PDA

: Bektaşi Şiirinde Sıkça Telmih Edilen Bektaşiler


Mustafa Kemal
27-11-2006, 11:14 AM
Nurgül Özcan

Bektaşi Şiirinde Sıkça Telmih Edilen Bektaşiler

Bektaşi anlayışının en yaygın işlendiği edebi tür şiirdir. Bektaşi tekkelerinde okunan nefeslerle ilahi bir boyut kazanan bu şiirler, günümüze kadar canlılığını devam ettirerek gelmiştir. Bu anlayışı dile getiren ozanlar, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde ellerinde sazlarıyla zengin örnekler sunmuşlardır. Bektaşiliğe kaynaklık eden bu şiirler aynı zamanda Türk halk edebiyatının en zengin bölümünü oluşturmaktadır.

Bektaşi şiiri, bir takım görüşleri İslam öncesi Türk yaşayışlarına ve inanışlarına dayanan, sonraları Ahmed Yesevi’nin tasavvufi görüşünden etkilenerek Hacı Bektaş Veli ile pirini bulan ve kendine özgü bir anlayışa dönüşen, zaman içinde Türk toplumunun sosyal zenginliği içinde Alevi, Bektaşi, Hurufi, Kalenderi, Kızılbaş, Tahtacı, Batıni vb. heterotoks topluluklardan çıkmış şairlerin çoğunlukla nefes, ilahi, deme, deyiş, taşlama, ağıt vb. gibi genellikle Türklerin milli nazım şekli olan koşma tarzında meydana getirdikleri, çoğunlukla saz eşliğinde dile getirilen şiirlerdir.

Bütün bu özellikleriyle zengin Bektaşi şiiri Türk tasavvuf edebiyatı ile âşık edebiyatı özelliklerinin başarılı bir şekilde yoğrulduğu, anlayışı ve özellikleri bakımından kendine özgü bir şiirdir. Bektaşi şairleri, Bektaşi tarikatı dışında da bir çok şairi etkilemiştir.

Tekke edebiyatının en dikkate şayan kısmı olan Bektaşi edebiyatı, diğer tarikat edebiyatlarından sonra âşık edebiyatını vücuda getirmiştir. Bugünkü âşık edebiyatında Bektaşi fikri ve temayülleri ağır basmaktadır. Âşıkların bir kısmının Halveti, Kadiri, Mevlevi olmalarına rağmen hemen hepsinde Bektaşi ruh ve edası hakimdir. Âşıkların büyük bir kısmının Bektaşi olan Yeniçeriler arasından yetişmeleri de bu hususta çok manidardır.[1]

Bektaşi şiirinde, Bektaşi inancına dair düşünceler ve özel terimlerle bu tarikatın erkânına sıkça yer verilmiştir. Allah-Muhammed-Ali sevgisi yanında Oniki İmam ve tarikatın büyükleri şiirlerde sıkça yer alır.

Esaslarını büyük ölçüde eski Türk şamanizmi ve tasavvuftan alan ve Yunus Emre’den sonra 15. asırdan itibaren kuvvetli şahsiyetlerini yetiştiren Bektaşilik; Ahilik, Abdallık, Hurufilik, Kızılbaşlık, Kalenderilik ve Haydarilikten unsurlar alıp bir halita-fikir meydana getirdi. Bu fikir halitasını terennüm eden şairler, aşk ve muhabbetle Allah-Muhammed-Ali üçlüsüne, Âl-i Abâ'ya, fazlın uluhiyyetine harflerin sırlarına Hacı Bektaş Veli’nin Muhammed ve Ali’den ayrı olmadığına, tarikatın müşkillerine, ayin ve usullerine, Seyyid Gazi, Kızıl Deli Sultan, Balım Sultan gibi Bektaşi büyüklerinin menkıbelerine ve Yezid’in mel’unluğuna dair duygu ve düşünceleri, sade, halkın anlayabileceği bir dille ve umumiyetle hece vezni ile terennüm ettiler.[2]

· Bektaşi şiirinde ismi en çok telmih edilen başta Hz. Ali olmak üzere Oniki İmamlardır.

· Bunların dışında tarikatın piri olarak Hacı Bektaş Veli şiirlerde sıkça anılır.

