan sonra Kûfe’ye gitmek üzere harekete geçti.
Haşimoğulları’na, yani akrabalarına yazdığı mektupda “Kendileriyle gelenlerin şehid olacaklarını, kendilerine uymayıp kalanların da bir fethe, bir huzura erişemeyeceklerini” bildirdi. Basralılar’a hitaben yazdığı mektubunda ise, karşı karşıya bulunulan durumu ve hareketinin gerekçelerini anlatıyordu.
Mekke’de kalması ve olmazsa Yemen’e gitmesi gibi önerilere iltifat etmeden, kendisine mektup yazıp dâvet eden Kûfeliler’e daha önce söz verdiğini, bu nedenle oraya gideceğini bildirdi. Bu yüzden gerekli hazırlıkların yapılması amacıyla Amcası Akil’in oğlu Müslüm’ü önden gönderdi. Yezid, bu sırada Kûfe’ye Ziyad’ın oğlu Abdullah´ı Vali tayin etmişti. Sonunda Müslüm’ün Kûfe’de olduğunu öğrenen Abdullah bin Ziyad, Kûfeliler’in ihanetinden de yararlanarak onu ve çocuklarını bazı yandaşlarıyla birlikte katletti.
Denilir ki İmam, bu acı haberi ve Küfeliler’in ihanetini Kerbela yolundayken öğrenir ve şöyle söyler:
Dünya güzel gelse de, iyi saysan onu sen,
Allah’ın sevap yurdu daha güzel, bir bilsen,
Bırakılmak içindir toplanan bütün mallar;
Öyleyse neden düşkün mallara insan, neden?
Değil mi ki bedenler ölüm için çatılmış
Daha üstün elbette Allah yolunda ölmen, kılıçla öldürülmen
Allah esenlik versin ey Ahmed soyu size
Görüyorum yakında ayrılacağım sizden.
Kerbelâ; Bağdat`ın 90 km kadar güneybatısına düşen, Fırat`ın sağ kıyısından 25 km uzaklıkta, Irak sınırları içinde, çöl sayılan bir yörenin adıdır. Aleviler buradan bahsederken "Kerb-ü belâ", "Gelbelâ" gibi duydukları acıyı dile getiren deyimler de kullanırlar. Kerbelâ olayının meydana geldiği zaman bir çölden ibaret olan burası Osmanlılar zamanında bir şehir halini almıştır. Kerbelâ, İslam tarihinde Hz. Hüseyin, ailesi, akrabaları ve dostlarının, Muaviye oğlu Yezit tarafından burada ablukaya alınıp katledilmeleriyle bilinen bir yerdir.
Tarih, Hicret’in 61. yılı Muharrem ayının onuncu gecesini, yani 10 Ekim 680’i gösteriyordu. Kerbela denilen yere ulaşmışlardı. Karşılarında ilkin 20 bin, daha sonra sayısı 30 bine çıkarılan kocaman bir ordu vardı. İmam Hüseyin’in karargâhında korku ve hüzün havasından çok âdeta bir bayram havası vardı. Herkes son savaşını en kusursuz biçimde ve kahramanca başarmak için hazırlık yapmaktaydı. Savaş düzenine girmekten başka çare kalmamıştı. Hüseyin sağ koluna Kayn oğlu Züheyr’i, sol tarafına da Habib’i memur etmişti. Sancaksa Eb’ül Fazl Abbâs’ın elindeydi. İlkin İmam Hüseyin öne çıkıp kendisini tanıttı ve herhangi bir kusuru bulunmadığını yineledi. Düşmansa ”Yezid’e biat etmedikçe, bu sözlerin yararı yok” dedi ve Sa’doğlu, yayını gerip ilk oku Hz. Hüseyin’e atarak, savaşı başlatmış oldu.
Evet, savaş başlamıştı. Hurri Riyahi, Yezid ordusunda yeraldığı için çoktan pişman olmuştu. Yanında oğlu, kardeşi ve kölesi olduğu halde, Yezid ordusundan ayrılarak, at sürüp İmam’ın huzuruna geldiler.
”Mahçubum. İlk karşı duran bendim, izin verin ilk ölen de ben olayım!” dedi. Kahramanca dövüştükten sonra ilkin Hurr ve ardından da kardeşi, oğlu ve kölesi şehid oldular.
Bunları Avsece oğlu Müslüm, Muzahir oğlu Habib, Ebû-Veheb Abdullah ve annesi, Ebu Sumame, Habib, İmam Hüseyin oğlu Ali Ekber, İmam Hasan oğlu Kasım ve bir kardeşi, Ebül Fazl Abbas, İmam Hüseyin oğlu henüz altı aylık olan Asgar gibi onlarcası peşpeşe sehid oldular...
Zeynel Abidin 24 yaşlarında ve hastaydı. Meydana girip savaşmak istedi, ama İmam Hüseyin izin vermedi. Soyunun, Ehl-i Beyt soyunun yürümesi için onun yaşamasının gerekli olduğunu bildirdi.
Sıra İmam Hüseyin’e geldiğinde, artık geride erkek kalmamıştı. Kahramanca dövüştü ve sonunda ordunun dört koldan saldırması sonucu şehid oldu. Kimse başını kesmeye cesaret edemedi. Ancak Şimr koşup, oniki kılıç darbesiyle başını kesti.
Toplam 72 kişi şehit olmuştu.
Hz. Hüseyin’in başı ve diğer başlar ile esirler ise Şam’a, Yezit’e gönderildi.
Evet, Şah Hüseyn-i Kerbela’nın çok güzel belirttikleri gibi, “suret aleminde” yani görünürde 72 kişi, 30 bin kişilik bir zulüm ordusuyla kahramanca dövüşmüş ve fakat yine “bu alemde” yenilmişti. Ne var ki söz konusu Emevi ordusu ve önderi Yezit; insanlık vicdanında ve mana aleminde “lanet” damgasını yemiş, İmam Hüseyin ve yandaşları karşısında tarih boyunca yenilmişti.
İnsanoğlunun nefretle yükselttiği ”lanet Yezid’e!” sesleri arasında sayısız kereler kahrolmuştu. Dahası işlediği bu insanlık ayıbının utancıyla, belleklerden silinmeyen bir kötülüğün, insanlık tarihi boyunca işlenebilecek kötülüklerin sembolü olarak anılacak ve daha nice bin yıllar ”lanet”e müstehak görülmeye devam edecektir.
astokomlu
06-12-2006, 07:30 AM
Muharrem Mâtemi Erkânı:
Daha önce belirtildiği gibi, Kurban Bayramı’nın ilk gününden başlayarak 20 gün sayıldıktan sonra, yirminci günün akşamı, yer yer farklı olmakla birlikte şu “niyet tercümanı” okunarak niyet edilir:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Er Hak- Muhammed-Ali âşkına, İmâm Hüseyin Efendimiz’in susuzluk orucu niyetine, Kerbelâ’da şehid olanların tertemiz ruhlarına, Fâtıma-tüz Zehra’nın şefaatına, Oniki İmamlar, Ondört Masum-u Pakların şevkına!
Onyedi Kemerbestler’in hürmetine; hazır, gaip ve gerçek erenlerin himmetleri üzerimizde hazır ve nazır ola. Yuf münkire, lanet Yezid’e, rahmet mümine!
Gerçek erenler demine, dost erenler hü!
Sekkahüm ya Hüseyin!
Allah eyvallah hü dost!”
Alevi toplumunda, oniki gün süresince, Hz. Hüseyin’i ve Kerbelâ şehidlerini anma ve Yezid’e lânet okuma anlamında, hemen hemen her dakika değerlendirilebilir. Bu tümüyle kişinin kendisine ve ona uygun düşen koşullara bağlıdır. Bunu belirli sözlerle sınırlamanın olanağı yok.
İftar zamanı saat ve dakika ile belirlenmiş değil, bu genellikle akşamın geç dakikalarına tekabül eder. Gecenin onikisinden önce ve aşırı derecede doymamak üzere, sadece bir kez yenir, tâ ertesi gün aynı zamana kadar. Buna “iftar” değil “ağız mühürü” olarak adlandırılır.
Ağız mühürünü bozmak ya da iftar için genellikle şu tercüman okunur:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
İmam Hüseyin’e, onun soyuna ve dostlarına selâm olsun! Yezide, soyuna ve yandaşlarına sed hezaran (yüz bin kere) lanet olsun!
Hak matem oruçlarımızı kabul eylesin. Gerçeğe Hü!”
Yasın bitiminde, Aşure kazanının başında okunacak dua şöyledir:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Bârekallah, şehidler Şâhı İmam Hüseyin Efendimiz’in ve Kerbelâ şehidlerinin yüce ruhlarının şâd olması için bârekallah!
Cümle erenlerin ruhları için bârekallah!
Kurbanlarımızın kabülü için bârekallah!
Âhirete göçenlerimiz ve yaşamakta olanlarımız için bârekallah!
Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereket vermesi için bârekallah!
Muhammed Mustafa, Ali el-Murtaza, İmam Hasan, İmam Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hakkı için barekallah!
Gerçeğe Hü!”
Aşure yendikten sonra da şu dua okunur:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Allah-Muhammed ya Ali!
Oniki İmam Efendilerimiz’in ruh-u revanları şad-ü handan ola!
Münkir-münafıklar mat ola!
Müminler şad ola!
Cümlemize Hak’dan hayırlı kısmetlerin verilmesi için Nur-u Nebi, kerem-i Ali, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli demine Hü!
Matem süresince, Matem’le ilgili bilgilendirme yapılır, kitaplar okunur ve dualar edilir.
Devrim_Bey
08-12-2006, 02:36 AM
emegine saglık
maraslidilek
09-12-2006, 04:08 AM
okurken çok kötü oldum emeğine sağlık çok sağolasın
astokomlu
09-12-2006, 10:35 AM
Ah Hasanım Vah Hüseynim
Bu gün matem günü geldi
Ah Hasanım vah Hüseynim
Senin derdin bağrım deldi
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Benimle gelenler gelsin
Serini verenler versin
Hüseyinler şehit olsun
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Kerbelanın yazıları
Şehit düştü gazileri
Fatma Ana kuzuları
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Kerbelanın önü düzdür
Geceler bana gündüzdür
Şah kerbelada yalnızdır
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Gökte yıldız paralandı
Şehriban ana daralandı
Şah Hüseyin yaralandı
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Bir su verin masum cana
Zalim içti kana kana
Fatma Ana yana yana
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
*Gülyüzlüм*
09-12-2006, 10:36 AM
Bizlerle bu bilgiler paylaştığınız için çok teşekkürler..
Neyi neden yaptığımızı bilmek çok güzel sağol tekrar
fataLibra
09-12-2006, 10:47 AM
Bundan uzun zaman sonra meydana gelen Kerbela faciasında, Yazid’in, kesilip kendisine sunulan Hz. Hüseyin’in başına bakarak yaptığı konuşmadan da anlaşılıyor ki Ebu Süfyan ailesi hala Bedir’in intikamını alma, kandavası gütme peşindedir.
Rivayet odur ki Hüseyin(r.a)in kesik başı yezidin önüne getirilir ve yezid elindeki mızrakla kesik başın dudaklarıyla oynamaya başlar. Bir süre sonra yezidin huzurundaki biri(isim aklıma gelmiyor) ağlayarak haykırır:"Ben o mızrakla oynadığın dudakları peygamber efendimizin defalarca öptüğünü gördüm" der ve yeri terkeder.
Ayrıca Kerbela'da (lanet oluna) 72 değil 73 kişi şehit olmuştur.. Saygılarımla..
Kerbela Şehitleri (http://alevileriz.org/showthread.php?t=3105&highlight=Kerbela+%DEehitleri)
asli_33
09-12-2006, 11:33 AM
Emeğine sağlık Astokomlu can....
"Hamd alemlerin rabbi, ceza gününün sahibi, tüm mahlukatı yaratan Allah'a mahsustur. Öyle bir Allah ki (vücudi mertebe acısından) mahlukatından uzaklaştı da göklerin en üstünü (kemal yüceliklerini) istila etti. (varlığa kayyumiyet açısında da) mahlukatına yaklaştı da fısıldaşmalara bile şahit oldu.
Allah'a büyük işler, olaylar, acı facialar, yakıcı dertler büyük tatsızlıklar ve can çıkartıcı musibetler karşısında hamd-u senada bulunuyorum."
Sıradan insanlar sadece rahatlık ve huzur içinde olunca Allah'ın rahmetlerine hamdetmekteler; perişanlık, rahatsızlık ve yoksullukla karşılaştıklarında itiraz etmekte ve zorluklar karşısında sabırsız olmaktalar. Ama Allah'ın velileri her hallerinde Allah'a hamd-u senada bulunurlar. Onlar ister acı ister tatlı tüm olayların Allah'ın kendilerine olan birer rahmet ve lütfu olduğunu kabul ederler. Onlar sadece Allah'ın sevdiği şeyleri sever ve beğenirler, kendi beğendikleri şeyleri değil.
İlahi velilerin şiarı, İmam Hüseyin (a.s)'ın Mekke'den çıkıp Kerbela'ya doğru yola çıktığı esnada söylediği şu sözlerdir: "Allah'ın rızası neyse biz Ehl-i Beyt ona razıyız." En zor şartlar içinde bulunduğu o son anlarda da Allah'a şöyle arzetti: "Allah'ım senin rızana razıyım."
Bu da Kerbela kıyamının, ubudiyet ve irfan yolcularına verdiği en eğitici derslerden biridir.
KERBELA VE SONRAKİ ACI OLAYLAR
"Ey insanlar, hamdolsun Allah'a ki, bizleri İslam'ı savunmak yolunda büyük belalara düçar kıldı. İmam Hüseyin ve ehl-i beyti şehadete ulaştılar. Kadın ve kızları esir edildiler. Onun başını mızrağın başına geçirerek şehir şehir gezdirdiler. Bu, tarihte eşi olmayan acı bir olaydır.
Ey insanlar, hanginiz İmam Hüseyn'in (a.s) şehadetinden sonra sevinecek, mutlu olacaksınız? Hangi kalp onun için mahzun olmayacak? Hangi göz ona ağlamayacak? Halbuki onun şehadetine yedi kat gök, dalgalı denizler, tüm yeryüzü, ağaçlar, denizlerdeki balıklar, Allah'ın mukarreb melekleri ve tüm gök sakinleri ağladılar.
Ey insanlar, bizlere (müslüman olmayan) Türk ve Kabil esirleri gibi davrandılar. Halbuki hiçbir suçumuz da yoktu. Bize geçmişlerimizden hiç birine davranılmadığı bir şekilde davrandılar. Allah'a andolsun ki, eğer Peygamber bizi sevmeleri yerine düşmanlık etmelerini tavsiye etseydi, bizlere bundan daha kötüsünü yapmazlardı."
Daha sonra İmam "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" diyerek şöyle buyurdu: "Biz bu acı ve büyük musibet karşısında Allah'tan yardım diliyoruz. Zira O aziz ve intikam alıcıdır."
İmam (a.s)'ın bu konuşması iki nükteyi haizdir.
1- İmam bu konuşmasında zalim Yezid ve cinayetkâr uşaklarının Peygamber hanedanına reva gördükleri zulüm ve cinayetleri gözler önüne sermiştir. Halbuki onca zulüm ve acımasızlığa maruz kalan risalet hanedanının hiçbir suçu ve günahı yoktu. Ne kimsenin hakkına tecavüz etmiş, ne kimsenin ırzına el uzatmış, ne dini hükümler hakkında herhangi bir yanlışlık yapmış ve ne de sürçmüşlerdi. Aksine İslam ve müslümanlara karşı hizmetkârlık, acıma, cömertlik, sevgi ve muhabbet dışında hiçbir şey görülmüş değildi onlardan. İsalmi değerleri korumak ve mahrumların hakkını savunmak dışında bir gayeleri olmamıştı.
2- İmam Seccad (a.s) bu konuşmasında İmam Hüseyn'in haklılık ve mazlumiyetini Kerbela olayının hakiki mahiyetini ve bu kıyamı canlı tutabilmekte müslümanların görevinin ne olduğunu beyan etmiştir. Zira İmam Hüseyin ve yâranının mazlumiyet ve şehadeti alemlerin mülk ve melekutunu etkilemiş ve tüm mevcudat alemi o mazlum şehitlere özellikle de İmam Hüseyn'e yas tutmuş ve matem gözyaşları dökmüşlerdir. Bu hakikate rağmen İslam iddiasında bulunan kimselerin bu acı olay karşısında lakayd davranması mümküm müdür?
Kerbela şehitlerinin mukades hatırasını canlı tutup üzülmemesi ve Emevi zalimleri ile onların yolunu takib edip Kerbela kıyamının ülkülerine karşı çıkanlardan nefret etmemesi düşünülebilir mi?
Evet, Kerbela kıyamını ve Kerbela şehitlerini anmak tüm yüce değerleri, hakk ve hakikati anmaktır. Bu yüzden tahir imamlarımız İmam Hüseyin (a.s)'ın adını ve Kerbela şehitlerinin kahramanca hatırasını canlı tutmayı en değerli dini ibadetlerden saymışlardır.
Avrupali-damat
09-12-2006, 10:18 PM
kerbela olayi:Huseyin yigitce savasan Yezidin ordusuyla sehit olmustur.
Yezid kalesce vurmustur Huseyini,cölerde susuz-ac birakmistir.vücudunda kan,kilic yarasi vardi.
o yüzden "muharrem orucunda"
_su ismek yasaktir
_et yinmez
_aynaya bakmam yasaktir
_yikanmak sacini taramak yasaktir
_dügün,elence,sarki,oyun,musik yasaktir
_cicek,ac kesmek yasaktir
_gönül kirmak yasaktir
_ayvan,böcük öldurmek yasaktir
_kadina ilismek yasaktir
_haramdan uzak durmak
_kendine aci,eziyet vermek
12 gün muharrem orucu,sonra asure corbasi ve cemde yezide lanet okunur.("yezide lanet,pirime ramet")
===>ALEVI KARDESLER,SAKIN SOFRADA "AFIYET OLSUN" SOYLEMEYIN CUNKU AFIYET YEZIDIN KIZIDIR.
BIZ "HELAL,HOS OLSUN" SOYLERIZ.
gercegin yoluna,hü!
Vuruldu Huseyin sehit,Kerbela bunada sahit.
almis eline kani,ceza vuruyor Huseyin
bizim acimiz sadece kerbelada degil
bizim icin her yer kerbeladir
Hü!
Muharrem Ayı, Matemi ve Orucu
Hicri takvimin birinci ayıdır. Onuncu günün de ismi, Aşure’dir. Tarihi kaynaklara göre milattan çok önce Arap, İsrail ve Fars milletleri tarafından, Muharrem ayının Aşure günü, kutsal kabul edilen ortak bir değerdir. Bugünün değerini ve kutsallığını, tarihler şöyle anlatıyor:
· Adem atanın tövbesinin kabul edildiği gün.
· Nuh Peygamber'in gemisinin karayı bulduğu gün.
· İbrahim Peygamber'in Nemrut’un ateşinden kurtulduğu gün.
· Musa Peygamber'in kavmini Firavun’un şerrinden kurtardığı gün.
· Yunus Peygamber'in balığın karnından kurtulduğu gün.
· Eyüp Peygamber'in dertlerine şifa bulduğu gün.