Bu çalışmamızda bunların dışında kalan Bektaşilerden sıkça telmih edilenleri ele alacağız. Bu şahısların kısa biyografilerin ardından Bektaşi ozanlarınca bu şahısların ele alınışı, şiirlerinden seçilen metinlerle gösterilecektir. Bu şekilde Bektaşi ulularının, şairlerin dünyasında nasıl bir yere sahip olduğu hangi açılardan, hangi özellikleriyle şiirlere konu edildiği örneklenecektir.

Kızıl Deli Sultan

Asıl adı Seyyid Ali’dir. Alevi-Bektaşi pirlerinin büyüklerindendir. Lakabı Kızıl Deli’dir. Çok sayılan ve sevilen bir ermiştir. Yunanistan Dimetoka’da dergâhı vardır. Hacı Bektaş Veli’nin ölümü üzerine postnişin olmuştur. Kosova savaşına katılmıştır.[3]

1. Murad zamanında Yeniçeri ocağının kuruluşunda hazır bulunmuş dua etmiş ve askere ak börk giydirmiştir. [4]

Şiirlerde Kızıl Veli, Kızıl Deli, Seyyid Ali, Seyyid Sultan gibi isimlerle anılan Seyyid Ali’den övgüyle sözedilir:

Biz Urum abdalıyız serdarımız Kızıl Veli

Çeşmimizde şu’le-i envârımız Kızıl Veli

Bülbül-i şeydâ biziz gülzârımız Kızıl Veli

Dinimiz imanımız ikrarımız Kızıl Veli

Nur-ı Ahmed Hayder-i kerrârımız Kızıl Veli

Kanda baksak dem-be-dem dîdârımız Kızıl Veli

Virani Abdal[5]

Tasavvuf geleneğini yansıması olarak bir çok tarikat büyüğünden istendiği gibi Seyyid Kızıl Veli’den manevi yardım istenir:

Ey erenler evliyalar serveri

Himmet eyle bize şah Seyyid Ali

Tarik-i nacinin sensin rehberi

Himmet eyle bize şah Seyyid Ali

Pir Sultan Abdal[6]

Gönül arzu kıldı yüzün görmeye

Kızıl Deli Sultan aman mürüvvet

İster senden bir kılağuz olmağa

Kızıl Deli Sultan aman mürüvvet

Fakir Ednâ[7]

Balım Sultan

Asıl adı Hızır Balı’dır. 1428 yılında doğmuştur. Dimetoka’da Kızıl Deli Sultan Dergâhı’nda yetişmiştir. “1499 yılında II. Bayezid’in çağrısı üzerine İstanbul’a gelir. Padişah’ın buyruğu üzerine Hacı Bektaş Dergâhı’na gelir. 1520 yılında Hacı Bektaş’ta pîr evinde vefat eder. Türbesi Hacı Bektaş Velî tekkesindedir.”[8]

“Balım Sultan’ın vazifesi Anadolu Alevîlerini Şiilik propagandasından korumaktı. Bu suretle Hacı Bektaş dergâhına gelerek pîr postuna oturmuştu. Bektaşilikte yenilikler yapmış, (Mücerret babalık) usulünü ihdas etmiştir. Aynı zamanda Oniki İmam âyini, Oniki çırağ gibi inançları getirmiştir.”[9]

Balım Sultan Bektaşiliği yazılı bir temele oturtmuş, Bektaşiliğin tarikat niteliği kazanmasında büyük hizmetleri olmuştur. Bu yüzden kendisine “Pîr-i Sani” (ikinci pîr) denmiştir.

Bektaşiler Balım Sultan’ın varlığı ile övünürler.

Çok şükür olsun Allah’a

Bizim Sultân Balım’ız var

Yalan değildir billahi

Din Muhammed ulumuz var

Kul Bayramlı[10]

Müminin Kâbesi gönül evidir

Kudret hazinesi Hakk’ın yeridir

Pîrim cansız duvarları yürütür

Balım Sultan gibi ballarımız var

Derunî Abdal[11]

Balım Sultan, Bektaşi tarikatinin ikinci pîri olarak isim yapmıştır. Bütün Bektaşilere baş olmuştur:

Kazak Ahmet aydur rivayet ettim

Üç yüz altmış eri ziyaret ettim

Baş budur biliniz ki hikayet ettim

Mürsel Dede oğlu Balım Sultan’dır

Kazak Abdal[12]

Ta ezelden bendesi olup etmişim

Yoluna can feda Balım Sultan

Gözüme tutiya ayak toprağın

Çekem kuhl-i cilâ (süme) Balım Sultan

İbrahim[13]

Balım Sultan da bir çok tarikat ulusu gibi kendisinden manevi yardım beklenen bir şahsiyettir:

Çağırdım Hak bir Muhammed Ali

Balım Sultan Hacı Bektaş Velî

Mürüvvet erenler günahkar kulu

Erenler indinde yüzden düşürme

Alioğlu[14]

Balım Sultan gerçek sırr-ı Ali’sin

Mü’minlerin kanadısın kolusun

Pîrim Hünkâr Hacı Bektaş Velî’sin

Cansız duvarları yürüten meded

Kul Hüseyin[15]

Balım Sultan Bektaşi şairleri tarafından çeşitli vesilelerle övülür. Kazak Abdal, Balım Sultan için bir medhiye yazmıştır:

Erenlerin lokmasından yer isen

Gerçek imamların aslı der isen

Dinle pendi sana derim er isen

Mürsel Baba oğlu Sultan Balım’dır

Kazak Abdal[16]

Perişan fetheyle hayra dehanın

Daima zikretsin Hakk’ı zebanın

Eşiğine baş koy Balım Sultan’ın

Hayırlar fetholsun şerler defolsun

Perişan Baba[17]

Abdal Musa

Abdal Musa 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başlarında yaşamıştır. “Horasan’dan gelmiş Antalya’nın Elmalı İlçesi, Tekke Köyü’nde dergâhını kurmuştur. Büyük Türk Mutasavvıfı Kaygusuz Abdal’ın şeyhidir. 17. yüzyılda yazılmış 'Abdal Mûsa Velayetnâmesi' bulunmaktadır.”[18]

“Abdal Mûsâ XIV. asırda Garbî Anadolu’da şöhret kazanarak menkıbeleri Osmanlı Devleti’nin ilk devirlerine ve hatta yeniçeriliğin kuruluşuna ait rivayetlerle çok karışmış ve Bektaşi ananesinde eskiden beri mühim bir mevki almış olan erenlerdendir.”[19]

Abdal Musa, “Hacı Bektaş Velî’nin akrabasıdır. Bektaşi ulu ariflerindendir. Elmalı’daki dergâhı Hacı Bektaş dergâhından sonra sayılan dört büyük dergâhtan (asitâne-i Bektaşiyân) biridir. Payesi, sultânlık, Bektâş dergâhındaki hizmet postu ayakçılık, mertebesi abdâllıktır.”[20]

Abdal Musa, Bektaşi tarikatinin ilklerinden olması sebebiyle şiirlerde sıkça yer alır. Kendisine muhabbet beslenir, hürmet duyulur. Şiirlerde bu özellikleriyle anılmaktadır. Abdal Musa’dan da Bektaşiler diğer tarikat ulularından olduğu gibi himmet (manevi yardım) isterler.

Dedem beni muhabbetin çoşturur

Coşturur da yüce dağlar aştırır

Aştırır da Kaygusuz’a düşürür.

Himmeti erişti Abdal Musa'nın

Kul Hüseyin[21]

Derdlilere sensin derman olucu

Zahirde batında Şâh Abdal Musa

Muhammed Ali'nin kadrin bilici

Mürüvvet ma’deni kân Abdal Musa

Kul Şükri[22]

Urûm abdalları gelir dost deyü

Eğnimizde hırka post deyü

Hastaları gelir derman isteyü

Sağlar gelir şahım Abdal Musa’ya

Kaygusuz Abdal[23]

Abdal Musa değişik özellikleri ve sıfatlarıyla Bektaşi şiirlerine konu olmuştur.

Gönülün pasını silici sensin

Hikmetin remzini bilici sensin

Kahredüb alemi kırıcı sensin

Akar kılıcından kan Abdal Musa

Kul Şükri[24]

Cân keşf etti ta olunca dil âgâh

Pîrim Abdal Mûsa istedi nâgâh

Eşiğidir kıblem Kâbe’m eyvallah

Yüz sürüben secdegâha gelmişem

Kalbî[25]

Kaygusuz Abdal’ın şeyhi olan Abdal Musa, özellikle onun şiirlerinde sıkça yer alır ve tabii olarak övülür. Kaygusuz Abdal ayrıca Abdal Musa’yı anlatan şiirler yazmıştır.