Saymakla bitiremiyeceğimiz bütün peygamberlerin refaha, kurtuluşa ve başarıya ulaştıkları gündür. Onun içindir ki, Nuh Peygamber dahil ondan sonra gelen bütün peygamberler, Hz. Muhammed ve Hz. Ali de 10 Muharrem Aşure günü şükür ve senalarını ifade ederek, oruç tutmuşlar. Nuh Peygamber'in kurtuluş çorbasını pişirip fakir fukaraya yedirmişler, “Hayır İhsan” yapmışlar. Bütün tarihler o güne kadar olan, Muharrem ayının kutsallığı ve özelliğini böyle anlatırlar.
Muharrem’de Matem Niçin Tutulur?
Matem Farsça’dan gelen bir kelimedir. Türkçe’de anlamı: Çok sevilen değerli bir varlığı veya yakını kaybedildiğinde bu insanın günlük yaşamını etkiler; insanlar kederlenir, üzülür ağlar ve uzun bir zaman üstünden atamaz, eğlenemez, gülemez, neşelenmek istemez, hep günlerini üzüntü ile geçirdiği zaman dilimine “Yas veya matem tutmak” demektir.
Hz. Muhammed’in ölümünden 48 sene sonra, bütün peygamberlerin kutsal kabul ettikleri, oruç tuttukları Hicri 10 Muharrem 61 Cuma günü Miladi 10 Ekim 680 tarihinde, Kerbela denen Fırat Nehri’nin kenarında, kurda kuşa sebil olan Fırat suyunu, Hz. Muhammed’in sevgili torunlarına, Ehl-i Beyt’ten de tek kalan Hz. Hüseyin’ine ve onun mahsun yavrularına vermediler. Dünya’da bugüne kadar bir eşi benzeri olmayan, insanlık aleminin yüz karası, görülmemiş susuz bir zulüm ve katliam işlendi. Hem de bu salavat getirdiğimiz, şefaat beklediğimiz Peygamber'imizin evlatlarına yapıldı. Onun için biz Aleviler, Hz. Muhammed’in ve Hz. Ali’nin soyunu sevdiğimizden, onlara olan saygımızı, hürmetimizi hiç kaybetmediğimizden, onların anılarını acılarını ve sevgilerini yaşatmak amacıyla Muharrem ayının birinden-onikisine kadar yas / matem tutarız.
Hz. Muhammed, Gadir-Humm’daki konuşmasında sahabelerine nasihatta bulundu: Size iki şey bırakıyorum “Kur-an ve Ehl-i Beyt’im”; “bunlar, birbirinden ayrılmaz! kevser havuzunda bana ulaşıncaya kadar”. Aleviler bu nasihata her zaman saygılılar. Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yel Mürteza’nın Ehl-i Beyt’ine yapılan zulüm ve hakarete, yas tutarlar.
Muharrem ayı denince? Aleviler için yas veya matem ayı akla gelir. Bugüne kadar inancında, felsefesinde, itikatında, sevgisinde, Hz. Muhammed’e ve onun Ehl-i Beyt'ine canı gönülden Aşk-ı Muhabbetiyle bağlı olan Aleviler, onların sevgisi ile sevinmişler, kederi ile kederlenmişler, acılarına ağlamışlar, gördükleri zulüme de yas tutmuşlar. Zulüm edenleri de lanetle anmışlar.
Muharrem’de Matem Nasıl Tutulur?
Hz. Muhammed’e ve Ehl-i Beyt’ine inanıp iman edenler, onlara yapılan bu zulmün acısını hiçbir zaman unutmazlar. Hele Muharrem ayı gelince o zulmün kendilerine yapılmış gibi acısını hissederler. İşte o 12 gün, oruçlu halleriyle televizyonda eğlenceli programlara bakmazlar. Düğünlere, eğlenceli yerlere gitmezler, düğün nişan yapmazlar, su içmemeye çalışırlar, eşler özel hayatlarını mateme göre düzenler, fazla sulu yiyeceklerden güçleri oranında sakınırlar, yaşadıkları ortama göre, imkanları ve olanakları el veriyorsa traş olmazlar, iştahlarının çektiği güzel ve etli yemekleri yemezler.
Alevilikte oruç tutarken sahura kalkmak yoktur. 12’den sonra yemek yenilmez.
Durumu özetliyecek olursak: Nasıl ki yakınlarınızdan birini kaybettiğiniz zaman, onun acısı ile bir zaman kederli, üzüntülü günler yaşıyorsanız. İşte 12 gün oruç boyunca da aynen öyle yaşanır.
Oruç Nedir? Niçin Tutulur?
İnsanlara her türlü kötülükleri yaptıran hırs nefis, tamah ve şeytani duyguları islah etmek için yapılan riyasız ibadettir. Oruç, tek kelime ile “İslahı Nefistir”.
Oruç: İnsanın, kendi kendisini eğitme evresidir. Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmaya niyet etmiş bir insan, o gün ne kadar güzel lezzetli yemekler görse de, iştahı çekse de "ben orucum" der, sabır eder orucunu bozmaz. İşte bu gibi sabır alışkanlığı yapan insanlar, bir gün nefsine uyup bir kötülük yapacağı zaman, işte o islahı nefis alışkanlığı onu bu kötülüğü yapmaktan geri alır.
Yalnız yememekle, içmemekle tutulan oruç, oruç değil; oruç tutan insan, o gün dili ile yalan söylemiyecek, dedikodu yapmayacak, bir kalp kırmayacak, kimsenin namusuna kötü niyetle bakmayacak, bütün dünyevi duyguları ile oruç olacak ki, orucu, oruç olsun. Allah’ın rızasını kazanabilsin.
Başkası tarafından hakarete uğrasa bile, "ben orucum" diye sabır gösterecek, karşılık vermiyecek. Eline-diline-beline sahip olacak.
Oruç Niçin Tutulur?
1) Oruç, nefsimizi islah etmek için tutulur.
2) Oruç, Allah’ın rızalığını, sevgisini kazanmak için tutulur.
3) Oruç, Allah’a şükür ve şükranlığımızı ifade etmek için tutulur.
4) Oruç, arzu ettiğimiz bir dileğimizin ilahi bir yardımla yerine gelmesi için tutulur.
5) Oruç, Allah’ın bizleri görünür görünmez kazadan beladan koruması için tutulur.
6) Oruç, bilmiyerek yaptığımız hatalardan dolayı Allah’tan af edilmek için tutulur.
7) Oruç, Muharrem ayındaki yası matemle beraber tutulur.
ferhat_gs
02-01-2007, 04:03 AM
teşekkürler
astokomlu
02-01-2007, 12:17 PM
sizlerinde emeklerine sağlık canlar.. eyvallah
Rojaazme
03-01-2007, 07:42 AM
emegi geçen canlardan hakk razı ola elinize yüreginize sağlık .
dewrimci
10-01-2007, 06:15 AM
bunları öğrenmemi sağladın çoook tşk edrim emeğine sağlık okurken okurken yüreğimsızladı
nurcanuludag
13-01-2007, 06:58 AM
Çok güzel bilgiler, paylaşım için çok teşekkürler
Saygılarımla,
astokomlu
14-01-2007, 10:11 AM
canlar Muharrem orucu 20 Ocak cumartesi günü başlıyor.. Allah oruçlarınızı kabul eyleye..
mermaid
14-01-2007, 10:31 AM
Emegine saglık Hakan kardeşim.sagol
Canlar bilgileriniz için varolun.. Herkesin bilmesi gereken güzel paylaşımlardı.. sağolun..
odepsis
15-01-2007, 04:47 AM
bilgilenmiş oldum, ey vallah.
erdal
15-01-2007, 04:58 AM
matem ayına
yüregimden kopan
şiir köşemede yazdım ama burda olması daha mantıklı
ya hüseyin
ali oglu
ehlibeytin nuru
muhammedin torunu
kerbalanın gülü
gözümüzdeki
ekber-i yaş'ın sebebi
hak indirdi
muhammedle
ehlibeyt aldı muhabbetle
su vermediler
nefs-i zalimler
ehlibeyte
hak muhammedin oldugu
yüreklere
yatar bedenin kerbelada
şehit oldugun yerde
yatmaz aşkın gönül bagımda
agalarım her uyandıgımda
ehlibeyt kana bulandı
sarı kumda
kanları muhammedin kanı idi
zalim yezid içtigini bilemedi
o kumda bir zerre
olsa idim kanına sürünse idim
kuruyup gitse idim rüzgarla
muhammede hakka
nefis-i zalim
göremedi
sizdeki
hakk'i
muhammed'i
kuran
kuruldu
kuranın indirenin
kollarının altındaki canlara
fırat geçer
yanında
ali ekberim aglar
kucagında
yanarım yanarım
ya hüseyin bir su ver şu cana
muhammedin nuruna
su gözümde
dökerim dökerim
bitmez susuz kaldıgınız yerde
ya hüseyin
ajan_hakan
15-01-2007, 11:09 AM
Bu bilgileri bizimle paylaşıtğın için teşekkür ederim..
astokomlu
21-01-2007, 10:01 AM
BiSMi ŞAH. ALLAH ALLAH. ERENLERiN HiKMETiNE. ER HAK MUHAMMET-ALi AŞKINA. iMAM HÜSEYiN EFENDiMiZiN SUSUZLUK ORUCU NiYETiNE. KERBELA ŞEHiTLERi'NiN TEMiZ RUHLARINA MATEM ORUCU NiYETi iLE HZ. FATMA ANAMIZIN ŞEFAATiNE. 12 iMAM, 14 MASUM-U PAK EFENDiLERiMiZiN ŞEVKiNE, 17 KEMERBESTLER HÜRMETiNE HAZIR-GAYiP GEÇEK ERENLERiN YÜCE HÜMMETLERi ÜZERiMiZDE HAZIR VE NAZIR OLA. LANET MÜNKiRE. LANET YEZiD'E. RAHMET MÜMiN'E ALLAH EYVALLAH. HÜ
BiSMi ŞAH. ALLAH ALLAH. ERENLERiN HiKMETiNE. ER HAK MUHAMMET-ALi AŞKINA. iMAM HÜSEYiN EFENDiMiZiN SUSUZLUK ORUCU NiYETiNE. KERBELA ŞEHiTLERi'NiN TEMiZ RUHLARINA MATEM ORUCU NiYETi iLE HZ. FATMA ANAMIZIN ŞEFAATiNE. 12 iMAM, 14 MASUM-U PAK EFENDiLERiMiZiN ŞEVKiNE, 17 KEMERBESTLER HÜRMETiNE HAZIR-GAYiP GEÇEK ERENLERiN YÜCE HÜMMETLERi ÜZERiMiZDE HAZIR VE NAZIR OLA. LANET MÜNKiRE. LANET YEZiD'E. RAHMET MÜMiN'E ALLAH EYVALLAH. HÜ
Allah Allah..
Gerçeğin demine hüü..
akmesem
21-01-2007, 10:49 AM
Acı çekerek okumak buymuş demek.Tüylerim diken diken oldu.
İmam Hüseyin’e, onun soyuna selam ola.
Adını anmak istemediğim Yezide ve soyuna sonsuz kere lanetler olsun...
yeliz_24
21-01-2007, 10:17 PM
emeğine sağlık kardeşim...allah senden razı olsun...
yeliz_24
21-01-2007, 10:19 PM
arkadaşlar bişe sorabilirmiyim...
ben şuan 12 imamlar orucunu tutuyorum bizde su içilmiyo biliyosunuz, peki çay falandamı içilmiyo bunun hakkında bana bilgi verirseniz sevinirim...saygılar
devrimCiruh58
21-01-2007, 10:22 PM
Cay Ayran meyve suyu türü seyLer iceßiLirsin.. ßenim ßiLdigim kadarIyLa.
Bilinmezlik
22-01-2007, 12:27 AM
falla benim bildiğim ki öle tutuluo bizim orada....ayran..çay suyla yapılan herşey yasak...ama süt olabilir die biliorum....
Sürgün_24
22-01-2007, 12:39 AM
arkadaşlar bişe sorabilirmiyim...
ben şuan 12 imamlar orucunu tutuyorum bizde su içilmiyo biliyosunuz, peki çay falandamı içilmiyo bunun hakkında bana bilgi verirseniz sevinirim...saygılar
Sevgili yeliz su harici herşey içebilirsin..Meyve suyu , ayran vs içmende herhangi bir sakınca yok bildigim kadarıyla..
ozkan_gunduz
22-01-2007, 01:00 AM
kerbela olayi:Huseyin yigitce savasan Yezidin ordusuyla sehit olmustur.
Yezid kalesce vurmustur Huseyini,cölerde susuz-ac birakmistir.vücudunda kan,kilic yarasi vardi.
o yüzden "muharrem orucunda"
_su ismek yasaktir
_et yinmez
_aynaya bakmam yasaktir
_yikanmak sacini taramak yasaktir
_dügün,elence,sarki,oyun,musik yasaktir
_cicek,ac kesmek yasaktir
_gönül kirmak yasaktir
_ayvan,böcük öldurmek yasaktir
_kadina ilismek yasaktir
_haramdan uzak durmak
_kendine aci,eziyet vermek
ocelikle bu guzel paylasaım için emegi gecen tum canların eline saglık
bir arkadasımız yukarıda yapılması hos karsılanmayan bir kac unsur saymıs benim aklımda takılan konu ise su dugun vb tv vb gibi syelerrinde aynı sekilde hos karsılanmayan davranıslar içinde yer almıstır pekiii soruyorum nete girmek burda bos zaman harcamak ne kadar dogrudur
netde bilgisayrda bir eglenme aracıdır ki radyo acıldıgında radyoda gecen konsmalara bkarsak yapılmaıs ne kadar dogrudur
astokomlu
22-01-2007, 02:27 AM
ocelikle bu guzel paylasaım için emegi gecen tum canların eline saglık
bir arkadasımız yukarıda yapılması hos karsılanmayan bir kac unsur saymıs benim aklımda takılan konu ise su dugun vb tv vb gibi syelerrinde aynı sekilde hos karsılanmayan davranıslar içinde yer almıstır pekiii soruyorum nete girmek burda bos zaman harcamak ne kadar dogrudur
netde bilgisayrda bir eglenme aracıdır ki radyo acıldıgında radyoda gecen konsmalara bkarsak yapılmaıs ne kadar dogrudur
sevgili özkan haklı yönlerin var.. bence burda nete giriş amacına bağlı.. mesale bizler görevlermizi yerine getirmek için netteyiz.. bunun gereklerinide yerine getirmeye çalışıyoruz..
ama dediğin gibi radyoda malesef bunun bilincinde olmayan insanlar var.. mesela radyoda birkaç gündür dj arkadaşlarımız deyiş ağırlıklı yayınlar yapıyorlar.. ama oraya giren insanların bazıları geyik muhabbeti yapıyor.. eğleniyor.. üzülerek bunu söylüyorum.. bu durumu görünce gerçekten üzülüyoruz..
yani kişi bu dönemde nete neden girdiğini bilmeli, birşeyler paylaşmak ve öğrenmek için giriyorsa zaten kimse ondan bişe aramaz.. ama başka amaçlarla girenleride Allah ıslah etsin diyeyim ne diyeyim..
saygılarımla..
astokomlu
22-01-2007, 02:30 AM
arkadaşlar bişe sorabilirmiyim...
ben şuan 12 imamlar orucunu tutuyorum bizde su içilmiyo biliyosunuz, peki çay falandamı içilmiyo bunun hakkında bana bilgi verirseniz sevinirim...saygılar
sevgili yeliz sıvı gıdaların tüketilmemesine dikkat edilir.. ama mecburiyet gerektiren bir durum varsa minimum miktarda bunun yapılması daha uygun olacaktır..
mesela yaşlılar yada hastalar su içme durumunda kalırlarsa lanet olsun yezide derler.. ve içilen sıvı için kana kana içmeyin derler..
saygılarımla..
Serden_
22-01-2007, 02:30 AM
kırmızı renkteki içecekler de içilmiyor bildiğim kadarıyla?
yeliz_24
22-01-2007, 03:51 AM
canlar cevaplarınız için çok teşekkür ederim... saygılar
erdal
22-01-2007, 03:55 AM
içerim kanmadan
yüregim yanmadan
içmedigim su ile suya varan
_erdal_
japon1903
22-01-2007, 12:36 PM
emegine saglık
mendov
22-01-2007, 02:48 PM
bu güzel paylaşım için sagol astokomlu emegine saglık
yeliz_24
22-01-2007, 09:50 PM
emeğine ve yüreğine sağlık...saygılar
halpuz44
24-01-2007, 04:05 AM
Hicri ve Miladi Takvim Sorunu:
Muharrem Mâtemi’nin, Hicri takvime göre hesaplanıp tutulması öteden beri tartışıla gelen konulardan biridir. Özellikle Miladi takvimin kullanıldığı ülkelerde yaşayan Aleviler, sabit bir tarihin ya da olayın geçtiği miladi tarihin, yani her yılın 10 Ekim gününün benimsenmesini arzu etmekte, Hicriye göre yılda onbir gün önce gelen dönerli tarihlerden vazgeçilmesini istemektedirler. Halihazırdaki uygulamada sık sık karşılaşılan tarih belirleme zorluklarından böylece kurtulunacağı, durumun daha bir netlik ve kolaylık kazanacağı görüşü önesürülmekte. Gerçi söz konusu Miladi tarih konusunda başka öneriler de var, ancak bunlar doğru bir hesaplamanın değil, keyfi ve bilimsel esaslardan yoksun oldukları için üzerinde durmaya değmez. Biz burada 10 Ekim 680 tarihini temel almakta ve değerlendirmemizi buna göre yapmaktayız. Doğrusu, miladi takvimin getirdiği kolaylıkları yakından bilen ve yaşayan toplumlar bakımından bu yaklaşım ilk bakışta makul ve çekici bir görünüme de sahip. Ne var ki iş bu kadar basit ve rizikosuz değil.
Kerbela olayı 10 Ekim 680 yılında meydana gelmiş. Söz konusu görüş yanlılarına göre, Muharrem Matemi’nin her yıl bu tarihte başlaması daha doğrudur. Hz. Ali’nin Doğum Günü ve Sultan Nevruz, Hızır Orucu gibi Aleviler’e de ait olan diğer günlerin, her yıl aynı tarihlerde gündeme gelmesi ve bu yüzden herhangi bir güçlüğün yaşanmaması, insanları Muharrem Matemi’nin de böyle sabit bir tarihte başlatılması düşüncesine yöneltmekte.
Besbelli ki böyle düşünenler, muharrem Matemi’nin dayandığı nedenleri, uyulması gereken zorunlulukları dikkate almıyor, işin kolayına kaçıyorlar. Anımsanacağı gibi Muharrem baştan sona yas temeline oturtulmuş, çeşitli zevk ve eğlenceden uzak durmak esas alınmıştır. Matem günlerinde hiç bir nedenle kan dökülmemesine, karınca gibi can taşıyan en küçük hayvanın dahi çiğnenmemesi, taze yeşilliklere dahi basılmaması, gülme ve neşelenmeden uzak durulması, giyim-kuşam ve temizlik konularında keyif ve gösterişten feragat edilmesi ve benzeri bir çok dünya halinden el çekilmesi, uyulması gereken başlıca kurallardır. Oysa Muharrem’de oruç, “matem”den bağımsız olarak ne düşünülür ne de tutulur. Çünkü yalnız “oruç” değil, “Matem Orucu” olarak kabul edilmiştir. Meseleyi sadece oruca indirgemek, bilerek ya da bilmeyerek, işi çığırından çıkarma çabalarının hile-şeriyesi olarak karşımıza çıkar. Kimileri de Sünni yurttaşlarla adeta yarış içine girerek, “Bizim de orucumuz var” deyip kendilerini savunma duygusunu tatmin etme dürtüsüyle bu tür yollara düşerler.
O halde öyle bir yöntem bulunmalı ki, hem Muharrem Matemi anlamından ve özünden bir şey kaybetmemeli, hem Kurban gibi bolca kanın akıtıldığı bir Bayram ile Muharrem Matemi’nin aynı günlere rastlamasını önlemeli. Ve de Oniki İmam Yası’nı tutan milyonlar hayvan kesme, can alma, kan akıtma gibi bir manzara ile yüzyüze gelmemeli. Kaldı ki Kurban Bayramı Alevi toplumu için de mukaddes bir gün sayılır ve her yıl düzenli olarak kutlanır. Bununla birlikte sadece Aleviler’in değil, diğer Müslümanlar’ın da Kurban Bayramı’nı kutladıklarını akıldan çıkarmamalı.
Hicri takvim dönerlidir ve her 36 yılda bir aynı tarihe gelip oturur. Peki gelip Muharrem Matemi ile çakışırsa ne olacak? Alevi toplumu iki kutsal töreden birini seçmek, diğerinden vazgeçmek gibi bir çıkmazla karşı karşıya bırakmak akıl kãrı değildir. Esasen miladi takvim kullanacağız diye böylesine büyük bir rizikoyu göze almanın ciddiye alınır bir tarafı da yok. Tüm bu durumlar dikkate alınırsa, -ki alınmak zorunda- şimdiye kadar yapıla gelen uygulamanın doğru ve gerçekçi olduğu açıkça görülür.
Bu durumda Muharrem Matemi; Kurban Bayramı’nın ilk gününden başlayarak “bir” deyip yirmi gün saydıktan sonra, yirminci günün gecesi niyetlenip yirmi birinci gün başlatılmalıdır. Matem, yerel bazı farklılıklar dikkate alınırsa, genel olarak12 ila 15 gün kadar bir süreyi kapsar.
Bazı bölgelerde yas 12 gün sürer ve onikinci günün öğle vakti aşure ile bozulur. Bazıları da 13. güne sarkıtırlar. Bazıları da 15 gün tutarlar. Bir çok yerde kadınlar, Ana Fatma için bir gün önceden başlamak üzere bir günlük fazlasıyla tutarlar. Bunlar uygulamada görülen farklılıklar olup işin özünü değiştirmeyen özellikler olarak karşımıza çıkar.
bu konu ya çok güzel açklamalar getirmişsiniz biz kendi aile içinde bu konu hakkında konuşuruz babam da aynı görüşü paylaşırdı bu konuda bizlere açıklama yaparlardı ama bu açıklamalarınız çok daha aydınlatıcı bana göre tabiki
teşekür ederim.bende size katılıyorum.
yolahürmet
24-01-2007, 05:28 AM
Bir ara Ankara da Zöhre Ana diye biri çıktı.O da Muharrem Mart ta tutulur diyordu.Bence en sağlıklısı yukarıda belirtildiği gibi Kurban dan itibaren 20 gün saymaktır.Çorumda da bu şekilde tutuluyor.
yeliz_34
25-01-2007, 03:29 AM
emeğine ve yüreğine sağlık...allah senden razı olsun bizi bilgilendirdiğin için..
Nazlı Yaren
27-01-2007, 06:53 AM
Selam sana ey Hüseyin ey şehitler serdarı
Selam sana ey Rasulün göznuru
Selam sana ey Fatımanın kalbinin meyvesi
Selam sana ve seninle Hak yoluna baş koyanlara
Selam sana ve susuzluktan kuruyan mübarek dudaklarına
Selam sana ve günlerce su feryadıyla yüreğini yakan yavrularına
Selam sana ve dizlerinin üstünde can veren civan oğluna
Selam sana ve boğazı oklanan minik Ali asgarına
Selam sana ve her iki kolu kopana kadar dinini savunan Abbas kardeşine
Selam sana ve genç yaşlı canını canan karşısında cömertçe taktim eden ashabına
Selam sana ve esir düşen peygamber ailesine
Selam sana ve kahraman bacın Zeynebe
Selam sana ve topraklar üzerinde kalan başsız bedenine
Selam sana ve mızraklar ucunda gezdirilen mübarek başına
Selam sana ey Hüseyin
Kıyam ettiğin günde
Yalnız kaldığın günde
ve ceddine kavuştuğun günde
Rahmet Ya Hüseyin'e ,Lanet Yezide
astokomlu
18-02-2007, 12:45 PM
sağolun canlar.. eyvallah..
Kenarmehmet
20-02-2007, 01:38 AM
muharrem matemi ile ilgili şiiriniz çok anlamlı ve güzel teşekkür ederiz
ylcndmr
05-03-2007, 11:11 PM
bu değerli paylaşımın için sağolasın kardeşim
türkügözlüm58
25-03-2007, 05:04 AM
bu güzell paylaşım için sağolasın can..yüreğine sağlık...
Medet Senden Yetiş Ya İmam Hüseyin.....
zafer05
25-03-2007, 10:05 AM
ellerine ve emeğine sağlık
dersimliselvi
28-03-2007, 11:20 PM
emegine ve yüregine saglık abim...hızır baba yoldaşın olsun
Rojaazme
12-06-2007, 09:53 AM
Hazret-i Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Oniki İmamlar’ı anmayan Alevi ve Şii şair ve düşünür yok gibidir. Doğrudan Kerbela faciasını konu alan mersiyelerin kimileri Muharremiye diye de adlandırılır. Dünyada, hakkında çeşitli dillerde en çok mersiye (ağıt) yazılan kişi, hiç kuşkusuz ki Hz. Hüseyin’dir. Şiir ve deyiş edebiyatımızın köşe taşlarından birini oluşturan “Düvazde İmam”larda O ve bütün İmamlar veciz bir şekilde anıla gelmiş ve Cem Ayını’nın vazgeçilmez kesitlerinden biri durumuna gelmiştir. Cem, Kerbela’da Ehl-i Beyt mazlumlarına yaşatılan susuzluğu, açlık ve eziyetleri, inanç ve doğruluk konusunda gösterilen kararlılığı ifade eden çeşitli motiflerle donatılmış, bu nedenle akıtılacak olan gözyaşları işlenecek sevabın kaynağı olarak kabul edilmiştir.
messibjk34
14-06-2007, 09:55 AM
emegine saglık can
Aliyildiz
10-08-2007, 02:26 AM
emeğine, yüreğine sağlık can dostum Allah Bizleri Ehlibeyit yolundan didarından
ayırmaya tüm canların ehlibeyit sevgisi üzerlerine olsun ALLAH EYVALLAH HÜ ERENLER DİYELİM HÜ
MeLekk
26-11-2007, 10:01 PM
Muharrem Mâtemi Erkânı:
Daha önce belirtildiği gibi, Kurban Bayramı’nın ilk gününden başlayarak 20 gün sayıldıktan sonra, yirminci günün akşamı, yer yer farklı olmakla birlikte şu “niyet tercümanı” okunarak niyet edilir:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Er Hak- Muhammed-Ali âşkına, İmâm Hüseyin Efendimiz’in susuzluk orucu niyetine, Kerbelâ’da şehid olanların tertemiz ruhlarına, Fâtıma-tüz Zehra’nın şefaatına, Oniki İmamlar, Ondört Masum-u Pakların şevkına!
Onyedi Kemerbestler’in hürmetine; hazır, gaip ve gerçek erenlerin himmetleri üzerimizde hazır ve nazır ola. Yuf münkire, lanet Yezid’e, rahmet mümine!
Gerçek erenler demine, dost erenler hü!
Sekkahüm ya Hüseyin!
Allah eyvallah hü dost!”
Alevi toplumunda, oniki gün süresince, Hz. Hüseyin’i ve Kerbelâ şehidlerini anma ve Yezid’e lânet okuma anlamında, hemen hemen her dakika değerlendirilebilir. Bu tümüyle kişinin kendisine ve ona uygun düşen koşullara bağlıdır. Bunu belirli sözlerle sınırlamanın olanağı yok.
İftar zamanı saat ve dakika ile belirlenmiş değil, bu genellikle akşamın geç dakikalarına tekabül eder. Gecenin onikisinden önce ve aşırı derecede doymamak üzere, sadece bir kez yenir, tâ ertesi gün aynı zamana kadar. Buna “iftar” değil “ağız mühürü” olarak adlandırılır.
Ağız mühürünü bozmak ya da iftar için genellikle şu tercüman okunur:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
İmam Hüseyin’e, onun soyuna ve dostlarına selâm olsun! Yezide, soyuna ve yandaşlarına sed hezaran (yüz bin kere) lanet olsun!
Hak matem oruçlarımızı kabul eylesin. Gerçeğe Hü!”
Yasın bitiminde, Aşure kazanının başında okunacak dua şöyledir:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Bârekallah, şehidler Şâhı İmam Hüseyin Efendimiz’in ve Kerbelâ şehidlerinin yüce ruhlarının şâd olması için bârekallah!
Cümle erenlerin ruhları için bârekallah!
Kurbanlarımızın kabülü için bârekallah!
Âhirete göçenlerimiz ve yaşamakta olanlarımız için bârekallah!
Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereket vermesi için bârekallah!
Muhammed Mustafa, Ali el-Murtaza, İmam Hasan, İmam Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hakkı için barekallah!
Gerçeğe Hü!”
Aşure yendikten sonra da şu dua okunur:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Allah-Muhammed ya Ali!
Oniki İmam Efendilerimiz’in ruh-u revanları şad-ü handan ola!
Münkir-münafıklar mat ola!
Müminler şad ola!
Cümlemize Hak’dan hayırlı kısmetlerin verilmesi için Nur-u Nebi, kerem-i Ali, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli demine Hü!
Matem süresince, Matem’le ilgili bilgilendirme yapılır, kitaplar okunur ve dualar edilir.
aşure yapılırken bende dua etmeye özen gösteririm:o
emegine sağlık kardeşim...++yezide lanet++
pirimunzur
12-12-2007, 07:32 AM
her canin bilmesi gereken bilgiler paylaşim için tşkler.
Ahmet canbulat
12-12-2007, 08:47 AM
Bu güzel paylaşımın için sağolasın astokomlu
Emeğine ve yüreğine sağlık
ahmet03
12-12-2007, 09:24 AM
kurbanın birinci gününden itibaren 20 gün sayar isek ocağın 11 indemi başlıyor orucumuz?
Roja-Welat
12-12-2007, 09:39 AM
Bir su verin masum cana
Zalim içti kana kana
Fatma Ana yana yana
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
eline_yüreğine sağlık adminim..çok güzel ve anlamlı bir yazı olmuş....
türkügözlüm58
12-12-2007, 10:09 AM
Emeğine Yüreğine Sağlık Hakan Abim...
-lal-
13-12-2007, 01:01 AM
ocağın 8 indemi başlıyor arkadaşlar oruç.??
sefkärli-Derviscemal
13-12-2007, 01:52 AM
Astokomlu bilgilerin icin Tesekkürler CAN
alewi_alew
13-12-2007, 02:01 AM
Hayır 10 Ocakta başlıyor arkadaşlar orucumuz...9 ocak akşamı niyet edicez yani...en son takvimde böyle yazıyodu yanlışsa düzeltin canlar...
sefkärli-Derviscemal
13-12-2007, 02:07 AM
Yanlisim varsa düzeltin ama
Muharrem Matem Orucu tarihi
23 01 2007
alewi_alew
13-12-2007, 02:13 AM
ALEVİLERİN 2008 YILI İÇİN İNANÇ TAKVİMİ
20-23.12.2007 Kurban Erkanı
10.01.2008 Muharrem Orucu (İlk Günü)
21.01.2008 Muharrem Orucu (Son Günü)
22.01.2008 Aşure
13-15.02.2008 Hızır Orucu
21.03.2008 Hz. Ali Doğum Günü / Nevroz
05./06.05.2008 Hıdır Ellez
06./07.06.2008 Abdal Musa Şenlikleri
02.07.2008 Sivas Şehitlerini Anma Günü
16-18.08.2008 Hacı Bektaş Veli Anma Töreni
10.10.2008 İmam Hüseyin Anma Günü
08-11.12.2008 Kurban Erkanı
sefkärli-Derviscemal
13-12-2007, 02:17 AM
Alewi bilgi icin tesekkürler
tarih hatasi yapmisim ben 2007 yilin icin yazmisim oysa 2008 gerek sagol düzeltme icin
sefkärli-Derviscemal
13-12-2007, 02:18 AM
20-23 Aralik 2007 Kurban Erkani)
10 Ocak 2008 Muharrem Orucu (ilk Günü)
21 Ocak 2008 Muharrem Orucu (son Günü)
22 Ocak 2008 Asure
ahmet03
13-12-2007, 02:21 AM
canlar şimdi hangi tarih açıklığa kavuşturalım çünkü herkes farklı bir tarih veriyor birisi 20 ocak 2008 diyor-diğerlerinden de 10 ocak 2008 -11 ocak 2008 diyenler var hangisiiiiii doğruuu?
buda benden buyrun ;
2008 yili icin inanç Takvimi
20-23 Aralik 2007 :Kurban Erkani
10 Ocak 2008 :Muharrem Orucu (ilk Günü)
21 Ocak 2008 :Muharrem Orucu (son Günü)
22 Ocak 2008 :Asure
13-15 Subat 2008 :Hizir Orucu
21 Mart 2008 :Hz Alinin Dogumu
5/6 Mayis 2008: Hidir Ellez Senlikleri
6/7 Haziran 2008 :Abdal Musa Senlikleri
2 Temmuz 2008: Sivas Sehitlerini Anma Günü
16/18 Agustos 2008 :Haci Bektasi Veliyi Anma Töreni
10 Ekim 2008 :Hz. Hüseyini Anma Günü
8-11 Aralik 2008 Kurban Erkani
sefkärli-Derviscemal
13-12-2007, 02:24 AM
AHMET CAN
ALEWi alew CANIN dedigi gibi bu tarih
10 Ocak 2008 Muharrem Orucu (ilk Günü)
21 Ocak 2008 Muharrem Orucu (son Günü)
22 Ocak 2008 Asure
alewi_alew
13-12-2007, 02:34 AM
Evet aydınlığa kavuşmuştur artık dimi canlar ???:)
-lal-
14-12-2007, 12:28 AM
pek değil..10 ocak diosunuz ama okuduğuma göre;
Kurban Bayramı Hicri Takvim'e göre Zilhicce ayının 10. günü başlar. Kurban Bayramının 1'nci gününden başlayarak 20 gün sayılır. 20'nci günün akşamı Muharrem Orucu için niyet edilir ve oruç başlar. Muharrem Orucundan önce 3 günlük MASUM-U PAK ORUCU tutulur." buna göre 7-8-9 ocak "MASUM-U PAK ORUCU" olmalı.10-21 ocakla birlikte 15 gün yapıyor.
bilenlerden bilgi alabilirmiyim??
sefkärli-Derviscemal
15-12-2007, 01:50 AM
Selamlar CANLAR
Insallah soruna bir cevap olarak bu yazdigim yardimci olur
Bütün Tarihciler, 10 Muharremi Hicret in 61. Yili olarak gösterirler.Miladi 10 Ekim 680 tarihinde Kerbela vakasinin olusunda birlesirler.Miladi degismeyen sabit takvimde, bir yil 365 gün 6saat tir.Hicre takviminde bir yil 355 gün 6 saat tir.Hicre Takvim, Miladi takvime göre her yil 10 gün ileri geliyor.Hicri takvim Hz muhammed in zammaninda kabul edildigi icin, bütün müslüman ülkeler Hicri takvimini kullanirlar. Onun icin de müslüman alemi tüm bayramlarini Hicri takvimine göre yaparlar.Her yil on gün ileri gelisinin sebebi budur.
Muharrem Orucunu tutma zamanin nasil tespit edilir ?
sefkärli-Derviscemal
15-12-2007, 01:55 AM
Senin dedigin gibi Lal
Zilhice ayinin onu, kurban bayraminin birinci günü oluyor. Biz, kurban bayraminin birinci gününden yirmi gün sayacagiz, yirmi birinci günü oruclu olacagiz. Iste o yirmi birinci günü Muharrem ayinin birinci günüdür. Bütün oruc tutan Aleviler ayni gün oruca baslamis olamali. On iki imamlar askina on iki gün oruc tutulur. On ücüncü günü bisirdigi Asure ile orucunu acar
cena_munzure
15-12-2007, 08:30 AM
paylasim icin tskr ederim can, yuregine saglik.
-lal-
16-12-2007, 01:38 AM
9 ocak günü orucuz yani..:)
arkadaşlar benim ilk orucum olacak, başlarken haber verin de kaçırmıyım:confused: :p ;)
astokomlu
25-12-2007, 12:10 AM
Takdir-i ezelde böyleydi ilam
Fırat suyu kan ağlıyor baksana
Ümmügülsüm, Zeynep çekerler te’sif
Kerbela çölleri İmam’a nasib
Siması peygamber, cemali Yusuf
Al’Ekber’in Leylasına baksana
Çok cefaya mâlik Zeyneb-i Sâni
Müseyb Gazi ala onlardan hayfı
Hür Şehid de Kerbela’nın kurbanı
Haymegâh’ın ateşine baksana
meyman35
26-12-2007, 01:07 AM
yüreğine sağlık can bizi bu konuda aydınlığa kavuşturduğun için...
Imamların yası yaşı çağlatan
Ah senin dertlerin ya imam Hüseyin
Kerbela çölünde kanı çağlatan
Ah senin dertlerin ya imam Hüseyin
Pir imam Hüseyin
Iptida meydanın şehit aşkı
Gökte melek eder kanla yaş saçtı
73 peri var hep şehit düştü
Ah senin dertlerin ya imam Hüseyin
Pir imam Hüseyin
Kana boyanmıştır nesli peygamber
Nerede zülfükar ordadır haydar
Ölünce hazreti fadimeyle kamber
Ah senin dertlerin ya imam Hüseyin
Pir imam Hüseyin
Şehit düştü imamların serdarı
Arşa çıktı ehli beytin avazı
Takdirde yazılmış yazılan yazı
Ah senin dertlerin ya imam Hüseyin
Pir imam Hüseyin
Sefili sadığım gönlümün zarı var
Kerbelada ehlibeytin nuru var
Her dem kan ağlasam bende yeri var
Ah senin dertlerin ya imam Hüseyin
Pir imam Hüseyin
MeLekk
26-12-2007, 08:01 AM
allah allah can emeğeine sağlık bizleri aydınlatıp bilgilendirdiğin için:)
astokomlu
27-12-2007, 08:17 AM
Aşure kazanının başında okunacak dua şöyledir:
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Bârekallah, şehidler Şâhı İmam Hüseyin Efendimiz’in ve Kerbelâ şehidlerinin yüce ruhlarının şâd olması için bârekallah!
Cümle erenlerin ruhları için bârekallah!
Kurbanlarımızın kabülü için bârekallah!
Âhirete göçenlerimiz ve yaşamakta olanlarımız için bârekallah!
Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereket vermesi için bârekallah!
Muhammed Mustafa, Ali el-Murtaza, İmam Hasan, İmam Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hakkı için barekallah!
Gerçeğe Hü!”