Beylerimiz elvan gülün üstüne

Ağlar gelir şahım Abdal Mûsa’ya

Urûm abdalları postun eğnine

Bağlar gelir şahım Abdal Musa’ya

Kaygusuz Abdal[26]

Kaygusuz Abdal

Mustafa Kemal
27-11-2006, 11:15 AM
Anadolu’da gelişen Türk tasavvuf edebiyatının büyük temsilcilerindendir. "Asıl adı Alaeddin Gaybî olan Kaygusuz Abdal, XVI. asrın ortalarında Alâiye’de doğmuştur. Doğum tarihi H. 742? M. 1341-1342'den eskiye gidemez. Bir rivayete göre ailenin bir tarafı Anadolu Selçukluları’na dayanmaktadır. Zamanının bütün ilimlerini tahsil etmiştir. Genç yaşta Elmalı’daki Abdal Mûsa’ya intisap ederek Kaygusuz adını almış ve uzun müddet Abdal Mûsa’nın hizmetinde bulunmuştur. M. 1444 yılında vefat etmiştir. Manzum ve mensur bir çok eser bırakmıştır."[27]

Bektaşi şairleri, Kaygusuz Abdal’ı serdarları olarak anar. Bir tarikat ulusu olarak hürmet gören Kaygusuz Abdal, aynı zamanda edebi yönüyle de Bektaşileri etkilemiş bir şahsiyettir.

Kaygusuz Sultan’dır bir serdârımız

Kara donlu cândır türbedârımız

Kanber Ali Sultan şehsüvarımız

Necef deryasının gevheriyiz biz

Türabî[28]

Bektaşi, pîrinin manevi yardımıyla Kaygusuz Abdal’a, onun makamına ulaşır. Böylece onun da manevi yardımına erişir.

Dedem beni muhabbetin çoşturur

Coşturur da yüce dağlar aştırır

Aştırır da Kaygusuz’a düşürür.

Himmeti erişti Abdal Musa'nın

Kul Hüseyin[29]

Kaygusuz Abdal ile Abdal Musa’nın tarikat içindeki ilişkisi şiirlerde yer alır.

Baba Kaygusuz’dan almış cehdini

Gördün mü İbrahîm Ethem vaktini

Padişahlar tâcı ile tahtını

Yoklar gider bizim Abdal Musa’ya

Velî[30]

Bektaşi şairleri Kaygusuz Abdal’dan manen yardım isterler.

Kaygusuz Abdal uyan

Aşkı bil aşka boyan.

Şöyle demiştir diyen

Var edep öğren edep

Malatyalı Sadık Baba[31]

Pir Sultan Abdal

Bektaşi edebiyatının başarılı temsilcisi olan Pir Sultan Abdal 1502-1576 tarihleri arasında yaşamıştır. Sivas’ın Yıldızeli ilçesi Banaz köyündendir. Asıl adı Haydar’dır.

“Şâh İsmail’in oğlu Şâh Tahmasp zamanında yaşamıştır. Anadolu’da bir isyan hareketinin başına geçen ve Sivas’ta asılan Pîr Sultân Abdal, Bektaşi edebiyatının en lirik ve orijinal şairidir. Buluşlarındaki kudret, ifadesindeki içlilik, mevzularındaki hayatiyet bakımından da zümre edebiyatında eşi yoktur.”[32]

Halk dilini başarılı bir şekilde şiirlerinde kullanan Pir Sultan Abdal, coşkulu lirizmi ve tabiat sevgisiyle kendisinden sonra gelen bir çok şairi etkilemiştir.

Bir sözüm vardır tutana

Er odur Hak’tan utana

Kul olmuşuz Pîr Sultan’a

Eşiği de kıblegâhtır

Kul Himmet[33]

Devrani der ağlayarak

Gözyaşlarm çağlayarak

Pîr Sultan’dan söyleyerek

Ben şiiri böyle yazdım

Devrani[34]

Pir Sultan’ın soyu Oniki İmam’lara kadar götürülür.