Hidayet Coban
27-12-2007, 08:53 AM
Tesekkür ederim .Emegine Saglik astokomlu Can!
ezo 58
27-12-2007, 10:23 PM
http://img101.imageshack.us/img101/9216/siyahbeyazatliasgarleuo6.jpg
ezo 58
27-12-2007, 10:28 PM
http://img168.imageshack.us/img168/5593/13te1la5.jpg
http://img168.imageshack.us/img168/1791/23xy2yp6.jpg
http://img168.imageshack.us/img168/7677/33pjzu6.jpg
su_ezgisi
28-12-2007, 01:57 AM
http://img168.imageshack.us/img168/5593/13te1la5.jpg
http://img168.imageshack.us/img168/1791/23xy2yp6.jpg
http://img168.imageshack.us/img168/7677/33pjzu6.jpg
paylaşımın için sağol cano
astokomlu
01-01-2008, 09:34 AM
Yetmiş üç er idik girdik bu yola
Yalbırdak kılıçlar hep aldık ele
İman Kur’an nasip olsa bir kula
Kudretten okunur onun Yâsin’i
Pirsultan Abdal
Alihanlı
01-01-2008, 10:06 AM
2008 yili icin inanç Takvimi
20-23 Aralik 2007 :Kurban Erkani
10 Ocak 2008 :Muharrem Orucu (ilk Günü)
21 Ocak 2008 :Muharrem Orucu (son Günü)
22 Ocak 2008 :Asure
13-15 Subat 2008 :Hizir Orucu
21 Mart 2008 :Hz Alinin Dogumu
5/6 Mayis 2008: Hidir Ellez Senlikleri
6/7 Haziran 2008 :Abdal Musa Senlikleri
2 Temmuz 2008: Sivas Sehitlerini Anma Günü
16/18 Agustos 2008 :Haci Bektasi Veliyi Anma Töreni
10 Ekim 2008 :Hz. Hüseyini Anma Günü
8-11 Aralik 2008 Kurban Erkani
umutçiçeği
01-01-2008, 10:11 AM
hizir orucu var 3 gun onların tarıhlerı nedır acaba bılen can var mı
türkügözlüm58
01-01-2008, 12:29 PM
2008 yili icin inanç Takvimi
20-23 Aralik 2007 :Kurban Erkani
10 Ocak 2008 :Muharrem Orucu (ilk Günü)
21 Ocak 2008 :Muharrem Orucu (son Günü)
22 Ocak 2008 :Asure
13-15 Subat 2008 :Hizir Orucu
21 Mart 2008 :Hz Alinin Dogumu
5/6 Mayis 2008: Hidir Ellez Senlikleri
6/7 Haziran 2008 :Abdal Musa Senlikleri
2 Temmuz 2008: Sivas Sehitlerini Anma Günü
16/18 Agustos 2008 :Haci Bektasi Veliyi Anma Töreni
10 Ekim 2008 :Hz. Hüseyini Anma Günü
8-11 Aralik 2008 Kurban Erkani
Sağol abicim..Çok yararlı bir paylaşımdı bizler için..
cagan
03-01-2008, 03:16 AM
saolasın can paylasım ıcın.
AnGeNehM
04-01-2008, 01:38 AM
http://s.azbuz.com/uploads/images/25/85/5000000002585704.gif
Merhaba Sevgili canlar...
Muharrem Matemi;
Hepimizin bileceği üzere Muharrem (matem) ayımız geliyor ve ibadetlerimizi en sık yaşadığımız bu dönemde Kerbelada şehit düşen Hz Hüseyin başta olmak üzer onun kader arkadaşlarını anıyoruz ve 12 imamlara olan bağlılığımızı gösteriyor,pekiştiriyoruz ve Kerbelanın bitmek bilmeyen acısını yüzyıllardır yüreklerimizde yaşayarak yasımızı sürdürüyoruz.
Masum-u pak;
Masum-u Pak orucunda ise çocuklara edilen eziyet,zulümleri protesto ediyor ve yine onlarında yasını tutuyoruz.
Yani adı üstünde masum çocukların günahsız çocukların katledilmesinin yasını tutuyoruz.
Tarihler;
Bu yıl 2008 Ocak ayının 6sının gecesinde niyet edip 3 gün Masum-u Pak orucu tutuluyor.
Ocak ayının 9 u gecesi Muharreme niyet edilir ve 10 uından itibaren 12 gün boyunca Muharrem matemini yaşıyacağız ve yasını tutacağız.
Muharrem'in bitişi ise Aşure gününe denk geliyor.
Kerbela tarihi;
Hz. Muhammed`in kızı Fatma`nın ve Hz. Ali`nin oğlu Hz. Hüseyin, haksız olarak iktidarı ele geçirmiş olan Muaviye`nin oğlu Yezid`e biat etmeyi –onu halife olarak tanımayı- reddetti. Kufe halkının kendisini desteklemesi ve Kufe`ye davet etmeleri üzerine Hz. Hüseyin, 68 0yılında yaklaşık 100 kişi ile birlikte, İslam adına çeşitli zulüm ve haksız uygulamalar yapan Yezid`e karşı savaşmak üzere Mekke`den Kufe `ye hareket etti. Bugün Irak sınırları içinde olan Kerbela`da Yezid`in askerleri, Hz. Hüseyin ve taraftarlarının önünü keserek onları günlerce susuz bıraktılar ve sonunda Hz. Hüseyin savaşmak zorunda bıraktılar. Hicretin 61. yılının 10 Muharrem cuma günü (18 Ekim 680) öğle vakti Hz. Hüseyin`i ve toplam 72 kişiyi binlerce askerden oluşan Yezid`in ordusu şehit etti.
Hz. Hüseyin`in haksızlığa karşı bu cesur direnişi ve ölümüne mücadelesi, Anadolu Alevilerinde çocuk eğitiminde „haksızlığa karşı gelmek, haksızlık yapmamak, haksızlığa uğrayanların yanında olmak“ şeklinde önemli bir yer tutar.
Kerbela Katliamı, Anadolu Alevilerinde her yıl Muharrem ayında anılır ve lanetlenir. Bu katliamda hasta olması nedeniyle Hz. İmam Zeynel Abidin`in kurtulması ve Hz. Ali`nin soyunun devam etmesi nedeniyle de Allah`a şükredilir.
Sevgili canlar,öncelikle şunları belirtmek istiyorum,insanlar bu tür ortamlarda bilgiler kazanamayıp yada cemevlerine gidemeyipte Muharrem de oruç tutacak olabilirler.
Son günlerde AKP nin sözde alevi açılımı kapsamında bazı asimile girişimleri başlatılmış bulunmaktadır.
Onlara göre Muharrem ayınca iftar diye birşey varmış.
Oysa bizler özellikle saatimiz geldi diye şaaşalı sofralarda iftar yapmıyoruz.
Tabiri caizse bizimki oruç açmak oluyor daha fazla.
Bundan ziyade yine bazı söylentilere göre oruçlarımızı akşam ramazanda iftar için okunan ezandan (sanırım akşam ezanı oluyor) 5 dakika sonra oruçlarımızı açacağımız söyleniyor :@ oysa bizlerin camii ile bir bağlantısı olmadığı için tamamen bir asimile çabası olarak değerlendiriyorum ve AKP nin Alevi açılımını kaale almamanızı öneriyorum.
Bizlerin ibadetlerine göre ise orucumuzu akşam hava karardı denecek kadar bir karanlık çöktükten sonra açıyoruz.
Buda yine benim tahmini saatim Bursaya göre 17:15 civarına tekabül ediyor.
Kesinlikle ince kurallar yoktur canlar,bu yüzden bu konuda kendinizi sıkmayınız.
Mesela benim 17:00 da sınavlarım olacak ben sınavlardan sonra 18:00 civarı açmayı düşünüyorum orucumu..
Bu hatırlatmalarıda yaptıktan sonra yasımızı nasıl tutacağımız konusunda biraz bilgiler vermek istiyorum;
*Muharremde sahur yoktur!Bir sonraki günen başlangıcı olan gece saat 00:00 dan önce yemeğimizi yiyiyor ve niyet ediyoruz.
*Sonraki günün akşamı hava kararıncaya kadarda orucumuzu açmıyoruz.(Yukarda detayıyla bahsettim bu konudan)
*Sevgili canlar öncelikle kesinlikle ve kesinlikle şaşaalı softalardan uzak duruyoruz.Tıklıktan çıkmış gibi akşam orucumuzu açtığımızda şaşaalı sofralara oturmuyoruz.Sonuçta yas tutuyoruz ve olabildiğince sade yemekler ile orucumuzu açıyoruz.
*Muharrem ayında su içmiyoruz.Ben bunu daha çok su içmemeye çalışıyoruz diye değerlendiyorum.Yine içecekler meşrubatlar içmeye gayret edelim.Buda demek oluyorki orucumuzu su yada hurma gibi özellikle herhangi birşeyle açmamaya özen gösteriyoruz.
*Hepinizin bileceği üzere Muharrem ayında et te kesinlikle yemiyoruz.Et yememekle beraber sofralarımıza etli yemeklerde koymuyoruz aynı zamanda.
*Oruç süresince bıçak ve kesici aletlerle keyfi oynamıyoruz,mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyoruz(ev hanımlarının mutfaktaki ihtiyaçları hariç)
*Eğlencelerden,düğünlerden,yüksek sesli şarkılardan kaçınıyoruz.Bu özellikle dikkat etmemiz gereken birşeydir.
*Muharrem matemi boyunca hiçbir canlıya hiçbir zarar vermemekle beraber aynı zamanda insanları üzmemeye onlarla tartışmamamaya ve kalplerini kırmamaya önemle dikkat ediyoruz.
*Ben kendim için bunu söylemek istiyorum tamamen babamdan öğrendiğim kadarıyla lüks yataklarda değilde daha esiklere özgü şekilde yer yatakları açarak yerde halının üzerine serilen birşeyin üzerinde yatmanızı öneririm.Ben bu şekilde yapacağım
*Yine kendim kesinlikle sakal traşı olmamaya özen gösteriyorum canlar.Bunu yine kendim iin söylüyorum çünkü kendimn öğrenciyim.Çalışan vardır traş olmak zorunda olan vardır o yüzden Önmeli olan dış görüşünün değil içimizde yaşadığımız acının olduğunu hatırlatarak imkanı olanların traş olmamasınıda istiyorum.
*Yine genelde insanların dikkat ettiği bir husus ise koyu giysiler giyinmektedir.Mesela mahallemizdeki sivaslılar Madımak katliamından ötürü sadece Muharrem değil genelde zaten siyah giyinmeye özen gösterirler özellikle ev hanımları.Bunu ise mümkün olduğunca muharremde yapmanızı rica ediyorum.
*Muharrem boyunca 2 Perşembe görcez,imkanı olan canların Cemevlerine gitmesi ibadet etmesini ve Alevilikle ilgili kitaplar okumasını insanlara birşeyler öğretmesini hiç olmazda forumda bunu üstlenmesini rica ediyorum
Sevgili canlar eklemek istediğim şeyler oldukça ve sizlerden gelen istekler doğrultusunda hatalarım yada eksimlerimde dahil sizin söylediklerinizide özellikle ilk mesaj olduğu için buraya eklemeye özen göstereceğim.Mesajımı mümkün olduğunca editleyeceğim.
Yine bir konuya özellikle değinmek istiyorum;
Ramazan ayında oruç tutanların sürekli şikayetçi oldukları bir durum söz konusudur.
Aleviler bizim gözlerimizin önünde sürekli yemek yiyiyor sigara içiyor v.s söylentiler vardır.
Unutmayalım ki Ramazan ayı en çok trafik kazalarının olduğu ve insanları en asabi olduğu asayişlere gelen ihbarlar vesilesiyle en fazla kavgaların yaşandığı zamandır.
Bizler ise bu tür şeylere gerçekten dikkat etmeliyiz.
Açlığın insanın sinirlerine etki ettiği konusunda bilimsel çalışmalar mevcuttur evet ama insan nefsine hakim olduktan sonra yine bu tür olaylardan uzak durabiliriz.
Hepimizin bildiği gibi bizim orucumuzu çook nadir insanlar dışında sünniler tutmazlar.
Bizler ise karşımızda sürekli yemek yiyen ve sigara içen birşeyler içen insanlarla münakaşaya girmemeliyiz ve sakin olmalıyız.
İnsanların bizim ibadetlerimiz hakkında bilgileri olmayabilir.
Bu bizlerin değil onların sorunudur.Bizler Hz Hüseyin ve tüm Kerbela şehitlerinin sonsuz acısını yüreğimizde yaşadıktan sonra yapmamız gereken başka birşey kalmamıştır diye düşünüyorum.
AnGeNehM
04-01-2008, 01:39 AM
Aşure(Âşura) günü;
Muharrem ayının bitiminde aşure pişirilir(kimi yörelere göre Aşura).Aşure 12 imamları temsil eden 12 farklı (bakla, nohut, buğday, kuru incir, nar taneleri, kestane, fındık, fıstık, kuru üzüm) gibi farklı malzeme kullanılır.Aynı zamanda bazı yörelerde kullanılmasada içine şeker katılır.Yine bazı yörelerde ise üzerine tarçın tozu yada ceviziçi serpilir.
Muharremdeki dualar;
Genel olarak orucumuzu açtığımızda şu dua okunur;
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
İmam Hüseyin’e, onun soyuna ve dostlarına selâm olsun! Yezide, soyuna ve yandaşlarına sed hezaran (yüz bin kere) lanet olsun!
Hak matem oruçlarımızı kabul eylesin. Gerçeğe Hü!”
Yas bittiğinde Aşure pişirilirken okunacak dua;
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Bârekallah, şehidler Şâhı İmam Hüseyin Efendimiz’in ve Kerbelâ şehidlerinin yüce ruhlarının şâd olması için bârekallah!
Cümle erenlerin ruhları için bârekallah!
Kurbanlarımızın kabülü için bârekallah!
Âhirete göçenlerimiz ve yaşamakta olanlarımız için bârekallah!
Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereket vermesi için bârekallah!
Muhammed Mustafa, Ali el-Murtaza, İmam Hasan, İmam Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hakkı için barekallah!
Gerçeğe Hü!”
Aşure yendikten sonra ise;
“B-ism-i Şâh, Allah Allah!
Allah-Muhammed ya Ali!
Oniki İmam Efendilerimiz’in ruh-u revanları şad-ü handan ola!
Münkir-münafıklar mat ola!
Müminler şad ola!
Cümlemize Hak’dan hayırlı kısmetlerin verilmesi için Nur-u Nebi, kerem-i Ali, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli demine Hü!
http://img172.imageshack.us/img172/2594/hnkarjn8.jpg
beni böyle aydınlattığın için teşekürler elımden geldigince uyguluycam
türkügözlüm58
04-01-2008, 02:13 AM
AnGeNehM (http://www.alevileriz.biz/member.php?u=9203) Can bilgilerin için saol..Emeğine sağlık..
canlar hepinizin yüregine ellerine saglik emeklerinize saglik.
dostun_aynası
04-01-2008, 06:10 AM
kardeşimm merahaba şiirin çokk güzell gerçekten okurkan duygulandımm
duygu44
04-01-2008, 10:26 AM
paylasimlar icin sagolun canlar
astokomlu
04-01-2008, 12:30 PM
Gel Dilber Ağlatma Beni Şah-ı Merdan Aşkına
Dü Cihanın Ranimasi Şir_i Yezdan Aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin
Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına
Samim Saka
04-01-2008, 12:39 PM
Bileğine,yüreğine, emeğine sağlık...
Sevgili canlar, öncelikle bir Alevi inanç ritüeli olan muharrem orucu konusunda paylaşımda bulunarak bizleri bilgilendiren ve katılım sağlayan bütün canlara canı gönülden teşekkür ederim.Ancak özü itibarı ile bir yas-ı matem olan muharrem orucunun her yıl 10 gün kadar geri bir tarihte tutulması kanaatimce çok doğru değildir.Çünkü eğer bir yas-ı matem ise; yani bir yol selverinin yası tutuluyorsa ve bahsi geçen yol büyüğünün don değiştirdiği tarih sabit olduğundan yani her yıl farklı bir tarihe taşınamayacağından; muharrem orucunun da her yıl aynı tarihte tutulması daha doğru olur kanaatindeyim...Sevgilerimle...
m.u.r.a.t58
04-01-2008, 01:52 PM
paylaşımınız için sağolun canlar emeklerinize sağlık...
ali_asigi
04-01-2008, 05:51 PM
elinize saglık canlar....
veyselk
04-01-2008, 06:14 PM
bana mail yollayan editör arkadaş muharrem orucun pirimiz hüseyin kabul etsin diyor bence yanlış ALLAH kabul eder pirimiz hüseyin bizim gibi ALLAHIN yarattığı bir kul yalnızca seçilmiş bir kul
bana mail yollayan editör arkadaş muharrem orucun pirimiz hüseyin kabul etsin diyor bence yanlış ALLAH kabul eder pirimiz hüseyin bizim gibi ALLAHIN yarattığı bir kul yalnızca seçilmiş bir kul
Sevgili arkadaşım işte aleviliği, sunnilikten ayıran en önemli noktalardan birisi budur.
Alevilikde "Pir" kavramı vardır. İmam Hüseyin bahsettiğiniz üzere sadece "seçilmiş bir kul" değildir. İnsan bedeninde yaşamış bir Alevi Piridir.
Mesela biz Alevi insanı yeri geldiği zaman, içimizden geldiği gibi: "Yetiş Ya Ali" veya "Yetiş Ya Hüseyin" deriz.
Soru : Kaç tane "kul", Hak Yoluna parmağının dahi kesilmesine (yani canının acıması ve kanının akması anlamında) razı gelmiştir ?
İşte Alevilikte Hak yoluna canları veren, derilerini yüzdüren, zindanlara atılan, asılan, kesilen hep Alevi Pirleri olmuştur. Yani sizin benim gibi sıradan insanlar değil. Ve bizler bugün "Biz Aleviyiz" diyebiliyorsak, anlatmaya çalıştığım bu Alevi Pirlerinin sayesindedir.
Onlar ölümlü değil, ölümsüzdürler. "Don değiştirme" kavramı, Alevi Pirlerine özgü bir özelliktir.
Bu anlamda, kendisi için tutulan Yas-ı Matemi, İmam Hüseyin'in kabul etmesi veya etmemesi çok normal bir durumdur.
Eğer Hak, "yolunu ve varlığını" ispat etmek maksadı ile Pirlerini yollamışsa, emin olun sizin düşündüğünüzden çok daha fazla yetkilerle donatmıştır kendilerini.
Neticede size gönderilen e-postada kullanılan ifade doğru ve yerindedir.
Sevgilerimle.
Kızılbaşfırat
06-01-2008, 04:13 AM
Bize de banadan PİR SULTAN derler
Bizi de kem kişi bellemesinler
Paşa huddamına tembih eylemiş
Elim çekip kolum bağlamasınlar
Kızılbaşfırat
06-01-2008, 04:16 AM
Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz
orucumuzu açtığımızda şu dua okunur;
“Bism-i Şâh, Allah Allah!
İmam Hüseyin’e, onun soyuna ve dostlarına selâm olsun! Yezide, soyuna ve yandaşlarına sed hezaran (yüz bin kere) lanet olsun!
Hak matem oruçlarımızı kabul eylesin. Gerçeğe Hü!”
-lal-
07-01-2008, 11:07 AM
ilk orucum olacak..bilgi veren herkese teşekkürler..:)
ali.ali6035
07-01-2008, 11:11 AM
Ah Hasanım Vah Hüseynim
Bu gün matem günü geldi
Ah Hasanım vah Hüseynim
Senin derdin bağrım deldi
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Benimle gelenler gelsin
Serini verenler versin
Hüseyinler şehit olsun
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Kerbelanın yazıları
Şehit düştü gazileri
Fatma Ana kuzuları
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Kerbelanın önü düzdür
Geceler bana gündüzdür
Şah kerbelada yalnızdır
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Gökte yıldız paralandı
Şehriban ana daralandı
Şah Hüseyin yaralandı
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Bir su verin masum cana
Zalim içti kana kana
Fatma Ana yana yana
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
zeynepeylem
09-01-2008, 12:10 PM
Emegine yuregine saglik.......
meymano24
09-01-2008, 12:23 PM
MUHARREM ORUCU
Geçmişi inkar edebilirsiniz.
Geçmişe karşı da çıkabilirsiniz.
Ama geçmişi yok edemezsiniz.
Çünkü ortak geçmiş, bizim de geçmişimizdir.
Geçmişi yok etme gayreti boşunadır.
Geçmişi yok edersen, geleceksiz kalırsın.
Geçmişi inkar da öyle.
Çünkü insan, geçmişi anımsadığı ölçüde vardır ve geleceğe koşabilir.
Daha da önemlisi geçmişe bakarak nereye koşabileceğini bilebilir.
Geçmişi yok ederek yapılan her eylem, gün gelir, geçmişin hayaletleri tarafından geri püskürtülür.
Bu insanlık içinde, tarih içinde böyledir.
Tarih de tekerrürden ibârettir.
Tarihten ders alınırsa bir daha tekerrür etmez.
Eğer ders alınmazsa Kerbelalar devam eder.
İşte Kerbela, o dersi almanın adıdır. O olayı yapanları, o olayların faillerini kınayıp, yüreğimizde mahkum etmezsek, zalimin
zulmü devam eder.
Zalimin zulmünü lanetlemiş bir inancın sahipleri olarak intikamcılığın peşinde olmamız asla söz konusu olamaz.
Yüreği kinle yüklü bir toplumun geleceği de olmaz ve güzel bir yaşamda kuramaz.
Çünkü, güzel bir yaşam tüm istediğimiz, geçmiş ve geleceği bir birine bağlı bir çevrede kurulabilir ancak…
İnsanlar bilmediklerinin düşmanı olurlar.
Kerbela ve o destanı yazan İmam Hüseyin bilinmelidir.
Muharrem ayı bilinmelidir.
Bilenler mazlumdan yana olup, insan olmanın destanını yazacaklardır.
Kerbela şahına ve tüm şehitlerimize selam olsun….
ORUÇ NEDİR?
Orucun Arapçada kelime anlamı, “Savm ve siyam” olarak geçer.
Savm; Hareketsiz kalmak, susmak anlamındadır.
Hz. Meryem ana, çocuğunu babasız dünyaya getirince ilahi bir ses ona, “Sus” der. O da susar kimseyle konuşmaz.
İslam Ansiklopedisi, Kur’anda, Meryem Suresinde bir sesin Meryem’e;
Meryem Suresi, Ayet 26; “Ben acıyana savm adadım, bu gün kimseyle konuşmam.”
Kur’an, savm kelimesinin, oruç tutmak ve susmak anlamın da iki şekilde kullanıldığına işaret etmektedir. Ansiklopedi, susmak
ve oruç tutmak kelimeleri arasında bir bağ olduğunu vurguluyor ve belirtiyor.
Kur’an; Bakara Suresi, Ayet 183; “Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin de üzerinize farz kılındı. Bu sayede korunmanız
umulmaktadır”
Ayetten de anlaşılacağı gibi İslam’ın kutsal kitabı Kur’an, Hz. Muhammed’e gelmeden önce, ki (Hz. Adem’den, Hz. Hatem’e
kadar) peygamberler de oruç tuttuklarını belirtiyor. Tuttuklarına göre hangi orucu tutmuşlardır? İslam’dan önce orucun var
olduğu ayetten de anlaşılmaktadır.
Hz. Adem’den beri oruç vardı. Dünyanın bütün büyük dinlerinde, belirli kutsal zamanlar sırasında ya da öncesinde veya özel
nedenlerle oruç tutuluyordu. Bütün tarihi kaynaklar, oruç adetinin insanlığın eski bir geleneği olduğunda birleşiyor.
Bizim konumuz İslam’da oruç olduğuna göre onu irdeleyeceğiz.
Ayette de görüldüğü gibi oruçtan amaç kötülüklerden korunmak, nefsi terbiye etmek, iyi ahlaklı bir insan olmaktır. Tanrı boş
yere insanları aç bırakıp cezalandırmaz. Orucun gerçek anlamı kötülüklerden uzak durup, iyi ahlaklı olup tanrının buyruğunu
yerine getirip olgun insan, yani “insan-ı kamil” olmaktır. Bütün ibadetlerden amaç insanın gerçek anlamda kendini bilen “insan”
olmasıdır.
Kur’an’da oruç, vacip ve farz olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Farz olan: Bütün İslam alemine bildirilen oruçtur.
Vacip olan: Bir dileğin yerine gelmesi veya işlenen bir suça tevbe etmek için tutulan “Nezir orucu”dur.
Bu tutulan oruçların iki yönü vardır; Zahir ve batın.
Zahiri yönü: Allah’a şükretmek, ola ki nefis aç kalınca yoksul, yetim, çaresiz ve sağlığı kendisini geçindirmeye yetmeyen
insanlarımızın çaresizliklerini, ve sıkıntılarını hissedip, merhamet duyguları gelişip, vicdan muhakemesi çalışır, bu çaresiz
insanlara yardım elini uzatılır.
Batini yönü: Gerçek müminin orucu ise senede 365 gündür. O kişi yaşamı boyunca halk için çalışır, paylaşımcıdır. Komşusu aç
iken o tok gezemez. İnsanlar sefalette iken o saltanatta olamaz. O gerçek mümindir ki, sadece nefsini değil, yani midesini değil,
bütün uzuvlarını harama bağlı tutar.
“Şeriatın emrettiği zahiri orucun yanında ayrıca tarikat ve hakikat oruçları da vardır”[1]
Zahiri oruç: Gündüzleri yemekten içmekten ve mukarenetten kesilmektir. Ramazan ayında tutulur.
Hakikat orucu: Ömür boyu devam eder. Oruçlu, gece gündüz bütün azalarını kötü duygulardan muhafaza etmek
mecburiyetindedir. Gıybet etmez, hiç bir fenalık düşünmez, kimseye zulmetmez, dövmez, sövmez, duygularını kötüye
kullanmaz. Duygularını kötülüğe kullandığı anda, fiilen yapmasa da orucu bozulmuş olur. İşte asıl oruç budur. Çünkü Cenab-ı
Fahr-i kainat sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:
“Nice oruçlular vardır ki, oruçlarından onlara sadece bir açlık kalmıştır.”(İbn-i Mace)
Bu Hadis-i Şerif’ten anlaşılıyor ki, bir çok oruçlular iftar ediyorlar farkında değiller, hem de oruç tuttuklarını zannediyorlar.
Görünüşte yemeyip, içmeyip oruç tutuyorlar, ama yaptıkları hareketler hiç de bir oruçlunun hareketine benzemiyor.
Dolayısı ile bir çok iftar edenler de vardır ki oruçludurlar, oruçları bozulmamıştır. Niyetleri daima istikamet üzerinde bulunur.
Kötü duygu ve düşüncelerden kendilerini alıkoymuşlardır, istedikleri gibi hareket edemezler, istediklerini yiyip içemezler.
Hadis-i Kudsi’de “oruç benim içindir, mükafatını ben veririm” diye bildirilen oruç bu oruçtur.
Hakikat orucu: Hazret-i Allah’ın muhabbetini sırda muhafaza etmektir. Cenab-ı Hakk’ı görmek sır gözü iledir, yoksa baş gözü ile
görülmez. O muhabbet çıkıp başka muhabbet girdiği zaman, hakikat ehlinin orucu bozulmuş olur. Onu kaza edecek ki, yani
istiğfar edip aynı muhabbeti duyacak ki, orucu devam edebilsin. Çünkü o insanları Hazret-i Allah kendisi için halk etmiştir.
Hadis-i Kudsi’de “İnsan benim sırrımdır, ben de insanın sırrıyım” diye buyuruyor. Hz. Mevlana’da bir coşku halindeyken;
“Söyletmeyin bana insanın ne olduğunu. Söylersem sizde yanarsınız bende yanarım.” Onlar daima Hakk iledir. Dolayısı ile
Hazret-i Allah o kullarının başka bir şeyle meşgul olmasını da istemez. İşte Allah’ın “dosdoğru yolu”nda olan kamil insanlar
bunlardır.
Bunların orucu da hakikat orucudur.
ORUÇ NİÇİN TUTULUR?
Allah, irade sıfatını yalnız insanlara bahşetmiştir. İşte oruç iradenin imtihanıdır. Kiminle? kendi kendinle, hiç bir şeyle
uslanmayan nefsin, oruç ile ıslahıdır. Çünkü açlık had safhada iken yememek, içmemek, iyilik için nefsin dizginlerini çekip
iradeyi kullanmaktır, yani vücuda aklın hükmüdür. Kendi bedenine sözünün geçmesidir. Cenabı Allah bir kutsi hadisinde, “Oruç
benim içindir, onun mükafatını da ben vereceğim.”
Niçin? Çünkü, Allah ile kul arasındadır. Tamamen kendi rızalığı ve kendi iradesi altındadır. Yeter ki oruç denilen bu muazzam
bedeni İbadet şuurlu olarak aşkla yapılsın. Eğer birilerine görünmek adet yerini alsın diye yapılıyorsa, yani ruhu manası gayesi
anlaşılmadan yapılıyorsa, gayeye hizmetten uzak olur.
Oruç, yalnız aç kalmak değil, aynı zamanda aç’ı arayıp onu doyurmanın da adıdır.
Oruç, dili ile gönül kırıyorsa, eli ile yanlış yapıyorsa, ayağı ile yanlışa gidiyorsa, günlerce aç kalsa da amaca ulaşamaz.
Hz.Peygamberimiz de, “Birçok insan vardır ki, bu zavallıların alacağı sevap, aç ve susuz kalmaktan ibarettir” diye buyurmasının
gerçeği budur.
Oruç, tüm uzuvlarıyla Allah rızasına tutulmalıdır.
meymano24
09-01-2008, 12:37 PM
ORUÇ NASIL TUTULMALIDIR?
Oruç, Beden orucu olmalıdır. Gözün orucu, gafletten men olunmasıdır. Dilin orucu, yalandan, gıybetten, dedikodudan
uzaklaşmaktır. Kulağın orucu, yasaklanmış şeyleri işitmemektir. Nefsin orucu, hırs ve şehvetten kendisini korumasıdır.
Kalbin orucu, bütün nefsani duygulardan arınıp beşeri sevgiden uzaklaşmaktır.
Ruhun orucu, dünya malına tamah etmemektir. Sırrın orucu, Hakk’tan gayrisini görmemektir. Batındaki oruç, kalbe, ruha,
sırradır.
İşte oruç bütün vücudun azalarıyla tutulmalıdır. Oruç tutuyor görüneceksin yalan söyleyeceksin, küfür içinde olacaksın, başkaları
da niçin benim gibi oruç tutmuyor diye cana kıyacaksın ve sonunda oruç tuttum Allah kabul eyler diyeceksin. Böyle orucu Allah
kabul eder mi? Oruç tutan insan kalp kırmak değil, kırılan kalbi tamir etmektir. Oruçluyum diye ona buna saldırmak değil,
örnek insan, yani kamil insan olmaktır.
İnsanları sevmek, bağışlamak, acımak ve yardım etmektir. Allah kavramı da bu değil midir? Cenabı Allah “Oruçlunun ağız
kokusunu severim” diye buyuruyor. Bu koku, çirkin açlık kokusu mudur? Hayır, ya nedir? O oruçlu ağızda hile bulunmaz, yalan
ağzın yanına gelmez, kimseyi aldatamaz. Çünkü, Kainatta Allahsız bir zerre görmez ki! Nasıl aldatabilir ki!
Hakk aşığı da ne güzel söylemiş;
“Sevap istersen öldür yalanı
Cennet istersen incitme canı.”
Öyleyse kötülükle karşılaştığımız zaman kendi kendimize, dikkat et oruçlusun, yani Allah’ın sıfatısın. Ayıpları görmeyeceksin,
örteceksin, kötülükleri iyilikle karşılayıp, güzelliğin ne olduğunu göstereceksin, işte oruç budur.
Düşününüz, hayvanı bir yere bağlayıp yiyecek vermeyip aç bırakırsan, bu oruç mudur? Hayır, oruç aşkla, şevkle ve şuurlu
tutulmanın adıdır. Midenin açlığı değildir.
Hz.İmam Ali şöyle buyuruyor;
“Bedenin orucu, irade ve ihtiyarla azaptan korkup sevaba girmeyi, ecre (sevap) nail olmayı dileyerek yemekten kesilmektir.
Nefsin orucu, beş duyguyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu dilin orucundan,
dilin orucu ise, midenin orucundan hayırlıdır.”[2]
Şahların şahı da bütün uzuvlarımızla oruçlu olmamızı istiyor.
Bir atasözümüzde şöyle der; “Mümin korumalı nefsini kibirden / Ağzını küfürden, gönlünü kirden.”
Evet önemli olan kinden kibirden, şehvetten, buğuzdan, azgınlıktan, cürümden, haramdan kısaca bütün kötülüklerden
arınmaktır oruç.
Hz.İmam Ali efendimiz, “Bir bölük halk, sevap için Allah’a kulluk ederler, bu kulluk tacirlerin kulluğu, bir bölükte Allah’a
korkarak ibadet eder, bu kölenin ibadetidir. Bir bölükse Allah’a şükrederek kulluk eder işte hür kişilerin kulluğu budur.”
Oruç da bir ibadet olduğuna göre tacirlerin, kölelerin ibadeti gibi değil, özgür iradeyle, aşkla, sevgiyle tutulan oruç, yapılan ibadet
makbul olduğunun altını çizmektedir.
Oruç iki türlü tutulur;
Bedenin orucu; irade ve ihtiyarla azaptan korkup, sevaba girmeyi ecre nail olmayı, dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu;
beş duyguyu öbür suçlardan çekip, kalbi de bütün şer sebeplerden ayırmaktır.
ORUÇ’UN HİKMETLERİ
Orucun batini anlamdaki hikmetleri de şöyledir;
Birinci hikmet; Oruç tutan kendini kontrol ederek, iradeye ve nefse sahip olarak düzgün insan olmanın seyrini yapar. Allah’ın
ahlakıyla bezenir, eline, beline, diline sahip olur.
İkinci hikmet; Oruçlu insan bir şey yapmış olmanın rahatlığıyla gönlünde huzur bulur. Huzur demek ise, Allah’la muhabbet
etmektir.
Hakk aşığı şöyle der;
“Muhabbetle bulanlar buldu Hakk’ı
Muhabbetsiz kulun Hakk’ta ne var hakkı.”
Oruçta kıble;
Bakara Suresi, Ayet 115; “Her nereye dönersen Allah’ın cemalini görürsün”
Her tarafı kıble edip ibadet halinde olursun, yön ve şekilden uzaklaşıp yeryüzünü mabet edinmektir.
Üçüncü hikmet; Aç olan insan aç olanın halinden anlar. Açlığını yüreğinde hisseder, yardım eder, aç doyurur, lokmasını paylaşır,
yaratanına aç olanlar için yalvarır. Peygamberimiz de; “Komşunuz aç iken, siz tok olup gerçek mümin olamazsınız” diye
buyuruyor.
Cömertlik aşık olanlara mahsustur. Bu hikmetin farkına varır. Allah cömerttir, cömert olanı da sever, deyip cömertlerle birlikte
cömertlik, makamının sırrına vakıf olursunuz.
Dördüncü hikmet; Kazancınız yani ekmeğiniz, tuzunuz helal olmalıdır. Helalından kazanmak lazımdır, kul hakkı yememek
lazımdır. Aç kalarak, kul hakkının ne kadar önemli olduğunun bilincine varıp, başkalarının açlığının sırrına ermektir. Yüce
peygamberimiz; “Nefsini bilen, Rabbini bilir,” diye buyurmasının hikmeti budur.
Beşinci hikmet; Hakiki oruçlu insan, kınından sıyrılan bir “İnsan-ı kamil”dir. o makamda yapılan ibadet “Amel” olup Hakk’ın
dergahına yazılır.[3]
MUHARREM ORUCU
Kur’anda oruçla ilgili ayetleri ana başlıklarıyla açıklayacak olursak;
Bakara suresi, ayet 184; “Hastalık, yada yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar tutamadıkları günlerin sayısı kadar başka günlerde
oruç tutarlar”
Bakara suresi, ayet 196; “Kuran’da hacla ilgili bazı eksikliklerde orucun fidye olarak tutulması”
Nisa suresi, ayet 92; “Yanlışlıkla ölüme sebebiyet verip, köle affetme cezasını yerine getirmeyenlerin, iki ay kesintisiz oruç
tutması”
Maide suresi, ayet 89; “Yemin bozanların kefaret olarak oruç tutması”
Maide suresi, ayet 95; “Hacda avlanma yasağını çiğneyenin kefaret olarak oruç tutması”
Mücadele suresi, ayet 4; “Hanımların cahiliye adetlerinde olduğu gibi anası, kız kardeşi gibi yakın akrabası ilan edip, boşanmaya
kalkmanın cezası olan köle azadını yerine getiremeyenleri, kesintisiz iki ay oruç tutması geçer.”
Görüldüğü gibi Kur’an bazı suçların cezasında orucun, suçun dünyevi karşılığı olarak tutulmasını söyler.
Asıl başlıklarıyla inceleyecek olursak:
Katl (Kefaret) orucu:
Nisa suresi, ayet 92; “Her halde bir Müslüman’a layık değil ki, haksız olarak bir Müslüman’ı bile bile öldüre. Her kim bir ehli
imanı bilmezlikle ölümüne sebep olsa, esir olmuş bir Müslüman kul veya cariyenin azat edilmesi üzerine farz olur, ve birde
ölünün sahibi aldığı o diyeti sadaka ede veya hiç almaya. Eğer ölü size düşman bir kabileden olsa bile mümindir, bir Müslüman
esiri bay olsun bayan olsun azat etmesi katil üzerine borç olur. Öldürülen aranızda ahitleşme olan bir kavimdense ailesine kan
parası vermek, ve bir mümin köle azat etmesi gerekir, bunları yapmayan Allah’a tövbe ederek iki ay birbiri ardına oruç
tutmalıdır.”
Kur’an, zalim olanları, insan canı alan katilleri lanetlediği gibi diyet ödemekle yani, ceza olarak da iki ay kefaret orucu tutup aç
kalmayı emrediyor. Kerbelanın katilleri acaba bu orucu yaşadılar mı bilemem.
Nisa suresi, ayet 93; “Bir mümini kasten öldürene gelince onun cezası, içinde sürekli kalmak üzere cehennemdir. Allah gazap
etmiştir böylesine, lanetlemiştir onu, çok büyük bir azap hazırlanmıştır ona.”