Aradılar Pîr Sultan’ın aslını

Görelim ki ne söyletir yaradan

Dinleyiniz şerh edeyim vasfını

Zuhur oldu Kâzım Mûsa Rızadan

İsmail[35]

Tasavvuf kültüründe tasavvuf yolunun büyüklerinden manevi yardım isteme bir gelenektir. Bektaşi şairleri de bu geleneğe bağlı olarak başta Hz. Ali olmak üzere Oniki İmam’dan yardım istemişlerdir. Tarikatın pîri olan Hacı Bektaş Veli de şiirlerde en çok manevi yardım istenen şahsiyettir. Bunların dışında tarikata hizmetleri geçen ve tarikat içinde manevi ağırlığı olan şahsiyetler şiirlerde sıkça telmih edilmiştir. Bu şahsiyetlerden

· genel olarak manevi yardım istenmekle birlikte

· bunların hayat hikâyeleriyle ilgili hadiselere, menkıbelere yer verilmiş,

· bu şahsiyetlerle övünülmüştür.

Bektaşi şairlerince sıkça telmih edilen Bektaşilerin bir başka özelliği de bu şahsiyetlerin edebi niteliğidir. Özellikle Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdâl şiirleriyle, şairlikleriyle kendilerinden sonra gelen bir çok Bektaşi şairini etkilemişlerdir. Bu şahsiyetlerin tarikat içindeki yeri ve önemine değinilerek onlarla övünülmüştür.

Bektaşi şairleri, şiirlerin içinde bu şahsiyetlere yer verirken zaman zaman da şiirlerinin tamamında bu şahsiyetleri anlatmışlar, onlara medhiyeler yazmışlardır. Bu şekilde tarikatın uluları ve onları övme geleneği sonraki ozanlara taşınmıştır.



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Umay Günay: Aşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi. Ankara 1986: 12.

[2] Şükrü Elçin: Halk Edebiyatına Giriş. Ankara 1986: 9.

[3] Cahit Öztelli: Bektaşi Gülleri. İstanbul 1985: 122.

[4] İsmail Özmen: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi, C. 1. Ankara 1995: 71.

[5] İsmail Özmen: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi, C.2. Ankara 1995: 474.

[6] Öztelli 1985: 122.

[7] İsmail Özmen: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi, C. 3. Ankara 1995: 84.

[8] Belkıs Temren: Bektaşiliğin Eğitsel ve Kültürel Boyutu,.Ankara 1995: 86.

[9] Enver Behnan Şapolyo: Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi. (İstanbul 1964): 322,323.

[10] Sadeddin Nüzhet Ergun: Bektâşî Edebiyatı Antolojisi. İstanbul 1955: 204.

[11] İsmet Zeki Eyuboğlu: Alevî Bektâşî Edebiyatı. İstanbul 1991: 233.

[12] Abdulbaki Gölpınarlı: Alevî Bektâşî Nefesleri. İstanbul 1992: 109.

[13] Öztelli 1985: 114.

[14] Özmen 1995 (C.3): 93.

[15] Turgut Koca: Bektâşî Nefesleri ve Şairleri. İstanbul 1984: 8.

[16] Ergun 1955: 20.

[17] Gölpınarlı 1992: 154.

[18] Abdurrahman Güzel: Dini Tasavvufi Türk Edebiyatı. Ankara 2000: 233.

[19] M.Fuat Köprülü: Edebiyat Araştırmaları, C. 2. İstanbul 1989: 418.

[20] Muhtar Yahya Dağlı: Bektâşî Nefesleri. İstanbul 1935: 7.

[21] Özmen 1995 (C. 2): 359.

[22] Özmen 1995 (C. 3): 301.

[23] Eyuboğlu 1991: 109.

[24] Özmen 1995 (C. 3): 301.

[25] Özmen 1995 (C. 3): 271.

[26] Gölpınarlı 1992: 107.

[27] Abdurrahman Güzel: Kaygusuz Abdal’ın Mensur Eserleri. Ankara 1983: 36-37.

[28] Eyuboğlu 1991: 292.

[29] Özmen 1995 (C. 2): 359.

[30] Gölpınarlı 1992: 115.

[31] Özmen 1995 (C. 3): 375.

[32] Gölpınarlı 1992: 17.

[33] Gölpınarlı 1992: 35.

[34] İsmail Özmen: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi, C. 5. Ankara 1995: 283.

[35] Özmen 1995 (C. 3): 163.