Günümüz dünyasında bunun yaşanmasına imkan var mıdır? Diğer bir deyimle, adam öldürüp sonrada iki ay oruç tutup,
kurtulmanın yolu olur mu? Yoktur. Çünkü, yasalarımız onun takipçisi olacaktır. Kişinin, yasaların dışında vicdani, ahlaki bir
sorumluluğunun bilincinde olunmasıdır. Allah’ın affetmediğinin bilinmesidir.
meymano24
09-01-2008, 12:39 PM
Muharrem orucu:
Konumuzun başlığı da budur ve asıl konumuzdur. Bu konunun üzerinde etraflıca durmaya ve irdelemeye çalışacağız. Bilindiği
gibi Muharrem ayı kutsal bir aydır. Bu ay haram aylardandır. Bu ayda savaş yapmayı yüce kitabımız kutsallığından dolayı
yasaklamıştır. Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayıdır, ve oruçta bu ayın birinde başlar. Yani hicri yılbaşında başlar. Kurban
bayramının birinci gününden itibaren yirmi gün sayılır, yirmi birinci gün oruç tutulur. Muharrem orucu denmesinin altında,
muharrem ayı yatmaktadır. Muharrem ayının kutsallığı söz konusudur. Muharrem orucuyla ilgili hakim zihniyetin görüşü
şudur; Ramazan orucu gelince muharrem orucu nesh (Kur’an’ı kerim de sonda gelen bir ayetini, önce gelmiş bir ayetteki hükmü
değiştirmesi, kaldırması, hükümsüz bırakması) edilmiştir. Bazı fıkıhçılara göre nesh olayı vardır, diğerlerine göre ise yoktur. Var
ise hangi ayetin nesh edildiğini, hangisinin edilmediği şüphesi içimizde belirmeyecek midir? İmanla güman (Şüphe) bir arada
olması şirk değil midir?
Hangi ayet yürürlükten kalkmıştır, hangisi kalkmamıştır? Ve bunun ölçüsü nedir? Kim bilecek, kim söyleyecek. Mademki nesh
edilmiştir, niçin yerinde durmaktadır?
Nesh edildiğini varsayalım; Bu orucu Peygamber efendimiz tutmuş mudur, tutmamış mıdır? Tuttu ise, Peygamberimiz nesh
edildiğini bilmiyor muydu? Tutmadığını söyleyenlere şunu sormak isterim? Peygamber efendimize Kur’an 40 yaşında geldiğine
göre, Kuran’dan önce Peygamberimizin tuttuğu oruç yok muydu? İbadeti yok muydu? Ramazan orucu vardı ve onu tutuyordu
diyenlere de yine sormak isterim:
Ramazan orucu Kur’anda hangi surededir?
-Bakara suresindedir.
Bakara suresi Kur’an’ın iniş sırasına göre kaçıncı suredir?
-92’nci suredir. [4]
kuranın tamamı kaç suredir?
-114 suredir.
-Kur’an kaç yılda gelmiştir?
-23 yılda.
-23 yılda 114 sure nüzul olduğuna göre, 92. surenin inişi takribi kaç yıla tekabül eder?
-Takriben 20 yıl olsa, Hz.Peygambere 1.Surenin nüzulu 40 yaşında gelmeye başladıysa, bir 20 yıl daha üzerine eklersek yaşı 60 dır.
Hakk’a yürüdüğü yaş ise 63 tür. 60 yıl hangi orucu tutmuştur? (Ramazan orucu Mekke’de değil, Medine de nazil olmuştur.)
Diğer bir deyimle, Bakara suresi gelinceye kadar hangi oruç tutulmuştur?
–Muharrem orucu tutulmuştur. (Bir çok kaynakta vardır.)
Muharrem orucunu da tüm “Yasin ailesi” (Peygamber ailesi) tutmuştur.
Evet o gün Kur’an indirilmeden önce Fatiha, İhlas yoktu, ramazan orucu yoktu!
Niçin? Çünkü, henüz Kur’an indirilmemişti.
O zaman ne vardı? Hangi oruç, hangi ibadet vardı? Yüce kitabımızın ibadetin şekli ile ilgili gösterdiği adres tevhid dininin şekli
yanını gelenekleştiren ilk peygamber Hz. İbrahim’dir... Ve ona uymamızı istiyor.
Hz.İbrahim, olmayan orucu, olmayan ibadeti mi yapıyordu? Oysa peygamberlerin görevi din icat etmek mi, yoksa var olanı
kemalete erdirmek miydi? Peygamberin dini denmez, Allah’ın dini denir.
Efendim! Her peygamber kendinden önce gelen peygamberin şeriatının kaldırıldığı iddiasına gelince; Yüce kitabımızın buyurur
ki;
Ahzap Suresi, ayet 62; “Allah’ın bundan önce gelip geçenler hakkında uyguladığı yasa budur. Allah’ın kanunun da/ tavrında/
davranışında bir değişiklik bulamazsınız.”
Fetih Suresi, ayet 23; “Bu Allah’ın öteden beri işleyip duran yolun yasasıdır. Allah’ın yolunda ve yasasında hiçbir değişme
bulamazsınız.”
İsra Suresi, ayet 77; “Senden önce gönderdiğimiz Resullerimize uygulanan yöntemde buydu. Sen bizim yol ve yöntemimizde
değişme bulamazsın” denilmektedir.
Allah’ın yol ve yönteminde değişiklik olmadığına göre peygamberimizin ve ondan önce gelmiş geçmiş tüm peygamberler oruç
tutuyorlar mıydı? Tutuyorlarsa hangi orucu tutuyorlardı? Peygamber efendimizin yaptığını yapmak, tuttuğunu tutmak sünnet
ise muharrem orucunu neden tutmuyorsunuz? Ve neden yok diyorsunuz? Namaza gelince; Peygamber efendimizin bedeni
hareketlerle yaptığına sünnet deyip onu farzlaştırırken, Muharreme gelince bütün Peygamberlerin tuttuğu bu orucu neden yok
sayıyorsunuz?
Namazın şekliyle, vaktiyle, duasıyla rekatıyla ilgili Kur’an da hangi ayetleri gösterebilirsiniz. Çünkü, Kur’an, namazın tarifini
yapmamıştır. Kılınan namazın şekli Kur’an’ın emri değil, geleneğin uygulamasıdır.
Geleneği din edineceksiniz, Peygamberimizin tuttuğu ve tarihsel kaynaklara göre tüm peygamberlerin şükrane olarak tuttuğu
orucu yok sayacaksınız. İşte buna insafsızlık ve körlük denir. “El insaf min el iman” (insafı olmayanın imanı olmaz).
Bu orucu tutanlar hakikat orucu deyip bütün uzuvları ile yaşayıp gönül kırıp can incitmezken, Ramazan tutmayanlar neden hor
görülür? Hatta zulmedilir, incitilir. Orucun diğer adı “susmak” olduğuna göre niçin susmaz, can incitirsiniz, niçin?
Niçin sadece aç kalmayı oruç sayıyorsunuz?
Niçin; bütün bedeni ve ruhani hareketlerinize iradenizi hakim kılmıyorsunuz?
Niçin; ahlaki boyutunuza orucunuzu hakim kılmıyorsunuz! Açlık insanı bir yere taşımaz.... Peygamberlerin tuttuğu hakiki orucu
tut ki, amaca ulaşasın... Tut ki; amel defterin Ehlibeytten yana olsun...
Tut ki; Bütün peygamberlerin şefaatına mazhar olasın...
Aleviler, Kur’an daki pek çok hükmün ve buyruğun zaman ve mekana kayıtlı olduğuna inanır. Türk boylarının sosyal yaşamı
dikkate alındığında bir ay boyunca yemeden içmeden kesilip oruç nasıl tutacaklardır? Sürekli yer değiştiren, göçebe hayat süren,
dağlarda otlak arayan yoksul insanlara zulüm olmazmıydı? Merhameti ve şefkati bol olan, “dinde zorluğun olmadığını” bildiren
yüce Tanrının böylesi bir zorluğu kullarından istemesi mümkünmüdür?
Muharrem orucunu neden tutuyoruz sorusuna gelince?
· Yüce kitabımızın emri olduğu için,
· Peygamberimiz ve tüm peygamberler tuttuğu için,
· Peygamber Ehlibeytinin sevgisi için,
· Ahlaklı ve erdemli bir insan olup kötülüklerden uzak olmak için,
· Nefsimizi ıslah edip “insan-ı kamil” olmak için, tutuyoruz.
Ve altını çizerek yazıyorum; Aleviler Muharrem ayında, muharrem orucunu tutuyorlar. Peygamberlerin tuttuğu hakiki orucu
tutuyorlar. Bütün peygamberlere kurtuluş olan bu kutsal ay ve o kutsal ayın kurtuluş şükranesine tutulan oruç, bizlere de
kurtuluş olur şükranesiyle tutuyoruz. Çünkü, Ehlibeytten yana olmak demek kurtuluşa erenlerden olmak demektir. Bu oruç
Alevilerin uydurduğu bir oruç değildir.
Peygamberlere kurtuluş olan muharrem ayı, İslam peygamberin torunlarına kan, can, zulüm olur. O kutsal muharrem ayının
onuncu günü kerbelada peygamber torunu İmam Hüseyin ve ailesine, sevdiklerine ölüm / şahadet olur. Kurtuluş ayı Ehlibeytin
izinden gidenler/ sevenler tarafından mateme dönüştürülüp;
“Ah Hasan’ım, vah Hüseyin’im” feryatları / çığlıkları olur. O çığlıklar ki semayı bile ağlatır. Peygamberlere kurtuluş olan ay;
Ehlibeyte şehadet, gözyaşı ve matem olmuştur. Bu kutsal ay Ehlibeyte sevgi ve muhabbet besleyenler için de kurtuluş olacaktır.
Çünkü; onlar, Nuh’un gemisi misalidirler. Her kim o gemiye binerse kurtuluşa erenlerden olacaktır. Hz. Peygamber efendimiz
buyurmuyor mu!; “Benim Ehlibeytim Nuh’un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur, binemeyenler de helak olur” diye.
Aleviler, muharrem orucunu tutarlar ve de İmam Hüseyin’e gözyaşı dökerler, karalar giyip matem tutarlar. O gözyaşları İmam
Hüseyin için bir vefa borcudur. O vefa aslın da tüm insanlığın, insan olanların borcudur.
Çünkü, orada insanlığın, insan olmanın, mazlumluğun, iyiliklerin kavgası vardı. O kavganın sembolü de İmam Hüseyin’di. Biz
İşte o değerlere ağlıyoruz... İmam Hüseyin’le birlikte yitirilen değerlere ağlıyoruz. Orada ölen, yok olan İmam Hüseyin değil,
insanlığın gönlünde lanetlenen zalimlik/ gaddarlıktı. Kim bu değerlere saygı duymaz. Peygamberlere kurtuluş olup şükrane olan
muharrem ayı Ehlibeyt’e can ve kan olur. Onun için muharrem ayını, Peygamber efendimizi ve onun Ehlibeytini sevenler
muharremi mateme çevirmişler ve diğer bir adı da matem ayı olmuştur. Peygamberimiz; “Ben şefaatimi sizlerin, Ehlibeytime
davranış şeklinize göre uygulayacağım” diye buyurur. Başka bir hadisinde de, “Herşeyin aslı ve esası vardır, dinin aslı ve esası da
Ehlibeyt’tir” ve Kuran’da Şura Suresinin 23. ayetinde Ehlibeyt’in sevgisini inananlara farz kılmıştır. İşte biz o değerlere matem
tutar ve Ehlibeyti severiz.
Şu bizim imanımız / Bir imana benzemez.
Anlayanlara manamız çok / Pes gümana benzemez
Mekanımız engindir / Menzilimiz yüce
Ayrı gider göçümüz /Bir kervana benzemez.
Kıblemiz kabe’dir / Yıktığımız nefsimizdir
Tamaşamız, seyranımız / Bir seyrana benzemez.
Namazımız dara durmak / Orucumuz sabretmek
Biz bir oruç tutarız ki / Ramazana benzemez.
Abdestimiz katlanmak / Gusülümüz hem kemerbest
Biz bir zekat veririz ki/ Fitreye benzemez.
Danışmayın ey sofular / Karışmayın bu sohbete
Bu bir kuş dilidir ki / Dil imrana benzemez.
Süleymanlar içinde / Ali’dir Süleyman’ımız
Bizim Süleyman’ımız / Süleymanlara benzemez.
Ey Nesimi sen seni / Bir mani bilir sanırsın
Biz bir deniz geçeriz ki /Bir deryaya benzemez. - Seyyit Nesimi
meymano24
09-01-2008, 12:41 PM
MUHARREM ORUCU VE KUR’AN
Muharrem orucunun Kur’an kaynaklarına gelince;
Bakara Suresi, ayet 183; “Ey inananlar! Oruç sizden evvel ki kitap ehli olanlara farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten
sakınasınız diye, size de farz kılındı.” denilmektedir. Bu ayetten de anlaşılacağı gibi diğer peygamberlere de İslam dininin
kuralları tebliğ edilmiştir. Bu kuralları Yüce Peygamber efendimiz de yaşamıştır, Hz. İmam Ali de yaşamıştır. Çünkü, bütün
peygamberlere farz kılınmıştır.
“Ramazan ayının orucu henüz emredilmeden evvel, Hz. Muhammed, muharrem ayında Hira mağarasına inzivaya çekilerek, oruç
ibadetini tamamlarmış. Sonunda da Nuh Peygamberin kurtuluş çorbasını pişirip fakir, fukarayı doyururmuş.”[5]
Ve aynı kitap devamla;
Bakara Suresi, ayet 183; “Muhammed den evvel olan kitap ehli Peygamberlere hangi oruç farz kılınmıştı?” Muharremin birinden
onuna kadar olan sayılı günler mi kılınmıştı? Yoksa, Hz Muhammed Miraca gidip geldikten sonra, Medine’de inen Bakara
suresinin 185. Ayeti ile farz kılınan ramazan orucu mudur? Kur’an bakara suresinin Medine de geldiğini verir. Hz. Muhammed’in
Mekke’den, Medine’ye hicreti miladi tarih 621’dir. Görülüyor ki, ramazan orucunu farz kılan ayet hicretten sonra gelmiştir.
Muharrem ayının kutsallığı bundan çok ileri tarihlere dayanır. Ve bu da Kur’an da net bir şekilde açıklanıyor,” diye yazmaktadır.
Kur’an; “Oruç, sayılı günlerdir. İçinizden biri hastalanır, yahut yolda bulunursa orucunu yer. Sonra başka günlerde, o yediği gün
sayısınca oruç tutar. Kime oruç zor gelirse her gün için bir yoksulu doyurur.....”
Kuran / Heyet, Ayyıldız Yay. Bakara Suresi, ayet 183, dip not; “Oruç, Allah’a karşı gelenlere emredilmiştir. Salih kullar müstesna
tutulmuştur. Çünkü aç kalmak ibadetten sayılmaz. Orucun manası nefsi ıslah etmek demektir. Salih kullar zaten nefsini ıslah
etmişlerdir. Nefsini ıslah etmeyen zaten mümin olamaz”
Kuran / Heyet, Ayyıldız Yay. Bakara Suresi, ayet 184; “Oruçların en hayırlısı yalan, hile ve haksızlığı terk etmektir.”
Araf Suresi, ayet 142; “Hz. Musa’ya kırk gün gece ikrarlanmasına ol otuzu verdik ol otuzu on gece ile tamam ettik ve Hz. Musa
dahi kardeşi Harun’a dedi; sen yerime vekilsin Aşiret arasında olan işleri sulh et bu emrimin icrasını yapmayan fesatçılara tabi
olma,” denilmektedir.
“Bu emirlerden on gün ve geceye and içen Allah’ın bu gün ve gecelerini oruçla geçirenlerin Allah’a itaat edenler olacağını
açıklaması da Muharrem orucunun Allah’ın emrettiği ve müminlerce tutulması gereken oruç olduğunun en açık kanıtıdır.
“ŞEHİHALMÜŞLEM” kitapta Hz. Muhammed’in on gün muharrem orucu tuttuğunu ve Hüseyin’e matem diye oruç
tutturduğunu yazmaktadır. Gene aynı kaynakta Muharrem orucunun Hz. peygamber döneminde farz olduğunu, peygamberin
Hakk’a yürümesinden sonra müminlerin orucu olan muharremin tutulmadığını yazmaktadır.”[6]
Fecir Suresi, ayet 1-2; “Andolsun fecre / On geceye.” Bu ayetlerin muharrem ayında birleştiklerine dair bir çok kaynaklar
mevcuttur. Aleviler de bu orucu Allah rızasına, Ehlibeyt aşkına tutmaktadırlar.
Birini tutan Hakk’ın yeter
İkisini tutan günahın atar
Üçünü tutanlar cennette yatar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.
Dördünü tutana veli dediler
Beşini tutana ulu dediler
Altısını tutana dolu dediler
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.
Yedisin tutan havada uçar
Sekizin tutan hülleler biçer
Dokuzun tutan cennetin açar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir.
Pir Sultan Abdal’ım onunda zahmet
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir. - Pir Sultan
Bunları yazdıktan sonra, şunu söylemek istiyorum. Kişi ister Muharrem orucunu, ister ramazan orucunu tutar ve yaşar. Ve
bunları Allah rızasına yapar. Her şey Allah rızası içindir. Kimsenin kimseyi kınaması ve “yanlış”tır demesi hem o insanı ve hem
de Allah’ı incitir.
Çünkü; Yüce kitabımız “LA İKRAHE FİD DİN.” (Dinde zorlama yoktur.) Çünkü, Din vicdan harekatıdır. Allah ile kul arasındadır
diyerek dine inanmayanları korumaya çalışırken, Kur’an-i yorum farklılığından dolayı İslam’ı yaşayanlara neden zulüm edilir?
Bir insan isterse Kur’an’ın bütün şekli boyutunu yaşayabilir ve isterse de Kur’an’ı derinliklerin;yani asıl olan mesajını kavrayıp
uygulayabilir. İslam’ın asıl amacı öz boyutudur. Çünkü Kur’an geliş yoluna bakmaz sonuca bakar, sonuçla ilgilenir. Din amaç
değil, Tanrı’ya gitmede sadece araçlardan biridir.
İbni Kayyum; “Hakk’a varış hangi yoldan olursa olsun Allah’ın dini ve emri içerisindedir,” der. Yani;asıl amaç Hakk’a varmaktır.
İşte orucu da hakikat orucu olarak tutacaksın ki Allah’ın muhabbetini sırda muhafaza edebilesin.
MATEM TUTMAK
Atlarının üzerinde dimdik, ellerinde mızrak ve kalkanlarıyla vakur bir havayla Şam sokaklarından geçiyorlardı. Suskun ve
yıldırılmış halk derin bir acıyla geçenleri izliyordu: Yer yer feryatlar duyuluyordu. Çıplak develere bindirilmiş Ehlibeyt kadınları
içler acısı durumdaydılar, perişandılar, bitkinlerdi. Acıların sonsuzluğunu yaşıyorlardı.
Şam mescitlerinden Ezan-ı Muhammedi okunuyordu. Mızraklarının uçlarında yirmi iki baş taşıyorlardı. Bu başlar
tanınmıyorlardı, kanlar içindeydiler.
Bu başlardan birisi, alemlerin rahmeti Hz. Muhammed’in gözbebeği, “Onu inciten beni incitir” dediği İmam Hüseyin’in başıydı.
O mübarek baş yaşamı boyunca zulme ve haksızlığa eğilmemişti. Dedesi Hz. Muhammed Mustafa’nın öpüp kokladığı baştı.
Kanlara ve topraklara bulanmış yüzü halen gülüyordu.Onca zulüm ve acı onu inancından ve davasından koparamamıştı. Gözleri
açıktı ve sanki haykırmak istiyordu; “Zulme boyun eğmeyin, sonu ölüm olsa bile” Ehlibeyt kadınları çıplak develer üzerinde
perişandılar. Bunlar; alemlerin rahmetinin ev halkıydı, kadınlarıydı, namusuydu. Dolayısıyla da İslam aleminin de namusuydular
ve bizlere emanet edilen iki emanetten biriydiler. Emanetler Şam sokakların da halka teşhir ediliyorlardı.
Mescitlerden Ezan-ı Muhammedi okunuyordu. Muhammed den şefaat diliyorlardı. O gün Kerbela da güneş batmıştı. Güneşin
isyanı ve kerbelanın zulmü vardı. Yer gök feryatlar içindeydi. Kerbela da kan ve gözyaşları vardı. Kısaca yer ve gök mateme
bürünmüştü.
Düştü Hüseyin atından sahray-ı kerbalaya
Cibril git haber ver sultan-ı Enbiya’ya. - Kazım Paşa
İşte kerbela’dan kısa bir kesit. İnsan olan kim ağlamaz ve matem tutmaz ki? Öyleyse sormak lazımdır;
Matem nedir?
Matem: Yas tutmak anlamındadır. İslam’da matem yoktur diyenlere şunu sormak lazımdır? İslam, duygusu, aşkı, hüznü olmayan
kupkuru bir din midir? İnsan komşusu bile ölse radyosunu veya televizyonunu kapatarak o ailenin acısına ortak olur. Hz.
Muhammed ailesinin kan ağladığı bir günde nasıl olur da hüzünlenilmez, onlarla birlikte matem tutulmaz. Hıristiyanlar Hz.
İsa’nın bindiği zannedilen beyaz katırın nalını mücevher sanduka içinde saklarken, kendilerine Müslüman’ım diyen zalim güruh
ise Resulullahın çocuklarını 35 yıl sonra parçaladılar. Ailesini darmadağan ettiler. Sevenleri ise halen gözyaşı dökmektedirler,
matemdedirler. Bu matemi, Ehlibeyti sevenler ve onların yolunu sürenler Hz. İmam Hüseyin’in şahadetinden beri yaşıyorlar. Su
içmeyerek, eğlence, düğün v.s. yapmayarak, muharrem orucunu tutarak onların acılarına da ortak oluyorlar. Su içmeyerek
susuzluğun ne demek olduğunu tâ yüreklerinin derinliklerinde hissediyorlar. Oruç tutarak nefis denen yaramaz fiillerini ıslah
ediyorlar. Zaten oruç bütün bedenin orucu değil midir?
Muharrem ayı öyle bir ay ki; Allah’ın bizlere sevmeyi farz kıldığı
“Muhammed, Ehlibeyt’inin kan ağladığı gündür. Başsız mübarek cesetlerin Kerbela çöllerinde kanlar içinde mızraklar ucunda
gezdirildiği gündür. Bu ayda arş-ı alem mateme bürünüp karalar bağlamıştır.”
Kabe’nin siyahlara bürünmesi matem sırrını bizlere ispat etmiyor mu? Matem çekenlerin kalbine kara taş basması Kabe’nin
göğsünde taşıdığı kara taş (Hacer-ül esvet) bunu hatırlatmıyor mu? Zemzem suyu gözyaşı değil midir? Hz. İmam Hüseyin şehit
olmakla dedesi Muhammed Mustafa’nın ve babası İmam Ali’yyel Murtaza’nın yakmış olduğu ışığın sönmemesini sağlamıştır.
Onların canı pahasına İslam ışığı sönmemiştir. Hak için, adalet için, insanca ve korkusuzca yaşamanın onuru için, şahadet
şerbetini içmişlerdir. Hz. İmam Hüseyin’e gitme küfeliler vefasızdır diyenlere; “Evet dedikleriniz doğrudur, fakat zulüm altında
inleyen mazlumların Tek ümit ışığı biziz. Bir can için bu mazlumların ümit ışığını nasıl söndüreyim” diye buyurmuştur.
O ümit; sevenlerine şefaat olarak dönecektir.
O ümit; yolunu sürenlere kurtuluş olacaktır. Ahlaklı yaşam olacaktır. Dosdoğru yolda olmayanlara karşı başkaldırı olacaktır.
Bu ay Ehlibeyti seven ile sevmeyenin ayrıştığı aydır. Tevella ve teberra ayıdır.
Alevilikte, “Tevella ve teberra” kavram çifti var. Tevella da Veli kavramı var. Yani Velayet (Dostluk) dairesine girmek demek. Bu
ilahi dostluk, menfaatsiz ve riyasız olarak, Allah’ı sevenlerle Sevgi Rabıtası içine girmektir. İman edip yararlı iş yapınca Rahman
bir sevgi yaratacak diyordu ya. Sevgi dairesine girdiğin zaman kendiliğinden Tebarra gerçekleşir. Teberra, beri olmak demek,
kastedilen Allah’ın sevmediklerinden beri olmaktır.” [7] Bu ay mah-ı muharremdir.
Matem donunu giydi bulutlar bölük bölük
Baran gamında koptu vü tufan ya Hüseyin.
Gökler boyandı mateme gün giydi karalar
Mahv oldu arada mah-ı taban ya Hüseyin.
Hz. Hüseyin sevenle sevmeyenin terazisi olarak can vermiştir. Evet sizler terazinin hangi yanındasınız? Sevenlerden mi,
sevmeyenlerden mi?
meymano24
09-01-2008, 12:42 PM
ON MUHARREM VE KANLA YAZILAN MESAJ
Tarih 10 Ekim 680, günlerden Cuma, vakit öğleden sonra ikindi.
Yer; Kerbela,
Eli silah tutan bütün erkekler kılıçtan geçirilmişti. En son şehit de Muhammed evladı Şehitler şahı İmam Hüseyin’di. Bu Faciadan
sadece İmam Zeynel Abidin kurtulmuştur. O da hastadır, çaresizdir.
Ehlibeyt kadınları etten duvar oluşturarak can pahasına korumuşlardır onu. Ve o örülen etten duvarı kıramamışlardır.
İmam Hüseyin’in vasiyeti vardır o yiğit kadınlara. Onu koruyun, zalime teslim etmeyin.
Bir tarih kana bulanmıştır, figana bulanmıştır, Kanla yazılmıştır.
O tarihten bu yana sevenleri olarak cümle alem yastadır. Alem matemdedir.
Çünkü; Hakk Muhammed Ali yoluna ikrar verilmiştir. O yol sürülecektir, o yol gidilecektir.
O yola olan sevgimizden dolayı göz yaşı döküyoruz.
O yola verdiğimiz ikrardan dolayı matem tutuyoruz. Gözyaşı dökmesini bilmeyen insanın içinde sevgi ve bağlılık olmaz.
Riyasızca sevmenin kanıtıdır göz yaşı.
Bağlılığın, muhabbetin en güzelidir, içtenliğidir gözyaşı.
İmam Hüseyin’e ağlamak; Onlara zulüm yapanları lanetlemektir.
İmam Hüseyin’e ağlamak; Alemlerin serveri, Muhammed Mustafa’nın yakmış olduğu ışığın sönmemesi için, evladını, yakınlarını,
kendisine ikrar verenlerin, O ilkelerin yaşaması için canlarını verdikleri bu değerleri koruyanlara destek vermektir, onlardan
yana olmaktır. Onların yolunda olmaktır.
Bin dört yüz yıl sonra bunları dile getirmenin amacı nedir? Unutun gitsin. Bu günkü resmi dinin anlayışı budur.
Geçmişi inkar edebirsiniz. Geçmişe karşı da çıkabilirsiniz. Ama geçmişi yok edemezsiniz. Çünkü ortak geçmiş, bizim de
geçmişimizdir. Geçmişi yok etme gayreti boşunadır. Geçmişi yok edersen, geleceksiz kalırsın. Geçmişi inkar da öyle. Çünkü
insan, geçmişi anımsadığı ölçüde vardır ve geleceğe koşabilir, daha da önemlisi geçmişe bakarak nereye koşabileceğini bilebilir.
Geçmişi yok ederek yapılan her eylem, gün gelir, geçmişin hayaletleri tarafından geri püskürtülür. Bu insanlık içinde, tarih içinde
böyledir. Tarih de tekerrürden ibârettir. Tarihten ders alınırsa bir daha tekerrür etmez. Eğer ders alınmazsa Kerbela’lar devam
eder. İşte o dersi almaktır. O olayı yapanları, o olayların faillerini kınayıp, yüreğimizde mahkum etmezsek, Zalimin zulmü devam
eder. Zalimin zulmünü lanetlemiş bir inancın sahipleri olarak intikamcılığın peşinde olmamız asla söz konusu olamaz. Yüreği
kinle yüklü bir toplumun geleceği de olmaz ve güzel bir yaşamda kuramaz. Çünkü, güzel bir yaşam tüm istediğimiz, geçmiş ve
geleceği bir birine bağlı bir çevrede kurulabilir ancak…
Bin dört yüz yıl sonra bu olayın faillerini de aramıyoruz.
Çünkü, Yüreğin de birazcık insan sevgisi taşıyan her vicdan bu olayı zaten yüreğinde mahkum etmiştir. Bu olaydan ders alanlar
da zalim olamaz.
Bu olaydan ders alan kişiler; insani değerlere sahip olanların rahmetle anıldığını bileceklerdir.
Bu olaydan ders alanlar; Namuslu, ilkeli, erdemli olmanın değer olduğunu bileceklerdir.
Çünkü Hz. İmam Hüseyin orada hilafetin kavgasını vermemiştir. İnsani değerleri yok etmeye çalışanların yolunu kanıyla
kesmiştir.
Bu olay; dünya tarihinde insanlığın sürekli izlediği hayrın ve şerrin kavgasıdır.
Bu olay; zulme, batıla, yalana, talana, ahlaksızlığa ve dünya menfaatlerine tapmaya karşı, bilerek, isteyerek ve can verilerek bir
destan yazılmıştır.
Bizler bu destan önünde dara durup, Gerçege Hû, diyoruz.
İsra Suresi, ayet 107; “De ki; Kur’ana ister iman edin, ister etmeyin, kendilerine ilim verilmiş olanlara o (sözlerimiz) okunduğu
zaman saygıyla yüzüstü kapanır secde ederler.”
İsra Suresi, ayet 109; “Ve ağlayarak yüzüstü kapanırlar (secde ederler) Bizi anmak onların ruhlarında ki sevgiyi arttırır.”
Hz. Peygamber efendimiz de buyurur ki: “iki göz vardır ki kör olmaz. Biri vatanını bekleyip nöbet tutan, diğeri Allah rızası için
gözyaşı dökendir.”
Allah’a muhabbet arttı mı hüzün de artar. Gözyaşıyla içiniz yıkanır ve temizlenir. Hüzün bizi Allah’a yakınlaştırır. Bedenin
abdesti su ile, nefsin abdesti gözyaşıyla, aklın abdesti ilim ile, ruhun abdesti ise aşk ve muhabbet iledir. Gözyaşı nehire benzer,
nehrinde amacı ummana karışmaktır.
Alevi inancı; Cebiri, şiddeti, kini ve nefreti yasaklamıştır. Bu olaydan ders aldığı için yasaklamıştır.
Hallac-ı Mansur; Bağdat çarşısın da bir gayri Müslim’le tartışan müridini görünce, hemen onu azarlar. Ona şunları söyler;
“Yavrucuğum! Dinlerin tümü Allah’ındır. Her dinle bir kitleyi meşgul ediyor. Her kitle kendileri için seçilmiş dini izliyor. Kendi
irâdeleriyle seçmiş oldukları dini değil. Bir insan, bir başkasını, izlediği din yüzünden itham edebilmek için, o dinin o kişi
tarafından özgür iradeyle seçilmiş olduğunu kanıtlamış olması lazımdır.
Şunu bil ki; Bütün dinler değişik unvanlardır. Değişik adlardır. Hepsinin ortak amacı birdir ve değişmez.”
Devam eder Hallac; “Tüm dinler üzerinde derin-derin düşündüm. Titizlikle araştırdım hepsini. Bir esasa oturan değişik kollar
olarak gördüm cümlesini.” İşte dinler budur.
Hz. İmam Ali de; Mısır valisine mektup yazarak şu öğüdü verir; “Halka merhametle muameleyi adet et. Onları sevmeyi, onlara
karşı yiyeceklerini, içeceklerini ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme. Çünkü; halk iki sınıftır. “Bir kısmı dinde kardeştir sana,
öbür kısmı yaradılışta eştir sana.”
Evet Kerbala ayrımcılığın, nefretin, intikamcılığın adı değil. O manevi şemsiyenin altında bir olup sevgiyle insanlığı
kucaklamanın adıdır. İmam Hüseyinler olmanın adıdır. Yollarını sürmenin adıdır ve kanla, canla yazılmış bu mesajın sırrına
ermenin adıdır. Bu mesaj tüm insanlığa ve insan olanlaradır.
MUHARREM ORUCUNUN YASAKLARI
Muharrem orucunun veya muharrem ayının en büyük problemi budur desek yanlış söylememiş oluruz. Çünkü, Alevi İslam
anlayışında her şey yerli yerine oturtulamadığı için, merkezi bir otorite oluşturulamadığı için, ister istemez yöresellikler/
farlılıklar olması kaçınılmazdır. Kur'an, “Dini zorlaştırmayın, kolaylaştırın” demesine rağmen muharrem ayı gelince kelimenin
tam anlamıyla zorlaştırılması için elden gelen her şey yapılmış veya yaptırılmıştır. O kadar çok yasaklarla karşılaşırsınız ki adete
yasaklar bombardımanına tutulursunuz. Birileri bu orucun tutulmaması için her şeyi yapmıştır.
Oysa, Kur’an; Taha Suresi, ayet 2; “Zora sürmek, sıkıştırmak, bunaltmak için indirilmedi”
Oruç, daha önce de belirttiğimiz gibi istek ve aşkla tutulmalıdır. Tüm uydurma merasimler, yapay şartlara bağlanmamalıdır.
Çünkü; Alevi İslam inancı şekilciliğin adı değil, özü kabullenmenin adıdır. Muharrem ayın da öz yok edilmiş, şekilcilik ön plana
çıkarılmıştır. Domates, patlıcan, soğan, patates, elma, portakal v.s. kesmek yasak. Niçin? Bizim köyde öyle yapıyorlardı. Bu
yasakların kaynağı nedir? Diye sorulduğunda da; İşte o meçhul dur. Tasavvuf, aklın ve ilmin adı ise o zaman sormak isterim: Bir
Alevi memur, tıraş olmadan, banyo yapmadan nasıl işine gidecektir? Bir subay bu şartları yerine getirmeden nasıl görevini
yapacaktır? Önünde iki seçenek vardır; İşinden istifa edecek veya orucu tutmayacak. Hangisini yapmak istersiniz?
Dün köylerimizde bunu uygulayabilirdik ama şimdi köyde değiliz ki! Diğer bir soruda: On iki gün boyunca su veya sulu gıdalar
hiç almadan orucumuza devam edersek, insan vücudunda tahribatlara yol açmaz mı? Amaç, sağlıklı insanı bu koşullarda oruca
sürükleyip hasta etmek mi yoksa sağlığını koruyarak mı orucunu tutmalıdır? Hangisi?
Allah insanlara zulüm etmeyi sevmez. Zulüm nefsimizdendir. Öyleyse vücudumuza zulüm etmeden sağlıklı başlayıp sağlıklı
orucumuzu bitirmeliyiz. Aklımızla, ruhumuzla bu orucu yaşamalıyız. Tutulur olabilmesi için bu kadar mesnetsiz yasaklardan
kaçınmalıyız.
Öyleyse muharrem ayında neler yapmamalıyız?
Muharrem ayın da eğlence yapılmaz; kan akıtılmaz, kurban kesilmez, can incitilmez, düğün, nişan, sünnet ve benzeri eğlenceler
yapılmaz. Et yenilmez, su içilmez, eğlence yerlerine gidilmez. Et niçin yenilmez? Kan akıtılmaması için yenilmez. Su içilmemekle
de kerbela da Hz. Hüseyin ve sevenlerinin çektikleri sıkıntıları, susuzluğu hissetmektir. Ruhumuzda yaşatmaktır. İmam
Hüseyin’in ve diğer Kerbela şehitlerinin çektikleri acıyı ve zulmü beynimiz de, kalbimizde ve yüreğimizde hissetmektir.
Onlar gibi yaşayıp, onlar gibi inanıp, onlar gibi yaşamımızı pak etmeliyiz.
Zalimlerden yana değil, mazlumlardan yana olmanın değerini ve faziletini bilmeliyiz.
Ahlaklı yaşayıp, kul hakkı yemeden, onurlu yaşamanın erdem olduğunu bilmeliyiz. Yarın ulu divana yani onların karşısına alnı
açık, yüzü ak olarak çıkmalıyız.
Çünkü Kur’an; “İmamlarınızla birlikte sorgu-sual edileceksiniz” diye buyuruyor.
Muharrem orucunu tutmadan, matemini yaşamadan hangi yüzle onlardan şefaat dileyebilirsiniz ki!
Hangi yüzle...
Kısaca, Orucumuzu tutacağız, matemimizi yaşayacağız. Ama; On iki gün boyunca yıkanmadan, tıraş olmadan, elbise
değiştirmeden değil, bunları yaparak ama matemde olduğumuzu hiç unutmadan tertemizce yaşayacağız. Allah hiç pisliği sever
mi?
Sulu gıdalar alarak, su mümkün olduğunca içmeyerek, çayınızı ve diğer içecekleri içerek ama, zevkini yapmadan ihtiyacımız
kadar susuzluğumuzu giderip orucumuzu tutacağız ve matemimizi yaşayacağız.
Ulular ulusu yüce Allah sırrı kerbelanın hakkı için oruçlarımızı ve matemimizi kabul eyler inşallah.
umutçiçeği
09-01-2008, 12:45 PM
paylasim ıcın sagll can bılgılendırdıgın ıcın eyvalah
Birgülll
10-01-2008, 12:21 AM
Arkadaşlar Ben Bir şey Sormak Istiyorum.. Allah Kabul Ederse Oruç Tuttum.. Ama O Kadar çok şey Söyleniyor Ki Orucumuz Açma Saati Hakkinda...güneş Batinca Mi ? Ezandan 5 Dk. Sonra Mi ?
Derviscemal
10-01-2008, 12:30 AM
Arkadaşlar Ben Bir şey Sormak Istiyorum.. Allah Kabul Ederse Oruç Tuttum.. Ama O Kadar çok şey Söyleniyor Ki Orucumuz Açma Saati Hakkinda...güneş Batinca Mi ? Ezandan 5 Dk. Sonra Mi ?
Sevgili Bacım,
Orucun oniki imamlar dergahına kayıt olsun. Güneş battıktan sonra hava kararmaya başlayınca orucunu açabilirsin. Kafanı bulandırma bu inanç yüzyıllardır atalarımız tarafından böyle gelmiştir. Modern bir hale getirelim derken şekle koymak isteyenlere elinde kaşık oruç açmak için bekleyenlere itibar etmeyin.
Hava kararınca elinizi yüzünüzü yıkayıp pirimize duamızı, niyazımızı edip ev halkı ile rızalık alıp orucunuzu acabilirsiniz.
alewi_alew
10-01-2008, 12:53 AM
bişey sorucam canlar güneş batınca erken olmuyomu biraz güneş 5te batıyo çünkü...babam 6.30da açalım dedi geçen senede öyle açtık dedi...şimdi ne yapcaz biz???
Derviscemal
10-01-2008, 12:55 AM
bişey sorucam canlar güneş batınca erken olmuyomu biraz güneş 5te batıyo çünkü...babam 6.30da açalım dedi geçen senede öyle açtık dedi...şimdi ne yapcaz biz???
Sevgili dost,
Oruçlarımızı güneş batınca açarız bizler. Ama büyüklerimiz bu konuda daha öz verilerdir ne kadar geç açarsak daha sevaptır derler.. Ondan dolayıdır ki bizler oruçlarımızı saatle açmayız güneş battıktan sonra uygun bir zamanda açarız..
türkügözlüm58
10-01-2008, 02:32 AM
Sağolasın Can Emeğine sağlık..
*Gül*
10-01-2008, 02:47 AM
emegine saglık çok önemli bilgilerr sagolasın
*Gül*
10-01-2008, 02:53 AM
http://tbn0.google.com/images?q=tbn:EStRXHYLvR2KYM:http://www.**********.com/photoplog/images/26123/1_photo8ow1_1_.jpg (http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.**********.com/photoplog/images/26123/1_photo8ow1_1_.jpg&imgrefurl=http://www.**********.com/photoplog/index.php%3Fn%3D243&h=741&w=1024&sz=274&hl=tr&start=9&um=1&tbnid=EStRXHYLvR2KYM:&tbnh=109&tbnw=150&prev=/images%3Fq%3DHZ%2BAL%25C4%25B0%2BRES%25C4%25B0MLER %25C4%25B0%26svnum%3D10%26um%3D1%26hl%3Dtr%26sa%3D X)
YA ALİ SEN SENDEN MEDET
Alihaydar arili
10-01-2008, 02:58 AM
merhaba canlar..ben buna oruc diyemem.cünkü bizimkisi oruc degil arkadaslar.bizimkisi YAS veya MATEM diyebiliriz.bende bu YAS imizi tutuyorum.eger bir bilene sorarsaniz veya alevi derneklerimize gideniniz varsa oruc diyen calar bunu iyi sekilde ögrenebilirler.YA HÜSEYIN..
*Gül*
10-01-2008, 03:01 AM
http://www.abkyol.nl/images/onikiimam2_160.jpg Oniki Imamlar
Aleviler, Hz. Muhammed’in hakka yürümesinden sonra Müslümanlara önderlik etmesi gereken kişilerin Ehlibeyt soyundan olmaları gerektiğine inanırlar. Buna kaynak olarak ta Kuran-ı Kerim’in Azhap Suresi 33. Ayeti gösterirler. Bu Ayet şöyle: “Ey Ehlibeyt Allah sizden her türlü pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmek diler.” Bu Ayetin anlamı, Ehlibeytin doğuştan arı olduğu bu anlamda da imamlığın Ehlibeytin soyundan gelen kişilerin hakkı olduğudur. Bilindiği gibi Ehlibeyt, Peygamberin ailesidir, soyudur. Peygamberin soyu da, yani Ehlibeyt Hz. Ali kanalıyla devam etmektedir. Dolayısıyla önderlik (halifelik) Hz. Ali ve çocuklarının hakkıydı. Ama maalesef bırakın Ehlibeytin imamlığını, ortada müthiş bir Ehlibeyt düşmanlığı vardı. Bu düşmanlık aslında biçimde Ehlibeyteydi. Bu düşmanlığın asıl hedefi İslamdı. Çünkü bu düşmanlığı geliştirenler Cahilliye döneminin azılı putperestleriydiler. Bu düşmanlığın sonuçları günümüze kadar da devam etmektedir. Bu düşmanlık öyle bir hal aldı ki, başta Hz. Ali olmak üzere bütün soyu büyük zulümler gördü. Ve on ikinci İmam Mehdi’nin dışında diğerleri genellikle zehirlenerek şehit edildiler. Hiç biri vadesiyle hakka yürümemiştir.
On iki İmamların Alevilikte çok büyük bir anlamı vardır ve Aleviler ibadetlerinde her zaman on iki İmamlara bağlılıklarını dile getirip onları anarlar. Kısaca belirtmek gerekirse; on iki İmamlar –bir bütün olarak- Aleviliğin temel yapı taşlarındadır. Bunlara ek olarak Aleviler on ikinci İmam Mehdi’nin bir gün gelip kendilerini kurtaracağına inanırlar.
araknafobia
10-01-2008, 03:22 AM
Hicri 1 Muharrem 1429 tarihine denk gelen 10 Ocak 2008 günü Anadolu Aleviliği inancı için büyük önemi olan yas –matem- orucu başlıyor. Kerbela’da onca gün süren vahşetin sonunda İslam’ın peygamberi Hz.Muhammed’in torunu, İmam Ali’nin oğlu İmam Hüseyin ve onunla birlikte olanlardan yetmiş iki kişi 10 Muharrem 61 (miladi 10 Ekim 680) de katledildiler. Katliamın acısını yüreklerinde hisseden Anadolu Alevilerince yüzlerce yıldır Muharrem orucunu yani yas-ı matem’i tutmaktadırlar.
Çocukluğumda dedem her Muharrem’de çevresine topladığı torunlarına sanki kendiside Kerbela katliamın içindeymişçesine yaşanan vahşeti anlatırdı. Anlatırken başka zaman sert yüz ifadesinin yansıdığı gözlerine Hünkar’ın dediği gibi hayatın acı suyu dolardı.
Önce hayatın derin çizgileri ile buluşmuş olan göz altına dolan acı suyu bizim şaşkın bakışlarımız altında oradan usulce yanaklarından süzülürdü. Her anlatmasında onun orada İmam Hüseyin ile birlikte olduğunu, onun yanında savaştığını düşünürdüm.
Seksen küsur yaşındaki, heybetli duruşu ile cesaretini, korkusuzluğunu ve hepsinden önemlisi sertliğini dışa vuran koca adam anlatırken bütün duygularını akıtıyordu.
Aleviliği İslam’dan etkilenmiş ancak İslam’ın içinde görmeyen hatta yeri gelsin İslam ile bağlantısız sayan kesim açısından Muharrem orucunun yani yas-ı matem’in ne anlama geldiğini düşünmeden edemiyorum.
Bir yandan İslam’ın peygamberi Hz.Muhammed’in torunu ve İmam Ali’nin oğlu olan İmam Hüseyin’in ve onunla birlikte olanların Kerbela’da katledilmelerinin yasını tutacaksın diğer yandan Alevilik İslam dışıdır diyeceksin. Acaba biz Aleviler zeka özürlü müyüz diye soruyorum kendime. Madem Aleviliğin İslam ile alakası yok madem İslam’ın içinde yer alan bir inanç/mezhep/yol değil o halde neden bu matem, neden bu yüreklerde duyulan acı, neden gözlerden süzülen gözyaşı. Bizimle inancımızla alakası olmayan, inancımızı bağlamayan bir olayın matemini tutup, acısını yüreğimizde hissediyorsak olsa olsa zeka özürlü olmamız gerekir.
Muharrem orucunun anlamı için Alevilik İslam içi-dışı tartışmalarında bazılarınca taraf kabul edilen AABF’nin resmi internet sitesinde yazılanları okumak gerekir. Ne yazılmış AABF’nin www.alevi.com sitesinde;
“Kerbela Katliamı, Anadolu Alevilerinde her yıl Muharrem ayında anılır. Bu katliamda hasta olması nedeniyle Hz. Imam Zeynel Abidin`in kurtulması ve Hz. Ali`nin soyunun devam etmesi nedeniyle de Allah`a şükredilir. (…)Aşure`den sonra verilen sofra gülbenki ‘ … Ey yüce Rabbim! Ehl-i Beyt soyuna, zulm eden zalime lânet olsun. Ehli Beyt´e ve onun soyuna rahmet olsun. Bizleri de Hz. Muhammed´in şefaatından mahrum etme, Ya Rabbim ! Lokma hakkında, sofra hürmetine, erenlerin keremine, cömertlerin demine Hüü diyelim!’ “
İslam, İslamiyet ve Müslümanlık kelimelerinin anlamlarına, içeriklerine bakarak, bugün görülen ve yaşanan XV-XVI. asırda şekillenen içerisinde İmam Ali kültü, Oniki imam kültü, Kerbela kültü ve bunlara benzer kültlerin yer aldığı Aleviliği değerlendirmeden Aleviliğin İslam içi-dışı olduğunu tartışmalarına başlamak bile haksızlık olur.
10 Ocak 2008 günü başlayan Muharrem orucunu yas-ı matem olarak, yüreğinde acıyı hissederek oruç tutmaya çalışanların İslamlı Aleviliği karşısında yüreğinde değil dilinde Muharrem orucu olan İslamsız Aleviliğin karşısında ne denile bilir ki!
açelya
10-01-2008, 03:42 AM
benim bu siteye üye olmamında bir nedeni alevilik hakında daha kapsamlı bir şeyler öğrenmekti şu yaşıma kadar hep aynı gözlüklerle bakyormuşum yada hep aynı şeyler anlatıldı durdu ama buraya üye olduğumdan beri bir şeyler anlamaya ve çözmeye başladım bilgilerime başka yeni bilgiler ekliyorum öğreniyorum ve daha çok bağlanıyorum bu bilgileride bize sunana da teşekkürle emeğine sağlık can yüreğine sağlık(astokomlu)
Al-Yeşil
10-01-2008, 03:55 AM
bilgi için teşekkürler..
Al-Yeşil
10-01-2008, 04:00 AM
teşekkürler eline sağlık....
Birgülll
10-01-2008, 05:08 AM
Derviş Cemal, Orucumu Açabilirmiyim ?
*Gül*
10-01-2008, 05:27 AM
http://www.biriz.biz/merak/kerbela2.jpg
Kerbela Faciası
serdar_17
10-01-2008, 05:54 AM
merhaba:
Ah Hasanım Vah Hüseynim deyişini nerden bulabilirim..
yardımcı olursanız cok sevinirim..
Teşekkürler..
xeval_12
10-01-2008, 07:34 AM
Ellerinize sağlık canlar.
Arkadaş ve çevremden duyumlarım var, bazılarımız oruçlu olduğu müddet içerisinde normal yediği yemek tarifesini kısıtlamadan sadece su içmiyor ve et yemiyor...
Bu zamanın anlamı önemlidir.Yüreğimizde hissetmeliyiz.
Ben güneşin doğumundan batımına kadar ağzıma hiç bir nesne koymam ve 12 gün boyunca su ve et başda olmak üzere çeşitli gıda maddeleri tüketmem.
Eğer içimizde oruç içerisinde yemek yiyen kişiler varsa lütfen biraz daha kısıtlı yesin ve aklının bir köşesinde matemini bulundursun...
Saygılarımla...
pelinnn
10-01-2008, 08:09 AM
hakikaten süper olmuş
zeynepeylem
10-01-2008, 12:36 PM
Yuregine saglik can oldukca egiticidiydi.
YEZIDE LANET PIRIME RAHET.
burcuzeugma
10-01-2008, 01:30 PM
paylaşım ve bu guzel bılgıler ıcın emegınıze saglık canlar
sercesme
11-01-2008, 01:43 AM
Gel Dilber Ağlatma Beni Şah-ı Merdan Aşkına
Dü Cihanın Ranimasi Şir_i Yezdan Aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin
Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına
deste günaydinin bir kasetinde vardi bu mersiye
ve çok güzeldir.
bende var ama bozuk çikiyor sesi
nerden bulsam acaba
sercesme
11-01-2008, 01:48 AM
Gel Dilber Ağlatma Beni Şah-ı Merdan Aşkına
Dü Cihanın Ranimasi Şir_i Yezdan Aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin
Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına
deste günaydinin bir kasetinde vardi bu mersiye
ve çok güzeldir.
bende var ama bozuk çikiyor sesi
nerden bulsam acaba
virane
11-01-2008, 02:14 AM
Hür Şehid de Kerbela'da çürümez
Hakk'tan emir yoktur kalkıp yürümez
İmam Hüseyin'in kanı kurumaz
Şehidler serdarın gördün mü durnam.
Hazreti Eyyüb'ün nikabın kaldır
Tende iki kurt var neye maildir
Biri ipek sarar birisi baldır
Bunların sırrına erdin mi durnam.
seyyah34
13-01-2008, 07:37 AM
Yolunuz geçti bir kere ''kerbeladan''... Ya imamı Hüseyin Ya imamı Hasan ne güzel bir cesaretki sizlerde ölüme koştunuz Hak için. Sanmayınki içemedik bir tek biz suyu diye. Yasımız bir yüreğimiz bir acımız bir. Yanıyoruz bizde kanamışız suya. Bizler sizden aldık cesareti görüyorsunuz dime birliğimizi dirliğimizi. Sizlerden el sürmüş dedelerimiz geliyor evlrimize. Sahipsizliğimizi birkez bile düşünmedik. Yüz sürüyoruz ellerine sizmişsiniz gibi. Onlar başlarımızın tacıdır elbet çıralıkları helaldir. Senden bir cevher kapmak için. Sizler gibi soyumuz için mücadele etme cesaretini bizlere aşılamaları için. Gelin görün senelerdir bizlere yapılan. Ama bir an bile umuduzu yitirmedik senin gücün ile. Bizlere yardım edin zulme karşı direnmek için. Yardımcımız olun Ya imam Hüseyin Ya imam Hasan Ya Pirlerin piri Ali..... Hayır duanızı eksik etmeyin....
karçiçegi
21-01-2008, 03:34 AM
Allah Razi Olsun Bilgilendirmeniz Için Devamini Da Bekliyoruz...
AleviNeval
21-01-2008, 05:04 AM
çok sağol arkadaşım hazırlıyan emeği olan herkese teşekkürler..
-lal-
22-01-2008, 10:37 PM
aleviliği , dinimizi bilmeyen cahil insanlardan olmadığım ve doğru yolumu bulduğum için ne kadar şükretsem azdır.Ama işimiz çok zor canlar..neler duyuyorum neler görüyorum..isyan ediyorum..ama biliyorumki sakin ve dingin olmak,akıllı ve güzel insan olmak gerekiyor.
Öğrencilerime geçen sordum aleviliği biliyormusunuz? die..sanki hiç uzaylı gördünüz mü? gibi bir soru sormuşum gibi bana baktılar..Bir öğrencim; hocam allah bizi doğru yoldan ayırmasın..alevilikmi allah korusun..demezmi..!
of işte böyle canlar..ağzım dilim lal oldu sanki..:confused: :( :mad:
Fukara-i Abdal
27-12-2008, 06:44 AM
hatirlatma
Ekinbaşak
27-12-2008, 10:07 AM
Aşk-ile tığlar çekip adaya karşı durmuşuz
Ol sebepten kavm-i süfyan:"Eşkıya" derler bize
Baş-ü can terkeyleriz bizler "İmamlar" aşkına
Bende-i Şah-i Şehidi Kerbela derler bize
Gerçi Derliyem, benim derdim yetimler derdidir
Çek elin benden tabibi! Bideva derler bize
bahozz
29-12-2008, 02:22 AM
emegıne saglık...oruc kacta acılıyo isrda...yazarmısınız
astokomlu
29-12-2008, 05:50 AM
Garki huni kerbelayım Ya Hüseyin senden medet.
Mateminle gam fezayım Ya Hüseyin senden medet
berak
30-12-2008, 05:34 AM
emeginize sağlik .okurken bile çok duygulandim .Aslinda bilmediğimiz o kadar çokşey varmişki.
türkügözlüm58
30-12-2008, 01:43 PM
emegıne saglık...oruc kacta acılıyo isrda...yazarmısınız
Oruç açmanın saati yoktur can..Bizler orucumuzu hava iyice kararınca açarız...
türkügözlüm58
30-12-2008, 01:44 PM
Ah Hasanım Vah Hüseynim
Bu gün matem günü geldi
Ah Hasanım vah Hüseynim
Senin derdin bağrım deldi
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Benimle gelenler gelsin
Serini verenler versin
Hüseyinler şehit olsun
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Kerbelanın yazıları
Şehit düştü gazileri
Fatma Ana kuzuları
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Kerbelanın önü düzdür
Geceler bana gündüzdür
Şah kerbelada yalnızdır
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Gökte yıldız paralandı
Şehriban ana daralandı
Şah Hüseyin yaralandı
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim
Bir su verin masum cana
Zalim içti kana kana
Fatma Ana yana yana
Ah Hasanım vah Hüseynim
Şehit olmuş Şah-ı Merdan
Şah hüseynim vah Hüseynim...
Kazım Balaban
30-12-2008, 03:01 PM
emegıne saglık...oruc kacta acılıyo isrda...yazarmısınız
Değerli Can
Buna Oruç denmez. Yas-ı Muharrem denir. İnsanlar yas çeker, hüzün duyarlar. Oruç bu yaslar içinde bir tanesidir. Ayrıca adı da Oruç değil, -Niyet açma- dır. Niyet açmanın da zamanı yoktur. Dayanabildiğiniz kadar tutarsınız.
Bir şey daha var. Ogundu Orucu.
Buna oruç denir. Yas-ı Muharremde tutulur.
Ancak Ogundu orucunda ya oruç açılmaz veya ağza bir parça tuz alınarak oruç açılmış gibi yapılır ve orucu bir veya bir kaç gün devam edilir.
Ogundu Orucu genellikle 3 gün sürer.
Yaslı canlar bu süre içinde bir şey yemez ve içmezler.
Ancak ogundu orucu elbettes çok zordur. Bilhassa yazın 3 gün susuz kalmak çok zordur.
Tutanlara Şahı Kerbela yardım etsin.
Bilginize
Kazım Balaban
Alevi_İpar_24
30-12-2008, 10:59 PM
Mehdi Dede'm gelse gerek
Ali ' Divan kursa gerek
Haksızları kırsa gerek
İntikamını ala bir gün
Pir Sultan Abdal
23asi_azem62
03-01-2009, 03:25 AM
tşkL gercekten gerekLi bir bilgi..
astokomlu
03-01-2009, 11:23 AM
Kerbelada Al-Ü Evladına Kurban Olmuşun
Bende Rahında Fedayım Ya Hüseyin Senden Medet
Kesseler Ger Başımı Döne Cenabından Şaha
Aşkı Ali Abayım Ya Hüseyin Senden Medet
bygezgin
07-01-2009, 01:37 AM
sağol . kardeşim
Ekinbaşak
07-01-2009, 03:31 AM
Düştü Hüseyin atından, sahrayı kerbelaya
cibril git haber ver sultanı enbiya ya.
Ya Hüseyin
Ya İmam Hüseyin, şehitler serdarısın ya imam Hüseyin
senin aşk'ınla yanar bu yürek
aşk'ının selinde boğula gerek
bu yola canı, başı koydum ya hüseyin
yezide lanet olsun, lanet ki onun soyuna
eğer bir yanlışım olursa yoluma, al kanların içinde kalan ya Hüseyin
indir babanın kılıcı zülfikarı boynuma,
zeynebin canı bin kez feda olsun yoluna Ya Hüseyin
Ağlarım bu gün senin için
kerbela şehitleri için, ali ekberim, abbasım için
seni dünya'ya getiren Hz. Fatıma'tül zehra için
yetimlere bir damla su diye feryadı figan eden kızın zeynep için
abbasın kesilen kolları için
yolundan, sevginden ayırma bizi ya Hüseyin.
Erenlermakamı
14-12-2009, 07:12 AM
Güncelleme
Erenlermakamı
14-12-2009, 09:48 AM
Bilgilendirme için saolun canlar...
vBulletin® v3.6.5, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.